Etiket: bitme

  • Eşme Mahalle Konağı, bitme aşamasına geldi

    Kartepe Belediyesi, 700 yıllık tarih bulunan Eşme’ye yaptığı mahalle konağını bitirme noktasına getirdi.

    Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez’in seçim taahhütleri arasında yer alan mahalle konaklarının yapımına aralıksız devam ediliyor. Eşme Mahallesi’nde 700 yıllık tarihine uygun yapılan mahalle konağı görenleri hayran bırakıyor. Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez ve beraberinde ki heyet Eşme Mahalle Konağı’nda yapılan çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

    Ziyareti sırasından konağın bölgeye yakışacağını ifade eden Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez, “Eşme Mahallesi 700 yıllık tarihi ile ilçemize ayrı bir değer katmaktadır. Hemşehrilerimize yıllarca belediye hizmet binası olarak hizmet veren bina tarihi, sosyal ve kültürel yapıya uygun olarak yeniden düzenlendi. Çalışmaların kısa sürede tamamlanması ile Eşme’ye ayrı bir değer katacak. Kartepemiz genelinde yapılan mahalle konaklarının hepsi bitme noktasında geldi. Mahalle konaklarımız hemşehrilerimizin ihtiyacı olan bütün hizmetleri verecek. Herşey Kartepemiz için diyerek çıktımız yolda yapılan yatırımlarla geleceğin Kartepesini inşa ediyoruz” dedi.

    İki kattan oluşan mahalle konağının birinci katında KAR-MEK kursları için iki sınıf, dikiş-nakış kursları 36 metre kare olan iki sınıfta, Eşme Mahalle Muhtarlığı, 17 metre kare alanda mahalle sakinlerine hizmet verecek. İkinci katta ise 17 metre kare ve 25 metre kareden oluşan öğrenci derslikleri ve 45 metre kare eğitim salonu yapıldı. Konak içerisinde teknik oda, bay-bayan tuvalet, ibadethane ve engelliler yolu da bulunacak.

  • Salihli’nin köprülü kavşağında birinci kısım bitme noktasında

    Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından Salihli’de yapım çalışmaları başlatılan Köprülü Kavşak Projesi’nde birinci kısım bitme noktasına geldi.

    Manisa Büyükşehir Belediyesi, Salihli halkının yıllardır hayalini kurduğu Köprülü Kavşak Projesi’nde ilk etabın sonuna yaklaştı. Bu kapsamda devam eden çalışmaları da Genel Sekreter Yardımcısı Yılmaz Gençoğlu, Yol Yapım ve Onarım Daire Başkanı Fevzi Demir ile birlikte inceledi. İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Yol Yapım ve Onarım Daire Başkanı Fevzi Demir, “Salihli’deki kavşak projemiz çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Şu anda toprakarme imalatlar tamamlandı. İki yolu üstten bağlayacak vaziyetteyiz. Asfalt için yüklenici firma ile program yaptık. Birinci etabı Kasım ayının ikinci yarısında açmış olacağız. İzmir-Ankara karayolu olduğu için bu noktada trafik yoğunluğu vardı. Kavşağın üst kısmını açtığımızda trafikte rahatlama olacak. Kavşağın üst kısmı açıldıktan sonra yan yollarda da çalışma yapacağız. Yılsonuna kadar tamamen açmayı planlıyoruz” diye konuştu.

    Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Yılmaz Gençoğlu da, “Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmir-Ankara karayolu üzerinde başlatılan Köprülü Kavşak Projelerimizden en uzunu olan Salihli projesini yerinde inceliyoruz. Kavşaktaki üst geçidin kaba inşaatı bitmiş durumda. Asfalt aşamasına geldi. Birinci kısım artık hizmete girecek vaziyette diyebiliriz. Burasını incelerken gerçekten çok güzel duygular içerisindeyim. Salihli’ye ve Türkiye’ye kazandırdığımız için çok mutluyum. Bittiğinde herkes bu şaheserin güzelliğini konuşacaktır” dedi.

  • Türkiye’nin en büyük 3. laboratuvarı bitme aşamasına geldi

    Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) tarafından, Avrupa Birliği (AB) hibe desteği ile hazırlanan ve Türkiye’nin en büyük 3. laboratuvarı olma özelliği taşıyan “Samsun Uluslararası Akredite Metal Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı” hizmete girme aşamasına geldi.

    Özellikle metal, makine imalat sanayi, otomotiv sektörü ve plastik sanayisinin gelişimine yönelik testlerin yapılacağı bölgenin tek, Türkiye’nin ise en büyük 3. laboratuvarı olan, “Samsun Uluslararası Akredite Metal Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı”nda verilecek hizmetlerin ve laboratuvar teknik kapasitesinin tanıtılması amacıyla özel bir otelde toplantı düzenlendi. Toplantıda laboratuvar hakkında bilgiler verildi.

    “Türkiye’nin en büyük 3. laboratuvarı Samsun’da”

    Türkiye’deki en büyük 3. laboratuvarının özellikleri hakkında toplantıda bilgiler veren TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, “Uluslararası Akredite Metal Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile beraber yaptığımız, AB’nin verdiği bir proje çerçevesinde 8 milyon 300 bin euroluk bir projedir. Projenin yüzde 100’ü de hibedir. Organize Sanayi Bölgesi’nin içerisinde bir bina yaparak burada yapılandık. Şu anda binanın içerisinde kullanıma hazır 130 cihazımız var. Burası çok kısa sürede akredite olacak Türkiye’nin en büyük 3. laboratuvarı olacak. Metal ve plastik sektörünün hemen hemen tamamı buradan faydalanacak” dedi.

    “Yeni projeler ile laboratuvarda başka ürünler için de hizmet verilecek”

    Orta Karadeniz Kalkınma Ajansından (OKA) alınan güdümlü proje desteği ile birlikte 3. laboratuvarda metal ve plastik ürünlerin haricinde başka ürünler için de hizmet verilebileceğinin altını çizen Murzioğlu, “Laboratuvarın en büyük özerliği akredite olmasıdır. Burada 6 kişilik bir çekirdek kadro hizmet verecek. Buranın işletilmesi için özel sektörden AB hibesi olması dolayısıyla çok yoğun istek gelmesine rağmen kabul ettiremedik. Çünkü kar amaçlı bir kuruluş değil. Özel sektörlerin kabul edilmemesi nedeniyle yüzde 51’i TSO’da kalmak kaydıyla şehirdeki diğer kurumlarla ortak bir yapıya girdik. Laboratuvarın yüzde 51’i TSO’da, yüzde 20’si Samsun Büyükşehir Belediyesinde, yüzde 10’u Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ), yüzde 10’u Merkez Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünde, yüzde 9’unu da Samsun Ticaret Borsası ortaklığıyla bir şirket kuruldu. Laboratuvar, bu şirket üzerinden çalıştırılacak. OKA’dan bir güdümlü proje desteği de alarak, laboratuvar metal ve plastiklerin haricinde hizmet vermiş olacak” diye konuştu.

    “Çok önemli bir açığı kapatacak”

    Daha sonra konuşma yapan OKA Genel Sekreteri Mevlüt Özen, “Bu laboratuvar hizmete girdiğinde çok önemli bir açığı kapatacak. Yaklaşık 7 yıldır üzerinde çalışılıyor. Önemli hizmetlere vesile olacağını düşünüyorum. Biz bu projenin 2. etabında bir güdümlü proje desteği ile laboratuvarın daha üst düzeye çıkması ve mükemmeliyet merkezi olarak hizmet vermesi için elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. İyi bir güdümlü proje ile bu projeyi daha üst katmana çıkarma gayreti göstereceğiz” şeklinde konuştu.

    “Bu konu sadece Samsun’un değil Türkiye’nin gündeminde”

    Üniversite-Sanayi işbirliğinin daha da gelişmesi gerektiğini vurgulayan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof Dr. Mehmet Kuran, “Bu konu sadece Samsun’un değil Türkiye’nin gündemindedir. 1 yıldır görevdeyiz. Üniversite-sanayi işbirliğini sürekli gündemimizde tuttuk. Bunu geliştirerek daha iyi seviyelere getirmek istiyoruz. Bu laboratuvarın kurulmasında da üniversite olarak ortak olduk. Bir şeylerin oluşması, sanayici ve toplumun gelir düzeyinin artması için işbirlikleri büyük önem arz ediyoruz. Bu laboratuvarın şu anda ne anlama geldiğini bilemiyor olabiliriz. Elinizdeki malzemenin yapısında ne olduğunu belgelemeniz gerekirse, o malzemenin belgelendiği yer bu laboratuvar olacaktır. Bu laboratuvarın ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

    Toplantıya Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Coşkun Öncel de katıldı.

    Toplantı, açılış konuşmalarının ardından Makine Yüksek Mühendisi Atila Tezeren, Makine Mühendisi Atakan Baştürk ve Samsun Uluslararası Akredite Metal Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı Genel Müdürü Hami Danış’ın sunumlarıyla sona erdi.

  • (Özel Haber) Damızlık koza yetiştiriciliği bitme noktasına geldi

    Türkiye’nin en önemli damızlık koza yetiştiriciliği yapılan Bursa İnegöl ilçesinin İhsaniye köyünde bu meslek eskisi kadar rağbet görmüyor.

    Önceki yıllarda köyün yarısından fazlası damızlık koza yetiştirirken, bu yıl sadece 3 aile evlerinin bahçesindeki belirli yerlerde koza yetiştiriyor. Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Kozabirlik) tarafından köylüye ücretsiz olarak dağıtılan canlı yumurtalar köylüler için önemli bir gelir kaynağı olmasına rağmen, dut ağaçlarındaki zirai ilaçlardan kaynaklı koza yetiştiriciliği bitme noktasına geldi. Köylülerin talebi doğrultusunda verilen canlı yumurtaların 1 kutusundan 20 bin canlı yumurta çıkıyor. 1 kutu böcek yetiştiren aile bin 500 TL ile 2 bin TL arası değerle Kozabirlik tarafından alınıyor. 20 bin canlı yumurtanın 40 gün içinde yetişip kozaya girmesi ile birlikte 35-40 kilogram koza elde ediliyor. Elde edilen kozalar Kozabirlik’te tek tek kesilerek erkek ve dişileri ayrılıp Türkiye’nin her yerine gönderilmek üzere yumurtalar elde ediliyor.

    Bu yıl İhsaniye köyünde koza yetiştiren 3 aileye yaklaşık 200 bin canlı yumurta verildi. Bu da köylülere 20 bin TL gelir getirecek. 30 yıldır kendisinin, şimdi de çocukları ve torunlarının damızlık koza yetiştiriciliği yaptığını dile getiren Emine Buran, geçmiş yıllarda koza yetiştiriciliği yapan çok aile olduğunu, fakat bu yıl 3 aile kaldıklarını ifade etti. Eskiden ailelerin kendilerinin koza yetiştirdiğini bu gün ise kontrollü yapıldığını söyleyen Buran, ”Artık sayılı kişiler bakıyor. Yaprağı dışarıdan getiremedik. Geçen sene komşunun böcekleri hastalandı. Hiç koza yapamadı. Bu yıl artık köyün içinde ne kadar dut yaprağı bulduysak onları getirdik. 40 günde böcekler yetişiyor ve kozaları toplamaya başlıyoruz. Biz buradan kozayı veriyoruz, onlar da kesip böcekleri alıyorlar. İpeği ile ne yaparlar bilemiyorum” dedi.

    Böceklerin belirli ısıda yetişmesi gerektiğini anlatan Buran, “Soğuk havalarda soba yakıyoruz. Artık sobayı dışarı çıkardık. Böcekler yetişince soba istemiyorlar. Camları da açarız birkaç gün sonra. Havalı yerde dururlar. Çalıları dikeli de 2 gün oldu” şeklinde konuştu.

    Böcek yavrularını Kozabirlik’ten ücretsiz aldıklarının8 altını çizen Buran, “Kozabirlik’ten her gün gelip kontrol ederler. Yaprak az geldiği için yetiştirenlerin sayısı azaldı. Dışarıdan gelen yapraklar zehirli oluyor. Bizim ovanın yaprağı çoktur, ama böceği hasta edersin. Köyün içinden idare etmeye çalıştık. Torunlarım, çocuklarım artık bu işi yapıyor. Biz her yıl yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Bilinçsiz zirai ilaç kullanımı arıcılığı bitme noktasına getirdi

    Arı yetiştiricileri, tarla ve bahçelerde çiçeklenme döneminde verilen zirai ilcaların arı ölümlerine neden olmasından çok dertli. Özellikle merdiven altı ilaçların toplu arı ölümlerine yol açtığını belirten Mersin İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Topril, “Son 2-3 yılda Hatay’da 25 bin, Tarsus’ta 12 bin kovan arı öldü. Arıcılık biterse çiftçilik de biter” diyerek, çiftçileri ve zirai ilaç bayilerini uyardı.

    Mersin İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Topril ve Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanı Mustafa Kemal Karaoğlu, arı yetiştiricilerinin sorunları ve zirai ilaçlamaların arı ölümlerine etkisini, düzenledikleri basın toplantısıyla duyurdular. Mersin Gazeteciler Cemiyeti Basın Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, zirai ilaçlar nedeniyle zehirlenerek ölen arılar nedeniyle Mersin, Hatay ve Adana’da arıcılığın bitme noktasına geldiği uyarısı yapıldı.

    “Zirai ilaçlama, arı faaliyetlerinin olmadığı sabah veya gece yapılmalı”

    Kendisi çok küçük ama yaptığı işlevler oldukça büyük olan arının, insanoğlunun besin kaynağı ve tarım için de olmazsa olmaz canlı olduğunu belirten Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Karaoğlu, arının Türkiye’nin gıda yönünden en önemli canlısı olduğunu söyledi. Arıların bitkilerdeki tozlaşmayı ve döllenmeyi sağlayan canlılar olduğunu vurgulayan Karaoğlu, tarım alanlarında kullanılan zirai ilaçların arıların zehirlenmelerine ve toplu ölümlere neden olduğunu dile getirdi. Karaoğlu, “En fazla dikkat edilmesi gereken konuların başında, ziraat mühendislerinin ve zirai ilaç bayilerinin çiftçilere ilaçları verirken arı faaliyetlerinin az olduğu veya olmadığı dönemlerde ağaçları ilaçlatmalarını tavsiye ediyoruz. Bu konuda hem çiftçilerimizi hem ziraat mühendislerimizi hem zirai ilaç bayilerini uyarıyoruz. Arılar, bir noktadan başka bir noktaya tahminen 7 kilometre gidebilmektedir. Bundan dolayı ilaçlamalara başlamadan önce arıcılarla çiftçilerimizin çok iyi diyalog içinde olması gerekiyor” dedi.

    İlaçlama yapılacağı zaman özellikle arıların kovanlarının kapatılması gerektiğine dikkat çeken Karaoğlu, “Çünkü ilaçlar direk çiçeklere bulaştığı için arı, polenleri alırken zehirli atıkları da alıyor ve ölüyor. Çiftçilerden ve zirai ilaç bayilerinden ricamız, çiçek dönemindeki ilaçlamalar elzem bir ihtiyaçsa arı faaliyetinin olmadığı dönemlerde ilaçlama yapılması. Zirai ilaç bayilerimiz de az zehirli veya zehirsiz, arıları öldürmeyen ilaçları kullanmaya dikkat etmeliler. Ayrıca arı faaliyetinin olmadığı sabah erken saatlerde veya gece ilaçlamalarını tavsiye ediyoruz. İlaçlama yapılmışsa da arıcılarımızı uyararak, ilaçlama yapıldığı anda arı kovanlarının kapatılmasını öneriyoruz. Öte yandan, arı otlardaki çiçeklere de gider. Yabancı ot ilaçlaması da özellikle arı faaliyetlerinin olmadığı dönemlerde ve arıları zehirlemeyen ilaçlarla yapılırsa arı ölümlerine sebep olmayız” diye konuştu.

    “Ruhsatsız ilaç kullanımının önüne geçilmesini istiyoruz”

    Özellikle ruhsatlı olmayan ilaçların kullanımının önüne geçilmesini istediklerini ifade eden Karaoğlu, bununla ilgili zaten kanuni yaptırım olduğunu söyleyerek, “Zirai ilaç bayilerimizi ve çiftçilerimizi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bu konuda eğitim çalışması yapmak gerekiyor. Bir insana ceza yazmakla onu engelleyemezsiniz. O bilinci aşılamamız gerekiyor hem çiftçimize hem mühendisimize hem halkımıza. Çünkü arı demek dünyanın devamlılığı demektir. Çünkü arı olmazsa bitkilerde döllenme olmuyor” şeklinde konuştu.

    “Zehirlenmeler nedeniyle Mersin, Hatay ve Adana’da arıcılık bitecek. Arıcılık biterse çiftçilik de biter”

    Mersin İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Torpil ise zirai ilaç zehirlenmeleri nedeniyle arıcılığın bitme noktasına geldiği uyarısında bulundu. Torpil, “Son 3-4 yıldır zehirlenmeler nedeniyle Mersin, Hatay ve Adana’da arıcılık bitecek. O dereceye geldi. İnanılmaz bir zehirlenme var arıda” ifadelerini kullandı.

    Özellikle ruhsatsız, merdiven altı ilaçlara dikkat çeken Torpil, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği ilaçların çoğunun arıyı zehirlemediğini dile getirerek, şöyle devam etti: “Ama şimdi ürün para etmediği için maalesef çiftçiler, Bakanlığın verdiği ilaç pahalı, merdiven altı ucuz olduğu için merdiven altı ilaç kullanıyorlar. Biz özellikle bunun üzerine gidilmesini istiyoruz. Çiftçi, ‘İlacı bir kez verdik arıyı zehirlemez’ diye düşünüyor ama arı çiçekten poleni aldıktan sonra peteğin gözüne koyuyor. Peteğin gözüne koyduğunda yeni çıkan yavru arı yediği an zehirlenip ölüyor. Özellikle tarlalara ot ilacı çiçek döneminde verildiği ve arı arazideki çiçekten aldığı poleni direk götürdüğü için bu zehirlenme bir hafta-10 gün devam ediyor. Hiçbir çiftçiye ilaç vermeyin diyemeyiz, mutlaka verecek ama merdiven altı ilaç kullanmasın. Arıcılık biterse çiftçilik de biter. Eğer bu konunun üstüne gitmezsek Mersin’de, Hatay’da, Adana’da arıcılık bitecek.”

    “Son 2-3 yılda Hatay’da 25 bin kovan, Tarsus’ta 12 bin kovan arı zehirlenerek öldü”

    Gazetecilerin soruları üzerine, Bakanlığın zehirlenmelerin üstüne gitmeye başladığını belirten Torpil, “Hatay’da 2 yıl önce sadece zirai ilaç zehirlenmesinden 25 bin kovan arı öldü. Bakanlık bunun üstüne gitmeye başladı ama maalesef merdiven altı ilaçların önüne geçemiyoruz. Arı zehirlenmesi sahil kesiminde narenciye bölgesi olan her yerde var. 3 yıl önce sadece Tarsus’ta 12 bin kovan arı öldü. Türkiye’deki tüm arıcılar kışlatmaya Hatay’dan Antalya’ya kadar sahil kesimine geliyor. Narenciye olan bölgelerde de zehirlenme oluyor. Biz şimdi tarım alanından çıkarmak amacıyla Orman Bölge Müdürlüğü işbirliğinde ormanda arı konaklama yerleri açtırıyoruz. Tarsus’ta açıldı ve şu anda 11 kamyon arı var orada” dedi.