Etiket: Bildirisi

  • GAÜN Senatosu’ndan Yahudi Ulus Devleti Yasası Kararını Kınama Bildirisi

    Gaziantep Üniversitesi Senatosu İsrail Parlamentosunun Yahudi Ulus Devleti Yasası Kararını Kınadı.

    GAÜN senatosu yayımladığı bildiride, “İsrail Parlamentosunda kabul edilen Yahudi Ulus Devleti Yasası, evrensel hukuk ilkeleriyle ve Birleşmiş Milletlerin yasal ve ahlaki sistemiyle çatışmaktadır. Bu yasa ile İsrail vatandaşı Filistinlilerin hakları yok sayılmakta, Arapça resmi dil statüsünden çıkarılmakta, İsrail’in işgal altında tuttuğu Kudüs şehri başkent olarak ilan edilmekte, 1948’de yerlerinden çıkartılan Filistinlilere geri dönüş hakkı verilmezken dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Yahudilere geri dönüş hakkı verilmekte ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla hukuk dışılığı tescil edilmiş yerleşimler teşvik edilmektedir. Öte yandan yasada kendi kaderini tayin hakkının sadece Yahudilere yönelik bir hak olarak tanımlanması ise yalnızca Filistinliler açısından değil uzlaşma ve çözüm kültürüne, bir arada yaşama inancına sahip Yahudi vatandaşlar için de kabul edilebilir nitelikte değildir. Bilim insanları olarak İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen, fiili olarak Filistin’de sürdürülen işgale ve hukuk dışı uygulamalara yasal zemin hazırlanmasını ve iki devletli çözüm vizyonunun ortadan kaldırılmasını amaçlayan söz konusu yasayı kınıyoruz. İsrail’i temel insan haklarına, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine yönelik Türkçe, Arapça, İbranice, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Çince dillerinde saygılı olmaya davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Gaziantep Üniversitesi İsrail’i kınama bildirisi

    Gaziantep Üniversitesi’nden İsrail’i kınama bildirisi yayımladı.

    Gaziantep Üniversitesi tarafından haber kuruluşlarına gönderilen bildiride “Bilindiği üzere, ABD yönetimi Aralık 2017’de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını ilan etmiştir. Bu durum 1948’den itibaren bölgede yaşanan olumsuz tablonun daha da vahim hale gelmesine yol açmıştır. ABD yönetiminin İsrail ile birlikte sergilediği bu tutum bölgede inşa edilmeye çalışılan kalıcı barışa ulaşma yolunda büyük bir engel oluşturmuştur. Öte yandan ABD’nin “İsrail’in başkenti Kudüs’tür” kararı BM genel kurulunda kınanmış ve 120 den fazla devlet tarafından geçersiz sayılmıştır. Nitekim bugün gelinen süreçte Filistin halkı, toprakları üzerinde uygulanan ve uluslararası kamuoyunun vicdanını yaralayan bir girişim olan ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını ve İsrail’in bu topraklarda izlediği gayri meşru yayılmacı politikasını protesto etmek amacıyla sivil eylemler düzenlemektedir. İsrail sınırında Gazzeli sivil halkın düzenlediği bu eylemlere İsrail yönetimi tarafından verilen orantısız tepki büyük bir katliamın oluşmasına, 14 Mayıs 2018 saat 21.30 itibariyle 55 kişinin hayatını kaybetmesine ve 2 binden fazla kişinin de yaralanmasına sebep olmuştur. Halen devam eden bu insanlık dışı uygulamalar, bölgede tesis edilmeye çalışılan huzur ve barış ortamını terörize ederek istikrarı imkansız hale getirmektedir. Gaziantep Üniversitesi olarak bu konudaki hassasiyetimizi belirtir. Dünya kamuoyu, uluslararası hukuk ve BM kararlarını hiçe sayan İsrail ve ABD’nin bu sorumsuz uygulamalarını ve katliamı şiddetle kınadığımızı kamuoyu ile paylaşırız” denildi.

  • Aktürk: “Tabipler Birliğinin bildirisi düşünceyi açıklama özgürlüğü değildir”

    Erzincan Barosu Başkanı Avukat Adem Aktürk Türk Tabipler Birliğinin yayınladığı bildirinin düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin asla kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Baro Başkanı Aktürk açıklamasında: “Ülkemiz; uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik özellikle 1624 (2005), 2170 (2014) ve 2178 (2014) sayılı kararları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkını kullanarak, bölgeye güven ve huzur getirmek amacıyla bir harekât başlatmıştır. Bu harekât, meşrudur ve uluslararası hukuka uygundur. Kahraman Ordumuzun yanında ve tüm gücümüzle destekçisiyiz. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi yöneticileri hakkında, sınırlarımız dışından Ülkemize saldıran, güvenliğimizi tehdit eden terör örgütlerine karşı Devletimizin uluslararası hukuka dayanan meşru savunma hakkı kapsamında başlattığı Afrin Harekatı sebebiyle, yayınladıkları bir bildiri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma açılarak gözaltı işlemleri yapılmıştır. Anayasamızın 26’ncı maddesi uyarınca; herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Fakat her açıklama; düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.

    Anayasamızda düşünceyi açıklama özgürlüğünün sınırları belirtilmiştir. Şöyle ki; Anayasamızın 26/2’nci maddesinde; “Düşünceyi açıklama hürriyetlerinin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” Hükmü mevcuttur. Açıklanan bildiri; düşünceyi açıklama özgürlüğü sınırını aşan, eyleme çağrı sayılabilecek tarzda ve milli güvenliğimizi ihlal eden niteliktedir. Bu nedenle tabipler birliğinin açıklamasını, özgürlük saymak, kabul etmek mümkün değildir. devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü esastır. Mevzuatımız; hiç kimseye düşünceyi açıklamak suretiyle suç işleme hakkı tanımamıştır. Terör ve tüm destekçileri; hakkında yapılacak yasal tüm süreci desteklemekteyiz. Ve onların karşısında gönüllü olarak avukatlık yapmaya hazırız. devletimizin bekası, bizim için herşeyin önündedir. Gün; birlik ve beraberlik günüdür. Her zaman lanetlediğimiz terörü bitirmek için; Afrin ve bölgesinde başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın sonuna kadar arkasında ve Devletimizin yanındayız.” dedi.

  • İzmir’de ’yılbaşı bildirisi’ gerginliği

    İzmir’de yılbaşı kutlanmasına karşı çıkan bir vakfın üyeleri, yeni yıla ilişkin bildirili dağıttığı sırada bir grubun tepkisine maruz kaldı.

    Konak ilçesine bağlı tarihi saati kulesi yakınlarında, yılbaşına karşı çıkan bir vakfın üyeleri yeni yılın kutlanmaması yönünde bildiri dağıtmak istedi. Gelen vatandaşlara ellerindeki broşürlerden dağıtmak isteyen vakıf üyeleri, bir grubun tepkisine maruz kaldı. Broşür dağıtanların üzerine yürüyen grup üyeleri, vakıf üyelerinin ellerindeki bildirileri alarak yırtıp yere attı. Gergin dakikalar sırasında ise bölgeye polis ekipleri geldi.

    Polisten grup üyelerine: “Bağırarak çağırarak çözüm bu mu?”

    Polis ekipleri, yılbaşını herkesin istediği şekilde kutlayabileceğini söyledi. Olayı yatıştırmaya çalışan polisler, bağıran grup üyelerine de “Bağırarak çağırarak çözüm bu mu?” diyerek tepki gösterdi. Polis, bağırmaya devam eden grup üyelerini daha sonra bölgeden uzaklaştırdı. Çıkan gerginliğin ardından da vakıf üyeleri bildiri dağıtmayı bıraktı.

  • Ödemiş Belediye meclisinde tüm partilerden ’darbe’ bildirisi

    Ödemiş Belediye meclisi, 2016 yılının ilk olağanüstü toplantısını yaparak 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimine kınadı ve ortak bildiri yayımladı.

    Ödemiş Belediye meclisi, 2016 yılının ilk olağanüstü toplantısını Ödemiş Belediyesi Meclis Salonu’nda yaptı. Belediye Başkanı Mahmut Badem’in başkanlığında yapılan toplantıda, AK Parti, CHP ve MHP’li meclis üyeleri darbe girişimine karşı ortak bir bildiri yayımladı. Yayınlanan bildiride şu ifadeler yer aldı:

    “Bizler Ödemiş Belediyesi Meclisi çatısı altındaki AK Parti, CHP ve MHP Grupları Meclis üyeleri olarak aziz milletimizin kendisine, milli iradeye, devletimize ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yönelik 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimini şiddetle kınıyoruz. Vatandaşı olmakla kıvanç duyduğumuz, vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve aziz milletimiz 15 Temmuz 2016 gecesi, eşi ve benzeri görülmemiş bir ihanet ve terör saldırısına maruz kalmıştır. Ülkemizin birliği, beraberliği ve bütünlüğünü hedef alan bu darbe girişimi Türk demokrasi tarihine bir kara leke olarak geçmiştir. Devlet yönetimimizin her kademesinde yapılanmış, örgütlenmiş bölücü, yıkıcı aynı zamanda silahlı terör örgütü de olduğu anlaşılan FETÖ/PDY örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bulunan hain unsurları ve mensupları tarafından devletimize, milletimize, demokratik hukuk sistemimize, Cumhurbaşkanımıza, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, seçimle iş başına gelmiş hükümetimize, güvenlik ve asayiş birimlerimize, kamu düzenimize kısacası tüm Türkiye’ye karşı yapılan darbe girişimi asla kabul edilemez.”