Etiket: Bilmiyor

  • Artvin’de ayı saldırıları bitmek bilmiyor

    Artvin’in Borçka ilçesinde ayılar bir vatandaşa ait 40 kovanı parçalayarak maddi zarara yol açtı.

    İlçenin Demirciler Azure Mahallesi’ndeki Cevdet Namlitürk’e ait yazlık evin önünde arı kovanlarına saldıran ayıların 40 kovanı parçalayarak ballarını yedi. Kovanlarının telef olması nedeniyle büyük üzüntü yaşayan Namlıtürk, “Ayı geliyor gözümüzün önünde kovanlarımdaki arıları ve balları yiyor bir şey yapamıyoruz. Hakkımızı nasıl arayacağız. Ayı yüzünden köyü terk etme zorunda kalıyoruz, bir ayıya resmen teslim olduk. Ben gider ormanda bu ayıyı rahatsız edersem, vurur öldürürsem suçluyum, haksızım. Ama o buraya gelecek her türlü zararı verecek ve biz bir şey yapamayacağız. Bu adalet değil” dedi.

    Namlıtürk, arıcılıktan başka bir geliri olmadığını da belirterek, “Geçimimi sağlamak için bal üretimi yapıyorum. Peteklerle beraber 30 bin liralık zarar verdi. İş gereği bir kaç gün köydeki evimde kalamadım. Eve döndüğümde bütün kovanları ayılar tarafından parçalanmış halde buldum. İlk defa başıma böyle bir şey geldi. Ayıların sayılarının artması bizi endişelendiriyor. Bu şekilde zararı olan arkadaşlara devletimiz mutlaka yardımda bulunmalı” ifadelerini kullandı.

  • Denizlispor’da Hakeme Öfke Dinmek Bilmiyor

    Denizlispor’da Karşıyaka maçının hakemine olan öfke devam ediyor. Maçta takımlarının bir penaltısının verilmediğini ve Karşıyaka yedek kulübesinden sahaya başka toplar atılarak oyunun yavaşlatıldığını belirten Denizlispor Teknik Direktörü Koray Palaz, “Caner Hoca genç bir hoca. Yol yakınken bazı şeylerle yüzleşip kararlar alabilir. İnsanın aklına birçok soru işareti geliyor. Caner Hocanın vicdanı ve yolu açık olsun. Eğer olabiliyorsa’’ dedi.

    PTT 1. Lig takımı Denizlispor, hafta sonu oynayacağı Samsunspor maçının hazırlıklarına devam ediyor. Antrenman öncesi takımı saha ortasında toplayan ve Karşıyaka maçıyla ilgili oyuncularıyla konuşan Denizlispor Teknik Direktörü Koray Palaz’ın özellikle gol yollarında daha istekli olmalarını istediği kaydedildi. Furkan ve Genkov’un takımdan ayrı düz koşu yaptığı antrenmanda diğer oyuncular düz koşu yaparken, teknik direktör Koray Palaz, Karşıyaka’ya ve maçın hakemine yüklendi.

    Karşıyaka maçının 3 puan alınması gereken bir maç olduğunu belirten Palaz, “9 günde kritik 3 maç oynadık. Tüm planlarımızı yüksek puan almaya göre yaptık. Karşıyaka maçında önce kontrollü daha sonra da tempo yaparak sonuca gitmeyi hedefledik. Sahaya iyi bir oyun yansıttık. Karşıyaka’ya neredeyse pozisyon vermedik’’ diye konuştu.

    “KARŞIYAKA’YA SAHAYA İKİNCİ BİR TOP ATMASINI YAKIŞTIRAMADIM”

    Maç içinde sahaya iki defa Karşıyaka tarafından top atılmasının anlamsız olduğunu kaydeden Palaz, “Bu olayı Türk futbolu adına garipsedim. 104 yıllık bir çınarın rakip atağa çıkınca bunları yapması çok enteresan bir strateji. Karşıyaka’ya bunu asla yakıştıramadım. Hayal kırıklığına uğradım. Maalesef iyi oyuna rağmen top 3 direğin arasına girmeyince puan vermiyorlar. Stresi çok yüksek maçlar oynuyoruz. İster istemez gerginlikler yaşıyoruz’’ şeklinde konuştu.

    “CANER HOCA YOL YAKINKEN BAZI KARARLAR ALABİLİR”

    Maçın orta hakemi Caner Ak’ın vicdanı ile baş başa bırakılması gerektiğini ifade eden Palaz, şunları söyledi:

    “Recep Niyaz’ın penaltı pozisyonunu 27 defa falan izledim. Hepsinde de kesinlikle penaltı olduğu belli oluyor. Hakem arkadaşımızı vicdanı ile baş başa bırakıyorum. MHK Başkanı Kuddusi Müftüoğlu da bunları görmelidir. Bu maçı yöneten hakemlere UEFA’nın, FIFA’nın, TFF’nin bir şeyler yapması lazım. Bu oyunun bazı kuralları var. Bu kuralları uygulayamıyorsanız bu çok üzücü. Bu penaltıyı göremiyorsanız aynada yüzleşmenin zamanı gelmiş demektir. Caner Hoca genç bir hoca. Yol yakınken bazı şeylerle yüzleşip kararlar alabilir. İnsanın aklına birçok soru işareti geliyor. Caner Hocanın vicdanı ve yol açık olsun. Eğer olabiliyorsa.’’

  • Bayraklı’da Ekipler Dur Durak Bilmiyor

    Bayraklı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri Onur Mahallesinde bir günde üç ayrı sokakta şikayetleri değerlendirerek çalışma başlattı.

    Bayraklı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, vatandaşların yaşadığı sıkıntılara anında müdahale ediyor. İlçenin engebeli yapısından kaynaklanan problemler, yapılan küçük dokunuşlarla gideriliyor. Bayraklı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri Onur Mahallesinde bir günde üç ayrı sokakta şikayetleri değerlendirerek çalışma başlattı. Ekipler ilk olarak Onur Mahallesi 7398 Sokak’ta eğimden dolayı kaldırımda yürümekte zorlanan vatandaşların şikayetlerini dikkate alarak merdiven çalışması başlattı. Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, “Vatandaşımızın memnuniyeti her şeyin üzerinde. Gelen öneri ve istekleri anında değerlendirip çözüme kavuşturuyoruz” dedi.

    MERDİVEN YAPILDI, KALDIRIMLAR YENİLENDİ

    Ekiplerin yine aynı mahallede 7398/4 çıkmaz sokakta komşularının merdivenini kullanarak evlerine ulaşan vatandaşların çağrısına kulak verdi. Vatandaşların evlerine rahat bir şekilde ulaşabilmesi için ilk önce yeni bir yol açıldı ardından da merdiven yapıldı. Bayraklı Belediyesi, 7399/2 sokak ise özellikle kış aylarında yağan yağmurla birlikte oluşan çamur derdine de son verdi. Bölgenin engebeli yapısı nedeniyle ilk olarak zemine küçük kepçe ile iyileştirme çalışması yürütüldü. Ardından çakılan kalıplara beton döküldü. Kaldırım çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte sokak yeni bir görünüme kavuşurken, mahalle sakinlerinin isteklerine yerine getirilmiş olundu.

    YOĞUN BİR TEMPOYLA ÇALIŞIYORLAR

    Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, ilçenin engebeli yapısından ve düzensiz yapılmadan dolayı vatandaşların farklı sıkıntılar yaşadığına dikkat çekerek, “Kurulduğumuz günden bu yana küçük dokunuşlarla Bayraklıların hayatlarını kolaylaştırmaya gayret gösteriyoruz. Bu anlamda Bayraklı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerimiz gece gündüz demeden çalışıyorlar. Hemşehrilerimizden gelen şikayet ve öneriler titizlikle gözden geçiriliyor. Mevcut yolları, merdivenleri ya elden geçiriyoruz ya da yenilerini yapıyoruz. Vatandaşımızın memnuniyetin her şeyden önemli. Biz de bu bilinçle çalışıyoruz” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Bakan Çelik: “Çiftçi Ne Haklara Sahip Olduğunu Bilmiyor”

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kırsalda yüzde 60’a varan hibeler olduğuna dikkat çekerek, “Ama bunları ne çiftçi, ne işçi, ne de memur bilmiyor. Alın teri akıtan emekçi dediğimiz kesim ne hakkını biliyor ne de hakkı arama yollarını biliyor. Ama ortadaki başka kesimler o hakları elde ediyor. Onun için bu konuda rehberlik çok önemlidir. Öncülük çok önemlidir. Ben dayanışmaların tüm bunları ortaya çıkaracağını inancı içerisindeyim” dedi.

    Uludağ Üniversitesi’nden mezun olan milletvekilleri ve Bursa milletvekilleri, Ankara’daki Bursa Evi’inde bir araya geldi. Gecede konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, İstanbul İzmir Otoyolu’nun Bursa’ya değer katacağını söyledi.

    “BURSA’NIN GELECEK 40 YILI TEHLİKE ALTINDA”

    Otoyolun açılması ile birlikte Bursa’nın göç almaya başlayacağını ifade eden Çelik, “Eğer Bursa 70’li yıllardaki göçleri alırsa, yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalırsa, burada bulunanlar eğer onun alt yapısını hazırlamaz ise Bursa’nın 40 yılını karartırız. Buda çok tehlikeli bir hal alır. Ulaşım kolaylaşınca Bursa imkanların aktığı ve bireylerin koşa koşa geldiği bir şehir haline gelecek. 5 sene önce Bursa’nın 3’üncü büyük şehre aday olduğunu ifade ettim. Yani Bursa, İzmir’i geçebilecek bir potansiyele sahiptir. Artık İnsanlar İstanbul’da oturmaktansa İznik’te Gemlik’te oturmayı tercih edecek. İnsanlar batıya gitmeyi değil Bursa’yı tercih edecek. Onun için bununla ilgili alt yapı çalışmasını şehrin içinden çıkılmaz hal almaması için bugünden planlamak gerekiyor” diye konuştu.

    “BURSA’NIN KIYMETİNİ UZAKLAŞINCA ANLARSINIZ”

    Bursa özelinde siyasetçilerin bütünleşmiş durumda olduğunu ifade eden Çelik, “Bursa’nın doğru kararlarına herkes evet diyecek. Ama burada hakem pozisyonunda doğruları ortaya koyan bir üniversite olursa ben inanıyorum ki kimsenin fazla itilaf etmediği bir yürüyüşü gerçekleştirmiş oluruz. Bursa çok önemli bir kent, biz ne yapıp edip şehrin geleceğini planlamalıyız. Bursa’nın kıymetini dışarıda olduğunuz zaman çok iyi anlarsınız. Burada yanlışların yapılmaması gerekiyor. Onun için üniversitenin de burada sorumluluğu çok büyük” dedi.

    “TÜM HİBE VE DESTEKLERDEN BURSA’NIN YARARLANMASI GEREKİYOR”

    Birçok alanda kariyer mesleklerle ilgi çok ciddi desteklerin olduğuna da değinen Çelik, “İŞKUR bünyesinde projeleri çok yaygınlaştırma imkanı var. Çünkü İŞKUR’un bünyesindeki fon imkanları her yıl 2 milyar liradır. Bunu birçok kez dile getirdim. Bursa’nın da bundan faydalanması gerekiyor. Ama proje yapılmayınca olmuyor. Şuanda Tarım bakanlığı olarak Avrupa Birliği İPARD kapsamında da projeleri var. 4 yıl içerisinde yaklaşık 3,5 milyar lira kullanılacak. Bunun yüzde 70’i hibe olarak verilecek. Ama bu istendiği zaman olmuyor. Proje üretip Avrupa birliğinin kredisini kullanacaksınız. Bursa’nın dağ ilçeleri için bu projeler tam oturmuş projeler. Ama bununla ilgili çalışma yapılmaz ise o potansiyel bursa için kullanılmayacak. Başka yerlere gidecek. Burada Bursa’nın yeteri kadar pay alması gerekiyor” dedi.

    “ÇİFTÇİ NE HAKLARA SAHİP OLDUĞUNU BİLMELİ”

    Kırsal yatırımların da olduğunu ifade eden çelik, bununla ilgili de yüzde 60’a varan hibelerin olduğuna dikkat çekti. Çelik, “Ama bunları ne çiftçi, ne işçi, nede memur bilmiyor. Alın teri akıtan emekçi dediğimiz kesim ne hakkını biliyor nede hakkı arama yollarını biliyor. Ama ortadaki başka kesimler o hakları elde ediyor. Onun için bu konuda rehberlik çok önemlidir. Öncülük çok önemlidir. Ben bu dayanışmanın tüm bunları ortaya çıkaracağını inancı içerisindeyim” dedi.

  • İnsanların Çoğu Çölyak Hastası Olduğunu Bilmiyor

    Genetik yatkınlığı olan kişilerde bir buğday proteini olan gluten ile ilişkili sistemik bir hastalık olarak görülen çölyak’ın günümüzde hızla arttığı, buna karşın birçok kişinin böyle bir hastalığı olduğundan haberinin olmadığı bildirildi.

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Tümgör, çok sık görülmesine rağmen toplumda çoğu kişinin çölyak hastası olduğunu bilmeden yaşamını devam ettirdiğini dile getirdi. Ülkemizde okul çocuklarında yapılan bir çalışmada hastalık sıklığının 110 çocukta bir olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Tümgör, ülke nüfusunun yaklaşık 80 milyon olduğu düşünüldüğünde ortalama 700 bin çölyak hastası olmasının beklendiğinin altını çizdi. Tümgör, “Oysa ülkemizde tanı konulmuş çölyak hastası sayısı yaklaşık 10.000-15.000 civarında, çölyak hastalığı tanısı neden bu kadar az konuluyor bu konunun da ayrı bir soru işareti olarak irdelenmesi gerekir” dedi.

    “HASTALIĞIN BELİRTİSİ OLMAYABİLİR”

    Çölyak hastalığı olan kişilerin çok farklı belirtilerle hastaneye başvurabildiğini belirten Prof. Dr. Gökhan Tümgör, şöyle konuştu:

    “Çölyak hastalığı her organı tutabiliyor, hastalar doktora tekrarlayan demir eksikliği anemisi, kronik karın ağrısı, ishal, kabızlık, eklem ağrıları, şişlikleri, epilepsi, karaciğer enzim yüksekliği, açıklanamayan infertilite, diş problemleri, saç dökülmesi gibi yakınmalarla başvurabiliyor.”

    Küçük çocuklarda genellikle çölyak hastalığının klasik bulguları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Tümgör, gelişme geriliği, kronik ishal, kusma, karında şişkinlik, kas güçsüzlüğü ve iştahsızlığın çoğu hastada var olduğunu aynı zamanda bazı hastalıklarla birlikte görülme sıklığının fazla olabildiğini ayrıca tiroit bezi hastalıkları, çocuklarda şeker hastalığı ve buna benzer diğer bağışık sistemin uyarılması ile gelişen hastalıklarda da çölyak hastalığının daha sık saptandığına değindi.

    Çölyak hastalığının tanısının basit bir kan testi ile konulabildiğini belirten Prof. Dr. Tümgör, eğer test sonucu pozitif saptanırsa hastaya üst gastrointestinal sistem endoskopisi yapılması gerektiğini, testin negatif çıkması durumunda büyük olasılıkla kişinin çölyak hastası olmayacağını söyledi.

    Gökhan Tümgör, çölyak tanısının konulmasının önemli olduğunu, tanı konulup uygun tedavi edildiğinde hastanın yakınmalarının düzeleceğini ve sonradan gelişebilecek sorunların önlenebileceğini dile getirdi.

    EN ÖNEMLİ TEDAVİ DİYET

    Çölyak hastalığının günümüzdeki tek tedavisinin katı diyet olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tümgör, sözlerine şöyle devam etti:

    “Diyet gluten içeren gıdaların tüketilmemesidir. Çölyak hastaları için buğday, çavdar, arpa ve yulaf toksik iken pirinç ve mısır toksik değildir. Çölyak hastalığının günümüzde başka bir tedavisi yoktur. Çölyak için farklı tedavi yöntemleri denediğini söyleyen kişilere itibar edilmemelidir. Çocuklarda diyete başladıktan sonra ishalleri durmakta, karın şişlikleri düzelmekte ve çok hızlı bir şekilde kilo almakta ve boyları uzamaktadır. Çölyak hastalığının yol açtığı tüm belirtiler kaybolmaktadır. Çölyak hastaları kesin tanı konulduğunda ömür boyu diyet yapmalıdır. Küçük yaşta çölyak tanısı konulanlar, şüpheli tanısı olanlar, endoskopi olmadan diyet başlanan çocuklar çölyak hastalığı açısından 6-7 yaşlarından sonra tekrar değerlendirilebilirler.”

    Çölyak hastalığına yatkınlığın genetik faktörle önemli derecede ilişkili olduğu saptandığına da vurgu yapan Tümgör, hastalığın aile içinde birçok kişide görülebildiğini çölyaklı kişinin birinci derece akrabalarında çölyak görülme riskinin yaklaşık yüzde 10 olduğunu belirtti.

    Prof. Dr. Gökhan Tümgör sözlerini şöyle tamamladı:

    “Çölyak hastalığı çok sık görülmesine rağmen hâlâ tanı konulan hasta sayısı azdır. Bu konunun gerek eğitimlerde gerek medyada daha çok işlenmesi gerekmektedir. Çölyak hastalığı çok yüzlü bir hastalıktır. Her türlü belirti ve bulguya yol açabilmektedir. Çocuğunuzda sebebi bulunamamış bir belirti var ise altta yatan neden çölyak hastalığı olabilir.”