Etiket: Biyonik

  • İnsan dostu robot: Biyonik ahtapot

    Almanya merkezli girişimcilik firmasının tasarladığı biyonik ahtapot cisimleri daha kolay kavrayabilirken, hafif ve zararsız yapısıyla insanlara iş kazası riskini azaltıyor.

    Robot çağının bilim insanları doğadan esinlenmeye devam ediyor. Almanya merkezli bir kontrol ve otomasyon şirketinin ahtapot kolundan esinlenerek ürettiği biyonik kol, esnek yapısıyla objeleri daha güçlü şekilde kavrayabiliyor. Tıpkı bir ahtapotun kolu gibi çalışan biyonik koldaki vakumlu çıkışlar, kavradığı cismi daha sıkı şekilde tutuyor. Esnek ve kolayca hareket ettirilebilen yapısıyla biyonik ahtapot farklı girinti ve çıkıntıya sahip objeleri kolayca kavrıyor. Sanayide kullanılması hedeflenen biyonik ahtapot hafif ve zarar vermeyen yapısıyla, kendisiyle çalışan insanlara zarar verme riskini de azaltacak.

  • Biyonik eliyle hayata üçüncü kez dokundu

    Kanseri yendikten sonra iki kez kalp krizi geçiren ve açık kalp ameliyatı olan 26 yaşındaki Zübeyde Nisa Karabacak, geçirdiği trafik kazasında sağ kolunu kaybetti. Genç kız, takılan biyonik kolla artık düğme iliklemeden ayakkabı bağlamaya kadar birçok hareketi beyin gücüyle yapabilecek.

    Gaziantep’te yaşayan 26 yaşındaki Biyolog Zübeyde Nisa Karabacak 8 ay önce geçirdiği trafik kazasında sağ kolunu dirseğinin hemen altından kaybetti. Hayatına bir kolu eksik olarak devam eden Zübeyde’ye İzmir’de ‘Touch Bionics’ (biyonik dokunuş) adı verilen biyonik kol takıldı. Genç kız, kolu kesilmeden önceki gibi kolunu beyin gücüyle, düşünerek hareket ettirebilirken, insanlarla tokalaşmaya, çay bardağı gibi nesneleri kavramaya, bilgisayar kullanmaya, makyaj yapmaya başladı. Bir süre sonra düğme iliklemeden ayakkabı bağlamaya kadar en ince hareketleri yapabilecek olan Zübeyde Karabacak, “En çok yazı yazmayı özledim. Yazı yazmayı çok seviyordum. Şu aşamada yazamıyorum ama bir süre sonra yazabileceğim” dedi.

    Star Wars filmlerinde kullanılan biyonik ele benzetilen protez elin beyinle direkt olarak bağlantı kurmasının önemine dikkat çeken, biyonik elin Türkiye Distribütörü Ali Naki Solak, biyonik elin uzuvlarını kaybeden insanlar için umut vaat ettiğini, rehabilitasyon sürecinin ardından kişilerin biyonik ellerini çok daha ustalıkla kullanmaya başladığını söyledi.

    Kanseri yendi, kalp ameliyatı oldu, kaza geçirdi

    Henüz 18 yaşında üniversite öğrencisiyken tiroid kanserine yakalanan Zübeyde, 5 yıl boyunca kanserle savaştı. Sayısız kemoterapi ve ışın tedavisi gören bu nedenle saçları dökülen Zübeyde, 5 yılın sonunda kanseri yenmeyi başardı. ’Her şey yoluna giriyor’ diye düşünürken bu kez de geçirdiği kanser tedavisi nedeniyle kalp rahatsızlığı çekmeye başlayan genç kız, iki kez kalp krizi geçirdi ve 24 yaşındayken de açık kalp ameliyatı oldu. İki ölümcül rahatsızlığı atlatıp hayatına kaldığı yerden devam eden Zübeyde, biyolog olarak Gaziantep’teki özel bir kurumda çalışmaya başladı. Karabacak, yaklaşık 8 ay önce Gaziantep Nizip’te yaşayan ailesini ziyaretten dönerken, içinde bulunduğu minibüs kaza yaptı. Genç kızın sağ kolu kazada dirseğinin hemen altından parçalandı. Götürüldüğü hastanedeki doktorların ’ölür’ gözüyle baktığı Zübeyde, ameliyattan sağ ancak tek kolu olmadan çıktı.

    Biyonik kol İngiltere’den getirtildi

    Son derece sosyal ve hayat dolu olan genç kız, protez kol taktırmak için internetten araştırma yapmaya başladı ve düşünce gücüyle hareket ettirilen, Touch Bionics adı verilen biyonik kolun Türkiye’de de uygulandığını öğrendi. Biyonik kolun, Türkiye’deki tek distribütörü olan İzmir’deki Simay Medikal’e ulaşan Zübeyde’nin kolunun ölçüleri alındı ve İngiltere’de yaptırılan biyonik kol İzmir’e getirildi. Günlerce, büyük bir heyecanla kolunun gelmesini bekleyen genç kıza biyonik kolu uzmanlar tarafından takıldı.

    “Kucağımda uyudum”

    Kolu takıldıktan sonra bir süre kola adapte olması için rehabilitasyona alınan genç kız, kısa sürede sanki gerçek koluymuş gibi protez kolunu kullanmaya başladı. Bardak gibi nesneleri kavrayabilen, bilgisayar kullanabilen, makyaj yapabilen, insanlarla tokalaşmaya başlayan Zübeyde, “Biyonik kolumu seviyorum. Süre geçince daha rahat kullanabileceğim. En çok yazı yazmayı özledim. Yazı yazmayı çok seviyordum. Şu aşamada yazamıyorum ama bir süre sonra yazabileceğim. İlk takıldığında çığlıklar attım. Önce çok garipsedim. Çok ilginçti ve çok heyecanlandım. İlk gün kucağımda uyudum. Dokunmasın diye kimseye vermedim” diye konuştu.

    Beyin kolun yokluğunu algılayamıyor

    Touch Bionics adı verilen kolun Türkiye’deki tek distribütörü olan Simay Medikal Yönetim Kurulu Başkanı Ali Naki Solak, “Bir kişi uzvunu kaybettiğinde beyin o uzvun kaybedildiğini, artık olmadığını algılamaz. O nedenle kişi eliyle bir şeyi tutmak istediğinde beyin aynı sinyalleri o olmayan uzva gönderir. Biyonik kol işte bu özelliği kullanıyor ve beyinden gelen sinyaller sinirlere iletilerek hasta biyonik kolunu hareket ettirebiliyor. Biyonik kolu, beyin ve sinir kontrolü devam eden, uzvunu kaybetmiş herkes kullanabilir” ifadelerini kullandı.

    48 farklı hareketi yapabiliyor

    Ali Naki Solak, biyonik kolun normal bir elin yaptığı 48 hareketi yapabildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Biyonik kol protezi, beyinden aktarılan açma ve kapama sinyallerini algılayarak çalışan bir sistem. Normal bir elin yapabildiği hareketleri büyük oranda yapabiliyor. Kişi protez eline alıştıkça ve çalıştıkça el üzerindeki kontrolü de artıyor. Biyonik kolun dünya üzerindeki kullanımı da gün geçtikçe artıyor. 2010 yılının ilk 50 icadı arasında yer alan biyonik kol, uzuvlarını kaybeden insanlar için umut vaat ediyor.”

    Temel özellikleri

    Protez kol, hareketli baş parmağa sahip. Lateral ve karşı yönde kavrama şekillerine otomatik olarak geçiş yapabiliyor. Her biri kendi başına bağımsız hareket edebilen beş adet parmağa sahip. Esnek bilek opsiyonu sayesinde doğal hareket imkanı sağlıyor. Hızlı kavrama özelliği ile 48 farklı kavrama şeklinden birini seçebilme imkanı tanıyor.

  • Ormanlar biyonik gözlerin kontrolünde

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) hayata geçirdiği insansız yangın gözetleme kuleleri ile ormanları etkin bir şekilde kontrol altına almayı hedefliyor. Bu kuleler ile orman yangınları anında tespit edilecek ve zaman kaybetmeden yangınlara müdahalede bulunulacak.

    Orman yangınlarının söndürülmesinde erken tespit, hızlı ve etkin müdahale maksadıyla ülkemiz genelinde 776 adet yangın gözetleme kulesi ile ormanlar 24 saat gözetleniyor. Orman yangınları ihbarı ise, yangın gözetleme kulesinde çalışan personeller tarafından ya da yangını gören kişiler tarafından, ALO 177 Orman Yangın İhbar Hattı aranarak yetkili birimlere haber verilerek yapılıyor. Bu sistemin insana bağlı bir sistem olması sebebiyle zaman zaman yangınların yetkili mercilere haber verilmesinde gecikmeler olabiliyor. Bu yüzden Orman ve Su İşleri Bakanlığı uygulamaya koyduğu insansız gözetleme kuleleri ile bu sıkıntıları ortadan kaldırmayı hedefliyor.

    “İnsansız kuleler yangına en kısa sürede müdahale edilmesini sağlayacak”

    Orman yangınları ile mücadele çalışmalarındaki başarının, yangın öncesi planlama ve hazırlık çalışmalarının zamanında yapılmasına bağlı olduğunu belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu “Yangın çıktıktan sonraki mücadelede başarıyı belirleyen en temel kriter ise yangına ne kadar sürede müdahale ettiğinizdir. İnsansız gözetleme kuleleri ile bu süreyi en aza indirmeyi hedefliyoruz” dedi.

    “Sistem yangına müdahalede doğru karar verilmesini sağlayacak”

    Bu sistemlerde iletişim teknolojilerini etkin bir biçimde kullandıklarını belirten Eroğlu “Bu sistemlerde kulelere uzaktan izlenebilen ve kontrol edilebilen insansız otomatik bir orman yangın erken ikaz sistemi alt yapısını kuruyoruz. Sistem ile orman yangınlarının başlangıç anı tespit edilerek, yangının yayılış yönü canlı olarak izlenebilecek. Sistem erken ikaz ile birlikte, orman yangınına müdahale eden yöneticilerin, doğru karar vermesine yardımcı olacak, yöneticilerin anlık doğru bilgilere ulaşmasını sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.

    “Sistem 24 saat gözetleme yapıyor ve yangın bulma yazılımı donanımlı”

    İnsansız yangın gözetleme sistemlerinin 2015 yılında pilot uygulama olarak 5 adet kulede hayata geçirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Eroğlu “Bu kulelerden 4 adedi Adana Orman Bölge Müdürlüğü’nde ve 1 adedi ise Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’nde kuruldu. Sistem 24 saat gözetleme yapıyor ve yangın bulma yazılımı donanımlı” diye konuştu.

    2016 yılı için ise 8 adet insansız gözetleme kulesinin ihalesinin yapılarak sözleşmesinin imzalandığını ifade eden Eroğlu “Bu sistemlerin Eylül 2016 tarihine kadar teslim alınmasını hedefliyoruz. Ayrıca bu sistemlerin 2 adedinin Adana, 2 adedinin Mersin, 1 adedinin Antalya, 2 adedinin Muğla ve 1 adedinin de İzmir Orman Bölge Müdürlükleri’ne kurulmasını planlıyoruz” açıklamasını yaptı.

    “Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’a üç adet insansız yangın gözlem kulesi kurulacak”

    İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan insansız gözetleme kulesi çalışmaları olduğunun da altını çizen Eroğlu “Trakya Kalkınma Ajansı’na sunulan proje kapsamında Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’a üç adet insansız yangın gözlem kulesi kurulacak. Enerjisini Türkiye’de ilk defa kullanılan rüzgar jeneratörü ve yeni teknoloji güneş enerji paneli ile kendi üreten kulelerde 4 adet IP kamera bulunuyor ve 4.5G GSM aktarıcı ile görüntüler aktarılıyor. Kule de ayrıca bir güvenlik kamerası ile nem, sıcaklık ve rüzgar hızını da ölçen bir meteoroloji istasyonu bulunuyor” dedi.

    Bu kulelerden birinin test maksatlı olarak İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü yerleşkesinde kurulduğunu vurgulayan Eroğlu, insansız yangın gözetleme kulelerinin 2016 yılı içinde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinde belirlenen yerlere kurulacağını söyledi.

  • (Özel Haber) Batur Kardeşlerin Biyonik Kulak Sevinci

    Adana’da doğuştan işitme kaybı bulunan iki kardeşe, duyu kayıplarının artmasının ardından Çukurova Üniversitesi Halil Avcı Duyma Engelli Merkezi’nde biyonik kulaklık takıldı. Duyma Engelli Merkezi Müdürü Doç. Dr. Süleyman Özdemir, kardeşlerde doğuştan işitme kaybının en önemli sebebinin akraba evliliğinden kaynaklandığını söyledi.

    20 yaşındaki Ozan Batur ve 15 yaşındaki Helin Batur’un çocukken gittiği hastanede doğuştan yüzde 70 işitme kaybı olduğu belirlendi. Bunun üzerine Çukurova Üniversitesi Halil Avcı Duyma Engelli Merkezi’ne götürülen Batur kardeşler, işitme cihazı kullanarak burada uzun süre eğitim gördü. Ancak işitme kaybının artması nedeniyle Ozan Batur’a 2012 yılında, Helin Batur’a ise geçtiğimiz ay biyonik kulaklık takıldı. Batur kardeşler, yeniden eskisi gibi duymanın mutluluğunu yaşadı.

    “AİLELERE SESLENİYORUM; ÇOCUKLARINI BURAYA GETİRSİNLER”

    Anne Gülcan Batur, oğlu Ozan ve kızı Helin’in Halil Avcı İşitme Merkezi’nde yaklaşık 15 yıla yakın eğitim gördüğünü belirterek, “Oğlum hiç konuşmuyordu. 4 yaşında anne demeye başladı. Kızım da öyle. Belirli bir süreden sonra işitmelerini kaybettiler. İkisi de normal cihaz kullanmıyor artık. Biyonik kulak takıldı. Çok mutluyum. Bilimin bu kadar ilerlemesi bizi çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. Biyonik kulak ile çocuklarının çok güzel duyduğunu ve algıladıklarını kaydeden Gülcan Batur, “Okula gidiyorlar, çalışıyorlar, her istediklerini yapabiliyorlar. Daha önce kendilerini ifade edemiyorlardı. Şuanda kendilerini ifade edebiliyorlar. Arkadaşlarıyla çok güzel iletişim kurabiliyorlar. Bütün işitme engelli ailelere sesleniyorum; çocuklarını buraya getirsinler, hocalarımızla tanıştırsınlar, eğitimlerinden geri bırakmasınlar. Her bir hocamız altın değerinde” dedi.

    “İŞİTME CİHAZINDAN FAYDA GÖRMEMEYE BAŞLADILAR”

    Çukurova Üniversitesi Halil Avcı Duyma Engelli Merkezi Müdürü Doç. Dr. Süleyman Özdemir ise “Bu iki kardeş küçük yaşlarından itibaren merkezimizde takip ediliyor. İki yaşından önce iki kardeşte de işitme azlığı olduğu saptandı. Fakat tam bir işitme kaybı değildi. Onun için ilk başta ikisine de ‘hava yolu işitme cihazı’ dediğimiz işitme cihazı takıldı. Hayatlarının belli bir dönemini bu cihazlarla devam ettirdiler. Fakat son dönemlerde işitme azlıkları giderek arttı ve artık işitme cihazından fayda görmemeye başladılar. Onun için bu çocuklara koklear impilantasyon dediğimiz biyonik kulak ameliyatı yaptık. Şuanda Ozan 4 yıldır koklear impilant cihazı kullanmakta. Küçük kardeşine de bir ay önce koklear impilantasyon ameliyatı yapmıştık. Bugün de cihazı açtık ve şuanda duyması gayet iyi” diye konuştu.

    “KARDEŞ HASTALARIN EN ÖNEMLİ SEBEBİ AKRABA EVLİLİĞİ”

    Akraba evliliği yapan çiftlerin çocuklarının büyük bir kısmanda işitme azlığı saptandığını belirten Özdemir, “Bölgemizde kardeş hastalarda en önemli sebep akraba evliliğinin olması. Akraba evliliği olan kişilerin çocuklarının büyük kısmında işitme azlığı saptanıyor. Kardeşlerden bir tanesinde işitme azlığı varken maalesef bölgemizdeki insanlar ikinci çocuklarını hatta üçüncü çocuklarını yapıyorlar ve bu çocuklarda da yine aynı şekilde işitme azlığı görülüyor. Bunun dışında yüzlerce değişik sendromlar var. Bu sendromlarda da yine işitme azlığı görülebiliyor. Fakat bölgemizdeki en önemli sorun akraba evliliği” şeklinde konuştu.

    Merkezlerinde kardeş hasta oranının çok fazla olduğunu kaydeden Özdemir, “Bin civarında koklear impilantasyon ameliyatı yaptık. Bu hastaların içinde kardeş hastaların sayısı da azımsanmayacak kadar fazla” dedi.

  • Biyonik Kulakta Kritik Yaş 4

    İşitme duyusunu tamamen yitiren insanları sessiz dünyalarından kurtarıp, hayata bağlayan biyonik kulak teknolojisi (Koklear İmplant) doğuştan işitme kaybı olan ve konuşamayan çocuklara en fazla 4 yaşına kadar uygulanabiliyor. Bu nedenle tedavi şansını ıskalamamak için çağrıldığında, televizyon izlerken veya ani gürültü olduğunda tepkisiz kalan çocukların acilen doktora götürülüp, işitme testlerinin yaptırılması gerekiyor.

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde görevli Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Prof. Dr. İsmail Yılmaz, sesleri şifrelenmiş elektriksel uyarılara dönüştürüp, beyne aktararak işitme duyusu sağlayan elektronik aygıt Koklear İmplant’ın doğuştan işitme kaybı olan çocuklarda başarıyla uygulandığını, ancak 4 yaş sınırının kritik önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. İsmail Yılmaz, 1998’den beri Başkent Üniversitesi’nde bu ameliyatların yapıldığını ve günümüzde maliyeti 32 bin 500 lirayı bulan Koklear İmplant ameliyat giderlerinin sosyal güvenlik kapsamında devlet tarafından karşılandığını vurguladı.

    “BU TEDAVİ TOPLUMUN SOSYAL SORUMLULUK PROJESİDİR”

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde Koklear İmplant tedavisini ek bir ücret talep etmeden gerçekleştirdiklerini aktaran Prof. Dr. İsmail Yılmaz, “Hastanemizdeki operasyonlarda uygun adaylar arasında 1-4 yaş arasında olan bebek ve çocuklar en büyük grubu oluşturuyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu, doğuştan işitme kaybı olan çocukların 4 yaşını bitirene kadar bu tedaviden faydalanma şansının olmasıdır. 4 yaşını bitirene kadar tedavi olmayan doğuştan işitme kayıplı ve hiç konuşamayan çocuklar maalesef Koklear İmplant imkanından mahrum kalıyor. Hayatlarını hiç istemediğimiz sessiz dünyalarında kendi başlarına geçirmeye mahkum ediliyor. Bu yönüyle Koklear İmplant aslında toplumun doğal üyesi olduğu bir sosyal sorumluluk projesidir” dedi.

    “AİLELER SABIRLI OLMALI”

    Her iki kulakta ileri derecede sinirsel tipte işitme kaybı olan hastalar için tasarlanan Koklear İmplant’ın çocuğa duyma ve konuşma yeteneği kazandırdığını anlatan Yılmaz, “Ameliyattan sonra ilk bir ay iyileşme sürecidir. Birinci ayda implantın dış parçası takılır ve ilk ayarlar yapılır. Kişi artık duyuyordur. Ama ilk zamanlarda ne duyduğunu kendisi de anlayamaz. Zamanla alışır. Önceden duyup, konuştukları için erişkinlerde bu alışma süreci daha kısa ve kolaydır. Ama bebekler ve çocukları uzun süreli ve zahmetli bir eğitim dönemi bekler. Sabırla ve bıkmadan çocuğunu eğitime götüren ve kendini bu eğitimin bir parçası olarak gören aileler, sonunda mutlaka başarıyorlar. En az 1-1,5 yıl süren yoğun eğitimin ardından çocuklar konuşmaya başlar ve eğitimleri okul çağına kadar devam eder” diye konuştu.

    VANLI MUSTAFA, SAĞLIĞINA KAVUŞTU

    200’e yakın Koklear İmplant operasyonunun başarıyla sonuçlandırıldığı Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde biyonik kulak ile işitme şansını yakalayan son çocuk Van’ın Gevaş ilçesinden gelen 4 yaşındaki Mustafa Özdemir oldu. Saliha ve Cemşit Özdemir çiftinin 4’üncü çocuğu olan Mustafa’nın 6 aylık olarak dünyaya geldiğini, ikiz gebelik ve erken doğumdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle işitme kaybı yaşadığını anlatan Yılmaz, “Minik Mustafa da 4 yaşını tamamlamadan ailesi tarafından hastanemize getirilen şanslı çocuklardan biri. Yaptığımız tetkiklerin ardından Koklear İmplant’ı uygun gördük. En kısa zamanda ameliyatı gerçekleştirip, sağlığına kavuşmuş şekilde taburcu edeceğiz” diye umut verdi.