Etiket: Biyoteknoloji

  • TÜ’den geleceğin teknolojisi biyoteknoloji projesi

    Trakya Üniversitesi’nin himayesinde, “TÜBİTAK 4005 118B116 No’lu Proje” kapsamında düzenlenen “Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji” başlıklı program ve etkinlikler dizisi, Türkiye’nin çeşitli illerinde görev yapan, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı, toplam 20 Fen ve Teknoloji ile Biyoloji öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirildi.

    Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde Balkan Kongre Merkezi salonlarında, Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (TÜTAGEM) ve Mühendislik Fakültesi GBM Biyoteknoloji Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen “Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji” projesi faaliyetlerine, Düzenleme Kurulu adına Proje Yürütücüsü ve Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semra Hasançebi, Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Çakıcı, Proje Koordinatörü MSc. Mete Arslan Konak, Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Gürkan, Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necmi Beşer, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Yabaş, Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Bağcı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Figen Oymak, Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğr. Gör. Yağmur Dublen Göksu, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Arı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Eğitimi Dr. Öğr. Üyesi Melek Altıparmak Karakuş, Fen ve Teknoloji Öğretmeni Mustafa İsmet Yağcı, Organizasyon Komitesi Üyeleri Emrah Akpınar, Metin Burak Tatlıses, Gül Çiçek Kılıç, Zeynep Çisem Mutafçılar, Pınar Altınoluk, Nebiye Pelin Türker, Özlem Balta, Gamze Korkut ile akademisyenler, Türkiye’nin çeşitli illerinden öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

    Programda, Trakya Üniversitesi tanıtım filminin izlenmesinin ardından ilk konuşmayı “Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji” projesi Etkinlik Düzenleme Kurulu adına Trakya Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semra Hasançebi gerçekleştirdi. Doç. Dr. Semra Hasançebi, “Biyoteknoloji, yaşadığımız yüzyılın en önemli bilimsel devrimi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Yeni ve önümüzdeki yıllara damgasını vuracak teknoloji olarak görülen biyoteknoloji ve bu alandaki gelişmeler, ilerleyen yıllarda öncelikle tarım ve sanayi üretiminde, sağlıkta ve pek çok alanda toplumsal yaşamın tüm alanlarında yansımalarını bulacak. İnsanlar, yüzyıllardır mikroorganizmaları, bitkileri ve hayvanları kullandı. Biyoteknolojinin gelişimi yaşam düzeyimizi yükseltmek için organizmaların genetiğini yeni yöntemlerle değiştirmeye ve bunları ya da bunların ürünlerini kullanmamıza olanak tanıyor. Şarap ve peynir yapımında mikroorganizmaların kullanımı ve çiftlik hayvanlarının seçilerek üretimi gibi yüzlerce yıl öncesinin uygulamaları biyoteknolojiye birer örnek teşkil ediyor.” dedi. Gelişen ve yenilenen teknolojinin günümüzde canlıların söz konusu olduğu pek çok alanda önemli soru ve tartışmaları da beraberinde getirdiğini belirten Doç. Dr. Semra Hasançebi, “Büyük bir gelişme kaydederek teknolojisi ve uygulama alanları ile insanlığın geleceğini şekillendirecek potansiyele sahip bu popüler bilim alanı sosyal, siyasi ve ekonomik tartışmaları da beraberinde getirdi. Biyoteknolojide takip edilemeyecek hızla artan bilgi ve teknolojiler, ülkemizde aynı hızla öğretim müfredatlarına yansıtılamıyor, konuların kapsamı yetersiz, öğretimi teorik ve yüzeysel kalıyor. Yapılan araştırmalar özellikle ilk ve ortaöğretim düzeyinde öğrencilerin kodlanan bilgiden (genden) aktif ürüne (proteine) giden süreci, klonlama, rekombinant DNA (rDNA) gibi kavramları zihinlerinde canlandırarak görselleştirmekte zorlandıklarını ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.

    Proje Koordinatörü MSc. Mete Arslan Konak ise projenin amacının öncelikle Fen ve Teknoloji ile Biyoloji öğretmenlerinin biyoteknoloji konusunda gerekli bilgi ve donanıma sahip olmalarını sağlamak olduğunu ifade ederek “Nihai noktada öğretmenlerimize, müfredatla ilişkili somut, işlevsel ve uygulamalı öğretim yöntemlerinin kazandırılması amaçlanıyor. Bu sayede biyoteknolojideki temel konular ve kavramları öğrencilere anlaşılır, kalıcı, basit araç ve gereçlerle aktif katılımlı ve eğlenceli bir biçimde aktarmaları hedefleniyor. Etkinliğin uzun vadeli hedefi ise genç neslin bu teknolojiyi ve çıktılarını doğru anlaması, meslek seçimince bilinçlendirilmesi ve ülkemizin geleceğinin şekillenmesine katkı sağlanması. Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşecek eğitim programının düzenlenmesinde önemli katkılar sunan başta Trakya Üniversitesi Rektörlüğü olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma, çeşitli üniversitelerden Edirne’ye gelen Düzenleme Kurulu üyelerine ve katılımcılara teşekkür ediyorum.” dedi.

    Trakya Üniversitesi bünyesinde çeşitli etkinlikler, teorik ve deneysel uygulamalar, yapılandırmacı yaklaşım, 5E Modeli ve iş birlikli öğrenme ile alanında uzman ve yetkin akademisyenler eşliğinde gerçekleştirilen proje dahilindeki eğitimler, 22 Temmuz 2018 tarihinde sona erdi.

  • Başkan Karaosmanoğlu, “Biyoteknoloji alanında geleceğe damga vuracaklar”

    Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Türkiye’nin ilk yerli ve milli ilaç hammaddesini üreten Gebze Atabay Kimya Tesisleri’ni ziyaret etti.

    Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, 1939 yılında Eczacı Ömer Kemalettin Atabay tarafından İstanbul Tophane’de kurulan, 1967 yılında Acıbadem’de üretime devam eden, 1972 yılında ise organik kimyacı Bülent Atabay tarafından Gebze Atabay Kimya Tesisleri açılarak beşeri, zirai ve veteriner ilaç hammaddeleri üretilmeye başlanan ve Türkiye’nin ilk yerli ve milli ilaç hammaddesini üreten Gebze Atabay İlaç ve Kimya Fabrikasını ziyaret etti. Atabay İlaç Fabrikasında çalışanlarla bir araya gelerek öğlen yemeği yiyen ve üretim alanlarını da gezem Başkan Karaosmanoğlu’na Atabay Şirketler Grubu Başkanı Bülent Atabay, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ve fabrika yöneticileri eşlik etti. Tesiste 100’den fazla ilaç hammaddesi üretimi yapıldığı ve bunların büyük miktarının Amerika ve Avrupa’ya ihraç edildiği bilgisi Karaosmanoğlu’na iletildi. Ayrıca Gebze’de 156, tüm tesislerde toplam 600 çalışan olduğu kaydedildi.

    Türkiye’de İlaç Sektörüne yönelik Ar-Ge Destek ve Teşviklerinin son yıllarda büyük bir hızla artmasının sektöre çok olumlu yansıdığının ifade edildiği ziyarette bir açıklama yapan Başkan Karaosmanoğlu, “İlaç sektörünün geleceği, katma değeri ve ihracat olanakları yüksek biyoteknoloji ürünü ilaçlarda olduğunu hepimiz görüyoruz. İnanıyorum ki ülkemizin bilim insanları ve araştırmacıları geleceğe damgalarını bu alanda da vuracaktır” dedi.

    Gebze ilçesinde ki 230 dönüm arazi üzerinde ilaç, kimya, tarım ve makina fabrikaları mevcut olduğunun da ifade eden Bülent Atabay, “Türkiye Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının merkezinde yer alan stratejik konumu, gelişen ekonomisi, istikrarı ve alt yapısıyla, ilaç sektörü için yükselen bir değerdir” diye konuştu.

    Türkiye’nin ileriki dönemde yapacağı yatırımlarla ilaç pazar büyüklüğünü 2023 yılına kadar 20 milyar dolara kadar yükselteceğini değerlendirin Karaosmanoğlu, sektörün sahip olduğu nitelikli insan gücü ve teknoloji üretebilecek yetkinliğe ulaştığını vurgulayarak, “Yüksek katma değerli ve ileri teknoloji gerektiren ürünlerde sahip olduğu potansiyeli gelecek yıllarda ortaya çıkabileceğini yürekten inanıyorum. Türkiye’de İlaç Sektörüne Yönelik Ar-Ge Destek ve Teşviklerinin hükümetimiz tarafından arıtılmasıyla bu yönde ciddi adımlar atılmasını da çok ama çok önemli buluyorum. Bundan 79 yıl önce İstanbul Tophane’de hayat bulan küçük bir kimya şirketinden bugün ülkemizde çok önemli bir ilaç fabrikasına ve hammadde üreticisine dönüşen dev bir şirketin varlığı da hedeflerimize ulaşmada bizlere en güzel örnektir” şeklinde konuştu.

    Ziyaret sonrası yaptığı açıklamalarına devam eden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, “Küçük bir atölyeden bugün bir dev haline gelen Atabay Kimya, üzerinde dikkatle durulması gereken ve örnek alınması gereken büyük bir başarı öyküsüdür. Çalışkanlığın ve azmin zaferi olarak tanımlayabileceğimiz bu başarı, aynı zamanda kentimiz için de önemli bir yatırım haline dönüşmüştür. Burada üretilen ilaçlar yurdumuzun ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, pek çok ülkeye ulaşarak milyonlarca insanın sağlığına kavuşmasına vesile olmaktadır. Bu vesile ile ülkemize kazandırdığınız milyonlarca dolar dövizin yanı sıra, Türkiye’mizdeki sağlık şartlarının gelişmesinde de büyük pay sahibi olan Atabay Kimya’da çalışan üst düzey idarecisinden tüm emekçi kardeşlerime kadar herkesi tek tek tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Atabay Şirketler Grubu Başkanı Bülent Atabay’da, “İnsan sağlığını esas alan müşteri odaklı bir rma olarak yarım yüzyıldan fazladır kimya ve ilaç sektöründeyiz. Firmamızın vizyonu, dünya standartlarında kaliteli ürün üretmektir. Yıllar boyunca uyguladığımız çalışma ilkelerimiz; kaliteli üretim, ürün geliştirme, güvenilir hizmet ve çevreye duyarlılıktır. Bu ilkeler çalışma hayatımızın temelini oluşturdu. Bu ilkelerden hiçbir taviz vermedik” dedi.

    İhtiyaçları karşılamak için insana ve teknolojiye yatırım yaptıklarını belirten Atabay, “Sorumluluklarımızın bilincinde olarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşıladık bütün bu çalışmalarımızı ülkemizdeki ve dünyadaki düzenleyici otoritelerin istedikleri kaidelere uygun olarak gerçekleştirdik. Gelişmelerden kaynaklanan ihtiyaçları karşılamak için insana ve teknolojiye yaptığımız yatırımlara devam ediyoruz. Bizim için kalite, çalıştığımız her alanda memnuniyet veren sonuçları arttırmak, ürünlerimizin dünya pazarındaki payını çoğaltmak ve bunlar için gerekli olan yenilikçi kir ve çalışmaları uygulamaktır. Bilim ve teknolojiye inanarak insan sağlığı için yeni ürünler üretmeyi hedeiyoruz” diye konuştu. Ziyaret karşılıklı yapılan fikir alışverişinin ardından sona erdi.

  • Uluslararası Katılımlı 19. Ulusal Biyoteknoloji Kongresi ESOGÜ’de başladı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Biyoteknoloji Derneği işbirliği ile düzenlenen “Uluslararası Katılımlı 19. Ulusal Biyoteknoloji Kongresi”, ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde başladı. 1-3 Aralık 2017 tarihleri arasında ESOGÜ ev sahipliğinde gerçekleşecek kongrede biyoteknoloji alanında çalışan akademisyen, araştırmacı ve sektör temsilcileri bir araya geliyor.

    Kongrenin açılışında konuşan Biyoteknoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Avni Öktem, dünyanın farklı ülkelerindeki Ar-Ge harcamalarını mukayese ederken sadece para ayırıp Ar-Ge yapmanın yeterli olmadığını; bilgi toplumuna, bilgiye dayalı ekonomiye, biyoekonomiye dönüldüğü ölçüde az para harcayarak katma değeri artırmanın mümkün olduğunu ifade etti. Ülkemizdeki Ar-Ge harcamalarının yüzde 50’sinden fazlasının kamu kesiminde yapıldığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Avni Öktem, bunun değişmesi gerektiğini belirterek Ar-Ge harcamalarının yüzde 70’ten fazlasının özel sektör tarafından yapıldığı ülkelerde ise Ar-Ge çıktılarının ürünleşerek patent alabildiğini kaydetti. Kongreye 300’den fazla katılımcı ve 53 farklı kurumun katılımının kendilerini mutlu ettiğini belirten Prof. Dr. Hüseyin Avni Öktem, kongrede 21 oturum, 90 sözlü sunum ve 81 poster sunumunun gerçekleşeceğini ifade etti. Kongrenin düzenlenmesine sağladıkları katkılardan dolayı ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Çabuk ile düzenleme kuruluna teşekkür eden Prof. Dr. Hüseyin Avni Öktem, katılımcılara da teşekkür ederken başarılı bir kongre geçirilmesini diledi.

    ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, ileri teknolojiler arasında yer alan biyoteknolojinin yaşam bilimlerinin uygulama sahası içinde kalan bütün alanları kapsadığını ve sağlıktan tarıma, çevreden enerjiye yaygın bir uygulama alanı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Hasan Gönen biyoteknolojinin son zamanlarda bilişim teknolojileriyle birlikte yol alarak etki değerini artırdığını belirtti. ESOGÜ olarak gerek lisans ve lisansüstü öğretim programlarında gerekse Ar-Ge faaliyetlerinde öncelik vererek ülkemiz biyoteknoloji çalışmalarına katkı sağlamaya devam ettiklerini belirten Prof. Dr. Hasan Gönen; sağlık, endüstri ve tarım biyoteknolojileri alanında lisans ve lisansüstü öğretim programlarına ek olarak biyomedikal mühendisliği programını da açarak ülkemizin bu alanlarda ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine katkı sağladıklarını söyledi. Uluslararası Katılımlı 19. Ulusal Biyoteknoloji Kongresi’ne ev sahipliği yapmaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirten Prof. Dr. Hasan Gönen, 2005 yılında 14. Ulusal Biyoteknoloji Kongresi’ne ev sahipliği yapan ESOGÜ’nün uzun yıllardır Biyoteknoloji Derneği ile işbirliğine devam ettiğini ve bu süreçte yine bir Biyoteknoloji Kongresi’ni birlikte düzenlemekten dolayı memnuniyet duyduklarını ifade etti. Biyoteknoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Avni Öktem’e yakın ilgi ve işbirliği için teşekkür eden Prof. Dr. Hasan Gönen, kongrenin faydalı ve verimli geçmesini diledi.

    Kongrenin açılış oturumu Macaristan Bilimler Akademisi’nden Dr. Laszlo Sabados ve VSY Biotechnology Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş’ın sunumları ile tamamlandı. Sonrasında kongre bilimsel programına geçildi.

  • Temizoda, Biyoteknoloji, Analiz ve Laboratuvar Fuarı’nda sektör değerlendirildi

    22 Nisan tarihine kadar sürecek olan Temizoda, Biyoteknoloji, Analiz ve Laboratuvar Fuarı’nda katılımcı firma temsilcileri sektörü ve sektörün geleceği hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    22 Nisan tarihine kadar İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda sürecek olan fuarda 220 firma ve marka yer alıyor. Fuarda sağlık sektörü, ilaç endüstrisi, laboratuvarlar, Ar-Ge laboratuvarları, üniversiteler, hastaneler, sivil ve askeri elektronik sanayi, gıda ve tarım endüstrisi sektörünün gelişmeleri ele alınıyor ve sergileniyor. Fuarın ilk gününde ziyaretçiler yoğun ilgi gösterirken, katılımcı firmaların temsilcileri sektör hakkında değerlendirmelerde bulundu. Firma temsilcileri, Türkiye’nin sektördeki yeri, yaşanılan sorunlar, gelişmeler ve fuar hakkında görüşler belirttiler.

    Tetra firmasının Bölge Satış Müdürü Mehmet Özulu, ’’Fuarın ilk günü güzel geçti. Sektörümüzün daha önce ihtiyaç duyduğu bir fuar. Bizim sektörümüz genel anlamda yüksek teknolojili ürünlerin ticareti ile ilgili olduğu için her zaman ilerlemeye açık. Önümüzdeki yıllarda mutlaka ilerlemeler olacaktır. Sektör olarak amacımız, ithalat ağırlıklı sektörümüzün iç piyasalarda üretime dönmesinin sağlamak ve Türk malı üretimlerin olmasını sağlamak. Biz, ithalatçı firmayız. Genel anlamda Ar-Ge alanında yapılan bütün çalışmalarda bizim sektörümüzün ürünleri kullanılıyor. Her sektörde Ar-Ge amaçlı yapılan çalışmalarda, bu sektörün ürünleri yoğun olarak kullanılıyor.Umuyoruz ki önümüzdeki kısa ve orta vadede Türk ürünleri sektörde yerini alır’’ dedi.

    ’’Devletin bu alanda teşviki gerekiyor’’

    Laboratuar cihazları denildiğinde çok geniş bir alanı yayıldığını vurgulayan Prizma Laboratuar Ürünleri firmasının kurucu ortağı Ayhan Uçkun, ’’Medikal dışı laboratuar cihazlara ağırlık veriyoruz, bunlar araştırma ile ilgi cihazlar. Bu fuarda bu tür firmalar toplamış durumda. Sektörümüz çok dinamik. Diğer üretim yapan sektörlere altyapı oluşturan sektör. Onların Ar-Ge çalışmalarına destek veren sektör. Dünyadaki teknolojik gelişmeyi Türkiye’ye getirme özelliği var. Gıda, tarım, ilaç gibi endüstrilerde ürünlerin güvenliğini, insan güvenliğini, insan sağlığını korumakta ve çevre ile ilgili faaliyetlerde çevre koruyucu özellikler sağlıyor. Bu konudaki teknolojileri geliştiriyor. Ayrıca üretim maliyetlerini düşürüyor. Devletin bu alanda teşviki gerekiyor, Ar-Ge’ye daha çok pay ayırması gerekiyor. Destekler geldiğinde ihracatın bu sektörde artacağına inanıyorum’’ diye konuştu.

    ’’Önümüzdeki dönemde yerli ürünler biraz daha güçlenecek ve sektörümüzde bir miktar yerlilik aratacak diye düşünüyorum’’

    Fuar, özellikle sektörümüzün ihtisas fuarlarında bir tanesi olma yolunda ilerliyor diyen Çalışkan Laboratuar Ürünleri firmasının yetkilisi Alper Çalışkan, ’’Bu yıl fuarın 2’ncisi düzenleniyor. 2’nci kez yapılması ayrıca önem arz ediyor. Laboratuar cihazları ve temel laboratuar malzemeleri sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Bu sektörün önümüzdeki yıllarda da büyüyeceğini ve yerlileşeceğini düşünüyorum. Özellikle ithal ürün tedarik eden firmalar olarak, Türkiye’de bir miktar zorlandığımız için üretim yolunu tercih ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yerli ürünler biraz daha güçlenecek ve sektörümüzde bir miktar yerlilik aratacak diye düşünüyorum. Yerli üretici olduğumuz için, yerli üretici olma yolunda faaliyet gösterdiğimiz için ilk olarak, ithalatın önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Dolayısıyla ülkemizde kalacak bir katma değerden bahsedebiliriz. Bu anlamda da Türkiye ekonomisine bir katkı sağlayacağız diye tahmin ediyorum. Uzun vadedeki amacımız, ihracat arttırmak ve bu sayede ülkemizin cari açığının kapanması yönünde bir miktar katkımız olacak diye düşünüyorum’’ açıklamasında bulundu.

    ’’Türkiye biyoteknolojide gecikmiş bir ülke’’

    Türkiye’nin biyoteknolojide gecikmiş bir ülke olduğunu dile getiren Sartonet Seperasyon Teknolojileri firmasının Genel Müdürü Ömer Toprak, ’’Bu gecikmeyi süratle kapatmaya çalışıyor. Güzel yollar alınıyor diye düşünüyorum. Titiz ve güzel bir fuardayız. Türkiye biyoteknoji konusunda yıllarca yerinde saydı. Bugünkü hükümet bu konuya çok ciddi teşvik veriyor. Yıllarca yerinde duran biyoteknoloji konusu bir anda canlandı. Firmamız 148 yılık bir firmadır. Hassas terazileri ile ün yapmış ve rekorlar kitabına girmiş firmadır. Tükenmez kalemle koyduğunuz noktada bıraktığınız mürekkebin miktarını ölçebilecek hassasiyette teraziler üretebilen bir firmadır. Ayrıca bir üniversite ile çalışmalarda bulunup membran filtreyi buldu. Membran filtre; insan derisi ile aynı özelliği gösteren filtrelerdir. Filtreyi ilgilendiren çok değişik ürünler üretmeye başladı’’ şeklinde konuştu.

  • Temizoda, biyoteknoloji, analiz ve laboratuvar fuarları açılıyor

    Temizoda, biyoteknoloji, analiz ve laboratuvar fuarları 20 Nisan’da kapılarını açacak.

    20-22 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda eş zamanlı düzenlenecek üç fuarla Temizoda, biyoteknoloji, analiz ve laboratuvar konuları, yaşam bilimleri endüstrisinde bir araya geliyor. Akdeniz Tanıtım ve Prosigma Tasarım tarafından gerçekleştirilecek olan bu fuarlarda, katılımcı firmalar ve akademisyenler tarafından gerçekleştirilecek, son derece zengin içerikli 42 oturumlu konferans ve panellerdeki sunumlarında bilim, endüstri ve teknoloji dünyasındaki son gelişmeler aktarılacağı bildirildi.

    Fuar kapsamında, en önemli etkinliğin ’OpenLab Uygulamalı Laboratuvar Atölyesi’ olacağı belirtilirken bilimsel koordinasyonu Boğaziçi Üniversitesi Biyoloji ve Genetik Bölümü tarafından yapılmakta olan OpenLab’ın Türkiye’de bu alanda yapılan ilk canlı laboratuvar atölyesi olacağı açıklandı.

    Ayrıca yapılan açıklamada; sağlık sektörü, ilaç endüstrisi, laboratuvarlar, Ar-Ge laboratuvarları, üniversiteler, hastaneler, sivil ve askeri elektronik sanayi, gıda ve tarım endüstrisi ve daha bir çok ilgili sektör temsilcileri, akademisyenler ve profesyonellerce ilgi ile izlenecek olan fuar ve konferans etkinlikleri, sektörlerdeki en son teknolojik gelişmeleri gündeme taşıyacağı kaydedildi.

    Fuarı 220 firma ve bin 500 ürün ve markanın yer alacağı ve 10 bin profesyonel ziyaretçi tarafından izleneceği bekleniyor.