Etiket: ‘Blockchain

  • Türkiye, Blockchain temelli dijital finans merkezi olmaya aday

    Gelişen ekonomilerde blockchain temelli finans teknolojilerinin işlerlik kazanmasını amaçlayan Mile Unity Foundation, Brezilya’nın ardından Türkiye’yi ziyaret etti. Mile Unity, sunduğu kripto para birimiyle mevcut kripto paralardaki dalgalanmaları en aza indirgemek için Uluslararası Para Fonu IMF’nin ‘sanal parası’ SDR’ye endeksli yapısıyla dikkat çekiyor.

    Son birkaç yıldır blockchain ve sınır ötesi finans teknolojilerine ilişkin birçok yeni proje geliştiriliyor. Dünya tarihi açısından önemli bir kırılım noktası olarak görülen bu teknolojilerin reel ekonomide kullanımını artırmak amacıyla kurulan Güney Kore merkezli Mile Unity Foundation Türkiye’yi ziyaret etti. Gelişen Ekonomilerde Blockchain Teknolojisi başlıklı panele katılan Mile Unity Foundation Yönetim Kurulu Üyesi George Goognin, “Ölçeklemenin yanı sıra işlem hızı problemini de aşan 3’üncü nesil blockchain protokolü Mile Unity’nin hedefi, öncelikli olarak belirlediğimiz gelişmekte olan ülkelerde temsilcilikler açarak ülkeler arası finans teknolojilerine işlevsellik kazandırmak” dedi.

    Global çapta yeni nesil finansal araçlara eşit erişim imkanı sağlamayı hedeflediklerini belirten Mile Unity Foundation Yönetim Kurulu Üyesi George Goognin şunları aktardı: “Merkezi olmayan ve yavaş işlem sorununu aşan bir blockchain altyapısı yakın zamana kadar yoktu. Örneğin Bitshares, EOS ve Ripple gibi blockchain uygulamaları, merkezi olarak ve az sayıda insan tarafından yönetiliyor. Buna karşın Mile Unity blockchain, eşit haklara sahip, güvenliği garanti altına alan 10 bin kontrol ağı noktasıyla (masternodes) dünyanın ilk merkezi olmayan ve saniyede 10 bin işleme imkan tanıyan 3’üncü nesil blockchain teknolojisi. Bu altyapı sayesinde finansal araçlar yoluyla, ülkeler arası para transferi hizmetine sahip olmayan ülkelerde kendi algoritmamız üzerinden ücretsiz para transferi imkanı sağlıyoruz”.

    Eylül ayında Brezilya Ticaret Odası ile blockchain teknolojisinin finans alanında kullanımını geliştirmeye yönelik bir iş birliği paketi imzalayan Mile Unity Foundation, Türkiye Temsilcisi Murat Koçak’ın katılımıyla Türkiye’de çok sayıda kurum ile bir araya geldi. Toplumu ile ilgili kamu ve finans kurumlarını özellikle gelişen ekonomilerde Blockchain’in faydası konusunda bilgilendiren Mile Unity, geçtiğimiz hafta; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, Türk Amerikan İş Adamları Derneği, Rotary Kulübü, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Boğaziçi Üniversitesi ile görüşmeler gerçekleştirdi.

    Bir araya geldikleri tüm kurum temsilcilerinin, blockchain ve finansal teknolojiler konusunda yüksek düzeyde farkındalığa sahip olduğunu belirten Goognin, “Türkiye gelişmiş altyapısı ve coğrafi konumuyla dijital finans merkezi olmaya aday. Bunu geliştirmek için görüştüğümüz kurumlarla yakın zamanda iş birliklerine imza atacağız. İlk aşamada Türk hızlandırıcılara ve teknoloji eğitimi veren şirketlere kendi projeleri için Mile Unity blockchain protokolüne erişebilecekleri ücretsiz açık kaynak teknolojileri ve malzemeler sunacağız. Ayrıca bazı pilot uygulamalarla sınır ötesi ticaret işlemleri gerçekleştirip Türkiye’deki ticaret, teknoloji turizm ve eğitim alanlarında yeni teknolojilerle neler yapabileceklerini göstereceğiz” dedi.

    Mile Unity Foundation tarafından sunulan hızlı ve ücretsiz para transferi imkanı sağlayan kripto para ise daha stabil bir değere sahip olmak için Uluslararası Para Fonu IMF tarafından ülkelerin kullanımına sunulan uluslararası rezerv birimi SDR’ye (Özel Para Çekme Hakları | Special Drawing Rights) endeksli olarak işlem görüyor. IMF’nin ‘sanal para birimi’ olarak da bilinen SDR’ın değerinin belirlenmesinde dolar yüzde 41,73, euro yüzde 30,93, Çin yuanı yüzde 10,92, Japon yeni yüzde 8,33, sterlin ise yüzde 8,09 ağırlığa sahip.

  • Genç teknoloji blockchain en çok KOBİ’lere fayda sağlayacak

    Geleceği şekillendirecek teknolojilerden biri olarak kabul edilen blockchain teknolojisi en çok gençlerin ilgisini ve yatırımını çekse de küresel ticarette doğru arz-talep buluşması için KOBİ’lere çok büyük fayda sağlayacak.

    Dünya Ekonomik Forumu, küresel ticarette açığın 1,5 trilyona ulaştığını bu rakamın 2025 yılına kadar 2,4 trilyona ulaşmasının beklendiğini belirtti. Bu farkın küçük-orta işletmelerin talebi karşılayamaması, yeterli finansal olanaklara ulaşamaması ve giderlerinin çok büyük olmasından kaynaklandığı dile getiriliyor.

    Türkiye’de blockchain teknolojisi üzerine yatırım yapan kripto para borsası Robicoin’in CTO’su Hüseyin Çakmak birçok alışkanlığı kökünden değiştirecek olan blockchain teknolojisinin en büyük etkisinin şu an için küresel ticarette hissedildiğini vurguladı.

    Çakmak,“Önümüzdeki yıllarda blockchain teknolojisi, iş yapış şeklimizden varlıklarımızı yönetme alışkanlıklarımıza, makine ve araçlarımızı kullanma alışkanlıklarımızdan nasıl güvenli oy verebileceğimize, tarımdan tapuya kadar birçok şeyi kökünden değiştirecek. Ama ilk etkisini küresel ticarette hissettik. Türkiye’de dahil tüm dünyada ticareti büyüten küçük-orta işletmeler bankalardan kredi finansmanı bulamadıkları gibi giderleri yüksek olduğundan dolayı talepleri istedikleri şekilde yönetemiyorlar. Bu da Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporunda da olduğu gibi ticarette kayba sebep oluyor. Bunu engellemek artık blockchain teknolojisiyle mümkün. Dağıtık hesap defteri teknolojisiyle; aracı kurumları ortadan kaldırıp hem giderlerinden tasarruf edebilirler hem de işletme bilgilerinin finansal kuruluşlar arasında paylaşılarak daha çok finansal kurumdan daha doğru kredi notu ve daha düşük komisyonlarla kredi sağlayabilirler. Böylelikle ticarete 1 trilyonluk katkı sağlanabilir” ifadelerini kullandı.

    “Blockchain sadece kripto para alt yapısı değildir”

    90’larda internet ne ise önümüzdeki yıllarda da blockchain teknolojisi o olacak şeklinde konuşan Çakmak, “Günümüzde en bilinen blockchain alt yapı kullanımı kripto paralarda mevcut. Kripto paralar bugün ABD başta olmak Güney Kore, Çin, Rusya, Japonya gibi ülkelerde kabul görüyor ve düzenlemeler getiriliyor. Ama yapılan en büyük yanlışlardan biri blockchain teknolojisini sadece kripto paraya indirgemektir. Blockchain bunun çok daha ötesinde yaşamımızı derinden etkileyen aynı internet gibi bir teknoloji olma özelliğine sahip“ dedi.

    “Blockchain teknolojisi okullarda müfredata eklenmeli”

    Dünyada blockchain teknolojisine ilişkin çalışmalar ve yatırımlar sürüyor. Zincirleme bir modelle inşa edilen, takip edilebilen ama kırılamayan, bir merkeze bağlı olmaksızın işlem yapmaya izin veren blockchain teknolojisinin okullarda müfredata eklenmesi gerektiğini söyleyen Çakmak; Önümüzdeki yıllarda hayatın her alanında bu teknolojiyi göreceğiz. Bu sebeple çocuklara bu teknolojinin doğru ve zamanında anlatılması için okullarda ders olarak okutulması gerekiyor“ dedi.

  • Blockchain projelerinde yabancı yatırımcının gözdesi; Türkiye

    Türkiye yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Dubai’de lansmanı yapılan 3. nesil blockchain protokolü Hetachain, 2018 yılı bitmeden, ilk olarak Türkiye ardından İngiltere pazarına giriyor.

    Dubai merkezli Relam Investment, 3. nesil blockchain (blok zinciri) protokolü Hetachain’i ve ona ait ICO’yu (Blockchain Borsası) dün akşam Dubai’de gerçekleştirilen lansmanla tanıttı. Yapılan şirket açıklamasına göre Hetachain, sahip olduğu çoklu zincir yapısıyla önceki blockchain sistemlerinin aksine, tek bir veri depolamaktan öteye gidiyor ve birden çok değişkeni çok yönlü ilerleyen bloklar halinde depolama olanağı sunuyor. Blokchain üzerindeki statükoyu değiştirmeye yönelik bir adım olarak nitelendirilen Hetachain için yatırımlara Türkiye’den başlanıyor. Daha sonra Londra’da kurulacak ağlarla globale açılması hedefleniliyor.

    Birinci ve ikinci nesil blockchain teknolojisinin neden olduğu ağ tıkanıklığı, yavaş işlemler, yüksek ağ ücretleri ve aşırı enerji tüketiminin aksine Hetachain’in 3. nesil çoklu blok zinciri teknolojisi; ölçeklenebilirlik problemini aşıyor ve blockchain teknolojisini bireysel veya kurumsal tüm uygulama geliştiricilerin benimsemesine yardımcı oluyor. Ölçeklemenin yanı sıra ve işlem hızı problemini de aşan protokol, DPoS ve BFT altyapıları üzerine kurulan hibrit yapısıyla, blok zincirinin güvenilirliğini de en üst düzeye çıkarıyor. Bu sayede akıllı sözleşmeler, çevrimiçi ve çevrimdışı Heta Cüzdanları, Heta Uygulama Merkezi (Heta App Store) ile akıllı bankacılık, sağlık hizmetleri, e-ticaret, telekomünikasyon, veri yönetimi, yatırım, nakit para transferi ve havale işlemlerinde kullanılabilen kapsamlı çözümler sunuyor.

    Hetachain Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Sultan Ali Lootah konuyla ilgili “Bütün dünyayı yeni bir ekosisteme sürüklüyoruz. Hetachain finans, sağlık, perakende, ticaret, ulaştırma gibi birçok sektörü içeren çözümleriyle işinize ve sosyal hayatınıza ev sahipliği yapacak. 3. nesil blockchain teknolojisiyle güçlenen Hetachain, bu sayede Akıllı Sözleşmeler, HetaCoin, Heta Cüzdan ve diğer teknolojilerimizi sizlere sunacak” ifadelerini kullandı.

    Hetachain’i eşsiz fırsatlara yatırım yapmayı sağlayan heyecan verici bir girişim olarak niteleyen Hetachain Kurucu Ortağı Norman Khan, “Hetachain, dünyayı olumlu yönde değiştirecek şirket ve insanlara tam olarak destek verecek ve onlarla birlikte çalışacak bir teknoloji. Devrim yapacak geliştiriciler ve var olana meydan okuyanlarla çalışmak için sabırsızlanıyorum” dedi.

    Hetachain Proje Danışmanı Shaamer Thaha ise “Genellikle statükoyu kabul ediyoruz. Thomas Edison, statükoyu değiştirmenin ve daha iyi yollar üretmenin her zaman bir yolu olduğunu söyler. Hetchain, blokchain üzerindeki statükoyu değiştirmeye yönelik bir adımdır” diye konuştu.

  • Turkcell küresel blockchain konsorsiyumuna katıldı

    Turkcell kurucuları arasında ABD merkezli Sprint’in yanı sıra Japonya merkezli Softbank gibi telekomünikasyon devlerinin de yer aldığı telekom operatörlerinin küresel blockchain konsorsiyumu Carrier Blockchain Study Group’a (CBSG) dahil oldu.

    Telekom operatörlerinin blockchain konsorsiyumu Carrier Blockchain Study Group (CBSG); Turkcell’in yanı sıra Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği ve Güney Asya’da hizmet veren Axiata Group Berhad (Axiata), Filipinler’de hizmet veren PLDT Inc, Endonezya’da hizmet veren PT Telekomunikasi Indonesia International (Telin), Vietnam’da hizmet veren Viettel Group ve merkezi Kuveyt’te bulunan Zain Group’un yeni nesil küresel operatörler arası blockchain platformu ve ekosistemi oluşturmanın yollarını araştırmak üzere birlikte çalışma kararı aldıklarını açıkladı.

    CBSG, ABD merkezli Blockchain teknolojileri şirketi TBCASoft, Inc. ve Japonya merkezli SoftBank Corp. liderliğinde, ABD merkezli Sprint Corporation ve Tayvan merkezli Far EasTone Telecommunications Co., Ltd.’nin (FarEasTone) ilk kurucu üyelikleriyle telekom operatörleri için özel olarak tasarlanmış yenilikçi bir Blockchain platformunun ortaklaşa geliştirilmesini sağlamak üzere 2017 yılının Eylül ayında kuruldu. Konsorsiyumun diğer üyeleri arasında Güney Kore merkezli LG Uplus Corp, KT Corporation ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Etisalat Telecommunication Corporation da bulunuyor. CBSG, telekom operatörü üyelerine ve bunların müşterilerine Blockchain teknolojilerini kullanan güvenli küresel dijital ödeme, takas ve hesaplaşma sistemleri, kişisel kimlik doğrulama, IoT uygulamaları ve benzeri diğer hizmetleri sağlamayı amaçlıyor.

    Konsorsiyum ayrıca, küresel para transferi hizmetlerine odaklanacak ek bir Blockchain çalışma grubunun oluşturulacağını da duyurdu. Bu tür işlemler için çok uygun olan Blockchain teknolojisi süreçleri kolaylaştırıyor, böylece müşterilere daha iyi hizmet verilebiliyor. CBSG Consortium tarafından önerilen, özellikle telekom operatörleri için tasarlanmış bu Blockchain platformu ve çözümleri, operatörlerin geleneksel pazarların dışında hizmetler oluşturabilmelerine ve bu hizmetleri sınırların ötesine taşıyabilmelerine yardımcı olacak. Geçen yıl kurulan kısa sürede dünyanın bu alanda öncü platformuna dönüşen CBSG Consortium her geçen gün eklenen yeni üyeleri ve yaklaşık 1 milyarı aşan toplam kullanıcı erişimiyle dikkat çekiyor.

    “Blockchain teknolojisi yeni hizmetler geliştirmemize yardımcı olacak”

    Değerli dijital varlıkların mobil ağlardan güvenli ve şeffaf bir şekilde taşınabilmesi sayesinde blokchain teknolojisinin dijital ekonominin büyümesine hız katacağına ve yeni nesil hizmetlerin ortaya çıkmasına imkan sağlayacağına dikkat çeken Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, “Telekom şirketleri olarak mevcut altyapılarımızı geliştiriyor ve genişletiyor olmanın çok daha ötesini düşünmeliyiz. “Hizmet olarak Blockchain” ekosistemini en iyi biz operatörler sağlayabiliriz ve bu avantajı da en iyi biçimde kullanmalıyız. Bu nedenle, yeni nesil operatörler arası Blockchain platformu CSBG’de yer alarak deneyimlerimizi paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İnanıyorum ki CSBG’nin bir parçası olmak, dijital platformlarımızda sunduğumuz hizmetleri geliştirmemize ve müşteri deneyimini en üst düzeye çıkarmamıza yardımcı olacak” dedi.

  • “Türkiye, blockchain temelli kredi derecelendirme kuruluşuna liderlik edebilir”

    Avrasya Blockchain ve Dijital Para Araştırmaları Derneği (BLASEA) Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Kurtuluş, KDK raporunun hem Türkiye’nin bugünkü acil ihtiyaçları çerçevesinde, hemde uzun vadeli stratejilerine göre oluşturulduğunu bildirdi.

    Standard and Poor’s, Moody’s ve Fitch oligopolüne karşı, blockchain teknolojisi temelinde yeni bir Kredi Derecelendirme Kuruluşu (KDK), Türkiye’nin önderliğinde hayata geçirilebilir. Burada önemli olan nokta; Avrupa Birliği, Çin, Rusya, Fransa, İtalya, Hindistan dahil birçok büyük devletin bu kuruluşlarla rekabet edememiş olduğu gerçeğinden hareketle; ülkeler ve bankalardan oluşacak birliksel ve bağımsız KDK’yı, dünyanın yeni güven, güvenlik ve şeffaflık mekanizması Blockchain teknolojisi ile doğru şekilde kurgulayabilmektir.

    BLASEA, kredi derecelendirme kuruluşu (KDK) raporu yayınlandı

    Avrasya Blockchain ve Dijital Para Araştırmaları Derneği (BLASEA) Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Kurtuluş, KDK raporunun hem Türkiye’nin bugünkü acil ihtiyaçları çerçevesinde, hemde uzun vadeli stratejilerine göre oluşturulduğunu bildirdi.

    Kadir Kurtuluş, 2017 yılında BLASEA’nın organize ettiği ve aralarında TÜBİTAK, BDDK, Takasbank, Aktifbank, Garanti, Yapıkredi, TSKB, Fibabank, Vestel, IBM, Microsoft gibi önemli kurumlara bağlı katılımcıların bulunduğu İstanbul Blockchain Summit’i anımsatarak, yayınlanan raporun temel noktalarının Türkiye’nin avantaj ve dezavantajlarını bilen ve teknolojiye inanan profesyonellerin paylaşım ve tecrübeleri ile oluşturulduğunu belirtti.

    Türkiye’nin uluslararası ödüllü blockchain girişimi Proofstack’in CEO’su Hasan Kurtuluş ise BLASEA raporundaki önerilerin sağlam temellere dayandığının altını çizerek; istatistiki veriler, finansman modeli, hukuk, uluslararası standartlar, kabul edilebilirlik ve blockchain teknolojisini pratikte kullanan uzmanlar bileşiminde detaylı bir çalışmanın yapıldığını bildirdi.

    Rapordaki dikkat çekici noktalar/öneriler şöyle sıralandı;

    Türkiye’nin Milli KDK’yı kurmak yerine, blockchain temelinde birliksel ve bağımsız KDK’ya öncülük etmesi,

    Türkiye ekonomisine birliksellik üzerinden global bir savunma ve denetim kabiliyetinin kazandırılması ve oligopol KDK’lar üzerinde bugünden bir caydırıcı gücün oluşturulması amacıyla, birliksel ve bağımsız KDK’dan önce, Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) benzeri, global denetim otoritesi GOSMA’nın Türkiye öncülüğünde kurulması,

    KDK’ların mevcut metodoloji ve iş akışları sonucunda ortaya çıkan analizlerinin, gelişmekte olan ülkeler için yetersiz kalabilmesi ve faydalandıkları açık kaynak sayısının gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha az olması nedenleriyle, Türkiye’nin kendi dinamiklerine yönelik daha fazla sayıda/kalitede Türkçe ve ingilizce raporların ortaya çıkabilmesi adına, Think Tank kuruluşlarının bu amaca yönelik özendirilerek, rekabetçi olmayan yapılarının değiştirilmesi ve 30 civarındaki sayılarının; Amerika (1835 tane) ve AB’deki (1770 tane) rakamlar göz önüne alınarak arttırılması.

    “Milli KDK yerine, birliksel ve bağımsız KDK’da öncülük”

    Rapordaki en önemli konulardan birinin BDDK’nın yürüttüğü Milli KDK çalışması olduğunu belirten Hasan Kurtuluş, bu konuda Türkiye’nin zaman kaybetme lüksünün olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Standard and Poor’s, Moody’s ve Fitch, kuruluş tarihleri 100 yıl öncesine dayanan, yüzde 93’lük pazar payları ile global finans sisteminin merkezindeki kredi derecelendirme kuruluşlarıdır. Açıkladıkları derecelendirme notlarının ülkelerin kamu ve özel sektör kurumları üzerindeki etkisi çok büyüktür. Örneğin notu düşürülen bir banka; riskli aktifleri için öncesine göre milyar dolar daha fazla teminat yatırmak zorunda kalabilir ya da aynı şekilde notu düşürülen bir ülke milyar dolarlık sıcak para çıkışını engelleyemeyerek faiz ve döviz kuru baskısını yaşayabilir. Nitekim bugün ülkemizde yaşanan olay da budur. Bu nedenle KDK’ların olası yanlış veya taraflı kararlarını önlemeye yönelik bir denetim ve cezalandırma mekanizması kesinlikle gereklidir.

    Standard and Poor’s, Moody’s ve Fitch oligopolü, ABD ve AB tarafından hem eleştirilebiliyor, hemde icra ve denetim mekanizmaları ile cezalandırılarak, üzerlerinde caydırıcılık oluşturulabiliyor. Türkiye tarafında ise çoğunlukla bize haksızlık yapılıyor söylemleri ile eleştiriler yapılıyor. Her ne kadar Türkiye; 462/2013 nolu AB Tüzüğü ile uyumlu, Seri:VIII No:51 sayılı Sermaye Piyasasında Derecelendirme Faaliyeti ve Derecelendirme Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Tebliği çerçevesinde KDK’lar üzerinde dolaylı bir denetim mekanizmasına sahip olsa da, ABD ve AB’den farklı olarak, Türkiye’de SPK’dan onaylı temsilcilik statüsü ile hizmetlerini sürdüren bu kuruluşlar üzerinde etkili bir caydırıcılığımız yoktur”.

    “Türkiye ekonomisine bağlı kamu ve özel sektör kurumları, Oligopol KDK’ların kararları sonrasında, dünyanın gözü önünde bir bedel ödüyorsa ve Türkiye bu kuruluşlar üzerinde herhangi bir caydırıcı etki oluşturamıyorsa, işte tam bu noktalarda Türkiye’nin risklerinin, özgürlüğünün ve büyüklüğünün sınırı çizilmiş demektir” diyen Kurtuluş, “Bu nedenle 2023 hedeflerini koyarak büyük projelere imza atan Türkiye’nin, tüm finansal kurumlarını etkileyebilen makroekonomik kararlar/raporlar veya bunlara aracılık edenler üzerinde, objektifliğin korunabilmesi adına, süreklilik arz eden bir etkiye/güce sahip olması şarttır. Bu güce sahip olabilmek ve harekete geçme noktasından bakıldığında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) milli kredi derecelendirme kuruluşu için çalışmalara başlaması olumlu ve gereklidir. Böylelikle öğrencisinden akademisyenine, ekonomistinden politikacısına bir think tank sinerjisi ile stratejiler ortaya çıkar ve ülke menfaatinin gereği neyse o yapılır.

    Fakat, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerce yapılmış başarısız denemeler ve yabancı sermaye tarafında bağımsızlık şartının olmazsa olmaz olduğu göz önüne alındığında; milli derecelendirme kuruluşunu inşa etmek, alternatifi olmadığı sürece hiçbir şey yapmamaktan daha iyi olan, ama başarı şansı olmayan bir girişimdir. Bağımsız bir derecelendirme kuruluşundan not almak, Türkiye’nin standartlarını uygulamaya çalıştığı Basel-III uygunluk kriterlerinden biridir, ve bu kriter sağlanmadan ortaya çıkan not değerlendirmesi, Sermaye Yeterlilik Rasyosu hesaplamalarında kullanılamaz. Bu nedenle Amerikan ve Oligopol yapının karşısında, birliksel ve bağımsız yapıyı dünyanın yeni güven ve şeffaflık mekanizması blockchain teknolojisi temelinde inşa etmek, çok daha gerçekçi ve yenilikçi bir yoldur. Buna göre ‘Milli KDK’ yerine ‘Türkiye ve A,B,C ülkeleri öncülüğündeki Bağımsız KDK’ kavramını kullanmak, aslında kuruluşun başarı şansını daha en başından arttırabilecek bir strateji olacaktır” şeklinde konuştu.

    “Milli projelere her zaman başlanabilir, fakat Global ve Birliksel projelere her zaman öncülük edilemez”

    Kredi Derecelendirme Kuruluşlarına karşı, birliksellik üzerinden global bir savunma ve denetim kabiliyetinin Türkiye ekonomisi için gerekli olduğunun altını çizen Hasan Kurtuluş, blockchain teknolojisi ile gelen güven mekanizmasının birliksel projelerinin oluşumunu kolaylaştırdığını vurgulayarak, raporun temel amacının blockchain teknolojisi ve Türkiye’nin ihtiyaçları bileşiminde birliksel projelere başlanabilmesi olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Global ve birliksel projelerin oluşumunda en önemli etken, güven ve güvenlik ihtiyacının karşılanmasıdır. Avrupa Birliği bu ihtiyaçları karşılayabildiği ölçüde, birliksel projelerini tamamlayabilmiş yada geliştirebilmiştir. Örneğin, kuruluşundan 65 yıl sonra eIDAS dijital tek pazar yasasını uygulamaya koyabilen Avrupa Birliği, senelik 415 milyar euro tasarruf edebildiği bu projeyi, uzun süreler sonunda tamamlayabilmiştir. Aslında teknolojinin 10 sene önceki imkanları ile de dijital tek pazar kurulabilirdi, fakat üyeler arasındaki güvenlik ve şeffaflığın sağlanması, mevzuat, yeni otoriteler ve maliyetler nedeniyle 2016 yılına kadar beklenilmesi gerekti. Eğer blockchain teknolojisinin geldiği seviye bundan 10 sene önce gerçekleşmiş olsaydı, AB dijital tek pazarı çok daha kısa sürede, düşük maliyetlerle ve en önemlisi güvenli bir mekanizmaya dayanarak gerçekleştirebilirdi. Bugün Avrupa Birliği üyesi 23 ülke; dijital tek pazarın AB sınırlarındaki ihtiyaçlarını güvenli, hızlı ve uygun maliyetlerle gerçekleştirebilmek ve dünya ile entegrasyonun genişletilebilmesi amacıyla blockchain protokolünü imzalamış durumdadır. Bunun anlamı AB’nin birlikselliğin verdiği güçle, kendi blockchain stratejilerine göre kurgulanan bir altyapıyı, AB dışı ülkelere de kolayca kabul ettirebileceğidir”.

    Türkiye’nin önünde iki seçenek olduğunu kaydeden Kurtuluş, “Birincisi mevcut global sistemin kurumlarının koydukları kurallar çerçevesinde global finans sistemine entegrasyonu sağlamaya devam etmek, ikincisi ise buna ek olarak Türkiye’nin finans, enerji, ticaret veya gayrimenkulde merkez olabilme hedefi ile uyumlu, oyun kurucu pozisyonuna geçebileceği, ekonomisine birliksellik üzerinden bir finansal savunma kalkanı kazandırabileceği, blockchain teknolojisi temelinde birliksel projeleri başlatabilmesidir. İkinci seçenek için zamanla bir yarış söz konusudur, çünkü milli projelerden farklı olarak, global ve birliksel projelere sadece doğru zaman, taraflar, kurgu ve strateji bileşiminde öncülük yapılabilir” dedi.

    Blockchain: Dünya Dijital Kayıt Birliği, İstanbul Konferansı

    BLASEA olarak, 11’inci Kalkınma Planına ve TÜBİTAK’ın organize ettiği Ulusal Blockchain Çalıştayına katılarak, Türkiye’nin birliksel projelere öncülük edebilmesi fırsatını yetkililerle paylaştıklarını belirten Kadir Kurtuluş, siyasi erkin kararlılığı ve bürokratların hızına bağlı olarak, projelere geç olmadan başlanabileceğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Blockchain teknolojisinin önemine inanarak hafta sonu dahi çalışan bürokratlar olduğu gibi, her türlü öneriyi erteleyen sorumluluk almak istemeyen bürokratlarda var. Tabi ki bu durumun ülkemiz aleyhine bir bedeli var, çünkü öncülüğünü yapabileceğimiz birliksel projeler yerine, başkaları tarafından yönetilen birliksel projelere dahil olmaya çalışır pozisyonda da kalabiliriz. Bu noktada geleceğe yönelik bize ümit veren, Cumhurbaşkanımızın seçim beyannamesinde vurguladığı, dijitalleşmeye özel bir önem verileceği ve dijital Türkiye’nin vaktinin geldiğine yönelik açıklamalarıdır.

    Türkiye’nin geç kalmaması adına, blockchain teknolojisini pratikte kullanan profesyonellerle birlikte, raporlar yayınlayarak süreçleri hızlandırmak amacındayız. Bugün itibari ile hazırlanmakta olan altı (6) rapordan birincisi olan Blasea KDK Raporu’nun ilk versiyonunu tamamlamış durumdayız. Bundan sonraki süreçte Bankacılık, GSM operatörleri, ihracat-ithalat, gayrimenkul, fikri-sınai haklar ve hava yolları üzerine raporlarımızı yayınlayacağız. Bununla birlikte, hazırlanan raporlar temelinde kamu ve özel sektör temsilcileri ile gerçekleşen toplantılara göre şekillenecek Blockchain: Dünya Dijital Kayıt Birliği İstanbul konferansını da 26 Ekim 2018 tarihinde organize ediyoruz. Teknoloji, hukuk, insan kaynakları, tecrübe, ulusal ve uluslararası kurumlar bileşiminde ve eşleşen tarafların önceden onaylı toplantılarını düzenleyeceğimiz bu konferansla, blockchain noktasında altyapısı olmayan kurumların dahi, minimum risk ve maliyetle yeni projelere başlaması veya mevcut projelere dâhil olması amaçlanmaktadır. Global ve birliksel projeler temelinde kurgulanan konferansa, Türkiye özelinde katkı sağlamak veya faydalanmak isteyen tüm kurumları bekliyoruz”.