Etiket: bilinç

  • Keleş: “Göl konusunda kurumsal bir bilinç oluşturduk”

    SAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından düzenlenen 8. Ulusal Limnoloji Sempozyumunda Sapanca Gölü ile ilgili bir sunumu SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş yaptı.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, Limnoloji Derneği’nin katkılarıyla Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından düzenlenen 8. Ulusal Limnoloji Sempozyumu’nda ‘İçmesuyu Kaynağı Olarak Sapanca Gölü’nün Bütünleşik Yaklaşımlı Havza Yönetimi ile Korunması ve Güvenli Su Temini’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından Sakarya Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun tarafından Dr. Rüstem Keleş’e plaket takdim edildi.

    “Gölün üzerine titriyoruz”

    Sempozyumun düzenlenmesinde emek gösterenlere teşekkür ederek konuşmalarına başlayan Dr. Rüstem Keleş, “Sapanca Gölü üzerine titrediğimiz ve emek verdiğimiz bir su kaynağı. SASKİ Genel Müdürü olarak göreve başladığımda üzerine ilk eğildiğim konulardan birisi Sapanca Gölü oldu. Klasik yaklaşımlarla göl havzasını korumanın mümkün olmadığını gördük. Dolayısıyla bu konuda biraz daha inisiyatif ve risk alarak göl ile ilgili kalıcı ve bilimsel bir şekilde neler yapabiliriz diye düşündük. Kurumsal strateji ve politikalar geliştirdik. Hem yönetim süreçlerimizi, hem de bütçemizi buna göre planladık. Ekosistemin sürdürülebilirliği ile insan sağlığının öncelemesi gayretinde olduk” diye konuştu.

    “83 parametre takip ediliyor”

    Sapanca gölünü takip ettiklerini belirten Dr. Rüstem Keleş, “İmar konusu en çok zorlandığımız konu oldu. Bu konudaki zorluklar hala devam ediyor. Göl havzasında ciddi riskler alarak 50’ye yakın yıkım yaptık. Su kalitesini izleme noktasında ciddi çalışmalar gerçekleştirdik. Göl yüzeyinde 10 tane istasyon belirledik. 0-40 metre aralığında periyodik numuneler alarak bu numunelerin analizlerini yapıyor ve bunları veritabanımızda topluyoruz. Gölden aldığımız suyu anlık olarak takip ediyoruz. pH, bulanıklık, debi ve seviye gibi değerleri online olarak izliyoruz. Mikro kirleticileri ve endokrin bozucuları takip ediyoruz. Bu konuda TÜBİTAK ile ortak proje yaptık. Sapanca Gölü’ndeki alg türünü izliyoruz. Arıtma tesisimizi de bunu dikkate alarak dizayn ettik. Periyodik olarak analiz ettiğimiz 83 adet parametre bulunuyor. İmar ve deşarjlarla ilgili kontrolleri göl içerisinden kontrol etmek için tekne aldık. Sürekli denetim mekanizmasını çalıştırdık. Gölü besleyen dereleri periyodik olarak takip ediyor, buralardan da numuneler alıyoruz. Suyu kaynağında korumak için çaba gösteriyoruz. Gölün kuzey bölgesindeki kolektör hem kapasite olarak yetersizdi, hem de taşmalar meydana geliyordu. Güney bölgesinde kolektör hiç yoktu. Hem kuzey hem güney kolektörlerini inşa ettik. Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi ile görüşerek onların da kendi bölgelerinde kolektör yapmalarını sağladık. Şu anda göl evsel ve endüstriyel atıklardan korunuyor. Hafta sonları göl ve çevresinde nüfus büyük artış gösteriyor. Gölün güneyinden NATO Petrol Boru Hattı geçiyor. Yoğun bir trafik ve tren hattı var. Sıradan bir havzayla karşılaştırıldığında Sapanca Gölü havzası özgün, ciddi risklerin olduğu yoğun bir havza durumunda” ifadelerini kullandı.

    “Su yönetimi önemli bir sorumluluk”

    Dr. Rüstem Keleş sözlerinin devamında, “Su yönetimi canlı ve cansız yaratılmış bütün varlıklara karşı önemli bir sorumluluktur. Biz su yönetimi otoritelerinin bu sorumlulukla hizmet etmesi ve görev yapması gerekliliğine inanıyoruz. Sonuç olarak Sapanca Gölü’nün hem çevresel kirlenme risklerinden korunması, hem su bütçesinin yönetimi, hem su kalitesinin izlenmesi noktalarında SASKİ olarak sorumluluklarımızı yerine getirme gayreti içerisindeyiz. Bu konuda kurumsal bir bilinç ve duyarlılık oluşturduk. Gerçekten hem Büyükşehir Belediye Başkanımız, hem Sakarya özelindeki siyasetçilerimiz hem de çalışanlarımız gölün korunması için elinden gelen gayreti gösteriyor” ifadelerini kullandı

  • Davutoğlu’ndan “Bilgi, Bilinç Ve Ahlak” konferansı

    Türkiye Cumhuriyeti 62, 63, 64’üncü Hükümetlerinin Başbakanı ve AK Parti Konya Milletvekili Prof. Ahmet Davutoğlu, Konya Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Konya Kitap Günleri kapsamında Bilgi, Bilinç ve Ahlak konulu konferans verdi.

    Kimlik bilinci bağlamında yapılması gereken en önemli şeyin insanın kendisini tanımak olacağını dile getiren Davutoğlu, “Kendini tanımak, önce insani kimliğinin farkına varmakla olur. Kendi medeniyet kimliğinin farkına varmak. O medeniyet söz konusu olduğunda kendi öz kimliğinin farkında olmak ama başka hiçbir medeniyete de kapıları kapatmamak. Bu topraklarda yaşayan 80 milyon etle tırnak gibi iç içe geçmiş eşit vatandaşlardan oluşur. Kimse kimseyi dışlayamaz, kimse kimseye farkı nazarla bakamaz. Özellikle de Konya’da okuyanlar bu şehrin bir devlet şehri olduğunu bilecek. Devlet olmak demek, gelen herkesi adaletle ve muhabbetle karşılamak demektir. Şehir kimliğine sahip çıkacaksınız” dedi.

    “Konya benim hocamdır”

    Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Konya’nın kendisi için çok önemli olduğunu dile getirerek, “Konya benim hocam. Biri bana bir laf söylese güler geçerim. Biri bana kötü laf söylese kem söz sahibinin der susarım. Ama biri Konya’ya kem nazarla bakarsa, Konya’ya laf eder veya Konya’ya bir şey söylerse işte o zaman dur bakalım derim. Ya da Türkiye’ye. Çünkü o benim hocam, İstanbul benim hocamdır” diye konuştu.

    “İnsanların kalbine girdiğinizde kimse sizi oradan çıkaramaz”

    Gençlere kariyer planlaması yapmak yerine müktesebat planlaması yapmaları tavsiyesinde bulunan Davutoğlu, “Bir şey olduktan sonra siyasetçi olun. Siyasetçi olduktan sonra bir şey olmayın. Kendisi olmadan siyasetçi olanlar memlekete çok zarar verdiler. Önce olun sonra ne olursanız onu olun. O olgunluğu yaşamadan kısa yoldan siyasete gireyim ve bir isim olayım, kısa yoldan iş hayatına gireyim ve çok zengin olayım, kısa yoldan ilim hayatına gireyim ve bir anda profesör olayım, televizyonlarda konuşayım derseniz kısa yoldan ulaştığınız her şeyi kaybedersiniz. Ama emek vererek ter ve gözyaşı dökerek ulaştığınız yeri kimse sizden alamaz. Ulaşacağınız şey de para, makam, mevki değil insanların kalbidir. Oraya girdiğinizde kimse sizi oradan çıkaramaz” ifadelerini kullandı.

    Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi’nde yoğun ilgi gören programa AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, ilçe belediye başkanları, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Mücahit Sami Küçüktığlı ile çok sayıda vatandaş ve öğrenci katıldı. Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, programın sonunda kaleme aldığı eserlerini okurları için imzaladı.

  • Alıcık; “Şiddeti önlemenin yolu sosyal bilinç oluşturmaktan ve eğitimden geçmektedir”

    Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

    Başkan Alıcık yayınladığı mesajda, kadınlara yönelik psikolojik ve fiziksel şiddetin kabul edilemez olduğunun altını çizerek “Kadınların sosyal ve ekonomik anlamda özgürlüklerini savunmak ve bunu desteklemek ortak gayemiz olmalıdır. Şiddetin yalnızca fiziksel boyutları değil psikolojik boyutlarının da önüne geçilmeli, her anlamda adaletli bir yaklaşım sergilenmelidir. Ülkemizin gelişmesi ve çocuklarımızın iyi bir dünyada büyümesi, yalnızca kadınlara verilen değerin artması ile mümkündür. Türü her ne olursa olsun ‘şiddet’ kabul edilemez, katlanılamaz bir olgudur. Kadına yönelik şiddeti önlemenin yolu ise sosyal bilinç oluşturmak ve eğitimden geçmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Erzurum’da tüketici bilinçlendiriliyor

    Dünya Tüketiciler haftası dolayısıyla Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Erzurum Şubesi tarafından halka ücretsiz broşür dağıtıldı.
    TÜKODER Erzurum Şube Başkanı Gamze İspirli ve Tüketiciyi Koruma Derneği Gençlik Komisyonu Temsilcisi Şeyda Turan, halka tüketiciyi bilinçlendirme broşürü dağıttı.

     
    TÜKODER Erzurum Şube Başkanı İspirli, Yakutiye Kent Meydanında yaptığı basın açıklamasında Dünya Tüketiciler Günü tarihçesinin 1962’ye dayandığını ifade ederek, şunları söyledi: “1962’de ABD Başkanı J.F.Kennedy, Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmasında; herkesin birer tüketici olduğunu ve tüketicilerin kamusal alanda ve özel sektörde alınan ekonomik kararları etkileyen ve bunlardan da etkilenen çok önemli bir ekonomik grup olduğunu, buna rağmen seslerini duyuramadıklarını, dolayısıyla örgütlenerek haklarına sahip çıkmaları gerektiğini ve onların belirli çerçevede korunmasının gerekliliğini savunarak, geleceğin, tüketici merkezli politikalar uygulayanlar için daha parlak olacağını ileri sürmüş, bir anlamda günümüz dünyasına yönelik önemli bir öngörüde bulunmuştur. Bu konuşma nedeniyle, Birleşmiş Milletler tarafından 15 Mart tarihi “Dünya Tüketici Hakları Günü” olarak ilan edilmiş ve ilk olarak 1983 yılında kutlanmıştır’’

     

     
    Ülkemizde de 1985 yılından itibaren kutlanmaya başlayan Dünya Tüketici Hakları Gününün , bütün dünyada tüketici haklarının daha da ileriye götürdüğünü belirten İspirli, ‘’ Anayasamız, 172 nci maddesinde yer alan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” hükmü ile tüketicinin korunması konusunu Devlet güvencisine almıştır. Gerek anılan hüküm, gerekse 1987 yılında Avrupa Topluluğu’na yapılan tam üyelik başvurusundan sonra topluluk mevzuatına uyum çerçevesinde, tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemeler, Avrupa Topluluğu’nun tüketici odaklı yaklaşımı, tüketiciyi koruma politikaları ve Türk tüketicisinin yaşadığı sorunlar dikkate alınarak hazırlanan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 1995 yılında yürürlüğe girmiş ve 14 Mart 2003 tarihinde toplumsal bir mutabakat ile değişikliğe uğrayarak AB normlarına getirilmiştir’’

     

     
    İspirli , tüketici bilincinin artması noktasında örgütlenmenin önemli olduğunu belirterek, TÜKODER Genel Merkezinin 13 ve 14 Mart’ta kredi kartı kullanmama kampanyası başlattığını anımsattı.
    Konuyla ilgili TÜKODER Genel Merkezi tarafından bankaların haksız kazanç uygulamalarına karşı imza kampanyası düzenlediğini de hatırlatan İspirli, tüketici bilincinin geçmişe göre arttığını ifade etti.
    Tüketicinin artık, korunması gereken taraf olmaktan çıkması gerektiğini belirten İspirli, ‘’ Tüketici haklarını bilen, savunan ve piyasada üzerine düşen rolü bilinçli ve etkin bir şekilde yerine getiren taraf olmalıdır. Bu bakımdan tüm vatandaşlarımız tüketici haklarına sahip çıkmalıdır’’ dedi

     

     
    5 temmuz 1986 tarihinde birleşmiş milletler genel kurulu tarafından kabul edilen evrensel tüketici hakları deklarasyonuyla tüm dünyaya ilan edildiğini belirten İspirli, “Temel gereksinimlerin karşılanması,sağlık ve güvenliğin korunması ,ekonomik çıkarların korunması zararların karşılanması,temsil edilme,sağlıklı bir çevrede yaşama,bilgi edinme ve eğitilme haklarımız 1995 yılında kabul edilen ” tüketicinin korunması hakkında kanun ” ile ülkemizde de güvence altına alınmak istenildi. Ancak yasanın çıktığı günden bugüne kadar tam anlamıyla korunmamız söz konusu olmadığı gibi, hak ve özgürlüklerimizin ihlali karşısında hükümetler gerekli önlemleri almadılar, denetimleri yapmadılar ve tüketicileri kendilerini korumak üzere yalnız bıraktılar” dedi.