Etiket: Bıçakcı:

  • Eski Belediye Başkan Yardımcısı Bıçakçı taziyeleri kabul ediyor

    Eski Kırşehir Belediye Başkan Yardımcısı ve eski Kırşehirspor başkanlarından Berat Bıçakçı’ya annesi Fati Bıçakçı’nın vefatının ardından taziye ziyaretleri sürüyor.

    AK Parti’deki koordine görevine dönen Berat Bıçakçı, parti binasında da gelen taziyeleri alıyor. Annesi Fati Bıçakçı’nın vefatı sonrası kendisini yalnız bırakmayan Kırşehir Valisi Necati Şentürk başta olmak üzere İl Başkanı Muzaffer Aslan, Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, AK Parti Milletvekilleri Salih Çetinkaya, Mikail Arslan, Teşkilat Başkan Yardımcısı Hacı Turan, Polis Okulu Müdürü Kasım Varol, Emniyet Müdürü İsmail Hakkı Akyüz, eski Milletvekili Abdullah Çalışkan ve eski Belediye Başkanı Halim Çakır ile daire müdürlerine, STK temsilcilerine ve siyasi partilerin il başkanları, Belediye Meclis üyeleri ile dava arkadaşlarına teşekkür ettiğini belirten Bıçakçı’nın annesi merhume Fati Bıçakçı solunum yetmezliği nedeniyle kaldırıldığı Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde geçtiğimiz hafta hayatını kaybetmişti.

  • Salih Bıçakcı: “Mülteci Sorunu Çözülmezse Çatışmalar Başlar”

    İstanbul, Ankara ve Gaziantep olmak üzere Türkiye’nin 3 şehrinde Türkiye-AB ilişkileri ve Suriyeli sığınmacılar konusunda farklı sektörlerden uzman kişilerin bir araya geldiği çalıştay Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşti. Çalıştayda konuşan Kadir Has Üniversitesi Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Salih Bıçakcı, “Mülteci sorunu kalıcı olarak çözülmezse yerel halk ile sığınmacılar arasında çatışmalar ve kırgınlıklar başlar” dedi.

    Suriye İç Savaşı’nın ardından ortaya çıkan “Suriyeli sığınmacılar” sorununun Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerine etkilerinin araştırılması projesi kapsamında Konrad Adenauer Vakfı tarafından desteklenen, Kadir Has Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi ortaklığında ve Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün koordinatörlüğünde yürütülmekte olan Suriye’den Gelen Sığınmacılar ve Türkiye-AB ilişkilerine etkileri projesinin ilk çalıştayı gerçekleşti. Çalıştayda konuşan Kadir Has Üniversitesi Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Salih Bıçakcı, “Bildiğiniz gibi ülkemiz 2011’den beri Suriye’deki iç savaşın çalkantılarıyla sarsılıyor. Uluslararası hukuk açısından ‘Suriyeli mülteciler’ olarak tanımladığımız grup Türkiye’ye geliyor. Resmi rakamlara göre 2 milyon 700 bin küsur mülteci şu anda Türkiye’de bulunuyor. Ama tahminlerimize göre bu rakam daha yüksek. Bu insanların büyük bir çoğunluğu insan tacirlerinin elinde Türkiye’den Avrupa’ya geçmek için savaş veriyorlar. Geçen senenin bu dönemlerinde ve devam eden zamanlarda bir kısmı Makedonya üzerinden Macaristan yolunu takip ederek Almanya’ya ya da daha müreffeh ve refah ülkelere, büyük bir kısmı da Türkiye kıyılarından Yunanistan’a geçti. Bu süreç bu şekilde gelişirken ve Avrupa ciddi bir krizin karşısındayken geri iade anlaşması yapıldı ve bu anlaşmanın bir parçası olarak belli tarihten sonraki göçmenleri iade olarak almayı kabul etti. Biz de bugün Türkiye’de muhtemel krizlerin neler olabileceğini tartışmak için buraya toplandık. Farklı konulardan farklı uzmanlık alanlarına sahip arkadaşlar hem Avrupa Birliği’ni, hem uluslararası hukuku, hem de Suriye’deki göçmenlerin halk arasında nasıl karşılandığını bilen uzmanlar bu konuyu farklı boyutlarıyla tartışacaklar” diye konuştu.

    “MÜLTECİLİKTEN VATANDAŞLIĞA GEÇİŞ”

    “Türkiye mülteci sorununu şu anda bir koz olarak kullanıyor ve vizesiz geçişi için bu anlaşmayı aktive etmiş durumda. Ama gelecekte hem Avrupa ülkeleri hem Türkiye hem de Yunanistan bunun bir birikmesini yaşayacak”diyen Doç. Dr. Salih Bıçakcı, “İnsanların belli bir kısmı gidemiyor ve gidemeyen insanlar burada kalıyor, yavaş yavaş mültecilik pozisyonundan vatandaşlık pozisyonuna doğru geçmeleri bekleniyor. Çünkü bu sürdürülebilir bir süreç değil. Eğer bir gün Suriye’de iç savaş biterse bu insanların kaçı ülkesine geri döner sorusu hala bütün araştırmacıların sorduğu bir soru. Rakamı bilmiyoruz. Suriyeli mültecilerin bize maliyeti 10 milyar doları aştı. Bu rakam hızla büyümeye devam ediyor. Alınan yardım ciddi bir rakam değil ve ülkenin içindeki çatışmalar ve çelişkilere Suriyelilerin nasıl fayda sağlayabileceğini bilmiyoruz” açıklamalarında bulundu.

    ULUSLARARASI HUKUK VE İÇ HUKUKUMUZ AÇISINDAN ‘MÜLTECİ’ KAVRAMI DEĞİŞTİRİLMELİDİR

    Entegrasyonunkesinlikle şart olduğunu ifade eden Doç. Dr. Bıçakcı, açıklamalarına şöyle devam etti: “Suriyeli mültecilerin nasıl olacağına karar verilmelidir. Hem uluslararası hukuk hem iç hukukumuz açısından mülteci kavramı değiştirilmelidir. Çünkü şu anda mültecilerin Türkiye’deki birçok haktan faydalanma problemi var. Bu değiştirilmediği sürece bu konuyu düzenleyemeyiz. Ama bizdeki dizaynlaryerel halk için yapılan dizaynlar. Mülteciler için dizayn edilmediğinden ciddi problemlerle karşılaşıyoruz. Bu, uzun ve zor bir süreç ama artık yavaş yavaş başlayıp entegrasyonu sağlamamız lazım.”

    “BUGÜNÜN KIRGINLIĞI, GELECEK NESİLLERE DAHA BÜYÜK KIRGINLIKLAR OLARAK AKSEDİLİR”

    Problemi çözemezsek tahmin etmediğimiz kırgınlık ve çatışmalarla karşı karşıya kalınabileceğini dile getiren Bıçakçı, “Özellikle Anadolu’da görülen bir şey var, Suriyeli mültecilerin gittiği yerlerde sosyal hizmetler, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri yetersiz kalmaya başladı ve bu durumdan yerli halkımız rahatsızlık duymaya başladı. İşverenler arasında ekonomik problemler oluşmaya başladı. Bütün bunları çözemezsek eğer tahmin etmediğimiz çatışmalar ve kırgınlıklar oluşabilir. Bugünün kırgınlığı gelecek nesillere daha büyük kırgınlıklar olarak aksedebiliyor. Bunu önlememiz lazım, uzlaştırıcı bir kültür geliştirmemiz lazım. Ya da devletin ne olacağını açık şekilde ifade etmesi lazım ki halk onlara karşı davranışlarını belirlemeli. Çatışmanın en büyük problemlerinden bir tanesi ucuz işgücü. Gaziantep’te konuştuğum bir satıcı kendilerinin çok küçük rakamlara çalıştıklarını Suriyelilerin onlardan daha da küçük rakamlara çalışmalarının kendilerini işlerinden ettiklerini ifade etti. Bu, birbirlerinin arasındaki husumeti daha da artıran bir unsur. Engellenmez ve düzenlenemezse yerel halk ile gelen mülteciler arasında ciddi çatışmalar ve kırgınlıklar olabilecek. Örneklerini zaten hem adli vakalardan hem de medyaya yansıyanlardan görmeye başladık ki bizim gördüklerimiz sadece buz dağının görünen kısmı” dedi.

  • Doç. Dr. Salih Bıçakcı: “Siber Güvenlikte Daha Etkin Olmak İçin 1 Milyon It Uzmanına İhtiyaç Var”

    Dış Politika Araştırmaları Merkezi (EDAM) ile Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nin (MARC) birlikte gerçekleştirdiği Siber Güvenlik Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan MARC Müdürü Doç. Dr. Salih Bıçakcı, siber güvenlik konusunda daha etkin olabilmek için 1 milyon IT uzmanına ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Türkiye’de siber güvenlikte yaşanan sorunlar ile birlikte güvenlik ve nükleer enerji politikaları çerçevesinde yürütülen araştırma programlarının sonuçlarının da paylaşıldığı “Türkiye’de Siber Güvenliğin Açmazları” paneli Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde gerçekleşti.

    Panelin açılış konuşmasını yapan NATO Yeni Güvenlik Tehditleri Bölümü Siber Savunma Direktörü Süleyman Anıl, “NATO’dan gelen bilgileri ağlarında kullanan ülkeleri, NATO denetleme yetkisine sahip oluyor ve NATO’nun güvenlik asistanları NATO üyesi ülkeleri ziyaret ederek denetliyor. Bu denetlemelere göre Türkiye’nin kağıt üzerinde siber güvenlikte temel hedeflerine ulaştığı görülüyor” diyen Anıl, terör örgütlerindeki artışın siber saldırılara yansıdığını ancak bunun zorlayıcı olmadığını dile getirdi.

    Siber savunma konusunda ülkelerin kendilerini iyi yetiştirmesi gerektiğinin de altını çizen Anıl, siber saldırıların dışarıdan geldiğini bu nedenle ülkelerin diğer partnerleriyle iyi ilişkileri olması gerektiğini ifade etti.

    “BİLİŞİM DİLİNİ POLİTİKACILARA TERCÜME EDEBİLECEK ARA ELEMANA İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’de siber alanı saldırı amaçlı kullanan aktörler ve kabiliyetleri, siber suçlar ve nükleer tesislerde siber güvenliğin boyutu gibi konuların araştırıldığı çalışmanın sonuçları Kadir Has Üniversitesi Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi (MARC) Müdürü Doç. Dr. Salih Bıçakcı tarafından konuklarla paylaşıldı. Siber gücün bir ülkenin bütün siber alt yapı tesisleri ile ayakta durmasını sağlayan bir unsur olduğunu ifade eden Bıçakcı, Türkiye’nin siber güvenlik alanında daha ileri gidebilmesi için 1 milyon IT uzmanına ihtiyacı olduğuna dikkat çekti.

    Bilişim sektörü ile politikacılar arasında büyük bir boşluk bulunduğunu dile getiren Bıçakcı, “Stratejinin ne demek olduğunu bilen, IT’den anlayan, ikisi arasındaki ilişkiyi kurabilen, bilişim dilini politikacıya tercüme edebilen, bunun üzerine strateji geliştiren ara elemana ihtiyaç var” dedi.

    Türkiye’nin ağırlıklı olarak özel sektöre dayanmış bir güvenlik sistemi üzerinden gittiğini belirten Bıçakcı, “Devlet kurumları için var olan yerler üzerine bir iyileştirme planı var, ancak iyileştirme gerektiği kadar planlı yapılamıyor. Bütün bu koordinasyonlar yapılamadığı için de problemler yaşıyoruz” diye konuştu.

    ARAŞTIRMADA HANGİ KONULAR ELE ALINDI?

    Türkiye’de siber güvenlik tehditlerinin artması nedeniyle hem devlet kurumlarını hem de kritik alt yapıyı ilgilendiren tehditlerin derinleştiğini söyleyen Bıçakcı, “Türkiye’nin son yaptığı siber güvenlik kurulundan aldığı eylem planı dışında yaptığı yeni bir şey yok. Oysa ki hem Suriye meselesi, hem İran’ın güçlenmesi hem de Rusya ile olan ilişkilerimiz bizi bu konuda daha hassas davranmaya itiyor. Yaptığımız değerlendirmenin temelinde, siber güvenlik nedir ve nasıl anlaşılmalıdır, devletler buna göre nasıl organize olmalıdır, siber suç nasıl anlaşılmalıdır, siber suçla siber terörizm arasındaki unsurlar nerede değişir, siber savaş olursa nerede başlayıp nerede biter, siber casusluğu nasıl anlamalıyız. Türkiye böyle bir saldırıya ne kadar hazır, yaşanacak herhangi bir krize karşı nasıl davranılmalı sorularına cevap aramak var” diye konuştu.

    Akkuyu’da yapılacak nükleer tesisin siber saldırı için ya da siber bir hazırlık için yeterli olup olmadığını da araştırmaya dahil ettiklerini belirten Bıçakcı, “Rusya ile yapacağımız bu işbirliğinde onları nereye koyacağımızı ve milli güvenliği ilgilendiren bu konuda onlarla nasıl ilişki kuracağımızı irdelemeye çalıştık” ifadelerinde bulundu.