Etiket: Birisi

  • Bakan Tüfenkci: “Her 4 kişiden birisi internetten alışveriş yapıyor”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye’de her 4 kişiden birisinin e-ticaret alışverişi yaptığını belirterek, Türkiye’nin Eylül ayı sonu itibariyle e-ticaret pazar büyüklüğünün 72,7 milyar TL’ye ulaştığını kaydetti. Ticari ilişkilerin sağlıklı bir şekilde geliştirilmesi, işlerliği ve sürdürülebilirliği için güven unsurunun her zaman kilit bir role sahip olduğunu söyleyen Tüfenkci, “Alıcı ve satıcının fiziksel olarak karşı karşıya gelmediği elektronik ticarette güven unsurunun önemi daha da artmıştır. Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda; tüketicilerin yüzde 27’sinin güvenlik ve yüzde 17’sinin ise gizlilik endişeleri sebebiyle internetten alışveriş yapmadıkları belirtilmiştir. TÜİK’in araştırmalarında ise gizlilik ve güvenlik kaygıları yüzde 45” diye konuştu.

    Antalya’nın turizm bölgesi Belek’te devam eden Uluslararası E-Ticaret Konferansı’nda Postanın Dijital Dönüşümü ve E-Ticaret adlı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın yaptığı panele konuşmacı olarak katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, elektronik ticarette güven damgası hakkında tebliğin 6 Haziran 2017 tarihinde yürürlüğe girdiğini söyledi. E-ticaret konusuna da değinen Tüfenkci, Türkiye’de her 4 kişiden birinin e-ticaret alışverişi yaptığını ve Türkiye’de e-ticaret pazar büyüklüğünün 2017 Eylül ayı sonu itibariyle 72,7 milyar TL’ye ulaştığını kaydetti.

    Dünyada ve Türkiye’de e-ticaret sektörünün çok hızlı büyüdüğüne işaret eden Bakan Tüfenkci, ticaretin insanlık tarihi kadar eski bir kavram olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

    “Günümüzde ise artan bir şekilde ’elektronik ticaret’ olarak ortaya çıkmaktadır. Bu değişimi yakalamak ve ona öncülük etmek için bugünün ve yarının dünyasını iyi okumamız, olup bitenleri iyi analiz etmemiz şart. Günümüzde nesnelerin interneti, büyük veri ve yapay zeka gibi kavramlar iş modellerini ve sektörleri etkilemekte; dijitalleşmeye en iyi uyum sağlayan işletmeler lider konuma gelmektedir. E-ticaret; işletmelerin doğru tüketiciye hızlı bir şekilde ulaşabilmesi için en etkin yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. E-ticaret ile işletmeler, daha geniş kitlelere düşük maliyetlerle daha etkin hizmet sunabilmektedir. E-ticaret, sağladığı verimlilik artışının yanı sıra, sağladığı yeni iş kolları, uzmanlık alanları ve erişilen yeni pazarlar sayesinde sektörlere dinamizm katan bir etkiye sahiptir. Bu yeni ticaret yöntemi; geleneksel perakende sektörü ile lojistik, mobil hizmetler ve bilişim gibi etkileşimde bulunduğu diğer sektörlerin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla, dijitalleşmeyle iç içe geçmiş olan e-ticaret sektörü gittikçe daha da önemli hale gelerek, ülke ekonomilerine yön veren itici güç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönüşüm süreci ekonomimiz için iş dünyamıza önemli fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları değerlendirebilmek için kamu ve iş dünyası olarak birlikte hareket etmemiz önem arz ediyor”

    “Her 4 kişiden birisi e-ticaretten alışverişi yapıyor”

    E-ticaret sektöründe güvenin önemine değinen Bakan Tüfenkci, konuşmasını söyle sürdürdü:

    “Bu sektördeki tüm aktörlerin güvenini inşa edecek düzenlemeleri hayata geçirmek bu anlamda stratejik bir öncelik taşıyor. İnternet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi veren bireylerin toplam nüfusa oranı 2017 yılında yaklaşık yüzde 25 olmuştur. Toplam nüfus açısından 2016 yılında her beş kişiden biri e-alışveriş yaparken 2017 yılında her dört kişiden biri e-alışveriş yapmaktadır. Türkiye’de e- ticaret pazar büyüklüğü 2013’te 14 milyar TL iken, 2016 yılında 68 milyar TL’ye yükselmiştir. 2017 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla ise dokuz aylık rakam 72,7 milyar TL’ye ulaşmış bulunmaktadır”

    “Türkiye’nin mobil ticarette hızla yol alması gerekmekte”

    Dünyada 2021’de mobilin e-ticaretteki payının yüzde 55 olacağının tahmin edildiğini belirten Bakan Tüfenkci, Türkiye’de de, mobil ticaretin, e-ticarete ivme kazandıran önemli kanallardan biri haline geldiğini söyledi. 2012 yılında e-ticaret işlemlerinin yaklaşık yüzde 9’u akıllı telefon ve tabletler üzerinden gerçekleştirildiğini kaydeden Tüfenkci, “Bu oran 2016’da yüzde 19’u bulmuştur. 2021 için de bu oranın yüzde 49 seviyesine ulaşacağı tahmin edilmekte. Dünyada bu oranın şu anda yüzde 44 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin mobil ticarette hızla yol alması gerekmekte” diye konuştu.

    “E-ticaretin önünde engeller var”

    E-ticaretin önünde çeşitli engeller olduğunu kaydeden Tüfenkci, “E-ticaretin gelişiminin önünde güvenlik, lojistik, bilgi ve farkındalık eksikliği ile nitelikli işgücü eksikliği gibi engeller bulunmaktadır. Bu durum işletmelerimizi ve vatandaşlarımızı e-ticaretten uzak tutmaktadır. İşletmeden tüketiciye e-ticaretin yanında, işletmeden-işletmeye e-ticaret de dünyada büyük bir artış göstermektedir. Ülkemizde ise işletmeden-işletmeye e-ticaret istenilen boyutta değildir. İşletmecilerimizin bu alana yönlendirilmesi yine devletimiz, STK’lar ve sektörün ortak çalışmasıyla mümkün olacaktır. Hem yurt içi ticaret hem de ihracat için potansiyeli yüksek olan bu alan işletmelerimize dünyada yeni pazarlar açacak, rekabet imkanlarını artıracak” ifadelerini kaydetti.

    E-ticaretin, KOBİ’lere fırsatlar sunduğunu da belirten Tüfenkci, “Özelinde bakıldığında sunduğu fırsatlar daha da ön plana çıkmaktadır: E-ticaret, KOBİ’lerin pazarda yer edinerek markalaşmalarında etkili olacaktır” dedi.

    “Elektronik Ticarette Güven Damgası”

    Ticari ilişkilerin sağlıklı bir şekilde geliştirilmesi, işlerliği ve sürdürülebilirliği için güven unsurunun her zaman kilit bir role sahip olduğunu söyleyen Tüfenkci, “Alıcı ve satıcının fiziksel olarak karşı karşıya gelmediği elektronik ticarette güven unsurunun önemi daha da artmıştır. Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda; tüketicilerin yüzde 27’sinin güvenlik ve yüzde 17’sinin ise gizlilik endişeleri sebebiyle internetten alışveriş yapmadıkları belirtilmiştir. TÜİK’in araştırmalarında ise gizlilik ve güvenlik kaygıları yüzde 45. Ülkemiz hem kullanıcı sayıları, hem de kullanım oranı kapsamında e-ticaret konusunda büyük bir potansiyele sahiptir. Elektronik ticaret hacminin artması için öncelikli olarak tüketicilerin güven algısının iyileştirilmesi ve elektronik ticarette güven ortamının tesis edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, elektronik ticarette güvenlik ve hizmet kalitesi standartlarının yükseltilmesi ve e-ticaret sitelerinin güvenilirliğinin tesis edilmesi amacıyla ’Elektronik Ticarette Güven Damgası Hakkında Tebliğ 6 Haziran 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir’ şeklinde konuştu.

    “Gümrük beyannamesinin her aşamasında beyan sahibini bilgilendirdik”

    Ticareti kolaylaştırmak için bakanlık olarak çok çalışmalar yaptıklarını dile getiren Tüfenkci, şunları söyledi:

    “Gümrük işlemlerinde gerekli belgelerin kağıt ortamından elektronik ortama aktarılması yönünde çalışıyoruz. Bilge programı ile Gümrük Beyannamelerinde Tescil ve Onay İşlemlerini birleştirdik. Gümrük beyannamesinin her aşamasında beyan sahibini bilgilendirdik. ’Yükümlü Geri Bildirim Sistemi’, ithalat-ihracat işlemi yapan firmalara ve temsilcilerine gümrük işlemlerinin durumunun anlık olarak e-posta ile bildirilmesini sağlayan sistemdir. İhracat işlemlerinde e-fatura uygulamasını başlattık. Önemli bir çalışmamız ise, Sayın Başbakanımızın çok önem vererek hızla hayata geçirdiğimiz; dış ticaret erbabımızın zaman ve maliyet tasarrufuna yönelik olan Tek Pencere Sistemi’dir. Bugün birçok kurum sisteme entegre olmuş vaziyette ve birçok işlem bu tek veri giriş noktasından tamamlanabilmektedir. Limanlardaki işlemlerin kolaylaştırılıp hızlanmasının yanında eşyanın takip edilebilirliğini artıracak olan bir sistemi devreye aldık. Konteyner ve liman takip sistemini 2018 yılı itibarıyla tüm limanlarda işler hale getirmek için çalışıyoruz. Bunun ardından sisteme liman idareleri acenteler ve diğer kamu kurumlarını entegre edeceğimiz liman tek pencere sistemimiz gelecektir Yine kara hudut kapılarımızda mükerrer bilgi talepleri ve kontrollerini ortadan kaldırarak, sınır geçiş sürelerini kısaltmak için komşu ülke gümrüğüyle ülkemiz gümrüğü arasında anlık veri paylaşımının sağlanması yönünde çalışıyoruz. Bu yönde Gürcistan ve İran ile oldukça ilerleme kaydettik. Özellikle güvenilir ticaret erbabının gümrük işlem süreçlerinin kolaylaştırılıp hızlandırılmasında büyük payı olan diğer bir uygulamamız ise ’yetkilendirilmiş yükümlü’ uygulamasıdır. Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası sahibi 177 firma bulunmaktadır. İzin ve belgelerde kağıtsız ortama geçtik.”

  • TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: “Ülkemiz ekonomisinin lokomotif illerinden birisi Hatay’dır, Hatay’ın geleceği de parlaktır”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Ülkemiz ekonomisinin lokomotif illerinden birisi Hatay’dır, Hatay’ın geleceği de parlaktır” dedi.

    Hatay’da açılışların ardından Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Antakya Ticaret Borsası (ATB) tarafından Antakya Savon Otel’de onuruna verilen akşam yemeğine katılan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, zor günler geçiren Hatay’ın önümüzdeki dönemde ekonomik anlamda önünün açık olduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların Hatay’ın gelişmesi için elini taşın altına koyduklarını belirterek, “Oda ve borsalara Hatay’ın gelişmesi için elini taşın altına koyuyorlar. Hatay’a özel teşvikler istiyoruz, çünkü Suriyeli kardeşlerimizi misafir etmede en büyük yük ülkede baktığımız zaman iki ilde, Kilis ve Hatay’da. Dörtyol-Hassa Tüneli’nin biran önce bitmesini istiyoruz. Bu tünelin bitmesi demek Hatay ve İskenderun’a zenginlik demektir. Bu tünel bitince Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun denize açılan kapısı İskenderun olacaktır. Hatay bunları fazlasıyla hak ediyor. Çünkü ülkemiz ekonomisinin lokomotif illerinden birisi Hatay’dır, inşallah Hatay’ın geleceği de parlaktır. Sıkıntılarımız elbette ki var ama bunların hepsini aşarız. Yeter ki bir ve beraber olalım, ortak akıl ve diyalogla birlikte hareket edelim. Biz bunları ekonominin tüm sıkıntılarını aşarız, sizlerden ricam birbirinizi ötekileştirmeyin, kimseyi öteki diye dışlamayalım, farklı siyasi görüş, mezhep, etnik grup, dünya görüşü her neyse bunların hepsi bizim zenginliklerimiz. Allah isteseydi hepimizi aynı yaratırdı. Farklı düşüneceğiz, farklı yaşayacağız ama Antakya deyince ortak akılda hep birlikte birleşeceğiz” dedi.

    Antakya Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Kuseyri ise, Türkiye’nin narenciye üretiminin büyük bir kısmını Hatay’dan karşıladığını kaydetti. Kuseyri, Suriye ile ilgili yaşanana sıkıntılarda ülke genelinde ve bölge genelinde nakliye ile pazar kaybı yaşattığını vurgulayarak, “23 asırlık soylu bir geçmişe sahip olan çok farklı Musevi, Hristiyan ve Müslüman toplumların kültürleriyle yoğrulmuş çok zengin bir mirası sunan, tarihi insanlık tarihi kadar eski bilinen 23 medeniyetin 13’üne ev sahipliği yapmış, bir zamanlar doğunun kraliçesi olmuş şehir Antakya’dır. Hatay, yaşadığı sosyal ve ekonomik olaylarda sürekli ülkenin gündeminde olan bir şehir konumunda olmuştur. Ülkemizin zor ve üzücü yıllar geçirdiği bu günlerde hedefimiz Hatay’dan gelecekte oldukça umutsuz, karamsar ekonomi bizi etkilemiş durumdadır. Hatay’a komşu ülke Suriye ile yaşanan sıkıntıları ülkemizdeki ve bölgemizdeki birazda narenciye ile uğraşan ihracatçılarımıza, nakliye sektörüne, pazar kaybı yaşamalarına ve altından kalkamayacak sıkıntılara sebep olmuştur. Hatay’ın diğer illerden ayıran en iyi özelliği bilindiği üzere tarım bölgesi olmasıdır. Türkiye narenciye üretiminin büyük bir kısmını Hatay’dan karşılamaktadır” ifadelerini kullandı.

    Antakya Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin de, Hatay ilinin ekonomik hayatına hakim sektörlerinden bahsederek bunların ticaret, tarım, sanayi, ulaştırma (nakliyecilik) ve inşaat sanayisi olduğunu belirtti. Çinçin, Antakya’da ağaç işleri sektöründe üretim yapan yaklaşık bin 500 firmanın bulunduğunu vurgulayarak, “Bu firmalar, büyük ölçüde, el emeğinin ağırlıkta olduğu ve ustalık gerektiren işler yapmaktadırlar. TİM verilerine göre sektörde 2016 yılında mobilya, kağıt ve orman ürünleri faslında 58 milyon dolarlık ihracat gerçekleşmiştir. Antakya Ticaret ve Sanayi Odası olarak bölgede KOBİ ağırlıklı sürdürülen mobilyacılık sektörünün üretim kalitesi ve kapasitesini geliştirmek, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak, yeni tasarımlar geliştirmek ve markalaşmak amacıyla Rekabetçi Sektörler Programı’ndan yararlanarak önemli bir projeye imza attık. Antakya Ticaret ve Sanayi Odası, Antakya Belediyesi, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı, Antakya Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi, Hatay Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Antakya Marangozlar ve Hızarcılar Odası ortaklığında hayata geçirilen Antakya Mobilyacılığının Geliştirilmesi Projesi’ni (Hand Made in Hatay), 7.7 milyon avro yatırımla gerçekleştiriyoruz. Proje kapsamında kurulan ortak mobilya üretim tesisi, ileri teknoloji makine ve üretim ekipmanları ile el yapımı mobilya üreticilerine üretim hizmeti sunarak onlara üretimlerini geliştirme ve bunun yanı sıra teknik ve idari alanlarda eğitim alma fırsatı sunulacaktır. Tesisin hayata geçmesiyle birlikte bölgedeki KOBİ’lerin kaliteli üretim standardını yakalayarak, rekabet güçlerini arttırmalarını hedefliyoruz. ABİGEM Pencere Projesi kapsamında gerçekleştirilen Mobilya Ahşap Kurutma Tesisi Projemiz, ilimizdeki mobilya üreticilerinin stok maliyetlerini azaltarak, daha kaliteli hammadde temini ihtiyacına hizmet edecektir” dedi.

    ATSO Başkanı Çinçin, Hatay’ın Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısı olduğunu söyledi. Çinçin, Hatay’ın taşımacılık sektöründe Türkiye’nin İstanbul’dan sonra ikinci büyük filosuna sahip olduğunu vurgulayarak, “Hatay, Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısı, dünya üretim ve tüketim üsleri arasında geçiş noktasıdır. Hatay, taşımacılık sektöründe Türkiye’nin İstanbul’dan sonra ikinci büyük filosuyla 8 bin 723 tır (çekici) sosyo-ekonomik yapıda ulaştırma sektörünün ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Uluslararası ve yurtiçi ticari eşya taşımacılığı yapan 2016 yılı sonu itibariyle 267 firma bulunmaktadır. Türkiye’de C2 belgeli firmaların yüzde 12’si Hatay’da bulunmaktadır. TİM verilerine göre Hatay ili ihracatta 2016 yılının ilk 9 ayı ile bu yılın aynı dönemine oranla yüzde 42’lik bir artış yakalamış durumdayız. Eylül 2016’da ihracatımız 1.172 milyon dolar iken, Eylül 2017 dönemini 1.673 milyon dolar ile kapatmış bulunmaktayız. Hatay’ı Suriye’ye ve dolayısıyla Ortadoğu’ya bağlayan sınır kapılarının kapanmasıyla başta ticaret, ihracat, nakliye ve turizm sektörlerimiz sekteye uğramıştır. Bu nedenle bugün itibarıyla transit geçişlere kapalı olan Cilvegözü Sınır Kapımızın, transit tır geçişlerine açılmasıyla nakliyecilerimiz açısından maliyet düşecektir. Bu sınır kapımızla beraber günümüzde transit geçişlere kapalı olan ve alternatif olabilecek bir diğer sınır kapımız olan Yayladağı Sınır Kapımızın da güvenlik önlemlerinin artırılıp ve denetimlerin yapılması şartıyla kapasitesinin arttırılarak, transit tır geçişlerine açılması büyük önem arz etmektedir. 2015 ve 2016 yıllarında 2 milyar doların altına düşen ihracat rakamımızın 2017 yılı sonu itibariyle hem Cilvegözü Sınır Kapımızın da açılması ile tekrar canlanacağı ve 2 milyar doların üstüne çıkacağı kanaatindeyiz” diye konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na çeşitli hediyeler verildi.

  • BTK Başkanı Sayan: “Dünyada 5G kullanan ilk ülkelerden birisi biz olacağız”

    IEEE-ICET, Uluslararası Mühendislik ve Teknoloji Konferansı’nın ikincisi Altınbaş Üniversitesinin desteğiyle Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Konferansın açılış konuşmasını yapan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Fatih Sayan, 4.5G ihalesiyle 5G’nin de önünün açıldığını hatırlatarak, “5G’nin kullanımıyla ilgili ODTÜ, Bilkent, Hacettepe üniversitelerimizle, Turkcell, Vodafone, Türk Telekom işbirliğiyle bir test sahası oluşturuldu. Bu sahada 5G’nin ilk denemeleri yapılacak. 100 bini aşkın öğrenci, sağlık kuruluşları 5G, tüm Türkiye’de yaygınlaşmadan bu vadide ilk denemelerini yapacaklar” dedi.

    Konferansın ardından değerlendirmede bulunan Altınbaş Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Oğuz Bayat, teknoloji ve mühendislik alanında uluslararası bir konferans gerçekleştirdiklerini söyledi.

    “100 değerli araştırmacı”

    Konferansta daha çok, Big data, ‘Bulut’ teknolojileri ve 5G teknolojileri hakkında sunumlar yapıldığını aktaran Doç. Dr. Bayat, 24 ülkeden 100 araştırmacının katılım gösterdiğini kaydetti. Çok önemli 100 bilim adamı ile geleceğin teknolojisini şekillendirdiklerini vurgulayan Doç. Dr. Oğuz Bayat, sunumların ardından bildirilerin IEEE’nin veri tabanında tüm dünyaya duyurulacağını bildirdi.

    “Teknopark, sanayinin kalbi”

    Altınbaş Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Nuri Uçan, teknoparkların Türkiye’de çok önemli olduğunu işaret ederek, bu yapıların daha tam olarak hedeflerine ulaşamadığına değindi. Altınbaş Üniversitesi olarak teknopark kurma çalışmalarının devam ettiğini belirten Prof. Dr. Uçan, “Teknopark sanayinin kalbi olmalıdır. Üretim üssü olmalıdır. Sadece vergi muafiyetlerinden dolayı teknopark kurulmamalıdır. Altınbaş Üniversitesi bu düşüncenin dışında bir teknokent kuracaktır. Teknoparkı üniversite ve sanayi iş birliği açısından çok önemli buluyoruz. Üniversite olarak hedefimiz, sanayinin problemlerini üniversite hocalarıyla buluşturmak, hocalarımızın bilgilerini de sanayiye aktarabilmektir. Bu yolda ilerliyoruz. Firmalar da teknoparka gelmek için değil, patent alabilmek için, üretim yapabilmek için, piyasada söz sahibi olmak için teknoparkın önemini anladılar” dedi.

    “Teknopark farklı olacak”

    Altınbaş Üniversitesinin teknoparkı üniversitenin içinde kurulacağını vurgulayan Prof. Dr. Uçan, “İlk iki katta mühendislik son iki katta teknopark olacak. Dışarıda bir teknopark yapıp öğretim üyeleri ve öğrenciden izole bir yer yapmayacağız. Biz bu sisteme çok değer veriyoruz. Proje yapan öğretim üyelerini seçiyoruz. Sadece ders anlatmaya gelen öğretim görevlisi veya üyesini seçmiyoruz. Projesi varsa, firmanı kuracaksan gel diyoruz. Teknoparklar içinde kısa sürede parlayacağız” diye konuştu.

    “Yerli ve milli baz istasyonu ULAK sahada”

    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Fatih Sayan, 1 Nisan 2016 tarihinde 4.5 G’yi kullanmaya başladıklarını kaydederek, abone sayısı, kullanım sayısı olsun hedeflere planlanan süreden önce ulaşıldığını söyledi.

    4.5 G’de kullanıcıların çok hızlı bir internete kavuştuğunun altını çizen Sayan, “Kapsama alanında çok hızlı bir dönüşüm gerçekleştirildi. Bizim için bunların en önemlisi yerli ve milli teknolojiyle üretim alt yapısının sağlanmasıydı. Birinci yılda tam istediğimiz hedefe ulaşmamış olsak da, operatörlerimiz üreticilerimiz 4.5 G ile ilgili yerli ve milli üretim noktasında çalışmaya devam ediyorlar. Bu çalışmaları koordine ediyoruz. Yerli baz istasyonu ULAK şu anda sahada. Evrensel projemiz var. Bu projede 1472 sahanın en az yüzde 30’unda ULAK projesi kullanılıyor. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız bunu şart olarak koydu” ifadelerine yer verdi.

    “4.5 G ihalesiyle 5G’ninde önünü açmıştık”

    4.5 G’yi son nokta olarak görmediklerini vurgulayan Sayan, “4.5G ihalesiyle biz 5G’nin de önünü açmış olduk. 5G esasında bütün haberleşme teknolojilerinde adeta çığır açacak. 2G ile sadece telefonlar arasında ses haberleşmesi vardı. 3G’de data biraz kullanılmaya başlandı. 4.5G ise hayatımız birçok alanında var oldu. Evden çıkarken cüzdanınız unutsanız geri dönmüyorsunuz ama cep telefonu için geri dönüyorsunuz” diye konuştu.

    “5G kullanım test sahası kuruldu”

    5G’nin 2020 yıllarında ticari olarak ilk uygulamalarını görmeye başlayacaklarını kaydeden Sayan, “Dünyada 5G kullanan ilk ülkelerden birisi biz olacağız. Bunu yapabilmek için de çalışmalara başladık. 5G’nin standartlarında, patentlerinde birçok ülke şu an bizde çalışma yapmaktadır. Geçtiğimiz yıl 4.5 G ihalesinin hemen ardından 5G Türkiye Forumu’nu kurduk. 5G’nin kullanımıyla ilgili bir test sahası oluşturduk. ODTÜ, Bilkent, Hacettepe Üniversitelerimizle, Turkcell, Vodafone, Türk Telekom iş birliğiyle bir test sahası oluşturuldu. Bu sahada 5G’nin ilk denemeleri yapılacak. 100 bini aşkın öğrenci, sağlık kuruluşları 5G, tüm Türkiye’de yaygınlaşmadan bu vadide ilk denemelerini yapıyor olacaklar. Ankara’da böyle, İstanbul’da birçok üniversiteyle görüşmelerimiz devam ediyor. Onları da projeye dahil edeceğiz.” dedi.

    “Makineler haberleşecek”

    Teknolojide ne imkan varsa yerli ve milli olarak ilk Türkiye’nin kullanacağının altını çizen Fatih Sayan, “Şu ana kadar insanlar birbirleriyle haberleşiyordu. Şu anda makineler arasındaki haberleşmede 5 milyon seviyesinde. 5-10 yıl sonrasına baktığımız zaman bu sayı 5’e 10’a katlanacak. Sadece insanlar değil, makineler, nesneler, her şey birbirleriyle haberleşiyor olacak. 5G’nin en önemli kullanım alanlarından biri otomotiv sektörü olacaktır. Sürücüsüz arabalar, akıllı trafik sistemleri, yollar, trafik lambaları hepsi birbiriyle haberleşiyor olacak. İkinci uygulama alanı akıllı şehirler olacak. Alınan randevular, evdeki cihazlar, buzdolabındaki ürünün bitip bitmemesi dahil kontrol altınızda olacak. Sağlık için örnek verecek olursak, ciddi operasyonları bulundukları yerden İstanbul’daki bir hastayı ameliyat edebilecekler. Şu anda bu mümkün değil gecikme süresi vardı. 5G ile bu süre kaybı olmayacak. Akdeniz Üniversitesindeki bir doktor, Hakkari’de, Elazığ’da, İstanbul’daki hastayı bulunduğu yerden ameliyat edebilecek” açıklamasında bulundu.

    Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hamza Feza Carlak, konferansı geleneksel hale getirmeyi planladıklarını belirterek, gelecek sene bu konferansı Altınbaş Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesinin katkılarıyla BTK’da yapacaklarını kaydetti.

  • Eski Başbakan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Babacan: “İhlas Haber Ajansı, Türkiye’nin önemli kurumlarından birisi”

    Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu teröristlerin 15 Temmuz gecesi kalkıştıkları hain darbe girişimini ilk anlarından itibaren takip eden ve dünyaya naklen yayın yapan tek yayın kuruluşu olan İhlas Haber Ajansı, o gecenin fotoğraflarından oluşan sergiyi Ankara’nın Mamak ilçesinde açtı.

    Mamak Belediyesine ait Necmettin Erbakan Kültür Merkezinde düzenlenen serginin açılışına eski Başbakan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Ali Babacan, Mamak Kaymakamı Turgay Ünsal, Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, AK Parti Mamak İlçe Başkanı Muhammet Abdullah Özer, İhlas Haber Ajansı Ankara Haber Müdürü Bayazit Cebeci ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    15 Temmuz akşamı Boğaz Köprüsü’nü tankların kapattığını ilk duyuran haber kuruluşu olan İhlas Haber Ajansı, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere tüm yurtta hain kalkışma girişimini ve sonrasında Türk milletinin tankları ve meydanları teslim almasını Türkiye ve dünyadaki abonelerine servis etti. O gece tüm Türkiye’de İhlas Haber Ajansı muhabir ve kameramanları, açılan ateşler altında sahada görevlerini yerine getirerek, darbe girişimini ve bu girişimin başarısızlıkla sonuçlandığını, vatandaşın kahramanlığını tüm dünyaya duyurdu.

    “İhlas Haber Ajansı Türkiye’nin önemli kurumlarından birisi”

    İhlas Haber Ajansı muhabirlerinin 15 Temmuz gecesi Türkiye genelinde çektiği fotoğraflardan oluşan serginin açılışında konuşan eski Başbakan Yardımcısı Ankara Milletvekili Ali Babacan, “Bugün İhlas Haber Ajansının 15 Temmuz gecesi Türkiye genelindeki ve özellikle Ankara ve İstanbul muhabirlerinin o geceyi yaşatan bir fotoğraf sergisi. 15 Temmuz tarihi ülkemizin bağımsızlığına, devlet yapımıza, Türkiye’nin istikrarına yapılmış en büyük girişimlerden birisi. Devlet yapısının içine sinsice yerleşmiş ve FETÖ diye adlandırdığımız bir terör örgütü olarak bir darbe teşebbüsüne dahi kalkışmış bir örgütün o gece yapmaya çalıştıklarını yaşadık. Sayın Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı çağrı, gösterdiği liderlik, halkımızın bu çağrıya verdiği anında cevap bu darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasını sağladı. Türkiye o gece büyük bir sınavdan geçti. O hain darbe girişimine kalkışınlar halkımızdaki demokrasi bilincinin ne kadar güçlü olduğunu anlamamışlardı. Türkiye’nin gerektiğinde tek yumruk olarak kendi demokrasisine, istiklaline kast etmek isteyenlere karşı nasıl güçlü durabileceğini hesap etmemişlerdi” dedi.

    Babacan, “İhlas Haber Ajansı, Türkiye’nin önemli kurumlarından birisi. Türkiye çapında çok geniş bir ağı olan bir kurum. O gece gazeteci arkadaşlarımız büyük cesaret örneği gösterdiler. Çatışmaların ortasında, tankların, topların, uçakların, helikopterlerin silah yağmuru altında gazetecilik görevini en iyi şekilde yerine getirdiler. O zor şartlarda bu çekimleri yaptılar. Her bir kare bir gazeteci arkadaşımızın kendi hayatını tehlikeye atarak çektiği kare. Bu fotoğraflara o gözle de bakmak lazım. 15 Temmuz’u hep hatırlamamız, ders almamız ve unutmamamız lazım. 15 Temmuz’a cüret edenlerin bunun böyle olacağını anlamaları lazım. İleride böyle bir teşebbüste de 80 milyona karşılarında bulacaklarını şimdiden bilmeleri lazım. İhlas Haber Ajansına ve Mamak Belediyesine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    İhlas Haber Ajansı çalışanlarını kutlayan Ali Babacan, “O gece kendi canlarını tehlikeye atarak bir başka demokrasi dersi verdiler. Sadece İhlas Haber Ajansı değil, diğer ajanslardan arkadaşlar da farklı bir duruş ortaya koydular. Genel anlamda medyamızın 15 Temmuz gecesi gösterdiği dirayet ve olayları aktarma üslubu darbeyi önleyen en önemli unsurlardan birisi oldu. İhlas Haber Ajansı şahsında tüm dik duran, 15 Temmuz gecesini başarılı bir sınav olarak geçiren medyamıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “Bu serginin oluşumunda emeği geçen İhlas Haber Ajansının muhabirlerine teşekkür ediyorum”

    Hain terör örgütünün planının darbe olduğunu fakat Türk milletini hesaplayamadıklarını belirten Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, “15 Temmuz’da bu ülke tarihinin belki en farklı boyutları ile değerlendirilmesi gereken, kendi içimizden çıkıp, sureti halktan görünen alçak terör örgütünün bu millete ve bu devlete bir darbe kalkışmasını yaşadık. Planları bir darbeydi, ama unuttukları başta Reis-i Cumhurumuz olmak üzere, yöneticilerimizi ve bu milleti unutmuşlardı. Bu milletin o tanklara karşı yürekleri ile karşı duracaklarını hiç hesaba katmamışlardı. Birçok zaferimiz, birçok destanımız var ama 15 Temmuz’u garklı bir yere koymak lazım” dedi.

    15 Temmuz hain darbe girişiminin gelecek kuşaklara anlatılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Başkan Akgül, “İhlas Haber Ajansı muhabirlerinin Türkiye genelinde çektiği fotoğraflarla o darbe gecesini anlatan fotoğraf sergisinin açılışını yapıyoruz. Bu serginin oluşumunda emeği geçen İhlas Haber Ajansının muhabirlerine teşekkür ediyorum. Rabbim bir daha 15 Temmuz gibi bir darbe kalkışmasını bu millete yaşatmasın” diye konuştu.

    Düzenlenen sergilerle ilgili İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören’in takdim yazısına da yer verildi. Ören’in yazısı şöyle:

    “Türk milleti 15 Temmuz 2016’da darbe kavramını bitirdi. Halkımız, tanklarının altına yatarak, seçimle göreve getirdiği hükümetine ölümüne sahip çıktı. O gece 249 şehit, 2 bin 193 gazi tarihe altın harflerle geçti. Dünyaya demokrasi dersi verdi. Kalkışmanın yaşandığı ilk dakikalardan itibaren, İhlas Haber Ajansı bütün gelişmeleri dünyaya canlı görüntülerle duyurdu. İstanbul’da Boğaz Köprüsünü tankların kapattığını milletimiz İHA’dan öğrendi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan İhlas Medya stüdyolarından bağlantılarla halka, sağduyu ve meydanlara inme çağrısı yaptı. Mermilerin uçuştuğu Boğaz Köprüsü’nde, bombaların yağdığı Ankara caddelerinde İhlas Haber Ajansının canını ortaya koyan fedakar çalışanları, unutulmaz görüntüler kaydetti. O gece, önemli bir imtihan veren televizyon ve yayın kuruluşları da İHA’nın cesurca kaydettiği kahramanlık görüntüleri ile milletin, devletine sahip çıkmasında en kritik görevi üstlendi. İslam dünyasının televizyonlarının başına geçip, gelişmeleri dua ederek an be an takip ettiği haberleri, görüntüleri ilk dakikadan itibaren İHA aktardı. Sokakta nefesi kesilene kadar koşan, mermiler yağmaya başladığında, kamerasını namluya çeviren, cuntacılar silahları ile devlet kurumlarına ve meydanlara girdiğinde o anı kaydeden gizli kahramanlar İhlas Medya çalışanlarıydı. İhlas Holding binasındaki canlı yayın araçlarını, zırhlı panzerlerle ve helikopter ile binaya el koymaya gelen cuntacılardan koruyan fedakar insanlar, canı pahasına yayınlarına İhlas Holding merkezinden ve sokaklardan devam ettiler. İşte o hercümerç içerisinde çekilen ve zihinlerden silinmeyecek olan yüzlerce fotoğraf ve görüntüden, Türkiye tarihinin ak sayfalarında yer alacak en seçkin kareleri, milletimizin hafızasında kalması için, bir sergi olarak takdim ediyoruz. Bu fotoğraf ve görüntüler, asırlarca unutulmayacak. Tarihe ismi kazılan kahramanlar gibi, o gece gözünü kırpmadan çalışan İhlas Haber Ajansının ve İhlas Medyanın milli şuurdaki ekiplerinin servis ettiği bu kareler sonsuza kadar, yüz akı olarak hatırlanacaktır.”

    Mamak Belediyesi Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde 1 hafta boyunca sergilenecek olan ve açılışına çok sayıda vatandaşın katıldığı serginin açılışında Mamak Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ali Bozdağ’ın kendi yazdığı şiir katılımcılardan alkış aldı. Ali Bozdağ’ın yazdığı şiir ise şöyle:

    “Okunan salalar bize fermandı.

    Şehadeti kanmaya bir dermandı

    Meydan yiğitlerimize harmandı

    Tekbirlerle inleyince sokaklar

    Şehit kanında boğuldu korkaklar

    Ezan susmasın, bayrak inmesin diye

    Son kalede tevhid dinmesin diye

    Haçlı uşağı hiç sevinmesin diye

    Milletçe giydik de kefenimizi

    Tekbirlerle koruduk dinimizi

    Milletçe kulak verdik de Reis’e

    Candan vazgeçtik düşmedik yeise

    Tanka, topa karşı elde ne var ise

    Ya Allah Bismillah diye diye

    Canımızı vatana ettik hediye.”

  • Asker kardeşlerden birisi yoğun bakımda

    Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi’nde Denizli ve Muğla’da İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan uzman çavuş ve astsubay iki kardeş denizde ters akıntıya kıpılmaları sonucu birisi hayatını kaybetti, diğeri de yoğun bakımda tedavi altına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Yatağan Bozüyük Mahallesi Jandarma Karakol Komutanlığı’nda görev yapan Astsubay Çavuş Hasan Hüseyin Çıldır (27) ve Denizli İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan Mesut Çıldır (26) tatil için Akyaka Mahallesi’ne geldiler. İki kardeş akşam saatlerinde serinlemek için Azmak ile denizin kesiştiği bölgede yüzerken, ters akıntıya kapıldılar. Çevredekilerin durumu fark edip yardıma koşması üzerine her iki kardeş de sudan çıkarıldı. Kardeşlerden biri ambulansla Marmaris Devlet Hastanesine kaldırılırken, diğeri de Muğla’daki Özel Yücelen Hastanesine sevk edildi. Marmaris’teki hastaneye kaldırılan Mesut Çıldır yapılan tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Muğla Özel Yücelen Hastanesine ambulans ile sevk edilen Hasan Hüseyin Çıldır sağlık ekiplerinin müdahalesi ile yaşama döndürülürken hastane yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.

    Olayın görü tanıklarından Ozan Yılmaz isimli genç, “Denizde boğulanları gördük. Tek kişi gördük suyun üzerinde. Balıkçı botu ile tekneye aldık. Tekneye aldığımızda baygındı zaten kendisi. Sağlık görevlilerine teslim etti. Daha sonra denizde iki kişinin olduğu söylendi. Yaklaşık yarım saat denizde arama yaptık. Üç bot arama yaptık. Tek bot kaldık. Bu sırada cansız beden su yüzüne çıkınca onu da sağlık görevlilerine teslim ettik. Bizim bulduğumuzda yüz kısmında köpük vardı ve karnı şişmişti” dedi.

    Olaydan sonra Muğla İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yavuz Özfidan özel hastaneye gelerek Astsubay Hasan Hüseyin Çıldır’ın durumu hakkında doktorlardan bilgi aldı.