Etiket: Bilirkişi

  • Bilirkişi heyeti OSB yapılması planlanan köyde inceleme yaptı

    Bilirkişi heyeti OSB yapılması planlanan köyde inceleme yaptı

    Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Kavacık köyüne yapılması planlanan çevreye duyarlı Karma Organize Sanayi Bölgesi için bilirkişi heyeti bölgede incelemeler yaparken, köy sakinleri projeye karşı olduklarını bildirdi.

    Kavacık köyüne yapılması planlanan çevreye duyarlı Karma Organize Sanayi Bölgesi için bilirkişi heyeti bölgede incelemelerde bulundu. Köy muhtarı ve sakinleri ise köylerinde OSB kurulmasını istemediklerini dile getirdi. Kavacık köyü halkı, OSB’nin köylerine yapılması halinde 260 dönüm ormanlık alanın yok olacağını ifade ettiler.

    Köy muhtarı Aziz Kurt, “Köyümüze yapılmak istenen OSB ile ilgili bilirkişi heyetini karşıladık. Araziyi gezdirdik. Biz köyümüze OSB olmasını istemiyoruz. Köyümüz hayvancılıkla uğraşan, çeltik, ayçiçeği sulaması yapıyoruz. Kurulacak arıtma tesisi bizim dereye akacak, bu suyu kirletip, bu su tekrar mahallere gidecektir. Köyümüze zarar verecektir” dedi.

    “Köylü olarak OSB’ye karşı duruşumuz vardır”

    Köy sakinleri de, “Kavacık köyü muhtarlığının Edirne İdare Mahkemesine açtığı yürütmeyi durdurma davasına istinaden bilirkişi heyeti bugün geldi incelemelerde bulundu. Köylü olarak OSB’ye karşı duruşumuz vardır. Bunun yerine olan itirazımız var. İtirazlarımızın başlıca nedeni, tarıma uygun bir arazide OSB kurulmak isteniyor, göletimizin hemen yanına kurulmak isteniyor. Kurulduğu anda köyümüzün tarım işletmeciliği bitecek, hayvancılık bitecek, onun için köy olarak karşıyız. DSİ 260 dönüm çam ormanı vardır. OSB ile birlikte onlar da gidecektir. Karma OSB hayata geçerse biz evsiz ve topraksız kalacağız. Biz burada yaşam hakkımızı savunuyoruz. Evsiz topraksız, köysüz kalmak istemiyoruz” dediler.

  • (Özel Haber) Ucuz ekmek sattı dava edildi, bilirkişi raporu ise şaşkına çevirdi

    Ekmekte zam tartışmaları gündemdeki yerini korurken, Bursa’daki bir fırıncı 400 gram ekmeği bir liradan yani meslektaşlarının yarısından da ucuz sattığı için dava edildi. Haksız rekabet yapıldığını öne süren rakip fırıncılar fırıncı Kazım Balaban’ı dava etti. Dava devam ederken, hakimin rapor hazırlamasını istediği bilirkişinin 1 liraya satılan 400 gram ekmeğin 1 lira 65 kuruşa mal edildiğine yönelik raporu ise fırıncıyı isyan ettirdi.

    Mustafakemalpaşa ilçesinde, 40 yıllık fırıncılık yapan Kazım Balaban’ın, uzun süredir 400-450 gram ekmeği 1 liraya sattığı için başına gelmeyen kalmadı. Vatandaşa ucuz ve kaliteli ekmek yapan Balaban’ı, diğer fırıncılar haksız rekabete sebep olduğu gerekçesiyle mahkemeye verdi. Geçtiğimiz günlerde fırına ihtar gönderildi. Daha sonra Balaban’a Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açılarak, bir bilirkişi görevlendirildi. Bilirkişi raporunda Balaban’ın 1 liraya sattığı ekmeğin maliyetinin 1 lira 65 kuruş olduğu vurgulandı. Ayrıca fırının mülkünün Balaban’a ait olmasına rağmen raporda günlük kirasının 135 lira gösterilmesi dikkat çekti.

    Unu yüklü miktarda ve nakit aldıkları için maliyetin düştüğünü, işyerinin mülkünün kendisine ait olduğunu ve sadece kendi fırınında elden satış yaptığını ifade eden Kazım Balaban, “Düşük maliyeti vatandaşın lehine kullanıyoruz. Ekmeği ucuza satıyoruz. Diğer fırıncı arkadaşlar beni “ucuza satıyorsun” diye dava ettiler. Ben kar ediyorum. Nakit iş yapıyorum. Bütün girdilerim ekonomik olduğu için vatandaşa yansıtıyoruz. 40 yıldır bu işi yapıyorum. Kendime özel imalatım var. 400-450 gram ekmeği 1 liraya satıyoruz” dedi.

    “Bilirkişiye göre yılda 365 bin lira zarar ediyorum”

    Bilirkişinin 1 liraya satılan ekmeğe, 1 lira 65 kuruşluk maliyet çıkarttığını vurgulayan Balaban, “O rapora göre, her ekmekte 65 kuruş zarar ediyorum. Günde bin 500 ekmek çıkarttığımı farz edersek günde bin lira zarar ediyorum. Ayda 30, yılda 365 bin lira zarar çıkıyor. 20 yıllık zararım 7 trilyonu buluyor. Ama ben zarar etmiyorum” diye konuştu.

    Bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini belirten Balaban, “Ticaret Bakanlığı’ndan bu işin düzenlenmesini istiyorum. Ekmek fiyatları serbest bırakılması lazım. Herkes maliyetini ona göre yapsın, vatandaş tercih etsin. Yeni bilirkişi raporundan umutlu değilim. Bilirkişi, bana hiç sormadı. Umumi hesap olmaz. Benim imalatta olmayan şeyler raporda var. Benim fırınım kendi yerim. Ama bilirkişi, her gün 135 lira kira maliyeti koymuş. Böyle bir şey olamaz. Ayda 4 bin liraya yakın para yapıyor. Biz ekmeği ürettiğimiz yerde yapıyoruz. Biz, ekmeğe uzun zamandır zam yapmıyoruz ve kar ediyoruz. İnsanların duasını alıyoruz” açıklamasını yaptı.

    Fırından alışveriş yapan vatandaşlar ise, “Bu ekmek hem ucuz, hem kaliteli. Piyasada aynı ekmek 3-4 lira civarında. Niye oradan alalım. Bu adam zararına ekmek satamaz. Ben inanmıyorum. Ama hakkını arayacak. Bilirkişi gelip, fırında araştırma yapması lazım” şeklinde konuştu.

    “Ucuz ekmek için her gün 17 kilometre geliyorum”

    Çeltikçi Köyü’nden Mustafakemalpaşa merkeze geldiğini ifade eden başka bir vatandaş ise, şunları söyledi: “Ekmek almak için her gün 8 lira yol parası veriyorum. Buraya 17 kilometre uzaklıkta oturuyorum. Ucuz ekmek bizim aile bütçemize bin lira civarında katkı yapıyor. Köyde şu ekmek 4 lira. 4 tane aldığım zaman 16 lira” dedi.

    Başka bir vatandaş ise, “Ekmek fiyatları ucuz. Mustafakemalpaşa’ya taşınalı 6 sene oldu. En iyi fırın burası. Bu adam millet için çalışıyor. Her yerden ekmek aldım, bunun gibi ekmek görmedim” dedi.

  • Uludağ Üniversitesi arabulucu ve bilirkişi yetiştirecek

    Uludağ Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ULUSEM) tarafından ‘bilirkişi, uzlaştırma ve arabulucu eğitimleri’ verilmeye başlandı.

    Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce, önemli bir istihdam potansiyeli olan bilirkişi, arabulucu ve uzlaştırıcı eğitimlerinin Adalet Bakanlığı tarafından yetkilendirilen Uludağ Üniversitesi adına ULUSEM koordinatörlüğünde yürütüleceğini söyledi. İsteyenlerin, beş yıl uzman olarak çalıştığını gösteren diploma, sertifika, çalışma ruhsatı, hizmet belgesi ile bölge adliye mahkemeleri adalet komisyonlarına başvuru yaparak bilirkişi listesine kayıt talebinde bulunanlarınalabileceklerini vurgulayan Rektör Yardımcısı Yüce, “Eğitimlerimiz hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, işletme ve iktisat fakültesi mezunları tarafından alınabilecektir. Arabuluculuk hukuk sistemi gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan bir alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR) yöntemidir. Arabuluculuk; tarafların içinde bulundukları uyuşmazlığı tarafsız üçüncü kişi yardımı ile mahkemeye gitmeden ya da mahkeme yönlendirmesiyle çözmelerinde kullanılabilecekleri en etkin yöntemdir. Arabuluculuk tarafların kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olan, kolaylaştırıcı arabuluculuk şeklinde olabileceği gibi, bazı durumlarda arabulucunun uygun bir çözüme dair tekliflerde bulunabileceği değerlendirici arabuluculuk şeklinde de gerçekleşebilir” diye konuştu.

    Başvuruda bulunacak olan adayların öncelikle arabulucular siciline kaydolan, Türk vatandaşlarından hukuk fakültesi mezunu ve mesleğinde en az 5 yıl tecrübeli kişiler olması gerektiğinin altını çizen Yüce, “Arabulucu olmak için arabuluculuk eğitimin tamamlaması ve Adalet Bakanlığı tarafından yazılı ve sözlü sınavları başarılı bir şekilde tamamlanması da gerekmektedir. Bütün eğitimler teorik ve uygulamalı olmak üzere verilmektedir” dedi.

  • Tonlarca yakıt sızmıştı, korkutan bilirkişi raporu açıklandı

    İzmir’in Çeşme ilçesinde, 18 Aralık 2016 tarihinde Lady Tuna adlı geminin karaya oturarak denize sızdırdığı yakıtın oluşturduğu kirlilik nedeniyle açılan ’zarar tespiti’ davasında bilirkişi raporu açıklandı. Raporda, yakıt kirliliği nedeniyle telafi edilemeyecek zararlar meydana geldiği ve etkisinin onlarca yıl devam edeceği belirtildi.

    Ana Yaşam Vakfı (AYVA) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Refik Soyer, AYVA kurucuları Avukat Senih Özay ve Avukat Murat Fatih Ülkü’ye vekalet vererek Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı ’zarar tespiti’ davasında mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyetinin raporu açıklandı. Bilirkişi heyetinin uzun ve detaylı incelemeleri sonucunda hazırlanarak mahkemeye sunulan bilirkişi raporu, Avukatlar Senih Özay, Murat Fatih Ülkü, Ahu Tahmilci, Esra Kutlu ve gazeteci Feyzi Hepşenkal tarafından Ilıca Plajında düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

    75 bin 484 metrik ton fueloil denize dökülmüş

    Basın toplantısında bilirkişi raporu ile ilgili bilgi veren Avukat Senih Özay, bilirkişinin uzun bir çalışma sonucu oluşturduğu bilimsel raporu mahkemeye verdiğini belirterek, “Raporda, gemilerde kullanılan fueloilin, çevresel ortamlarda bulunması istenmeyen tehlikeli ve zararlı bir madde olduğu, ekosistem açısından kalıcı organik kirleticiler olarak adlandırılan en önemli kirleticilerden birisi olduğu belirtiliyor. Bilirkişi raporunda, Lady Tuna gemi kayıtlarında, yakıt niteliği olarak IFO 180 bildirildiği, bunun da 6 numaralı fuelo ile tekabül ettiği ve en kirli yakıtlardan biri olduğu ifade ediliyor. Bu yakıtın içeriğinde toksik, kanserojen ağır metallerin yanı sıra yüzde 3,5 oranında kükürt içermesi nedeniyle gerek dökülme, gerekse yakıt olarak kullanımı sonrası ekosistemin tüm bileşenleri için zarar vericidir” dedi.

    Avukat Özay, bilirkişi raporunda, Lady Tuna gemisinden 75 bin 484 metrik ton fueloilin Ildır Körfezi’ne döküldüğünün 3 Ocak 2017 tarih ve 2380/2017-İZM/MAR raporu ile yazılı olarak bildirildiğini de açıkladı.

    “Çevre zararının etkileri onlarca yıl devam edecek”

    Avukat Senih Özay, bilirkişi raporunda böylesi muhtemel olayda alınmış-alınmamış tedbirlerin de irdelendiğini vurgulayarak, “Raporda, kazanın bir seri ihmal ve yetersizlik sonucu olduğu belirtilerek, kazanın etkilerini durdurma veya azaltma hususunda, gemi personeli ile yardıma çağırdığı şirketler ve temizleme çalışmalarına katılan firmaların yetersiz kaldığı bunun da etkinin olumsuz yönde artmasına neden olduğu da ifade ediliyor. Zararın etkilerinin onlarca yıl devam edeceği de raporda vurgulanıyor. Raporda bir önemli husus da, The Standard Club Europe Ltd. tarafından Ulaştırma Bakanlığı-Çeşme Liman Başkanlığı nezdine yazılan referans belgesinde 4 milyon 160 bin Amerikan Doları teminatı garanti ettikleri belirtilmiş. ’Raporda, ’Bu meblağ tazminatlara karşı ödenen bir tutar olmayıp, bu kazanın çevreye verdiği zararlar, bu tutarın on binlerce katından daha fazladır’ denilerek, çevreye verilen zararın büyüklüğüne dikkat çekilmiş” dedi.

    Ekonomistlerden oluşan bilirkişi heyeti önerdiler

    Avukat Özay, bilirkişi raporunda denizde, kıyılarda, deniz bitkileri ve canlılarına dökülen fueloilin nasıl etki edeceği hususlarının ayrıntılı olarak yazıldığını belirterek, ayrıca deniz dokusundaki kalıcı zararlar, balıkçılık sektörüne olan etkilerinin de ayrıntıları ile yazıldığını ifade etti. Özay, kazanın yöredeki yatırımlara etkisi, işletmelerin uğrayacağı zararın kendi uzmanlık alanlarının dışında olduğunu, ekonomistlerden oluşan bir bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiğinin raporda belirtildiğini de söyledi.

    “1 milyar 15 milyonluk fondan faydalanabiliriz”

    Uluslararası petrol taşımacılığı yapan dev şirketlerin bir fon oluşturduğunu ifade eden Özay, “’Bu fondan 1 milyar 15 milyon dolar ödeyebiliriz, yeter ki kanıtlayın’ demişler. Bu fon hükmü gereğince, Çeşme halkından, ’Benim otelim’, ’Benim evim’, ’Benim balığım’, ’Benim çevrem zarar gördü’ diyerek bir talep olursa bir sonuç alınır diye düşünmekteyim. Şunu da belirtmek istiyorum, Türkiye’de Arabuluculuk Kanunu yürürlüğe girdi. Arabuluculuk Kanunundan faydalanıp, arabulucuların devreye girmesi için başvuruda bulundum” diyerek sözlerini tamamladı.

    “Sorun unutturulmak isteniyor”

    Avukat Murat Fatih Ülkü de, yaptığı açıklamada, kazadan bu yana 4 ay 8 gün geçtiğini belirterek, “Geminin karaya oturmasıyla bu güzide tatil beldemize fueloiller tonlarca akmış. Biz duyduğumuzda, basit bir gemi kazasına benzemediğini, Çeşme’nin de önemli bir yer olduğunu göz önüne alarak, ne olup ne bittiğini belirlemek için zarar tespiti isteyelim dedik. 75 bin 484 metrik ton fueloil, bu denize aktı. 4 ay gibi kısa bir süre geçmesine rağmen olay neredeyse unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş, unutulsun diye uğraşılmış bir gemi kazası. Bilirkişi raporu diyor ki, ’ekosistemin tüm unsurlarında telafi edilemeyecek zararlar meydana gelmiş ve etkileri önümüzdeki onlarca yıl devam edecektir.’ Bu ciddi bir konu. Parayla geri getirilmesi imkansız bir şeyden söz ediyoruz. Çeşme’nin ismi, Çeşme’nin marka değeri, Çeşme’de yaşayanlar, turizm işletmesi olanlar, restoranlar, balıkçılar ve tüm duyarlı kişiler bu olaydan olumsuz etkilenecek. Ama ne yazık ki, unutulmasından memnun olunan bir süreç yaşadık. Bilirkişi raporunu açıklıyoruz. Bunun unutulmaması gerekir. Hem ödenecek tazminatların Çeşme’ye katkısı anlamında, hem de ekosistemdeki tahribatın en azından bir bölümünün giderilmesi anlamında. Kimsenin Çeşme’nin turizm değerine zarar vermek istediği yok. Tek istediğimiz, gerçek tam anlamıyla ortaya çıksın ve ekosistemdeki tahribat olabildiği oranda giderilsin. Çağrımız hem Çeşme’de yaşayanlara, hem de bu sorunun unutulmasını isteyenlere. Bu sorun, unutulacak bir sorun değil” diye konuştu.

    “Vicdanı olan herkes harekete geçmeli”

    Avukat Ahu Tahmilci de yaptığı açıklamada, zararın deniz dibindeki yaşamı da etkilediğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

    “Deniz dibinde yaşayan canlıların yaşam alanlarını oldukça olumsuz etkilediği, denizin üzerinde bir petrol tabakası oluşturduğu için oksijen alış verişini etkilemesi nedeniyle, alt dokudaki bitki örtüsü ve canlıların zarar gördüğü ortada. Raporu incelediğinizde, insan sağlığına olan zararları da görebilirsiniz. Bu nedenle, sorunun örtülmemesi, tam aksine açığa çıkarılması gerekiyor. Zararın boyutları uzun vadede ortaya çıkacak. Bunun için sorunu örtmeyip, gereken yapılmalı. Vicdanı olan herkesin harekete geçmesi gerektiğine inanıyorum.”

  • 8 madencinin öldüğü faciada bilirkişi tepkisi

    Zonguldak’ta 7 Ocak 2013 tarihinde 8 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasının duruşması Zonguldak Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme, geçen 17 Şubat’ta talep edilen bilirkişi raporunun gelmemesi üzerine davayı erteledi. Duruşmaya katılan ölen maden işçisi Köksal Kadıoğlu’nun eşi Remziye Kadıoğlu, duruma tepki gösterdi.

    TTK’ya ait Kozlu Müessesesinde 7 Ocak 2013 tarihinde yerin 630 metre altında metan gazı püskürme sonucu meydana gelen iş kazasında 8 maden işçisi yaşamını yitirdi. TTK’ya ait taşeron firmada çalışırken meydana gelen olay nedeniyle dava açıldı. Müessese yetkilileri başta olmak üzere taşeron firma yetkililerinin de bulunduğu 10 sanık hakkında “Taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    Zonguldak Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, ölen madencilerden Köksal Kadıoğlu’nun eşi Remziye Kadıoğlu katıldı. Duruşma; bilirkişi olarak kabul edilen İTÜ öğretim üyelerinin metan drenaj, gazlı ocaklar, kaya mekaniği konularında hazırlayacağı raporun mahkemeye ulaştırılamaması üzerine ertelendi.

    Kazanın üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen bilirkişi raporunun sunulmamasına tepki gösteren Köksal Kadıoğlu’nun eşi Remziye Kadıoğlu, “4 yıl 2 ay geçmiş üzerinden. Yetkililere sesleniyoruz. Bize sahip çıksınlar. Bilirkişi raporu halen gelmedi. 4 yıldır uğraşıyoruz” diye tepki gösterdi.