Etiket: Bildirgesi

  • İnsan Hakları Bildirgesi Beyannamesi levhalarını çalan hırsızlar kıskıvrak yakalandı

    Diyarbakır’da bulunan bir parktaki İnsan Hakları Bildirgesi Beyanname levhalarını çalan hırsızlar polis ekiplerince kıskıvrak yakalandı.

    Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada çalınan malzemelerin satın alınan şahıstan teslim alındığı belirtildi. Açıklamada, “25 Mart 2018 günü saat 09.30 sıralarında Koşuyolu Parkı içerisinde yer alan İnsan Hakları Anıtının önüne ve arkasına monteli, üzerinde ‘İnsan Hakları Bildirgesi Beyannamesi’ yazılı olan levhaların çalınması olayı ile ilgili olarak; şüpheli şahısların kaçış güzergahını görebilecek KGYS kameraları incelendiğinde, hırsızlık olayını 16 Mart 2018 günü saat 05:00 sıralarında 4 şahsın gerçekleştirdiği ve bu şahısların da hırsızlık suçundan kayıtları olan; A.Ö., S.Ç., V.K. ve M.D. isimli şahıslar oldukları tespit edilmiştir. Şüphelilerden V.K. ve A.Ö. 29 Mart 2018 günü, S.Ç. ve M.D. 31. Mart 2018 günü, şüphelilerin çalınan malzemeleri satın aldığı tespit edilen ve hırsızlık suçlarından kayıtları olan A.K. ise 31 Mart 2018 günü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yakalanmış ve çalınan malzemeler şüpheli A.K. isimli şahıstan temin edilerek müştekisine teslim edilmiştir” denildi.

  • 24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülte Dekanları Toplantısı sonuç bildirgesi açıklandı

    Malatya’da gerçekleştirilen 24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar toplantısının sonuç bildirisi açıklandı. 8 maddelik bildiride tarihi süreçte kadın aleyhine oluşan birtakım olumsuzlukların dinin maksat ve hedefleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiği dile getirildi. Bildiride ayrıca ortaya çıkan yeni meseleler ve güncel konular hakkında görüş beyan edilmesine ve mevcut hükümlerin çağın idrakine ve hikmete uygun dille sunulmasına ihtiyaç bulunduğunun da açık olduğu ifade edildi.

    İnönü Üniversitesinin ev sahipliğinde 23-23 Mart tarihlerinde Malatya’da gerçekleşen 24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Toplantısının sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen sonuç bildirgesi toplantısına Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, dekanlar ve din görevlileri katıldı.

    Sonuç bildirisi açıklanmadan önce kısa bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, iki günlük çalışmanın meyvesinin ortaya çıktığını belirterek, “Şöyle bakıyorum 8 madde, ama her maddenin çok kapsamlı olduğunu görüyorum. Çok kapsamlı bir sonuç bildirgesi ortaya çıktı. Bu sonuç bildirgesi hem fakültelerimiz hem Diyanet İşleri Başkanlığı açısından hem de Din Öğretimi Genel Müdürlüğü açısından imam hatip liseleri açısından son derece önemli” dedi.

    Dekanların ve toplantıya katılan tüm kurumların katkısı ile güzel bir metinin ortaya çıktığını kaydeden Erbaş, “Bundan sonrası inşallah bu sonuç bildirgesinde ortaya çıkan maddeleri hayata geçirmek, uygulamak, toplumumuzla paylaşmak ve hayra dönüştürmek olacaktır. Bu açıdan hem Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hem de fakültelerimiz ve imam hatip liseleri olarak bunu bir vazife adledeceğiz. Hayra dönüştürmek ve milletimizin, gençlerimizin, kadınlarımızın, çocuklarımızın gelecekte daha nitelikli din hizmeti yürütmesi ve din eğitiminden istifade edebilmeleri için istifade edeceğiz inşallah. Emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

    Erbaş’ın konuşmasının ardından toplantının sonuç bildirisi Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu tarafından okundu. 78 dekanın katılımı ile gerçekleşen toplantının sonuç bildirisini okuyan Hacımüftüoğlu, eğitim ve öğretim faaliyetleriyle ilgili birçok önemli konu da müzakere yaptıklarını belirterek, yüksek din öğretiminin niteliklerini daha da geliştirmek amacıyla İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Konseyinin kurulmasının kararlaştırıldığını ifade etti.

    21. asrın başından itibaren artarak devam eden siyasi, sosyal ve kültürel sorunların, Müslüman nüfusun ağırlıkta olduğu coğrafyalarda yoğunlaştığını dile getiren Hacımüftüoğlu, bu gelişmelerin ise bir rastlantı olmadığını, arka planında İslam dünyasını zayıflatmaya yönelik maksatlı ve planlı projelerin bulunduğunun açık olduğunu dile getirdi. Bu girişimlere karşı toplumu aydınlatan ve ortak medeniyet bilincini geliştiren bilimsel ve kültürel faaliyetlerin aktif olarak yürütülmesinin hayati önem arz ettiğini belirten Hacımüftüoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İslam alimleri dinin temel kaynaklarını hiyerarşik bir düzen içerisinde ele almış, bütüncül bir dini düşünce ve kavrayışın ortaya konulması için ilk zamanlardan itibaren çaba harcamışlardır. İslam’ın Hazreti Peygamber tarafından ortaya konulmuş örnekliğini yansıtan sünnet mirasını kategorik olarak reddetme çabalarını bilimsellikle izah etmek mümkün değildir. Buna karşılık Hazreti Peygamber’e nispetle nakledilen bütün rivayet malzemesini ortaya çıkış bağlamına, metin içi tutarlılığına, genel ilkelerle uyumuna, insan fıtratı ile ilişkisine ve nihayet dinin temel maksatlarıyla örtüşme düzeyine göre değerlendirmek gerekir. Bu sebeple genellemeci ve parçacı yaklaşımlardan kaçınarak bilimsel bir hassasiyet içerisinde konuyu ele almak inancımızın ve ahlakımızın gereğidir.”

    “Tekfirci, dışlayıcı, dayatmacı ve ötekileştirici yaklaşımdan uzak durulmalıdır”

    “İslam’ın iki ana kaynağı Kur’an ve Sünnet, insanların faydasına olan konularda getirdiği ayrıntılı hükümlerin yanı sıra, evrensellik ve süreklilik özelliğinin gereği olarak temel ilkeler koymuş ve içtihada açık geniş bir alan bırakmıştır. Bu alan, dinin ilke ve hedeflerine aykırı olmamak şartıyla -İslam bilginlerinin ilk asırlardan itibaren kabul edip uyguladıkları gibi- içtihat yoluyla düzenlenebilecektir. Dolayısıyla zaman ve mekanın şart ve ihtiyaçlarına göre farklı yaklaşımlar ortaya çıkabilecektir. Bunları ayrışma ve çatışma sebebi kılmak yerine İslam ümmetinin bir zenginliği kabul edip saygıyla karşılamak gerekir. Bu doğrultuda tekfirci, dışlayıcı, dayatmacı ve ötekileştirici yaklaşım ve üsluptan titizlikle uzak durulmalıdır.”

    “Alimler arasında esasa ilişkin bir görüş ayrılığı yoktur”

    “Yüce Kitabımız, itikat, ibadet, ahlak ve muamelata dair temel hükümleri açıklamıştır. Bu hususta alimler arasında esasa ilişkin bir görüş ayrılığı yoktur. Ancak zamanın ve sosyal hayatın değişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni meseleler ve güncel konular hakkında görüş beyan edilmesine ve mevcut hükümlerin çağın idrakine ve hikmete uygun dille sunulmasına ihtiyaç bulunduğu da açıktır. Bunun ilmi ölçüler içerisinde, bilimsel ortamlarda istişare edilip nihai çözüme varıldıktan sonra tam bir sorumluluk çerçevesinde yapılması gerektiği izahtan varestedir. Ayrıca görüş beyanında takip edilen üslubun ’bu bizim görüşümüzdür, en doğrusunu ise Allah bilir’ ölçüsünü aşarak nihai ve mutlak doğruluk iddiası taşımasının İslam ilim geleneğiyle uyuşmayacağı ve kardeşliği zedeleyeceği bilinmelidir.”

    “İslam kadına hak ettiği konumu ve saygınlığı kazandırmıştır”

    “İslam, cinsiyetler arasında çatışmayı değil; adalet, merhamet, sevgi, uyum ve tamamlayıcılığı esas almıştır. Buna göre kadın ve erkek arasında mutlak üstünlük iddiası her iki tarafın yaratılış özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Üstünlük cinsiyette değil, sahip olunan değerlerde aranmalıdır. İslam, bu konudaki adaletsizliği ortadan kaldırmak için gerekli düzenlemeleri yapmış, kadına hak ettiği konumu ve saygınlığı kazandırmıştır. Tarihi süreçte kadın aleyhine oluşan birtakım olumsuzluklar dinin maksat ve hedefleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli, İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinde bu konudaki çalışmalara ağırlık verilmelidir.”

    “İslam düşüncesi tutarsız yeni yorumlara muhatap olmuştur”

    “Son iki asırda İslam toplumları, kutsalı hayatın merkezinden çıkaran modernizmin ve sekülerizmin meydan okumaları ile karşı karşıya kalmıştır. İslam düşüncesi bir yandan bu meydan okumalara cevap vermeye çalışırken diğer taraftan da kendi içinde, tutarsız yeni yorumlara muhatap olmuştur. Bunun sonucu olarak Müslümanlar kendi gündemlerini oluşturmak yerine modernitenin dayattığı gündemlerle meşgul olmuşlardır. Bu çerçevede İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü dayanışma içerisinde olmalı ve koordineli çalışmalar yapmalıdır. Bu bağlamda, akademisyenlerin Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetlerine katkıda bulunmaları ve vaaz, irşat, cami dersleri, manevi danışmanlık ve rehberlik faaliyetleri gibi çalışma alanlarına fiilen destek sunmaları önem arz etmektedir. Aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı da İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinde yapılan bilimsel faaliyetlere imkan ölçüsünde gerekli desteği sağlamalıdır. Özellikle İslamofobi, din istismarı, şiddet, etnik-mezhebi taassup gibi problem alanlarında adı geçen kurumların güçlü bir işbirliği içerisinde olmaları kaçınılmazdır.”

    Terör örgütlerine karşı din eğitiminin önemi

    “İslam, barış ve rahmet dinidir. Ne yazık ki bu evrensel değerlere itibar etmek istemeyen küresel emperyalist güçler, demokrasi, insan hakları, diyalog, barış ve huzur gibi kavramların da içini boşaltmak suretiyle sinsi planlarla ülkemizi bölmeye ve zayıflatmaya çalışarak içeride ve dışarıda, bölücü terör örgütlerinin hedefi haline getirmişlerdir. Bu maksatla ülkemizde ve sınırlarımızı çevreleyen bölgelerde kan döken, masum insanların canına kıyan FETÖ, PKK/PYD ve DEAŞ gibi terör örgütleri ve bunların uzantılarını maşa olarak kullandıkları ibretle müşahede edilmektedir. Yetişen nesilleri bu örgütlerin tuzağına düşmekten kurtarmak için sahih kaynaklara dayalı, hurafelerden arınmış, şahıslar yerine değerleri üstün tutan, şeffaf ve denetlenebilir bir din eğitimi verilmesinin önemi bir kez daha anlaşılmıştır.”

    Hacımüftüoğlu, son olarak Zeytin Dalı Harekatıyla elde edilen başarıda emeği geçen tüm güvenlik güçlerini ve yetkilileri şükranla yad ettiklerini belirterek, “Bu uğurda canlarını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de sağlık ve şifa diliyoruz” diye konuştu.

  • Tokat Belediyesinden Kudüs bildirgesi

    Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, Aralık ayı meclis toplantısı açılış konuşmasında ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanıma kararını kınadığını söyleyerek Belediye Meclisi adına bu konuyla ilgili hazırlanan “Kudüs Bildirgesini” okutturarak gündemi açtı.

    Tokat Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu, meclis toplantısında yaptığı bildirge konuşmasında Kudüs ile ilgili ABD Başkanının yaptığı açıklamanın yaralayıcı olduğuna dikkat çekti. Başkan Eroğlu: “Üç Kutsal Din tarafından mabed kabul edilen ve Mukaddes Ev anlamına gelen Beytül Makdis olarak kabul edilen Kudüs’ün son 70-80 yıldır işgalci zihniyetlerle ablukaya alınması, oradaki Müslüman kardeşlerimizin çektiği sıkıntılar bizleri derinden yaralıyor. Biz de Tokat Belediye Meclisi olarak bununla ilgili açıklama yapacağız. Bizler de elimizle, dilimizle, kalbimizle Cenab-ı Allah’ın huzurunda elimizden geldiğince gayret edeceğiz” dedi.

    Tokat Belediyesi Meclisi adına yapılan kınama bildirgesi Belediye Meclis Üyesi Rüveyda Koç tarafından okundu. Okunan bildirgede Filistin sorununu çözme ve bölgeye barışla birlikte istikrar getirmek için uzun yıllardan bu yana ara bulucu olarak davranan, dünya kamuoyuna kendi misyonunu bu şekilde anlatan Amerika’nın bugünkü tavrının bölgede bir dizi tehlikeli gelişmeyi tetikleyecek, çatışma doğuracak, yeni insani dramlara sebep olacak bir yaklaşım olduğuna dikkat çekildi. Koç: “Ecdadımız Selahattin Eyyübi’lerin, Yavuz Sultan Selim’lerin bizlere emaneti, İslam’ın ilk Kıblegâhı Kudüs’ün bir olup bitti ile İsrail’in başkenti yapılmasını asla kabul etmiyoruz. Tokat Belediye Meclisi olarak Birleşmiş Milletlerin daha önce belirlediği Kudüs’ün tarihi statüsünü devam ettirme noktasında her türlü iradenin yanında yer alacağımızı, başkent yapılmasını asla kabul etmediğimizi ifade ve ilan ederiz” dedi.

  • Deprem çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 4. Deprem Gerçeği ve Kentleşme Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından 16-17 Ağustos tarihleri arasında Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla yapılan 4. Uluslararası Deprem Gerçeği ve Kentleşme Çalıştayı’nın 16 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı. Çalıştaya ülkemizin çeşitli üniversitelerinden ve kamu kuruluşlarından uzman 11 konuşmacı, BM (UNICEF), Japonya, Yunanistan, Romanya’dan 5 davetli konuşmacı katılım sağladı. Ayrıca çalıştaya diğer illerden gelen belediye ve AFAD görevlileri, mühendisler, subay, astsubay rütbeli askerler, öğrenciler, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri olmak üzere 1000’den fazla dinleyici katıldı.

    Kocaeli’nin 1999 depreminden sonra yaşadığı değişim hakkında görüş bildiren yabancı katılımcılar, Kocaeli ve Türkiye’nin deprem sonrası yaptığı iyileştirme ve şehirleşme başarısına dikkat çekti ve bu deneyimin diğer ülkelere örnek teşkil etmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Ana hedefin Kocaeli ilinde yaşanan büyük felaket sonrası sağaltım, iyileştirme ve ileride olabilecek yeni bir afete hazırlık çalışmaları ile ilin afetler karşısında kazandığı deneyimlerin diğer illerdeki yetkililere ve uluslararası kamuoyuna aktarılması olduğu çalıştayda, bu deneyim ve hızlı iyileştirme sürecinin afet yaşayabilecek diğer illere ve ülkelere örnek olması ve yaygınlaştırılması ön plana çıkarıldı.

    Risklere dikkat çekildi

    Çalıştayda depremin yanı sıra doğa kaynaklı diğer afetler ile teknolojik kazaların ve bu kazaların çevreye oluşturduğu riskler ve tehlikelere dikkat çekilerek yaşanan deneyimler, alınan önlemler ve uluslararası uygulamalar hakkında bilgi alışverişinde bulunulmuştur. Büyükşehir Belediyemizce deprem ve çevre korumaya yönelik sürdürülen çalışmalar ile ilimizin afet risklerini azaltmak için yaptırılan tüm projeler tanıtıldı.

    Metro hattı için bilgilendirme

    ARUP Mühendislik İstanbul ofisinden Dr. Timurhan TİMUR, “Gebze – Darıca Metro Hattı Deprem ve Yapısal Tasarım Çalışmaları” başlıklı sunumunda Gebze – Darıca Metro Hattı tasarım projesi kapsamında bölgenin depremselliği ve güncellenen deprem şartnamesine göre deprem tasarımında kullanılan kriterler konusunda bilgilendirme yaptı.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından deprem ve diğer afetlere yönelik farkındalık oluşturmak ve çeşitli proje ve araştırmaların ilimizde yapılmasını sağlamak amacıyla geleneksel hale getirilen çalıştayın 2018 yılında da uluslararası ölçekte 5.’si düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. 2018 yılında gerçekleştirilecek 5. çalıştayda belediyemiz paydaşlarını arttırarak ilimizdeki Kocaeli Üniversitesi, TÜBİTAK MAM ve Gebze Teknik Üniversitesi’nden destek alarak daha geniş katılım ve kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.

  • Akdeniz Üniversitesinde ‘Barış Bildirgesi’ eylemi

    Antalya’da bazı STK temsilcileri ve öğrenciler, Akdeniz Üniversitesinde (AÜ) görevinden ihraç edilen 8 akademisyen için eylem yaptı.

    ’Barış İçin Akademisyenler’ bildirisine imza attığı için 8 akademisyenin görevinden ihraç edildiğini iddia ederek toplanan bir grup, Akdeniz Üniversitesi girişinde eylem yaptı. Eğitim-Sen, KESK üyeleri ve öğrencilerden oluşan grup, slogan ve alkışlar eşliğinde akademisyenlere destek verdi.

    Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı eylemde grup adına basın açıklaması yapan KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Kadir Öztürk, son yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler ile Akdeniz Üniversitesinde Barış Bildirgesine imza atan 8 akademisyenin hükümet tarafından ihraç edildiğini öne sürdü.

    Öztürk, “Barışın ve emeğin yanında olan akademisyenlerin mahkeme kararı olmaksızın kamu görevinden ihraç edilmesine devam edilmiştir. Geçtiğimiz hafta hatta dün ilimizde hukukla, çocuklarla, göçmenlerle, kadınlarla, yoksullarla ilgili çalışmalar yapan dernekler mühürlenmiş, kapatılmıştır” dedi.

    Konuşmanın ardından görevinden alınan 8 akademisyenin evlerine uğurlayan grup, alkışlar eşliğinde üniversiteye giriş yaptı.