Etiket: Bilinen

  • Botoksta doğru bilinen yanlışlar

    Bitlis Devlet Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman Bağlam, botoks uygulamasında doğru bilinen birçok şeyin yanlış olduğunu söyledi.

    Dr. Bağlam, özellikle botoks ürününün yılan zehrinde elde edildiğinin bilindiğini ifade ederek, bu ürünün sentetik bir proteinden elde edildiğini söyledi. Dr. Bağlam, “Botoks bir mikroptan elde edilen sentetik bir proteindir. Kaslarda yumuşamaya ve gevşemeye neden olarak kırışıklıkların tedavisinde kullandığımız bir proteindir. Botoks, bazı insanlara sinirli bir ifade veren alın bölgesindeki kırışıklıklarda ve kaşlar arasındaki kırışıklıklarda kullanılır. Bunun yanında kaz ayakları dediğimiz göz kenarlarında oluşan kırışıklıkların tedavisinde kullanılır. Bazı hastalarda gülme sırasında oluşan diş etlerinin aşırı görünmesi ile ortaya çıkan durumlarda da kullanırız. Özellikle yaşlı hastalarda boyun bantlarının ve boyun kırışıklarında da kullanırız” dedi.

    “Botoks yılan zehri değildir”

    Botoksla ilgili yanlış bilinen şeylerin olduğunu belirten Bağlam, “Bunlardan birincisi yılan zehri olduğu yönünde bir inanış var. Botoks proteinlerden elde edilen sentetik bir üründür. Yılan zehri değildir. Botoks eğer doğal yapılırsa, doğal bir görünüme kavuşmamıza neden olur. Böylece ifadesiz surat şeklinde görüntüler oluşmaz. Bir diğer konu ise, botoksun zehir olduğu ve yan etkilere neden olabileceği inancı vardır. Botoks çok fazla miktarda yapılırsa, ancak sistemik etkiye neden olup bazı kötü sonuçlar çıkartır. Bizim yaptığımız düşük dozlarda herhangi bir yan etki ihtimali yoktur” diye konuştu.

    “Botoks etki süresi 4-6 ay kadar olan bir üründür”

    Botoks işleminin hastane veya muayene ortamında bir plastik cerrah ya da dermatolog kontrolünde yapılması gerektiğini ifade eden Bağlam, “Bunun dışında işin ehli olmayan bireyler tarafından yapılmamalıdır. Hastalarımız bunlara müracaat etmemelidir. Yanlış kişiler tarafından uygulanan botoks işlemi sonucunda yüzde asimetri, göz kapaklarında düşme ve ifadesiz surat gibi istemediğimiz sonuçlara neden olabilir ve bunların tedavisi gerçekten uğraştırıcı oluyor. Bazı yan etkileri ise maalesef geri dönüşümsüz olup 4 ay boyunca hastanın bu ifadeyle dolaşması gerekebiliyor. Botoks etki süresi 4-6 ay kadar olan bir üründür. Dolayısıyla yanlış yapıldığı zaman, bir takım düzeltme işleri vardır. Antagomis kaslar dediğimiz kaslara botoks uygulaması ile yüzdeki ifadeyi düzeltmeye çalışırız. Ancak kalıcı felç ihtimali yoktur. Botoks uygulamasından önce yapılması gereken çok bir işlem yok, ama işlem konforu açısından hastalarımızın son bir hafta ağrı kesici kullanmamaları gerekiyor. İşlem sırasında ise ağrının azaltılması için soğuk kompres uygulanabilir. Hastanın işlem yapıldığı gün ve sonrasında aşırı sıcak soğuk, aşırı egzersiz ve alkolden kaçınması gerekir. Yine o gün boyunca yüzükoyun uzanmak, secde eder pozisyonda olması yasaktır. Ondan sonraki gün hastalarımız gündelik işlerini yapabilirler” ifadelerini kaydetti.

  • “AB mevzuatına uygun üretim yaptığımız bilinen bir gerçek”

    İSO meslek komiteleri ve 16 STK ile ortak açıklama yaptı.

    İstanbul Sanayi Odası’ndan (İSO) yapılan açıklamaya göre tekstil, hazır giyim, deri ve deri mamülleri sektörleri temsil eden komitelerini ve 16 STK’yı BBC’nin ’çocuk mülteciler’ haberi sonrası bir araya geldi. Açıklamada, “Geçen hafta İngiliz yayın kuruluşu BBC’de yayımlanan, gerçeklerle bağdaşmayan haberden çok büyük üzüntü duyan sektörlerimizin ve firmalarımızın haberde yer alan ağır suçlamaları hiçbir şekilde hak etmediğini özellikle belirtmek istiyoruz.

    Ortaya atılan asılsız iddiaların tam aksine, Türk tekstil ve hazır giyim sanayimiz, rakiplerine göre birçok açıdan çok daha uygun şartlara ve etik değerlere bağlı bir çalışma ortamına sahiptir. Türk tekstil ve hazır giyim sanayicileri olarak bu koşulları da yeterli bulmadığımızı; insana yakışır iş standartlarına sahip olma adına kesintisiz iyileştirmeye inandığımızı ve koşulsuz temiz üretimi esas aldığımızı özellikle vurgulamak istiyoruz. Böyle bir anlayışa sahip olan biz sanayicilerin sadece Suriyeli mülteci çocuklar değil, hiçbir çocuğun çalıştırılmasından yana olmayacağı aşikardır. Bu konuda hep duyarlı olduk, olmaya da devam edeceğiz.

    Türk sanayicileri ve ihracatçıları olarak global arenada her dönemden daha büyük ve zorlu bir rekabet savaşı vermekteyiz. Böyle bir dönemde böylesi bir haberin tedarikçiler ve asıl önemlisi tüketiciler üzerinde bırakacağı olumsuz etki açıktır. Kaldı ki, kayıtlı çalışan, yıllardır en büyük ihracatını Avrupa’ya yapan biz sanayicilerin AB mevzuatına uygun olarak üretim yaptığı, Avrupalı müşterilerimizin de zaman zaman bu üretim sürecini baştan sona gözden geçirdiği bilinen bir gerçektir. Öyle ki, ülkemizin ihracat yelpazesinde tekstil ürünlerinin otomotivden sonra büyük bir paya sahip olması, yaptığımız işin her açıdan kaliteli ve etik kurallara uygun olduğunu ortaya koymaktadır.

    Bu haksız suçlamaları yapanlar, Türkiye’nin üç yıldır büyük bir insani görevi yerine getirmekte olduğunu ve 3 milyon Suriyeli kardeşimize kucak açtığı gerçeğini görmezden gelmektedir. Birçok ülke bu ağır mülteci sorununa maalesef yüzünü çevirirken biz ülke olarak 5 yılı aşkın bir süredir büyük bir yardımseverlik ve misafirperverlik örneği sergileyerek ev sahipliği yapıyoruz. Böyle bir süreçte Avrupalı dostlarımızdan bu tür gerçeklerden uzak haberler yerine, mültecilerin buradaki imkanlarını iyileştirmek için daha güçlü destek beklediğimizi de belirtmek durumundayız. BBC’nin haberi, bugün artık hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan Suriyeli mülteci kardeşlerimizin topluma uyum sağlamasının ne kadar önemli, hassas ve acil bir konu olduğunu bize bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu bir gerçek ve bu gerçeği siyasilerden bürokratlara, biz STK’lardan akademi dünyasına kadar hepimizin görmesi gerekmektedir.

    Bu nedenle Suriyeli mültecilerin mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde toplumumuza uyum sağlamaları gerekiyor. Bu uyumun bir ayağı da Suriyeli göçmenlerin istihdam edilmesinde çalışma izinlerinin daha da kolaylaştırılması ve bu konudaki prosedürlerin rahatlatılmasıdır.Bütün bu çerçevede bir değerlendirme yapılacak olursa; içinde bazı Suriyeli üreticilerin de olduğu merdiven altı işletmeler ve bunların üretimi, kayıtlı çalışmaya her zaman önem veren biz sanayiciler için de ağır bir haksız rekabet unsurudur. Bu tür işletmelerin ciddi bir denetime tabii tutulması gerektiğini düşünüyoruz. Biz kayıtlı çalışan sanayiciler, merdiven altı üretime ve kayıt dışılığa karşı her düzeyde mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz. Sonuç olarak; birçok maksatlara ve önyargılara dayalı bu tür asılsız haberlerle tüm sektörümüzün töhmet altında bırakılmasının ve ülkemiz imajının olumsuz etkilenmesinin büyük bir haksızlık olduğunu değerlendiriyor, bahse konu olan haberi yapanları habercilik etiği açısından duyarlı davranmaya davet ediyoruz” denildi.

  • En az bilinen ama en sık rastlanılan hastalık: Huzursuz bacak sendromu

    Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Selda Özşahin, “Karşı konulamaz şekilde bacaklarınızı hareket ettirme ihtiyacı hissediyorsanız ve bu rahatsızlık verici his uyumanıza da izin vermiyorsa ‘huzursuz bacak sendromu’nuz olabilir. Huzursuz bacak sendromu yaklaşık 10 kişiden birinde görülür. Genellikle orta ve ileri yaşta ortaya çıkar ancak çocukluklarda da görülür” dedi.

    Huzursuz bacak sendromu (HBS), özellikle istirahat döneminde ortaya çıkan bacaklarda uyuşma, yanma, iğnelenme, karıncalanma, ağrı ve şiddetli hareket ettirme isteği gibi yakınmalarla kendini gösteriyor. Yakınmaları genellikle bacaklarının derinlerinde olan HBS hastaları, “hareket ettirme ihtiyacı, sürünme, karıncalanma, huzursuzluk, kramp girme, ürperme, çekilme, ağrılı olma, elektriklenme, gerilme, rahatsızlık ve kaşınma” gibi şikayetler yaşıyor. Yakınmalar genellikle akşam saatlerinde ve bacaklarda ortaya çıkarken, hastalığın ilerleyen dönemlerinde gün içinde de uzun süreli oturma ve istirahat dönemlerinde ortaya çıkabiliyor. Hastalıkta yakınmalar hareketle azalırken, genellikle her iki bacağı etkilemekle birlikte az orandaki hastalarda tek taraflı de olabiliyor. Nadiren kollara, ellere ve vücudun diğer bölgelerine yayılan hastalığın bulgularının sıklıkla akşam ve gece saatlerinde ortaya çıkması, hastalarda ciddi uyku bozukluklarına neden oluyor. Huzursuz bacak sendromu genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan bir hastalık olmakla birlikte tüm yaşlarda da görülebiliyor. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla görülüyor.

    Hastaların çoğunun konforsuz bir hayat yaşadıklarını söyleyen Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Selda Özşahin, “Çok iyi bilinen bir hastalık olmadığı için bu hastaların çoğu bu hastalıkla birlikte konforsuz bir hayat yaşamaktadır. Özellikle çocuklardaki HBS’ye tanı koymak güçtür. Çocuklar nadiren klasik HBS belirtilerini dile getirirler, diğerleri ise artan ağrılardan söz ederler. Bu çocukların birçoğu yerinde duramadıkları için yanlış olarak dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı almaktadır” dedi.

    Huzursuz bacak sendromu tanısı nasıl konulur?

    Huzursuz bacak sendromunda tanı konulabilmesi için birtakım kan testleri ve EMG tetkiki yapıldığını ifade eden Dr. Özşahin, ayrıca bacaklarda anormal duyularla birlikte şiddetli hareket ettirme isteği olması, bulguların oturma ve yatma gibi istirahat durumlarında ortaya çıkması, hareket ettirmekle bulguların tamamen ya da kısmen düzelmesi, bulguların genellikle akşam saatlerinde ya da gece kötüleşmesi gibi belirli bir özelliği olması belirtilerinin yaşandığını söyledi.

    Huzursuz bacak sendromunun nedenleri nelerdir?

    Hastaların büyük bir kısmında huzursuz bacak sendromunun nedeninin tam olarak bulunamadığını ifade eden Dr. Özşahin, “Nedeni bilinmeyen bu tip hastalara primer huzursuz bacak sendromu adı verilmektedir. Ancak bu hastaların ailelerinde benzer hastalar olup olmadığı araştırılmalıdır. Özellikle erken yaşta (40 yaşından önce) başlayan kişilerde genetik geçiş daha yüksek orandadır. Nedeni saptanamayan huzursuz bacak sendromu hastaların yaklaşık yarısında genetik geçiş olabilmektedir. Bugün en çok kabul edilen görüşe göre huzursuz bacak sendromu beyinde dopamin isimli maddenin bazı özel bölgelerde azalması sonucu gelişmektedir. Huzursuz bacak sendromu na neden olabilecek durumlar şunlardır; demir eksikliği (en önemli göstergesi ferritin düşüklüğü), ileri evre böbrek yetmezliği, şeker hastalığı, parkinson hastalığı, sinirlerin değişik nedenlerle etkilenmesi (polinöropati), romatoid artrit, hamilelik. Bunların dışında bazı bulantı, depresyon ve psikoz ilaçları ile bazı sara (fenitoin içerenler), soğuk algınlığı (antihistaminik içerenler), tansiyon ilaçları (nifedipin içerenler) huzursuz bacak sendromu bulgularını kötüleştirebilirler. Bu nedenle huzursuz bacak sendromu olan hastalar bu grup ilaçları doktoruna danışmadan kullanmamalıdır. Ayrıca kafein, alkol ve sigaranın yine huzursuz bacak sendromu bulgularını kötüleştirebileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.

    Huzursuz bacak sendromu tedavisi nasıl yapılır?

    Hastalığın tedavisi hakkında da bilgi veren Dr. Özşahin, şunları söyledi:

    “Huzursuz bacak sendromu tedavi edilebilir. İlaç tedavisine başlamadan önce yapılabilecek bazı rahatlatıcı hareketler ve önlemler vardır. İlk yapılması gereken hastanın bazı basit uyku hijyeni kurallarına dikkat etmesi ve huzursuz bacak sendromu bulgularını kötüleştirebileceğini bildiğimiz alkol, sigara, kafein (çikolata, kafein içeren çay ve kahve gibi) maddelerden uzak durulmasıdır. Ayrıca kan tetkiklerinde saptanan vitamin ve özellikle ferritin (demir deposu) düşüklüğünün tamamlanması tedavide belirgin yol almamızı sağlayacaktır. Bütün bunların dışında doktorunuzun vereceği bu hastalıkta etkili kanıtlanmış tedaviler bu derin kabustan hastalarımızı uyandıracaktır.”

  • Güzellikte doğru bilinen yanlışlara dikkat

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Cildiniz ona ne kadar baktığınız ve nasıl bir yaşam sürdüğünüz hakkında birçok şey söyler. Bazı doğru bilenen yanlışlar var ki cildi olumsuz etkiler” dedi.

    Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, siyah nokta bantlarının sadece burundaki kirleri temizlediğini belirterek, “Gözeneklerde bulunan siyah noktaları çıkarmaz. Bant üzerinde gördükleriniz yüzeysel kirlerdir. Siyah noktalardan gözeneklerin açılması gerekir” diye konuştu.

    Selülitlere çarenin kremler olamayacağını dile getiren Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, “Selülitle mücadele edilecekse belirli krem ya da jeller etki oluşturmazlar. Selülitlerden kurtulmak için bir dermatoloji uzmanına danışarak doğru uygulamalar seçmelisiniz. Güneşin yaydığı UVA ışınları (kırışıklığa sebep olanlar) tüm yıl boyunca aynı derecede güçlü yansırlar. Siz gözünüzle görmüyor olabilirsiniz ama UVB ve UVA ışınlarına maruz kalan cilt, yaşlılık lekeleri, kırışıklıklar ya da en kötü durumda cilt kanseri gibi ciddi problemlerle karşılaşabilir. O yüzden kışın bile yüzünüze, ellerinize cilt tipinize uygun güneş koruyucu krem sürmelisiniz” dedi.

    Nemlendiricinin, sağlıklı cilt hücrelerinin korunmasında önemli bir bileşen olduğunu ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, yağlı ciltlerin de diğer ciltler gibi nemlendirilmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Aknenin asla sıkılmaması gerektiğini dile getiren Ertek, “Çünkü sıkılırsa aknenin içinde bulunan enfeksiyonu ve inflamasyonu da dağıtmış oluyorsunuz, bunun sonucunda hem yüzde iz oluşuyor, hem daha da büyüyor. Cildinizin bir yağ dengesi var. Her akla gelindiğinde cilt temizliği için yüz yıkamak bu doğal dengeyi bozar. Fazla temizlenen cilt tahriş olabilir, yağ dengesi bozulduğundan sorunlu bir görüntü oluşturabilir” ifadelerini kaydetti.

  • Polis FETÖ’ye yakınlığı ile bilinen okullarda çalışma başlattı

    15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY örgütüne yönelik çalışmaları derinleştiren polis ekipleri Aydın’daki gözaltı çalışmalarından sonra cemaate bağlı okul ve özel kurumlarda çalışma başlattı.

    Aydın’da faaliyet gösteren ve FETÖ ile bağlantısı bulunduğu öne sürülen okullar, yurtlar ve özel bir sağlık kuruluşunun da aralarında bulunduğu kurumlarda polis ekiplerince başlatılan arama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi. İlgili kurumların bir çok görevlisine ulaşılamadığı öğrenilirken İzmir Yamanlar Koleji’nden sonra Aydın’da da çalışmaların detaylı bir şekilde sürdürüldüğü öğrenildi.