Etiket: “Biz

  • Faruk Çelik: “Biz darbe yapmadığımız için bilmiyoruz”

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Bursa’da katıldığı bir söyleşide, ‘Hükümet çevresinde tekrar darbe girişimi olabilir anlamında kaygı duyulan bir konu var mıdır?’ sorusuna, “Biz darbe yapmadığımız için bilmiyoruz. Uzman olanlar bu işleri bilirler. Bu açıdan benzer yorumlar ve değerlendirmeler yapılıyor. Bunlar 15 Temmuz’da bir kulvar belirlemişlerdi. Şimdi sancılarını yaşıyorlar” dedi.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesinin dernek lokalindeki söyleşiye katılan Bakan Çelik, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. FETÖ tarafından 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin sorulan sorular üzerine Bakan Çelik, “ Bu sinsi örgütün faaliyetleri belirginleşmeye başlamıştı. Her alanda bütün sivil toplum alanlarında ayrı örgüt kurmaları hepimizi düşündürüyordu. Her alanda ne gerek var. Bütün yelpazeyi temsil edecek olan sendika vardı. Yeni sendika kurdular. Her kişiye uygun bir platform oluşmuş şekilde. Sağlık çalışanlarının çalışmaları da ipucu veriyordu. Bu tabi illegal ama legal yapılanma içerisinde illegali göremediğiniz legalliği ile muhatap olduğunuz bir sinsi örgüt” dedi.

    “Şeytanın aklına gelmeyecek bir acayiplik”

    Türkiye’nin beklemediği bir darbe türüyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Bakan Çelik, “Ben Ankara’daydım. Saat 9’da bir soğuk hava esti. Gecenin 10 buçuğunda gördüğümüz tablolar halk tabiriyle şeytanın aklına gelmeyecek bir acayiplik içerisinde, Türkiye’nin her birimine saldıran, beklemediği bir müdahale tarzıyla karşı karşıya kalındı. Bu örgüt dağların ötesinde ülkeler arasında bulunan örgüt olmaktan öte evin içinde olan bir örgüt. Devleti ev olarak düşündüğünüzde her biriminde yer alıyor. Evin içerisinde bulunurken farklı yöntemler izliyor. Eve muhafazakar biri hakim ise örgüt muhafazakar bir yapıya bürünüyor. Sol veya sosyalist bir anlayışta ise onun yaşamını icra edebilecek bir anlayış oluşturuyor. Bu örgütün sökülüp atılmasını keyfi bir anlayış olmadığını mutlaka tutuklananların ifadeleri ve devletin bilgileri çerçevesinde sağlıklı yürüdüğü kanaati içerisindeyim. Yaşadığımız sürece bakarken, 15 Temmuz’da bu zihniyetteki zavallılar gerçekleştirmiş olsaydı bugün ne konuşacak olacaktık? Siyasi boyutunu AK Parti çok ciddi şekilde masaya yatırmış bulunuyor. Kesin olarak söyleyeceğim şudur; Bugüne kadar bilgisine ulaşan hiçbir FETÖ mensubunun partide bulunması mümkün olmayacaktır. Ayrıntılı bir şekilde konunun üzerinde bulunuyoruz” diye konuştu.

    “ByLock ile ilgili kesin olan şeyler var”

    FETÖ mensuplarının 15 Temmuz öncesi haberleşmede kullandığı ‘Bylock’ programına ilişkin soruları yanıtlayan Bakan Çelik, “Bu her telefona uygulanan bir şey değilmiş. İki örgüt mensubunun görüşmesiyle oluşan alt yapısı var. Siz bir yerin amirisiniz. Sizin altınızdaki personel üzerinden örgütlenme tabloları söz konusu olabiliyor. ByLock ile ilgili kesin olan şeyler var. Bazıları tereddüt götürmeyecek şekilde örgütün mensubu olduğu açık. Teknik düzeyde ilgili kurumların üzerinde çalıştığı bir konudur. Ayıklanan boyutları da var. Yanlışın oluşmaması konusunda çalışmalar var” dedi.

    “Biz darbe yapmadığımız için bilmiyoruz”

    ‘Hükümet çevresinde tekrar darbe girişimi olabilir anlamında kaygı duyulan bir konu var mıdır?’ sorusuna ise Bakan Faruk Çelik, “Biz darbe yapmadığımız için bilmiyoruz. Uzman olanlar bu işleri bilirler. Bu açıdan ve benzer yorumlar ve değerlendirmeler yapılıyor. Bunlar 15 Temmuz’da bir kulvar belirlemişlerdi. Şimdi sancılarını yaşıyorlar. Avrupalı yetkililer de 40 gün sonra demokrasi nutukları atmaya çalışıyorlar. Maşalarla maşaları arkadan tutuşturanlar hedefe varamamanın sancılarını yaşıyorlar. Bugün Cumhurbaşkanımızın üzerine basa basa üstünde durduğu dik duruşun altında Türkiye’nin bağımsızlık anlayışı var. Türkiye bağımsız ama her defasında Türkiye’nin işlerine burnunu sokanları da biliyoruz. Dünyanın hangi açıdan bakarsanız bakın ciddi sorunları var. Dünyada 800 milyon insan aç. 1 milyar insan da yoksun. 600 milyon insan da obez. Böyle bir dünya var. Bunu biz oluşturmadık ki. Her şeye hükmeden ülkelerin ortaya çıkardığı bir insan tablosudur bu. Sıcaklık artıyor, çevre sorunları büyüdü de biz büyütmedik bunları. Çözeceğiz diyenler büyüttü. 7 milyar insanı şu anda binbir türlü sorunla bırakanlar 5 ülkenin dünya insanlığına bakışından kaynaklı diyebiliriz” şeklinde konuştu.

    “Bir karış toprak aç kalmayacak”

    Darbe girişiminin olmaması halinde geçen temmuz ayında gerçekleştirecekleri projelerin olduğuna dikkat çeken Çelik, “Şu anda her seçimde konuşulan ‘Mazot bin lira olacak, 3 bin lira olacak’ konusu var. Mazotun yüzde 50’sini devlet, yüzde 50’sini çiftçi kardeşimiz verecek. Türkiye’de bitsel üretim konusunda yaptığımız toplantılarda tarım ve hayvancılık olarak Türkiye’nin fotoğrafını çektik. Avrupa Birliği tarıma genel bütçede yüzde 40 destek veriyor. Gelecekteki savaşların kaynağı toprak kapma olacak. Tahribatın sonunda varacağımız gıda savaşları olacak. Türkiye’yi 941 havzaya ayırdık. Örnek verecek olursak Bursa’nın 17 ilçesi var, nerede ne ekilecek bunları çalıştık. İlgili ürünleri ekerseniz destek var. Ekmezseniz destek yok. Şuraya mısır ekmeyeceksiniz diyoruz, ekerseniz TMO o ürünü almayacak. Herkes kendi kafasına göre üretim yapmayacak. Hangi ürün hangi havzada daha değerli olur onu gerçekleştirme sistemine geçiyoruz. Pamuk üretimi önümüzdeki yıl 2 buçuk, 3 milyon ton olacak. Bu kendi toprağımıza ihtiyaç duyduğumuz ürünleri üretmek için atılan bir adımdır. Bir karış toprak aç kalmayacak. Benim 100 dönüm arazim var, ekemiyorum diyenlere de düzenleme getiriyoruz. Mutlaka ekilecek, siz etmeyeceksiniz sizin yerinize ekilip, hesabınıza para yatırılacak” dedi.

    “2017 ortalarında atılması gereken adımlar atılmış olacak”

    ‘Hayvancılıkta her yıl 400 ila 500 bin büyükbaş hayvan ithal ediyoruz’ diyen Bakan Faruk Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kırmızı et ihtiyacı artıyor. Turist var, et ihtiyacı artıyor. Türkiye 1 milyon 300 ton et üretiyor bir yılda. 12 aylık bir hayvanı getirip, 6 ay besleyip kesiyorsunuz. Bunun adı hayvancılık değil. İthal bir süre daha devam edecek. Eskiden çocuk ölümleri vardı, şimdi de 400 bin buzağı ölüyor bakım olmadığı için. Veteriner arkadaşlarımız var. Bakarsanız ithalata ihtiyaç duymazsınız. 400 bin buzağı ölmeyecek, ilave olacak 31 damızlık merkezi kuruluyor. Bu merkezler olmadan hayvancılığı yaygın hale getiremezsiniz. Ben kendi geçimimi rahat yapmak istiyorum diyenlere her türlü imkan önüne konuldu. Meralar burada, terk edilmiş. Hayvancılığı sürekli yapacak olan vatandaşa meraları tahsis etmek gerekecek. 2017 ortalarında atılması gereken adımlar atılmış olacak.”

    “Hesap sorun haklı çıkartın ben siyaseti bırakacağım”

    ‘Bakanlık göreviniz bittiğinizde Bursa’da siyasi bir görev istiyor musunuz?’ sorusuna ise Çelik, “Bursa’dayız zaten ailem de Bursa’da. Aktif siyaseti bırakmışsam düşünmüyorum. Bu seçimde benim müracaatım yoktu. Bu dönem memlekette nitelikli arkadaşlar var. Siyasetten ayrılacak olursam sizlerle beraber anılarımızı konuşacağız. Ben şehri yaşayan bir insanım. Bursa’yı çok iyi bilirim. Faruk Çelik üzerinde Bursa’da yoğun bir şey var. Ben Amerika’ya taşınsam, Avrupa’ya da birileri Faruk Çelik üzerinde siyaset yapacak. Ne kadar şeyler yazıldı. Ben kimsenin ekmeğiyle oynamadım. Benim için o kadar çok şeyler yazıldı ki. Neler konuştunuz, buyurun ben karşınızdayım. 30 yıldır buradayım. Bunu söyleyemeyeceksiniz ama arkamdan konuşuyorsunuz. Benim kırgınlığım yok ama abuk subuk yazıları görmemezlikten gelen ikinci bir siyasetçiyi ben bilemiyorum. Onları ben bir ara toplatacağım, bir araya koyacağım. Ben bunları hak etmediğim düşüncesindeyim. Hesap sorun haklı çıkartın ben siyaseti bırakacağım” şeklinde konuştu.

  • Kılıçdaroğlu: “Terörden en büyük zararı biz görüyoruz”

    Kartal’da düzenlenen ’Günümüz İslam Dünyasındaki Meseleler ve Çözüm Yolları’ Sempozyumuna katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bizler kendi sorunlarımızı ön yargılardan arınarak ve bir araya gelerek düşüncelerimizi özgürce ifade ederek güzel bir Türkiye inşa edebiliriz. Terörden en büyük zararı biz görüyoruz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kartal Belediyesi tarafından düzenlenen ’Günümüz İslam Dünyasındaki Meseleler ve Çözüm Yolları’ Sempozyumuna katıldı. Burada yaptığı konuşmada İslam Dünyası’ndaki sorunlara değinen Kılıçdaroğlu bu sorunlarının çözüm yolları ile ilgili önerilerde bulundu.

    “Demokrasisi gelişmiş ülkeler her zaman hızla büyüyen ülkelerdir”

    İslam Dünyası’nın sorunlarına değinen ve bu sorunları 15 başlıkta toplayan Kılıçdaroğlu, “Saydığım sorunların ana kaynağı nedir? Biz bu sorunları aşmak için neler yapmalıyız? 4 halkadan oluşan bir çözüm önerisi paketi sizlere sunacağım. Birinci halkamız demokratikleşmedir. Demokrasisi gelişmiş ülkeler her zaman hızla büyüyen ülkelerdir. Demokrasisi gelişmiş ülke ne demektir biliyor musunuz? Siyasetçinin halkına hesap verdiği ülke demektir. Yani vatandaştan toplanan vergilerin her kuruşunun hesabını veren devlet demektir. Yani kul hakkı yemeyen bir anlayışı siyaset kabul etmiş demektir. Bunu yapmak lazım. İkinci halkamız din ve vicdan özgürlüğüdür. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi laikliktir. İnançlar konusunda tarafsızlığını koruyan bir devlet anlayışı. Üçüncü halkamız sosyal devlet. Sosyal devlet işsizlik ve yoksullukla mücadele eden devlettir. Yoksullukla mücadele ederken insan onurunu koruyan devlettir. Yani sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği bir anlayışın egemen olduğu devlettir sosyal devlet. Sosyal devlet aynı zamanda çocuklarımıza çağdaş eğitim vermeyi hedefleyen bir devlettir” dedi.

    “Soylu bir kavramdır adalet”

    “Döndüncü halkamız hukuk devleti, adalet İslam ve diğer tüm dinlerin temel taşı olarak kabul edilmektedir” diyen Kılıçdaroğlu, “Soylu bir kavramdır adalet. Adalet taşıdığı anlamı da aşan bir biçimde ilahi ve beşeri olarak eşitlik, dürüstlük, tarafsızlık, haksızlıkların son bulması doğrunun egemenliği olarak tanımlanır. Mülkün temeli adalettir. İslam dünyası acaba adalete ne kadar önem veriyor. İslam dünyasını yönetenler ne kadar adil ne kadar doğru? Üstünlerin değil hukukun üstünlüğünü savunan bir devlet anlayışı. Washingtonn Üniversitesi’nden Şerhazat Rahman ile Hüseyin Askeri’nin 2010 yılında yaptıkları bir çalışma var; İslam ülkeleri ne kadar İslami. 4 kriterden yola çıkarak hangi ülkelerin İslami kurallara en uygun şekilde yönetildiğini ortaya koyuyorlar. İlk otuzun içinde tek Müslüman ülke yok. Hollanda, Yeni Zellanda, Danimarka var; tamamı İslamiyet’in getirdiği temel kurallara uyan bir yönetim tarzıyla yönetiliyorlar. Peki o İslami kurallara biz neden uymuyoruz? Hangi gerekçeyle uymuyoruz biz o İslami kurallara? Müslümanız diyoruz. İslam’ın egemen olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Neden koptuk o dünyadan. Az önce saydığım 4 halkayı yerine getirdiğimizde eminim biz İslami endekste çok daha yukarılara tırmanmış olacağız. 2010’daki İslami endekste Türkiye’nin yeri 103” ifadelerini kullandı.

    “İlahiyatçılarımız farklı bir şeyi dillendirmekten çekiniyorlar”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Demek ki demokrasimiz gelişmemiş, insan haklarına saygı duymuyoruz. Sosyal devlet ciddi yara almış durumda. Ahlaki temellerimizde ciddi bir sarsılma var. Kadını ikinci sınıf vatandaş görüyoruz. Bütün bunları aşmamız gerekiyor. Bizler kendi sorunlarımızı ön yargılardan arınarak ve bir araya gelerek düşüncelerimizi özgürce ifade ederek güzel bir Türkiye inşa edebiliriz. Terörden en büyük zararı biz görüyoruz. İnançlar en fazla Türkiye’de sömürü alanı haline dönüşüyor. Siyaset kurumu inançları acımasızca sömürüyor. İlahiyatçılarımız farklı bir şeyi dillendirmekten çekiniyorlar, endişe duyuyorlar; ya tepki gelirse diye. İşin özü şu; yeni düşünceler her zaman tepki çekmiştir. Ama tarih yeni düşünceleri her zaman doğrulamıştır.”

    Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, program sonunda Kılıçdaroğlu’na plaket takdim etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Onlar kaçacak biz kovalayacağız”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İnlerine gireceğiz demiştik, inlerine girdik. Şimdi kaçıyorlar, kaçacak delik arıyorlar. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar onlar kaçacak biz kovalayacağız. Bu dünyada biz, ebedi alemde de Rabbim onlara bunun hesabını soracaktır. 241 şehidimizin 2 bin 194 gazimizin hesabını soracaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminde 9 vatandaşın şehit olduğu Ankara’nın Kazan ilçesini ziyaret etti. Belediye meydanında halka hitap eden Erdoğan, Kazan’daki şehitleri ziyarete geldiğini belirterek, gazi olan vatandaşlara da Belediye meydanında mesaj vermek istediğini kaydetti. 15 Temmuz alçak darbe girişiminde en onurlu, en haysiyetli mücadeleyi veren ilçelerden bir tanesinin de Kazan ilçesi olduğunun altını çizen Erdoğan, “Zira Mürted Üssü’nü sizler burada gerektiği şekilde hesaba çektiniz. İnanıyorum ki sizlerin o onurlu direnişiniz, o şehadete yürüyüşünüz, o demokrasiye sahip çıkışınız bu dünyada bir örnek teşkil etmiştir. Ben milletimle iftihar ediyorum. Bu millet çok aziz bir millet ve hani şair diyor ya ‘bir zamanlar bizde millet hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz.’ Bu millet böyle bir millet. Sizler dünyaya millet olmanın dersini verdiniz, birileri anlamasa da. Birileri FETÖ’nün başına da, vagonlarına da sahip çıksa da sizler onlara gereken dersi verdiniz” diye konuştu.

    “Rabbim, tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olanlara bunun hesabını soracaktır”

    FETÖ’nün inlerine gireceklerini söylediğini hatırlatan Erdoğan, inlerine girdiklerini kaydederek, “Şimdi kaçıyorlar, kaçacak delik arıyorlar. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar onlar kaçacak biz kovalayacağız. Bu dünyada biz, ebedi alemde de Rabbim onlara bunun hesabını soracaktır. 241 şehidimizin 2 bin 194 gazimizin hesabını soracaktır. Sadece bunlar mı? 40 yılı aşkın bir süredir bu milleti nasıl aldattıklarının hesabını soracaktır. Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olanlara bunun hesabını soracaktır. Biz bu yola çıktığımızdan itibaren 14 yılda ülkemiz nereden nereye geldi hepimizin malumudur. Ama bu yeterli değildir. Dikkat edin hep bizimle içeride ve dışarıda uğraştılar. Yeri geldi başında olduğum partiyi kapatmaya çalıştılar. Yeri geldi bize Gezi eylemleri yapmaya kalktılar. Yeri geldi 17-25 Aralık yargı ve polis darbesini yapmaya çalıştılar. İşte en son 15 Temmuz Silahlı Kuvvetlerimizin içerisindeki bir azınlık üniformayla bu darbe girişimini yapmaya kalktılar. Ama bu asil millet ayağa kalkarsa ne olur bunun hesabını yapamadılar. Bunlar zannettiler ki F16’lar F16’larla durdurulur. Bunlar zannettiler ki helikopterler helikopterlerle, tanklar tanklarla, silahlar silahlarla durdurulur sandılar. Bunlar bütün bunların karşısında ya bu asil millet kendini ortaya koyarsa ne olur bunu düşünmediler” şeklinde konuştu.

    “Şehit annelerinin, şehit eşlerinin anlattıkları bizim umudumuzu arttırıyor”

    15 Temmuz darbe girişiminde Kazan’da 9 kişinin şehit, 90’ı aşkın kişinin de gazi olduğunu aktaran Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin etrafında 29 şehidimiz var, 36 gazimiz var. Bunların hepsi Cumhurbaşkanlığının etrafını kuşattılar ama onlar bunu da hesap edemediler. Özel Kuvvetlerde 56 şehidimiz var ve onları alçakça bu milletin paralarıyla alınmış F16’larla, helikopterlerle bombalayarak vurdular. Kimdi bunlar? Bunlar Ahmet’ti, Mehmet’ti, Hasan’dı, Hüseyin’di. Vuranlar da alçak, güya Ahmet, güya Hasan, güya Mehmet’ti. Ama bu milletin o şahadete yürüyüşü var ya onlar, o ziyaretlerde dinlediğimiz şehit annelerinin, şehit eşlerinin yaklaşımı, değerlendirmesi var ya onlar bizim umudumuzu artıyor. Dolaştığım evlerde şunlar anlatılıyor. ‘Baktım ki eşim ben köprüye gidiyorum’ diyor. ‘Darbe yapılmış ya oraya gidiyorum.’ Abdestini alıyor iki rekat şahadet namazı. Eşi diyor ki ‘ben de geliyorum.’ Beraber gidiyorlar ve eşi şehit oluyor kendisi yaralı olarak eve dönüyor. Şimdi hale bakın daha evinden çıkarken bir şeye inanmış. Nedir o şahadet. Çünkü şehitler tepesi boş değil diyoruz ya” değerlendirmesine bulundu.

    “Bazı ülkeler darbe girişimini benim bir oyunum olarak göstermeye çalıştı”

    “Bunlar hala rahmetli Menderes’i ipe gönderdiler, milyonlar Menderes’e oy verirken maalesef idam edildiği zaman meydanlara dökülmedi. Zannettiler ki bu Türkiye aynı Türkiye. Artık aynı Türkiye değil” diyen Erdoğan şunları kaydetti:

    “Hiç endişeniz olmasın biz dikleşmeyeceğiz, dik duracağız. Asla meydanları bunlara bırakmayacağız, hep beraber yürüyeceğiz. Sağ olun var olun. Biz meydanlara çağırdık, hava meydanlarına çağırdık ve ben Marmaris’ten çıktığım zaman daha İstanbul’a indiğim zaman on binlerce insan havalimanına dolmuştu, terminallere dolmuştu. Ben milletimin arasına eşimle, torunlarımla beraber karıştığımda üzerimizden F16 alçakça alçak uçuş yapıyordu. Ses hızını aşarak bomba etkisi yaptı ve halkımı ürkütmeye çalıştı. Ama halkım hiç aldırış etmedi. Helikopterlerle aynı şeyi yaptılar aldırış etmedi. Aynı şeyi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde, TBMM’de yapmadılar mı? TBMM 2. Gazi Meclis oldu. Çünkü anında meclis başkanımız, milletvekillerimiz süratle parlamentoya geldiler. Kapatmadılar, açtılar ve devam ettiler. Çünkü biz durmak yok yola devam demiştik. Parlamentomuzda gerek bay gerek bayan milletvekillerimiz beraberce yerlerini alıp seslerini yükselttiler. Ama dünyada bazı ülkeler vardı ki halen bunu benim bir oyunum olarak göstermeye çalışıyorlardı. Nasıl oluyor da ölüm için bir oyun tezgahlıyorsunuz? Kendiniz ölüme gidiyorsunuz nasıl oluyor bu iş? Kardeşlerim işte bunlar bizi tanıyamadılar, tanıyamayacaklar. Bizler Allah’ın izniyle 2023 hedefine ülkemizi ulaştırdığımızda bunlar dünyanın ne olduğunu çok daha iyi görecekler. Şuanda madden ve maneviyen 15 Temmuz bize çok şey öğretti. Her olanda hayır vardır. Siz şer zannedersiniz, onda hayır vardır. Biz bu anlayışla yolumuza devam ediyoruz. Biz Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmedik kesmiyoruz. Çünkü bu ülke henüz layık olduğu yerde değil.”

    “Ülkemizi daha yükseklere çıkaracağız”

    Türkiye’yi daha güçlü bir ülke haline getirmek için yapılan projeler hakkında bilgi veren Erdoğan, “Ülkemizi daha yükseklere çıkaracağız. İşte bu olaylar olurken biz Osmangazi Köprüsünün açılışını yaptık. Ardından Yavuz Sultan Selim Köprüsünün açılışını yaptık. Şimdi 20 Aralık’ta inşallah boğazın altından ikinci geçişi yapıyoruz. Ama bu geçiş raylı değil otomobille, çift katlı bir geçiş Avrasya Tünelinin açılışını yapacağız. Bitmedi daha yapacağımız işler var. Şimdi Çanakkale Geçişinin ihalesini 18 Mart’ta yapıyoruz. Artık Çanakkale’nin de Asya-Avrupa yakalarını köprüyle birbirine bağlayacağız. İnşallah geciken Kanal İstanbul’u da açacağız ve ihalesini yapıyoruz. Bitmedi yeni bir adım, 2018 dünyanın bir numaralı havalimanının ilk etabının açılışını yapacağız. İlk etap 90 milyon yolcu kapasiteli olacak. Tamamı bitiğinde 150 milyon kapasiteli bir havalimanına sahip olacağız. Zaten buna tahammül edemiyorlar ve çatlıyor, patlıyorlar. Niye kıskanıyorsunuz çalışın sizin de olsun. Biz çalışıyoruz oluyor. İnşallah eğitim sisteminde, sağlık sisteminde muasır ülkelerin üstüne çıkacağız. Ankara’mızda, Bilkent’te dünyada örnek bir hastane yapılıyor, Etlik’te aynı şekilde. Şuanda bunların inşaatları hızla devam ediyor bitmek üzere. Bu sadece ülkemize hitap etmeyecek, aynı zamanda bölgeye de hitap edecek. Bu millete bu yakışır da onun için” açıklamalarında bulundu.

  • AK Partili Şahin: “Biz de Cumhuriyetçiyiz, iyi ki Cumhuriyet var, iyi ki Cumhuriyet kurulmuş”

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Lozan Barış Antlaşması tartışmalarıyla ilgili, “Onlar hilafetçidir, biz Cumhuriyetçiyiz” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap verdi. Şahin, “Biz de Cumhuriyetçiyiz. İyi ki Cumhuriyet var, iyi ki Cumhuriyet kurulmuş” dedi.

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Karabük’te yayın yapan Kanal 78 televizyonunda Şükrü Gökkaya’nın sunduğu ‘Karabük Gündemi’ konulu programa katıldı. Soru üzerine Lozan Barış Antlaşması tartışmalarını değerlendiren Şahin, “Lozan’ı bir zafer olarak nitelendirmek mümkün değildir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadelerinin saptırıldığını belirten Şahin, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesini amacından saptırırsanız bir takım farklı sonuçlara ulaşmak mümkün olur. Sayın Cumhurbaşkanımız ’Lozan Antlaşmasını kabul etmiyorum, reddediyorum’ demiyor. Lozan Antlaşmasını bir zafer olarak nitelemeye karşı çıkıyor. Evet belki Lozan o şartlarda o şekilde yapılabilirdi. Ama bunu bir zafer olarak nitelendirmek mümkün değildir. Sevr ise ülkemizi bölen, parçalayan bir anlaşmaydı, ancak Osmanlı Meclisi onu onaylamadı. Daha sonra imzalanan Lozan tabii ki Sevr’i de ortadan kaldıran bir anlaşmadır. Böyle bir anlaşma çalışmaları esnasında burnumuzun dibindeki adaları da talep etmeliydik. Çünkü sınırımızdan seslendiğimizde sesimizin duyulabileceği yakınlıkta Yunan adaları var. Cumhurbaşkanımız bunu ifade etmiştir. Zafer olarak nitelenmesine karşı çıkmıştır” dedi.

    Burada, ’Onlar hilafetçidir, biz Cumhuriyetçiyiz’ gibi bir sonuç çıkarmanın yanlış olduğunu ifade eden Şahin, “Biz de Cumhuriyetçiyiz. İyi ki Cumhuriyet var, iyi ki Cumhuriyet kurulmuş. Demokrasiyi Cumhuriyet ile taçlandırarak daha da genişletmek ve milletimizin huzurunu ve refahını daha da artırmak Cumhuriyet rejiminde iş başında bulunan hükümetlerin görevidir. Biz de bu görevleri yapıyoruz. AK Parti hükümetleri de Cumhuriyet hükümetleridir. 14 yıl boyunca AK Parti cumhuriyetimize önemli hizmetler yapmıştır. Vatandaşlarımız şimdi rejime, Cumhuriyet’e daha olumlu gözlerle bakmaktadır. Vatandaşımızın Cumhuriyet ile herhangi bir sorunu yoktur. Yani artık, vatandaşlarımız kendi iradelerine değer verildiğini biliyorlar. Daha fazla hizmet alıyorlar. Bizimle ilgili yapılan ’Hilafetçi’ gibi değerlendirmeler çok talihsiz değerlendirmelerdir. Kılıçdaroğlu’nun yaptığı abartılı açıklamalardan biri diye değerlendiriyorum” diye konuştu.

  • Palandöken: “Veliler, korsan servislerin biz ucuza taşırız tuzağına düşmesinler”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Okul sezonunun başlamasının ardından okullarımızın çevresinde korsan servis araç işletmecileri çoğalmaya başladı. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın daha güvenli bir eğitim ve öğretim için mutlaka yardımcı personeli ve ilgili mesleki odaya kayıtlı olan 60 bin 799 servis araçlarından birinin tercih edilmesi doğru olacaktır. Korsan servislerin biz ucuza taşırız tuzağına düşmesinler” dedi.

    TESK Genel Başkanı Palandöken, 19 Eylül’de başlayacak olan 2016-2017 eğitim ve öğretim dönemi öncesinde velilere ve okul yöneticilerine uyarılarda bulundu. Okul kantinlerinde öğrencilere satılan gıdalara, velilerin ve okul yöneticilerinin çok dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, “Evlatlarımızın sağlıklı beslenebilmesi için hijyen koşullarına dikkat eden esnaflarımızdan gıda ürünlerini temin edin. Seyyar olarak, açık tezgahlarda sağlıksız ve denetimsiz olarak okul çevrelerinde satış yapan kişilerin mutlaka denetlenmesi ve bu satışların önüne geçilmesi gereklidir. Çocuklarımız da sağlıksız beslenme ve açıkta yapılan satışlar konusunda mutlaka bilgilendirilmelidir. Çünkü yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımızın dengeli ve sağlıklı beslenmelerini tüm veliler olarak arzu ederiz. Bu konuda okul yönetimi ve emniyet yetkililerimiz okul çevresinde gerekli tedbirleri almalıdır” diye konuştu.

    “Okul servislerine dikkat”

    Yeni eğitim ve öğretim yılı ile birlikte piyasada çok sayıda korsan servis aracının olduğuna da dikkat çeken Palandöken, “Okul sezonunun başlamasının ardından okullarımızın çevresinde korsan servis araç işletmecileri çoğalmaya başladı. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın daha güvenli bir eğitim ve öğretim için mutlaka yardımcı personeli ve ilgili mesleki odaya kayıtlı olan 60 bin 799 servis araçlarından birinin tercih edilmesi doğru olacaktır. Korsan servislerin biz ucuza taşırız tuzağına düşmesinler. Ayrıca servislerde rehber personel bulundurmayan servis araçlarını mutlaka Servis Araçları Odasına bildirmeliler. Emniyet yetkililerimiz, yapacakları denetimlerle evlatlarımızın can güvenliğini sağlamalıdır” ifadelerini kullandı.