Etiket: Binasının

  • Mahalle yolu okul binasının üzerine çöktü, faciadan dönüldü

    Zonguldak’ta yağmur nedeniyle mahalleye ulaşımın sağlandığı yol, alt tarafında bulunan okul binasının üzerine çöktü. Olayın gece meydana gelmesi büyük bir faciayı önledi.

    Edinilen bilgiye göre olay, dün gece Yeni Mahalle Yurt Sokak’ta meydana geldi. Ana yola ulaşımın sağlandığı mahalle yolu, gece yaklaşık 10 metre yükseklikten büyük bir gürültüyle çöktü. Toprak ve demir parçaları okul binasının merdiven girişine yığılırken, mahalleli korku dolu anlar yaşadı. Heyelan nedeniyle bir süreliğine mahalleye de elektrik verilemedi.

    “Okul vaktinde olsaydı facia olurdu”

    Yaşanan olayın büyüklüğü ise havanın aydınlanmasıyla ortaya çıktı. Gürültüye sokağa çıktıklarını anlatan mahalle sakinlerinden Hakkı Koç, “Dün gece 23.00 sıralarında salonda oturuyordum, bir kütleme oldu. Dışarıda fırtına falan yoktu. Sonra elektrikler gitti, karanlıkta kaldık. Mahallenin gençleri bizi uyardı. Bir de baktık ki yol göçmüş. Bu tehlikeyi gördük. Buranın böyle olacağı öncesinde belliydi. Çünkü buranın su giderleri yoktu. Biz burayı yapanlara göçme tehlikesi olduğunu söylüyorduk. Fakat gördüğünüz gibi iyi ki can kaybı olmadı. Geç saatte olması faciayı önledi. Allah bizleri korudu. Okul vaktinde olsaydı büyük bir facia olurdu. Buraya araçlar park ediliyordu, onlar da gidebilirdi” diye konuştu.

    Mahalle sakinlerinden Yıldız Koç ise geceyi korku içerisinde geçirdiklerini ifade etti. Koç, “Banyoda abdest alıyordum. Gürültüyü duyunca banyodan koştum. Elime lamba alıp evi inceledim. Oğlum dışarıda bir şey olduğunu söyledi. Aradan zaman geçti, kapıya bir genç geldi. Yolun kaydığını söyledi. Müteahhit bu yolu yaparken yolun kayacağını söyledim. Bu gece çok korktuk. Gündüz olsaydı orada mini mini küçükler vardı. O minikler hep bu girişte oynuyorlardı. Allah’ım korudu yine. Çok kötü. Bu büyük bir heyelan” dedi.

    Yaşanan heyelan nedeniyle yolun giriş ve çıkışlarında önlem alındı.

  • Emniyet binasının 3 milyon 135 bin liralık tıraş parasını belediye ödeyecek

    İçişleri Bakanlığı Adana Emniyet Müdürlüğü hizmet binasının 6 katı uçuş güvenliğini tehlikeye soktuğu için 3 milyon 135 bin lira bedelle tıraşlanması konusunu yargıya taşıyınca, mahkeme zararın binaya ruhsat veren belediyeden tanzim edilmesi kararını verdi.

    Adana Emniyet Müdürlüğü’nün, il genelindeki 15 ayrı yerde faaliyet gösteren birimlerinin tek bir çatı altında toplanması için dönemin Adana Emniyet Müdürü Salih Kesmez döneminde hazırlanan projeyle, 2009 yılında Seyhan Belediyesi’nden inşaat ruhsatı alındı. Bu kapsamda da Seyhan’a bağlı Döşeme Mahallesi’nde 37 bin 542 metrekarelik alanda Adana Emniyet Müdürlüğü Hizmet Binası inşaatı başladı.

    54 metre azami yükseklik uyarısı

    2011 yılında inşaat, 14 kat yüksekliğe ulaştığında, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ), Adana Havalimanı’na bin 793 metre uzaklıkta bulunan binanın, deniz seviyesine göre yüksekliğinin 80 metre olduğuna dikkat çekip, ‘mania planı’na göre azami yüksekliğin 54 metre olması uyarısı yaptı. Seyhan Belediyesi’nin, asansör üstü olan 56.30 kotunun ‘mania kriterleri’ne uygun olduğunu bildirmesi üzerine uyarılara rağmen inşaata devam edildi.

    Belediye önce ruhsat verdi sonra inşaatı durdurdu

    Ancak Seyhan Belediyesi, aynı binayı 2011 yılında uçuş güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve ‘mania kriterleri’ne uygun olmadığı gerekçesiyle mühürledi ve konu da yargıya taşındı. 2015 yılında sonuçlanan davada mahkeme, binanın 9 ile 14 katları arasındaki yapılaşmanın yıkılması kararını verdi. Yıkım için de o günün fiyatlarına göre KDV hariç 3 milyon 135 bin liralık bir bedelle sözleşme imzalandı.

    Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen, yıkıma başlanamazken, yaşanan belirsizlik de 2016 yılında Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ın göreve başlamasıyla aşıldı. Demirtaş’ın girişimleri sonucu inşaatın yapımını üstlenen firma, ‘dev çelik testereler’ kullanarak, binanın son 6 katının yıkımına başladı. Beton bloklar, her biri 15 ton ağırlığında olacak şekilde kesilip, yıkım tamamlandı. Böylece mevcut bina da tam 10 bin metrekarelik kapalı alanını kaybetti. 14 katlı olan bina 6 katının yıkılmasıyla 8 kata düştü.

    İçişleri Bakanlığı kamu zararı davası açtı

    Tüm bunlar yaşanırken, yıkımdan doğan 3.1 milyon liralık ‘kamu zararı’ için de İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü adına konuyu yargıya taşıdı. Adana 3. İdare Mahkemesi, Seyhan Belediyesi’nin mania kriterlerini dikkate almadan ruhsatlandırma yaptığı, ayrıca mühürlendikten sonra DHMİ’nin yüklenici firmayı uyarmasına rağmen, binanın yine belediyenin bildirimi üzerine inşaata devam edildiğine dikkat çekti.

    Mahkemenin gerekçeli kararında, belediyenin ‘hizmet kusuru’ bulunduğuna işaret eden mahkeme, ortaya çıkan kamu zararının ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte Seyhan Belediyesi’nce ödenmesine hükmetti. Belediye karara itiraz edince de dosya Konya Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderildi.

    Belediye: “Kusurumuz yok”

    Kamu zararının, belediyenin verdiği ruhsat işleminden kaynaklanmadığını kaydeden Seyhan Belediyesi, yıkıma gerekçe gösterilen mania kriterlerine aykırılığın da DHMİ tarafından 2010 yılında yapılan uyarı sonrasında öğrenildiği ve inşaatın durdurulduğunu, aynı yazının Adana Valiliği’ne de gönderildiğini belirtti. Türk Sivil Havacılık Yasası’na göre Adana Valiliği’nin de inşaatı durdurma yetkisine sahip olduğunu hatırlatan belediye, mania kriterlerinin 1/5000 ölçekli plana dahi işlenmemişken, 1/1000 ölçekli plana işlenmiş olmasının kendilerinden beklenemeyeceğini, ruhsat işlemi nedeniyle oluşan ve kendilerine atfedilebilir bir kusur bulunmadığını öne sürdü.

  • Bilal Erdoğan, Bolu’da TÜGVA binasının açılışına katıldı

    BOLU (İHA) – Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, vakfın Bolu il hizmet binasının açılışına katıldı.

    Türkiye Gençlik Vakfı Bolu İl Hizmet Binası, TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bilal Erdoğan’ın katılımıyla İzzet Baysal Caddesi üzerinde gerçekleştirilen törenle açıldı. Vatandaşların da yoğun ilgi gösterdiği açılış törenine, Bolu Valisi Aydın Baruş, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı İhsan Ağcan, Seben Belediye Başkanı Süleyman Özbağ, Ak Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun, TÜGVA Genel Başkanı İsmail Emanet ve davetliler katıldı. Açılış töreninde geniş güvenlik önlemleri alındı.

    Törende konuşan Bilal Erdoğan, TÜGVA’nın, kimliksizleştirilmeye çalışılan bir milletin yeniden uyanışının gençlikteki yansımasını temsil ettiğini belirterek, “Batılılaşma adı altında 150-200 yıllık bir süreç yaşadık. Bu batılılaşma bize sadece şeklen batılılaşmayı getirdi. Giyimimiz, kuşamımız, dinlenilen müzikler, televizyonlarda izlenen filmler, yediğimiz yemeklere varıncaya kadar sadece batının adeta gelenek görenek, adetlerini kopyalamaya çalıştık. Ama, ‘batının ilmini, fennini, teknolojisini aldık mı?’ Kocaman bir ‘Hayır.’ ‘Kendi uçağımızı üreteceğiz’ dediğimiz zaman engel olundu. Kendi otomobilimizi üreteceğimiz zaman engel olundu. Bu projelere son verildi. Çünkü bize batılılaşma ile dayatmak istedikleri şey, batının nesi varsa onu satın almaktan ibaret. Batılılaşma, yani batının kapı kulu, pazarı olmak. Bundan öteye geçmemizi istemediler. İşte onun için son 15 yılda yaşadıklarımız. Bu kadar gelişmeden, güçlenmeden sonra ‘Gezi’ ile başlatılan süreç, özellikle gençlerin manipüle edildiği bu süreçte Türkiye’nin önünü kesmek istediler. Özgür Türkiye, bağımsız Türkiye, kendi kararlarını kendi veren Türkiye istenmiyor. Yani dost, müttefik, şu, bu hepsi yalan. Benim dediğimi yapacaksın. Benim menfaatim neyi gerektiriyorsa öyle hareket edeceksin. Bizden beklenen bu. Bunun gençlikteki yansıması özenti bir gençlik yetişmesi ve bu planı uygulamasıdır. Bunu kabul etmiyoruz. Biz gençlerimizin kendi kimliğimizden koparılarak, kimliksizleştirilerek, batı taklitçisi olarak değil tarihimizden gelen bütün değerlerimizi özümseyerek geleceğini kurmasını istiyoruz” dedi.

    “Çanakkale ruhunun bitmediğini gördükleri için üstümüze gelecekler”

    Batı medeniyetinin egemen olduğu son 200 yılda daha çok gözyaşı ve savaş olduğunu ifade eden Erdoğan, dünyanın 15 Temmuz’da Çanakkale ruhunun bitmediğini gördüğü için Türkiye’nin üstüne geldiklerini kaydederek şunları belirtti:

    “Bakın, Batı diyoruz, medeniyet diyoruz, çok geliştiler diyoruz ama batı medeniyetinin dünyada egemen olduğu bu son 200 yılda dünya daha adaletli bir yer oldu mu acaba? Acaba dünyada zulümler son mu buldu? Savaşlar mı bitti? Fakirlik mi son buldu? Hayır. Batının tahakkümü altında dünyada daha çok kan, daha çok gözyaşı ve daha çok savaş oldu. Kitle imha silahları batı medeniyetinin gözünün önünde, onların ellerinde yetişti büyüdü. İki dünya savaşı başlatan batı medeniyeti kendi arasında 100 milyonu aşkın insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. 21’inci yüzyıl inanın bizim yüzyılımız olacak. Bundan benim hiç şüphem yok. Sizin de olmasın. Dünyanın bugünkü bu çalkantıları İnşallah çok kutlu doğumlara haberci. Ben böyle düşünüyorum. Çünkü bu millet 15 Temmuz’da Çanakkale ruhunun bitmediğini ispat etti. Dünya da bunu gördü. Şimdi onun için üstümüze gelecekler. Ama bu millet nasıl bin yılı aşkın bağımsızlığını kimseye teslim etmediyse, bugün de yarın da teslim etmez.”

  • Bakan Tüfenkci, Bilecik’te üniversite laboratuvar binasının temelini attı

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye’deki üniversitelerin önemine değinerek, “Üniversiteler özgür bir ortamda evrensel bilginin üretildiği ve bilginin yeni kuşaklara aktarıldığı güzide kurumlardır. Üniversiteler bu yapıları sayesinde ekonomik ve sosyal dönüşümün sağlıklı şekilde gerçekleşmesinde de imkan sağlar” dedi.

    Bilecik’e gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı (TOBB) Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB’un katkılarıyla Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesine Mühendislik Fakültesine yapılan laboratuvar binası temel atma töreninde katıldı. Törende konuşan Tüfenkci, “Üniversiteler bu yapıları sayesinde ekonomik ve sosyal dönüşümün sağlıklı şekilde gerçekleşmesinde de imkan sağlar. Kalkınmak ve ekonomik refaha ulaşmak için araştırma, buluş ve patent çalışmalarının nitelik ve nicelik olarak da artırılması büyük bir önem arz etmektedir. Birçok büyük ve uluslar arası firma ürettiği bilgi ve teknoloji fikri sermaye sayesinde gelişmekte ve başarıyı yakalamaktadır. Önümüzdeki süreçte işletmeler için fikri sermayenin fiziki varlığın çok ötesinde bir anlam taşıdığını ve değer taşıdığını göreceğiz. Örneğin; bazı firmaların marka değerinin ve ürün formülünün şirketin sahip olduğu diğer aktiflere göre çok daha fazla bir kıymet taşıdığını görebilmekteyiz. Yani sadece ürünün formülü bir firmanın sahip olduğu gayrimenkuller, stoklar gibi aktif değerlerinin hepsinin üzerinde kat ve kat değere sahiptir. Bizim sanayi stratejimiz ileri teknoloji ve yüksek değer katmalı ürünlerin üretim ve ihracat içindeki payını artırmaktır. Hedefimiz bu. Onun için bugün burada temeli atılan resmi törenini yaptığımız bu laboratuvarın üniversitemiz için çok önemli olduğunu, şehrimiz için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Burada geliştirilecek patentler, burada geliştirilecek fikirler buradan geliştirilerek ticari hayata sunulacak buluşların önemini hepimiz biliyoruz ve özellikle bölgenin sanayi kenti olması hesabıyla da gerçekten bu tip laboratuvarların ve Ar-Ge merkezlerinin hızlı bir şekilde yayılması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece laboratuvarlar yetmez, Ar-Ge merkezleriyle de bunun desteklenmesi gerekir. Biz geçtiğimiz yıl AR-GE yasasını meclisten geçirdik. Ama baktığımız zaman gittiğimiz biraz sonra da sanayicilerimizle, iş adamlarımızla da buluştuğumuzda gelecek sorulardan birisi belki Ar-Ge ile ilgili bizim çıkarttığımız yasanın uygulanma noktasında birçok firmanın habersiz olduğunu da görüyoruz. Özellikle Ar-Ge günümüzün önemli çalışmalarından birisi inovasyon. Aynı şekilde bu şirketlerimizin gelişmesinin önemli parapetlerinden birisi. Gelişmiş ülkenin seviyesini yakalamanın küresel pazarda sürekli değişen müşteri ihtiyaçlarına cevap verebilmenin Türkiye olarak ortaya bir fark koymanın yolu da işte bu Ar-Ge merkezlerinden ve tasarım faaliyetlerinden geçiyor” dedi.

    “2001’de 1,3 milyar TL olan Ar-Ge harcamalarını bugün 20,6 milyar TL ile tam 16 katına çıkarttık”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin önemine de değinerek, “Bu nedenle kamu kaynaklarının Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine ayırdığımız paydan da kısaca bahsetmek istiyorum. 2002’de Ar-Ge’ye inovasyona ve tasarıma biz bütçeden 2001’de 1,3 milyar TL olan Ar-Ge harcamalarını bugün 20,6 milyar TL ile tam 16 katına çıkarttık. Bu yeter mi, yetmez. Daha da artırmamız gerekir. 2003 senesinde AR-GE harcamalarının gayri safi yatırımlar içindeki payı sadece binde 48 iken, bugün 2015 sonu itibariyle binde 6 oranında yükseltmiş olduk, büyütmüş olduk” dedi.

    “Sanayi stratejimiz ileri teknolojiliği ve yüksek katma değerli ürünlerde Avrupa ve Avrasya’da üretim merkezi olmayı hedefliyoruz”

    Bakan Tüfenkci, üniversite bilginin kullanımı ve hayatımıza yansımasına da topluma öncülük etmek zorunda olduğunu kaydederek şunları söyledi;

    “Dolayısıyla üniversitenin toplumla beraber, Bilecik halkıyla beraber hareket etmesi onlara açık olması o gelişmeleri yönlendirmesi ayrı bir değer olacağına inanıyorum. Bu nedenle üniversitelerimizi özellikle sanayi çevreleriyle yakın bir temas içinde olmaları gerekir. Bu iş birliği bilginin sermayenin ve nitelikli iş gücünün bir araya gelmesini teknoloji yolu ürün ve üretim yöntemleri geliştirmeyi teknolojiyi ticaretleştirmeye ve rekabet gücünü artırmaya imkan sağlayacaktır. Bunun için gençlerimizi bu anlayışla özellikle yetiştirmemizin de önemi büyüktür. Yıllarca sanayiciler üniversitenin hayattan ve pratikten kopuk olduğunu üniversitelerde sanayicinin hiçbir şeyden anlamadıklarını düşündüler. Geçmişte de günümüzde de hatta bazı illerimize ve bazı sanayi bölgelerinde bunu sıkça dillendirildiğini görüyoruz. Halbuki gelişmiş ülkelere baktığımızda üniversite sanayi iş birliğinin çok önceden tesis edildiği üniversitenin sanayiyi, sanayinin de üniversiteyi beslediği hemen fark edilecektir. Sanayi stratejimiz ileri teknolojiliği ve yüksek katma değerli ürünlerde Avrupa ve Avrasya’da üretim merkezi olmayı hedefliyoruz. Bu hedefler ulaşmamız için üniversite sanayi iş birliğinin em üst derecede gerçekleştirmemiz gerektiği de açıktır. Aslında bu iş birliğinin adı üniversite sanayi devlet iş birliği şeklinde koymak daha doğru olacaktır. Zira sanayi üniversite iş birliğinin etkin uygulanabilir ve yönetilebilir yapıda tasarlanması ve iş birliğini destekleyen teşvik mekanizmalarının geliştirilmesinde kamuya da önemli sorumluluklar düşmektedir. Son yıllarda sanayimizin teknoloji kapasitesini artırmak için son derece önemli programları da uygulanmaya geçildi.”

    Eğitim yatırımında zarar edilmez

    TOBB Rifat Hisarcıklıoğlu ise konuşmasında 2018 yılının ilk çeyreğinde laboratuvar binasının biteceğini aktararak, “Bana ’Başkan eğitime yatırıma niye bu kadar önem veriyorsun?’ diye soruyorlar. Çünkü zenginleşmenin de, birlik ve beraberliği tesis etmenin yolu iyi bir eğitimden geçer. Bakın ben bir iş adamıyım iş dünyasında yaptığınız her yatırımın riski var. Yatırımı yaparsınız, kar da edersiniz, zarar da edersiniz, ama tek bir yatırım var ki, onu yaptığınız zaman asla zarar etmezsiniz O da eğitime yaptığınız yatırım” dedi

    Konuşmaların ardından Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Bilecik Valisi Tahir Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı (TOBB) Rifat Hisarcıklıoğlu, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taş ve protokol üyeleri Şeyh Edebali Üniversitesi TOBB Mühendislik Laboratuvar Binası’nın temellerini attı.

  • Emniyet binasının 3. katından atladı, nezarethane demirini esnetip kaçtı

    Adam öldürmeye teşebbüs ve hırsızlık suçlarından yakalanan bir kişi Mersin Emniyet Müdürlüğü’nün 3. katından atlayıp kaçtıktan sonra, Adana’nın Karataş ilçesinde yakalandı. Burada da nezarethanenin demir parmaklıklarını esneterek kaçan zanlı Adana polisi tarafından yakalandı.

    Edinilen bilgiye göre, Tolgahan K. (23) adam öldürmeye teşebbüs ve hırsızlık suçundan aranırken Mersin’de yakalandı. Zanlı burada emniyet müdürlüğü binasının 3. katından atlayarak kayıplara karıştı. 11 Temmuz günü Adana’nın Karataş ilçesinde yakalanan zanlı ilçe emniyet müdürlüğü nezarethanesine konuldu. Ancak zanlı burada nezarethanenin demir parmaklıklarını eliyle esneterek arasından çıkıp kaçmayı başardı. Zanlının kaçtığını fark eden polis her yerde onu aramaya başladı.

    Özel ekip kuruldu

    Adana Emniyet Müdürü Osman Ak, zanlının bulunması için Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliğinde çalışan deneyimli polislerden özel ekip kurulması ve zanlının mutlaka yakalanması talimatını verdi. Bunun üzerine polis özel ekip oluşturarak zanlıyı yakalamak için çalışma başlattı. Polis dün zanlının Yüreğir ilçesinde bir evde olduğunu tespit etti. Polis şafak vakti eve baskın yaptı. Polis zanlının kaçma ihtimaline karşılık önce evin etrafını sarıp daha sonra da içeri girdi. Evde yakalanıp emniyete getirilen zanlı emniyette susma hakkını kullanarak ifade vermedi. Hırsızlık ve adam öldürmeye teşebbüs ile emniyetten kaçma suçlarından adliyeye sevk edilen zanlı basın mensuplarının “Demir parmaklığı nasıl açtın” sorusuna “ellerimle açtım” diye yanıt verdi.

    Zanlı çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.