Etiket: Bitkilerle

  • Pankreas kanserini bitkilerle üç ayda yendi

    İzmir’in Buca ilçesinde yaşayan Hacı Etken, 2015 yılında yakalandığı pankreas kanserinden hastanedeki tedavisinin yanı sıra bitkisel tedaviyle 3 ayda kurtulduğunu söyledi.

    Geçtiğimiz yıl pankreas kanserine yakalanan 61 yaşındaki Hacı Etken, idrarında gördüğü kandan şüphelenip hastaneye gittiğini ve pankreas kanserine yakalandığını öğrendiğini söyleyerek yaşadığı süreci şöyle anlattı:

    “Bir gün idrarımı yaparken hafif kan geldiğini gördüm. Önceleri pek önemsemedim geçer diye düşündüm. Ama öyle olmadı. Her geçen gün daha da çok kan gelmeye başladı. Midem de bulanıyordu. Ne yesem çıkarıyordum. Hastaneye gidip durumu doktoruma anlattım. Birkaç tahlil istedi. Sonuçlar karşısında, ‘tahmin ettiğim gibi’ dedi. Sorunun pankreastan kaynaklandığını, bunun kanser olduğunu hemen tedaviye başlamamız gerektiğini söyledi. Öylede yaptık. Aradan 6 ay kadar geçmişti. Ancak sonuç değişmemişti. Bu dönemde komşum bana Ege Lokmanı tavsiye etti. Kendisi de bitki kürleriyle iyileşmişti. Bundan cesaret alarak Ege Lokman Şevki Güngör’e gittim. Yanımda götürdüğüm raporları bir süre inceledikten sonra korkmamam gerektiğini pankreas kanserinden çok sayıda kişinin bitkilerle iyileştiğini söyledi. Güngör’ün verdiği bitkisel ürünleri hiç aksatmadan kullandım. Aradan 3 ay kadar geçmişti. Tekrar hastaneye gidip tahlil verdim. Sonuçlar mükemmel çıkmıştı. Kanserden eser yoktu. Çıkan sonuç karşısında çok sevinmiştim. Kendisinden Allah razı olsun”

    “Önce doktora gitmelerini öneriyoruz”

    Manisa Kırkağaç’ta bitkisel destek tedavisi ile çok sayıda hastanın şifa bulmasına yardımcı olduklarını belirten Ege Lokman Şevki Güngör ise pankreas kanseri ile ilgili edindiği bilgileri paylaştı. Güngör, “Sindirim sisteminde büyük sorunlara yol açan bu hastalık, insanın iştahını kesip bulantı, kusma, sırt ağrıları, halsizlik, yüzünde ve gözlerinde sarılık ve hızlı kilo kaybı şeklinde belirti vermektedir. Bunlar olduğunda mutlaka doktora gidip muayene olmalıdırlar. Hastaya yapılan tahlil ve tetkiklerde, pankreas teşhisi konmuş ise hızla iyileşmesi için hem tıbbi hem bitkisel destek almaları gerekir. Çünkü bu iki tedaviyi aynı anda uygulayan hasta, çok kısa sürede iyileştiğini görüyoruz” dedi.

    Bitkisel destek tedavisi alan kişinin karaciğerindeki değerlerinin birkaç ay içinde eski haline döndüğünü kaydeden Güngör, “Sarılık ortadan kalkarak, iştahı açılıyor ve hasta olan kişi yemek yemeğe başlıyor. Hasta psikolojik olarak da rahatlamış oluyor. Bunları hisseden hasta da iyileşeceğini düşünerek moral buluyor. Öncelikle şifayı Allah verir, biz vesileyiz. Bizim uyguladığımız bitkisel destek tedavisiyle çok sayıda kanser hastası iyileşti. Bize gelen hastalardan öncelikle mutlaka doktora gidip gerekli tahlillerini yaptırmalarını ve tıbbi tedaviyi mutlaka almalarını öneriyoruz” şeklinde konuştu.

  • Bitkilerle Pankreas Kanserinden Kurtuldu

    İzmir’in Bergama ilçesinde yaşayan 58 yaşındaki Elif Ceylan Canlı, tıbbi tedavinin yanında bitkisel tedavi görerek yakalandığı pankreas kanserinden kurtuldu.

    İzmir’in Bergama ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Elif Ceylan Canlı, 5 yıl önce pankreas kanserine yakalandı. Canlı, vücudunda tesadüfen fark ettiği geçmeyen kızarıklıklarla ilgili doktora gitti. Kendisine pankreas kanseri teşhisi konan Canlı, tıbbi tedavi görmeye başladı. Tedavi sürecini anlatan Canlı, “Doktorum muayene etti ve benden bir takım tahlil istedi. Sonuç ürkütücü çıktı. Doktorum bana vücudumdaki kızarıklıkların ve kaşıntının sebebinin pankreastan kaynaklı olduğunu söyleyince adeta yıkıldım. Yani pankreas kanserine yakalanmıştım. Bir süre hastanede yatarak tedavi gördüm. Tedavide hiç başarı sağlanmadı, iyileşeceğime daha da kötüye gidiyordum.” Çevresindeki insanların Manisa Kırkağaç’ta bulunan Ege Lokmanı Şevki Güngör’ü önerdiğini anlatan Canlı, şunları söyledi:

    “Kendisiyle yüz yüze görüşerek durumu anlattım. Bana ’merak etme, pankreas kanserinden çok sayıda iyileşen oldu’ dedi. Bunları duyunca içimi sevinç kapladı. Bir an önce uygulamak istediğimi söyledim. Çünkü yaşamak güzel.”

    Güngör’ün önerileriyle birlikte tıbbi tedavinin yanında bitkisel tedaviye de başladığını anlatan Canlı, sözlerine şöyle devam etti: “İlk ay vücudumdaki kızarıklar kaybolmaya başladı, kaşıntı hiç kalmamıştı, bitkisel kür işe yaramıştı. İyileşmeye başladım. İki ayın sonunda hastaneye kontrole gittim. Yapılan tahlil sonuçlarında kitlenin küçüldüğünü gördük. Doktorum bu durum karşısında çok şaşırdı. Bana ilaçlar dışında başka bir şey kullanıp kullanmadığımı sordu. Söylemek istemesem de o tahmin etmişti. Bana ne kullandıysan devam et dedi. Pankreasımdaki kitle neredeyse kaybolmuştu. Ben Şevki beyin verdiği kürleri muntazam olarak kullanıyordum. Aradan beş ay geçmişti. İkinci kez yaptırdığım tahlil de kitlenin tamamen kaybolduğunu gördük. Hastalığımın üzerinden beş yıl geçti. Eskiden olduğu gibi sağlıklı bir şekilde yaşantıma devam ediyorum.”

  • (Özel Haber) Kışın Bu Bitkilerle Zinde Kalabilirsiniz

    Kış ayının gelmesiyle birlikte soğuk algınlığından kaynaklanan hastalıklar da çoğaldı. Özellikle kış aylarında en çok tüketilen ıhlamurun fiyatının artması nedeniyle vatandaşlar alternatif ürünleri tercih etmeye başladı.

    1965 yılından bu yana dede mesleğini devam ettiren Balıkesirli Baharatçı Kemal Güney, kış ayında sağlığını zinde tutmak isteyen vatandaşlara kullanılması gereken bitkiler hakkında bilgiler verdi. Ihlamur fiyatlarının 180 liraya çıkması sonrası rağbetin azaldığını söyleyen Güney, alternatif ve fiyatı daha düşük ürünlere talebin arttığını söyledi. Kışın özellikle grip hastalığının nüksettiğini ifade eden Kemal Güney, “Grip için papatya, ada çayı ve zencefil kullanabilir. Karıştırarak da kullanabilir. Boğazlarında faranjit varsa da hatmi çiçeği ile ada çayını ikisini beraber kullanırsa faydası olur. Kızarıklığı tahrişi alır. Ilık suyla gargara da yapılabilir ve bunu içebilirler de. Öksürük için de zencefille balı karıştırarak tüketebiliriz. İster tozunu, ister yaşını kullanabilirler. Zencefilin bu zamanlarda, bu mevsimde biraz daha yaş olanını tüketmek daha faydalıdır. Yaş olanı bala rendeleyip içerisine bir miktar da limon sıkıp günde 3-4 kez yiyebiliriz. Tozunu da tüketebiliriz, çaya da katabiliriz. Ihlamura alternatif olarak da ada çayı, hatme çiçeği, zencefil, zerdaçal, kuşburnu, ibisküs biz bunların karışımına aslında kış çayı diyoruz. Bunları karıştırıp kullanabilirler” dedi.

    Küçük yaştaki çocuklarda görülen soğuk algınlığı hastalıkları için tavsiyelerde bulunan Güney, “Çocuklar için bu tarz ürünleri 2 yaşından büyüklere tavsiye ediyoruz. Çünkü Zencefil faydalıdır ama acıdır. Çocuklar için Keçi boynuzu pekmezi kullanılabilir ya da adayı içirilebilir” dedi.

    Kışın özellikle en çok tercih edilen ıhlamurun artık talep görmediğini söyleyen Baharatçı Kemal Güney, “Ihlamura çok talep olması ve kışın ıhlamurun toplama zamanındaki hava şartlarından dolayı fiyatı 180 liralara geldi. Bu da müşterinin alım gücünü etkiliyor. Önceden 100 gram 100 gram verirken şimdi 5 liralık 3 liralık satılıyor” şeklinde konuştu.

    “DOKTORA GİDİN, BİTKİLERİ DE İHMAL ETMEYİN”

    Vatandaşların soğuk algınlığı gibi hastalıklarda doktora gitmesi gerektiğini de söyleyen Kemal Güney, ilaçların bir çoğunun da bitkilerden oluşturulduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi. Güney, “Hiç bir bitki boşu boşuna yaratılmamıştır. Her bitkinin bir özelliği vardır” dedi.

  • (Özel Haber) Bitkilerle Kanseri Yendi

    2012 yılında meme kanserinin 4. evresinde olduğunu öğrenen ve yaşama dair bütün umutlarını yitiren hemşire Zeynep Değirmenci kullandığı bitkisel ürünlerle kanseri yenerek tekrar işinin başına geçti. Değirmenci, hastanedeki işinin yanında 112’de bile geçici görev yaptığını ve kendisini eskisinden çok daha sağlıklı hissettiğini söyledi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde hemşire olarak çalışan 40 yaşındaki Zeynep Değirmenci, 37 yaşında yakalandığı meme kanserinden bitkisel tedavilerle kurtuldu. Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde Ege Lokman olarak bilinen Şevki Güngör’e ulaşan Değirmenci yaşama dair tüm umutlarını yitirmişken bitkisel tedaviyle birlikte 8 ay gibi bir sürede tüm değerleri normale dönerek hem kanseri yendi hem de eskisinden çok daha sağlıklı bir yaşam sürmeye başladı.

    “AĞLAYA AĞLAYA GİTTİM GÜLE GÜLE DÖNDÜM”

    Bugün 40 yaşında olan hemşire Zeynep Değirmenci 2012 yılında elle muayene sonucu meme kanseri olabileceği şüphesiyle doktoruna başvurdu. Yapılan tahliller sonucu meme kanseri olduğunu ve kanserin 4. evresine ulaştığını öğrenen Değirmenci yaşama dair bütün umutlarını kaybederken bir tavsiye üzerine ulaştığı Ege Lokmanı olarak bilinen ve bitkisel tedavilerle birçok hastanın iyileşmesine katkı sağlayan Şevki Güngör’ün önerdiği bitkisel tedavi yöntemiyle kanseri yendi. 2012 yılında kanser olduğunu öğrendiğini kaydeden Zeynep Değirmenci, “Kanser olduğumu öğrendikten sonra kemoterapi, radyoterapi süreçleri başladı. Bu arada 4. evrede olduğumu öğrendim. Evde bir gün ağlarken 112’de çalıştığım dönemde bir yeğenim vardı. Annesi de rahim kanseriydi. Ege Lokman diye bir yer olduğunu söyledi. O gün hemen internetten takip etmeye başladım. Gerçekten de baktım Ege Lokman’ın metastas yapan hastaları bile iyileştiğini gördük. Tamamen ümidimi kesmiştim. İkinci kemoterapide bırakın merdivenleri çıkmayı yürüyemiyordum bile. Ege Lokman’la görüşmem anında annesinin de böyle bir durumu olduğunu hatta şu an babasına baktığını söyledi. Yolda ağlaya ağlaya gitmiştim dönerken de güle güle geldim. İyileşeceğimi söyledi kendisi. Oradan ilaçlarımızı aldık. Onun tarif ettiği bir şekilde belli süre içinde bitkisel ilaçları kullandıktan sonra inanmazsınız belki ama 3. kata kahvaltıya asansörle gidiyordum. Daha önce hastalanmadan önce asansörle çıktığım kata merdivenleri yürüyerek çıktım Şevki Beyin ilaçlarından sonra” dedi.

    “ESKİSİNDEN SAĞLAMIM”

    “Şu an eskisinden daha sağlamım” diyen Değirmenci, eskisinden daha çok çalıştığını anlatarak şunları söyledi: “Eskiden bu kadar çok çalışmıyordum. Şu an işime döndüm. Allah razı olsun kendisinden. Önce inanç tabii ki önce Allah’a inanarak, önce Allah’tan şifa bulduk sonra Şevki Beyin ilaçlarından. Daha çok hastaların iyileşeceğine inanıyorum. Kendisiyle bir ara irtibatı kestiğimde Akçay’da bir eczaneden böyle bir şey alayım aynısından diye. Bir ay içerisinde laboratuar testlerimde karaciğer enzimlerinin yükseldiğini gördüm. Şevki Beyin ürünlerini kullandığımda laboratuar tetkiklerinin hiçbirinde oynama, kemoterapi anında bile kan değerlerinin düşmediğini gördüm. Bundan çoğu zaman doktoruma bahsetmedim, bilsin bile istemedim. Ama şimdiki doktorlarıma hepsine bahsediyorum. Hatta Şevki Beyin kitabını istiyorlar, yazdığı kitabı bile istiyorlar onların tedavilerini reddedince. Gerçi Şevki Bey ‘Asla tıbbi tedavinizi kullanmamazlık yapmayın, ona da devam edin’ dedi. Bana sorarsanız ben hala bu işin içindeyim. Sağlık camiasının içindeyken kemoterapi ve radyoterapiye hayır diyorum. Bu ürünlerle yola devam etmenin açıkçası daha doğru olduğunu düşünüyorum kim ne derse desin.”

    Hastalanmadan önceki performansından bile daha fazla çalıştığını kaydeden Değirmenci, “Bu kadar çalışmıyordum. Şu anda hastaneden hariç 112’lerde bile geçici görev yapıyorum. Verilen ürünlerde bağışıklık sistemini güçlendirici çok fazla şey olduğu için, kanser de bağışıklık sistemini yenince, düşünce vücutta başlıyor. Yani bu ürünler bağışıklık sistemini yukarıda tuttuğu sürece biz kanseri yeniyoruz. Bunu ben kendimde denedim. Çoğu hastaya da tavsiye ettik. Onlarda da aynı şeyi görüyoruz. İddiamı herhangi bir profesörle, doktorla paylaşabilirim” diye konuştu.

    Şu anda tedavinin üzerinden yaklaşık 4 sene geçtiğini anlatan Değirmenci, “Hiçbir metastasım yok. Kendisinden koruyucu da kullandım. Onlarla birlikte spor da yapıyorum, yürüyüş yapıyorum. Bunlarla beraber yiyeceklerime dikkat ediyorum. Ama ürünlerden daha çok fayda gördüğümü her yerde anlatıyorum” dedi.

    “KEMOTERAPİNİN ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYORUM”

    Son 5 yıl içinde her 3 kişiden birinin kanser olacağının günümüzde tespit edildiğini vurgulayan Değirmenci şunları söyledi: “Bu beklenen bir şey. Kanser hastalarına şöyle bir tavsiyem var. Kemoterapi vücut direncini düşürdüğü için, daha doğrusu kan değerlerinin hepsini alt üst ettiği için daha da iyileştireceğine kötü hücreleri yok ederken, iyi hücreleri de yok ediyor. Bu yüzden insan farklı bir durum içine giriyor, toparlayamıyor. Bazen kanserin değil de kemoterapinin öldürdüğünü düşünüyorum. Sonuçta vücuda verilen artı bir zehir. O yüzden kemoterapiyi almadan bu ürünlere başlamak daha bir net açıklık getirir. Daha bir iyileştirici olur. Beraberde kullanılır ama kemoterapiye hala karşıyım, karşıyım diyorum.”

    “ÜRÜNLERLE TEDAVİ BİRLİKTE YAPILMALI”

    Ege Lokman olarak bilinen Şevki Güngör ise Zeynep Değirmenci’nin kendisine geldiğinde moralinin çok kötü olduğunu ve umutsuz bir durumda olduğunu belirterek, “’İyileşemeyeceğim’ kaygısı vardı. Biz onu aydınlattık. Kendisi de bu sektörde olduğundan bu işin inceliklerini, nasıl yapılacağını hepsini anlattıktan sonra kafası da yattı ve uygulamayı başlattık. 4. evre olan bir kanserin tıpta iyileşmesi oldukça zordur, yüzde 10-20 ihtimaldir. Biz de Allah’ın izniyle yüzde 80-90 netice aldığımız kişiler oluğu için bizde aynısını kendisine ilettik. 4 yıl önce başlayan bu tedavi yapılan ürünlerin kullanılması tabi o kadar uzun sürmedi ama 4 yıldan beri şu anda sağlıklı gayet iyi, hiçbir rahatsızlığı yok. Şu anda görevine devam ediyor. Kendisi de bizden memnun. Haklı çıktığımızı gördük. İnşallah bunun gibi her türlü hastalık iyileşir. Elimizden gelen gayreti biz gösteriyoruz zaten. Bizim tavsiyemiz önce bu verdiğimiz ürünleri başlayıp daha sonra kemoterapiye başlarlarsa yıpranması daha az olur diye düşünüyorum” dedi.