Etiket: Bilecek”

  • Şükrü Karatepe: “Belediye başkanı milletin büyük ve güçlü olduğunu bilecek”

    Yerel Yönetimler Politikalar Kurulu Başkanvekili Şükrü Karatepe, “Belediye başkanı milletin büyük ve güçlü olduğunu bilecek” dedi.

    Yerel Yönetimler Politikalar Kurulu Başkanvekili Şükrü Karatepe, Küçük Millet Meclisi’nin ’Yerel gündem’ konulu oturumuna katıldı. Kocasinan Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen oturumda konuşan Karatepe, “Nasıl Bir Belediye Başkanı Seçmeliyiz?” sorusuna cevap verdi. Yapılan oturuma Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa ve STK temsilcileri katıldı.

    “Belediye başkanı bilgili ve tecrübeli bir isim olmalıdır”

    Karatepe, belediye başkanının insanların gözünün içine bakarak güven vermesi gerektiğini ve hareketli bir kişi olması gerektiğini söyleyerek, “Bir belediye başkanı hiç şüphesiz ki sağlıklı olmalıdır. İnsanın bir ruh sağlığı olacaktır. İlişkileri bilen bir insan olacak. Kendisini ifade etmeyi bilecek ve karşısında ki insanı anlayacak. İnsanların gözüne bakacak. Gözüne bakacak derken de tabi öyle siyasetçiler var ki birinin gözüne bakıyor, birinin elini sıkıyor, biriyle konuşuyor ve biriyle de dinliyor. Böyle yapmayacak. Gözünün içine bakacak ve güven verecek. Dengeli ve sabırlı olması çok önemlidir. Bedensel sağlığı pek önemli sayılmıyor ama yine de belediye başkanı doğuştan ölüme kadar toplumun bütün meseleleri ile ilgilendiği için hareket kabiliyeti olan biri de önemlidir. Yönetici olmak için beden sağlığı şart değil ama tercih edilir. Çünkü belediye başkanı hareketli olmak durumundadır. Her yerde her an bir yerde yangın var, bir yerde yol çökmüş, bir yerde heyelan olmuş bu mesafeleri anında kat etmesi gitmesi ve yerinde bulunması lazımdır. Bir belediye başkanı bilgili ve tecrübeli bir isim olmalıdır. Hayat tecrübesi olacaktır. Bu bilgi ansiklopediden elde edilen bilgi de işe yarar tabi ama hayatla örtüşen bilgilerin olmalı lazım” diye konuştu.

    “Başkan, insanı dinlemeyi ve ikna etmeyi bilecek”

    Belediye Başkanlığı görevini yürüten kişinin işlerini hafife almadan yaparak, insanlar da oluşan ön yargıyı kırması gerektiğini belirten Şükrü Karatepe, “İnsanı anlamak, insanı dinlemek ve insanı ikna etmek, bir yerel yöneticinin görevlerinden birisidir. İnsanların her şey ile ilgili önyargısı var. Önyargı önemli bir problemdir. Doğru anlatacaksınız ve anlattığınıza inanacak. Bir kişi kalkıp belediye başkanı olmuşsa şehir nedir, şehircilik nedir, şehir hayatında imar nedir ve estetik konular neler gibi konularda da genel bir şeyin bir entelektüel alakasının insan olarak olması lazımdır. Bu işlerle ilgilenmeyen bu işleri hafife alan, olsa da olur olmasa da olur gibi bakan insanların belediye başkanı olması uygun değildir” dedi.

    “Şehir ile alakalı hayaller görecek”

    Yerel Yönetimler Politikalar Kurulu Başkanvekili Karatepe, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Belediye başkanı, inançlı olmalıdır. Bu imanlı anlamına değil, dini anlamda imanlı demek istemiyorum. Birincisi millete inanacak. Bir belediye başkanı milletin büyük olduğuna inanacak. Güçlü olduğuna inanacak. Bu milletin hak ettiğine inanacak. Bu halkın hizmeti hak ettiğine inanacak. Bunlara bu yeter diyen bir belediye başkanı kötü bir başkandır. Kendi yaptığı işe inanacak. İnanılarak yapılan işler çok farklıdır. Laf olsun diye yapılan işler vardır. Bir de inanılarak yapılan insanın kendisinin duygularını kattığı işler vardır. Belediye başkanı inançlı olacak. Toplumu ile ilgili hayaller görecek. O şehir ile alakalı hayaller görecek. Yaptığı veya yapmadığı işler rüyasına girecek.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Dost düşman bunu böyle bilecek”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin Kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmasına Türkiye’nin müsaade etmeyeceğini belirterek, Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğunu, dostun da düşmanın da böyle bilmesi gerektiğini söyledi.

    Beştepe Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen 2016-2017 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin hedefinin Suriye’nin Kuzeyinde 5 bin kilometrekarelik terörden arındırılmış güvenli bölge oluşturmak olduğunu söyledi. Erdoğan, Suriye sınırında bir terör korudoru oluşturmak istendiğini belirterek “Buna müsaade etmeyiz, asla burada bir terör koridoru oluşturamayacaksınız. Artık bu işler tamamen bitmiştir, biz buralarda bir terör koridoru oluşturmaya müsaade etmek suretiyle ülkemizin Güneyini hiçbir zaman terörle karşı karşıya bırakamayız. Bu konuda kararlıyız, dost da düşman da bunu böyle bilecek” dedi.

    “Bu kadar gerçekler olduktan sonra o taban hesap soramıyorsa kusura bakmasınlar”

    “Her kim PKK’yı Kürt kardeşlerimizin haklarını savunan bir örgüt olarak görüyorsa onun aklından izanından şüphe ederim. Her kim FETÖ’yu kendi halinde insanların oluşturduğu bir hizmet hareketi olarak değerlendiriyorsa onun sadece izanından değil, niyetinden de şüphe ederim” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iyi niyetli olduğu için FETÖ için “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” dediğini belirterek, artık tabanın da ibadetinin zedelenmeye başladığını söyledi. Erdoğan “Artık onu da söyleyemiyorum. Niye? Bu kadar gerçekler olduktan sonra o taban hesap soramıyorsa kusura bakmasınlar. Her kim DEAŞ’ı bölgenin kendi dinamiklerinin ürünü olarak ifade ediyorsa ya hiç bir şey bilmiyor ya da derdi başka. Suriye krizi başladığından beri, özellikle de 2013’ten beri ne zaman şöyle müşahhas bir adım atmaya kalksak karşımıza başka bir engel çıktı. Geldiğimiz noktada anlıyoruz ki aslında bunların hepsi aynı gayeye yönelik olarak kullanılan farklı araçlarmış. Terör örgütleri vardiya usulü çalıştırılarak dikkatimiz ve enerjimiz başka alanlara yöneltilmek istendi. 15 Temmuz gecesi bu oyunun en kanlı, en cüretkar sahnesi sergilendi. Milletimizin dirayeti ve cesareti ile diğer oyunlar gibi 15 Temmuz darbe girişimini de başarısızlığa benim milletim uğrattı. Sadece Külliyenin etrafında 29 şehidimiz var, 36 gazimiz var. Özel harekatta 56 şehidimiz var, Genelkurmay’da vesaire hepsi 241 Türkiye’de şehidimiz var. 2 bin 194 gazimiz var. Bu millet büyük bir millet, bu millet şanlı bir millet. Bu millet bir şeyi ispat etti. Bu cahiller, bu gafiller bunu anlamamışlardı. Onlar zannettiler ki, ‘F-16’larla, helikopterlerle, toplarla, silahlarla bu darbeyi gerçekleştiririz.’ Ama bunların karşısına ‘arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın, siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın’ diyen bir millet çıkacağını düşünmediler. Benim milletim gövdesini siper etti. Yeri geldi kadınıyla erkeğiyle tankın altına yattı, bu darbe derderst edildi. Bu dünyaya bir örnek oldu. Çünkü dünyada bunun örneği yok, ilk defa bu millet bunu gerçekleştirdi. Bu Cumhurbaşkanı olarak şahsımın sorumluluğunu daha da artırıyor. Demek daha da çalışmamız, koşmamız lazım ki, bu milletler yarışında inşallah ilk 10’un içine 2023’de girelim. Biliyoruz bunlar boş durmayacaklar. PKK’nın DEAŞ’ın canlı bomba eylemleri, FETÖ’nun dünyanın her tarafında yürüttüğü karalama kampanyaları hep aynı amaca yönelik. Biz bu oyunu deşifre ettik. Artık ağaçlarla değil, hedef ormanlarla ilgileniyoruz. Bu ormanlardaki hesabı iyi soracağız. Beni öldürmeye gelenler Marmaris’te bulamayınca kendileri ormanların içinde saklandılar, günlerce o ormanlarda bazen aç susuz bazen hemen köye inip köydeki vatandaşın evinde ne var ne yok onları çalıp gidip onları yemeye kalktılar. Bunlar böyle de yüzsüz. Sonra yakalandılar, yakalandıktan sonra dikkat edin benim askerim bunları öldürmedi. ‘Sen Cumhurbaşkanını öldürmeye geldin’ diye bunları öldürmedi. Tuttu yargıya teslim etti. Batı, bu millet böyle şanlı bir millet, öldürmedi, gitti yargıya teslim etti. Hukuk içinde problemi çözmeye kalkıştı. Bize akıl vermeye kalkıyorlar ‘böyle yapmanız doğru değil, binlerce kişiyi görevden aldınız.’ Tabi alınacak, bunlar bu işleri yaptılar. Bütün bu olanlardan sonra biz bunlara ‘iyi yaptınız aynen devam’ mı diyeceğiz? Siz Doğu Almanya ile Batı’nın birleşmesinde ne kadar kişinin görevden alındığını bilmiyor musunuz? Masaya 2 milyon kişi getirdiler, 600 binini görevden aldılar. Niye onu konuşmuyorsunuz? Batı hiçbir zaman kendisini çek etmiyor. Türkiye’ye farklı yaklaşıyorlar” diye konuştu.

    “Buradaki tezgaha bizi getiremezsiniz”

    Türkiye’nin, kullandığı yöntem ne olursa olsun tüm terör örgütleri ile aynı anda mücadele edecek güce, imkana, kararlılığa sahip olduğunu belirten Erdoğan “Bölgemizde kurulmaya çalışılan denkleri de görüyor, siyasi ve fiili olarak müdahalelerimizi gerçekleştiriyoruz. Suriye sınırında bir terör koridoru oluşturmak istediler. Suriye’nin Kuzeyi bizim Güneyimiz. Buna müsaade etmeyiz, asla burada bir terör koridoru oluşturamayacaksınız. Artık bu işler tamamen bitmiştir, biz buralarda bir terör koridoru oluşturmaya müsaade etmek suretiyle ülkemizin Güneyini hiçbir zaman terörle karşı karşıya bırakamayız. Bu konuda kararlıyız, dost da düşman da bunu böyle bilecek. Bunu Cerablus’ta, Rai’de, Dabık’ta gösterdik, şimdi El Bab’da da göstereceğiz. Orası da DEAŞ’tan temizlendikten sonra Mümbiç PYD unsurlarından temizlenecek. Bu konuda en küçük bir müsamahamız olamaz. Hedef 5 bin kilometrekarelik bizim Güneyimizde, Suriye’nin Kuzeyinde terörden arındırılmış güvenli bir bölge oluşturmaktır. Bunu da bütün koalisyon güçleri ile enine boyuna konuştuk, konuşuruz. Şimdi işte Musul operasyon başladı, bizim bu operasyon konusunda en başından beri itirazımız, Musul Arap ve Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı, ağırlıklı olarak Sünnilerden oluşan bir bölgedir. Bize ‘burada Şia-Sünni savaşı olmaması lazım.’ Senin Bağdat dediğin, tamamen Şia’dan oluşan bir ordunun yönetmenidir. Biz onlarla mı konuşacağız? Eğer biz kalkıp da Musul’un kaderini onlarla paylaşmaya yönelirsek yarın burada Haşdi Şabi’ye terk edecek. Şimdi onu da konuşuyorlar ’30 bin kişiyle Haşdi Şabi geliyor.’ Kaç bin kişi ile gelirse gelsin, geleceği varsa göreceği de var. 2 milyon Musul’da Sünni Arap-Türkmen var. Biz bunların bir kısmını eğittik, belli bir noktaya getirdik Başika kampında. Biz orada peşmerge de eğittik, hala eğitiyoruz. Aynı zamanda Musullu Arap, Türkmen kardeşlerimizi de eğittik. Bunları yaparken bize talep Irak’ın merkezi yönetiminden geldi. Şimdi ne oldu bu merkezi yönetime, hava değişti, dert başka. Onun için biz Amerikalı dostlarımıza, koalisyon güçlerine hep bunu söylüyoruz, buradaki tezgaha bizi getiremezsiniz. Biz sizinle NATO’da beraberiz, sizin Irak’ta NATO’da bir ortaklığınız yok, siz bizi Irak ile tercih noktasında karşı karşıya bırakamazsınız. Siz Afganistan dediniz, Irak mı geldi sizinle, Afganistan dediniz NATO dışı başka ülkeler mi geldi, biz geldik. Afganistan’da sizinle beraber o mücadeleyi biz yürüttük. Hala biz yürütüyoruz terör örgütlerine karşı. Peki burada terör örgütlerine karşı niçin beraber değiliz de siz burada terör örgütlerine karşı başka terör örgütlerini yanınıza alıyorsunuz. Bu işi masaya iyi yatırım. Bu masada TÜRKİYE olacak, arazideki mücadelede Türkiye olacak” şeklinde konuştu.

    “Sen bize kabadayılık yapacağına git DEAŞ ile uğraş, PKK ile uğraş”

    Musul operasyonunun bölgenin kendi halkından oluşan ve onlarla uyum içinde hareket edecek güçler tarafından yürütülmesinin şart olduğunu belirten Erdoğan “Musul’daki Arap ve Türkmen aşiretleri Türkiye’nin başından beri yanlarında olmasından memnuniyetlerini ifade ediyorlar. Kuzey Irak yönetimi de Musul operasyonunda Türkiye’nin kendilerine destek olması yönünde bir tavır içindedir. Buna karşılık Bağdat yönetiminin Şii kanadı, cesaretlerinin kaynağını gayet iyi bildiğimiz bir tavır ile meseleyi alenen Türkiye düşmanlığına dökmüş durumdadır. Irak topraklarının bir kısmını işgal etmiş olan DEAŞ’a, başka bir kısmını işgal etmiş PKK’ya karşı gösterilmeyen çiğ bir tavır Türkiye’ye sergileniyor. Sen bize kabadayılık yapacağına git DEAŞ ile uğraş, PKK ile uğraş. Onlara karşı en ufak bir mücadele, tavır koyamıyorsun, Türkiye’ye meydan okumaya kalkıyorsun, kusura bakma, bizim burada başka bir derdimiz var. Bölgemizde geçmişte pek çok örneği görülen bir mezhep çatışması riskinin önüne geçmek istiyoruz. Musul’un geleceğine Musul halkı karar vermez, burası dışarıdan getirilen bir takım güçlerin hakimiyetine sokulmaya çalışılırsa ortaya çok vahim görüntülerin çıkması kaçınılmazdır. Musul halkı eyalet sistemini kabul etti, Musul’un eyalet olmasına işte o güçler müsaade etmediler. Kuzey Irak Yerel Yönetimindeki oylamada ‘evet’ diyenler, Musul’da aynı şeye ‘evet’ demediler. İşte biz bu felaketi önlemek için Musul operasyonunda yer almak durumundayız. Suriye’de sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturma projesine nasıl izin vermediysek, Musul merkezli mezhep çatışması projesine müsaade etmeyeceğiz. Biz Suriye’ye 911 kilometre sınırdaşız, 350 kilometre de Irak’a sınırdaşız. Her iki ülkeden ülkemizde 3 milyon mülteci var, bunların hepsine biz bakıyoruz. Şimdi de Musul merkezli yeni bir yükün bindirilmesini istemiyoruz. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz, bölgede gereksiz yere tek damla kan dökülmesini istemiyoruz. Bununla birlikte bölgedeki tek bir kardeşimizin hakkının hukukunun çiğnenmesine rıza gösteremeyiz. Bu çerçevede gereken hazırlıklarımızı yaptık. Irak’ta ve Suriye’de Türkiye’nin mutlaka içinde olduğu bir barış ve yeniden yapılandırma sürecine bölge halkının tarihine, kültürüne, gerçeklerine uygun her türlü katkıyı yapmakta kararlıyız” ifadelerini kullandı.

  • Ekonomi Eski Bakanı Nihat Zeybekci: “Herkes, Cumhurbaşkanı Dendiğinde Haddini Bilecek”

    Ekonomi eski Bakanı Nihat Zeybekci, “Cumhurbaşkanı üzerinden yapılan konuşmaları yakından takip ederim. O söylenen sözler sadece Recep Tayyip Erdoğan’a söylenen bir söz değildir. Herkes, Cumhurbaşkanı dendiğinde haddini bilecek. Çünkü o Türkiye’nin Cumhurbaşkanıdır. Ülkeyi temsil ediyor. Eleştiriler ve diğer şeyler beni rahatsız ediyor” dedi.

    Ekonomi eski Bakanı ve AK Parti Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Varol ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan Zeybekci, daha sonra basın mensuplarıyla tek tek tokalaştı. Cemiyette bir süre basın mensuplarıyla sohbet eden Zeybekci, İlyas Haytan Toplantı Salonu’nda basın mensuplarının sorularını cevapladı.

    CUMHUBAŞKANI-BÜLENT ARINÇ TARTIŞMASI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bülent Arınç ile ilgili soruya cevap veren Nihat Zeybekci şunları söyledi:

    “Cumhurbaşkanı üzerinden yapılan konuşmaları yakından takip ederim. O sadece Recep Tayyip Erdoğan’a söylenen bir söz değildir. Geçen yıl bu dönemlerde AK Parti olarak oyumuz yüzde 50 civarındaydı. 7 Haziran seçimlerinde ise oyumuzun yüzde 40’lara indiğini gördük. O dönemde Bülent Arınç bey, hükümeti eleştirdiği bir dönem olmuştu. Bunun sonuçlarını hepimiz gördük. Ben Cumhurbaşkanımıza karşı söylenen her sözü anlamlı bulurum. Bu parti ya da bu dava Cumhurbaşkanımızın kişiliğinde bayraklaşıyor. Buradaki bir tereddüdün nelere yol açtığını gördük. Yapılan her hareketi de böyle bir sonuç almaya yönelik gayret olarak görüyorum.”

    “HERKES, CUMHURBAŞKANI DENDİĞİNDE HADDİNİ BİLECEK”

    Bu konuda herkesin dikkatli olması gerektiğini ifade eden Zeybekci, “Cumhurbaşkanımız hariç herkes, böyle konularda açıklama yaparken vicdani olarak sorumlu olmalıdır. Bu açıklamaların yeniden yapılması kasten mi yapılıyor dedirtiyor. Cumhurbaşkanımız da bir insandır ve eleştiriye elbette açıktır. Ancak halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan bir kişiye kamuoyunun önünde bu tarz yaklaşım gösterilince buna karşı gösterilen refleks de bu şekilde oluyor. Bunları yapmamak lazım. İçeride birebir mücadeleler oluyor. Bunu dışarıda da yapınca bunda kasıt aranır. Herkes dikkatli olmalıdır. Cumhurbaşkanı bu ülkenin 80 milyonunu temsil ediyor. Elbette ona karşı dikkat edeceksiniz. Yıpratılan bu ülkenin lideri olur. Bunun adı bugün Erdoğan’dır yarın Kemal Kılıçdaroğlu da olsa yine aynı şeyi söylerim. Herkes, Cumhurbaşkanı dendiğinde haddini bilecek. Çünkü o Türkiye’nin Cumhurbaşkanıdır. Ülkeyi temsil ediyor. Eleştiriler ve diğer şeyler beni rahatsız ediyor” diye konuştu.

    “MİLLETVEKİLİ YEMİNİNDE KARŞI OLDUĞUM ŞEYLER VAR”

    Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi ile ilgili de konuşan Zeybekci, “Başta milletvekili yemini olmak üzere değişiklikleri olmalı. Milletvekili yemini ederken külliyen karşı olduğum şeylere yemin ediyorum. Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma diyoruz ama ben bu anayasayı beğenmiyorum ve değiştirmek istiyorum. Milletvekili yemini ’vatanıma, milletime ihanet etmeyeceğime evrensel demokrasiden ayrılmayacağıma Yüce Türk Milleti önünde and içerim’ şeklinde olamaz mı mesela? Ben bu anayasanın birçok maddesine karşıyım. Vatanın bölünmez bütünlüğünü ile ilgili kısımları da ekleyerek bir yemin metin ortaya çıkarılabilir. Türkiye başkanlık sistemi ile ilgili tartışmaları bitirmek zorundadır. Adına ne derseniz deyin Türkiye ikili güçlü sisteme geçmek zorunda. Yüzde 51 ile iktidar, yüzde 49 ile muhalefet anlayışı olmalı. Böyle olmalı ki muhalefet diğer seçimde iktidar olmak istemeli” dedi.

    Anayasa değişikliği yapılırken sistem değişikliğinin konuşulmamasının aldatma olacağını belirten Ekonomi eski Bakanı Zeybekci sözlerini şöyle tamamladı:

    “Başkanlık sisteminin konuşulmadığı bir anayasa değişikliği boşa vakit kaybı olur. Sistem değişikliğini beraberinde getirecek olan bir anayasa değişikliği ele alınmalı. Milletin huzuruna öyle gidilmeli. Bu iş kökten çözülmeli. Bu meclis bunu yapmalı. Bu meclis bunu yapabilir. Bu meclis bu anayasa değişikliğini yapamazsa millet bunu affetmez. Bu meclis sistem değişikliğini de içinde barındıran anayasa değişikliğini yapamazsa bunu yapabilecek bir meclis arayışı yeniden gündeme gelebilir.”