Etiket: Bilgiç:

  • Ebrar Efkan Bilgiç: “Galatasaray, FIFA’dan ceza almaz”

    Ebrar Efkan Bilgiç: “Galatasaray, FIFA’dan ceza almaz”

    Galatasaray’ın futbolcu maaşlarında yaptığı indirim açıklamasının ardından Belhanda ve Feghouli’nin FIFA’ya başvuruda bulunduğu iddia edilmişti. Spor Hukuku Uzmanı Avukat Ebrar Efkan Bilgiç, Galatasaray’ın gelirine oranla indirim yapması durumunda FIFA’dan ceza almayacağını ifade etti.

    Galatasaray Kulübü geçtiğimiz günlerde bir açıklamada bulunmuş ve oyuncuların maaşlarında yüzde 15’lik indirime gidildiğini ifade etmişti. Bu gelişmenin üzerine Feghouli ve Belhanda’nın da kulübü FIFA’ya şikayet ettiği iddiaları ortaya atılmıştı. Spor Hukuku Uzmanı Avukat Ebrar Efkan Bilgiç, konuyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede FIFA’nın pandemi nedeniyle yayınladığı metne dikkat çekti. Oyuncuların FIFA’ya başvurabileceğini söyleyen Bilgiç, “Bunda engel yok. Ancak FIFA’nın yayınladığı bir tavsiye metni vardı. Oyuncularla kulüpler iyi niyet çerçevesinde karşılıklı otursunlar ve indirim konusunda uzlaşma zemini arasınlar deniliyordu metinde. Her iki taraf da bunu iyi niyet çerçevesinde yapmalı. Eğer bir maaş indirimi gerçekleşecekse, gözetilmesi gereken kıstaslar var. Birincisi takım gelirlerinin ne kadar düştüğü, ikincisi oyuncunun maaşının takım bütçesine oranı hesaplanmalı. Örneğin Belhanda’dan yüzde 15 indirim yapıyorsan, Falcao’dan yüzde 10 yapamazsın gibi oranları olmalı. Anlaşma zemininin tamamının yazılı olması gerekiyor. Aslında futbolcunun cevabının da yazılı olması gerekiyor. Futbolcunun kayıtsız kalması, indirimi kabul etmesi ya da etmemesi anlamına gelmiyor. Eğer bu indirimi futbolcu kabul etmezse, kulüpler her futbolcuya eşit indirim yapmalı. Herkes sanıyor ki, bu indirimi kulüp yapınca futbolcu direkt FIFA’ya gidecek ve FIFA’ya gittiğinde haklı olacak. Ancak buradaki durum daha farklı. Çünkü FIFA, dosya önüne geldiği zaman kulübün yaklaşımının iyi niyetli olup olmadığına bakacak. Pandemi öncesinde kulübün geliri ve oyuncunun maaşına bakılıp, ardından da pandeminin ardından kulübün gelirinin kıyaslamasına bakılarak bu oranlama yapılacak. Kulüpler indirim talebinde bulunurken futbolcuya da kulübün gelir giderini sunmak zorundalar ve neden indirim yaptığını izah etmek zorunda” ifadelerini kullandı.

    “FIFA en fazla aradaki farkın ödenmesine karar verebilir”

    Kulüplerin anlaşma yapmayan oyuncuya gereken ödemesini yapması gerektiğini söyleyen Avukat Ebrar Efkan Bilgiç, “Kulüpler ‘Anlaşmayan oyuncuya ödeme yapmıyoruz’ diyemezler. Kulüp yüzde 15 teklifle giderse ancak futbolcu kabul etmezse, kulüp ücretin kalan yüzde 85’ini ödemek zorunda. Ancak yüzde 15’lik kısım için oyuncu FIFA’ya giderse, “Bu indirim neye göre yapıldı. Bütün oyunculara bu indirim yapıldı mı? Her 2 futbolcu 2,5 milyon Euro alıyorsa, neden birinden 500 bin Euro, diğerinden 1 milyon Euro indirim istedin” gibi sorular sorarlar. Galatasaray’ın yaptığı açıklamaya baktığımızda, kulüp doğru olanı yapmış gibi görünüyor. Tabii ki içeride oyuncularla yapılan yazışmaları tam olarak bilmiyorum. İyi niyet gösterip gelirlerin düştüğü yazılı olarak gösterildiyse, kulüp doğru yapmış. Futbolcuların FIFA’ya başvurması halinde, burada FIFA durumu inceleyip gelir ve gidere bakarak “Yüzde 15 indirim fazla olmuş, yüzde 10 yapmanız gerekirdi” diyerek aradaki yüzde 5’lik farkın ödenmesine de hükmedebilir. Böyle bir esneklik de var. Bunun dışında mesela yüzde 5 indirimi kabul etmeyen bir futbolcu olursa, FIFA incelemeyi yaparak “Zaten kulüp gelirleri yüzde 10 düşmüş, sen yüzde 5 indirimi kabul etmemişsin” diyerek yüzde 10 indirime de karar verebilir. FIFA, kulübün tavsiyelere riayet ettiğini görürse transfer yasağı veya tazminat gibi bir karar vermez. Ben böyle bir kararın çıkacağını düşünmüyorum. FIFA’nın burada vereceği en büyük karar, eğer gelir ve indirim talebi arasında yüzdelik fark çıkarsa, aradaki yüzdelik farkın ödenmesi olur” açıklamasında bulundu.

  • Bilgiç ‘düş’lerini gençlerle paylaştı

    Çocukların ilgi ile izlediği Pepee çizgi filminin fikir sahibi ve yapımcısı Ayşe Şule Bilgiç, Bursalı gençlere tecrübelerini aktardı.

    Düş kurmanın ciddi bir iş olduğunu söyleyen Ayşe Şule Bilgiç, toplumun üretken olması ve gelişmesi için düş kurmayı ciddiye alması gerektiğini söyledi. Hayatta her şeyin hayâllerin gerçeğe dönüşmesi ile olduğunu belirten Bilgiç, “Düş kurmak, çok kritik ve çok önemli. Hayatımıza temas eden her şey, hayatımıza giren ürünlerden tutun da sistemler, keşifler, bilim, sanat hepsinin içinde önce bir kişinin sonra birçok kişinin sahip çıktığı bir düş var” dedi.

    Sevilen çizgi film Pepee’nin ortaya çıkış hikâyesini de anlatan Bilgiç, “Çocuklar için bir şeyler yapmanın ne kadar önemli ve değerli olabileceğini fark ettim. Ömrüm yeterse, sağlığım el verirse anne olabilirdim. İletişimci olarak çocuklar için önemli bir şeyler yaparsam dünyadaki bütün çocukların annesi olabilirdim. Çocuklar için ne yapabilirim diye düşündüm ve sonunda çizgi filmleri keşfettim. Bundan 10 yıl öncesine kadar çizgi film yapılmamıştı. Bunun sebeplerinden biri, çok pahalı olmasıydı. Belki de benden önce birçok insan bunu düşündü ama mâliyetinden dolayı vazgeçmek durumunda kalmıştı. Dünyada bu işin nasıl yapıldığını araştırdım. 3 kişilik bir ekiple gönüllük esâsıyla bir stüdyo kurup bölümler ortaya çıkardık” diye konuştu.

    İlk adım çok inanmak

    “Birşeye çok inanırsanız mutlaka başarıya ulaşıyorsunuz” diyen Ayşe Şule Bilgiç, “Bölümleri tasarlarken, dünyanın bütün çocuklarına artı değer katmak için uyanmaya başladım. Ben kendi çocuklarıma ne vermek istiyorsam Pepee’de bunu yapmak istedim. Çocuklara ekran önünde fırsat eşitliği oluşturmak istedim. Kavramları, sayıları, değerleri öğretecek bir çizgi film oluşturduk. Herkes bunu ne yapacaksın nerede oluşturacaksın derken TRT Çocuk kuruldu. Herkes proje dosyası götürürken, ben bölüm götürdüm. Pepee yayınlanmaya başladıktan sonra ise yolumuz biraz daha kısaldı. Şu an her 100 kişiden 98’i Pepee’yi tanıyor” şeklinde konuştu.

    Bir düşün peşinden inatla ve aşkla gitmenin mükâfatını aldığını da belirten Bilgiç, Pepee’nin isminin ise Anadolu’dan geldiğini söyledi. Konuşmaya yeni başlayan ve konuşma zorluğu çekenlere Anadolu’da Pepe dediklerini hatırlatan Bilgiç, “Pepe yüz yıllardır Anadolu’da konuşma zorluğu çeken insanlara takılan bir sıfattır. Herkesin tanıdığı bir Pepe Ahmet, Pepe Mehmet vardır. Bu yüzden ismi Pepee oldu” dedi.

  • Vali Osman Kaymak, Rektör Bilgiç eşliğinde GSF’yi gezdi

    Samsun Valisi Osman Kaymak, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç ile birlikte OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Kampüsünü ziyaret etti.

    Ziyarette GSF Dekanı Prof. Dr. Metin Eker tarafından karşılanan Vali Kaymak ve Rektör Bilgiç ilk olarak fakültenin; kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği evreleri yansıtan Geçmişten Günümüze Sanat ve Eğitim Müzesini gezerek incelemelerde bulundu.

    Fakülte öğretim elemanlarının da eşlik ettiği ziyarette Vali Kaymak ve Rektör Bilgiç, sonrasında Atatürk’ün Kurtuluş Mücadelesi’ni başlattığı tarih olan 19 Mayıs 1919’un 100. yılı vesilesiyle OMÜ ile Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakülteleri öğretim elemanları paydaşlığında Sanat Galerisinde açılan “Karma Sergi”deki sanat eserlerini incelerken, iş birliği sonucu ortaya çıkan eserlere ilişkin OMÜ GSF Dekanı Prof. Dr. Eker’den detaylı bilgi aldı.

    Ziyarette ayrıca OMÜ GSF Seramik ve Cam Bölümü Öğr. Gör. Taha Baydar, ziyaret anısı olarak sıcak cam üfleme sanatı yoluyla ebru ve çeşmi bülbül tekniğini kendi tasarımı doğrultusunda bütünleştirdiği çalışmasını Vali Osman Kaymak’a takdim etti.

    Ardından Vali Kaymak ve Rektör Bilgiç, beraberindekilerle atölyede ders yapan öğrencilerle bir araya gelerek bir süre sohbet etti.

  • Bilgiç: “Dünyaya hakim olmak isteyen güçlerin oyunlarına karşı gözümüzü dört açmalıyız”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, “Dünyaya hakim olmak isteyen güçlerin ektiği nifak tohumlarına, oynanan oyunlara karşı gözümüzü dört açmalıyız” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün ölümünün 80. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Tuncay Çağlayan, “Atatürk’ü Anlamak” konulu bir konferans verdi. OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen konferans OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç’in selamlama konuşmasıyla başladı. Atatürk’ü anmak için bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Rektör Sait Bilgiç, “Atatürk öldüğünde, liderini kaybeden Türk milleti çok ağladı. Onun emaneti olan bu ülkeyi yüceltmek için, özgür ve güçlü bir şekilde geleceğe yürüyebilmek için Türk milleti dimdik ayakta ve onun gösterdiği yolda yürümektedir. O zor şartlarda Kurtuluş Savaşı’na önderlik etmekle kalmamış aynı zamanda fikirleriyle, yol göstericiliğiyle de yüreğimizde yer etmiş önemli bir isimdir Atatürk. Bilimin gücüne inanan, aklının ve varlığının farkında olan insanlar, kendini köleleştirecek bir anlayışa sahip olmamalı. Bizler bu ışık altında, bilimin ve aklın yol göstericiliğinden ayrılmadan, Türk milletinin değerlerinin, dünya gerçeklerinin de farkında olarak çizdiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Dünyaya hakim olmak isteyen güçlerin ektiği nifak tohumlarına, oynanan oyunlara karşı gözümüzü dört açmalıyız. Farklı düşünüyor olsak da bizim birliğimiz, bu farlılıklara rağmen devam etmek zorunda. Bizi bizden daha çok düşünecek, bilecek başka bir millet olduğunu düşünmek en büyük gaflettir. 12 Eylül’de ve 15 Temmuz’da yaşananlardan çok büyük dersler çıkarmalıyız. Bu durumlardan bu ülke çok çekti ve çok zaman kaybetti. Bir daha böyle bir durum yaşamamak için özellikle gençlerimizin bu günleri iyi bilmesi gerekiyor. Bu vatan için canlarını feda eden şehitlerin yanında çok çalışmak büyük bir fedakarlık değil. Kendimiz, vatanımız, hatta insanlık için çok çalışıp, çok üretmekten başka şansımız yok” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından Doç. Dr. Serhat Yener’in yönetimindeki OMÜ Devlet Konservatuvarı Geleneksel Türk Müzikleri Ana Sanat Dalı Türk Müziği Topluluğunun, Atatürk’ün sevdiği şarkılardan oluşan müzik dinletisi ile devam etti.

    Daha sonra Prof. Dr. Kaya Tuncay Çağlayan, “Atatürk’ü Anlamak” konulu konferansta Atatürk’le ilgili birçok konuya değindi.

    Konferansa; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kuran ve Prof. Dr. Vedat Ceyhan, Genel Sekreter Doç. Dr. Menderes Kabadayı, fakülte dekanları, yüksekokul ve meslek yüksekokul müdürleri, kamu kurum temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

  • Bilgiç: “Liseden itibaren meslek sahibi olabilecek yapılanmaya geçmemiz lazım”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, liseden itibaren meslek sahibi olabilecek eğitim yapılanmasına geçilmesi gerektiğini söyledi.

    Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda üniversite-sanayi işbirliği konuşuldu. Samsun TSO Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı Davut Altan Meclis Toplantı Salonunda yapıldı. Toplantıya katılan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, üniversite-sanayi işbirliği ile birlikte mezun olan öğrencilerin yeterliliği hakkında açıklamalarda bulundu.

    Murzioğlu: “Üniversite ve oda işbirliğiyle ülkemiz kazanıyor”

    İki toplantı arasında izahat veren Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, “2009 yılında başkan seçildikten sonra bir ortaklık kültürü geliştirdik. Bu ortaklık içerisinde OMÜ de bizlerle beraber hareket etti. Samsun’a beraber hizmetler kazandırdık. OMÜ her zaman yanımızda durdu. Teknopark, Lojistik Merkez, Samsun Fuar ve Kongre Merkezi ile Kalibrasyon Laboratuvarında OMÜ ile birlikte hareket ediyoruz. Yeni hizmet binamızı da yılbaşında bitirmeyi planlıyoruz. Samsun’a 100 sene hizmet edecek bir oda binasını hizmete geçireceğiz. Bu binada helikopter pisti de olacak. Sektörlere yönelik Uluslararası Rekabeti Geliştirme Programı (UR-GE) çerçevesinde ihracatın gelişmesi için yaptığımız projelerimiz var. Gıda, medikal, mobilya ve eşya sektöründe yurt dışında fuarlara katıldık. Bu fuarlarda Samsun’da üretilen ürünleri sergiledik. Avrupa İşletmeler Ağı Karadeniz Konsorsiyum Koordinatörü olarak hizmet vermekteyiz. Uluslararası işbirlikleri kurmak isteyen KOBİ’lere ve büyük firmalara hizmet eden dünyanın en büyük ağının bir paçasıyız. Trabzon-Sinop arasındaki bölgeye hizmet veriyor. Türkiye’de 7 bölgede uygulanıyor. Bizim bölgedeki tek koordinatör oda da Samsun Ticaret ve Sanayi Odası olarak hizmet veriyor. Türkiye’de 20 ilde olan Avrupa Bilgi Merkezinden birine sahibiz. Amacımız ticareti, sanayiyi ve üretimi arttırıcı hizmetler vermek” dedi.

    Rektör Bilgiç: “250 öğrenci bir dönemini işte çalışarak geçirecek”

    Bu sene 250 öğrencinin işte çalışarak mezun olacağının altını çizen OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç ise, “Biz insan yetiştiriyoruz. İş insanları da istihdam oluşturarak bu insanlara iş kapısı oluyor. Bu doğal ortaklığın dışında resmi ortaklıklarımız da var. Mezun ettiğimiz öğrencilerin ellerine birer diploma vererek, diplomalı sayısını arttırmaktan gurur duyacak durumda değiliz. Bu bize de size de yetmez. Diploma verdiğimiz kişilerin piyasanın beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılayacak donanıma sahip olmaları gerekir. Bu da sadece bizim sınıflardaki derslerle gerçekleşmez. Gelişmiş ülkeler müfredatlarını ihtiyaca göre ayarlar. Biz de özellikler mühendislik fakültesi ve meslek yüksekokulları başta olmak üzere iş yeri eğitimlerini arttırdık. Bu sene 250 öğrencimiz iş yeri eğitimi ile eğitimini tamamlayacak. Yani en az 1 yarıyılını kendi alanlarındaki iş yerinde çalışarak geçirecekler. Bu da diplomalarına işlenecek. Biz bunu bütün alanlarda yaygınlaştıracağız. Bununla birlikte öğrencilerin sahaya çıkmadan önce güvenlerini sağlamaları açısından gerekli bir durum. Onların yetişmesine de katkı sağlayacağını düşünüyorum. Şu anda bunu sınırlı sayıda yapabiliyoruz. Mecburi hale getirebilmemiz için sahada uygun iş yerlerinin de var olduğunu görebilmemiz lazım. Bu sayı artarsa çevre iller ve uzak iller de bu işin içine katılabilir. 2 kurumun bu işbirliğinde ülkemize faydalı bir sonucun çıkması sağlanacak” diye konuştu.

    “Herkes lisans mezunu olacak diye bir şart yok”

    Herkesin lisans mezunu olmaması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, şunları söyledi:

    “Dünyada gelişmekte olan ülkelerde belirli bir şekilde, diplomaya sahip olma ihtiyacı çok hissediliyor. Bunun da lisans diploması olması isteniyor. Bugün Türkiye’de fakültelerin sahip olduğu öğrenci sayısı 8 milyon civarında. Almanya’da 3 milyon öğrenci var. Bunun da büyük çoğunluğu meslek yüksekokulu düzeyinde. Bizde hem toplumun böyle bir beklentisi söz konusu hem de devletimizin sanki bunun tamamını karşılamak mecburiyeti varmış gibi bir durum söz konusu. Tamamen üniversiteler, fakülteler öğrenci dolacak. Herkesin elinde bir fakülte diploması olacak. Bir alanda diplomalı birisini aradığınızda sadece diplomanın yetmediğini çok iyi biliyoruz. Bir makine mühendisi aradığınızda birçok makine mühendisi karşınıza çıkıyor. 50 mühendis karşınıza çıktığında 50 mühendisin de yetersiz olduğunu görebiliyorsunuz. O kadar çoğalma ve eksik yetişme söz konusu ki sadece mühendislik diplomasına sahip olmanın kendisini bir iş sahibi yapmak için yeterli olduğunu düşünen öğrencilerimiz var. Diğer bütün fakülte mezunlarımızın genelinde böyle bir tutum var. Diplomayı eline alıp bunun yeterli olduğunu düşünüyorlar. Diploma ile iş bulmanın garantisi olduğunu düşünüyorlar. Böyle tuhaf bir çelişkiler yumağı içerisindeyiz. Oysaki bizim meslek sahibi insana belki de lise ve önlisans düzeyinde daha çok ihtiyacımız var. O düzeyde bir yapılanmayı gerçekleştiremediğimiz için normal lise yapılanması çok fazla. Buradan mezun olan bir insanın tornavida ile bile yapabileceği bir iş yok. Ampul değişme ihtimali bile neredeyse yok. Lise mezunu bir kişinin fakülte diplomasına sahip olmak için beklentisi söz konusu olduğunda müthiş bir talep var. Arz bunu karşılayamıyor. Bu sefer habire üniversitenin fakülte sayısını arttırıyoruz. Bunların mezunlarının önemli bir kısmının da yeterlilikle ilgili sorunu olduğuyla ilgili sıkıntı yaşıyoruz. Lise yapılanmasından itibaren meslek sahibi olabilecek yapılanmaya geçmemiz lazım.”