Etiket: Birliğine

  • Avrupa Birliği’ne sunulan dikkat çeken rapor

    AB Komisyonunun EL-CSID projesi kapsamında Müslüman ülkelerle diplomatik ilişkilerden sorumlu Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, “Türkiye’nin AB’ye girmesi halinde İslamiyet’in Truva Atı olarak görülmesi Türkofobia’yı artırıyor. Türkiye’nin, Müslüman ülkelerle,Afrika, ülkeleriyle, Rusya, Çin gibi ülkelerle yeni pazarlar ararken ekonomik krizle boğuşan AB için büyük kayıp” dedi.

    Müslüman ülkeleriyle diplomatik ilişkilerden sorumlu Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, AB ve Türkiye ilişkileri konusunda AB Komisyonu’na sunduğu raporu ve yeni yol haritasını değerlendirdi.

    “AB ile Türkiye yol ayrımına geldi”

    Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri son 54 yıldır en büyük diplomatik krizini,15 Temmuz ve referandum sürecinde yaşadığını ifade eden Doç. Dr. Şenocak; “15 Temmuz darbe girişiminden, 16 Nisan referandum sureci boyunca ve sonrasında AB’nin tutumu iki tarafı önemli bir yol ayrımına getirmiş durumda.Türkiye 54 yıldır AB kapısının önünde bekletilmektedir. Türkiye’nin AB ye alınmamasının nedeni Kopenhag Kriterleri olarak öne sürülse de aslında bunun başlıca nedeni Türkiye hakkında yüz yıllardan beri yapılan kara propaganda ve ön yargılardır. Türkiye’nin AB’yi istila etmesi gibi yersiz bir korku söz konusudur.11 Eylül’den beri İslamofobia AB’de yükselişe geçmiş durumdadır. İslam terörizmle bağdaştırılıyor. Türkiye eşittir İslam, İslam eşittir terörizm kara propagandası AB’nin gerek Türkiye gerekse Müslüman ülkeleriyle ilişkilerini zedelemektedir. Türkiye’nin AB’ye girmesi halinde İslamiyet’in Truva Atı olarak görülmesi Türkofobia’yı artırıyor.”

    “AB’nin demokratik değerleri dünyayı kan gölüne çeviriyor”

    AB Müslüman ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirmek ve kendi bünyesinde Müslüman gençlerin radikalleşmesinin önüne geçmek istiyorsa İslamiyeti aşağılayıp, İslami değerlerini red etmek yerine “İslamiyeti evrensel değerleri olan bir medeniyet olduğunu“ kabullenmesi gerekiyor. İslamiyetin kendi felsefesi, tarihi, sanatı, edebiyatı var. Avrupa’nın 18.yy’dan kalma evrensel diye Dünya’ya empoze etmeye çalıştığı demokratik değerler Irak, Libya, Afganistan örneklerinde olduğu gibi Dünyayı kan gölüne çevirir bu değerler 21.yy Dünyasına uyarlanması gerekmektedir.“

    “DEAŞ’e katılımın yüzde 70’i Avrupa’dan“

    DEAŞ’e üye olan gençlerin yüzde 70’inin Avrupa’da yasayan gençlerin olduğuna da dikkat çeken Doç. Dr. Şenocak; “Bu durum Avrupa’nın kendi evrensel olarak değerlendirdiği değerleri sorgulaması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca Avrupa’nın entegrasyon politikasının bir fiyasko olduğunu göstermektedir. Bu durum özellikle Müslüman gençlerin “ötekileştirerek“ kimliksizleştirilmesi ve radikal grupların kurbanı haline gelmesine neden olmaktadır. AB acilen yeni bir entegrasyon politikasıyla bu gençleri kazanması gerekmektedir.“

    “AB, Türk halkı karşısında güven kaybına uğradı“

    Türk halkı karşısında AB‘‘nin güven kaybına uğradığını da söyleyen Doç. Dr. Şenocak; “15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türk halkının mücadelesi AB tarafından Demokrasi Zaferi olarak nitelendirilmemesi ve aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı kara propaganda yapılması Türk halkının AB’ne güvencesini sarsmıştır. Bugün Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin devam etmesi konusunda referandum yapılsa yapılan araştırmalara göre halkın yüzde 83 durdurulması kararı çıkar. Bunun nedeni AB Türkiye’yi yıllardır oyalaması ve Türkofobik tutumu olarak değerlendirilmektedir. Referandumda AB ülkelerinde evet sonucunun yüzde 75 oranında çıkmasının nedeni AB ülkelerinde yapılan Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı propagandanın Türkiye karşıtı olarak algılanmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’in; “Ben mazlumların sesiyim“ söznü dikkate alınması gerekir bu önemli mesajla sadece Türkler değil Dünya’da yaşayan Müslüman topluluğu kendini bu sözle bağdaştırıyor. İslamofobianın yükselişiyle kendilerini mazlum görüyorlar. Yani 1.7 milyar insan, 57 ülke önümüzdeki günlerde Türkiye’nin dış siyasetinde önemli bir rol oynayacaktır.”

    “Türkiye,AB arasında yeni bir işbirliği gerekli”

    Türkiye Müslüman ülkelerle, Afrika, ülkeleriyle, Rusya, Çin gibi ülkelerle yeni pazarlar ararken ekonomik krizle boğuşan AB için büyük kayıp olacağını da kaydeden Doç. Dr. Şenocak; “AB, Türkiye’nin en önemli ekonomik partneri. Türkiye’nin, Rusya, Hindistan, Çin, Müslüman ülkeleri ve Afrika ülkelerinde yeni pazarlar oluşturması ekonomik krizle savaşan AB için bir kayıp olacaktır. Bunun yanında AB Türkiye için de önemli bir partnerdir özellikle IPARD, ERASMUS gibi AB fonlarının desteklediği projelerle Türkiye önemli reformlar yapmıştır. Uyum sürecinde Türkiye gerek yargı, gerek ticaret, eğitim sektörlerinde önemli gelişmeler ve standardizasyon sürecinde başarılı çalışmalar yapmıştır. Kazan-kazan esaslı yeni bir işbirliği modeli geliştirilmelidir.”dedi.

  • Rusya Federasyonu Türkiye Ticaret Temsilcisi Gashigullin: “Her alanda iş birliğine hazırız”

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran’ı ziyaret eden Rusya Federasyonu Türkiye Ticaret Temsilcisi Aydar Gashigullin, Ankara’nın yüksek bir ticari potansiyele sahip olduğunu belirterek, her alanda iş birliğini geliştirmek istediklerini söyledi.

    Rusya Federasyonu Türkiye Ticaret Temsilcisi Aydar Gashigullin, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran’ı makamında ziyaret etti. Türkiye ile Rusya’nın birbirine ihtiyacı bulunan “kardeş ülkeler” olduklarını vurgulayan Gashigullin; “Rusya Türkiye’ye çok önem veriyor. Bankacılık, finans, inşaat, tekstil, enerji, kısacası her alanda iş birliğine hazırız” ifadelerine yer verdi.

    Gashigullin, Ankaralı iş adamlarını 1-3 Haziran’da tarihlerinde düzenlenecek Rusya’nın en önemli ekonomik forumlarından St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’na davet etti.

    Türk iş adamlarının Rusya’da 10 milyar dolarlık yatırımı bulunduğunu, oteller ve sanayi tesisleri inşaa ettiklerini anlatan Gashigullin, İtalyan ve Japon şirketlerinin de katıldığı büyük ihaleleri Türk şirketlerinin kazandığını kaydetti. Gashigullin, Moskova’dan Sibirya’ya kadar Rusya’nın her bölgesinde Türk iş adamlarının faaliyet gösterdiği bilgisini verdi. Gashigullin, Ankara’da “Rusya Günleri” etkinliği gerçekleştirmek istediklerini de sözlerine ekledi.

    Baran: “İlişkilerimiz daha da iyi olacak”

    ATO Başkanı Gürsel Baran ise Türkiye-Rusya ilişkilerinin çok eski tarihlere dayandığını hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Dünyanın en önemli ekonomilerinden biri Rusya, diğeri de Türkiye’dir. Coğrafyamızın vazgeçilmez iki ülkesiyiz. Aramızdaki sorunları önemli ölçüde aştık. İki dost ve kardeş ülke olarak ilişkilerimiz daha da iyi olacak. Birbirimizin eksiklerini tamamlamalıyız. Birbirimize zararımız olmaz, faydamız olur. Zaman zaman sıkıntılar yaşasak da birbirimize güvenmek zorundayız.”

    Türkiye ve Rusya arasındaki sıkıntılı dönemden turizmin ve yaş gıda sektörünün olumsuz etkilendiğini kaydeden Baran, “İnşallah 2017’de bu sorunları aşarız. Aramızda çözümsüz hiçbir sorun olmaz” diye konuştu.

    Baran, Rusya Federasyonu Türkiye Ticaret Temsilcisi Aydar Gashigullin’e “Rusya Günleri” etkinliğini birlikte düzenleme önerisinde bulundu.

  • Borsa İstanbul ile İslam Kalkınma Bankası iş birliğine gitti

    Borsa İstanbul ile İslam Kalkınma Bankası (IDB) arasında imzalanan ’stratejik işbirliği mutabakat zaptı’ ve günün anısına yapılan gong töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla Borsa İstanbul yerleşkesinde gerçekleştirildi.

    Borsa İstanbul ile İslam Kalkınma Bankası (IDB) arasında imzalanan ’stratejik işbirliği mutabakat zaptı’ ve günün anısına yapılan gong töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla Borsa İstanbul yerleşkesinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam Kalkınma Bankası (İKB) ile Borsa İstanbul Arasında İmzalanacak Stratejik İş Birliği İçin Mutabakat Zaptı Gong Töreni’nde yaptığı konuşmada, törenin her iki kuruma hayırlı olmasını diledi.

    Erdoğan, Borsa İstanbul’un Türkiye’deki sermaye piyasalarının çatı kuruluşu olduğunu ifade ederek, Borsa’nın 30 yılı aşkın tecrübesiyle bu alanda uluslararası düzeyde söz sahibi bir kurum haline geldiğini belirtti.

    Borsa İstanbul’un son dönemde attığı kritik ve başarılı adımlarla bu konumunu daha da perçinlediğini vurgulayan Erdoğan, İKB’nin de 40 yılı aşkın süredir, İslam ülkeleri arasında ticaretin geliştirilmesi ve finansmanın kolaylaştırılması için çalışmalar yürüttüğünü aktardı. Erdoğan, bu iki önemli kurumun iş birliği yapmasının, hayırlı ve verimli neticeler doğuracağına inandığını belirtti.

    İmzalanacak mutabakat zaptına yönelik sürecin bugüne gelmesinde emeği geçenleri tebrik eden Erdoğan, şunları kaydetti: “Emeğin ve sermayenin küresel düzeyde serbestçe dolaşımı, günümüz ticaret sisteminin, buna bağlı olarak da uluslararası ilişkilerin temelini oluşturuyor. Bu çerçevede ihtiyaçların çok fazla, kaynakların ise sınırlı olduğu dünyamızda, alternatif finans ihtiyacı her geçen gün daha da önemli hale geliyor. Faize dayalı bankacılık sistemi ciddi bir çıkmazın içindedir. 2008 küresel finans krizinde bozulan dengeler, hala yerine oturmuş değildir. Yakın zamanda da böyle bir ihtimal gözükmemektedir. Şahsen faize daima olumsuz yaklaşmış bir kişi olarak, bu kriz karşısında çok da şaşırmadığımı özellikle ifade etmek isterim. Paradan para kazanmayı değil, emekle, alın teriyle, bilgiyle, ticaretle para kazanmayı esas alan bir finans sistemine yönelmek mecburiyetindeyiz”.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan “Merkez Bankasının özerkliğine, bağımsızlığına sözüm yok ama milletimin hakkının, hukukunun, kaynaklarının yüksek reel faiz yoluyla heba edilmesine de rıza gösteremem. Merkez Bankası bağımsızdır. Tamam, o yine bağımsızlığını oynasın ama ben siyasetçiyim. Benim ona resmen müdahale etme yetkim var mı? Yok. Ama böyle bir şey yapılıyorsa, ben de kalkacağım, eleştirimi yapacağım. Çünkü halkımın karşısında tokadı yiyen benim. Başındaki bürokrat değil. Öyleyse uyarımı yapacağım, o da çözüm yollarını bulsun, çareyi üretsin. Tokadı ben yiyeyim, sefayı o sürsün. Yok böyle bir şey” ifadelerini kullandı.

    Bankacılık sektörüne de uyarı ve hatırlatmalarda bulunan Erdoğan, “Faizleri lütfen makul seviyelere çekin. Bakın şu anda istihdam dedik. Eğer büyüme istiyorsak istihdam. Ama şu anda bakın işsizlik yüzde 11’in üzerinde. Bu ülke bu hale düşmeli mi? Eğer bu hale düşmemesini istiyorsak, öyleyse bize lazım olan nedir? Yatırımdır, üretimdir, istihdamdır, ondan sonra rekabettir” diye konuştu.

    Bir ülkeye yatırım yapılabilmesi için girişimcilerin imkanlara kolay ulaşmasının önemine değinen Erdoğan, “Ama paradan para kazanmaya alışmış olan bu bankacılık sistemi ne yapıyor? Kredi noktasında gerekli desteği vermiyor. Veriyorsa, çok yüksek faizle veriyor. Çok yüksek faizle verdiği gibi de girişimci adımı atamıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli de törende yaptığı konuşmada, söz konusu iş birliğinin hayırlara vesile olmasını diledi. Başbakan Yardımcısı Canikli, Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybının, sadece Türkiye’deki dinamiklerden kaynaklanmadığını, bunun küresel faktörlerin ortaya çıkardığı ve bütün piyasalarda yaşanan bir gelişme olduğunu belirterek, “Bu gerçeklere rağmen son günlerde birileri tarafından Türkiye’de adeta kriz tellallığı yapılıyor. 10 yıldan beri bekledikleri, çağırdıkları kriz gelmediği gibi, bu dalgalanma için de onların arzuladığı kriz gelmeyecektir” dedi.

    Canikli, faizsiz finans araçlarının geliştirilmesi ve işlem hacminin, hem Türkiye ve diğer İslam ülkelerinde, hem de tüm dünyada artırılmasının son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, özellikle bugünlerde bütün küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların altında, faizin bir değişken olarak modele dahil edilmesinin yattığını vurguladı.

    Başbakan Yardımcısı Canikli, özellikle son haftalarda ABD’den gelen büyüme rakamlarının olumlu seyretmesinin, faiz artış beklentisinin güçlenmesine neden olduğunu belirtti. Doların bütün para birimleri karşısında değer kazandığına işaret eden Canikli, “ABD başkanlık seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı durum, doların diğer bütün para birimleri karşısında değer kazanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Özellikle seçilmiş başkanın dün yaptığı Avrupa ile serbest ticaret anlaşması görüşmelerinin askıya alınacağı şeklindeki açıklama, bugünkü bütün piyasalarda özellikle de Avrupa piyasalarındaki dalgalanmanın temel faktörü konumundadır” ifadelerini kullandı.

    Borsa İstanbul Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ ise, İslam Kalkınma Bankası ve Borsa İstanbul arasında stratejik iş birliği anlaşmasına imza atmak üzere düzenlenen törenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde geliştirildiğini ve Borsa İstanbul’un hızına ivme katacağını belirtti. 2023 ve İstanbul Finans Merkezi vizyonu için de var güçleriyle çalıştıklarını kaydeden Karadağ, “Bu kapsamda, dünya finans sektörünün en önde gelen kurumlarıyla stratejik iş birliklerinin çok önem arz ettiğini düşünüyor ve bu meyanda adımlar atıyoruz, Uluslararası ticaretin kadim merkezi, kıbleteyn, methedilen, sahabeler şehri İstanbul’umuzun, doğu ve batı arasında bir köprü olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Karadağ, Nasdaq ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile devam eden stratejik ortaklıklarını, İslam Kalkınma Bankası ile yapılan tarihi iş birliği ile taçlandırdıklarının altını çizerek. “Bu iş birliğimiz, İslami finans açısından İstanbul’a yakışır çeşitlilikte finansal ürün yelpazesini de ülkemize ve uluslararası sermaye piyasalarına kazandıracaktır” dedi.

    Karadağ, yakın gelecekte Türkiye sermaye piyasaları birliği altında Borsa İstanbul’un yakın iş birliği ile kurulması planlanan Uluslararası Faizsiz Finans Danışma Kurulu, İslami finansal ürünlerinin standardizasyonuna büyük katkı yapacağını vurguladı.

    Program, imzalanan mutabakat zaptı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Canikli ve Karadağ’ın birlikte çaldığı gongla devam etti. Programın sonunda Canikli ve Karadağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hat tablosu hediye etti.

  • Ege İhracatçılar Birliği’ne 5 ülkeden resmi delegasyon ziyareti

    İzmir Enternasyonal Fuarı’nı (İEF) kapsamında, Ege İhracatçı Birlikleri’ni Sudan, Sri Lanka, Ekvator Ginesi, Kosova ve Malezya’dan gelen Bakanlık düzeyindeki resmi heyetler ziyaret etti. İzmir’e gelen yabancı ülke bakanlarını ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri, Türkiye’nin ihracatını arttırmak için Ege Bölgesi’nin avantajlarını anlattı.

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Vekili Nurettin Tarakçıoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü, Sudan Sanayi Bakanı Dr. Mohamed Yousif Ali Yousif ile başlayan toplantıda, Türkiye ile Sudan ticari ilişkilerinin çok eskiye dayandığını anlatan Sudan Sanayi Bakanı, Sudan’ın ekonomik ve politik yapısından, endüstriyi geliştirmek için yaptıkları faaliyetlerden bahsetti. Daha çok komşu ülkeleri olan Ürdün, Suudi Arabistan, Malezya gibi ülkelerle yoğun şekilde ithalat-ihracat faaliyetleri yaptıklarını kaydeden Bakan Yousif, Türklerle iş yapmak istediklerini, bu kapsamda çalışmalara sıcak baktıklarını belirtti.

    Sri Lanka Türk yatırımcıları bekliyor

    Sri Lanka İhracatı Geliştirme Kurulu Başkanı Indira Malwatte, ülkelerinde hemen hemen her şeyi diğer ülkelerden ithal ettiklerini, bu doğrultuda karşılıklı ticari ilişkilerin Türkiye ile olabileceğinin altını çizdi. Sri Lanka’da daha çok tropik iklime uygun gıda ürünleri yetiştiğini belirten yatırım ajansı yetkilileri, özellikle kauçuk, hazır giyim, doğaltaş ve maden konusunda Türkiye’den gelecek ürünlere açık olduklarını ifade etti. Toplantıya başkanlık eden Başkan Tarakçıoğlu da karşılıklı ticaretin gelişmesinden memnun olacaklarını kaydetti.

    Ayrıca Sri Lanka’nın yatırım yapılması açısından uygun bir ortama sahip olduğunu belirten Başkan Malwatte, 12-13 Ekim 2016 tarihlerinde “World Export Development Forum” isimli ekonomi konferansını Srilanka’nın başkenti Colombo’da gerçekleştireceklerini, bu etkinliğe Türk ziyaretçilerin gelmesi halinde ülkenin ekonomik potansiyelini yakından görme ve üst düzey Sri Lanka yetkilileri ile tanışma şansı elde edebileceklerini söyledi.

    Ekvator Ginesi petrolde iddialı

    Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret eden bir diğer Bakan, Ekvator Ginesi Ekonomi ve Sosyal Planlama Bakanı Angel Mokara Moleila oldu. Bakan Moleila, petrol üretim ve ihracatında ülke olarak çok iyi durumda olduklarını, bu konu ile turizm ve hizmetler sektörüne dahil ürünlerde Türkiye ile işbirliği yapmak istediklerini, iki ülkeye ait ortak avantajlar sayesinde ekonomiyi canlandırmak istediklerini söyledi. Ekvator Ginesi-Türkiye arasında direkt uçuş bulunmamasının dezavantaj olduğunu, ancak bunu yakın çevre uçuşlarıyla aktarmalı olarak gerçekleştirebildiklerini dile getiren Bakan, tropik tarım ürünlerine sahip olduklarını ve Türkiye’den gelecek, ülkelerinde yetişmeyen tüm tarım ürünlerinin ithalatına sıcak baktıklarını belirtti.

    Kosova ile ticari ilişkiler gelişecek

    Kosova Sanayi ve Ticaret Bakan Yardımcısı Avni Kastrati’nin Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyareti esnasında İzmir’in Kosova için önemli olduğu vurgulandı. Bakan Yardımcısı Kastrati, konuşmasının başında Kurtuluş Savaşı esnasında ülkelerinden göç ederek Türkiye’ye özellikle Ege Bölgesi’ne gelen pek çok kişi olduğunu bildiklerini, bu nedenle İzmir’de olmaktan çok memnun olduklarını, iki ülkenin de birbirine güven ilişkisine dayanan bir geçmişi olduğunu bu durumun da stratejik ve ekonomik işbirlikleriyle devam etmesi yönünde temennileri olduğunu dile getirdi.

    En fazla Sırbistan’dan ithalat yaptıklarını ifade eden Bakan Yardımcısı Kastrati, “Sırbistan’dan 300 milyon avrodan fazla ithalat yapıyoruz, Türkiye ile 250 milyon avro seviyesindeyiz. Türkiye’nin ülkemizdeki ithalat payını artırmasını istiyoruz çünkü halkımız Türk ürünlerini seviyor, beğeniyor. Ülkede 3 ayrı bölgede serbest bölgemiz var, her türlü yatırım avantajlarını karşılıklı değerlendirmek isteriz. Tüm ticari işbirliklerine hazırız, bu kapsamda en yakın zamanda ülkemize bir ticari heyetle gelmenizi çok isteriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    Görüşmelerde, Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde 12 ihracatçı birliğinde, 8 binden fazla ihracatçının faaliyet gösterdiğini, Ege Bölgesi’nin yıllık 20 milyar dolar ihracat potansiyeline sahip olduğunu belirten EİB Koordinatör Başkan Vekili Nurettin Tarakçıoğlu, Ege Bölgesi’nin tarım, sanayi ve doğal kaynaklar açısından zengin olduğunu bu kapsamda ziyarete gelen tüm ülkelerle ticari işbirliklerine Ege İhracatçı Birlikleri olarak açık olduklarını söyledi.

    Malezya yetkilileri de EİB’de ağırlandı

    Ege İhracatçı Birlikleri’ndeki son resmi heyet ziyareti, İEF’de partner ülke özelliği taşıyan Malezya yetkilileriyle gerçekleşti. Görüşmede, yetkililer tarafından Malezya’nın İstanbul’daki ticaret yatırım ofisinin (MATRADE) faaliyetleri hakkında bilgi verilerek ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde karşılıklı iyi niyet vurgulandı.

  • Ekonomi Bakanı Zeybekçi; ’’Tarımsal üretim Gümrük Birliği’ne dahil olacak’’

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, 2017 yılının başlangıcı ile Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği anlaşmasında tarımsal üretimin de kapsayacağını ve çiftçileri destekleyici politikaların devam edeceğini söyledi. Bakan Zeybekçi 15 Temmuz darbe girişiminin; 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat postmodern darbelerinden farklı olarak bir işgal hareketi olduğunu belirtti.

    İzmir Ticaret Borsası’nın, tarımsal üretimin teşvik edilmesi amacıyla geleneksel olarak düzenlediği ilk ürün toplantısı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla gerçekleşti. Yeni sezonun ilk çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirinin tanıtıldığı toplantıya Bakan Nihat Zeybekci’nin yanı sıra İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican, CHP İzmir İl Başkanı Asuman Ali Güven, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural ve iş adamları katıldı.

    7 yaşında amele olarak başladım

    İzmir’de olmanın mutluluğunu dile getiren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, ’’Üretmek, ürettiğini satmak, ürettiğin alın terinin karşılığını almak kadar herhalde hayatta güzel bir şey yoktur. 7 yaşında, tütün tarlasında amelelik yapmaya başlayan birisi olarak, çiftçiliğin, tarımın her şeyini bilen birisi olarak şuraya konan ürünün ne demek olduğunu gayet iyi biliyorum. Bunun ne emeklerle buraya geldiğini, birilerinin nasıl gözünün nuru olduğunu, nasıl alının teri olduğunu, bir genç kızın nasıl çeyiz ümidi olduğunu ve gencin nasıl düğün ümidi olduğunu biliriz. Türkiye olarak hakikaten bu anlamda Allah özenerek, Allah’ın bolca, cömertçe verdiği bir coğrafyadayız. Hele hele İzmir başkent olmak üzere bizim bu Ege coğrafyasında; dağlarından yağ, ovalarından bal akan coğrafya burası. Türkiye Avurpa’nın bir numarası, Dünya’nın 7. ülkesi, üretimde milli hasıla olarak. Bizim için yeterli mi? Değil. Çünkü sıradan bir ülkemiz yok, ürettiğimiz ürünlerde dünyada tekel olabilme imkanımız var. Fiyatları ve piyasaları doğrudan kontrol edebilme imkanımız var. Bunların başta gelen ürünleri de tabi ki; üzüm, incir, zeytin yağ, fındık gibi’’ dedi.

    Tarımda korumacı politika uyguluyoruz

    Türkiye olarak, tarımın üzerindeki hassasiyeti başka hiçbir yerde göstermediklerini belirten Zeybekçi; ’’Tarımda istisnasız ve toleransız bir şekilde korumacı politikalarımızı bütün dünya biliyor. Belki tüketicinin, dar gelirli vatandaşlarımızın fiyatlarını, acil ihtiyaçlarının karşılanmasında enflasyonla ilgili spekülatif yaklaşımlar olduğunda belki müdahaleci söylemlerimiz veya müdahalelerimiz olabilir. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmamızda tarım ürünlerini ve gıdayı dahil etmemişiz. Demişiz ki biz burada hassasız. Burada Avrupa Birliği ve bizim çiftçilerimizin tarım ürünlerimizin rekabet edebileceğini inanmadığımız için bir süreliğine bunu bırakmışız. Şuanda devletimizin vermiş olduğu sübvansiyonlar ve destekler anlamında baktığımız zamanda bütçe imkanlarıyla yeterlidir, yeterli değildir ama ölçü olarak söylüyorum. 2002‘de pamuğa verilmiş olan desteğin, pirimin 3 kuruşlar seviyesinde olduğunu, bugün 75 kuruş olduğuna bakarsak tabi ki daha fazla vermek lazım, daha fazla desteklemek lazım. Tarım ürünlerinde de farklı adımlar atmak lazım. Bütçemizin içinde en çok verdiğimiz pay tarım alanına vermiş olduğumuz desteklerdir. İhracatta da bugüne kadar vermiş olduğumuz tarımsal ürünlerdeki ihraç ürünlerde de çok hızlı bir şekilde dönüşüme gideceğiz. Doğrudan ürüne vermiş olduğumuz desteği önümüzdeki süreçte değiştirerek işlenmiş ürüne vereceğiz’’ dedi.

    Bu darbe girişimi diğerleri gibi değil, işgal hareketiydi

    Darbe girişimi hakkında da konuşan Bakan Zeybekçi; ’’İzmir ayrı bir övgüyü hak ediyor. İzmir nasıl ki 15 Mayıs 1919’da İzmir’e hain işgalcilerin postallarını ilk bastığında ilk kurşunu atarak onları yere serdiyse, 15 Temmuz 2016’da da İzmir muhteşem bir destan yazdı. Çünkü İzmir’in düşmana karşı bir refleksi oluşmuş. Ne zaman düşman gördü, İzmir ayaklanıyor. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, hiç kimsenin tereddüdü olmasın, bu milletin sözlüğünde esir olmak yok. Bu milletin sözlüğünde aman dilemek yok. Başkalarının sözlüklerinde olabilir. Türkiye ile ilgili planı olan hainlerin ihmal ettikleri en önemli şeylerden bir tanesi bu. Onlar ‘hık’ deyince zannettiler ki bunlar arkalarına bile bakmadan kaçacaklar, bir hain televizyondan öyle diyordu. Bu millet bir oldu. Siyaseten de baktığımızda AK Partilisi, Milliyetçi Hareket Partilisi , Cumhuriyet Halk Partilisi ve bütün siyasi görüştekiler bu hain davranışın karşısında durdu. Çünkü hissetti, bu ihanet diğerleri gibi değildi. 1960’daki, 1971’deki, 1980’deki, 28 Şubat’taki post modern darbeler gibi değildi. İnanın bana bunu altını çizerek söylüyorum, bu bir işgal hareketiydi, Türkiye’yi bölme hareketiydi. Türkiye’nin içinde başka ihanet veyahut başka posttan çıkarma hareketiydi. Millet hassasiyeti ve hissiyatı ile tüm varlığıyla bunların karşısında durdu. Hamdolsun bugün, İzmir Ticaret Borsamızda, ilk ürün törenimizi yapıyoruz. 18 Temmuz Pazartesi günü Türkiye’de her şey çalışıyordu. 16 Temmuz Cumartesi günü buradaki arkadaşlarımızın da söylediği, insanlar fabrikalarında üretime devam ediyordu. Çünkü o da bir ayaklanıştı, bir direnişti darbeye karşı’’ dedi.

    Tarımsal ürünler Gümrük Birliği’ne dahil olacak

    Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, milli güvenliğimiz için, ülkemizin geleceği için tarımı desteklemek ve tarımsal ürün ihtiyacımızı ve üretimimizi ve geleceğimizi garanti altına almak gibi bir sorumluluğu olduğunun altını çizen Zeybekçi; ’’2017’den başından itibaren tarımı ve tarımsal üretimi Gümrük Birliği kapsamına alma görüşmelerine başlıyoruz. Türk tarımını, Türk tarımsal üretimini artık Avrupa ile rekabet edebilir bir alana götürmek girişimidir. Nasıl? Biz ülke olarak şu politikayı belirledik. Türkiye’yi gümrük duvarlarıyla koruyarak içerideki tarımsal üretimimizi fiyatlarını yukarıda tutup, tüketiciye bu maliyeti genel itibariyle katlandırıyoruz. Avrupa Birliği ülkeleri ne yapıyor? Onlar duvarlarını açarak, fiyatlar aşağıda ama ülkelerinin vermiş oldukları desteklerle üreticinin eline geçen fiyatı bütçe kaynakları ile destekleyerek yukarı çıkarıyorlar. Avrupa Birliği ile bu Gümrük Birliği kapsamında; tarım, tarımsal üretim, tarım ürünleri, gıda dahil olduğunda yapacağımız şey budur. Duvarları kaldırıp, Avrupa Birliği dahilinde, ürünlerin Avrupa Birliği ile fiyat anlamında tam bir homojenlik oluşması ama çiftçimizin o ürününü üretmesi için gerekli olan fiyatı da tarımsal desteklerimizi gerektiği kadar artırarak bunu sağlayacağız’’ dedi.