Etiket: Bireylerde

  • ’’Sosyalleşmenin azalması yaşlı bireylerde depresyon ve kaygı riskini arttırıyor’’

    ’’Sosyalleşmenin azalması yaşlı bireylerde depresyon ve kaygı riskini arttırıyor’’

    Koronavirüs salgınındaki korunma tedbirleri nedeniyle hastaneye gidemeyen alzheimer hastaları zorlu bir süreçten geçiyor. Salgının olumsuz etkilerine karşı yaşayacakları kayıpların azaltılması için tedavilerin kesintiye uğramaması önemli. Hastalara bu zorlu süreçte çevrimiçi yöntemlerle uygulanan egzersiz, dil ve konuşma terapileri ile destek olunuyor.

    Pandemi sürecinde alzheimer hastalarına hizmet veren merkezlerin salgın nedeniyle hizmetlerine ara vermesi ve hastanelere başvurma konusundaki çekinceler hastaların genel sağlığıyla ilgili endişelere neden oldu. 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla çağın hastalığına bir kez daha dikkat çeken Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nilgün Çınar, salgına karşı alınan önlemlerin Alzheimer hastalarında davranışsal problemleri artırabileceği, dikkat ve hafıza gibi becerilerinin beklenenden daha erken kaybına neden olabileceğini dikkat çekti.

    Sosyalleşmenin azalmasının yaşlı bireylerde depresyon ve kaygı riskini artırdığını da vurgulayan Prof. Dr. Çınar, pandemi döneminde internetten online olarak hastalara bilişsel eğitim, fiziksel egzersiz, dil ve konuşma terapisi programlarının uygulanmasına önem verdiklerini söyledi.

    Online alzheımer tedavisi

    Prof. Dr. Çınar bilişsel fonksiyonların korunması ve geliştirilmesinde bilgisayar temelli programlar kullandıklarını, bilişsel becerilere yönelik oyunlar içeren ve bu becerilerin takibini mümkün kılan internet üzerinden ulaşılabilen egzersiz programlarıyla hastaları takip ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Çınar, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilgisayar temelli tedavi sisteminin bilişsel becerilere yönelik oyunların yanında bir diğer bileşeni ise video temelli fiziksel egzersizlerdir. Bu sayede sistem hem direkt olarak dikkat, hafıza, işlem ve problem çözme becerisi gerektiren oyunlarla, hem de dolaylı olarak fiziksel egzersizlerin beyin sağlığı üzerine pozitif etkileri ile kullanıcıların bilişsel düzeylerinin korunmasını ve geliştirilmesini hedefliyoruz. Uygulamayla kullanıcıların bilişsel düzeylerini takip edebiliyoruz. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde polikliniklerimizde yürütülen projelerde bilgisayar temelli bilişsel becerilere yönelik oyunlar ve fiziksel egzersizler içeren programlar uygulanarak unutkanlık şikayeti olan ancak demans veya benzeri herhangi bir tanı konulmamış, hafif bilişsel hasarlı bireylere bilgisayar üzerinden bir rehabilitasyon sunulması da planlanıyor”.

    “Fizyoterapistler egzersiz yaptırıyor’’

    Alzheimer hastalığından korunmada değiştirilebilir risk faktörlerine yönelik girişimlerin başında fiziksel aktivitenin artırılması geliyor. Yüksek fiziksel aktivite düzeyinin bilişsel düzeyin iyi olmasıyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Çınar, Alzheimer hastalığında korunmada ön planda olan fiziksel egzersiz programlarının online olarak fizyoterapistler yardımıyla uygulandığını vurguladı. Fiziksel egzersizler ile hafıza, dikkat gibi bilişsel fonksiyonlarındaki gerilemenin ev ortamlarında yapılan uygulama ile önlenmeye çalışıldığını kaydeden Prof. Dr. Çınar, telefon ve video konferans aracılığıyla düzenli olarak hastaların evlerine misafir olduklarını söyledi. Katılım ve memnuniyet oranı yüksek olan bu çalışma ile daha çok hastanın hayatına dokunulabileceği ve onlara gerekli sağlık hizmetlerinin ulaştırılabileceğine dikkat çekti.

    “Hedef yaşam kalitesini korumak’’

    Online dil ve konuşma terapisi seanslarının da çok önemli olduğunu, dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülen uygulama ile iletişimin güçlü yanlarını, iletişimi etkileyen zorlukları belirlemek, dilbilimsel ilerlemeyi sağlamak, alternatif-destekleyici iletişim becerileri öğretmeyi amaçladıklarını açıklayan Prof. Dr. Çınar, bu sayede hastaların yaşam kalitesini olabildiğince uzun süre korumayı hedeflediklerini söyledi.

    Prof. Dr. Çınar, sözlerini şöyle tamamladı: “Hasta yakınları ve hastalar ile yapılan ilk değerlendirmede hastanın yaşadığı dil ve iletişim sorunları ve ailelerin terapiden beklentileri belirleniyor. Aileden alınan bilgiler ve hastanın iletişimsel özellikleri çerçevesinde bireye özgü online terapiler planlanıyor. Terapiler sayesinde günlük yaşama katılımı artan hastaların yaşam kalitesi olumlu şekilde etkileniyor. Daha önce hatırlayamadığı bir kelimeyi sohbet içinde kullanmak, hastalara ve hasta yakınlarına moral desteği sağlıyor ve hastalıkla savaşma gücü veriyor. Ayrıca, Alzheimer hastalarının yutmalarının değerlendirilmesi ve bakım verenlerin hastaların yaşayabileceği yutma problemleri konusunda farkındalıklarının arttırılması için bilgilendirme çalışmalarımız devam ediyor. Ailelerden aldığımız olumlu yorumlar çalışmalarımız için bizi motive etmeye devam ediyor”.

  • Obez Bireylerde Kalp Ve Damar Hastalığı Riski

    Diyetisyen Cansu Kolukırık, obez bireylerde kalp damar hastalığının gelişme riskinin yüksek olduğuna dikkat çekerek, “Obez bireylerin vücutlarında fazladan kolesterol üretilir ve şişmanlık kan kolesterolünde artışa, damar hasarı gibi zararlara yol açar” dedi.

    Özel Adana Ortadoğu Hastanesi tarafından Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tuna Katırcıbaşı ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsa Coşkun katkılarıyla ‘Beslenmenizi Değiştirin Hayatınız Değişsin’ sloganıyla eğitim semineri düzenlendi. Hastaların yoğun ilgi gösterdiği seminerde sunum yapan Diyetisyen Cansu Kolukırık, kalp hastalarının beslenmede dikkat etmesi gereken konular hakkında bilgi verdi.

    Diyetisyen Kolukırık, kalp ve damar hastalıklarının dünyada ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alan ciddi bir hastalık olduğunu hatırlatarak, “Obezite kalp hastalığının en önemli ikinci nedenidir. Kalp ve damar hastalıklarının temelinde ateroskleroz yani damar sertleşmesi vardır. Damar sertleşmesi sigara, obezite, diyabet gibi nedenlerle hasar gören damarda kanda taşınan kolesterolün birikmesiyle damarı tıkaması olayıdır. Kan kolesterolü yüksekliği böylece damar tıkanıklarına yol açar. Obez bireylerde kalp damar hastalığı gelişme riski yüksektir. Çünkü obez bireylerin vücutlarında fazladan kolesterol üretilir ve şişmanlık kan kolesterolünde artışa, damar hasarı gibi zararlara yol açar. Bypass veya stent ameliyatı ile daralmış veya tıkalı damarda kan akımı yeniden sağlanır. Ameliyat sonrası koruyucu tedbirler alınmaz ise bypass damarlarında da tekrar tıkanıklık oluşabilir. Bu da ciddi bir problemdir. Bir anlamda; mevcut yaşam tarzı değiştirilmezse damar tıkanıklığı tekrarlama riski yüksektir” diye konuştu.

    “BESLENMEMİZİ DEĞİŞTİRMEYE YAĞLARDAN BAŞLAYALIM”

    Öncelikle iyi yağların ve kötü yağların etkilerinin bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Kolukırık, “Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, cevizde bulunan doymamış yağlar ‘iyi’ yağların kaynaklarıdır. Hayvansal yağlar ve trans yağlar ise kalbe iyi gelmeyen kolesterolü yükselten yağlardır. Yemek yaparken ve hazırlarken sağlıklı yağlar kullanın. İlk tercihimiz zeytinyağı, fındık yağı, kanola yağı olmalıdır. 2. tercihimiz ayçiçek yağı, mısırözü yağ, trans yağ içermeyen yumuşak margarinler olmalıdır. Tereyağ, katı yağ, sert margarinler yanlış seçimlerdir, uzak durulmalıdır. Yemek yaparken bir ölçü zeytinyağı, bir ölçü ayçiçek yağı gibi karıştırarak da kullanabilirsiniz. Yağ çeşidinden çok miktarı da önemlidir. Fazla yağ tüketimi, zeytinyağı da dahil kalp ve damar sağlığına zarar verir, kilo alımına yol açar” ifadelerini kullandı.

    “KIRMIZI ET Mİ BEYAZ ET Mİ?”

    Diyetisyen Kolukırık, kırmızı et yerine balık, tavuk ve hindi eti tercih edilmesini önererek, “Çünkü kırmızı et doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksektir. Beyaz etin kırmızı ete oranla protein içeriği daha yüksek olup kolesterol içeriği düşüktür. Kırmızı et tüketimi haftada 2’yi geçmemelidir. Yumurtanın beyazında kolesterol yoktur. Yumurta beyazı yüzde 100 proteindir. Ancak yumurta sarısı kolesterolden zengindir. Kalp ve damar hastalığı olanlar için haftada 2-3 kez tüketilebilir. Kahvaltılarda haşlanmış olarak tercih edilmelidir. Bitkisel protein kaynağıdır. Mercimek, kuru fasulye, nohut, barbunya gibi kurubaklagiller demir, çinko, magnezyum minerallerinden zengindir. Bu mineraller kalbin daha iyi çalışmasına, kan basıncının düşmesine yardımcı olur. Özellikle kışları sofralarımızda zeytinyağlı yemek veya çorba olarak sıkça tercih edilebilir. Kurubaklagil yemeği etli yapılacaksa da mümkün olduğunca etin az konulması ve az yağ eklenmesi, hatta yemeğe yağ eklenmeden etin kendi yağıyla pişirilmesi kalp sağlığı için en doğru seçimdir” şeklinde konuştu.

    “SÜT VE ÜRÜNLERİNDE AKILLICA SEÇİMLER YAPILMALIDIR”

    Doğru tüketmeyen süt ve süt ürünlerinin yararlarından çok zararlarının olduğunun altını çizen Kolukırık, “Süt, yoğurt, ayran kalsiyum ve protein kaynağıdır. Kemik, diş ve kalp sağlığı için özellikle günde en az 2-3 porsiyon süt ve ürünlerini öneriyoruz. Ancak süt ve ürünlerini tam yağlı kullanmak kanda kolesterol ve kötü kolesterolü yükseltir. Kalp sağlığını olumsuz etkiler. Süt ve ürünlerini mutlaka yağsız , az yağlı tüketin. Light süt demek normal süte göre yağı azaltılmış süt demektir. Aynı şey yoğurt için de geçerlidir. Kalsiyum değeri aynıdır. İçeriğindeki protein sayesinde tok tutucu özelliği vardır. Yani light süt ve süt ürünleri zararlı değildir. Özellikle şeker hastalarının beslenmelerinde mutlaka light süt ve yoğurt bulundurmaları gerekir. Kan şekerinin düzenlenmesini sağlar. Türk Gıda Tebliğine göre light süt ve yoğurt tatlandırıcı ve katkı maddeleri içermez” dedi.

    “TAM TAHILLAR LİF KAYNAĞI”

    Kolukırık, “Kalp-damar hastaları ve şeker hastaları özellikle tam tahıl ürünleri kullanmalıdır. Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, tam buğday ekmeği, çavdar veya yulaf ekmeği alın. Tam tahıl ürünleri yüksek oranda lif içerir. Lifli gıdalar da kolesterolün düşmesini ve kan şekerin düzenlenmesini sağlar. Pirinç yerine bulgur tercih edilmelidir. Yemeklerin yanında pilav, makarna yerine tam buğday ekmeği, kepekli ekmek yemek hem daha az kalori almamızı sağlar, hem de zayıflamaya yardımcı olur” diye konuştu.

    Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesini öneren Kolukırık, “Sebze ve meyveler; besin öğeleri açısından zengin, düşük kalorili ve yüksek liflidir. Sebze ve meyvelerden günlük gereksinim duyulan vitamin ve minerallerin birçoğunu alabilirsiniz. Gün içerisinde yeterli sebze-meyve tüketmek kan basıncının düşmesine yardımcı olur ve kalp krizi geçirme riskini azaltır. Ayrıca tok tutma dereceleri yüksek olduğu için zayıflamaya yardımcı olur. Yaşlanmayı önleyici antioksidantları bolca içeren sebzeler ve meyveler kalbe en iyi gelen besinlerdir. Yemeklerin yanına mutlaka salata hazırlayın. Sebze yemeklerini etli değil zeytinyağlı yapın. Meyveleri meyve suyu olarak değil kendisini tüketin” ifadelerini kullandı.

    “ŞEKER VE TUZ TÜKETİMİNE DİKKAT”

    Şeker ve tuz tüketiminde de hastalara önemli bilgiler veren Kolukırık, “Günlük tuz sınırı 6 gram iken, Türkiye’de tüketilen günlük tuz miktarı 18 gramdır. Tuz tüketiminin zararları sayılamayacak kadar çoktur. Kalp için tehlikelidir, kan basıncını arttırır, çarpıntıya neden olur. Hipertansiyon hastaları üzerinde yapılan bir çalışmada tuz kullanımı bırakılarak ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tansiyonun normal seviyelere indiği gözlemlenmiştir. Sofranızdan tuzluğu kaldırın. Yemeklere tuz atma alışkanlığını bırakın. Tuz yerine soğan, sarımsak, baharatlar, limon, sirke, biber gibi doğal lezzetlendiricileri kullanın. Şekerin hiçbir besin değeri yoktur. Çikolata, kek, gofret gibi hazır sanayi gıdaları ve kola, ice tea meyve suyu içeceklerin içeriğindeki şeker ve glikoz şurubu çeşitleri kan şekerini hızla yükseltir. Bu da, kan damarlarının zedelenmesine, insülin direncine, kilo almaya neden olur. Özellikle şeker hastaları kan şekerini hızla yükselten sofra şekeri, bal, reçel, pekmez ve şerbetli tatlılardan uzak durmalıdır. Çay ve kahveye şeker atma alışkanlığı bırakılmalıdır” şeklinde konuştu.