Etiket: Bölgenin

  • Hizmete girdiğinde bölgenin en büyüğü olacak

    Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde yaptırılan yaklaşık bin 200 kişi kapasiteli Beşikdüzü Ceza İnfaz Kurumu’nun inşaatı bitti açılışı bekleniyor.

    Bu yılın Ağustos-Eylül aylarında hizmete girmesi beklenen cezaevi, dünya standartları üzerinde olup son sistem teknoloji donanımlı. Cezaevi içerisinde her türlü sosyal alan bulunurken, 202 dönüm arazi üzerine inşa edildi.

    Cezaevi içinde açık ve kapalı binalar ile lojmanlar, askeri bina, atölye ve teknik binalar yer alırken bölgenin en büyük cezaevi olduğu kaydedildi.

    Cezaevi ile ilgili bilgiler veren TBMM Çevre Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, yaklaşık 30 milyon TL’ye mal olan cezaevi inşaatının bittiğini söyledi. Balta “Bölgenin en büyük cezaevlerinden bir tanesi. Cezaevi, yaklaşık bin 200 kişilik olup 30 milyon TL’nin üzerinde para harcandı. Şu an inşaatı, fiziki mekanları tamamen bitmiş durumda. Personel kadrosu tahsis edilmiş, yakın zamanda açılışı bekleniyor” dedi.

    Balta, Beşikdüzü ilçesine cezaevinin yanı sıra bir taraftan da Organize Sanayi Bölgesi’nin ikinci etabının yapıldığına dikkat çekerek “Hükümetimiz sadece burada değil, Trabzon’un bütün ilçelerinde aynı şekilde çok önemli çalışmaları var” dedi.

  • Bölgenin organik yemi Dicle Üniversitesinden

    Dicle Üniversitesi (DÜ) Ziraat Fakültesinde organik hayvancılık faaliyetlerini yaygınlaştırmak ve çiftçilere eğitim vermek amacıyla aylık 300 ton üretim kapasiteli organik yem fabrikası kuruldu.

    DÜ Ziraat Fakültesince GAP Bölge İdaresi Başkanlığı ve Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın desteklediği proje ile üniversitesi bünyesindeki arazide aylık 300 ton kapasite üretim yapabilen organik yem fabrikası kuruldu. Organik yem üretimin olmadığı bölgede bu açığı kapatmak ve organik hayvancılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ve girişimcilerin yem tedarik sıkıntısını gidermek amacıyla kurulan tesis 200 bin liraya mal oldu. Yem üretiminin yanında çiftçilere hayvanlara verilecek yemin içeriğini hazırlama eğitimi veriliyor.

    DÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Denli, tesisin saatte yaklaşık olarak 2 ton yem üretim kapasitesinde olduğunu belirterek, “Burada ürettiğimiz organik yemleri proje kapsamında ürettiğimiz organik tavuklara verdik. Ancak tabi buranın kuruluş amacı sadece kendi tesisimiz için değil, bölgede organik hayvancılık faaliyetini yaygınlaştırmak için yem tedariki sağlamak amacıyla kuruldu. Projemizde pilot uygulama olarak burada üretimi gerçekleştirdik. Organik üretim ile ilgili çiftçilerimize eğitimler verdik. Üretimin başından sonuna kadar ne şekilde yapılacağını uygulamalı olarak gösterdik. Bölgemizde organik yem üretimi yok. Biz de bu açığı kapatmak için en azından organik hayvancılık yaygınlaşana kadar bu tesisi kurduk. Talep edildiği takdirde yem tedarikini sağlamaya çalışacağız. Organik hayvancılık bölgemizde yaygınlaştıkça da diğer girişimciler kuracakları tesislerde bu yemi üretebileceklerdir. Ayda 300 tona yakın yem üretebilecek kapasitedeyiz” dedi.

    “Makineler her türlü yemi üretecek şekilde dizayn edildi”

    Tesiste şuan kanatlı kümes hayvanlarının yemlerinin üretildiğini aktaran Prof. Dr. Denli, “Talep edildiğinde büyükbaş ve küçükbaş hayvan yemlerini de üretme şansımız var. Makinelerimiz bunu üretebilecek şekilde dizayn edildi. Burası tabi küçük kapasitede bir yem fabrikası. Geçen yıl kurduk. Organik yem üretebilmemiz için organik yem ham maddelerine ihtiyaç var. Organik yemin diğer normal geleneksel yemden farkı; organik yem ham maddelerinde genellikle mısır, soya küspesi, buğday, arpa gibi yem ham maddeleri kullanabiliyoruz. Tabi bu yem ham maddelerinin organik tarım esaslarına göre yetiştirilmiş sertifikalı ürünler olması gerekiyor. Bunlar tarlada yetiştirilirken kontrol ve sertifikasyon kuruluşu üretimi denetliyor. Organik tarım kurallarına göre bir üretim varsa bu sertifikayı veriyor. Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) olmaması gerekiyor. Sentetik bir takım katkı maddelerinin kullanılmaması gerekiyor. Bu sertifikalı bir şekilde üretilmiş yem ham maddelerini getirip hayvanların ihtiyaç duyduğu besin madde gereksinimini karşılayacak şekilde oluşturduğumuz rasyon formulasyonlarıyla üretebiliyoruz” diye konuştu.

    “Yem ham maddelerini de üreteceğiz

    Yem ham maddelerinin dışarıdan ilgili kurum ve kuruluşlardan tedarik ettiklerini aktaran Prof. Dr. Denli, bir sonraki aşamada üniversite bünyesindeki arazilerde projeler geliştirerek organik yem ham maddelerini de üretmeyi planladıklarını söyledi. Denli, şunları kaydetti:

    “Böylece hem kurduğumuz deneme ünitelerinde bu yemleri kullanabileceğiz hem de dışarıdan talep edildiğinde tedarik sağlayabileceğiz. Çiftçilerimize, girişimcilerimize bu yeni hayvancılık üretim modelinde karşılaşacakları tedarik sıkıntısını en azından karşılayabilelim. Bir yem ham maddesinin veya bir yemin organik olup olmadığını bakarak anlayamıyoruz. Oradaki bilgilere dayanarak biz bunun organik olup olmadığını bilebiliriz. Yoksa yemin antibiyotik içerip içermediğini, GDO’lu olup olmadığını anlama şansımız yok. Biz ürün alırken ambalajlarda ürün alıyoruz. Ambalajları ile beraber hem sertifikası geliyor hem de diğer ürünle ilgili bilgiler geliyor. Kuşku duyabilirsiniz ama üretim aşamasında hem yem örneklerinden hem de hayvansal bir üretim varsa elde ettiğimiz gıda örneklerinden de analiz için gönderiyoruz. Laboratuvarda hem antibiyotik katkısı olup olmadığını hem de GDO olup olmadığını test ediyoruz. Test sonucunda eğer bir olumsuzluk yoksa ürünümüz organik yem olmuş oluyor. Yem üretiminin yanında çiftçilerimize rasyon hazırlama desteği de verebiliyoruz. Hayvanların besin madde gereksinimlerini bölgemiz koşullarını göz önüne alarak, sahip oldukları yem ham maddelerini kullanmak suretiyle rasyon desteği de çiftçilerimize talep edildikleri takdirde verebiliyoruz. Hayvancılıkta yem maliyeti toplam giderlerin yüzde 70-75’ine tekabül etmektedir. Bu da hayvanlara verilecek yem içeriğinin yani rasyonun önemini bir kez daha ortaya çıkarıyor. Doğru rasyonla doğru bir üretim yapılabilir. Bölgemizin temel eksiklerinden bir tanesi de yanlış rasyon uygulamaları ile hayvanların beslenmesidir. Verim kayıplarına neden olmaktadır. Biz bu alanda da teknik desteği çiftçilerimize veriyoruz.”

  • Elazığ TSO Başkanı Alan, “ Küçük sanayi sitesi bölgenin çekim merkezi haline gelecek”

    Küçük sanayi sitesinin il ekonomisinin göz bebeği olduğunu belirten Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (Elazığ TSO) Başkanı İdris Alan, yapılacak olan çalışmalarla birlikte sitenin bölgenin çekim merkezi haline geleceğini kaydetti.

    Elazığ TSO Başkanı İdris Alan ve beraberindeki heyet, küçük sanayi sitesi esnaflarını ziyaret ederek sorun ve beklentileriyle ilgili görüş alışverişinde bulundu. Site esnaflarının yoğun ilgisi ile karşılaşan Başkan Alan, sanayi sitesinin geliştirilmesinin kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesiyle mümkün olacağını ifade etti.

    Sanayi sitesini önemine değinen Elazığ TSO Başkanı İdris Alan, “Sanayi sitemiz ilimiz ekonomisinin göz bebeği bir yer. Gerek istihdamı gerekse üretim kapasitesi ve deneyimi ile ilimiz sanayi altyapısının çok önemli bir gücü. Bugünkü Organize Sanayi Bölgesinin temelini teşkil eden, ülkemizdeki bir çok sanayi kuruluşuna usta yetiştiren bir merkez. Elazığ sanayi sitesinin tarihten gelen bu misyonu ve Türkiye genelindeki bilinirliğini yükseltmek ve özellikle son yıllarda kasıtlı bir şekilde yıpratılmaya çalışılan imajını yenilemek için çok ciddi manada bir kampanya başlatmak istiyoruz. Bununla birlikte bu merkezin taşınması ile ilgili 2017 yılının son döneminde başlayan bir gündem var. İlgili bakanlık nezdinde yer değişimi yapılacak olan pilot iller arasında Elazığ’da yer alıyor. Bu nedenle sanayi sitesinin hangi şartlarda nereye taşınacağı ve nasıl yapılanacağı hususunda buradaki kooperatif ve esnaflarla birebir görüşüceğiz. Tüm kurum ve kuruluşlarımızın ortak kanaati ve desteği alınarak bu çalışmalara hız verilmesinden yanayız” dedi.

    Düzenli ve muntazam bir sanayi sitesinin oluşturulmasından yana olduklarını aktaran Başkan Alan, “Bu hususta buradaki işyerleri ile bu konuyu anket ve görüş alınmak suretiyle gerçekleştireceğiz. Bu merkezin son derece modern ve sektörel ayrım yapılarak yeniden yapılandırılması ilimiz modern imajına katkı sağlayacağı gibi, üretim ve istihdam anlamında da yeni bir dönem olacaktır. Bu yapılanmayla birlikte Elazığ küçük sanayi sitesi tüm bölgenin adeta bir çekim merkezi haline gelecek ve Elazığ’ın ticaret hacmi de yükselecektir. Biz bu yüke gönüllü olarak talibiz ve başaracağımıza inanıyorum” diye ifade etti.

  • Bölgenin En Beğenilen Belediye Başkanı İrfan Dinç seçildi

    Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, Türkiye Belediye Başkanları Birliği’nin sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği halk oylamasında “İç Anadolu Bölgesi’nin En Beğenilen İl Belediye Başkanı’ seçildi.

    Dinç’e ödülünü Milliyetçi Hareket Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz takdim etti.

    Vatandaşların sosyal medya üzerinden kullandığı oylar sonucu İç Anadolu Bölgesi’nin en beğenilen belediye başkanı ödülünün sahibi olan Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, Çankırı’yı marka şehir yapmak ve sadece gezilecek değil aynı zamanda yaşanacak bir şehir standartlarına getirmek için her alanda çalışmalarına devam ettiklerini belirtti. Çankırı Belediye Başkanlığı görevini 14 yıldır yürüttüğünü belirten Dinç, vatandaşların kendilerine olan desteğinin artarak devam etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek kendisini bu ödüle layık gören vatandaşlara ve şehrin yönetimini birlikte paylaştığı hemşehrilerine teşekkür etti. Dinç, aldığı ödülün mutluluğunu sosyal medya üzerinden yine hemşehrileri ile paylaşarak “Halkımıza hizmetkâr olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Dinç’in temalı kütüphanelerine ayrıca ödül

    Türkiye Belediye Başkanları Birliği’nin düzenlediği gece heyecanlı görüntülere sahne oldu. Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonunda gerçekleştirilen törende Türkiye’nin 7 bölgesinden toplam 35 Belediye Başkanına ödülleri verilirken, ikinci tur oylaması sonucu Türkiye’nin en beğenilen 5 belediye başkanı da ödüllerini aldı. Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, Temalı Kütüphaneler Projesi ile Jüri Özel Ödülleri kapsamında Çankırı’ya bir ödül daha kazandırdı. Dinç; Uçak, Tren ve Gemi Kütüphaneler sayesinde kitap okumayı özendirerek “Çankırı’da kitap okumayı sevmeyen çocuk kalmayacak”diye konuştu.

  • Düzce Teknopark bölgenin Ar-Ge Merkezi olacak

    DÜZCE(İHA) – Düzce Teknopark A.Ş. Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Özkan Şahin Teknoparkların, teknolojik üretimin iki ana aktörü olan üniversite ve sanayiyi buluşturduğunu söyledi.

    Düzce Teknopark A.Ş. Genel Müdürü ve Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özkan Şahin, yakın zamanda Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla açılışı gerçekleştirilen Düzce Teknopark’ın yeni yönetim binası ve gelecek hedefleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

    Teknopark’lar veya Teknokent’lerin aynı kavramlar olduğunu ve bu iki kavramın tepe noktasında ise Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yer aldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Özkan Şahin, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin, aynı Organize Sanayi Bölgeleri ve Serbest Bölgeler gibi kamu otoriteleri tarafından teknoloji geliştirmek amacıyla özel yasalar çerçevesinde kurulduğunu ifade etti.

    Son yıllarda sıklıkla kullanılan Teknopark kavramını sektör dışındaki kişilerin de anlayacağı bir dille özetleyen Şahin, ana amacın koordinasyon olduğuna işaret ederek, “Geçmişe hızlıca göz attığımızda ekonomik anlamda başarılı olmuş ülkelerin, sanayilerinde teknolojik ilerlemeyi başarmış ülkeler olduklarını görmekteyiz. İsterseniz gözümüzün önüne bu bölge insanının çok iyi bildiği fındık harmanı olayını getirelim. Bundan 15-20 sene önce fındık harmanı için harman makinesi geldiğinde, harmandaki yeşil kabuklu fındığın makineye verilmesi ve makineden çıkan yeşil kabuğundan ayrılmış sert kabuklu fındığın alınması için ortalama 5-10 kişi arası bir iş gücü gerekirdi. Fakat zamanla harman makinesinde gerçekleştirilen teknolojik iyileştirmeler ile bugün bir fındık harmanını 3 kişi ile çok rahat gerçekleştirebilmekteyiz. Geriye kalan diğer işgücünü ise farklı alanlarda kullanarak maliyetlerimizi düşürebilmekteyiz. Özetle ülke olarak teknolojik ürünleri üretimimizin ve sanayimizin içerisine ne kadar entegre edebilirsek karlılığımız o denli artacaktır” şeklinde konuştu.

    Dış ticarette ihracat kg fiyatı önemli gösterge

    Dış ticarette ihracat kg fiyatı denilen istatistik bilginin önemine dikkat çeken Düzce Teknopark Genel Müdürü, “Bu istatistik şunu ifade etmektedir. Ülke olarak ihraç ettiğimiz meyve-sebze, elektronik, kereste, tekstil, otomotiv ve hizmet sektörü gibi alanlarda üretilen tüm ürünlerin fiyatları ile ağırlığını birbirine oranlayarak, ülkenin ihraç ettiği malların kilogramının ortalama kaç Dolara satıldığı belirlenmektedir. Gelişmiş ülkelerin ihracat kg fiyatı 3-4 dolar civarındadır. Türkiye’de ise bu rakam 1 doların biraz üzerindedir. Bu istatistik bize şunu göstermektedir; Türkiye olarak bir kilogram ürün aldığımızda karşılığında 3 kilogram ürün vermemiz gerekmektedir. Bu, 3 katı daha fazla emek, 3 katı daha fazla doğal kaynak demektir” dedi.

    Teknoparklar üniversite ve sanayiyi buluşturuyor

    Teknoparkların, teknolojik üretimin iki ana aktörü olan üniversite ve sanayiyi buluşturduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Şahin, “Bilimsel bilginin kaynağı olan üniversitelerde üretilen akademik bilginin; hangi sektörde, hangi firmada veya hangi alandaki soruna bir çözüm olduğunu tespit ederek veya masanın diğer tarafından bakarsak, sanayinin sorunlarına üniversiteden hangi akademisyenler ile çözüm bulunabileceğinin tespiti yapılarak iki tarafın buluşturulması sağlanmaktadır. Teknoparkların diğer bir desteği ise girişimcilik alanında olmaktadır. Girişimciliğin artmasıyla yeni iş alanları ile birlikte istihdamın artması ve böylece ülkede topyekün refah seviyesinin artacağı istatistiklerle ispatlanan bir durumdur” ifadelerini kullandı.

    “Koruma altına alınmasına destek”

    Teknopark çatısı altında girişimcilik yarışmaları ile fikirlerin ürüne dönüşmesinin desteklendiğini, ayrıca teknoparkların bünyesinde yer alan Kuluçka Merkezleri ile girişimci adayların ve yeni girişimcilerin eğitimler ve sektör uzmanların desteği ile başarılı girişimciler haline getirildiğini söyleyen Şahin, Teknoparkların; fikri olan veya bir buluş yapan vatandaşların bu fikir veya buluşlarını patent, faydalı model gibi sistemlerle koruma altına alınmasına destek olduğunu da sözlerine ekledi.

    “Özel bölgeler”

    Türkiye’de 55 tanesi faal olmak üzere 69 Teknopark bulunduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Özkan Şahin, başarılarıyla adından söz ettiren Düzce Teknopark’ın yapısı ve giriş koşulları hakkında da önemli bilgiler paylaştı. 2011 yılında 32 ortak ile kurulan Düzce Teknopark’ın; şu anda hakim ortak Düzce Üniversitesi olmak üzere Düzce Belediyesi, Düzce İl Özel İdaresi, Düzce 1. Organize Sanayi Bölgesi, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası ve 23 adet sanayi kuruluşu ile faaliyetlerine devam ettiğini belirtti.

    Düzce Teknopark’a Katılımda Olmazsa Olmaz Ön Şart Ar-Ge Projesi

    Düzce Teknopar’kta yer almak isteyen firmalardan istedikleri olmazsa olmaz ön şartın, “Ar-Ge Projesi” olduğunu dile getiren Şahin, “Teknoparkların; kuruluş amacı, teknolojik gelişmeyi sağlamak olduğundan ve özel bölgeler olduğundan Ar-Ge projesi olmayan firmaları kabul edemiyoruz. Tabi ki her Ar-Ge projesi olan firma da Teknopark’ta yer alamıyor. Söz konusu bu Ar-Ge projesinin, sanayinin bir ihtiyacını karşılayabilecek ve ticarileşme potansiyeli yüksek bir Ar-Ge projesi olması gerekmektedir. Ar-Ge projesi ile başvuruda bulunan firmanın; alanında uzman bir akademisyen, ilgili sektörden bir uzman ve Teknopark Genel Müdürü’nden oluşan bilim kurulu ile Ar-Ge içeriği değerlendirilmektedir. Uygun bulunan projeler, Teknopark Yönetim Kurulu’nun da onayı ile projelerinde belirttikleri Ar-Ge faaliyetlerini Teknopark’ta yürütmeye hak kazanmaktadır. Teknopark çatısı altında oldukları için de devletin personel, gelir ve KDV alanlarında sağladığı istisnalardan yararlanabilmektedir” diye konuştu.

    Yeni binada 160 ofis yer alıyor

    Bilim Sanayi Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla yakın zamanda açılışı gerçekleştirilen Düzce Teknopark’ın yeni yönetim binası ve Kuluçka Merkezinin mimari yapısı hakkında da bilgiler veren Özkan Şahin, 14.000 m2 kapalı alana sahip 7 bloktan oluşan binada, 10 m2’den 160 m2’ye kadar farklı ölçülerde toplamda 160 ofisin yer aldığını belirterek bir restoran, kafeterya, 250 kişilik konferans salonu ve 12 toplantı salonu ile Düzce Teknopark’ı tüm bölgeye hizmet edebilecek Ar-Ge merkezi olarak nitelendirdi. İnşaat sürecinin tamamlandığını belirten Şahin, Düzce Teknopark’ın yeni yönetim binasının ilkbaharın ilk günlerinde hizmet vermeye başlamasının planlandığını söyledi.

    Son olarak Düzce Teknopark’ın gerçekleştirmek istediği projeler ve gelecek hedeflerinden de bahseden Yrd. Doç. Dr. Özkan Şahin, “Önümüzdeki dönemde düzenleyeceğimiz eğitim ve etkinlikler, yeni hibe projeleri, Üniversite – Sanayi (ÜSİ) projeleri ile Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları (FSMH) ve akademik girişimcilik çıktılarının elde edilmesi hedeflenmektedir. Gerçekleştirilen faaliyetler sonucu yaşanan kapasite artışı ile ulusal ve uluslararası projelerde yer alan akademisyen sayıları ve proje bütçelerinin artması, kamu destekli ya da sanayi tarafından finanse edilerek yapılacak olan ÜSİ Ar-Ge proje sayılarının artırılması ve bu proje sonuçlarından teknoloji transferi için girdi oluşturacak çıktıların elde edilmesi de hedeflenmektedir.” dedi.

    “Kuluçka Merkezi, Prototiplendirme Laboratuvarı, Yüksek Standartlı Ofisler”

    FSMH portföyünün ticarileşme potansiyeline ve ekonomik kazanca dönüşme yollarına odaklanacaklarını dillendiren Şahin, “Buluş sahiplerinden TRL seviyesini yükseltmeyi amaçlayanlar, üniversitede ilgili araştırmacılar ile eşleştirilerek FSMH başvurularında ortak hak sahipliği veya know-how transferi olanakları değerlendirilecektir. Özellikle Üniversitemizin Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma Programı kapsamında ‘Sağlık ve Çevre’ alanındaki Ar-Ge çalışmalarına yönelik ÜSİ, FSMH ve akademik girişimcilik temalı etkinliklere ağırlık verilecektir. DÜSİMER’in yürüttüğü COSME-EEN projesi ile entegre çalışılarak, üniversiteye ve bölgedeki KOBİ’lere proje geliştirme imkanları sağlanacaktır. Kuluçka Merkezi kapsamında girişimciliğe yönelik yılda iki kez açılacak olan Ön Kuluçka Programı ile özellikle akademik girişimcilerin proje sahibi ve proje danışmanı olduğu iş fikirlerinin projelendirilmesi, olgunlaştırılması ve ticari başarıya ulaşması yönünde verilen destekler arttırılacaktır. Yeni Teknopark hizmet binasında Teknoloji Transfer Ofisi hizmetlerine ek olarak Kuluçka Merkezi programı, prototiplendirme laboratuvarı ve daha yüksek standartlara sahip ofislerin cazibe oluşturması öngörülmektedir” sözleriyle açıklamalarını sonlandırdı.