Etiket: Birçok

  • Sakarya Üniversitesi, 2021’de birçok yeniliği hayata geçirecek

    Sakarya Üniversitesi, 2021’de birçok yeniliği hayata geçirecek

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) 2020 yılında, eğitim, uluslararasılaşma, sektörle entegrasyon, Ar-Ge, yayın ve üniversite sektör işbirliği başta olmak üzere birçok alanda yapılan yeniliklerin bu yıl da artarak sürdürülmesini hedefliyor.

    SAÜ, geçen yıl eğitim, uluslararasılaşma, sektörle entegrasyon, Ar-Ge, yayınlar, üniversite-sektör işbirliği, teknokent, engelli öğrenciler, dijital üniversite ve kampüs hayatı gibi birçok alanda gerçekleştirdiği yeniliklere ek olarak 2021 yılında da bu alanlarda iyileştirme çalışmalarına devam edecek.

    Kampüslerde tüm birim tabelaları Türkçe, İngilizce ve Arapça olacak

    SAÜ’nün 2021 hedefleri arasında İngilizce program sayısı 24’e çıkarılacak. Bunun yanı sıra anlaşma sayısı artırılarak Erasmus ve Mevlana hareketliliğinde gelen öğrenci sayısının yükselmesi sağlanacak. TOEFL iBT (Test Of English as a Foreign Language, Internet Based Test) sınavı SAÜ ana yerleşkesinde yapılabilecek. Uluslararasılaşma için Görünürlük ve Tanıtım Çalışmaları kapsamında bu yıl web sayfalarının tamamı Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak hazırlanacak. Kampüslerde tüm birim tabelaları Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere yenilenecek. Yine bu yıl ön lisans diplomaları da çift dilde (Türkçe/İngilizce) verilmek suretiyle tüm diplomalarda çift dile geçilmiş olacak.

    Dijital sistemler ve ürünlerin markalaşması sağlanacak

    Hayata geçirilen projelere yenilerini ekleyen SAÜ, Laboratuvarlar ve cihazların geçen yıl kullanıma açılan Merkezi Laboratuvar Yönetim Sistemi (LABSİS) üzerinden yönetiminde etkinlik geliştirilecek. ‘Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’ tedavi faaliyetleri başlayacak. BAUM biriminde geliştirilen dijital sistemlerin diğer üniversitelerle paylaşımı için yöntemler geliştirilecek. BAUM tarafından dijital sistemler alanında üniversitelerin yanı sıra endüstri ile de projeler gerçekleştirilecek. Geliştirilen dijital sistemler ve ürünlerin markalaşması ve patentleşmesi sağlanacak.

    Uzay ve Havacılık Uygulama ve Prototip Merkezi hayata geçirilecek

    2021 yılında SAÜ tarafından mevcut firmaların kurumsal ve finansal yapılarının güçlendirilerek uluslararası pazara açılması desteklenecek. Uluslararası ve ulusal yatırım firmalarıyla işbirliği içerisinde Teknoloji Yatırım Fonu kurularak Teknokent bünyesindeki firmalara ve özellikle genç girişimcilerimizin firmalarına ortak olunacak. Patent ticarileştirilmesine verilen önem sürdürülecek. Nitelikli İşgücü Geliştirme Merkezi (NİGEM) projesi ile her yıl 40 öğrenci, uygulamaya dönük ileri yüksek teknoloji bilgi yeterliliğine sahip olarak sektörlere kazandırılacak. Uzay ve Havacılık Uygulama ve Prototip Merkezi (SAÜTEK54HUMA) hayata geçirilecek.

    Engelli öğrenci ve personele gerekli destekler sağlanacak

    Birçok yeniliklere atılan SAÜ, 2021’de ise erişilebilirlik artırılacak, engel gruplarına göre öğrenci ve personele gerekli destekler sağlanacak. Aday olarak gösterilen 4 fakültenin Engelsiz Üniversite Bayrak Ödülü alması için gerekli adımlar atılacak. Kütüphane, Kültür ve Kongre Merkezi ile 6 fakülte için Engelsiz Üniversite Bayrak Ödüllerine başvuru yapılacak.

  • Prof. Dr. Özkan: “Rahim nakliyle ilgili yabancı hastalardan öngörülmeyen birçok ülkeden talep var”

    Prof. Dr. Özkan: “Rahim nakliyle ilgili yabancı hastalardan öngörülmeyen birçok ülkeden talep var”

    Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakli yapılan Derya Sert’in anne olmasının ardından merkezlerine dünyanın farklı ülkesinden yüzlerce istek geldiğini söyledi. Prof. Dr. Özkan, korona virüs sürecinde organ ve kompozit doku nakilli hastaların normal insanlara göre bir kat daha dikkatli olması gerektiğini de belirtti.

    Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi son 11 yılda 10 kompozit doku nakli gerçekleştirdi. Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol, dünyada kadavradan ilk rahim naklini de gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan’ın mutluluğu, rahim nakili Derya Sert’in bebeğini kucağına almasıyla ikiye katlandı. Derya Sert’in kısa süre sonra taburcu olacağını dile getiren Prof. Dr. Özkan, rahim nakli için yoğunluğun 2011 yılından bu yana artarak devam ettiğini bildirdi. Yoğunluğun 10 yıl önce başladığını anlatan Prof. Dr. Özkan, “Bizim ilk rahim naklimizde insanlar çokta ne olduğunu anlayamadı. Bunu bilen ve ihtiyacı olan insanların yoğun bir ilgisi oldu. Bizden birkaç yıl sonra bizim de katkılarımızla rahim nakilleri yapılmaya başlandı. Bizim mevzuatımız kullanıldı ama bunun kayıtlı bir mevzuatı yok. Dünyada da yok. Nakille ilgili özel izinler, araştırmalar yapılıyor. Klinik gerçeklik olmak konumunda. Covid-19 döneminde bir aksaklık olacak, süreç gecikecek gibi duruyor. Ama uzun dönemde ihtiyaç olduğu kesin hem bizde hem dünyada” diye konuştu.

    “Öngörülmeyen ülkelerden talep var”

    Rahim nakli konusunda yabancı hastaların yoğun isteğinin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özkan, “Uzun dönemdir yabancı hastaların isteği var. Öngörülmeyen birçok ülkeden talep var. Tahmin ediyorum Covid-19 sürecini biraz rahatlattıktan sonra mevzuatla ilgili çalışmalar yapılacak ve mevzuat çıkacak. İnşallah rutin bir işlem olarak önümüzdeki dönemlerde yapılmaya başlanacak” dedi.

    “Nakle hazır yüzlerce hasta var”

    Akdeniz Üniversitesine başvuran ve nakle hazır olan yüzlerce hasta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özkan, “Bu yükü tek başına kaldırmamız mümkün değil. Bununla ilgili birçok merkez olacak ve biz de tecrübe paylaşımına her zaman hazırız. Dünyada bu işte başarılı olan en önemli ekiplerdeniz. Yeter ki bilimsel kurullar, yapılabilecek değerler olsun ve yeter ki mevzuat olsun” ifadelerini kullandı.

    “Araştırma yapmalıyız”

    Prof. Dr. Özkan, rahim naklinin ardından Derya Sert’in bebeğini kucağına almasının en büyük mutlulukları olduğunu kaydetti. Hayatta hep hedeflerinin olduğuna değinen Prof. Dr. Özkan, “Özellikle araştırma sürecinde ülkemizin zayıf kaldığı kısımlarda bizlerin çalışması gerekiyor. Araştırma kısmında çok zayıfız maalesef. Araştırmaya önem vermemiz gerekiyor. Bizde yapılan işlemlerin ertesi gün sonucu alınmaya çalışılıyor. Ama 5 sene sonra alınacak bir ürünün sonucu insanlara pek tatmin edici gelmiyor. Araştırma kurumları biraz daha bunlara özen göstermeli, önem vermeli” dedi.

    “Daha fazla dikkat edin”

    Korona virüs sürecinde tüm nakillerde bir tedirginlik olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Haklı olarak var. Hayatını kaybeden, hayati organ nakli yapılmış insanlar var. Değişik şehirlerde var, biz bunları arkadaşlarımızdan duyuyoruz. Ama sağlıklı insanların da hayatını kaybettiğini düşünürsek bu süreçte herkesin ciddi şekilde korunması gerekiyor. Organ nakli, doku nakli yapılan insanların ayrıca korunması gerekiyor. Çünkü bizi hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemini kısmen çökertiyoruz ki nakledilen dokuyu reddetmesin diye. Bu durumda eğer biz korunmazsak hastalığı ciddi şekilde geçireceğizdir. Eğer bunun üstesinden gelemezlerse hayatlarını kaybedeceklerdir. Bu dönemde herkes gibi onlar da dikkat edecek, hatta daha fazla dikkat edecek” diye konuştu.

    “Maske takmak yoğun bakımda olmaktan iyidir”

    Nakil yaptığı hastalarıyla sürekli iletişim halinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Özkan, “Yedikleri, içtiklerine, bulundukları ortamda hayatlarına normal olarak devam etsinler. İzolasyonuna dikkat etmeliler. Dünya olarak, ülke olarak zorlanıyoruz. Hayatımızı devam ettirelim. Mesafeler korunmuyor. Hayatımızı devam ettirelim, yan yana olmak zorunda değiliz. Maskeyi takmakta zorluk çekiyoruz. Maske takmak yoğun bakımda olmaktan çok çok daha iyidir. Bunun farkına varalım. Hastalarımızda buna dikkat edelim. Hastalarımızda bugüne kadar bir sorun olmadı ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Tedbirimizi elden bırakmayalım” dedi.

  • Iğdır Üniversitesi öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında birçok üniversiteyi geride bıraktı

    Iğdır Üniversitesi öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında birçok üniversiteyi geride bıraktı

    Türkiye’deki 108 devlet üniversitesi arasında yapılan öğretim üyesi başına düşen indeksli yayın sayısı sıralamasında Iğdır Üniversitesi, birçok köklü üniversiteyi geride bırakarak 51. sıraya yerleşti.

    2019 yılı Web Of Science kayıtlarını esas alınarak Türkiye’deki devlet üniversitelerinde görevli öğretim elemanları başına düşen indeksli yayın sayılarını hesaplandı. Çeşitli gösterge ve sınıflandırmalarla hazırlanan listelerle devlet üniversiteleri karşılaştırılarak, üniversitelerin öğretim üyeleri ve toplam öğretim elemanları başına düşen yayın sayıları açıklandı.

    108 üniversite arasında 51. oldu

    Türkiye’deki toplam 108 devlet üniversitesinin öğretim üyesi başına düşen indeksli yayın sıralamasında Iğdır Üniversitesi, 51. sıraya yerleşti. Iğdır Üniversitesi; 2006-2008 yılları arasında kurulmuş devlet üniversiteleri ve Doğu Anadolu Bölgesinde faaliyet gösteren devlet üniversiteleri genel yayın sıralamalarında da kayda değer performans gösterdi.

    İstikrarlı yükselişle 66. sıradan 51. sıraya yükseldi

    Bir önceki yıllara dair hazırlanan listelerle karşılaştırıldığında, Üniversitemizin öğretim üyesi başına düşen indeksli yayın sayısında büyük bir yükselişle listenin yukarılarına doğru istikrarlı bir ilerleme kaydettiği görüldü. Iğdır Üniversitesi; 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları verilerine göre hazırlanan listelerde 90. sıradan 51. sıraya kadar ilerlerken; son bir yıllık dönemde büyük sıçrama göstererek, 66. sıradan 51. sıraya yükseldi.

  • Belçika’da korona vakalarının artması ile birçok kısıtlama geri getirildi

    Belçika’da korona vakalarının artması ile birçok kısıtlama geri getirildi

    Belçika’da Covid-19 vakalarında yaşanan artış nedeni ile birçok kısıtlama geri getirildi. Ailelerin görüşme çemberi 15 kişiden 5 kişiye düşürülürken, belediyelerin yetkileri de arttırıldı.

    Korona virüs salgınının Avrupa’da yeniden etkisini arttırması ile birçok ülke kısıtlamaları geri getirmeye başladı. Dünyada Covid-19 nedeniyle nüfusa oranla en fazla can kaybının yaşandığı Belçika’da son 24 saatte 266 yeni vaka tespit edilmesi ile vaka sayılarında yüzde 71’lik artış yaşandı. Ülkenin salgınla mücadele sürecini yöneten bilim kurulu ve siyasi yetkililerin oluşturduğu Ulusal Güvenlik Konseyi olağanüstü gündem ile toplandı. Toplantıda salgınla mücadele amacı ile birçok kısıtlama geri getirildi. Toplantı sonrası açıklama yapan Belçika Başbakanı Sophie Wilmes, “Eğer şimdi köklü tedbirler almazsak durum çok ağır bir hal alabilir’’ dedi.

    Alınan kararları duyuran Başbakan Wilmes, “Avrupa genelinde olduğu gibi Belçika’da vaka oranları yükselmeye devam ediyor. Anvers gibi bazı bölgelerde ise daha büyük bir yoğunluk görüyoruz. Bugün gelişmeler nedeniyle olağanüstü toplandık. Aldığımız kararlarla amacımız genel bir kapanmayı ve okulların açıldığı günlerde ağır bir salgın durumunu engellemektir’’ ifadelerini kullandı.

    Ailelerin görüşme çemberi 15 kişiden 5 kişiye düşürüldü

    Wilmes, “Bugün aldığımız tedbir kararları kapsamında daha önce tanıdığımız 15 kişilik yakın görüşme grubu çemberi önümüzdeki Çarşamba’dan itibaren 5 kişiye düşürülmüştür. 12 yaşından küçük çocuklar bu 5 kişi içinde sayılmayacaktır. Özel etkinlikler amacıyla dışarıya çıkmak için ise 10 kişi ile sınırlı kalınması gerekecektir. Düğünler hariç büyük etkinlikler 100 kişi kapalı alanda, 200 kişi ise açık alanda olacak şekilde düzenlenebilecek ancak sosyal mesafe ve maske zorunluluğu olacak. Düğünler için 50 kişilik sınırlandırma ise aynen devam edecek” dedi.

    Zorunlu alışveriş koşullarına geri dönülecek

    Belçika’da kısıtlamaya gidilen diğer bir konu da alışveriş oldu. Alışverişlerde yeniden katı kurallara dönüldüğünü bildiren Başbakan Wilmes, “Bir evin alışveriş ihtiyacını sadece 1 kişi en fazla yarım saat içinde tamamlayıp dönecektir. Bu kişi yanında en fazla bir çocuk ile alışveriş yapılabilecek’’ ifadelerini kullandı.

    Evden çalışma sistemi çok güçlü bir şekilde devam ettirilecek

    Salgının yayılmasıyla birlikte evden çalışmaya başlayan kişilerin bu şekilde çalışmaya devam etmelerini şiddetle istediğini belirten Başbakan Wilmes, kişisel hassasiyetlere de vurgu yaptı. Başbakan Wilmes, vatandaşlarca “kendi başıma bu virüsten nasıl korunabilirim” sorusunun sorulmasını, davranışların buna göre yürütülmesini istedi. Wilmes, Belçika dışına tatile de gidilse bu sorumlu yaklaşımın devam ettirilmesi gerektiğini bildirdi.

    Belediyelerin yetkileri artacak

    Korona virüsle mücadelede kurumların yetkilerine de değinen Başbakan Wilmes, “Korona virüs ile mücadelede artık yerel yönetimler daha etkin ve yetkili olacaklar. Her belediye kendi bünyesinde gelişmeleri izleyecek ve gerekli yerlerde gereken adımları atabilecekler. Belediyeler özellikle yaz boyunca düzenlenecek etkinlikleri yeniden analiz edip, çok sayıda kişiyi toplayacak ve riski arttıracak mahiyette ise bu etkinlikleri iptal edebilecek” dedi.

    Wilmes, okulların açılmasına ilişkin ise, “Eylül için çok erken, ancak şimdi köklü müdahalelerde bulunmazsak okullar açıldığında beklentilerden çok daha ağır bir durumla karşı karşıya kalabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan Belçika dışında tatil yapan her vatandaşın ülkeye döndüğünde aile hekimleriyle görüşüp test yaptırmaları ve kendilerini karantinaya almaları isteniyor. Ülkede toplam korona virüs vaka sayısı 66 bin 26’ya, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 9 bin 821’e ulaştı.

  • “Kovid-19 pandemisi birçok yönü ile kadınların sırtındaki yükü arttırdı”

    “Kovid-19 pandemisi birçok yönü ile kadınların sırtındaki yükü arttırdı”

    Kovid-19 salgını Dünya’daki her kesimi etkilediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, ülkemizde de hem kadınlar hem erkekler hem de çocuklar yaşamlarındaki bu büyük değişime ayak uydurmaya çalıştığını belirtti. Bozkurt, ancak salgının kadınlar üzerinde ruhsal etkileri gözlemlendiğinde, kadınlarla erkekler arasında bir takım farklılıklar gözlemlendiğini vurguladı.

    Kovid-19 salgını Dünya’daki her kesimi etkilediği ifade eden Medicana Çamlıca Hastanesi Uzman Klinik Psikologu Kübra Bozkurt, “Ülkemizde de hem kadınlar hem erkekler hem de çocuklar yaşamlarındaki bu büyük değişime ayak uydurmaya çalıştı. Çalışan insanlardaki değişim, iş hayatının eve taşınmasıyla, çocuklardaki değişim, okul hayatının bir süreliğine ara verilip evde eğitime geçişle yaşandı. Yaşlı insanlar evlerinden çıkamadı, her kesimden insan sosyal izolasyon nedeniyle arkadaşlarından, ailelerinden uzak kaldı.” dedi.

    “Pandemi kadınları duygudurum açısından daha çok zorladı”

    Salgının kadınlar üzerinde ruhsal anlamda etkileri gözlemlendiğinde, kadınlarla erkekler arasında bir takım farklılıklar ortaya çıktığını belirten Bozkurt, “Öncelikle çalışan kadınlar ele alındığında, aktif bir yaşamı olan kadının evde izole bir yaşama geçişiyle bir takım değişikler gözlemliyoruz. İş hayatının verdiği sosyallikten uzaklaşmış oluyor kadın artık. Her gün düzenli olan programı bozuluyor, yatma kalkma saatleri, yemek saatleri değişiyor. Home office çalışma koşullarının zorlayıcı olması, pandemi sürecinden etkilenen işletmelerin, çalışanlarını daha fazla mesaiye zorlamasıyla da, kadınlar günlük ‘pandemi’ hayatına adapte olmakta daha çok zorlanıyorlar. Günlük rutinin bozulması, aniden değişen sosyal yaşantı, daha az fiziksel hareket mevcut duygudurumunu daha çok zorlamaya başlıyor. Hareketsiz bir yaşantı, belli bir hedefi olmadan geçirilen gün kişiyi hafif depresif belirtilerle başlayan ciddi bir psikiyatrik soruna götürebilir. Bunun kadınlar üzerindeki en büyük farkı, çocuğu olan kadınların daha fazla sorumluluk yüklenmesiyle, günlük problemleriyle baş ederken daha fazla zorlanmalarına neden olması olarak gösterilebilir.” ifadelerini kullandı.

    “Çocuğu olan kadınların günlük sorumlulukları arttı”

    Annelerin, her ne kadar sorumluluğu eşleriyle paylaşsalar da, kendilerine yükledikleri sorumluluk daha fazla olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, annelerin çocuklarının ihtiyaçlarını karşılama, eğitimleriyle, sosyal hayatlarıyla birebir ilgilenme, günlük yaşantılarına yön verme gibi uğraşları olduğunun altını çizerek, “Pandemi sürecinde sadece kendi sağlıklarını değil, öncelikli olarak çocuklarının sağlığını öne koymaya çalıştı anneler. Evdeki hijyene, dışarıdan eve getirilen eşyaların temizliğine daha çok dikkat ettiler. Bunları yaparken de çoğunlukla kendi gereksinimlerinden fedakarlıklar yaptılar. Çalışma saatleri, kişisel bakıma ayırdıkları vakit, eşleriyle, aileleriyle geçirdikleri vakitten fedakarlık yapıp, evde kalan çocuklarının eğitimiyle birebir ilgilenmeye, onların günlük programında aktif olmaya çalıştılar.” diye belirtti.

    Bozkurt, çalışan/çalışmayan tüm kadınların, çocuğu olan olmayan tüm kadınların bu süreçten bir şekilde etkilendiğini ve şu an salgından korunmak için tedbirli hayata geçmiş olsalar da bunun, bir takım psikolojik sorunlar geliştirmedikleri anlamına gelmeyeceğini vurgulayarak, “Daha gergin, stresli, daha agresif, fevri çıkışlar yapan, daha tahammülsüz olan, daha çabuk bunalan ve ağlama ihtiyacı hisseden bireyler haline geldi aile üyeleri. Kadınlarda bu sıkıntıların daha fazla görülebilir olmasının nedeni olarak da belirtildiği gibi, kendilerine daha fazla sorumluluk yüklemeleriyle alakası olabilir.” dedi.

    Bu sorunlarla baş etmek için neler yapılabilir?

    Kadının da erkeğin de yorulabileceğinin altını çizen Bozkurt, “Eğer onlar kendi sağlıklarını göz ardı ederlerse, evin diğer üyelerinin ihtiyacı olan desteği gösteremezler. Bu yüzden fedakarlık yapmadan önce herkesin ihtiyacının dengeli bir şekilde karşılandığından emin olunmalı. Kadınlar zorlandıkları noktalarda eşlerinden, diğer aile üyelerinden mutlaka destek almalı, sorunlarını paylaşmalı. İhtiyaç duydukları anda profesyonel bir yardım almak da baş etme sürecini hızlandıracaktır. Evde ve dışarıda vakit geçirmek için kendilerine özel zaman ayırmalılar. Çocukları varsa çocuklarıyla geçirecekleri zaman ayrı, eşleriyle geçirecekleri zaman ayrı, diğer aile üyeleriyle geçirecekleri zaman ayrı ve yalnız zaman geçirecekleri zaman ayrıdır. Bunların her birinin dengeli bir şekilde gerçekleşmesi gerekir. Eğer çocuklarına daha fazla zaman ayırmak için, kendilerine ayıracakları zamandan fedakarlık yaparlarsa, dinlenmeleri için, streslerini atabilecekleri imkan azalır, ruhsal anlamda kendilerini zorlamaya başlamış olurlar. Düzenli programları olmalı, kendilerinin ihtiyaçları için yeterli zaman ayırmalılar programlarına. İhtiyaçları konusunda yakınlarından destek almalılar. Örneğin eşiyle baş başa vakit geçirmek isteyen bir kadın, çocuğunun bakımı için güvendiği birisinden yardım isteyebilir. Çocuğunun eğitimiyle ilgilenmek istediğinde eşinden eşit destek almalı, fazlasını kendisi yüklenmemeli. Bu konuda sorun yaşayan çiftler çift terapisiyle sorunlarına çözüm bulabilirler.” şeklinde konuştu.

    Pandemik salgın her sosyal bireyi etkilediğini kaydeden Kübra Bozkurt, “Bu etkiler kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterebilir. Kadınlardaki etki farklılıkları, kadının anne kimliğinin de olmasıyla değişiyor. Sonuçların etkileri küçük ya da büyük olsun, her daim çevremizden destek almamız gerektiğini, sorunlarla tek başımıza mücadele etmenin bizi çok zorlayacağını unutmayalım.” ifadelerini kullandı.