Etiket: Bize

  • Emine Erdoğan: “Allah bize güç versin de şefkat elimizi tüm masumlara uzatabilelim”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Dünyanın neresinde olursa olsun desteğe muhtaç tüm çocukların, kadınların bizim sorumluluğumuzda olduğunu düşünüyorum. Allah bize güç versin de şefkat elimizi tüm masumlara uzatabilelim” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Devlet Koruması Altına Alınmış Gençlerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yerleştirilmeleri Kura Töreni’ne katıldı.

    Törende konuşan Emine Erdoğan, gençlere seslenerek, “Bugün hayatınızın önemli bir dönüm noktasındasınız, zorlu ve çetin bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Allah sizleri iyilikler ve güzelliklerle karşılaştırsın, hep doğru yolda yürümeyi nasip etsin. Bu ülkede kocaman bir aileniz olduğunu hiçbir zaman unutmayın, sırtınızı dayayabileceğiniz güçlü bir devletiniz olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Makamlar, insanlar gelip geçicidir ama devlet bakidir. İhtiyaç duyduğunuz her an kapısını çalacağınız bir güven kapınız inşallah hep olacaktır. Sizler yeter ki bu ülkeyi, vatanı çok sevin ve onun yücelmesi adına çok çalışın. Hayat, bisiklet sürmeye benzetilir, pedalı çevirdiğiniz müddetçe düşmezsiniz, hayatın anlamını kavrayarak yaşamak için bıkıp usanmadan çalışın” ifadelerini kullandı.

    “Bu ülkede artık tüm makam ve mevkiler çalışan, gayret eden herkese açıktır”

    Gençlere tavsiyelerde bulunan Erdoğan, her birinin farklı karakter ve becerilere sahip olduğunu hatırlatarak, “Bu ülkenin en önemli sermayesi sizlersiniz, gelecek sizin elinizde şekillenecek. Rotanızı iyi belirleyin, önceliklerinizi doğru tespit edin ve onlara odaklanın. Hedeflerinizi gerçekleştirmek istiyorsanız, ulaşmak istediğiniz sonuca hükmeden ilkeyi bulun ve onun peşinden gidin. Şunu hiç unutmayın: Bu ülkede artık tüm makam ve mevkiler çalışan, gayret eden herkese açıktır, bunun için kabiliyetlerinizi geliştirin, kendinizi çok iyi yetiştirin, eğitim sürekli bir iştir, yeni şeyler öğrenmekten hiç vazgeçmeyin, inanıyorum ki gelecekte her biriniz önemli vazifeler alacak, ülkemizin adını daha da yücelteceksiniz. Bu aziz millete layık, iyi evlatlar olacaksınız. İyiliği yaygınlaştıracak, hakikatin sözcüsü olacaksınız. Hayata zor şartlarda başlamış olabilirsiniz ama inşallah bu zorlukları telafi edecek bir gelecek sizlerin elinde. Büyük değeri olan şeyler, ucuza mal olmaz. Bulduğumuz şeyin değeri ararken sarf ettiğimiz emek kadardır. Evlatlarımıza düşen sorumluluklar olduğu kadar bizlere de vazifeler düşüyor. Gençlerin yolunu açma noktasında biz de inisiyatif almalı, daha güçlü bir Türkiye için işbirliğimizi arttırmalıyız” şeklinde konuştu.

    “Sadece kendi ülkemiz adına değil, dünyadaki bütün mazlum çocuklar adına da çalışmak durumundayız”

    “Bugün bazı gençlerimizi sevgi evlerimizden uğurlarken geride kalanları gözetmeyi de unutmayalım” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her ne kadar onlar emin ellerde olsa da bir aile yanında olmaları en ideal sistemdir. Evlatlarımızın kendi aileleri ve akrabaları yanında barınma imkanı yoksa koruyucu aileler onlara kucak açmalıdır. Koruyucu aile modeli, evlatlarımızın hayattaki en önemli ihtiyacı olan sevgiyi ve güveni onlara daha iyi verecektir. çocukları ve gençleri sevgi, şefkat ve eğitimle büyüyen toplumlar aydınlık geleceğin müjdecisidir. Türkiye çok önemli bir süreçten geçiyor. Son 14 yıldır hızlanan büyüme ivmesini arttırmak, 2023’te gücünün zirvesinde bir ülke olmak için çok yönlü gelişmek durumundayız. Sadece kendi ülkemiz adına değil, dünyadaki bütün mazlum çocuklar adına da çalışmak durumundayız. Geçen hafta Afrika’daydım, üzerinde yaşadıkları topraklar bin bir çeşit zenginliklerle dolu olduğu halde ne yazık ki onlar sömürgeciliğin kıskacı altında yaşamlarını sürdürüyorlar. Dünyanın neresinde olursa olsun desteğe muhtaç tüm çocukların, kadınların bizim sorumluluğumuzda olduğunu düşünüyorum. Allah bize güç versin de şefkat elimizi tüm masumlara uzatabilelim. Yapacak çok işimiz, alınacak çok yolumuz var.”

  • Bakan Arslan: “Bu gömlek artık bize dar geliyor”

    Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “Bu gömlek artık bize dar geliyor. Bizim 2023 hedeflerine 2053 hedeflerine 2071 hedeflerine daha sağlıklı daha güvenli daha emin adımlarla yürümemiz gerekiyor” dedi.

    Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Çorlu İlçe Teşkilatı tarafından Çorlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen genişletilmiş ilçe danışma meclisi toplantısına katıldı. Bakan Arslan, toplantıda yaptığı konuşmada, “Emaneti ehline verme gereği, ecdattan aldığımız, Peygamber Efendimizin nasihatinden aldığımız bir gelenek. Onun için siz emaneti ehline verdiniz. Ehli 14 yıldır 15 yıldır size hizmet ediyor buna hiç şüphe yok. Emanetinizi daha iyi temsil etmek için sizin huzurlarınıza getirdik. Diyoruz ki emaneti daha yukarılara taşımak için daha güçlü hizmet etmek için söz sizin, karar sizin, sandık sizin anayasa değişikliği sizin, var mısınız? Var olduğunuzu zaten biliyoruz da bizim bu soruyu sorma sebebimiz, sağır olanlar, duymayanlar sizin ne demek istediğinizi anlamayanlar, bir kere daha sizin ağzınızdan duysunlar diye söylüyoruz. Elbette ki varsınız, elbette ki varız, elbetteki var olacağız. Çünkü artık kabımıza sığmıyoruz. Çünkü bu gömlek artık bize dar geliyor. Bizim 2023 hedeflerine 2053 hedeflerine 2071 hedeflerine daha sağlıklı daha güvenli daha emin adımlarla yürümemiz gerekiyor. Bu yürüyüşü de sizin inşallah vereceğiniz destekle yapacağımız bir çok değişiklikle gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    “Bir gün hayır dediler, ertesi gün hodri meydan”

    Anayasa değişikliği konusunda muhalefet partilerinin tutumunu eleştiren Bakan Arslan, şunları söyledi:

    “Pekiyi anayasa değişikliği gerektiğini başka zikreden yok mu? Şu an ki partilerin hepsi zikrediyordu. Hepsi diyordu ki evet bu anayasa değil. Kaç milletvekilimiz olmadan hepimiz eşit olalım bu komisyona üçer tane milletvekili verelim, anayasayı değiştirelim dediğimizde işte orada durdular. Orada dün söylediklerini unuttular. Dün söylüyordunuz, gelin bugün yapalım dedik yok dediler. Anayasa değişikliği mecliste görüşülürken hepiniz şahit oldunuz bir gün hayır dediler, ertesi gün hodri meydan, bir sonraki gün vatandaşın tercihi bizim de başımızın gözümüzün üstüne diyenler, aradan bir gün geçmeden bu sözlerini unuttu. Anayasa mahkemesine gideceğiz dediler. Akşamdan sabaha bu kadar da karar değiştirilmez. Meydanlarda bas bas bağırdılar, mecliste bas bas bağırdılar, biz buna hayır diyeceğiz dediler. Sonra sıra oylamaya gelince oy verme kabinine geçtiler, 20 dakika düşünüyorum dediler, yazıklar olsun. Vatandaşa söz verirken düşünmediysen, sana hizmet getireceğim derken düşünmediysen, sorumluluk aldıktan sonra düşünmediysen, eğer sadece bir kabine geçip orada düşünüp benim geleceğimi ona göre tayin edeceksen, vay bu milletin haline. Allah’tan millet onları dinlemiyor. Allah’tan millet kime sorumluluk vereceğini biliyor. Çorlulu kime sorumluluk vereceğini biliyor. Çorlulu kimin bu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracağını herkesten iyi biliyor. İyi bildiği için bu ülkede 14 yıldır istikrar var, bu ülkede huzur var, bu ülke büyüyor.”

    “Eğer eşim doktora gözükebilmişse, elinde bir reçete varsa bu sefer de eczane kuyruğunda bekliyordum”

    “Bu ülke nasıl büyüyor, niye büyüyor, ne yapıyor müsaade ederseniz biraz da oradan dem vuralım” diyen Bakan Arslan, “14 yıldır AK Parti hükümetleri iktidar. Ondan önce iktidarlarla yok muydu, vardı. Ondan önce bu ülkenin insanı çalışmıyor muydu yine çalışıyordu. Bu ülkenin insanı üretmiyor muydu? Yine üretiyordu. Değişen bir şey var. AK Parti hükümetleri dedi ki ben milletten aldığımı, millete hizmet olarak sunacağım, IMF’nin kapısında dilenmeyeceğim, IMF’den aldığım paraları üç beş tane banka sahibine peşkeş çekmeyeceğim. Sadece faiz için uğraşmayacağım. Ülkenin kalkınması için yollarının, yapılmasının için, okul sayısının artması için, barajlarının sayısının artması için, hastane sayısı artması için harcayacağım dedi. Hastane kapılarında bekliyor muydunuz? Ben gece akşam 12’de gidip sabah 7’ye kadar hastanede sıra almak için bekliyordum. Sırayı aldıktan sonra de eşime diyordum ki buyur sen doktora kontrolünü ol, akşama kadar olabilirsen, dönüp işe gidiyordum. Sizin benden ne farkınız var, aynı şeyi siz de yapıyordunuz. Ertesi gün akşam hastaneye geliyordum, eğer eşim doktora gözükebilmişse, elinde bir reçete varsa bu sefer de eczane kuyruğunda bekliyordum ki ilacı alabileyim. Onların bizi mahkum etmek istedikleri ülke bu. Bunu lütfen unutmayalım. IMF kapılarında dileniyorduk. IMF’den 300 milyon, 500 milyon borç bulduğumuz zaman adamları havalimanlarında davul, zurnayla karşılıyorduk. Bugün sadece Tekirdağ’ı Hayrabolu’ya bağlayacak yolu bölünmüş yol yapmak için bir o kadar daha harcayacağız. O da yetmez İstanbul’u Trakya üzerinden Çanakkale’ye, Ege’ye bağlamak için o konuştuğumuz paraların on mislini bir yola bir köprüye harcıyoruz. Niye, bu bölgeler kalkınsın, Trakya kalkınsın, Tekirdağ kalkınsın. Yanında Kırklareli, Edirne kalkınsın, Çanakkale kalkınsın. Bu bölgenin, Çorlu’nun sanayisi, endüstrisi daha da gelişsin diye. Daha da gelişsin, katma değer oluşturalım, ülkemizin 81 iline hizmet edelim diye” şeklinde konuştu.

    “Vesayet rejiminden kurtulmak istiyoruz”

    Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “Bırakın onlar gibi, FETÖ gibi, PKK gibi, DAEŞ gibi karşımıza hangi hainler çıkarsa çıksın, bu yoldan geri dönüş yok, Cumhuriyetle yönetiliyoruz, rejimin adı belli ama vesayet rejiminden kurtulmak istiyoruz. Diyoruz ki yasama ile yürütme bir birinden ayrılacaktır. Her ikisi de daha güçlü olacaktır. Ne için, benim koltuğum için değil, öbürünün koltuğu için değil, bu ülkeyi daha iyi yönetmek, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini daha iyi korumak için. Mahkemeler bağımsız, değişiklikle diyoruz ki hem bağımsız hem tarafsız olsun bundan rahatsız oluyorlar. Tarafsız oldun diyoruz, tarafsız başka bir şey demiyoruz. 18 yaşındaki genç oy veriyorsa beni seçiyorsa, seni seçiyorsa, hizmet et diyorsa o genç kendini iyi yetiştirsin gelsin aday adayı olsun vatandaş da eğer beğeniyorsa meclise göndersin hizmet etsin. Niye korkuyorsun 18 yaşındaki gençten. Bugün bizim değişsin dediğimiz anayasanın Cumhurbaşkanına verdiği sınırsız yetki var. Zaten bu yetkiyi kullanıyoruz ama sorumluluk yok. Vatana ihanet dışında hiçbir sorumluluk dışında hesap soramıyorsanız. Vatana ihanetin hesabını sormanız içinde yüzde 75 yani dörtte üç milletvekilinin de beraber el kaldırması lazım. Hayır diyoruz böyle yapmayalım. Bugün Recep Tayyip Erdoğan var, herkes güveniyor, yarın belki başka biri gelir, o zaman her şeyden sorumlu olsun, yetkisi olsun ama sorumluluğu olsun her konuda hesap sorabilelim. Kaç milletvekiliyle üçte iki milletvekiliyle yani yüzde 66 ile. Bugün yüzde 75 bile sadece vatana ihanetle ilgili sorumluluk varken her şeyle ilgili sorumlu olsun. Bundan da kaçıyorlar. Arkadaş, o zaman sen ya ne söylediğinin farkında değilsin ya ağzından çıkanı kulağın duymuyor. Hem diyorsun ki tek kişi rejimi olmasın biz hesap soralım dediğimiz zaman kaçıyorsun bundan demek ki ne istediğinin farkında değilsin. İstediğin, geriye dönelim, eskiden olduğu gibi vatandaşın kararı ile değil üç beş kişinin kararı ile bu ülke yönetilsin. O artık geride kaldı. Bu vatandaş 15 Temmuz darbe girişimindeki hainliği yaşadı. 15 Temmuz’u yaşarken bir olarak, beraber olarak ülkenin her yerinde göğsünü silahlara siper etti. Göğsünü o hainlere, o silahlara siper eden bu vatandaş, arık başka birine hiçbir şekilde meydanı bırakmaz. Hiçbir şekilde vesayet odaklarına izin vermez. Milli iradenin tecellisi ile ilgili temsilcisini seçer ve sonuna kadar arkasında durur” dedi.

    “Birileri ulaştırmanın yaptığı büyük projelerin karşısında duruyor”

    “Birileri ulaştırmanın yaptığı büyük projelerin karşısında duruyor” diyen Bakan Arslan, “Bu projeleri niye istemiyor. Üçüncü havalimanını yaptık, karşı çıktılar, niye karşı çıktılar biliyor musunuz. Üçüncü havalimanı demek, Amerika’dan kalkan bir uçağın yolcusuyla beraber başka ülkeye gitmek yerine Türkiye’ye gelmesi demek. Türkiye’den de Uzak Doğu’ya gitmesi demek. Bundan bana ne diyebilirsiniz. Bu uçak hava sahamızdan geçerken biz para ödüyor. O yolcu ülkemize para veriyor. O yolcu havalimanımızdan kalkarken para veriyor. O yolcu havalimanımızda ülkemize para bırakıyor. Bu pastayı paylaşmaya alışmış olan ülkeler o pastanın Türkiye’ye gelmesini istemiyor. Onların istememesi normal de onlara maşalık eden, bizim içimizdeki hainlere ne demeli. Demiryolu yapıyoruz. Biliniz ki Halkalı’dan giren bir yabancı tren ülkemizi boydan boya kat ederek, Orta Asya’ya gittiğinde, ülkemizden geçtiği her bir kilometre için bize para veriyor. Ülkemizden geçen, bölünmüş yoldan geçen her TIR, her kamyon ülkemize para ödüyor. Alışverişte para bırakıyor. Yollar, havayolları, demiryolları artınca dış güçler dediler ki eyvah, yıllardır kendi aramızda paylaşmaya alıştığımız pastaya ortak çıktı, kim Türkiye. O zaman Türkiye’nin önünü kesmemiz lazım. Türkiye’nin önünü keserken de Türkiye’nin büyümesine sebep olan kişi kim, Recep Tayyip Erdoğan. Onun için üçüncü havalimanına, onun için üçüncü köprüye, onun için İstanbul – İzmir köprüsüne onun için 1915 Çanakkale köprüsüne velhasılı kelam bütün projelere karşı çıkıyorlar. Allah’ın izniyle onların karşı çıkmasının hiçbir ehemmiyeti yok. Projeleri tek tek hayata geçirmeye devam edeceğiz. Kimin sayesinde 15 Temmuz’da bir olup, beraber olup kurşunlara, tanklara, karşı göğsünü siper eden siz değerli milletimizin sayesinde. Sizin desteğiniz bizim yanımızda olduğu sürece biz de inşallah daha güçlü bir şekilde size hizmet edeceğiz. Siz hizmetkarlarınızı biliyorsunuz. Hizmetkarlarınız, size hizmeti, halka hizmeti hakka hizmet diye yapıyorlar. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biz bir birimizden eminiz. Dolayısıyla başkalarının ne düşündüğünün başkalarının emellerinin ne olduğunun hiçbir önemi yok. Allah’ın izniyle biz emin adımlarla sağlam adımlarla 2023’e de 2053’e de 2071’e de yürüyeceğiz. Bu kutlu yürüyüşte tek bir engel kaldı 2, 2,5 ay sonra referandum sandığı önünüze geliyor. Şöyle yapın demek bizim haddimize değil. Millet en iyisini biliyor. Bugüne kadar en iyisini yaptı, bundan sonra da en iyisini yapacaktır. Bize verdiğiniz sorumluluğun gereğini biz mecliste arkadaşlarımızla yaptık. Bundan sonra söz de sizin, karar da sizin, ne karar verirseniz biliyoruz ki siz kararları hainlerin emellerine göre değil bugüne kadar taş üstüne taş koymamış olanların beklentilerine göre değil, sizin hizmetkarlarınızın beklentilerine çocuklarınızın, torunlarınızın gelecekleri neyi gerektiriyorsa ona göre yapacaksınız. O kadarı da inşallah biz o günden sonra da çok daha çalışarak çok daha koşturarak uygulayacağız. Bugünümüz elbetteki dünden iyi kimse kıyaslamaya kalkmasın ama Allah’ın izniyle yarınımız bugünden daha iyi olacak. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Desteklerinizden, birliğinizden, beraberliğinizden dolayı hepinize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

  • Aziz Yıldırım: “Quaresma bize gelmek istedi”

    Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaşlı futbolcu Quaresma’nın Fenerbahçe’ye gelmek istediğini söyleyerek, “Avukatı bizi aradı. Benimle de görüşmek istemiş, ben kabul etmedim. Ne istiyorlarmış dedim, bize transfer olmak istiyormuş dediler. Biz de şartlarını yazılı olarak istedik. Ama almayacağım onu” dedi.

    Fenerbahçe’nin Yüksek Divan Kurulu toplantısı, Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleşti. Toplantıda 40. yılını dolduran üyelere plaket ve gümüş rozetleri verilirken, 50, 60, 70 ve 80. yılını dolduran üyelere de plaket ve altın rozetleri verildi. Divan kurulunda açıklamalarda bulunan başkan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım yaklaşık 1 saat konuştu. Fetö’yle olan mücadelelerinin devam ettiğin söyleyen Yıldırım, “Konuşunca ceza veriyorlar. Ellerinden gelse evden çıkarmayacaklar. 3 Temmuz devam ediyor. 3 Temmuz, bu ülkede bazı şeyler değişene kadar devam edecek. Ben sayın Cumhurbaşkanımızla da görüştüm. “Fetö’yle mücadelede bir tek siz vardınız. Sizin yanınızda bakanlarınız yoktu, milletvekilleriniz, bürokratlarınız yoktu. Bir tek Fenerbahçe vardı. Bu böyle bilinsin ve tarihe geçsin. Bütün kulüp başkanları da vardı orada. Fetö’yle mücadelede Fenerbahçe ve devlet kademeleri var. Fetö’yü şikayet eden tek kurum biziz. Benim ve arkadaşlarımın, bu örgüte karşı suç duyurusunda bulunması sonrasında dava açılmıştır. 20 Şubat’ta Silivri’de dava başlayacak. Hiç dava açmadan evimizde rahat rahat oturabilirdik. Ancak biz bunu yapmadık” şeklinde konuştu.

    “Yabancı bir oyuncuyla anlaşmaya yakınız”

    Transfer konusunda bir oyuncuyla anlaşmak üzere olduklarını ifade eden Aziz Yıldırım, “Birkaç oyuncu transferi üzerinde çalıştık. Yabancı bir oyuncu konusunda son aşamaya kadar geldik. Ancak yüzde 100 olur demiyorum. Olması için de arkadaşlar maddi kaynakları açarak çalışma yapıyor. Bu dönemde artık oyuncu almak ve oyuncu satmak artık eskisi kadar rahat değil. Kulüplerde ekonomik sıkıntılar var. Kur sürekli artıyor. Geçer yıldan bugüne yüzde 30’lara yakın kur farkında değişim oldu. Bu da oturduğunuz yerde borcunuzun yüzde 30 artması anlamına geliyor. Amatör şubelerde 80 milyon bütçe açığı vardı. Yüzde 30’u eklediğiniz zaman 25 milyon bütçe açığı artışı oldu. İşin kötü tarafı, sporculara ödenen paralarda vergilerin de ödendiğini hesaba katarsanız, vergilerde de artış oluyor” diye konuştu.

    “Üniversiteyi açacağız”

    Fenerbahçe Üniversitesi’nin kurulmasıyla ilgili olarak çalışmaların tamamlandığını söyleyen Aziz Yıldırım, “Önümüzdeki hafta YÖK’le toplantı yapılacak. Sözleşmede yer alan kuralları yerine getireceğimizi beyan ettikten sonra başlayacağız. Silivri’de bir branşla başlayacağız. İstanbul içinde de yerler bakıyoruz. Tahmin ediyorum ki bu sene açacağız. Kampüs kurmak için Samandıra’da 200 dönümlük bir arazi için Milli Emlak’a başvuruda buluştuk. Temennim bu arazinin kulübümüze tahsis edilmesi yönünde. Üniversiteyi de bu arazide kuracağız” dedi.

    “Ekici’yi düşünmüyorduk”

    Mehmet Ekici transferini kendilerinin düşünmediğini belirten Yıldırım şunları söyledi:

    “Mehmet Ekici’yi biz almayı düşünmüyorduk. Mehmet Ekici, Trabzonspor’lu yöneticilerin iyi tanıdığı, Aziz Yıldırım’a yakın insanlara haber gönderdi. ’Bizden her sene Galatasaray bazı önemli oyuncuları alıyor. Biz bu durumdan rahatsızız. Ekici’nin Galatasaray’a gitmesini değil, size gelmesini istiyoruz. Siz oyuncuyu almak ister misiniz?’ diye sordular. Biz de hocaya sorduk. “Bu oyuncuyla ilgilenebiliriz” dedi. Bizden 2 ay önce Fernandao ve Aatif’ı istediler. Onların başkanları ile Şekip Mosturoğlu görüşme yaptı. Biz de kendilerine, Fernandao’yu kesinlikle veremeyeceğimizi, Aatif’ı da sezon sonunda durumuna göre verebileceğimizi söyledik. Olaylar gelişince, hoca da oyuncuyu isteyince biz de görüşme yaptık. Aatif ve 500 bin Euro önerdik. Aatif da gitmek istemedi. Böyle olunca biz de Trabzonspor’a 1 milyon 750 bin Euro önerdik. Bu arada biz sözde Eto’o konusunda devreye girdiğimiz için, Beşiktaş da bu oyuncu için devreye girmiş. Onlar, kendilerini hiç ilgilendirmeyen bir oyuncunun bize gelmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Trabzonspor oyuncuyu sezon sonuna kadar kadrosunda tutabilir. Biz oyuncuya şartları söyledik, kulübün büyüklüğünü anlattık. O da Fenerbahçe’ye gelmek istediğini söyledi. Bunu kulübüne de söyledi. Trabzonspor oyuncuyu sezon sonuna kadar ister oynatır, ister oynatmaz. Ama çocuğun üstünde baskı oluşturuluyor. Ailesine siyasi baskı oluşturulacağı söyleniyor. 31 Ocak’tan sonra oyuncunun üstünde söz söyleme hakkına sahip değiller. Fener ile Trabzonspor’un arası açılır diyorlar. Zaten açılacağı kadar açılmış aramız. Bıraksınlar bunları.”

    “Sosa’ya teklif yaptık”

    Milan’da forma giyen Sosa’ya teklif yaptıklarını, ancak oyuncunun Milan’da kalmak istediğini de ifade eden Başkan Yıldırım, “Beşiktaş ve Trabzonspor arasında olan anlaşma nedir, bunu kamuoyuna açıklasınlar. İkisi de SPK’ya bağlı. Ama SPK da bunlara ’Neler oluyor bir açıklayın’ demiyor. Beşiktaş’ta şu anda oynayan oyunculardan bazıları bize gelmek istiyor. Quaresma’nın avukatı bizi aradı. Benimle de görüşmek istemiş, ben kabul etmedim. Ne istiyorlarmış dedim, bize transfer olmak istiyormuş dediler. Biz de şartlarını yazılı olarak istedik. Hepsi elimde. Ama almayacağım onu. Başka oyuncular da gelmek istiyor. İstiyorlarsa hepsinin ismini söylerim. Sosa ile de görüştük. Kendisine teklif yaptık. Ama o Milan’da kendini kanıtlamak istediğini söyledi. Medyada terörden korktuğu için gelmediği söyleniyor. Menajeri ’Böyle bir şey yok, oradaki eski kulübümüz bu söylentileri yayıyor’ dedi” diye konuştu.

    “Koşamayan hakeme maç veriyorlar”

    Hakemler konusunda da konuşan Aziz Yıldırım, “Hakemler konusunda konuşma yaptım. Yanlış düdükler çaldıklarını anlattım. Kayserispor ile ilk devre oynadığımız maç, Kasımpaşa, Gaziantepspor, Osmanlıspor, Alanyaspor, Konyaspor ve Galatasaray ile oynadığımız maçlardaki hakem hatalarını yazıp TFF’ye gönderdik. Ama hiçbirini okumadılar. Geçen hafta Bülent Yıldırım yine hata yaptı. Başka hakemler de hata yaptı. Bu hatalardan dolayı herkes bağrıyor ama bağırmayan iki takım var, onları da siz biliyorsunuz. Quaresma’ya zamanında sarı kart gösterilmedi, ceza almadan 3 maç oynadı. Hakemlerin sahada aklı başka yerlerde. Bazıları da yaşlanmış, emekli etmek lazım. Bazıları koşamıyor, hala maç veriyorlar. Ben birkaç kulüple görüştüm. Dertlerimizi konuşalım, hataları konuşalım, bunları da TFF’ye bildirelim. Hepsine teşekkür ediyorum. Beni bir kulüp başka arıyor, “Siz aradıktan sonra başka bir kulüp başkanı aradı ve Cumhurbaşkanı bu toplantıyı istemiyor” dedi. Cumhurbaşkanı buna nasıl karşı durur. Öyle bir şey yok. Bazıları siyasilerin ismini kullanarak baskı oluşturmaya çalışıyor. Spora siyaseti karıştırmayın“ dedi.

    “TFF Başkanı, Fetö’cü avukatla geldi”

    TFF’de insanlara Fetö’cü damgası vurulduğunu ifade eden Yıldırım, “TFF’deki herkesin kimliğini gönderdik, Fetö’cü olup olmadığına dair bize bilgiler geldi diyorlar. Yalan söylüyorlar. Kafalarına göre liste hazırladılar. İstemediklerini atıp, kendi şirketlerinde çalışan adamları getirdiler. Biz 3 Temmuz’da adalete güvenmedik. Adalete güvenseydik yapmadığımız suçlardan cezalar alacaktık. Biz artık Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu gibi kurulları tanımıyoruz. Biz her kurulda Fetö’cülerin olduğunu söylüyoruz. Bana da, Fetö’cüler ceza veriyorlar. TFF ile ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuyoruz. TFF kurumlarında görev alan kişilerin nasıl belirlendiği, görevi kötüye kullanıp kullanmadıklarına ilişkin soruşturma açtırıyoruz. Biz Fetö’cülerle mücadele ederken, TFF Başkanı bize Fetö’cü avukutla geldi. Biz mücadele ediyoruz. Ama onlar bu mücadeleyi niye yaptığımızı bize sorgulatmıyorlar. Konuşan kimseye ceza vermediler. Galatasaray Yöneticisi konuştu, Aykut Kocaman konuştu, ama ben olunca hemen ceza veriyorlar. Bunlar ipin ucunu iyice kaçırdı. Mahkemede hesaplaşacağız. İlhan Cavcav öldü, benim de ölmemi bekliyorlar. Ama benim ölmeye niyetim yok. Biz Fetö’nün ayağına çelme takmış adamlarız. Hiç kimseye sormadan insanlara damga vurdular. Federasyondan gönderdiklerinizin hepsi Fetö’cü mü? Bunları kamuoyuna açıklayın. TFF Başkanı’nın gazetelerinde, ben daha ceza almadan, ne kadar ceza alacağım yazıyor” ifadelerini kullandı.

    “TFF’de Başbakan’dan fazla maaş alanlar var”

    TFF’de birçok kişinin mal varlıklarının arttığını ifade eden Aziz Yıldırım, “Federasyonda kim ne almış, Mal varlıkları nasıl artmış? Hepsini açıklayacağım. Basın doğruları yazar. Ama bunlar gülünç duruma düşüyorlar. Havuzdan alıyorlar, oradan kullanıyorlar. Kimse de bir şey söylemiyor. Mehmet Ali Aydınlar, TFF Başkanı seçildiğinde Fenerbahçe’nin en büyük sponsoruydu. ’Böyle ilişkiler olabilir’ diyor. Mehmet Ali Aydınlar, kendi hastanesinin reklamını yapabilmek için voleybol takımına sponsor oldu. Onlar kulübe borç vermiyor. Sponsor oluyorlar ve bizden de hizmet alıyorlar. Demirören’in Beşiktaş’a karşı sopa elinde. ’Bak size karşı 100 milyon TL alacağım var’ der. Eğer başkan bunu isterse, Beşiktaş transfer yapamaz, maddi açıdan sarsılır. Sayın Demirören, bu parayı hibe et. Çünkü hepimiz ettik. Aksi halde şaibe olacak. Çünkü Beşiktaş’ın maç kazanmasını isteyeceksiniz ki, kulüp para kazanıp borcu ödesin. Bu ülkede Başbakan’ın maaşı 25 bin TL. TFF’de 25 bin TL’den fazla maaş alan en az 10 kişi var. İsterlerse isimlerini de açıklarım. Zaten ben yargıda açıklayacağım hepsini. Bakalım görelim ne kadar para alıyorlar. Yayın ihalesinde 500 milyon Dolar’a ihale yapıldı denildi. Bu ihalenin 250 milyon Dolar’ı, dolar olarak işlenecek. Diğer kısmı ise TL’ye çevrilecek. Kur farkına göre bu para şekillenecek. Bu ihalenin uygulanma tarihi de 1 Haziran 2017. Bu kuru da 3.260’tan sabitleyelim diyorlar. Bu tarihte Dolar 4 lira olursa ne olacak. 3.260 ile 4 Lira arasında çok para var. Geriye kalan parayı cebe indiriyorlar. Ben de imzalamadım hiçbir şeyi. Doğru olmayan hiçbir şeyi imzalamam. Buradan tavsiye diyorum. Uygun şartlara getirip İhaleyi tekrar yapsınlar. Bu iki kur farkı arasında, 250 milyon Dolar’a göre hesaplandığı zaman ciddi bir fark oluyor. Bu aradaki fark ne olacak. Kimin cebine giriyor” dedi.

    “Dekoderimi iptal edeceğim”

    Yayıncı kuruluşun göreve getirmeyi düşündüğü bir isimle ilgili de konuşan Yıldırım, “Yayıncı kuruluş birini işe alıp, haber müdürü yapmaya çalışıyor. Biz de onlara yazı yazdık. Bu adam bizim Trabzonspor’la aramızı açıyor dedik. Eğer yarın 5’e kadar bu adam hakkında gerekli işlemi yapmazlarsa, yayıncı kuruluşun dekoderini iptal edeceğim” ifadesini kullandı.

    “Temel eğitim gerekli”

    Türk Futbolu’nun en önemli sorununun temel eğitim olduğunu söyleyen Başkan Yıldırım, “Eğitim yapılmadığı sürece bir şey olmaz. TFF’nin birinci görevi Türk futbolunun altyapı planlamasını yapmaktır. Eğitmenler yetiştirilmelidir. Fatih Terim’le bir husumetim yok ama görevinden ayrılmalıdır. Ya Milli Takım Teknik Direktörü olmalı ya da Türkiye Futbol Direktörü olmalıdır. Uzun vadeli planlar yapılıp, kulüpler üzerinden uygulanmaya başlanmalıdır. 19 ve 21 yaş takımlarının kaldırılıp rezerv takımların kurulmasını istiyoruz. Milli takım yendi, yenildi, prim aldı, almadı konularından uzak kalınmalıdır. Futbolculara döviz üzerinden para ödüyoruz. Bunu kulüpler görüşüp gerekli yerlere başvurulmalıdır. Önümüzdeki bu önemli dönemde barışın getirilmesini dileyerek hepinizi selamlıyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Otyakmaz: “Bize karşı kumpas kuranlar sanık durumuna düştü”

    TFF 1. Lig ekiplerinden Sivasspor’a destek olmak amacıyla 50. yılı kutlama ve dayanışma gecesi düzenlendi. Gecede konuşan Kulüp Başkanı Mecnun Otyakmaz, “Bize karşı bu kumpasları yapanları da sanık durumuna düşürmüştür. 20 Şubat tarihinde bu kumpası kuranlarla yüce Türk adaleti önünde kozlarımızı paylaşacağız” dedi.

    Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen 50. yılı kutlama ve dayanışma gecesine Sivas Valisi Davut Gül, Belediye Başkanı Sami Aydın, İl Jandarma Komutanı Albay Sinan Şen, Cumhuriyet Başsavcısı Murat İrcal, Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz, Sivasspor Teknik Direktörü Mesut Bakkal, futbolcular ve bin liralık biletleri alarak Sivasspor’a destek olan yaklaşık bin kişi katıldı. Valilik ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla düzenlenen gecede 1 milyon lira toplandı.

    Programda konuşan Vali Gül, “Sivasspor mutlaka şampiyon olacaktır. Sivas’ın her bir tarafından gelerek Sivas’a destek vermek Sivasspor’un şampiyonlukta bir adım daha ileriye gitmesini sağlayacak. İlçelerimizin katkısı da en az merkezdekilerin verdiği katkı kadar önemli. Spor artık bir spor değil aynı zamanda bir endüstridir. Sivasspor Süper Lig’de olduğunda Sivas’ta Süper Lig’de olacak, Sivas’taki sanayicide Süper Lig’de olacak. Biz takımımıza desteklerken aynı zamanda kendimizi destekliyoruz. Dünyanın her tarafındaki Sivaslılardan bahsediyoruz. Bu güzel bir şey. 5 milyon, 3 milyon, 2 milyon Sivaslının olduğu yerde Sivasspor’un mutlaka Süper Lig’de olması lazım. Buna maça giderek destek olmamız lazım, para vererek destek olmamız lazım, lisanslı ürün kullanarak destek olmamız lazım, hiçbir şey olmazsa dua ederek destek olmamız lazım. Sivasspor’suz Sivas mutlaka çok eksik kalır” dedi.

    Kulüp Başkanı Mecnun Otyakmaz kendisinden önce kulübe hizmet edenlere teşekkür etti. Sivasspor’un herkesin ortak sevdası olduğunu söyleyen Otyakmaz, “Sivasspor Sivaslıların birlikte hareket ettikleri zaman ne kadar başarılı olacaklarının en güzel örneğidir. Sivasspor Sivas’ın en önemli markasıdır” dedi.

    “Anadolu takımlarının şampiyonluğa oynayabileceğini gösterdik”

    Sivas denilince akla ilk olarak Sivasspor’un geldiğini vurgulayan Otyakmaz, “Takımımızın şu an bulunduğu nokta taraftarımızı heyecanlandırmıştır. İkincilikte şampiyonluk mücadelesi verdiğimiz dönemde en büyük hayalim Sivas’a Chelsea’yi getirmek dediğimde birçok arkadaşımız idealimizi tebessümle karşılamıştı. Kimse inanmamıştı Avrupa kupalarında oynayan bir Sivasspor hedefine, 2-3 yıl içerisinde ulaşmamış mümkün oldu. Bugün sultan şehre Chelsea’yi getirme sözünü şimdilik tutamadık ama Shaktar Donetsk’i, Anderlecht’i buraya getirdik. Anadolu takımlarının şampiyonluğa oynayabileceklerini gösterdik” diye konuştu.

    Sivasspor’un Süper Lig’de şampiyonluk mücadelesinde direkten döndüğünü anlatan Otyakmaz, “12 yıl gibi uzun bir süre mücadele ettiğimiz Süper Lig’den düştüğümüz son karşılaşmamızı ve adı gibi yiğit insanlarımızın futbolcularımızı tribünlere çağırarak gözyaşları ve hüzün içerisinde dakikalarca alkışlamalarını unutmamız mümkün değildir. Sivasspor’umuz Türkiye’yi UEFA Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden 5. Türk takımı olma başarısı göstermiştir” dedi.

    “Bize karşı kumpas kuranlar sanık durumuna düştü”

    Otyakmaz, “Türkiye’nin yaşadığı şike süreci kulübümüzü de olumsuz yönde etkilemiş Avrupa Kupasında ülkemizi temsil etme başarımıza gölge düşürmüştür. Hepimizin bildiği gibi Türk futbolu çok vahim bir süreç yaşamıştır. Futbolun yaklaşık 2 milyar dolarlık bütçesi kitlelere hitap etmek için popülerliği ve cazibesi ülkemizde her önemli kurumu ele geçirmek isteyen hain bir grubun ilgisini çekmiş ve maalesef akıl almaz kumpaslarla Türk futbolunu bir girdaba sokmuştur. Şahsım ve Sivassporumuz da bu kumpasa dahil edilmiştir. Bu noktada çok sevdiğim iki güzel vecizeyi hiç dilimden düşürmedim. Birincisi adalet topal karınca gibidir, ağır ve aksak gider ama sonunda menziline ulaşır. Gerçekten de 5 yıl sonra hak yerini buldu. İkincisi ise adaletin aksadığı yerde kader hükmedermiş, gerçekten bu sözü çok seviyorum. Gerçekten de kader bizi bugün mağdur, müşteki, bize karşı bu kumpasları yapanları da sanık durumuna düşürmüştür. 20 Şubat 2017 tarihinde bu kumpası kuranlarla yüce Türk adaleti önünde kozlarımızı paylaşacağız” diye konuştu.

  • Tolga Gül: “Afrika Kupası en çok zararı bize veriyor”

    Kardemir Karabükspor Asbaşkanı Tolga Gül, hafta sonu sahalarında konuk edecekleri Galatasaray maçı ile ilgili olarak, “Çok büyük takımla oynadığımız gerçeğini göz önünde bulunduruyoruz ve bu galibiyete olan inancımızı değiştirmiyor” dedi. Gül, Afrika Kupası’ndan en çok Kardemir Karabükspor’un etkilendiğini vurguladı.

    Kardemir Karabükspor, Galatasaray maçı hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Teknik Direktör Igor Tudor gözetiminde yapılan antrenmana Afrika Kupası’nda bulunan Yatabare, Traore, Poko ile sakatlıkları devam eden kaleci Rybka ve Ermin Zec katılmadı. Alexe ve Skulason ise takımdan ayrı çalıştı.

    Uzun süredir galibiyete hasret olduklarını ve bunu da geçen hafta Akhisar Belediyespor ile giderdiklerini kaydeden Gül, takımdaki eksiklilerin canlarını sıktığını belirtti.

    “Afrika Kupası en büyük zararı bize verdi”

    Dar bir kadro ile çalışmalara devam ettiklerini kaydeden Tolga Gül, “Kadromuz şu an dar bir şekilde ve çalışmalarımızı bu şekilde sürdürüyoruz. Afrika Kupası en büyük zararı bize verdi. Traore, Yatabare ve Poko Afrika kupasında. Orada grup maçları henüz yeni başladı ve 2-3 hafta sürecek. Bu şartlarda elimizdeki kadro ile maçlara devam etmek zorundayız. Transferler bir taraftan geliyor ve takıma dahil oluyor. Hocamız forma şansı verirse çıkacak sahada kendini gösterecekler” dedi.

    “Büyük takım olması galibiyete olan inancımızı değiştirmiyor”

    Galatasaray maçının kendileri için önemli olduğunu da ifade eden Tolga Gül, şunları söyledi:

    “Büyük takımlarla bu sene evimizde oynayacağımız ilk maç ve haliyle şehri heyecanlandıracak bir maç. Karabükspor markasının Karabük için ne kadar değerli olduğunu hep vurguluyoruz. Onlardan bir tanesi Galatasaray gibi büyük bir takım evimizde bize konuk olacak. Taraftarlarımızın yoğun ilgisini bekliyoruz. Bütün maçlarda olduğu gibi parolamız burada da 3 puan. Kolay olmadığını biliyoruz ve rakibimize saygı duyuyoruz. Çok büyük takımla oynadığımız gerçeğini de göz önünde bulunduruyoruz ama bu galibiyete olan inancımızı değiştirmiyor.”

    Öte yandan yeni transfer Andriy Bliznichenko da takımla birlikte çalışmalara başladı.