Etiket: Bir-sen

  • Eğitim Bir-sen Genel Başkan Vekili Selvi: “İş Güvencemizi Kimse İle Tartışmayız”

    Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan iş güvencesini kimseyle tartışmayacaklarını belirterek, “Haini cezalandırıyoruz diye masumu, mazlumu aynı kazan içerisinde mağdur etmemeliyiz” dedi

    Eğitim Bir-Sen Yozgat Şubesi tarafından Safa Sorgun Otel’de düzenlenen Genişletilmiş İl Divanı “Vefa Buluşması” toplantısına katılan Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, Eğitim Bir-Sen’in yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Son günlerde gündeme gelen 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki değişiklik yapılması isteklerine değinen Selvi, “İş güvencemizi kimse ile tartışmayız. Çalışma hayatının parametreleri şekillenmiş, yıllar içerisinde işçi olarak çalışan arkadaşlarımızın da memur olarak da çalışan arkadaşlarımızın da çalışma gelenekleri çerçevesi oluşmuş. Bunu tekrar müzakere konusu yapmaya çalışmak son derece yanlıştır. Bununla mücadeleyi sonuna kadar sürdürürüz. Birileri şunu söylemeye çalışıyor. Diyor ki, ‘memurun güvencesi olunca suç işleyen bazı odaklar maalesef görevde kalmaya devam etmekte. Devletimize milletimize tuzak kurma eğilimini sürdürmektedirler’ deniyor. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Suç işleyenin cezalandırılması için yeterli kanun, mevzuat, ceza hukuku var. Suç işleyenler var. Suç işleyenler cezalandırılmalıdır. Ama unutmayalım bunun cezalandırma yöntemi bütün memurları cezalandırmadan geçmez. Onun için de iş güvencemizi kimseyle tartışmaya açmayız. Tepkimiz şu andaki ifade ettiğimizden çok daha sert olur” dedi.

    “MEMUR İÇİN TUZAKLARLA DOLDURUP REFORM OLARAK SUNULAMAZ”

    Her yeninin eskiyeceğini ifade eden Selvi, “Kanun Allah’ın emri değil. İnsanların kendi eliyle gerçekleştirmiş olduğu ve eskimeye mahkum olan şeylerdir, yenilenebilir. Bunun için de 657 sayılı devlet memurları kanununda düzenlemeler yapılabilir. Ama bu düzenlemeler memurların güvencesini elinden alabilmek için tuzaklarla doldurulup reform olarak sunulması şeklinde asla olamaz. Bunun da net olarak bilinmesi lazım. Ciddi bir dayatmayla karşılaşırsak hepimiz seferber olmalıyız” diye konuştu.

    “BİZ HAİNİ CEZALANDIRIYORUZ DİYE MASUMU, MAZLUMU AYNI KAZAN İÇERİSİNDE MAĞDUR ETMEMELİYİZ”

    Yanlışlık yapanları tasfiye etmenin yolunun başka mağdurlar oluşturmaktan geçmeyeceğini söyleyen Selvi, “Suç işleyenler var. Çok özel ortamlarda devletin geleceğine kasteden hainlerin neler yaptıklarını birçok boyutuyla ayrıntısıyla şahit olmuş bir kardeşiniz olarak konuşuyorum. Türkiye’nin çok mahrem görüşmelerini, Türkiye istihbaratının içine yuvalanmış birileri İngiliz istihbaratından Amerika istihbaratından çok özel ortamlarda görüştüklerine dair bilgilere eriştiğimde bu insanların bir gün dahi kamu kurumlarında kalması zarardır. Hainlere ihtiyaç duyulduğunda dış güçler maşalar bulurlar. Ama unutmayalım ki hainler eninde sonunda cezasını çeker ve cezalandırılmalıdırlar. Ama şunu belirtmiş olayım, biz haini cezalandırıyoruz diye masumu, mazlumu aynı kazan içerisinde mağdur etmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından Eğitim Bir-Sen’de görev almış emeği geçmiş eski başkanlara plaket verildi.

    Safa Sorgun Otel’de düzenlenen toplantıya Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Veli Latif Selvi’nin yanı sıra Eğitim Bir-Sen Yozgat Şube Başkanı Kenan Şerefli, Eğitim Bir Sen Yozgat İlçe Temsilcileri ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

  • Eğitim Bir-sen Üyeleri Kahvaltıda Bir Araya Geldi

    Kula Eğitim Bir-Sen üyeleri, Öğretmenler günü münasebetiyle kahvaltıda bir araya geldi.

    24 Kasım tarihinde kutlanan Öğretmenler Günü münasebetiyle kahvaltı programı düzenleyen Eğitim Bir-Sen Kula Şubesi, üyelerini kahvaltıda bir araya getirdi. Palabıyık Dinlenme Tesislerinde düzenlenen kahvaltıya Kula Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Adem Sümen, Eğitim Bir-Sen yönetimi, okul müdürleri, öğretmenler ve aileleri katıldı.

    24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle programı düzenlediklerini ve aralarındaki birlik beraberliği daha da güçlendirmek istediklerini belirten Kula Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Adem Sümen, “Her yıl 24 Kasım tarihinde kutlanan Öğretmenler Günü münasebetiyle üyelerimizi kahvaltıda bir araya getirmek istedik. Hem Öğretmenler Gününü kutlamak hem de aramızdaki birlik beraberliği güçlendirmek adına bu programı düzenledik. Eğitimci arkadaşlarımızın Öğretmenler Gününü en içten dileklerime kutluyorum. Eğitim öğretim dönemlerinde yaptıkları çalışmalardan dolayı arkadaşlarımızı kutluyorum. İnşallah önümüzdeki dönemler daha da başarılı olur.” dedi.

  • Bayburt Eğitim Bir-sen İl Divan Toplantısı Yapıldı

    Gerçekleştirilen İl Divan Toplantısına; Hasan Yalçın Yayla (Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı, Toplu Görüşme ve Mevzuat Sorumlusu), Mehmet Kara (Trabzon Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen İl Temsilcisi), Musa Uncu(Gümüşhane Memur-sen ve Eğitim Bir-Sen İl Temsilcisi), Fikret Özbey (Bayburt Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen İl Temsilcisi), Sendika Üyeleri, Okul Müdürleri ve Öğretmenler katıldılar.

    Sendika Binasında bir konuşma yapan Yayla, sendikacılığın kazanımına ve ülke gündemine ilişkin konulara değindi. Yayla, “Bu ülkede 100 yıllık ezilmişlik ve baskı dönemi son buldu. Bu sendika bizlere öz güvenimizi kazandırdı. Bu gün biz kendimizi beyan ediyorsak bu sendikanın var olmasındandır” dedi.

    Sendika olarak ilk işlerinin üyelerin, öğretmenlerin, kamu çalışanlarının ve genelde de tüm emek mücadelesi verenlerin hakkını ve hukukunu aramak olduğuna değinen Yayla, “Türkiye ciddi kırılma noktalarından, korku tünellerinden geçti. Yeni oyunlar sahneye konulmaya devam ediyor. 28 Şubat’ta Eğitim Bir-Sen, Memur-Sen gibi kurumlar olsaydı biz bunları konuşmamış olacaktık. Çok ciddi kronik sorunlarımız var. Çözüm süreci, yeni Anayasa çalışmaları ve seçim dönemi var. Geçen yıl yaşananları sanki tekrar yaşıyoruz. 7 hazirana kadar her şeye hazırlıklı olmalıyız. Bu teşkilat, bulunduğu yerde memleketin güvencesi olmak durumundadır. Sıkıntılı süreçlerden geçiyoruz. Aslında problem dışarıda falan değil kendi içerimizde” dedi.

    Eğitim-Bir-Sen, bu mücadelenin önemli bir mihenk taşı ve 350 bini aşkın üyesiyle ülkemiz eğitimine önemli katkılarda bulunmayı sürdürecek. Sendikamız kurulduğu günden bu yana söylemiyle eylemi bir olan bir tavır sergilemiştir. Sendikamızın durduğu yerde nettir.

    “Dik durmak, hak olanı bilmek ve hakkımız olanı talepte izzetle durmaktır”

    Özelde üyelerinin, genelde de tüm kamu çalışanlarının haklarını savunmaya gayret ettiklerini söyleyen Yayla, bu uğurda ömürlerini harcadıkları ücretlerinin adaletle belirlenmesini ve alınmasını sağlamak için mücadele etmeye devam ettiklerini ifade ederek şöyle dedi:“Son yıllarda bu yolda çok önemli mesafeler kat ettik. Adaleti belirlemek için referansımız, çalışanların emeğini sömürmeye alışmış kıt bakış açısı sahiplerinin belirlediği bir piyasanın şehir efsaneleri değil, ‘işçinin hakkını alın teri kurumadan veriniz’ diyen medeniyet değerlerimizdir. Dik durmak, hak olanı bilmek ve hakkımız olanı talepte izzetle durmaktır.”“İhtiyacımız olan şey, herkesin eşit oluşunun yasal zeminini oluşturmak, özgürlüklerin önünü açmaktır” diyen Yayla, Eğitim-Bir-Sen olarak, bütün çabalarının hakça paylaşımı ve adaleti sağlamak olduğunu kaydetti.

    Konuşmasının ardından Yayla; Sendika üyeleri, Şube Müdürleri, Okul Müdürleri ve öğretmenlerin sorularını cevapladı. Daha sonra Bayburt Memur Sen ve Eğitim Bir-Sen Başkanı Fikret Özbey, Divan Kurulu Toplantısına katılan Eğitimin Bir-Sen Genel Başkan Yardımcılarına hediyelerini takdim etti.

  • Eğitim Bir-sen Üyeleri Hamsi Partisinde Buluştu

    Memur-Sen’e bağlı Eğitim Bir-Sen üyeleri, kaynaşmak ve sorunları konuşmak amacıyla Batıpark’ta hamsi partisi yaptı. 300 kilo hamsi ızgaranın yapıldığı etkinlikte eğitim alanındaki sorunlar konuşuldu.

    Eğitim Bir Sen Samsun Şube Başkanı Nejdet Güneysu, her yıl Eğitim Bir-Sen öncülüğünde bu birlikteliği yaptıklarını belirterek, “Bizim buradaki amacımız üyelerimizi, gönüldaşları bir araya getirmek. Bu tür etkinlikler, hem tanışmamıza vesile oluyor hem de Eğitim Bir-Sen üyelerinin birbirine biraz daha kenetleşmesine neden oluyor. Samsun’da yetkili sendikayız. Yetkili sendika olmamızın ağırlığı ve sorumluluğuyla işleri yapmamız gerekiyor. Biz hamsiyi vesile ederek dostluğu, kardeşliği, birlik ve beraberliği yeniden tesis etmek, kamu ve eğitim çalışanları arasında sorunlarımızı konuşarak onlara çözüm üretmek için bir aradayız. Eğitim Bir-Sen olarak Samsun’da eğitimin bir parçasıyız. Sadece çalışanlarımızın hak ve özgürlüklerini elde etmek değil, aynı zamanda eğitim ve öğretimin kalitesi nasıl artırabilir diye sıkıntı çekiyoruz. Burada bunları konuşuyoruz. Buradan almış olduğumuz bilgileri ilgililerle paylaşıyoruz” dedi.

  • Eğitim Bir-sen Başkanı Yalçın: “Bu Ülkedeki En Kıymetli Mesleği Yapıyoruz”

    Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Şırnak’ta 5 yıl öğretmenlik yaptım ve bir öğrenci andımızı okudu, sonunda ’Ne mutlu Kürdüm diyene’ dedi biz yapıştık kaldık. Ne yapacağız? Hiçbir şey yapamayız, yapacağınız her şey yanlış teper. Çünkü andımızın kurgusu yanlış” dedi.

    Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Yönetici Okulu Konferansı”na katıldı. Burada katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Yalçın, “Bu ülkedeki en kıymetli mesleği yapıyoruz. Ulusa sesleniş gibi bir sesleniş yapanlar şunu unutmayın, onlara ’Bunu yapmayın, şunu yapmayın’ demek çocuklarımızda ötekileştirmekten, nefret uyandırmaktan başka bir şey ortaya çıkarmaz. Ulusa seslenmek yerine öğrencilerin yüreğine dokunmak, çocuğun kalbine inmek gerekiyor. Müdür olurken bile öğretmek zorundayız. Eğer idareci olduğunuzda eski köye yeni adetler getiremiyorsanız, görevden geldiğiniz gibi gitmeyi de göze alamıyorsanız başarılı olamazsınız” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ÖĞRETMENLER BİÇİMLEYİCİ OLARAK SEÇİLDİLER”

    Yalçın, “Türkiye’de öğretmenler biçimleyici olarak seçildiler. Halkevleri üzerinden bir toplum dönüştürülmeye çalışıldı. Bunun için bütün ayrılıklar harekete geçirildi. Yıllarca Türk filmlerinde imam ve yönetmen kıyaslanması, tartışması yapıldı. Birinin öncelendiği, birisinin örselendiği enteresan bir propaganda altında kaldık ve hepsine güldük. Aslında gülünecek bir durum yoktu ve ağlanacak şeylerdi. Aslında bir operasyondan geçiyorduk. Yıllardır çocuklarımıza andımızı okuttuk. Andımızda halbuki hikmet falan yoktu, bir tuhaflık vardı. Etnik damara vurgu yapan, millet bilincini örseleyen, enteresan kurgu vardı. Herkesin etnik damarına vurgu yapan, asla bir arada bulunmasına, kaynaşmasına değil, çatışmasını tetikleyen cümleler vardı içerisinde. Yıllarca okuduğumuz andımız dahil onlar yanlış ve bilinçli politikalardı. Hiç kimse keramet aramasın. Kutsal bir metin haline geldi. Kaldırılırken saatlerce tartışmalar oldu. Bilmeden konum aldılar, ’Olur mu, şu öyle, bu böyle’ falan dediler. Şırnak’ta 5 yıl öğretmenlik yaptım ve bir öğrenci andımızı okudu, sonunda ’Ne mutlu Kürdüm diyene’ dedi biz yapıştık kaldık. Ne yapacağız? Hiçbir şey yapamayız, yapacağınız her şey yanlış teper. Çünkü andımızın kurgusu yanlış” diye konuştu.

    “BİZE ’GAZETE OKU’ DEDİLER AMA BİZ NEYİ OKUDUK”

    Yalçın, “Bu ülkede gazeteler ve televizyonlar üzerinden darbeler yapıldı. Toplumda algılar oluşturuldu. Medya üzerinden yapıldı bunlar. Bize ’Gazete oku’ dediler ama biz neyi okuduk. Kitap tutuşturduk öğrencilerin eline, ’İnsanlarla fareler’ kitabını ve bunu klasikler arasına aldık. 100 temel eser dedik. O kitaptan bir şeyler öğretmeye kalktık. Halbuki orada dilimle söylemeye utanıyorum, ’Bilmem neyin arasındaki ne neyi kucaklayan’ gibi kelimelerle dolu kitapla çocukların bilinçaltına neler yerleştiriliyordu bunun farkına varamadık. 24 Kasım’da Kartal’da bir belediye öğretmenlere bir kitap dağıttı. Bizde kültür hizmeti için minnettar olduk onlara. Kimse bunu neden dağıttılar, ne için dağıttılar demedi. Bir ilçe başkanımız beni aradı ve kitabı incelediklerini, tuhaf olduğunu söyledi. Kitapta bizim Adem soyundan değil, hayvan soyundan geldiğimizi, dine, imana, İslam’a küfrettiğin aktardı. Bu kitap acayip bir şeydi. İnceledik ve bu adam bunu hangi cesaretle dağıtıyor, bilinçli bir şekilde. Bir kişinin fark etmesiyle ortaya çıktı bu. Kitaplarla ilgili açıklama yaptık ve ardından basına aksettirildi konu. Olaylar gelişti, talimat verildi, kitap incelemeye alındı ve kitabın 27 noktasında sakıncalı olduğu belirlenen kelimeler bulundu” dedi.