Etiket: “Bireysel

  • AYM Raportörü Saraç: “Anayasa Mahkemesinin elinde incelenmeyi bekleyen 40 bin 463 bireysel başvuru dosyası var”

    Anayasa Mahkemesi Raportörü Hasan Saraç, Anayasa Mahkemesine (AYM) 23 Eylül 2012 ve 30 Eylül 2018 tarihleri arasında 201 bin 547 bireysel başvuru olduğunu belirterek, “Şu anda Anayasa Mahkemesinin elinde incelenmeyi bekleyen 40 bin 463 bireysel başvuru dosyası var” dedi.

    Anayasa Mahkemesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Eyyup Demirbaş ve Anayasa Mahkemesi Raportörü Hasan Saraç, Samsun Barosu tarafından düzenlenen “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru” konulu seminerde katılımcıları bilgilendirdi. Samsun Adliyesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminerde açıklamalarda bulunan Demirbaş, bireysel başvuru dosyalarının önlerine geldiği andan itibaren hangi hakkın daha baskın olduğunun belirlenmiş olarak geldiğini söyledi. Dosyaların hak gruplarına bölümlendiğini ifade eden Demirbaş, “Bizde haklara göre dosyalar ayrılmış durumda. Hem komisyonlar önündeki incelemede hem de bölümler önündeki inceleme de raportörler, hak gruplarına ayrılmış olarak çalışıyor. Komisyonlarda baş raportörlük altında adil yargılanma hakkı grubu var, onun içerisinde de adil yargılanma, hukuk ve ceza idare ayrımı var. Kişi hürriyeti güvenliği hakkı grubu raportörleri var. Yaşam hakkı grubu raportörleri var. Özel hayata saygı hakkı grubu raportörleri var. Nitelikli hakları ifade hakkı var. Mülkiyet hakkı grubu var ve aynı grupların yapılanması bölümde de var. En baştan itibaren dosyalar bu ilkelere göre değerlendiriliyor. Hak bazlı bir inceleme var. Biz aslında buradan başlıyoruz temyiz-hak ihlali ayrımına. Diyoruz ki; ’Biz anayasal hakka göre bir inceleme yaparız ve anayasal hakkın kapsamını belirleriz. Buna göre de sistematiğimizi kurarız.’ Şu andaki işleyiş hem komisyonlar hem bölümler de hak bazlı bir ayrım üzerinden gidiyor. İnceleme tamamen bunlara göre yapılıyor. Her bir hak grubunda da hem taslakların yazımında hem de okunmasında ve arzında raportörler hukuki bilgilerini, tecrübelerini aktarıyor” dedi.

    “201 bin 547 bireysel başvuru oldu”

    Anayasa Mahkemesine bireysel başvurular hakkında bilgiler veren Anayasa Mahkemesi Raportörü Saraç ise, “Anayasa Mahkemesine 23 Eylül 2012 ve 30 Eylül 2018 tarihleri arasında 201 bin 547 bireysel başvuru oldu. Anayasa Mahkemesi şuana kadar en çok adil yargılanma hakkından ihlal kararı verdi. Bu yüzde 57’ye tekabül ediyor ve ciddi bir rakamdır. 161 bin 84 bireysel başvuru ise karara bağlandı. Şuanda Anayasa Mahkemesinin elinde incelenmeyi bekleyen 40 bin 463 bireysel başvuru dosyası var. Yani bireysel başvuru dosyalarının yüzde 80’ini Anayasa Mahkemesi göğüsledi” diye konuştu.

    “AİHM’e ne kadar az başvuru olursa biz başarılıyız demektir”

    AİHM’in 31 Aralık itibariyle bilgilerini güncelleyeceğini de aktaran Saraç, “31 Aralık itibariyle Türkiye aleyhine yapılmış başvuruların sayısını çıkartacağız. Bunun Anayasa Mahkemesinin karar verdikten sonra ne kadarının AİHM’e gittiğine bakacağız. Bu verilerden bizim başarımız ortaya çıkacak. Biz dosyayı inceledikten sonra ne kadar az Türkiye aleyhine AİHM’e başvuru yapıldıysa bizim için bir başarıdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi bu işi göğüslüyor, demektir bu. Yani sayısal olarak AİHM’e az başvuru gitmesi bizim başarımızı ortaya koyar. İncelediğimiz kararlarda ihlal çıkmaması bizim için başarıdır. Ben inceledim değerlendirdim aynı karar AİHM’e gitti. Orası ihlal yok dediyse bizim için başarıdır. Ne zaman ki benden geçen dosyayı AİHM ihlal var derse bizim için olayı iyi değerlendiremediğimiz anlamına gelir” şeklinde konuştu.

    Seminere ayrıca Samsun Baro Başkanı Kerami Gürbüz ve Samsun Barosuna kayıtlı çok sayıda avukat ve stajyer avukat katıldı.

  • Başkan Alıcık; “Bireysel farklılığımız zenginliğimiz, ortak kimliğimiz gücümüzdür”

    Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, kimsenin ayrımcılığa tabi tutulmadığı ve fikirlerini özgürce ifade edebildiği bir dünya için yılmadan gayret gösterenlerin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutladı.

    Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

    Alıcık mesajında, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 70 yıl önce bugün, 10 Aralık 1948 tarihinde, ilan edilmiştir. Beyannameyi ilk imzalayan ülkelerden biri olarak Türkiye, temel hak ve özgürlükler ile insan onurunu yüceltmeyi en güçlü ahlaki referans ve vecibe olarak kabul etmektedir. Ülkemiz sadece kendi vatandaşlarının değil, dünyanın tüm coğrafyalarında ötekileştirilen ve zulme uğrayan mazlumların ve mağdurların yanında olmuştur, olmayı sürdürecektir. Türkiye’de kökenleri, inançları veya fikirleri ne olursa olsun tüm vatandaşlarımız milletimizin eşit ve saygın fertleridir. Bireysel farklılığımız zenginliğimiz, ortak kimliğimiz gücümüzdür. Türkiye, insanı için gerçekleştirdiği son dönemdeki sayısız reformlar ile birlikte hem devlet ile halkı arasındaki gönül köprüsünü güçlendirmiş, hem de hak arama bilincini tüm toplum bazında yaygınlaştırmıştır. ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ prensibi ile kökleşen yönetim geleneğimiz, çağın en yüksek hukuk standartları ile günümüz Türkiye’sinde yeniden hayat bulmaya başlamıştır. Ülkemizde hak arama bilincinin ve haklara saygılı olma düşüncesinin yaygınlaştırılması, hak ve hürriyetlerin dili, dini, ırkı, rengi, düşüncesi, cinsiyeti ne olursa olsun herkes için olduğu gerçeğinin sadece sözü ile değil, özü ile de kabul edilip yaşatıldığı bir dünyaya ulaşılmasını temenni ediyorum. Her insanın sahip olduğu önem ve değeri sonuna kadar hissedebildiği, insanın insanca yaşayabildiği; insanın insana, hayvana, doğaya zulmetmediği, barış dolu bir dünya dileklerim ile tüm insanların ve hemşerilerimin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyorum” ifadelerine yer verdi.

  • “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuruda Öne Çıkan Sorunlar” toplantısı

    Adana’da Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Ortak Projesi kapsamında, ’Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda Öne Çıkan Sorunlar’ konulu yuvarlak masa toplantısında sistemin işleyişi ve sorunları değerlendirildi. Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı Michael Ingledow, etkin bir bireysel başvuru mekanizmasının kurulması ve sürdürülebilirliği konusunda Anayasa Mahkemesi ile çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.

    Adana’da bir otelde düzenlenen toplantıda Adil Yargılanma Hakkı Bağlamında Savunma Hakkı, Adil Yargılanma Hakkı ile Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Kapsamında Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkeleri ile Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı, İfade Özgürlüğü Bağlamında Şeref ve İtibarın Korunması ve Yaşam Hakkı ve İşkence-Kötü Muamele Yasağı Bağlamında Etkili Soruşturma Yükümlülüğü konuları ele alındı.

    Toplantıda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında belirlenen ilke ve standartlar da tartışıldı.

    Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı Michael Ingledow, bireysel başvuruya konu olan, yerel mahkeme ve savcılıkları doğrudan ilgilendiren sorunlu alanları tespit ederek ihlal kararlarına neden olan sorunların kaynağında çözümlenmesine katkıda bulunmayı amaçlayan toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Avrupa Konseyi’nin 2004 yılından bu yana Türkiye’de çoğunluğu adalet ve insan hakları konularında olmak üzere toplam 23 proje uyguladığını, Bireysel Başvuru Sistemi’nin de Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyi’nin, Anayasa Mahkemesi ve Türkiye’deki tüm yüksek mahkemelerle yürüttüğü 2’nci proje olduğunu söyledi.

    Etkin bir ’Bireysel Başvuru’ mekanizmasının kurulması ve kuruluşundan itibaren bu sistemin Türkiye’deki sürdürülebilirliğinin sağlanması konusunda Anayasa Mahkemesi ile çalışmaların devam ettiğini belirten Ingledow, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin temelinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ikincil olduğu ilkesi yer alır. Yani taraf devletler bir ihlal iddiası olduğunda bunun giderilmesinden sorumlu yargı organları aracılığıyla yerel ve ulusal düzeyde sözleşmenin etkili bir biçimde uygulanmasını koruma ve izlemeden sorumlu ana aktörlerdir” diye konuştu.

    Türkiye’nin 2004 yılında Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde yapılan değişikliklerle ikincillik ilkesinin uygulanması için ilk ve en önemli adımı attığını vurgulayan Ingledow, “Çoğu kez bireysel başvuru, Türkiye’deki insan haklarını koruma sisteminin temel bir unsurunu oluşturmakta ve insan hakları ihlallerinin ikincillik ilkesi gereği doğrudan Türkiye’de giderilmesine yardımcı olmaktır. Bu bağlamda mevcut proje kapsamında sözleşmeyle ilgili farkındalık ve yargı kurumları arasındaki diyalog oldukça önemlidir. Biz de Avrupa Konseyi olarak iştihat forumları, bölgesel yuvarlak masa toplantıları, hakim, savcı ve avukatlara yönelik eğitimler gibi projelerle bu amaca destek sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Saraç ise 2010 yılındaki anayasa değişikliğiyle, 2012 yılından itibaren Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruları inceleme yetkisi verilmesiyle hukuksal başvuruda yeni bir sürecin başladığını belirterek, “Proje kapsamında Türkiye Barolar Birliği olarak il barolarımızdan konuya ilgi duyan meslektaşımızdan eğiticinin eğitimcisi olarak yetiştirilmek üzere tespit ettikleri isimlerle 3 aşamalı eğitim yapılmıştır. Bu eğitimler sonucunda 60 meslektaşımız eğitimcinin eğiticisi olarak görev almış, Türkiye’nin her tarafında 100’ün üzerinde toplantıyla meslektaşlarımıza eğitimler verilmiştir” diye konuştu.

    Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hakan Kuzu ise bireysel başvurunun ek bir isnaf ve temyiz yolu olmadığına dikkat çekerek, “Temel hak ve özgürlükleri, kamu gücünün işlem eylem ya da ihmali ile ihlal edilen bireylerin diğer başvuru yollarını tükettikten sonra başvurdukları istisnai ve ikincil nitelikte bir hak arama yolu olarak tanımlanmaktadır. Bireysel başvuru kurumu uygulama kapsamı ülkeden ülkeye farklılık gösterse de başta Almanya, Avusturya, İspanya, İsviçre, Belçika olmak üzere 40’tan fazla ülkede uygulanmaktadır. Bireysel başvuru kurumunun kabul edilmesindeki en büyük amaç, temel hak ihlalleri iç hukukta ortadan kaldırılması ve buna bağlı olarak ülkemiz aleyhine AİHM’ye yapılan başvuruların sayıların azaltılmasıdır” şeklinde konuştu.

    Anayasa Mahkemesi Üyesi Kadir Özkaya da bireysel başvuru yolunun temel hak ve özgürlüklerin korunması, evrensel standartlarla uygulanması ve her yerde aynı titizlikle uygulanması konusunda önemli bir denetim mekanizması olarak görüldüğünü belirterek, “Uygulandığı ülkelerde de hak ve özgürlüklerin standartların yükseltilmesi, o ülkenin yargı sisteminin geliştirilmesi konusunda önemli bir işleve sahip olduğu ifade edilmektedir. Ülkemiz açısından bireysel başvuru sistemi temel hak ve özgürlüklerin anayasal denetiminin idari ve adli uygulamalar ve yargı kararları bağlamında anayasaya uygun şekilde korunup geliştirilmesinin kontrolünü sağlayan bir mekanizma olarak tanımlayabiliriz” dedi.

    Konuşmaların ardından Anayasa Mahkemesi üye ve rapörtörleri, Bireysel Başvuru Sistemi’yle ilgili sorunları ve sistemin işleyişini değerlendirdi.

    Toplantıya Adana Bölge Adliye Mahkemesi üyeleri, bağlı illerin Adalet Komisyonu Başkanları, Cumhuriyet Başsavcıları ve Baro Başkanları ile Adana’dan hakim, savcı ve avukatlar ve çeşitli üniversitelerin hukuk fakültelerinden akademisyenler katıldı.

  • Proje sahipleriyle bireysel sulama sistemleri hibe sözleşmesi imzalandı

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Bireysel Sulama Sistemlerinde desteklemeye hak kazanan 254 proje sahibiyle hibe sözleşmesi imzalandı.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünde gerçekleşen Bireysel Sulama Sistemleri Hibe Sözleşmesi İmza Törenine katılan Vali Yaşar Karadeniz, “Son yıllarda tarım konusunda Kastamonu’da ciddi gelişmeler, proje artışları yaşandı. Bunda öncelikle tarım teşkilatımızın bu konuyu ciddiye almayı ve mümkün olduğu kadarıyla bu desteklerden fazla insanın yararlandırılmaya çalışılması. Bunun dışında tarımsal alanda faaliyet gösteren kuruluşlarımızda çiftçilerimize proje desteği sağlayarak bir danışmanlık verircesine daha fazla projenin hazırlanması ve ayakları yere basan projelerin hazırlanmasına onlarda destek oluyorlar. Bunlarla birlikte çiftçilerimizin de daha fazla üretim yapma konusunda arzuları ve istekleri, proje üreterek destek alma çabaları da bulunuyor. Bunun sonucunda da başarılı bir durum ortaya çıkıyor” dedi.

    “Bu projelerle tarımsal üretimin artmasını bekliyoruz”

    Sulamanın çiftçilerin sigortası olduğunu söyleyen Vali Karadeniz, “Nasıl diğer felaketlere karşı tarım sigortası yaptırıyorsanız, diğer bir sigorta aracı da bana göre tarımsal sulamadır. Çünkü hava koşullarına bağlı kaldığımızda zaman zaman aşırı yağış, zaman zaman kuraklık bunlar bizim elimizde değil. Cenab-ı Allah ne veriyorsa bizler ona razı gelmeliyiz. Ama yerdeki su kaynaklarını değerlendirmek bizlerin elinde. Bu da barajlarla, göletlerle ve yer altındaki sulardan istifade ederek oralardaki suyu tarım arazilerimize ihtiyacı kadar suyu vererek böylece bu riski ortadan kaldırmış oluyoruz. Bu bakımdan yaptığımız projeler, burada en başta belki de köyden kente olan göçün en başta sebebi olan ‘ben ekiyorum ama bu ekimin sonu ne olacak’ sorusunun ortadan kalkmasını sağlamış olacağız. Yani riski azaltmış olacağız. Aynı zamanda sulamanın diğer bir faydası da üretimin, verimin artmasıdır. Bu da sulama alanındaki projelerin giderek artmasına neden oluyor. Bizlerde bundan sonra tarımsal üretimin artmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye, tarımsal üretimde Avrupa’da birinci sırada bulunuyor”

    Kastamonu Belediye Başkan Vekili Eşref Can da, “Türkiye, Avrupa’da 61 milyar dolar tarım üretimiyle birinci sırada yer alıyor. Dünyada da 8’inci sırada yer alıyor. Türkiye, tarımda aslında önemli bir ülke konumunda. Bazıları Türkiye’de tarım yapılmıyor veya tarıma gereken desteklemeler verilmiyor diyor ama devletimiz gerçekten bu hususta tarıma gereken desteği, teşviki veriyor. Ne yazık ki artık gençlerimiz köylerde, kırsal kesimde durmuyor. Kırsalda yaşayan nüfusumuz yüzde 25’e kadar düştü. Yüzde 75 nüfusumuzda şehirlerde yaşıyor. Bunun gerekçelerinden ya kız vermiyorlar ya da topraklar bölünmüş, verimli değil. Bu yüzden topraklarımızın verimli hale gelmesi için toplulaştırmaya önem vermemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından proje hazırlanmasında destek ve katkıları bulunanlara teşekkür belgesi verildi. Daha sonra Bireysel Sulama Sistemlerinde desteklenen 254 projeyle hibe sözleşmesi imzalandı. Bu kapsamda 3 milyon TL proje tutarı olan ve 1 milyon 370 bin TL’si hibe edilecek. Projelerin tamamlanmasıyla birlikte toplamda 4 bin 750 dekar alanda basınçlı sulama yapılabilecek.

  • Freepark Bireysel Arıkovanı’nda fonlamaya açıldı

    Turkcell, park yeri alanlarının ihlal edilmesini önlemek üzere tasarlanan Freepark’ın, kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda fonlamaya açıldığını duyurdu.

    Park yeri alanlarının ihlal edilmesini önlemek üzere tasarlanan Freepark, Turkcell’in kitlesel fonlama platformu Arıkovanı’nda fonlamaya açıldı. Turkcell’den yapılan açıklamaya göre, akıllı park yeri bariyeri Freepark Bireysel, akıllı telefon uygulamasıyla kontrol ediliyorken, sensörler aracılığıyla da kişinin aracını tanıyarak açılıp kapanıyor. Park yeri sorunu nedeniyle zor anlar yaşayan araç kullanıcıları, Freepark Bireysel uygulaması ile sahip oldukları park yerini koruyabilecek. Freepark Bireysel ürünü hayata geçmek için, Arıkovanı üzerinden destek bekliyor.

    ‘Cep’ten kontrol edilebiliyor

    Proje ilk olarak, girişimci Onur Kılıç tarafından, AVM’lerde engelli park alanlarının ihlal edilmesini önlemek üzere tasarlandı. Talep artınca, Freepark Bireysel fikri doğdu. Özel park yerini koruma altına alan Freepark Bireysel, park yeri girişine monte edilerek kullanılıyor.

    Freepark, akıllı bariyer ile üzerindeki sensörler aracılığı vasıtasıyla iletişime geçiyor. Batarya ile çalışan ve elektriğe ihtiyaç duymayan bariyer, karşılaşılabilecek hırsızlık durumlarında uygulamayla bağlantı kurarak telefona bildirim gönderiyor. Arıkovanı’nda fonlamaya açılan Freepark Bireysel, hayata geçmek için destek bekliyor.

    Freepark’ı paylaşmak mümkün

    Freepark Bireysel uygulaması ile araç kullanıcıları internet üzerinden yetki vererek istedikleri araç kullanıcıları ile paylaşabiliyor, aynı şekilde istedikleri zaman yetkilerini iptal edebiliyor. Ayrıca Freepark’ı kullanmak için park alanlarında elektrik olmasına ihtiyaç duyulmuyor, bataryası ile yaklaşık 3 ay boyunca kesintisiz hizmet verebiliyor. Kolay kullanım özelliği ile öne çıkan Freepark, araç kullanıcılarına batarya durumunu internet üzerinden izleyebilme fırsatı sunuyor bununla birlikte batarya azaldığı zaman sms ve e-posta ile araç sahibini bilgilendiriyor.