Etiket: böbrek

  • 10 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü

    Acıbadem Ankara Hastanesi doktorlarından Nefroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Kırkpantur, doğuştan gelen veya sonradan kazanılan böbrek hastalıklarıyla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Kırkpantur, çocuklarda böbrek hastalığının önüne geçilmesi için mutlaka kontrolden geçirilmeleri gerektiğini vurguladı.

    Prof. Dr. Alper Kırkpantur, 10 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü ve bu yılın teması olan Çocuklarda Böbrek Sağlığı ile ilgili açıklamada bulundu. Prof. Dr. Kırkpantur, kronik böbrek hastalığının (KBH), böbrek fonksiyonlarının; ilerleyici, geri dönüşsüz ve zaman kriteri olarak en az 3 aydan beri azalmasını temsil ettiğini belirterek, “ABD’de çocuklarda KBH insidansı 0-19 yaş arası çocuklarda milyonda 18 vaka, dünya genelinde çocuklarda milyonda 3-12 vaka iken Türkiye’de ise bu sayı CREDIT-C (CREDIT-C study, Nephrology Dialysis Transplantation, 2012) çalışmasına göre 5-18 yaş grubu örnekleminde 3 bin 79 çocukta 4 vaka olarak bulunmuştur” ifadesini kullandı.

    Çocukluk döneminde başlayan böbrek hastalığı, ergen dönemde risk gurubunda yer almasına neden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kırkpantur şunları kaydetti:

    “Çocuklarda kronik böbrek hastalığının en önemli nedeni olarak doğuştan ve gelişimsel idrar yolu-böbrek anomalileridir. Örneğin tek başına vezikoüreteral reflü çocukluk çağında Türkiye’de son dönem böbrek hastalığının yüzde 32’sini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra kistik böbrek hastalıkları, nefrotik sendrom ve glomerülonefritler, damar hastalıkları, üriner sistem taş hastalığı, atipik hemolitik üremik sendrom, ailesel böbrek hastalıkları ve tekrarlayan akut böbrek hasarı gibi hastalıklar sayılabilir. Çocukluk çağında başlayan böbrek hastalığı, ergen dönemde çocuğu son dönem böbrek hastalığına ulaştırabileceği için böbrek hastalığı konusunda eğitim ve bilinçlenme-farkındalık yaratılması, erken tanı ve tedavi imkanının sağlanması, çocuklara sağlıklı bir yaşam tarzının aşılanması, önlenebilir böbrek hastalıkları ile mücadele yollarının artırılması veya yaygınlaştırılması çok önemlidir. Doğuştan gelen veya sonradan kazanılan böbrek hastalıklarla mücadele sürdürülmeli ve çocuklarda böbrek hastalığının önüne geçilmesi için mutlaka kontrolden geçirilmelidir.“

  • Türk Böbrek Vakfı, Çocuklarda Böbrek Sağlığına Dikkat Çekti

    Türk Böbrek Vakfı, Dünya Böbrek Günü’nde çocukların böbrek sağlığını masaya yatırdı. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Lale Sever, Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi İpek Tanrıyar ve Türk Böbrek Vakfı Destekçisi Hasan Yalnızoğlu, çocuklarla bir araya gelerek böbrek sağlığı için sıvı alımı, tuvalet eğitimi, sağlıklı beslenme ve spor konularının önemine değindiler.

    Uluslararası Nefroloji Birliği ISN ve Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu IFKF’in ortaklaşa düzenlediği ve böbrek sağlığına dair dünyanın en geniş kapsamlı organizasyonu olan Dünya Böbrek Günü, bu yıl 11. kez kutlanıyor. Bu sene seçilen “Böbrek Hastalıkları ve Çocuklar” teması, böbreklerin erken yaşlardan itibaren önemsenmesi gerektiğini ve pek çok yetişkinde ortaya çıkan böbrek hastalıklarının çocukluk çağından kaynaklandığını hatırlatıyor.

    İlkokul öğrencilerinin katılımı ile Trump Alışveriş Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, böbrek sağlığının önemi ve bu konuda alınması gereken önlemler anlatıldı.

    Gerçekleştirilen etkinlikte söz alan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, “Dünya Sağlık Örgütü ve diğer kuruluşlar tarafından küresel bir sağlık sorunu olarak kabul edilen kronik böbrek hastalığının, dünya nüfusunun %10’unu etkilediğini ve bu durumun önümüzdeki 10 yıl içinde %17 oranında artacağının öngörüldüğünü” söyledi. Timur Erk, bu konuya dikkat çekmek üzere, her yıl Mart ayının ikinci haftasında 100’ü aşkın ülkede Dünya Böbrek Günü etkinlikleri yapıldığını ve bu yılın temasının ’Böbrek Hastalıkları ve Çocuklar’ olarak belirlendiğini anlattı. Türk Böbrek Vakfı olarak sağlıklı nesiller için sadece Dünya Böbrek Günü’nde değil, her zaman bol su içmenin önemini ve idrar tutmanın zararını vurguladıklarını ifade etti: “Türk Böbrek Vakfı olarak yaklaşık 5 sene önce, bugün 11.’sini idrak ettiğimiz Dünya Böbrek Günü’nün 2016 yılı ana teması olarak seçilen ’böbrek hastalıkları ve çocuklar’ konusunda adım atarak çok önemli gördüğümüz çocuk eğitimi projesini başlattık. Biz eğitim projemize başlarken toplumsal ölçekte kronik böbrek hastalığı konusundaki bilinç düzeyi son derece azdı. Bugün, çocuk merkezli olarak sürdürdüğümüz genele yönelik eğitimlerde, ülke genelinde 67 okulda 15 binden fazla öğrenciye ulaşmış, onların ve ailelerinin beslenme ve egzersiz alanında alışkanlıklarını olumlu yönde değiştirmiş bulunuyoruz. Yapılan son çalışmaların ortaya koyduğu üzere, kişi başı günde 6 gram olması gerekirken ne yazık ki ülkemizde 18 grama ulaşan tuz tüketim alışkanlığımızın 3 gram düşüşle 15 grama gerilediğini görüyoruz. Bu sonucun da yaygın saha eğitimleri sayesinde elde edilen toplumsal bilinçlenmenin sonucu olduğunu memnuniyetle gözlemliyoruz. Sadece tuz ve tuzlu gıdaların değil, özellikle glisemik indeksi yüksek mısır nişastası şurubu ile imal edilmiş içecekler ve yiyeceklerin de, çocuklarda obeziteyi ve şeker hastalığı riskini arttırarak kronik böbrek hastalığına yol açan ve toplumsal olarak 7’den 70’e her yaştan bireyin bilinçlenmesini sağlamamız gereken gıdalar olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyoruz.”

    “ÇOCUKLARA ’TUT ÇİŞİNİ, EVDE YAPARSIN’ DENMEMELİ”

    Etkinliğe katılan İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lale Sever ise yaptığı konuşmada anne – babalar ve öğretmenler için uyarılarda bulundu: “Çocuklarda böbreklere zarar verebilen hastalıkların başında idrar yolu enfeksiyonu geliyor. Bu hastalıktan korunmak için bol su içmek ve idrarı tutmamak önemlidir. Çocuğunuzun yeterli su içip içmediğinin en iyi ölçüsü idrar rengi ve miktarıdır. İdrar renginin açık sarı ve günlük idrar miktarının da ’30 X çocuğunuzun tartısı’ kadar olması (yani, 20 kg bir çocuk için 30×20 = 600 ml) yeterli sıvı aldığının işaretidir. İdrarın uzun süre boşaltılmaması mikropların üremesi için uygun bir ortam yaratır, ayrıca böbreklerde basıncı artırabilir. Bu nedenle idrar kesesinin sık olarak boşaltılması (günde 5-7 defa) gerekir. Okul çocuklarının her iki ders arasından birinde ’çiş yapma alışkanlığı’ kazanması uygundur. Tuvaletlerin kirli olduğu düşüncesi ile çocuklara, ev dışında tuvalete gitmemelerinin tembihlenmesi yanlıştır. Kirli tuvaletten idrar yollarına mikrop bulaşmaz. İdrar yoluna bulaşan mikroplar çoğunlukla dışkı içinde ürerler. Kabızlık, barsaklarda dışkının uzun süre beklemesine yol açarak çok sayıda mikrop birikimine neden olur ve idrar yolu enfeksiyonunu kolaylaştırır. Bu nedenle kabızlığın önlenmesi de böbrek sağlının korunması için önemlidir.”

    Etkinliğe katılan İpek Tanrıyar ise; “Böbrek Vakfı’nı tanıdığım günden bu yana güne bir bardak su içerek başlıyorum ve çocukluğumdan beri doğal antibiyotik olan sarımsak ve soğanı bol bol tüketiyorum” diye konuştu.

    Hasan Yalnızoğlu ise, “Hareket ve sporun hayatımızdaki yeri erken yaşlarda anlamak çok önemli. Ben spora 7 yaşında başladım, bugüne kadar sporu hiç bırakmadım. Şu an 42 yaşında olmama rağmen yaşıtlarıma göre çok daha dinamik ve sağlıklı olduğu söyleyebilirim. Spor hem sağlık için hem de başarının anahtarı disiplin için olmazsa olmazdır” dedi.

  • Dünya Böbrek Günü

    Samsun Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, çocukluk çağında şiddetli ve uzun süren, iyi tedavi edilmeyen ya da tekrarlayan doğumsal veya kazanılmış böbrek ve idrar yolu hastalıklarına bağlı olarak böbrekte meydana gelen hasar sonucu böbreğin görevlerini yeterince yapamaması çocuklarda kronik böbrek hastalığına yol açtığını söyledi.

    Her yıl mart ayının ikinci perşembe günü ‘Dünya Böbrek Günü’ olarak etkinlikler düzenlendiğini belirten Samsun Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, “Sağlık Bakanlığımız, Türk Nefroloji Derneği, Çocuk Nefroloji Derneği ve Anadolu Böbrek Vakfı işbirliğinde bu yıl çocuklarda böbrek hastalıklarının önlenmesi için toplumsal bilinci artırmak ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla 10 Mart tarihinde ve haftasında ülke genelinde çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadır” dedi.

    Çocuklardaki kronik böbrek hastalığı nedenleri hakkında bilgi veren Kasapoğlu, “Doğuştan olan hastalıklar yani her iki böbreğin de gelişememesi, polistik böbrek, idrar yollarındaki darlıklar ve neden olduğu genişlemeler, kalıtsal geçişli hastalıklar gibi, idrarın idrar kesesinden böbreğe kaçışı, çocukluk çağı mikrobik olmayan iltihabi böbrek hastalıkları nefritler, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonları, böbrek ve idrar yolu taşları, idrar kesesinin dolmasını ve boşalmasını bozan hastalıklar çocuklarda kronik böbrek hastalığına yol açabilir. Hastalığın belirtileri ise, altta yatan hastalıklara bağlı olarak farklı belirtilerin birkaçı bir arada olabilir. Böğür ağrısı yani yan ağrısı, bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık, karın ağrısı, idrar yaparken yanma, sık ateşlenme sık sık veya çok uzun aralarla idrara çıkma, kanama nedeniyle idrarın kırmızı veya kahverengi olması, göz kapaklarında, yüzde ve bacaklarda şişlik, yüksek tansiyona bağlı baş ağrısı, idrar kaçırma, tuvalete yetişememe, idrar tutmak için bacaklarını sıkıştırma, kesik kesik idrar yapma böbrek taşlarının düşmesi sonucu ağrı ve kanama, solukluk, büyüme geriliği büyümede duraklama, çocuklarda hızla ilerleyen böbrek yetersizliğinde idrar miktarı başlangıçta hızla azalır. Uzun süreli ve sinsi ilerleyen böbrek yetersizliklerinde ise ilk yıllarda idrar miktarı boldur, ilerleyen dönemde ise idrar miktarı azdır” diye konuştu.

    Çocuklardaki kronik böbrek hastalığının tedavisi için yeterli ve dengeli beslenmenin önemli olduğuna vurgu yapan Kasapoğlu, “Şikayetler erken dönemde ciddiye alınmalı ve böbrek hasarını önlemek, en azından azaltmak için erken dönemde tedaviye başlanmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenme, büyüme ve gelişmenin sürdürülmesine yönelik tedaviler, ilaçlarla destek tedavileri, diyaliz, böbrek nakli yapılmaktadır. Çocuklarda kronik böbrek hastalığından korunma yöntemleri ise, sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda hijyen kurallarına dikkat etmek, sağlıklı beslenme ve yeterli miktarda su tüketmek, altta yatan hastalıklarla ilgili tedavi önerilerini dikkatle uygulamak, gereksiz ilaç kullanımından yani ağrı kesiciler, görüntüleme yöntemleri için kullanılan maddelerden sakınmak gerekir” şeklinde konuştu.

  • Türk Böbrek Vakfı’ndan 1’inci Basamak Hekimlere Böbrek Sağlığı Eğitimi

    Türk Böbrek Vakfı’nın (TBV) Trakya Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen projesi kapsamında, 1’inci basamak hekimlere yönelik “Kronik Böbrek Yetmezliği Hastalığının Önlenmesi” eğitiminin 3’üncüsü Tekirdağ’da gerçekleştirildi.

    TBV’nin böbrek sağlığının korunması ve böbrek hastalıkları ile mücadele kapsamında, sağlık hizmeti ihtiyaçları için 1’inci basamak hekimlere yönelik ’Kronik Böbrek Yetmezliği Hastalığının Önlenmesi’ eğitimi, Trakya Kalkınma Ajansı’nın da desteğiyle Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün himayelerinde gerçekleştirildi.

    Tekirdağ merkez Süleymanpaşa ilçesindeki Ramada Otel’de gerçekleştirilen böbrek eğitimi programına, Tekirdağ İl Sağlık Müdür Yardımcısı Mustafa Kiraz, Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı Hülya Becerir, TBV’nin Mütevelli Üyeleri ve Gönüllülerinden Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, Prof. Dr. Tevfik Ecder, Prof. Dr. Nevin Dinççağ ve Prof. Dr. Aytaç Öncül katıldı.

    Programda açılış konuşmasını gerçekleştiren TBV Tıbbi Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, “Aile sağlığı merkezi, toplum sağlığı merkezi ve hastanelerin acil servis hekimleri olan 1’inci basamak hekimlerine verilen eğitimlerle, sağlık hizmeti verdikleri ve takibini yaptıkları hastalarda, böbrek hastalıklarının önlenmesi ve erken teşhis edilen hastaların nitelikli tedavileri sağlanarak, Trakya Bölgesi’nde böbrek hastalıklarının önlenmesine katkı sağlayacaktır” dedi.

    Eğitimde şeker hastalığı ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Nevin Dinççağ da, Türkiye’de diyabet hastalarının sayısının 6,5 milyona ulaştığını belirterek, diyabetin damar yapısını bozan sistemik bir hastalık olduğunu ifade etti. Diyabet hastalarının hekimler veya eğitmenler tarafından verilen önerileri dikkate almaları gerektiğini aktaran Prof. Dr. Dinççağ, diyabetin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu kaydetti.

    Ülkedeki erişkinlerin yaklaşık 3’te 1’inde hipertansiyon olduğunu belirten Prof. Dr. Tevfik Ecder ise, hipertansiyonun tedavi edilmemesi durumunda kalbi, böbreği, beyni ve damarları olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Prof. Dr. Ecder, hiper tansiyonun, diyabetten sonra böbrek yetmezliğinin ikinci büyük nedeni olduğunu katılımcılarla paylaştı.

  • Gazi’de Böbrek Taşına Ameliyatsız Çözüm

    Samsun’da Gazi Devlet Hastanesi’nde ilk olarak flexible üreteroskopi yöntemiyle ameliyatsız böbrek taşı tedavisi yapılmaya başlandı.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mahmut Ulubay, flexible üreteroskopiyi hastanelerinde ilk defa uyguladıklarını söyledi. Opr. Dr. Mahmut Ulubay, “Bu tür hastaları daha önceden üniversiteye gönderiyorduk. Bu tedavinin hastalar için iyi yanı, böbrekte bulunan 2 santimden küçük olan taşlar için hastayı ameliyat etmeden doğal yollardan taşları alıyoruz. Hastanın idrar yolundan girerek lazer yoluyla taşı kırıyoruz. Bunun en önemli özellikleri ise hasta aynı gün taburcu olup gidebiliyor. Böbrek ameliyatlarında kanama gibi durumlar bu yöntemde hemen hemen hiç olmuyor. Kilolu hastalar için de bu yöntem çok uygun oluyor” dedi.

    Ameliyatsız böbrek taşı tedavisi Gazi Devlet Hastanesi’nde bugün ilk kez başarıyla gerçekleştirildi.