Etiket: Bırakıyor

  • Niğde Belediyespor’un Kulüp Başkanı Yakup Yerlikaya görevini bırakıyor

    Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Niğde Belediyespor’un kulüp başkanı Yakup Yerlikaya Mayıs ayında yapılacak Olağan Genel Kurul’da aday olmayacağını söyledi.

    Yaptığı basın toplantısında açıklamalarda bulunan Niğde Belediyespor Kulüp Başkanı Yakup Yerlikaya, gelecek sezonda kulüp başkanlığı yapmayacağını açıkladı.

    Başkan Yerlikaya konuşmasının devamında şunları söyledi:

    ‘‘Sezon bitti ve sezonun bitmesi ile birlikte’de Mayıs ayının içerisinde Belediye başkanımızın da fikrini alarak bir olağan üstü genel kurul yapmayı düşünüyoruz. Yönetimdeki arkadaşlarımızdan devam edenler olabilir ama ben kulüp başkanı olarak yapılacak kurulda kesinlikle ve kesinlikle aday olmayı düşünmüyorum. Yaklaşık 4 ile 5 yıldır bu görevi yapıyorum. Ben göreve geldiğim süre içerisinde başarılı olduğumu düşünüyorum. Bazen belli bir yerde bırakmak gerekiyor. Artık yeni yüzler, yeni beyinler ve yeni hedefler noktasında biri aday olacaktır.

    Uzun bir aradan sonra ilk defa ikinci ligde mücadele den Niğde Belediyespor son üç sezonda iki şampiyonluk yaparak büyük bir başarı elde etmiştir. Uzun bir aradan sonra çıktımız 2. Ligde de ilk hedefimiz ligde kalmaktı ve başarabilirsek play off oynaya bilmekti. Son iki haftaya kadar play off hedefimizi başarabildiğimizi düşünüyorum. Fakat ligi son iki haftasında play off oynamktan uzaklaştık. Şuan itibari ile bu sene play off oynamak Niğde Belediyespor için bitmiştir. Son iki haftamızı da en iyi şekilde oynayarak futbolcu arkadaşlarımızla sezonu bitirmektir. Çok ağır eleştiriler alarak bu sezonu tamamladık. Son üç sezonda iki şampiyonluk tamamlamış bir takıma, hocasına ve oyuncularına pervasızca eleştirileri doğru bulmuyorum. Eleştirilere her zaman açığız fakat eleştirme yerine çıkar yol sunmadılar. Bu eleştirilere rağmen başarılı olduğumuza da inanıyorum. Play off’ta oynayabilir fakat biz bunu tecrübesizlik sayalım.Evimizde oynadığımız Hatay spor maçını kazanmış olsaydık ben inanıyorum ki, play off potasında çok rahat bir şekilde yerimizi alırdık.Piyasada yönetim play off oynamak istemedi diyorlar. Biz neden istemeyelim play off oynamayı keşke oynayabilseydik de Niğde’ye bir heyecan daha yaşatabilseydik. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu heyecanı yaşarak bir üst lige çıkacağını düşünüyorum.

    Niğde’nin sahibi çok ama sahipsiz bir şehirdir. Takımımızın da Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan başka sahibi yoktur. Deplasmanlara gittiğimizde benim sağ tarafımdan gittiğimiz şehrin valisi yanında milletvekili sol tarafında kulüp başkanı onun yanında belediye başkanı var. Şehirdeki amirler takımlarıyla bütünleşmiş bir şekildeler. Biz Niğde’de bu tabloyu göremedik. İnşallah ilerleyen yıllarda buna bir çare bulunur ve bütün şehir bir bütün olarak bir üst lige çıkma hedefinde birleşirler.’’

  • Aslanla aynı kafeste kalıp geliştirdiği spor, rakipleri nefessiz bırakıyor

    Kickboks Milli Takım Antrenörü Talat Ayhan’ın tüm dövüş sporlarını birleştirip Osmanlı dövüş kültürüyle harmanladığı ’Oba Boksu’, farklı stildeki teknikleriyle dikkat çekiyor. 4 ay boyunca bir aslanla aynı kafeste kalarak geliştirdiği boksun Türkiye ve dünyada yayılmaya başladığını belirten Ayhan’ın tek arzusu ise devletin bu spora sahip çıkması.

    Antalya’da yaşayan Kickboks Milli Takım Antrenörü Talat Ayhan, Osmanlı’ya ait olan Oba Boksu’nu yaşatmaya çalışıyor. Yıllar önce yavru bir aslanla 4 ay aynı kafeste kalarak bu sporu geliştirdiğini belirten Ayhan, aslanın avına saldırış yöntemiyle mevcut boksa yeni teknikler kattığını söyledi. Amacının İslam ve Osmanlı kültürünü yaşatmak olduğunu ifade eden Ayhan’ın en büyük arzusu ise devletin Osmanlı Oba Boksu’na sahip çıkıp federasyon haline getirmesi.

    Bismillah ile başlayıp duayla bitiyorlar

    İslami kültürü, Osmanlı geleneğini, Anadolu adetleriyle harmanlanmış tüm sporlardaki tekniklerin uygulandığı bir sanat olan Osmanlı Oba Boksu’nda ’Osmanlı tokadı’, ’Elense’, ’Tek dalış’, ’Çift dalma’, ’Çelme takma’, ’Döner tekme’, ’Alttan yan tekme’ gibi bazı teknikler yer alıyor. Boksta ayrıca sporcular ringde birbirlerini ’Selamün aleyküm’ diye selamladıktan sonra ’Bismillahirrahmanirrahim’ diyerek müsabakaya başlıyor. Müsabaka sonunda ise sporcular ellerini kalplerinin üzerine koyarak birbirinden helallik istiyor.

    “4 ay aynı kafeste aslanla yaşadım”

    Dövüş sporlarının hepsinin kendine has teknikleri olduğunu ve bir tanesinde bulunan tekniğin diğerinde bulunmadığına dikkat çeken Ayhan, Oba Boksu’nda ise tüm tekniklerin yer aldığının altını çizdi. Osmanlı’ya ait boksu bir aslan sayesinde geliştirdiğini dile getiren Ayhan, “Yıllar önce 8 ay aslanla birlikte yaşadım. 4 ay kafeste, 4 ay dışarıda. Yavru aslandı ve ondan esinlendim. Aslandan çok şeyler öğrendim. Osmanlı Oba boksu önce sokak dövüşü olarak çıktı, daha sonra biz bunu spor haline getirdik. Aslanın tavrı şuydu, o direk rakibinin nefesine saldırıyor, nefessiz bırakıyordu. Hiçbir canlı nefes almadan yaşayamaz. İlk çıkış noktamız buydu, ama daha sonra biz bunu spor haline getirdik ve çok iyi gidiyoruz. Bir derneğimiz, özel federasyonumuz var, özellikle Antalya’da 7 tane derneğimiz olacak” diye konuştu.

    “Ata sporumuzun olduğunu gördüm”

    Geliştirdiği boksun kazma yumruğu, alta yan tekme, kırık tekme, el ense, şamar, tokat, çelme gibi 12 tane tekniği olduğunu anlatan Ayhan, amaçlarının Osmanlı kültürünü yeni kuşaklara taşımak olduğunu belirtti. “Maalesef Türkiye’de Osmanlı tokadını unuttuk sadece ismi kaldı” diyerek üzgün olduğunu dile getiren Ayhan, “Oysa atalarımız bunu yıllarca yapmışlar. Osmanlı oba boksu bir savaş sanatıymış zamanında ama spor olarak değil. Bu savaşçılar kurtlarla, aslanlarla, köpeklerle yetiştirilip savaşın önde gidenleri olurlarmış. Bunlar tarihi gerçekler, hayali bir şey, felsefe değil. Biz kendi özümüze, kültürümüze dönüyoruz ve Osmanlı torunları olarak bu ülkede artık Osmanlının sesini tüm dünyaya duyurmak istiyoruz. O yüzden ben bunları araştırdığımda Osmanlı oba boksunun kendi özümüz, ata sporumuz olduğunu gördüm, ortaya çıkardım, 10 yıldır da üzerinde çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

    “Devlete bağlı bir federasyon olmak istiyoruz”

    Osmanlı’nın kendine ait dövüş tekniklerini Türk gençlerinin unuttuğunu söyleyen Ayhan, hem İslam hem de Osmanlı kültürünü yeni kuşaklara aktarmak amacında olduklarını söyledi. Osmanlı boksunda tüm teknikleri birleştirdiklerini vurgulayan Ayhan, özel bir federasyon olan branşlarının devlet federasyonu olması gerektiğini ifade ederek, “Altımız şalvar Osmanlıyı temsil ediyor, üstümüz cübbe İslam’ı temsil ediyor. Kırmızı kuşağımız da namusu, şerefi temsil ediyor. Türkiye’de şu anda 34 ilde Osmanlı oba boksu çalışılıyor, antrenmanları yapılıyor. Azerbaycan, İran ve Almanya’da da Osmanlı oba boksu çalışmaları yapılıyor. Uluslararası turnuvamız yok ama ileride olacağını düşünüyoruz. Türkiye içinde şampiyonalar düzenliyoruz. Özel bir federasyonuz ama biz devlet federasyonu olmak istiyoruz. Başka kültürlerle, Ateistlik, Budistlik öğrenen gençler olmasın, onların sonu ne olduğu belli oluyor. Barlarda fedai oluyorlar. Biz burada İslam ve Osmanlı kültürünü anlatarak hem devletimize, hem milletimize ve gençlerimize yol açtık” dedi.

    “5 metre uzaklıktan birisinin sigara içip içmediğini anlayabiliyoruz”

    2 yıldır oba boksu yaptığını belirten sporculardan Murat Devrim, merak ederek başladığı oba boksuna sevdalandığını dile getirerek, “Talat hocayla daha önceden tanışıyorduk. Bu spor dalını geliştirdi, bir antrenmanda denemek istedim, bu spora sevdalandım ve o günden beri buradayım. Hem müsabakalara hem maçlara katılıyorum. Bu sporu yapmaya başladığımdan beri daha dinçim. Ne kadar yorgun olursak olalım gün içerisindeki işimizde, sabahları daha dinç kalkıyoruz. Kötü alışkanlıklar hiçbir şekilde aklımıza gelmiyor. Bir insan sigara içtiyse yaklaşık 5 metreden o kişini sigara içtiğini anlayabiliyoruz. Bu spora başladığımdan beri iş hayatımda daha aktif bir hale geldim, öz güvenim yerine geldi. İş hayatımda kişilerle iletişimim daha rahat, kazancım arttı, ailem ve çocuklarıma karşı sorumluluğun bilincine daha çok vardım. Ailemin de bu sporu yapması için teşvik ediyorum. Çocuğum da yapıyor benim gibi dereceleri de var. Oba boksu yapan bir aileyiz” diye konuştu

    “Helallik almak çok güzel”

    Spora yeni başlayanlardan 16 yaşındaki Aleyna Nisanur Önem ise oba boksu sayesinde kötü alışkanlığının olmadığını belirterek, “Bir hafta oldu bu spora başlayalı. Oba boksunu duymuştum ama başlamak için bir şeylere yeltenmek gerekiyordu. Ben de başladım, huzurluyum ve hiçbir kötü alışkanlığım yok. Oba boksu büyüklerimizden kalan bir şey bize, ileriye de taşımak istiyoruz bunu. Özellikle maça başlamadan duayla başlayıp bitiminde de helallik almak çok güzel bir şey” ifadelerinde bulundu.

  • Babalar çocuklarına sarılabilmek için sigara bırakıyor

    Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Klinik Sorumlusu Dr. Azize Uzel, 2016 yılında kliniğe başvuran 4 bin 200 hastanın yüzde 70’inin sigarayı bıraktığını belirterek, “Özellikle kötü koktukları için çocuklarına sarılamayan babalar kliniğimize geliyor” dedi.

    9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü ile ilgili olarak açıklama yapan Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Klinik Sorumlusu Dr. Azizel Uzel, “Sigarının bırakılması bizim açımızdan çok önemli. Bakanlığımızda bu hususa çok önem vermekte. Ekonomik zararları nedeniyle de insan sağlığı nedeniyle de büyük bir külfet oluşturmaktadır” dedi.

    Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Sigara Bıraktırma Polikliniğinde, sigarayı bırakmak isteyenlere yardımcı olmaya çalıştıklarını bildiren Dr. Uzel, “2016 yılı içerisinde 8 bine yakın başvurumuz var. Bunlardan 4200’üne sigara bırakma ilacı Sağlık Bakanlığımızın verem savaş dispanserinden temin ettiğimiz ilaçlarımızı bağışladık ve yüzde 70’inde başarı oranı sağladık” diye konuştu.

    Sigara bırakmak isteyenlerin destek ve yardım istediklerinin altını çizen Dr. Uzel, “Bizde ihtiyaçlara cevap vermek için buradayız. Her zaman bize başvurabilirler. Bunun için neler yapıyoruz? Öncelikle sigara bırakmak için gelen hastalarımız 172den veya 182’den randevu alıp bize başvurabiliyorlar. Biz ilaç başlamadan önce hangi ilaç olduğuna doğru karar verebilmemiz için öncelikle hastaların sigaraya bağlılığı tahribatlarını belirleyebilmek için bazı testlere tabi tutuyoruz. Bunlar özellikle istiyoruz. Çünkü hastalar tahlil yaptırmak istemiyor ama yaptırdıklarımızdan da kanser tespit ettiklerimiz bile oluyor. KOAH, astım gibi hastalıklar oluyor hasta farkında bile olmuyor. Bunları tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını da görmemiz gerekiyor doğru ilacı yazmamız için. Burada psikoloğumuzda var. Beraber sigara bırakmak için gelenlere dosya çıkartıyoruz ve o da skorlamasını yapıyor. Depresyonla ilgili bir şüphe varsa psikiyatri doktoruna yönlendiriyoruz. Bu da bizim sigara bırakma oranlarımızı etkiliyor” ifadesini kullandı.

    Sigara bırakamayanların en çok etrafındaki insanların da sigara içmesinden şikayet ettiklerini bildiren Dr. Uzel, hastaların kendilerinde oluşabilecek değişikliklerden de korktuklarını söyledi. Dr. Uzel, “Bırakamayacaklarını zannedenler de var. Ama insanoğlu müthiş iradeli bir varlık. İstediği zaman bırakabiliyor. Bir iki denemede bırakamadım, ben bırakamam diye düşünmesinler. Kesinlikle bu şekilde deneme çalışması yapan insanlarda bırakma oranının daha yüksek olduğu tespit edilmiş. İki türlü de bırakan var ama çoğu destek istiyor. Bir şeylerin objektif bulgularını da istiyorlar. Biz burada ilaç öneriyoruz. İlaçlarımız da piyasada olanlar; nikotin bandı, etken madde bulunduran ilaçlarımız var. Bunlarla da çok güzel bırakanlar var. yüzde 50-70 bırakma oranı var” diye konuştu.

    Sigarayı bırakamayanların yaşadıkları problemlerden şikayet ettiklerine dikkat çeken Dr. Uzel, “Poliklinikte yaşadığımız ilginç anılardan genellikle babalar çocuklarına kötü koktuğu için, sarıldıklarında ‘Baba ne kadar pis kokuyorsun, kötü kokuyorsun’ deyip ittirdikleri için psikolojik olarak sıkıntı yaşayıp buraya başvuran hastalarımız var. Bıraktıktan sonra hakikaten çocuklarıyla da araları daha iyi oluyor ve o güzel duyguları yaşıyorlar. Aynı zamanda tat alma duyusu köreldiği için hastalarda sigarayı bıraktıktan sonra yemeklerin tadını almaya başladıklarını ifade ediyorlar. Bazıları da aksine kilo alma endişesi de yaşıyorlar. Sigara bırakmak için hızlı yürüyüş öneriyoruz, bol su için istiyoruz. Bunları yapınca otomatik olarak biraz da kalorimize dikkat edersek otomatik olarak sigarayı bıraktıktan sonra kilo sorunu yaşamayacaklarına eminim. Bu arada biliyorsunuz sigaranın temel fonksiyonlarından biri dokulara giden oksijeni bozduğu için bütün hastalıkların kaynağında bu da var. Ciltteki o koyu, kötü bir renk olması bayanlarımız için büyük bir hadise. Sigara bıraktıktan sonra ten renklerinin düzeldiğini ifade eden insanlar var. Bu bizim için çok olumlu ve etrafındakilere de bunu olumlu yansıttıkları için başvuru sayısının arttığını düşünüyorum” dedi.

    Sigara Bıraktırma Polikliniğine başvuruda bulunan hastalardan 33 yaşındaki Yakup Sevindi ise 15 yıldır sigara kullandığını belirterek, “Sigaraya arkadaş çevresi ve özenti ile başladım. Sonrasında da artarak devam etti. Sigaradan dolayı çevremde rahatsız olan bir sürü insan vardı. Ben de çok rahatsız oluyordum. Özellikle sabah kalktığımda o kötü nefes, nefes darlığı baya etkilediği için artık yeter dedim ve bırakma kararı aldım. 9 Şubat da Dünya Sigara Bırakma Günü, bu dönemde de bırakayım dedim. Günde yaklaşık 1 paket sigara kullanıyorum” diye konuştu.

  • Doğal soda’dan oluşan ‘Mavi Göl’ görenleri kendine hayran bırakıyor.

    Karadeniz turizminin yeni gözdesi haline gelen Dereli ilçesi Yavuzkemal beldesinde bulunan ‘Mavi Göl’ görenleri kendisine hayran bırakıyor. Geçtiğimiz yıllarda turizme kazandırılan ve yaz aylarında bir hayli ziyaretçi akınına uğrayan mavi göl kış aylarında ise bambaşka bir güzelliğe büründü.

    Doğal sodadan oluşan göl doğanın tüm renklerine ev sahipliği yapıyor. Yeşil ve mavi tonların hakim olduğu gölde karın beyazlığı da ayrı bir güzellik katarak görenleri kendine hayran bırakıyor.

    Kuzalan Tabiat Park’ı ile birlikte Mavi Göl’ün de her geçen gün ziyaretçilerinin arttığını belirten Yavuzkemal Belde Belediye Başkanı Abdullah Önal, geçen yıl Kuzalan Tabiat Parkı’yla birlikte büyük patlama yapan ve ziyaretçi akınına uğrayan ‘Mavi Göl’ün kışın ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyledi.

    Kışın dahi turkuaz rengini koruyan gölün bembeyaz kar örtüsüyle birlikte kartpostala dönüştüğünü ifade eden Önal, “Kuzalan Tabiat Parkı ve Mavi Göl gerçekten doğa harikası bir yer. Yerli ve yabancı turistler halen buraları akın akın ziyaret etmekte. Özellikle mavi göl görenleri kendine hayran bırakıyor. Ulaşımı biraz zordu kısmen bir iyileştirme yapıldı. İnsanlarımız artık buraya kolaylıkla ulaşabiliyor. Burası yazın ayrı bir güzel kışın ayrı bir güzel. Her an her zaman bu güzelliğini koruyor” dedi.

  • 1994 model beyaz Şahin görenleri hayran bırakıyor

    Kırıkkale’de esnaflık yapan Fatih Yunus Güzel’in ’Şahin’ aşkı bitmiyor. Güzel’in yoğun uğraşlar sonucu İstanbul’dan aldığı 1994 model beyaz Şahin, büyük ilgi görüyor. 23 yaşında olmasına rağmen 6 bin 600 kilometre olan araç orijinalliği ile de göz kamaştırıyor. Koltuk naylonları bile üstünde olan otomobile istenilen fiyat 27 bin lira ancak teklif edilen fiyatlar 25 bin liraya kadar yükselince sahibi otomobili satmaktan vazgeçti.

    Beyaz Şahin aşkının çocukluktan geldiğini belirten Fatih Yunus Güzel, kendisinin sürekli araştırma içinde olduğunu, bu aracı da yoğun uğraşlar sonucunda aldığını söyledi.

    “Benim beyaz Şahin aşkım çocukluktan geliyor” diyen Güzel, “Bu modelde bunun gibisini ben hiç görmedim. Bu araba internet ortamında da yok. Şu anda bu yaşta bu kadar orijinali Türkiye’de tek. Bu araba hem boyasız, hem hatasız ve 6 bin 600 kilometrededir. Kilometresi ve en küçük parçasına kadar her şeyi ile orijinal bir otomobil” dedi.

    “Aracı satmaya kıyamadım”

    Otomobili 27 bin liraya satışa çıkardığında aynı gün 25 bin lira teklif geldiğini ifade eden Güzel, “1994 model beyaz Şahin otomobil buji kablosundan hava filtresine, lastiklerinden tüm plastik aksamına kadar tamamı orijinal. Aracın koltuklarındaki naylonu bile fabrika çıkışlı. Ben bu arabayı İstanbul Beşiktaş’tan aldım. Aracı Kırıkkale’ye kurtarıcı ile getirdim. Tüm muayene kayıtları vardır. Arabaya çok fazla rağbet var. Biz internete 27 bin lira yazdık aynı gün 25 bin lira veren bir müşterisi oldu. Biz aracımızı vermedik. Şu anda da internetten kaldırmayı düşüyorum. Satmayı düşünmüyorum, kendim bineceğim” diye konuştu.

    “Araç hangarda yatmış”

    Otomobilin yıllardan beri hangarda yattığını söyleyen Güzel, “Aracın her tarafı orijinal, defransiyel yağı, ön tampon, arka tampon, stop camları aracın iğnesi değişmemiş. Stepnesi ve dört lastiği fabrika çıkışıdır. Aracın içinden teyp yok. Bu araçlar fabrikasyon olduğu için teyp ve paspas olmaz. Benim aldığım kişi arka koltuğa kimse oturmadığını söyledi. Şu an bu araç Türkiye’de tek, şaka değil. Ben bu arabayı bayandan aldım. Hangarda yatıyormuş. Babası bu bayana hediye olarak almış. Kadın ’ben bu arabaya binmem’ demiş. Biz de o kadınla irtibata geçerek aracı kendisinden satın aldık” şeklinde konuştu.