Etiket: Bilmek

  • Bilmek Açılış Toplantısı ATO’da Yapıldı

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, “Meslek liselerimiz ve üniversitelerimiz, işgücü piyasasının istediği temel bilgi ve becerilere sahip mezun verememektedir. Kişiler işi sahada öğreniyor” dedi.

    ATO’nun Avrupa Birliği’nin İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Programı çerçevesinde Meslek Standartları Geliştirme, Mesleki Bilgi ve Beceri Sınav ve Belgelendirme Merkezleri Hibe Programı kapsamında düzenlediği Bilgisayar Tabanlı Mesleki Belgelendirme ve Kariyer Merkezi Projesi’nin (BİLMEK) açılış toplantısı, Ankara Ticaret Odası Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıda bir konuşma yapan ATO Başkanı Salih Bezci, ticaret sektöründeki işgücünün yeterliliklerinin mesleki kariyere dönüştürülmesi amacıyla gerçekleştirilecek olan projenin ATO’nun yeni vizyon ve misyonunun eseri olduğunu kaydetti. Bezci, “ATO, Türkiye’nin ikinci büyük odası olarak rutin hizmetler vermekten öte üyelerimizin ve istihdam ettikleri personellerinin gelişerek değişimine yönelik çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

    Bezci, projeyi uygulamaya koymaktaki temel amaçlarının ATO üyelerinin gelişen teknolojiye ve yeniliklere uyum sağlayarak üretimlerini, iç ve dış ticaretlerini geliştirmesi ve tüm bu gelişimlerin ülke ekonomisine pozitif katkı sağlaması olduğunu anlattı.

    “İŞ DÜNYASI NİTELİKLİ ELEMAN TEMİNİNDE SIKINTI YAŞIYOR”

    İş dünyasının nitelikli eleman temininde ciddi sıkıntılar yaşadığını söyleyen Bezci, “Meslek liselerimiz ve üniversitelerimiz, işgücü piyasasının istediği temel bilgi ve becerilere sahip mezun verememektedir. Ben bir mimarım. Üniversitelerden mezun mimarlar işin ne olduğunu ancak şantiyelerde öğreniyorlar. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’ni bu konuda tebrik ediyorum. Mesleki yeterlilikte iyi eleman yetiştiriyorlar. 6 ay öğretim veriyorsa 6 ay çalışma yaşamını öğretiyor” dedi.

    Eleman teminindeki sıkıntıların Türkiye’nin tüm illerinde yaşandığını belirten Bezci, İŞKUR’un yaptığı 2015 yılı işgücü piyasası araştırmasının Ankara’daki iş yerlerinin yüzde 23,9’unun eleman bulmakta güçlük çektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bezci, eleman temininde en fazla güçlük çeken iş yerleri arasında imalat, konaklama ve yiyecek faaliyetleri sektörlerinin başı çektiğini, kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor, finans ve sigorta faaliyetleri, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri ile toptan ve perakende ticaret sektörlerinin de sıkıntı yaşadığını aktardı. Bezci, ATO olarak üyelerinin nitelikli eleman sıkıntısını çözmelerine yardımcı olmak amacıyla “Ticaret Sektöründeki İşgücünün Yeterliliklerinin Mesleki Kariyere Dönüştürülmesi Projesi”ni hazırladıklarını söyledi.

    Toplantıda konuşma yapan AB Türkiye Delegasyonu II. Katibi Virve Vimpari Aydın ise, projenin “iyi bir başlangıç” ve “iyi bir işbirliği” olacağını söyledi. Aydın, merkezin bir yandan mesleki standartları geliştirirken bir yandan mesleki yeterliliği ölçeceğini belirterek, mesleki yeterlilikler konusunda faydalı bir proje olacağını kaydetti.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) AB ve Mali Yardımlar Daire Başkan Vekili Burak Çağatay Doğan da konuşmasında, 70 adet proje başvurusu yapıldığını belirterek, kabul edilen projeler arasında yer almasından dolayı ATO’yu tebrik etti. Doğan, VOC-TEST -II Hibe Programı kapsamında ilkinden farklı olan 9 yeni sektörde 53 meslek standardının 58 yeterliliğin geliştirilmesiyle 14 adet kuruluşun belgelendirme kuruluşu olarak yetkilendirilmesinin amaçlandığını söyledi.

    15 SEKTÖRDE MESLEK STANDARDI HAZIRLANACAK

    Toplantıda konuşan Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı Adem Ceylan, programın amacını 15 sektörde meslek standartlarının hazırlanması, ulusal yeterliliklerin geliştirilmesi ve söz konusu ulusal yeterlilikler doğrultusunda ölçme, değerlendirme ve belgelendirme merkezlerinin oluşturulması olarak tanımladı. Hibe almaya hak kazanan kuruluşlar arasında ATO’nun da yer aldığını hatırlatan Ceylan, “Ülkemizde ticaret sektöründe nitelikli ve belgeli iş gücünün oluşturulmasında, eğitim ve istihdam arasındaki bağın güçlendirilmesinde gerçekleştireceği çalışmalar ve sağlayacakları katkılarından ötürü ATO’ya teşekkür ediyorum” dedi.

    BİLMEK Projesi’nin açılış toplantısına AB Türkiye Delegasyonu temsilcileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ve ATO Meclis üyeleri katıldı.

  • “Basit İlkyardım Tekniklerini Bilmek Hayat Kurtarır”

    Acıbadem Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Ankara Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Serkan Şener, basit ilkyardım tekniklerini bilmenin hayat kurtaracağını açıkladı.

    Acıbadem Ankara Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Şener özellikle çocuklarda ev kazalarına karşı alınacak önlemler ve ilkyardımın önemi ile ilgili bilgi verdi. “Anne yada baba bebeği çoğunlukla yatağın üzerinde uyutuyor ve düşmesin diye yanına yastık koyduğunu söylüyor” diyen Doç. Dr. Şener, bunun yanlış bir yöntem olduğunu vurgulayarak,”Çünkü bebekler gelişim süresince yastığında üzerinden düşebiliyorlar. Bu noktada yatakların bebek yatağı olmasını öneriyoruz ve daha da iyisi paravanlı koruyuculu olmasını öneriyoruz. Anne babaları bebeğin alt değişimi esnasında dikkat edip yükseğe koymamaları ya da mutlaka yanlarından ayırmamaları konusunda uyarmak gerekiyor” dedi.

    “OCAK ÜZERİNDE PİŞEN YEMEĞİN YERİNE DİKKAT”

    Mutfağın özellikle yanıklar ve sıcak kazaları için önemli bir risk kaynağı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Şener şunları vurguladı:

    “Günümüzde mutfaklardaki evyeler ve ocakların bulundukları yükseklikler belli standartlarda. Yemek yapılırken, herhangi bir şey kaynatılırken,dört gözlü ocakları kullanırken, kenardan uzak kısma koyarak çocukların ulaşmasını engellemek ve yemeğimizi pişirdikten sonra soğuması için ocağın üzerine değil de çocuğun ulaşamayacağı bir yere koymak önem taşımaktadır.

    Deterjanlar, kimyasal maddeler mutfakta saklanmamalıdır. Çocuklar özellikle yürümeye başladıktan sonra kapakları nasıl açacağını öğreniyor ve bu sıvılarmutfak lavabosu altındaki dolaplarda saklandığı takdirde çok kolay oradan alabiliyorlar. Kimyasalların herhangi bir sık kullanılan içecek kabının içine koyma alışkanlığından kesinlikle vazgeçmek gerekmektedir.

    “BANYO VE ISLAK ZEMİNLERDE GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALIDIR”

    Banyo malum ıslak zeminler içeriyor, dolayısıyla banyoda bizim için kazaya neden olabilecek noktalar; küvetin içi ve dışında ki ıslak zeminler, seramik ve fayans kısımlardır. Buralardaki kazalardan korumak için kayganlığı engelleyecek plastik paspaslar ya da kuru tutmayı sağlayacak bez ve havlular kullanmak, çocuk ya da erişkinlerin düşmesine bağlı kafa travmalarına önlem olacaktır.”

    “AMELİYATA KADAR VARABİLECEK SORUNLAR İLE KARŞILAŞABİLİYORUZ.”

    “Çocukların altıncı aydan itibaren başparmağını fonksiyonel olarak kullanmaya başlaması, kavrama yeteneğini kazanması anlamına gelir” diyen Doç. Dr. Şener, “Kavrama yeteneğinin kazanılması ile çocuk oral dönemde yani yeme içmenin daha ön planda olduğu beslenmenin ön planda olduğu dönemde her şeyi ağzına götürmek isteyecektir. Bu noktada yerde serbest ufak cisim bırakmamak gereklidir. Bebeklerde emzirdikten sonra hemen yatırmamak yerine gazını çıkarmamız kusma veya hava yoluna süt kaçması durumunu engellemiş olur. Çocuklarda ise solunum yolu tıkanmalarına yabancı cisim yutulması neden olur. Örneğin 8 yaşın altındaki çocuklarda ses çıkmıyor, öksürmüyor ve morarma oluyorsa bu tam tıkanıklıktır. Sağlık ekiplerinin müdahalesini beklemeden hastayı hafifçe öne eğip sırtına vurmalıyız. Yabancı cismi ağız içerisinde görüyorsak parmağımızla çıkarmamız gerekiyor. Eğer göremiyorsak çocuğun ağzına parmak sokmak tehlikelidir. Cismi daha içeri ittirmemize sebep olabilir” diye konuştu.

    “YANIK DURUMLARINDA 10 DAKİKA SOĞUK SU UYGULAYIN ASLA CİLDE DOĞRUDAN BUZ UYGULAMASI YAPMAYIN!”

    Yanık ve kırık vakalarında yapılması gerekenlerle ilgili bilgi veren Doç. Dr. Şener, şunları kaydetti:

    “Yanıklarda, öncelikle yanığa sebep olan madde cilt üzerinden uzaklaştırılmalı bölge 10 dakika soğuk suyun altında tutulmalı ve oluşacak daha ileri hasarlar azaltılmalıdır. Sonra temiz bir bez ile bölgenin üstü örtülmeli ve sağlık merkezlerine başvurulmalıdır. Sıcak gibi soğuk da yanığa sebep olacağından yanık bölgesine direk cilt üzerine buz uygulanmamalıdır.

    Sık yapılan ilkyardım hatalarından biri olan kırılan kemiği yerine oturtmaya çalışmak veya deri dışındaki kemik çıkıntılarını içeriye sokmaya çalışmaktır. Bu hasta da daha fazla ağrıya sebep olacağı gibi yumuşak dokuda da hasarlara sebebiyet verir. Kırığın bulunduğu uzuv hareket etmeyecek şekilde desteklenmelidir. Kırık eğer deri altında ise kapalı kırık olarak tanımlanır. Bu durumda torbanın içerisine yerleştirdiğimiz buzu temiz beze sararak soğuk müdahale yapabiliriz açık yara bulunan kırıklarda ise yara üzerine temiz bir bez örterek sağlık merkezine ulaştırmalıdır.

    BURUN KANAMALARINDA BAŞ GERİYE ATILMAMALIDIR.

    Burun kanamalarında baş öne eğilmeli kemiğin bitip kıkırdağın başladığı noktaya baş parmak ve işaret parmağı ile beş dakika bastırmalıyız. Kemiğin başladığı yere soğuk uygulama yapmak faydalıdır. Burun damarları büzüşür kanama miktarı azalır.Hala kanama devam ediyorsa burna basar şekilde bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.”

  • “Uyku Ve Uyku Hastalıkları Hakkında Bilmek İstedikleriniz”

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Klinik Nörofizyoloji Bilim Dalı tarafından “Uyku ve Uyku Hastalıkları Hakkında Bilmek İstedikleriniz” konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

    Prof. Dr. Necla Özdemir Salonu’nda gerçekleşen toplantıda konuşan Klinik Nörofizyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Erdinç, uykuya eşlik eden bir çok hastalık olduğunu belirtti. Uykunun, yaşantımızın üçte birini geçirdiğimiz bir süreç olduğunu anlatan Prof. Dr. Erdinç, “Sanıldığının aksine uyku pasif bir süreç değil, aksine aktif bir süreç ve uykuda uyanıklıktakinden farlı olarak beynimizde çeşitli dalgalar elde edilmekte. Bunu biz elektroensefalografi dediğimiz cihazda görebiliyor, polisomnografide de izleyebiliyoruz. Uykuya eşlik eden ve uykuyla ilişkili olan pek çok hastalık var. Biz bugün şehrimizdeki hekim arkadaşlarımizla bir araya gelerek bilgi birikimimizi paylaşmak ve toplumda uyku ve uyku bozuklukları hakkında farkındalık yaratmak istedik. Bugün tanımlanmış 80’in üzerinde uyku hastalığı var. Fakat şikayetler uykuyla ilişkili de olmayabiliyor. Sürekli baş ağrısı çeken, tansiyonu yüksek olan, kan şekeri düşmeyen hastaların uykuları düzenlendiğinde bu şikayetlerinin düzeldiğini biliyoruz. Sık sık uyuklaması olan, uyanıklıkta zorluk çeken kişilerin; unutkanlık, depresyon veya sürekli çökkünlük durumu olan kişilerin yine uykularının araştırılmasını öneriyoruz. Bu vesileyle uyku hastalıklarının ve uykunun önemini tekrar vurgulamak istiyorum” dedi.

    “İNSANLARIN UYKU İLE İLGİLİ SORUNLARINI ÇÖZMEYİ AMAÇLADIK”

    Dr. Rabia Sedef Üre ise konuşmasında, uykunun insan fizyolojimizi destekleyen önemli bir unsur olduğunu anlatarak, “Uykuyla ilişkili birçok hastalık grubu bulunmaktadır. Bunlardan biri de ‘insomni’ dediğimiz uykusuzluk durumu. İnsomninin de türleri var ve gerçekten toplumda önemli bir sorun. Bugünkü eğitim programımızın konularından biri de bu. Etkinliğimiz aracılığıyla uykusuzluk çeken, uykusuzluk yakınması olan kişileri de bu açıdan bilinçlendirmek istedik” ifadelerini kullandı.

    Dr. Çiğdem Coşkun de, horlamanın insan hayatının hayat kalitesini belirlediğini vurguladı. Çoşkun, “Nöroloji polikliniklerinde gece uyurken horlama, nefes durması ya da gündüz uyuklama hali şikayetleriyle başvuran çok sayıda hastamız olmaktadır. Bu toplantımızla bu hastaları ve buna benzer şikayeti olan ama hiç doktora başvurmamış hastaları bilinçlendirmek istedik. Çünkü bu durum hayat kalitesi açısından çok önemli. Eğer hastanın uyku apnesi sendromu varsa bu, hipertansiyonlarının bile kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor. Bu konulara değinerek biz insanların uyku ile ilgili sorunlarını çözmeyi amaçladık” diye belirtti.

    Dr. Gönül Akdağ ise, “Uyku ile ilgili bir diğer hastalık grubu ise uykuda hareket bozukluklarıdır. Periyodik bacak hareketleri ve huzursuz bacak sendromu ise bunlardan bazılarıdır. Hem diğer hastalıklara eşlik etmeleri, hem de hayat kalitesini bozmaları ve uyku etkinliğini azaltmaları nedeniyle bu hastalıkların önemini anlatmak ve tedavilerinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulamak amacıyla bu toplantıyı düzenledik” dedi.