Etiket: Bilinçsiz

  • Bilinçsiz yapılan spor fıtık nedeni

    Op. Dr. Tolgay Akın, kasık ve göbek bölgesindeki dokuların zayıflığından dolayı oluşan fıtıkların ağrı ve hareket güçlüğü ile kendini gösterebildiğini, ağır kaldırma, ısınmadan mekik ya da şınav çekme gibi nedenlerle tetiklenebilen fıtıkların tedavi edilmediği takdirde diğer organlara da zarar verdiğini söyledi.

    Karın duvarı fıtıklarının yüzde 90’ını kasık fıtıklarının oluşturduğunu dile getiren Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Tolgay Akın, “Fıtık, o bölgede bulunan dokuların zayıflığından dolayı oluşan ve o bölgeye zaman zaman girip çıkan veya sabit şekilde bulunup hissedilebilen şişlikle kendini gösteren bir rahatsızlıktır. Bu şişlikler ıkınma ile birlikte ara ara meydana gelir ve kaybolur. Kasık fıtığı erkeklerde kadınlara göre 7 kat daha sık görülürken, göbek fıtığına da kadınlarda daha sık rastlanmaktadır. Karın bölgesi fıtıkları; kasık, göbek ve ameliyat olmuş hastaların ameliyat bölgesinin zayıf noktalarından bağırsak gibi karın içi organlarının dışa doğru çıkmasıyla meydana gelir. Fıtık, şişlik dışında ağrı ve o bölgede rahatsızlık hissi ile kendini belli eder. Hiçbir belirti vermeyen fıtıkların teşhis edilebilmesi için muayene ile birlikte karın bölgesine yapılan görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır” dedi.

    “Tedavi edilmeyen fıtıklar diğer organlara zarar verebilir”

    Tedavi edilmeyen karın bölgesi fıtıklarında en kaçınılmaz riskinin, fıtığın aniden o bölgede sıkışması olduğunu belirten Op. Dr. Tolgay Akın, fıtığın oluştuğu bölgede bağırsakların sıkışmasının hasta için tehlike olduğunu söyledi. Op. Dr. Akın, “Ameliyat edilmeyen fıtıklar, diğer organlara zarar verebilmektedir. İçerideki organlar bu zayıf bölgelerden dışarı çıkarak sıkıştığı ve içeri giremediği için organın beslenmesi bozulur. Bu durum organların kangren olmasına neden olabilir. Normalde çok basit yöntemlerle yapılabilecek bir fıtık ameliyatı, geç kalınmış fıtıklarda zorlu hale gelebilmektedir” diye konuştu.

    Ameliyat 1 santimden küçük 3 delikten yapılıyor

    Fıtığın ağır iş yapanlarda, ağır spor yapanlarda, geçmeyen kabızlık şikayeti olanlarda, prostatı olanlarda ve bronşit, astım gibi öksürüğe neden olan kronik hastalarda sıklıkla görüldüğünü ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Tolgay Akın, açıklamasını şöyle tamamladı:

    “Çocukluk çağında görülen göbek fıtıkları kendi kendine kapanabilmekteyken, ileri yaşlarda meydana gelen tüm fıtıklar için tek tedavi cerrahidir. Karın duvarında gerçekleşen fıtık ameliyatı, 1 santimden küçük 3 delikten kapalı yöntemle yapıldığı için hastanın ağrısı çok az olmaktadır. Tek taraflı kasık fıtıklarında ameliyat süresi 30 dakika iken çift taraflı fıtıklarda da ameliyat maksimum 45 dakika sürmektedir. Hasta ertesi gün taburcu edilmekte ve günlük yaşantısına rahatlıkla geri dönebilmektedir.”

  • YÖK Başkanı Saraç: “Üniversite Öğrencileri Bilinçsiz Tercih Yaptığı İçin Yeniden Sınava Giriyor”

    Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversite öğrencilerinin bilinçsiz tercih yaptığı için yeniden sınava girdiğini belirterek, “Bundan dolayı biz daha sıhhatli bir tercih yapabilsinler diye Yüksek Öğretim Kurumu olarak bazı düzenlemeler yaptık. Bunlardan birisi tercihteki sayıyı, üniversite tercihindeki sayıyı bir düşürme oldu. Bununla ilgili çok ciddi veri üzerinde analizler yaparak bu tercih sayıları düşürüldü” dedi.

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde düzenlenen bir dizi etkinliğe katılmak üzere Nevşehir’e gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Nevşehir Valisi Mehmet Ceylan’ı ziyaret etti. Ziyaret sırasında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Saraç, hafta sonunda sınava girecek öğrencilere başarılar dilerken, üniversitede öğrenimine devam ederken yeniden sınava giren öğrencilerin ise hatalı tercih yapmalarından dolayı yeniden sınava girdiklerini kaydetti. Saraç, “Hafta sonunda sınava girecek olan öğrencilere hayırlı olur diyerek iyi dileklerde bulunmak isterim. İki aşamalı bir sınav. Bu sınavın iki aşamalı şekilde uygulanmasının sebeplerden birisinin öğrencilerden gelen talepler doğrultusunda tek bir sınavı bütün yüksek öğretim planlamalarına endekslenmemeleri hususunda bir talepleri olmuş idi. Dolayısıyla bu sınavda ellerinden geleni ortaya koyacaklar. Bütün birikimleri istikametinde tabi ki bu sınavda başarılı olmaya gayret edecekler. Fakat tabi ki unutulmaması gerek diğer bir hususta bu sınavın ikinci aşaması da olduğu. Dolayısıyla bu sınavın neticesi ne olursa olsun, ondan sonraki sınav sonrası intibaları ne olursa olsun ikinci aşamaya da yine aynı çaba ve gayret ile heves ile çalışmaları icap ediyor. Biz Yüksek Öğretim Kurumu olarak tabi ki sınavların ölçme ve değerlendirme usulünü sıhhatli bir şekilde kurgulandığına inanıyoruz. Bu sınavların adalet temelinde insanların yüksek öğretime erişimini sağladığına inanıyoruz. Bu istikamette de bu sınavlar gerçekten başarılı. ÖSYM de son yıllarda artan yetkinliği ile de bu sınavları başarılı bir şekilde yerine getiriyor, gerçekleştiriyor” dedi.

    YÖK Başkanı Saraç, bir gazetecinin “Hafta sonunda sınava girecek olan öğrencilerin yüzde 30’luk kısmının üniversitede okuduğu halde yeniden sınava girmelerini siz neye bağlıyorsunuz?” sorusu üzerine öğrencilerin bilinçli bir şekilde tercih yapmamalarından kaynaklandığını söyledi. Saraç, “Bununla ilgili eğitim bilimcileri bir çalışma yaptıklarında ortaya çıkan sonuç şu; üniversite yüksek öğretim sınavına giren öğrencilerimizin bulundukları pozisyonlardan, bulundukları programlarda tam anlamıyla tatmin olmadıkları veyahutsa o bizi tabi ki başlıca kararlar almaya sevk eden de bir husus. Bilinçli bir şekilde tercih yapamamaları dolayısıyla yeniden sınava girme ihtiyacı hissediliyor. Bundan dolayı biz daha sıhhatli bir tercih yapabilsinler diye Yüksek Öğretim Kurumu olarak bazı düzenlemeler yaptık. Bunlardan birisi tercihteki sayıyı, üniversite tercihindeki sayıyı bir düşürme oldu. Bununla ilgili çok ciddi veri üzerinde analizler yaparak bu tercih sayıları düşürüldü” şeklinde konuştu.

    YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’a ziyaretinde Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç’ta eşlik etti.

  • Bilinçsiz Diyet Saçsız Bırakmasın

    Uzman kontrolü dışında yapılan diyetlerin saça zarar verebileceğini dile getiren Saç Sorunları ve Kozmetik Birimi Koordinatörü Yasemin Gülgör, sağlıklı bir saç için sağlıklı beslenmek gerektiğini söyledi.

    Sağlıklı saçlar için sağlıklı beslenmeye önem vermek gerektiğini dile getiren İzmir Özel Gazi Hastanesi Saç Sorunları ve Kozmetik Birimi Koordinatörü Yasemin Gülgör, uzman kontrolünde diyet yapılmasının önemine değindi. Kulaktan dolma bilgilerle, uzmana danışmadan yapılacak diyetlerin saç sağlığını olumsuz etkileyebileceğini anlatan Gülgör, önemli uyarılarda bulundu. Gülgör, “Beslenme bozuklukları, saç yapısında değişikliklere neden olabilir. Yanlış diyet yapıldığında saçlarınızda dökülme meydana gelebilir. Bunun nedeni eksik alınan vitamin ve minerallerdir” diye konuştu.

    SPOR SAÇA ZARAR VERİR Mİ?

    Yaz aylarının yaklaşmasıyla kişilerin diyet ve spora ağırlık verdiğini ifade eden Gülgör, spor yapmanın saçlara zararı olmadığını söyledi Egzersiz yapmanın ya da ağırlık kaldırmanın saç dökülmesine sebebiyet vermediğinin altını çizen Gülgör, “Çoğu kişi, diyetle beraber spor da yapıyor. Yapılan hiç bir spor, saça zarar vermez, dökülmesine neden olmaz. Saç sağlığına önem veren kişinin yalnızca diyet yaparken aldığı besinlere dikkat etmesi gerekir. Çünkü açlık ve beslenme bozuklukları saç yapısında değişikliklere sebep olabiliyor. Vücudun ihtiyacı olan besinler düzenli alınmadığı takdirde saçta sorun başladığını görüyoruz” dedi.

  • Bilinçsiz Egzersiz Ölüme Götürüyor

    Yrd. Doç. Dr. Fuat Koçyiğit, egzersiz yaparken ani ölüm yaşanmaması için önlem alınması gerektiğini belirtti.

    İş adamı Mustafa Koç’un kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmesinin ardından “Spor yaparken nelere dikkat etmeli?” sorusu tekrar gündeme geldi. İş adamı Koç’un ölümü herkesi yasa boğarken, Yrd. Doç. Dr. Fuat Koçyiğit spor yaparken bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

    Egzersizlerin yanlış uygulandığına dikkat çeken Koçyiğit, orta yaş ve üstü kişilerde düşük yoğunluklu egzersizleri tercih etmesi gerektiğini savundu. Koçyiğit, ülkemizin en değerli iş adamlarından Mustafa Koç’u egzersiz esnasında geçirdiği kalp krizinden kaybettiğimizi belirterek şunları söyledi:

    “Egzersiz esnasında ölümle karşılaşmamak için alınacak önlemleri iki ana başlıkta ele alabiliriz. İlki, egzersiz öncesiyle ilgili önlemlerdir. Kişinin genetik yatkınlığının incelenmesi, bununla birlikte, kişinin yaşam tarzı, alışkanlıkları ve beslenme özelliklerine bağlı kalp damar sisteminin risk durumunun incelenmesi gerekmektedir. Genellikle, bu inceleme doktor veya uzman kişinin rehberliğinde egzersiz yapanlarda göz önüne alınıyor. İkinci önemli konu egzersiz esnasında oluşacak risklerin kontrol altında tutulmasıdır. Egzersiz esnasında ani ölüm en çok bu sebeplerden kaynaklanmaktadır. Bunlar, egzersizin türü, egzersizin şiddeti, sıklığı, yapıldığı ortam ve egzersize başlamadan hemen önceki fiziksel, fizyolojik faktörler olarak sıralayabiliriz.”

    KALP ATIM SAYISINA DİKKAT

    Egzersizin şiddetinin hayati önem taşıdığına işaret eden Koçyiğit, bu durumu örneklerle şöyle açıkladı:

    “Halı saha ve benzeri aktiviteler de, egzersiz şiddetinin düzensiz ve kontrol dışı olması, zaten başlı başına ani ölüm riskine davetiye çıkarmaktadır. Ancak, kontrol altında, ev ve salon bisikleti, koşu bandı, ağırlık salonu gibi egzersiz şiddetinin kontrol edilebilir, düzenlenebilir olduğu şartlardaki egzersizde, ani ölümler için durum farklılık gösterir. Sağlıklı birisi için bile egzersiz şiddeti, yaşa bağlı olarak az çok değişmekle birlikte, orta yaş bir kişide 90 ile 110 kalp atım sınırı içinde olmalıdır. Bu uzun süre egzersiz yapanlarda bile 120 kalp atım düzeyini aşmamalıdır. İkinci dikkat edilmesi gereken konu; orta ve yüksek ağırlık kullanmak veya manyetik bisiklet gibi, kalp-damar sistemi üzerinde basıncı yükselten, sol karıncık duvarının içe doğru kalınlaşmasına neden olan direnç egzersizlerinden kaçınmaktır. Bunlar ve benzeri, göz önünde bulundurulması oldukça kolay olan konulara dikkat etmemiz, daha çok vatandaşımızın ve değerli insanımızın kaybını önleyecektir.”

  • Veterinerden ‘Bilinçsiz İlaç Kullanımı’ Uyarısı

    Veteriner Hekim Mehmet Aykanat, hayvanlara bilinçsiz ilaç verilmesinin hem insan hem de hayvan sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekti.

    Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde görevli veteriner Mehmet Aykanat, hayvanlara bilinçsiz ilaç verilmesinin meydana getirdiği olumsuzluklarla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Bölgede veteriner hekim ilaçlarının bakkallarda bile satıldığına dikkat çeken Aykanat, “Veteriner hekim bilgisi dışında bazı hayvan yetiştiricileri bakkallarda bile satılan bu ilaçları alıp kullanıyorlar. Hayvan yetiştiriciliği çoğunlukla gıda üzerine olduğundan bilinçsiz kullanılan bu ilaçlar hayvan sağlığını tehdit etmenin yanında hayvansal ürünlerde kalan ilaç kalıntıları nedeniyle insan sağlığını da tehdit eder boyutta” dedi.

    Denetimlerin yetersiz olduğuna dikkat çeken Aykanat, şunları kaydetti:

    “’Bazı yerlerde diploma kiralama yoluyla veteriner klinikleri açılıyor. Bu yolla işin ehli olmayan, veterinerlik eğitimi almamış kişiler tarafından da hayvanlara müdahalede bulunuluyor. Yapılan denetimler de yetersiz kalıyor. Yetiştiricilerimiz bu tür kişilere hayvanlarını teslim etmesinler ve veteriner hekimlere danışmadan ilaç kullanmasınlar.”