Etiket: “Biz

  • Milletvekili Aydemir: “Biz ‘Allah razı olsun’ duasına talibiz”

    Milletvekili Aydemir: “Biz ‘Allah razı olsun’ duasına talibiz”

    AK Parti Erzurum Milletvekili Aydemir, ‘Biz sadece ve sadece “Allah razı olsun.” nidalarına talibiz, onun dışında asla siyasi bir beklentimiz yok ve zaten biz biliyoruz ki “Allah razı olsun.” dendiğinde karşılığı müspet olarak Cenab-ı Hak tarafından inşa edilir. ‘ dedi.

    AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı etabı görüşmelerinde tespitlerini paylaştı, Erzurum ile ilgili beklenti ve taleplerini dile getirdi.

    Milletvekili Aydemir, Erzurum Atatürk Çocuk Evlerinin mükemmel bir yatırım olduğunu, çocuklara sevgi ve şefkat temelli hizmet verdiğini belirterek, hizmet kompleksi içindeki spor sahasının yaz moduna göre yapıldığını, Erzurum’un mevsim şartlarıyla uyum göstermediğini belirterek, kapalı spor salonu yapımını talep etti. Sunumunda, AK Yaklaşımın samimiyetine vurguda bulunan Milletvekili Aydemir, Erzurumlu Halk Hikayecisi Behçet Mahir’in tespitini Komisyonla paylaşarak, ‘Merhum Mahir, “Hulusunuz tamsa ağzınızın bârı size derman olur.” diyordu. Ne demek bu? Samimiyseniz size acı gelen bile derman olarak Cenab-ı Hak tarafından yansıtılır. Hakikat de budur ve bizim yaptıklarımız da o yüzden katlanarak insanların yüreğinde yer buluyor. ‘ dedi.

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının; Aile, İşçi, Kadın, Şehit ve Gazi gibi zirve kavramları temsil ve ifade ettiğinin altını çizen Milletvekili Aydemir, ‘Her zaman söyledik ki biz hakkı dillendirenin yanında oluruz, hatta işini güzel yapana da teşekkür ederiz. Yani siyaseti bu zeminde yaparsak çok lezzet ifade eder. Kaldı ki bizim şu anda görüştüğümüz Bakanlık hepimizi, bütün bir toplumu ortak bir paydada buluşturacak yapıya sahip. En yüksek kavramları ifade eden bir Bakanlık; aile, işçi, kadın, şehit, gazi Bütün bu kavramlar zirve kavramlar, bayrak kavramlar. Dolayısıyla burada konuşurken mutlaka bir ölçü koymak lazım diye düşünüyoruz’. diye konuştu.

    Muhalefet kesiminin Türkiye’nin en düşük sendikalaşma oranına sahip olduğu iddialarına cevap veren Milletvekili Aydemir, “OECD ülkeleri arasında Türkiye en düşük sendikalaşma oranına sahip” gibi bir cümle kurdu, oysa doğru değil bu. Evet, Türkiye’de sendikalaşma düşük ama en düşük değil, doğru verileri verelim, Fransa, Litvanya, Estonya gibi ülkelerde bizden daha düşük. Biz yüksek demiyoruz ama doğruyu konuşalım ve ben bunu söylediğim zaman, ya kafaları karıştırıyorsunuz dediğim zaman da bu sefer farklı bir tepki alıyorum, yapmayın bunu. ‘ dedi.

    Covid-19 salgını sebebiyle işverene verilen destekler konusundaki muhalefet yaklaşımını paylaşmadıklarını belirten Milletvekili Aydemir, ‘Efendim, çalışanlara değil de çalıştıranlara dönük bir yaklaşımınız var, müspet yaklaşımınız var oysa biz talebi artırmamız lazım, üretim çok da bir şey değil bu anlamda.” Deniliyor. Oysa eğer istihdam zeminini oluşturmazsanız, o zemin sıhhatli olmazsa talep oluşturamazsınız. Yani işverene bu desteği vermezseniz sonuçta o da çalıştırdığı elemanın işine son verecek. Nasıl olacak bu? ‘ diye sordu. AK Parti iktidarları öncesinde Türkiye ekonomisinin IMF tekelinde bulunduğunu hatırlatan Milletvekili Aydemir, Milletvekili Ekrem Çelebi’nin “Bizden önce burada komiserler cirit atıyordu, IMF komiserleri.” Neredeyse aileden biri gibi tanıyorduk biz bunları. Her gün burada bizi sıygaya çekmeye geliyorlardı, verdikleri üç kuruşun hesabını soruyorlardı ve onlar nereye gidiyordu, nereye gidiyordu? Fakir fukaraya gitmiyordu.’ sözlerini kaydederek, ‘Şimdi, “Yardımlar lütuf değil.” deniliyor. Kime demiş “lütuf” kim demiş? Bu millet her şeyin en âlâsını en güzelini hak ediyor ama bu bizimle beraber hayat buldu. ‘ ‘ kaydını düştü.

    Sunumunda AK Yaklaşımı tarif eden Milletvekili Aydemir, ‘ Bakın, Erzurum’da bir özel isim vardı -Allah gani gani rahmet eylesin Behçet Mahir isimli; bir halk bilgesiydi, alaylıydı, eğitimi, tedrisi yoktu ama hakikaten öğretmeye dönük, çok konforlu bir zihin haritası vardı. Onun özel bir tespiti vardı, diyordu ki: “Hulusunuz tamsa ağzınızın bârı size derman olur.” Ne demek bu? Samimiyseniz size acı gelen bile derman olarak Cenab-ı Hak tarafından yansıtılır. Hakikat de budur ve bizim yaptıklarımız da o yüzden katlanarak insanların yüreğinde yer buluyor. ‘ dedi.

    Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi tespitini paylaşan Milletvekili Aydemir, AK Parti hizmet felsefe ve siyasetine yönelik olarak; ‘bir tespit var, bu tespiti çok yüksek bir isim yapıyor: “Sabrı belki küçük bir karıncanın mücadelesinden öğreneceksiniz. Vefayı uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızın size sarılışından öğreneceksiniz. Açlığı sokaktaki bir yoksulun ekmeği tutuşundan öğreneceksiniz . Emeği güneşin altında çalışan bir işçinin alın terinden öğreneceksiniz. Vatan sevgisini Suriyeli bir muhacir çocuğun gözlerinden öğreneceksiniz. Kahramanlığı Ömer Halisdemir gibi yiğitlerin cesaretinden öğreneceksiniz. Özveriyi, terör örgütünün kalleşçe şehit ettiği Aybüke Öğretmenin fedakârlığından öğreneceksiniz. Coşkuyu arkadaşlarınızla birlikte gittiğiniz bir

    futbol maçında öğreneceksiniz. Hasreti annenizle bir süre ayrı kaldığınızda öğreneceksiniz.” Kim diyor bunları? Bu eşsiz, bu latif ifadeler kimd en sâdır oluyor? Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri bunlar. Bu tespitler sâdır oluyorsa bir zihinden oradan neşet edecek bütün icraatlar milleti kuşatır, insanlarımızın tamamına fayda sağlar. Bizde “öteki” diye bir kavram olmadı bugüne kadar. ‘ vurgusunda bulundu.

    Milletvekili Aydemir, ‘Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bizim şeref levhamız bir bakanlık, yaptığı her icraatı milletin yüreğinde, gönlünde özel iz bırakıyor ve biz şuna yöneliyoruz arkadaşlar, aslında geçtiğimiz bütçede söylemiştim, bir daha hatırlatayım, bir daha söyleyeyim: Yani güzel olanı taklit güzel bir şeydir. Biz sadece ve sadece “Allah razı olsun.” nidalarına talibiz, onun dışında asla siyasi bir beklentimiz yok ve zaten biz biliyoruz ki “Allah razı olsun.” dendiğinde karşılığı müspet olarak Cenab -ı Hak tarafından inşa edilir ve öyle olduğu içindir ki on sekiz yıldır bu hareket iktidar, Allah’ın izniyle daha on sekiz yıllar da göreceksiniz; bu tahammülsüz haliniz daha devam edecek inşallah. ‘ dedi.

    HDP Milletvekillerinin kadına şiddete tepkilerinin olmadığını belirten Milletvekili Aydemir, ‘Ben bir şey daha söyleyeceğim, HDP’yle ilgili, söylemesem içime dert olacak, söylemesem yani nasıl olacak, sussam da gönül razı değil. Kadına şiddetten bahsediliyor değil mi? Bugün, HDP’li kadınlardan, kadına şiddete dönük çok fazla bir şey duymadım ben, özellikle çok bekledim. Sebebini ben biliyorum, sebebi, bu Mecliste açığa çıkmış bir hâl var yani bir milletvekilinin, kendi milletvekillerinin kadına şiddeti tescil olundu, bundan dolayı. Tarzları bu, bunu yapmayacaksınız.’ tepkisini verdi.

    HDP, HAKKARİ’DE ŞEHİT EDİLEN İŞÇİLERDEN BAHSETTİ Mİ?

    HDP’in işçi haklarını konuşurken Hakkari’de şehit edilen işçilerden bahsetmediğini aktaran Milletvekili Aydemir, ‘ Bir başkası, işçiden bahsediliyor değil mi? Burada işçilerden, işçilerin haklarından bahsediliyor. Allah rızası için şu konuşmacılardan biri, daha dün Hakkâri’de şehit edilen işçilerden bahsetti mi, en ufak bir konuşma yapan oldu mu? Samimiyet, samimiyet, kalbi olmak, yoktur böyle bir şey. Sadece laf, sadece laf. ‘ diye konuştu.

    Milletvekili aydemir, HDP’e tepki vererek, “Kürt” diyorlar, Kürt’le uzaktan yakından ilgileri yok. Kürt’e kan ve gözyaşını yansıtır bunlar, başka hiçbir şey değil. Böyle ezbere, meydan boş, üfürürüm ben, savrulur gider; böyle yok. Bak, burada işçilerin hakkından bahsediyoruz. O işçi hakkından bahseden herkes benim için baş tacıdır ama dün şehit edilen işçileri neyi dile getirmiyoruz ya? İmansız bir örgüt, PKK, bölücü vatan hainleri, şehit edilenler Kürt üstelik, Kürt; hani Kürt’sünüz, hani Kürt’ün hakkını savunuyorsunuz. Yok böyle bir şey, burada yapılanların tamamı mugalata, tamamı tribünlere yönelik gönderme yapmak; samimi olacağız. Kürt kardeşlerimin hakkını biz savunuruz, biz, milletçe. “Kürt illeri” kavramı, ne Kürt illeri kardeşim ya, bu ne demek ya, bu nasıl bir laftır ya! “Kürt illeri” bütünüyle reddediyorum, böyle bir şey yok. Oralarda şehitlerimiz var, oralarda gazilerimiz var. ‘ kaydını düştü.

    Milletvekili Aydemir, sunumunun son bölümünde, MHP tarafından kaydedilen tespiti paylaşarak, ‘MHP’li kardeşlerim altını çizdiler, ben de ona vurgu yapmak istiyorum: Bazı gazilerimiz var ki vücutlarında şarapnel taşıyorlar ama bu tarifin içerisine girmediği için şu anda “gazi” unvanı alamıyorlar. Bunların birçoğu sadece o şerefli unvanı taşımak için bir beklenti içindeler; ben de bunu özellikle destek mahiyetli söylüyorum. ‘ dedi.

  • Aydemir: ‘Biz “Lawrence”leri bilen Milletiz’

    Aydemir: ‘Biz “Lawrence”leri bilen Milletiz’

    AK Parti Erzurum Milletvekili Aydemir, ‘Biz millet olarak tarihî seyir içerisinde, “Lawrence”leri, “Lawrence”lerin ahfadını, geleceğini, geçmişini, hepsini tanıyan, bilen bir milletiz. ‘ dedi.

    Milletvekili Aydemir’in Değerlendirmesi

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Kültür ve Turizm Bakanlığı 2021 yılı Bütçesi görüşmelerinde söz alan Komisyon üyesi, AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, Ayasofya Camisinin ibadete açılmasını eleştirenlere tepki göstererek, ‘ Sözünüzün hüküm ifade edebilmesi için ya da muhkem hâle gelebilmesi için bir özel metot var, bunu daha ziyade kurnazlık güdenler yaparlar. Nedir o? Sizdenmiş gibi görünüp meramını aktarabilmek. Burada öyle bir şey yapıldı. Bir arkadaşımız “Efendim, ben namaz kılıyorum ama buna rağmen kiliselerin camiye çevrilmesine karşıyım.” dedi ve Ayasofya’yı özellikle açtı. Biz millet olarak tarihî seyir içerisinde, “Lawrence”leri, “Lawrence”lerin

    ahfadını, geleceğini, geçmişini, hepsini tanıyan, bilen bir milletiz. Dolayısıyla, bunu özel not düşüyorum. Yapılan, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır; Ayasofya’ya dönük düşüncelerini izhar etmek, aşikâr etmektir. Bunu kınıyorum. ‘ diye konuştu.

    ‘Herkese simasına layık sille vurulur’

    Fransa’da Bir Yayın organı tarafından Hz. Peygambere yönelik çirkin ve şerefsiz yaklaşıma sert tepki veren Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam’ı gösterdiği dirayetten dolayı tebrik eden Milletvekili Aydemir, ‘Değerli Bakan Yardımcımız Serdar Bey bir paylaşım yaptı. Paylaşımına on binler, yüz binler, milyonlar yürekleriyle iştirak ettiler, bunlardan birisi de benim. Bir yüksek isim “Herkese simasına layık sille vurulur.” diye not düşüyor. Aynen bunu yapmıştır Değerli Bakanımız, hak

    edene hak ettiği şekliyle cevap vermiştir. Ondan dolayı biz ona minnettarız, onu kınayanları kınıyoruz biz. Niye bunu yapmıştır Değerli Bakanımız? Efendiler efendisine sebdeden, hakaret eden bir yayın organına bu karşılığı vermiştir. Eğer bunu vermiyor isek imanın en düşük derecesinde bile sabitkadem etmemişiz demektir. Dolayısıyla, Bakanımızı istifaya davet etmek değil, onu teşyii etmek, onu her vesile onore etmek bu milletimizin yüreğinden geçen ifadelerdir. Ben de milleti temsil eden, milletin içinden gelen birisi olarak, hak teslimi bağlamında özellikle burada not düşüyorum. Değerli

    Bakanım, size çok teşekkür ediyorum, sizi tebrik ediyorum ve o paylaşımınıza sonuna kadar iştirak ediyorum. Anladıkları lisan budur ve anladıkları lisanla cevap verilmiştir. ‘ diye konuştu.

    Aydemir: Böyle bir şey olur mu?

    Bakanlık bütçesi görüşmelerinde RTÜK’e yönelik değerlendirmeler kapsamında terör yandaşı gazetecilerin adalet önüne çıkarılması sürecini eleştirenlere cevap veren Milletvekili Aydemir, ‘ “Efendim, yazarlar, gazeteciler hapse atılıyor.” Kim tarafından? “Hükûmet tarafından.” Açık açık böyle söyleniyor. Yahu arkadaş, bu ülkede adalet mekanizması yok mu, hâkimler yok mu, mahkemeler yok mu? Ayıptır. İftira, bühtan, yalan Bunları yapmayınız. Burada ehlivicdan davranmak lazım. Kaldı ki -bir şey daha söyleyeyim, bir vesile ben gene söyledim burada bir kanun görüşmesinde, gazeteciyim ben- gazeteci suç işleyecek, o cezadan muaf olacak, vareste olacak. Böyle bir şey olur mu ya! ‘ ifadeleriyle tepki verdi.

    Aydemir: ‘Olması gereken budur’

    Milletvekili Aydemir, ‘Her türlü melaneti yapacak, terörü teşvik edecek, terörün yanında duracak, kalemiyle, silahlı dağa çıkıp millete yönelenlere destek verecek, efendim hukuk buna sükût edecek. Yok böyle bir şey kardeşim. Dolayısıyla, yazarlara, gazetecilere ceza veren hukuk sistemidir, hükûmetin hiçbir alakası yoktur ve verilmesi de çok yerindedir, olması gereken de budur. Hakkıyla gazetecilik yapan kimseye, bir başkasının dokunduğu yok. Bakın, burada ısrarla bir televizyonun adını veriyorsunuz ve RTÜK’ü bu anlamda tenkit ediyorsunuz. Oysa o televizyonda çok yakın zamanda bir yayın Ben denk geldim. Bu Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile Sayın Cumhurbaşkanımızın muhaveresi, karşılıklı atışmasına çok açık bir biçimde Macron’un yanında saf tutarak cevap veren, konu açan yazarlar, gazeteciler vardı, kimse bir şey demiyor, RTÜK’ün böyle bir uygulaması yok. Dolayısıyla burada algı oluşturmaya dönük bir yaklaşım doğru değildir. Bir şey de söyleyeyim: Bunlar vatandaş tarafında, halk tarafında bir aksülamel, bir yankı da bulmuyor, bunu çok net bilin. Kendi kendinize bunları söyleyip tatmin oluyorsunuz ya da sizin cenahta olanlara bir mesaj verme bağlamında yapıyorsunuz. ‘ dedi.

    Av Turizmine Tepki

    Av turizmi konusunda görüşlerini dile getiren Milletvekili Aydemir, bu turizm yaklaşımını desteklemediğini belirterek, ‘ Abdüllatif Şener Bey bir şey söyledi, ona sonuna kadar katılıyorum. Şu av mevsimiyle ilgili, avlanmayla ilgili. Ben de bigünah varlıklara yönelmeyi, hele hele böyle o çok modern silahlarla tuzak kurup da onları avlamayı insani bulmuyorum, onu da özellikle not düşüyorum ben burada.’ kaydına yer verdi.

    Kuzu ve Yılmaz İçin Başsağlığı

    Sunumu içinde AK Parti eski Milletvekili Burhan Kuzu ve eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın vefatları dolayısıyla taziyelerini sunan Milletvekili Aydemir, ‘İçimizden birini Rahmeti Rahman’a uğurladık. Özel bir isimdi, ara ara Plan ve Bütçe Komisyonumuza gelirdi, bütçe görüşmelerinde takipçi olurdu, izlerdi, takip ederdi ve bize özellikle hukuki anlamda çok desteği olmuştur, çok ciddi yardımları olurdu, ufkumuzu açan ifadeleri olurdu; Burhan Kuzu Hocamız, Allah gani gani rahmet eylesin. Güzel insandı, iyi insandı ve mert insandı, bir de bağrı geniş de bir insandı, paylaşımlarının altına yazılan envai türden hakaretamiz ifadelere bile sükût eden bir yaklaşımı vardı, çelebiydi; Allah gani gani rahmet eylesin. Ve bu ülkede Başbakanlık yapmış bir başka isim, ülkemize, vatanımıza hizmet etmiş, bulunduğu konumda çok ciddi sevenleri olmuş, saygın bir pozisyonu olmuş Mesut Yılmaz Beyefendi, onu da rahmete uğurladık. Ona da Cenab-ı Hak’tan gani gani rahmet diliyorum. ‘ dedi.

    Aydemir: Cumhurbaşkanımız, Yüreği Merhametle Kuşatılmış Bir Büyük Lider

    İzmir’de yaşanan deprem sonrasında Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde tek yürek halinde seferber olduğuna işaret eden Milletvekili Aydemir, ‘ Ve İzmir’de yaşanan dram. Şimdi, arkadaşlar, tam bunu söylemişken bir mesajı özellikle sizinle paylaşmak istiyorum. Biraz önce yüreğimi kabarttığı için buraya aldım sizinle paylaşmak istiyorum. Altmış küsur saat sonra çıkarılan 3 yaşındaki Elif için yazıyor bunu, bunu sosyal mecrada paylaşıyor, ifade aynen şöyle: “Seni, kardeşlerin Elzem ve Ezel’i, İdil’i, İnci’yi ve daha birçok evladımızı bizlere bağışlayan Allah’a şükürler olsun. Geçmiş olsun canım yavrum.” Kim söylüyor bunu? Yüreği merhametle kuşatılmış bir büyük lider, Sayın Cumhurbaşkanımız. O, bu kaydı düşerken, o, her türlü riske rağmen gidip depremzedelerle beraber olurken, bir cenazeden çıkıyor bir kongreye gidiyor, kongreden çıkıyor oraya gidiyor. Nedir? Milletinin acısını paylaşmaya. Buna karşın muhalif muarız not düşme adına, “vicdansızca” çok açık söylüyorum, ne diyorlar sosyal medyada? Efendim, güya Cumhurbaşkanımız gitmiş de aracında müzik çalıyormuş. İnsan Allah’tan korkar. İşte bunu yaptıkları için Değerli Bakanım, bunlar bunu yaptıkları için milletten karşılık asla bulamıyorlar ve ilahi inayet de, nusret de bunlarla birlikte olmuyor, bunu özellikle burada söylemek lazım. Efendim “Biz sükût edelim, duralım, karşı taraf her şeyi” Yok böyle bir şey.’

  • Karataş: “Biz insanız, elbette inancımızı ve değerlerimizi koruyacağız”

    Karataş: “Biz insanız, elbette inancımızı ve değerlerimizi koruyacağız”

    Memur Sen Erzurum il Başkanı Mustafa Karataş, sömürgenin merkezlerinden olan Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un son birkaç zamandır cinnete esir politikalarına bir yenisini ekleyerek, insanlığa rahmet olarak gönderilen, hatem-ül enbiya Hz. Muhammed Mustafa’ya ilişkin sözde karikatürlere fikir özgürlüğü adına sahip çıkması ve Müslümanları aşağılamasını tel’in ettiklerini belirtti.

    “Aslında Macron, bir görüntü” diyen Karataş, “Avrupa’da birçok ülkede bir cinnet hali yaşanıyor. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi, o meşhur Avrupa aklını esir almış, çoğulculuk söylemlerinin sırçası dökülmüş ve nihayet aşırı sağ siyasetin ürettiği politikalar siyaseti belirler hale gelmiştir. Almanya’da cami baskını, Hollanda’da Gert Wilders’in terör ve şiddet içeren konuşmaları ve nihayet Macron’un, ifade hürriyeti arkasına sığınarak, İslam’a ve peygamberine saldıran unsurlara sahip çıkması cinnetin boyutlarını göstermektedir. Burada bir parantezle bir başka tepkimizi de özellikle ifade edelim. Kutsal emanetlerimizin mekanı olmakla yetinip, kutsala sahip çıkmayı beceremeyen Suudi Arabistan yönetimini ve onunla aynı kulvarda bulunmaya teşne Birleşik Arap Emirliklerini de tarih ve bizler not ediyoruz. Dine ve Kutlu Nebi’ye dönük hakaret faillerinin kuyruğuna takılan ülkelerin ve yöneticilerin, emperyalist taşeronluğu ve kapitalistlerin sömürü baronluğu sıfatlarının sona ermesinin de yakın olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

    Memur Sen İl binasında, sendika şube başkanları ile birlikte yaptığı basın açıklamasında İnsanlığın inançlarını hedef almanın özgürlük değil, küstahlık olduğunu dile getiren Başkan Karataş, “Avrupa’daki kimi siyasetçilerde olduğu gibi Macron da kirli siyasetine malzeme aramaktadır. Macron’un, sözde ifade özgürlüğü adı altında doğrudan insanların inançlarına saldıran ve neresinden bakarsanız bakın kin, nefret ve terörle şekillenmiş zihinler tarafından çizilmiş karikatürlere sahip çıkarak, teröre ve kine ortak olmaktadır. Bu bir akıl yitimidir. Evet. Emanuel Macron, siyaseten yaşadığı krizi örtmek için özellikle yabancı düşmanı ve ırkçı aşırı sağ siyasetin söylemlerini kullanması, kendi ülkesinin milletvekili tarafından dahi “bu ülke aklını mı yitirdi” şeklinde eleştirilmiştir” diye konuştu.

    Son birkaç aydır, ısrarla İslam ve Müslümanlar üzerinden güç devşirmeye çalışan, deyim yerindeyse, aklını yitirmiş küresel emperyalist odaklara yardakçılık yapan Macron’u korku çemberinin sımsıkı sarmış durumda olduğunu dile getiren Karataş açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Macron, insandan korkuyor. Macron, adaletten korkuyor. Hülasa, Macron, İslam’dan korkuyor. Son birkaç yüzyılda bütün insanlık öğrendi ki; özgürlük Batı’da slogandır. Batı iki değerden korkmaktadır aziz dostlar; adil dünyadan ve özgür insandan. İslam da tam da bunu vaat etmektedir. Bütün insan hakları aktivisti örgütlerden, kişilerden, emek hareketlerine yön veren kuruluşlardan, kişilerden beklentimiz, çağrımız şudur: Özgürlük insanın, dünya insanlığın ikametgâhıdır. Renkleri, fikirleri ve inançları; hakaret etme, küçük görme, şiddeti çağırma aracı yapan, kendi kirli oyunları için saklama tezgâhları oluşturan, siyasi kimlikleri, ideolojik örgütlere ve emperyalist devletlere birlikte cevap vermeli, onlara yenilgiyi birlikte tattırmalıyız.

    İnancımız, farklı olabilir. Fikirlerimiz karşıt görünebilir. Ama çok temel bir ortaklığımız var; biz insanız ve dünyada birlikte yaşıyoruz. Hiç kimse, hiç kimsenin dinine, hükümlerine ve kutsallarına hakaret etme, onları yok etme hakkına sahip değildir ve olamayacaktır. Biz insanız, elbette inanacağız. Biz insanız, elbette insan onurunu savunacağız. Biz insanız, en kesin şekilde söylüyorum ki inancımızı ve değerlerimizi koruyacağız. İnanca ve değerlere savaş açanlara, kutsallarımıza hakaret edenlere karşı dayanışmayı güçlendireceğiz ve birlikte mücadele edeceğiz. Tam da bu noktada belirtmek isteriz ki; Emmanuel Macron ve diğerlerinin aslında neyi gizlediğin, kimi kolladığının iyi bilinmesi gerekiyor.

    Dünya’nın imkânlarını, insanların inançlarını çalanlar yani Macron gibiler, inanca ve kutsallara hakaretle yenilgilerini gizlemeye, yok oluşlarını geciktirmeye, kirli düzenlerini devam ettirmeye yönelik tetikçi konumlarını devam ettiriyorlar.

    Bizim gözümüzde Macron ve benzerleri emperyalistlerin amelesi, kapitalistlerin, finans baronlarının hademesidir.

    Güzel ahlak için gönderilmiş Hz. Resulü hakaretlerine konu eden zihniyet, dünya üzerinden silinmeye mahkûmdur.”

    “Bütün dünya duysun ki; bizim için Hz. İsa da Hz. Musa da hülasa, Hz. Adem’den Hatemül Enbiya Hz. Muhammed’e bütün peygamberler kutsaldır, haktır, sataşmadan dahi muaftır” diyen Karataş daha sonra şunları söyledi;

    “Çünkü onlar, insana onuru ikram, insanlığa felahı imkân haline getirmek için yaşadılar, yaşattılar ve hakikati, doğruyu yaydılar.

    Dolayısıyla biz, neye inandığına bakmaksınız, yüce Allah’ın bütün insanları “yaradılanı sev yaradandan ötürü” düsturuyla sever, hakikatin ışığı sönmesin, refah sömürülmesin, felah engellenmesin diyerek de hilkati garibenin yani Macron gibilerin karşısından mücadele etmeyi hem düstur hem onur sayarız.

    Evet, emperyalist stratejilerden tevarüs ettirdikleri taktiklerle sinir uçlarına dönük tehdit üretiyorlar bugün.

    Bu tezgâh temelde, İslam’ı ya da insanı önemsemeyen, hayatı dünyayı ve iktisadı kendi tekelinde gören emperyalist tapınağın, kapitalist şövalyelerinin unvanlarını, imkânlarını ve düzenlerini kaybetmeme feryadından başka bir şey değildir.

    Aslında yaşanan bir yok oluş cinnetidir.

    Ve görünen o ki, Macron, mazlumların kanı ile semirmiş emperyalist coğrafyanın, en zayıf ülkesinin lideri olması bakımından beyhude terör çığlıkları atmaktadır. Zira virüs Fransa’yı esir almıştır.

    Yıkılan ve yok olan sömürü ve onu var eden düzendir.

    İcra ve inşa edecek olansa inanan özgür insanın iradesi ve adil dünya düzeni mücadelesidir. Ve beklenen şudur ki, sefer insana mahsus, zafer imana dairdir.

    Uyanan bu dünyayı selamlarken, gönlümüzce rahmet peygamberine salavat getiriyor ve bütün benliğimizle, bütün güzel sözlerin insicamıyla sesleniyoruz: Ya Muhammed seni seviyoruz. Ya Muhammed seni seviyoruz. Ya Muhammed seni seviyoruz.”

  • İçişleri Bakanı Soylu: “Bizim sarılacağımız tek şey hukuk. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir şubesi mi? AİHM ne yapıyor? Bu kadar Batıcılık hayranlığı ülkemizin en büyük sorunudur. Bizim medeniyetimizin fikri caridir. Biz doğrusunu yapalım, doğrusunu beraber gerçekleştirmeye çalışalım.“

    İçişleri Bakanı Soylu: “Bizim sarılacağımız tek şey hukuk. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir şubesi mi? AİHM ne yapıyor? Bu kadar Batıcılık hayranlığı ülkemizin en büyük sorunudur. Bizim medeniyetimizin fikri caridir. Biz doğrusunu yapalım, doğrusunu beraber gerçekleştirmeye çalışalım.“

  • “Burun spreyi projesi ile dünyada biz de yerimizi alacağız”

    “Burun spreyi projesi ile dünyada biz de yerimizi alacağız”

    Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Covid-19’a karşı burun spreyi projesinin somut sonuçlarla başarıya ulaşması ile bilim dünyasında öncü rol üstlenen bir üniversite ve ülke olarak yeni bir başarı hikayesi daha yazılacağını söyledi.

    Dünyada korona virüse karşı aşı çalışmaları ile Covid-19 hastalığına yakalanan kişilere uygulanacak tedavi yöntemleri için araştırmaların sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (European Biotechnology Association, EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında Covid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bulaşmasını etkisiz hale getirecek koruyucu burun spreyi geliştirdik. Üniversite olarak insanlık adına umut vaad eden bu çalışmaların bir ortağı olmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.

    Doğal bir kombinasyon olan koruyucu burun spreyinin korona virüse yakalanmaktan koruyup korumayacağını test edeceklerini belirten Prof. Dr. Günsel, virüsün insan solunum sistemindeki hücreleri enfekte edemeyeceği veya lokal olarak inhibe edileceği sonucuna varmayı hedeflediklerini, bunun gerçekleşmesi halinde de burun spreyini tescil ederek hemen üretime başlayacaklarını bildirdi. Koruyucu burun spreyi projesinin İtalya ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de klinik çalışmalarının gerçekleştirileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, proje ekibi tarafından oluşturulacak gönüllü kişiler üzerinde belirlenen aşamalarda denemeler yapılacağını kaydetti.

    Yakın Doğu Üniversitesi’nin Covid-19 salgınına karşı mücadeleye her türlü imkanı ile destek verdiklerini dile getiren Prof. Dr. Günsel, “Proje ortaklarımızla hem insanlık için keşif sayılacak bir çalışmada sona geldik hem de bilim insanlarımıza global bilim dünyasının kapılarını açıyoruz” şeklinde konuştu.