Etiket: Bilimleri

  • Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Kuruldu

    Ülkemizin sadece bilim ve teknikte değil, spor alanında da dünyada söz sahibi olması hedefiyle eğitim-öğretim hayatına başlayan ve birçok başarılara imza atan Düzce Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, 25 Ocak 2016 tarihli ve 2016/8562 sayılı kararname ile akademik faaliyetlerini Spor Bilimleri Fakültesi adıyla sürdürecek.

    Avrupa ve Dünya Şampiyonasında aldığı dereceler ile Düzce Üniversitesini en iyi şekilde temsil eden Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, bireysel branşlarda ve takım sporlarında Düzce Üniversitesine sayısız kupa kazandırmış, düzenlenen birçok sempozyum ve organizasyona ev sahipliği yaparak Düzce’nin ve Ülkemiz sporuna önemli hizmetlerde bulunmuş ve başarılar kazandırdı.

    Spor kültürünü tüm topluma yaygınlaştırmayı amaçlayan, araştıran ve analitik düşünen bireyleri yetiştirerek Türk sporunun ve toplumunun hizmetine kazandırma misyonuyla eğitim faaliyetlerini sürdürecek olan Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi; seçkin öğretim kadrosu, modern spor tesisleri ve nitelikli eğitim anlayışıyla Ülkemize yeni sporcular ve büyük başarılar kazandırmaya devam edecek.

  • İstanbul Esenyurt Üniversitesi İşletme Ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Bilginoğlu:

    Gelişen olumsuz etkenler doğrultusunda beklenen küresel kriz hakkında değerlendirmelerde bulunan İstanbul Esenyurt Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Bilginoğlu, “2016 yılında küresel anlamda ekonomik kriz beklentisi gerçekçi değil” dedi.

    Prof. Dr. Mehmet Ali Bilginoğlu, 2015 yılı ortalarından itibaren gerek Çin ekonomisinde yaşanan olumsuz etkiler gerekse Ortadoğu’daki olumsuz etkiler dolayısıyla dünya ekonomisinde bir kriz beklentisi olduğunu vurguladı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Mehmet Bilginoğlu, “Bu konudaki görüşler iki ana başlık altında toplanıyor. Birinci ihtimalde ekonomik krizin 2016 yılında ortaya çıkabileceği düşünülürken diğer ihtimalde de böyle bir krizin ortaya çıkmaması var. Ekonomik krizin ortaya çıkacağını düşünen iktisatçılar, bu krizi belli temellere dayandırıyorlar. Dayandırdıkları temellerden biri, 2016’da dünya ekonomisinde son beş yılın en düşük büyüme oranlarının öngörülmesi. Bir başka neden, özellikle Çin’deki ekonomik dengelerin bozulması ile birlikte döviz rezervleri azalıyor ve bu sebepten dolayı ülkeden sermaye kaçış riski var. Çin, enerji başta olmak üzere dünya talebini besleyen bir ülkedir. Dünya petrol fiyatlarındaki düşüşle beraber petrol ihraç eden ülkelerin gelir kaynakları azalıyor ve talebini düşürüyor. Düşen taleple birlikte büyüme hızları da azalıyor. Dünyadaki diğer mallara olan talepleri de aynı oranda değişim gösteriyor. Buradan kaynaklanan bir durgunluk söz konusu. Bir başka neden de, düşük büyüme, negatif faiz ve düşük enflasyon üçlüsünü içeren bir tuzağa düşürülmüş olduğu iddiasıdır. Ülkeler düşük büyüme, negatif faiz ve düşük enflasyon sarmalına düşmüş durumdalar ve çıkamıyorlar. Başka bir sebepte, gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranlarının yavaşlamasıdır. Bu yavaşlamanın sebepleri arasında, sermaye arzının düşmesi ve yabancı sermayelerinin ülkelerden kaçma eylemine girişmesinin de rolü var. Amerikan Merkez Bankası’nın faizleri yükseltme sürecine girmesi de bu işi hızlandırıyor. Gelişmiş ülkelerdeki olumsuzluklar gelişmekte olan ülkelerde de görülmekte. Düşük faiz politikası bankaların mali yapılarını bozuyor. Bankaların mali yapıları bozuldukça kredi verme olanakları azalıyor. Yine buna paralel olarak verilen kredilerin geri dönme riski de artıyor” dedi.

    “2008’DEKİ EKONOMİK KRİZDEN ÇIKMADIK, SADECE BAŞKA BİR EVRESİNE GEÇTİK”

    2016 yılında beklenen küresel ekonomik krizine karşı diğer iktisatçıların iyimser olarak böyle bir kriz beklentisi içinde olmadığını söyleyen Bilginoğlu, “Dünya ekonomilerinin bir durgunluk döneminde olduğunu ve bu durgunluğunda gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere yayıldığını söyleyebiliriz. Uzunca bir süre durgunluğun devam edeceği bekleniliyor. Fakat gerek Amerikan Merkez Bankası’nın gerek Avrupa Merkez Bankası’nın alacağı önlemlerle genişletici para politikaları yoluyla sorunun kriz boyutuna çıkmama ihtimali var. Çünkü krizin çıkmayacağına dair bazı nedenler var. Son dönemde Avrupa Birliği’ndeki parasal genişleme kaynaklı ekonomik canlanma, Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırım sürecini yavaşlatması buna bir örnektir. Merkez bankalarının ortak davranışlar sergilemesi durumunda bu durgunluk süreci sürecek fakat bir kriz boyutuna ulaşmayacak diye düşünüyorum” ifadelerinde bulundu.

    “TÜRKİYE’DE 2016 YILINDA EKONOMİK İSTİKRARIN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Olası bir ekonomik kriz beklentisi içinde olmadığını fakat olsa da Türkiye’nin 2016 yılında ekonomik istikrar sağlayacağını düşünen Bilginoğlu, “Krizin çıkması karşılığında durumu, riskler ve avantajlar olarak ele almak gerekiyor. Risklere baktığımız zaman, cari açığın hala yüksek oluşu, enflasyonun tek rakamlı olmasına rağmen hala yüksek ve düşmemekte direnmesi, büyüme oranının beklentinin altında ve arttırılamaması, verimlilikte düşüşün olması ve işsizlik oranının oldukça yüksek bir düzeyde seyretmesi, dış borçlanmamızın hala iyileşmemiş durumda olması sorun olarak karşımızda duruyor. Buna karşılık olumlu göstergelere ve avantajlara bakacak olursak, mali disiplin sürmekte, cari açık yüzde 4,5 gibi bir düzeyde, enflasyon hala tek rakamda tutulabiliyor ve önümüzdeki yaz dönemiyle birlikte düşmesi muhtemel. Cari açıktaki iyileşmenin petrol fiyatlarındaki düşüşten de olumlu etkilendiğine dikkat çekelim. Bu dönemi düşük enerji fiyatlarıyla geçirmiş olmamız büyük bir avantaj. Bu yıl için değerlendirdiğimde avantajların risklerden daha etkili olacağını düşünüyorum. 2016 yılı mali denge başta olmak üzere ekonomik dengenin ve makroekonomik göstergelerin bozulmayacağını düşünüyorum. Muhtemelen alınacak yapısal önlemler de olumlu etkilerini göstermeye başlayacak. Eğer jeopolitik risk azalırsa bu dediğim öngörünün gerçekleşmesi daha büyük ihtimal taşıyor. Mülteci sorunundaki maddi külfet için Avrupa Birliği ile anlaşılıp paylaşılırsa bu da bizim ekonomimizi olumlu etkileyecek. Tabi bu mülteci sorunu ve onun getirdiği mali yük, riskler arasındadır. Bu alanda Avrupa Birliği ile olumlu anlamda bir adım atılırsa bu riskte minimuma iner” şeklinde konuştu.

    “OLASI KRİZ İÇİN YAPISAL ÖNLEMLER DÂHİLİNDE YASALAR ÇIKARTILMASI GEREKİYOR”

    “Olası bir krize karşı yapısal önlemler için yasaların çıkartılması gerekiyor” diyen Bilginoğlu, “Yapısal önlemler çeşitli mal, faktör ve para piyasalarında yapısal dediğimiz dar boğazların giderilmesidir. Bunun için ise yasa gereklidir. Çıkarılacak yasaların iyi düşünülerek hazırlanması ve sorunların çözümüne zemin hazırlayacak şekilde çıkarılması da önemli yoksa parlamentodan yapısal önlemlerin hukuki alt yapısını sağlayacak kararların çıkması kolay. Parçalı bir hükümet yapısı yok. Fakat aceleye getirilmeden ve iyi düşünülerek, sorunun çözümüne yönelik çalışmaların yapılması gerekiyor. İş gücü piyasasında esneklik ve etkinliğin sağlanmasına yönelik pek çok hukuki önlemlerin oluşturulmalı ve esnek ücret politikası, esnek çalışma vs. yani piyasadaki dar boğazları giderici önlemler alınmalı ki bunlar da zaman ve siyasi kararlılık gerektiriyor. Olayın sosyal güvenlik, çalışma koşulları, iş gücü verimini arttırıcı önlemleri ve performans denetim boyutları var. Kamu kesimine özellikle performans denetimini getirici yasal önlemler, yapısal önlemlerin önde gelenlerindendir” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Yönetim Bilimleri Kongresi Kapılarını 17. Kez Açtı

    Üniversite öğrencilerin yakından takip ettiği, her yıl başarıyla gerçekleştirilen Yönetim Bilimleri Kongresi, kapılarını 17. kez katılımcılarına açtı. 3-4-5 Mart tarihlerinde İTÜ Maçka Mustafa Kemal Amfisi’nde düzenlenen kongre, bu sene de sektörün başarılı isimlerini ağırladı.

    Türkiye’nin en aktif öğrenci kulüplerinden İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü tarafından Finansbank ana sponsorluğunda düzenlenen kongrede Türkiye’nin ve dünyanın gündemindeki konular dünü ve bugünüyle pazarlama, finans, insan kaynakları gibi öğrenciler tarafından ilgi duyulan alanlardan katılan firma temsilcileri ve sektörün önde gelen isimleri tarafından ele alındı. Bunların yanında kongreye konuşmacı olarak katılan sektörün önde gelen firmalarının yetkin isimleri kendi geçtikleri yollardan, karşılaştıkları zorluklardan ve kariyerlerinde uğradıkları duraklardan bahsederek katılımcılara etkili tavsiyelerde bulundular.

    Kongrede katılımcılar karşısında konuşup tecrübelerini paylaşan isimlerden bazıları şunlar: Henkel Adhesive Technologies Turkey Chairman ve Türk Henkel Yönetim Kurulu Üyesi Ruediger Schmitz, DeFacto CFO’su Önder Şenol, KPMG CEO’su Ferruh Tunç, Eczacıbaşı İnsan Kaynakları Grup Başkanı Ülkü Feyyaz Taktak, Şişecam Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Kırman, L’Oreal CMO’su Beyza Kapu.

    Bu oturumların yanında çeşitli panellerle de kongrede birçok alandan sektöre yer verilmiş, farklı açılardan birçok sektörel noktaya değinildi.

    Organizasyonun düzenlediği günler boyunca, sabah saatlerinde vaka çalışmaları düzenlendi ve sonucunda kazanan öğrencilere firmalar tarafından çeşitli hediyeler veya fırsatlar sunuldu.

    Kariyer Alanı olarak nitelendirilen fuaye alanında katılımcılar, 3 gün boyunca alanda çalan orkestra ekibinin müzik şöleni eşliğinde birbirleriyle tanışma, staj başvurusu toplayan firmaların staj programlarına başvurma fırsatı bulurken kahve ve çeşitli atıştırmalıklar ile kongreyi takip etmişlerdir.

    “MUTLAKA SEVDİĞİNİZ İŞİ YAPIN”

    İş seçimi hakkında tavsiyede bulunan Eczacıbaşı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Ülkü Feyyaz Taktak, “Mutluluk seçimlerimizin sonuçlarıyla ibarettir. Yaşamda iki tane hayatımızı A’dan Z’ye etkileyen seçim vardır. Onlardan biri iş ve eş seçimidir. Yaşamımız heyecan duymamıza bağlıdır. Sabah kalkıp heyecanla işe gidebiliyorsanız, sevdiğiniz bir işiniz vardır demektir. Ömür biter ama iş bitmez. O zaman sizi heyecanla eve döndürecek hayat arkadaşınız olması lazım. Eğer bu iki seçimi doğru yaptıysanız öbür cennete gitmenize gerek yok, cennet burada. Düşünün ki mesainiz bitiyor ayaklarınız eve dönmüyor bunun adı cehennem. Burada güzellik nerede? Her iki seçimi siz yapıyorsunuz. Önemli olan aynı yanlışı iki kere yapmamak. O zaman öğrenmiyorsunuz demektir. Bu kendinize hakaret anlamı taşır. İş seçiminde mutlaka sevdiğiniz işi seçin. Sevdiğiniz iş moda bir iş değildir. Çok zor bir şey değildir. Burada önemli olan kendinize samimi davranmanız. Sevdiğiniz işte mutlaka başarılı olursunuz. Mezun olduğunuzda hangi işte mutlu olacaksanız, sadece o alana müracaatlarınızı yapın” dedi.

    Türk Henkel Yönetim Kurulu Üyesi Ruediger Schmitz ise, 20 yıllık Henkel deneyiminden ve kişisel kariyerinden bahsetti. Eğitim, kendini adama, olgunlaşma ve sağlamlaştırmanın anahtar noktaları olduğunu söyleyen Schmitz, risk yönetimi ve tercihlerin öneminden de bahsetti. Ruediger Schmitz konuşmasını, “Kendinize inanın ve her kararınızın sonuna kadar arkasında durun. Bu yolla başarabilirsiniz” diyerek noktaladı.

    “ANALİZ EDİN VE EKİP OLUN”

    Kongrede konuşan Unilever Finans Direktörü Pelin Gündoğan, kendi iş hayatı ve finans sektöründen bahsettikten sonra şunları söyledi:

    “Şirket olarak biz nasıl insanlar arıyoruz? Bu işi yapmayı sevecek biri lazım. Markette rafa gidip o ürünü gördüğünde, üretip aşamasından pazara girmesine, tüketicinin alması ve onun pazar payına dönüşmesine kadar olan bu yolcuğun size heyecan veriyor olması lazım. Sorumluluğun sizde olmasının mutluluk verici olması lazım. Bu nedenle analize çok açık olması lazım. Trendleri çok iyi takip ediyor olması lazım. Marketlerin mağaza sayısına kadar bilmesi gerekir. Sürekli ekip içinde çalışılması lazım. Tek başına 8 saat analiz yapan ekip değiliz” diye konuştu.

    Kongrenin diğer bir konuşmacısı Colgate Palmolive Türkiye Genel Müdürü Corrado Giaquinto 18 yıllık kariyer yolculuğunu anlattı. Kendini tanımanın bilgeliğe giden yolun ilk adımları olduğunu söyleyen Giaquinto, katılımcılara seçeneklere açık olmanın ve farklı kültürlere uyum sağlamanın önemini anlattı. Kariyerin müşteri ve yönetici beklentilerinin ne kadar karşılandığına bağlı olarak geliştiğini söyleyen Giaquinto ikiyüz yıllık Colgate Polmolive’in bugüne gelmesinde en önemli üç değer, önemseme, global takım çalışması ve sürekli gelişim olduğunu belirtti.

    Kongrenin son gününde 5 Mart Cumartesi akşamı düzenlenen Kapanış Gecesi’nde sahne alan Yüksek Sadakat grubu katılımcılara tam anlamıyla müzik ziyafeti sundu. Güzel bir konser akşamıyla sona eren 17.Yönetim Bilimleri Kongresi bu sene de katılımcıların hafızasında çok güzel bir yer edindi.

  • Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Başarıya Doymuyor

    Uludağ Üniversitesi (U.Ü) Erkek Voleybol Takımı ve Kız Hentbol Takımı elde ettiği üniversiteler arası 2. Lig şampiyonlukları ile yükseldikleri 1. Ligde, hedeflerini Süper Lig olarak belirledi.

    Uludağ Üniversite (U.Ü) Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenk Aydın, Erkek Voleybol Takımı ve Kız Hentbol Takımı’nın elde ettiği başarılardan dolayı gurur duyduğunu ifade etti. Badminton Takım’larının Üniversiteler Süper Ligi’nde defalarca şampiyonluğa ulaştığını, değişik sporlarında da ulusal ve uluslararası başarılara imza attıklarının altını çizen U.Ü Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Aydın, “Erkek Voleybol ve Kız Hentbol takımlarımızda çok çalışarak 1. Lige çıkmayı başardılar. Her iki takımımızda da gelecek sezon, Üniversiteler Voleybol ve Hentbol 1. Liglerinde mücadele verecekler. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.

    U.Ü Spor Bilimleri Fakültesi olarak, güçlü bir akademik kadroya sahip olduklarını ve öğrencilerinin başarılı sporculardan oluştuğunu söyleyen Fakülte Dekanı Prof. Dr. Cenk Aydın, farklı spor dallarında üst üste elde ettikleri başarıların tesadüf olmadığını söyledi. Dekan Aydın, farklı spor dallarında uzmanlaşan başarılı akademik kadrolarıyla fakültelerindeki öğrencilerin yeteneklerini keşfederek, bu yetenekleri geliştirmeleri için yoğun çaba harcadıklarını vurguladı.

    Başarılarında, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay başta olmak üzere, Üniversite’nin ilgili birimlerinin payının da çok büyük olduğunu söyleyen U.Ü Spor Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Cenk Aydın, “Hedefimiz, tüm spor dallarında var olmak ve kalıcı başarılara ulaşmaktır. Fakültemizde ekip çalışması yürütüyoruz. Üniversitemizin farklı spor dallarında adını duyurması ve başarılı sporcular yetişmesini arzuluyoruz. Geleceğin başarılı sporcularını yetiştirecek olan kadrolara en iyi eğitimi vermek asıl gayemizdir” diye konuştu.

  • BEÜ Sağlık Bilimleri Alanında Eğitim Atılımlarına Devam Ediyor

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde, Hemşirelik Anabilim Dalı Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği doktora programının açılması Yükseköğretim Kurulu’nun 20.01.2016 tarihindeki toplantısında alınan kararla onaylandı.

    Bülent Ecevit Üniversitesi’nin (BEÜ) bölüm ve program sayılarındaki artış hızla devam ediyor. BEÜ, lisans programlarına olduğu kadar yüksek lisans ve doktora programlarının açılmasına da büyük önem veriyor. Toplumun ve akademik camianın ihtiyaçları göz önüne alınarak açılan lisansüstü programlara bir yenisi daha eklendi. Yükseköğretim Kurulu, BEÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Hemşirelik Anabilim Dalı Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği doktora programının açılmasını 20.01.2016 tarihli toplantısında onayladı. Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yeni açılan doktora programı ile enstitünün lisansüstü program sayısı 19’a yükselirken, BEÜ’nün toplam lisansüstü program sayısı da 71’e yükselmiş oldu. Son beş yılda lisansüstü programlarında çok önemli artış sağlayan üniversitenin 2010 yılında 578 olan lisansüstü öğrenci sayısı 2015 yılında 2 bin 63’e yükseldi.

    BEÜ’nün sağlık alanındaki teknolojik altyapı çalışmaları ve yatırımlar kadar yüksek nitelikli mezun ve akademisyenler yetiştirilmesine de önem verdiğini vurgulayan BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer şunları söyledi:

    “Ülkemizin gelecekteki yüksek nitelikli sağlık çalışanı ve akademisyen ihtiyacını karşılama amacıyla yeni lisansüstü programlar açmaya devam ediyoruz. Bilindiği üzere BEÜ uygulama ve araştırma hastanesi yapılan dev yatırımlarla bölgenin sağlık üssü haline geldi. Üniversitemizin İbn-i Sina kampüsünü bir sağlık eğitimi üssü haline getirmek de hedeflerimiz arasında. Bu kapsamda yeni açılan Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği doktora programımız 2016-2017 yılının güz döneminden itibaren öğrenci almaya başlayacak. Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde 109 öğrenci öğretimlerine devam ediyorlar. Programa kabul etmeyi düşündüğümüz 10 öğrenci ile Sağlık Bilimleri Enstitüsü’ndeki öğrenci sayımız 119’a, toplam lisansüstü öğrenci sayımız ise bin 690’a yükselecek. Akademik camianın ve toplumun ihtiyaçlarını dikkate alarak açmayı planladığımız yeni yüksek lisans ve doktora programlarıyla bu sayıyı büyük bir hızla artırmayı hedefliyoruz. Yeni açılan doktora programımızın BEÜ camiasına hayırlı olmasını diliyorum.”