Etiket: Beta

  • BETA yeni sezon indirim kampanyasını açıkladı

    Türkiye’de ayakkabı sektörünün önemli markalarından BETA, 2017/2018 Sonbahar-Kış sezonunun indirim kampanyalarını açıkladı. Ekim ayı sonuna kadar BETA markalı ürünlerde yüzde 50 indirim kampanyası başlatan BETA, distribütörlüğünü yaptığı markalar arasında yer alan Gön, Geox ve Wall Street markalı ürünlerde ise Zubizu’lulara özel yüzde 25 indirim uygulayacak.

    Ayakkabı sektörünün en köklü ve özgün markalarından BETA, yeni sezonda indirim kampanyasını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada, geliştirdiği tüketici dostu kampanyalar ile müşterilerine önemli avantajlar sunan ve sektöre yön veren BETA, Ekim ayı sonuna kadar BETA markalı ürünlerde yüzde 50 indirim kampanyası başlattı. Ayrıca, dünyanın en önemli markaları arasında yer alan Gön, Geox ve Wall Street markalı ürünlerde ise Zubizu’lulara özel yüzde 25 indirim uygulayacak. Her iki kampanya da BETA’nın hem offline hem de online mağazalarda geçerli olacak.

    Daha önce ’ayakkabı numaran oranında indirim’ gibi kampanyalara da imza atan BETA, 2017/2018 sonbahar-kış sezonunda geometrik şekiller ve renkli detaylara geniş yer verdi. Koleksiyonlarında önemli değişiklikler de gerçekleştiren BETA, erkeklerin en çok tercih ettiği koleksiyonların başında gelen Wall Street koleksiyonuna artık kadın ayakkabı modellerini de ekledi. Yeni sezonda yıkama derilerden üretilen rengarenk botlar ve ayakkabılarla zengin bir koleksiyon oluşturan marka, metal aksesuarlarla modaya uygun özellikler taşıyan ‘biker’ botlar ve konforlu ürünleri daha geniş renk skalasında müşterileri ile buluşturacak.

  • Kulak, burun, boğazda beta mikrobuna dikkat

    Çocuklarda ve erişkinlerde sıkça görülen kulak, burun ve boğaz hastalıkları beta mikrobunun habercisi olabiliyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Şentürk, çocuklarda ateşin, yutma güçlüğünün, boğaz ağrısının ve huzursuzluğun devam ettiği durumlarda doktorlara başvurulması gerektiğini belirtti.

    Konya Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Şentürk, geçmeyen kulak burun boğaz hastalıklarında beta testi yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Öncelikle çocuklarda geniz eti ve bademcik, hayatın normal akışı içinde gerekli olan dokular. Fakat bazen her şeye rağmen çok sevdiğimiz çocuklarımızı dış etmenlerden korumamıza rağmen onlarda burun tıkanıklığı, ateş, yutma güçlüğü, huzursuzluk, kulağa vuran ağrılar olabilmekte. Burada tabii ki uluslararası standartlarda öngörülen ilk tedaviler öncelikle koruyucu tedaviler. Yani bu koruyucu tedavide ne var; ateş ve yutma güçlüğünün önüne geçilip çocuğumuzun beslenme ve gıda yönünden halsiz düşmemesini sağlamak önceliğimiz. Tabii ki her şeye rağmen ateşin ve yutma güçlüğünün, boğaz ağrısının, huzursuzluğun devam ettiği çocuklarda bizler devreye girmek zorunda kalıyoruz çünkü hastalığın çocuğumuza daha fazla zarar vermemesi açısından ve sosyal hayatının devamı açısından ilaç tedavisine başlamak gerekiyor. Her gördüğümüz geniz eti, bademcik hastalığında antibiyotik tartışılan bir konu ve hemen vermiyoruz. Bunun kriterleri var. Sağlık Bakanlığının son zamanlarda gündeme getirdiği beta mikrobuna karşı bir test de burada önemli, bunu yaptırmakta fayda var. Diğer taraftan bademcikleri çok beyaz beyaz iltihap kapmış, geniz eti iriliğinden dolayı burun tıkanıklığı olan çocuklarımıza ilaç tedavilerini önermekteyiz. Bunlar klasik antibiyotikler, ateş düşürücüler, burun açıcı kısa süreli spreyler olabilmekte. Genellikle bir hafta 10 gün içinde toparlamakta ve daha kısası 72 saat içerisinde genellikle toparlanmakta. Fakat genel vücut düşkünlüğünün ağır olduğu durumlarda serum yolu ile de hastaneye yatırarak bazen tedavi gerekebilmekte” dedi.

    “Erişkinlerde ise bademcik hastalıkları daha şiddetli seyredebiliyor’”

    Op. Dr. Şentürk, erişkinlerde bademcik hastalığının daha şiddetli olduğunu belirterek, “İş gücü kaybına ve mali eksikliklere sebep olabilmekte ve daha fazla komplikasyon dediğimiz vücuda yan etkileri olabilmekte. Bunlar arasında eklem ağrıları, romatizmaya çevrilme ihtimali, kalp kapak hastalıkları, böbreklerde glomerulonefrit dediğimiz hastalıkların olabilmesi sayılabilir. Tabii ki burada da en önemli şey hastanın sağlık konforunun biran evvel yerine getirilmesi. Yutma güçlüğünün, boğaz ağrısının olabildiğince hızlı yenilmesi ana amaçlardan biri. Biz bu amaçla öncelikle semptomatik dediğimiz hastanın şikayetlerine yönelik tedavileri ön plandan tutmaktayız. Buna rağmen geçmeyen durumlarda beta mikrobundan şüphelendiğimiz durumlarda antibiyotiği tabii ki tercih etmekteyiz. Dolayısıyla erişkinlerde biraz daha çocuklara göre şiddetli geçmesine rağmen yine de kendini sınırlayan bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

    “2 yılda 6-7 defadan fazla ateşli bademcik iltihabında ameliyat gündeme gelmekte”

    Konya Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Şentürk, ayrıca hastalığı sık geçirenlerin iş gücü ve sağlık problemlerinden yakındığını belirterek, “Bir diğer taraftan hastalarımız bize bu hastalığın tekrar etmesinden dolayı iş gücü ve sağlık problemlerinden dolayı yakınabilmekteler. Yine uluslararası standartlara göre son bir yılda 3-4 defa ateşli bademcik iltihabının bir haftadan uzun sürmesi, son 2 yılda 7’den fazla bademcik iltihabının olması ve bazı vücutta getirdiği romatizma, kalp kapak rahatsızlığı, böbrek hastalıkları gibi etkileri olduğunda biz ameliyatı da düşünebilmekteyiz. Tabii her gördüğümüz erişkinin bademciğini alma gibi bir durum kesinlikle yoktur. Çünkü bademcik dokuları vücuda gerekli olan savunma mekanizmalarındandır. Ancak bu savunma mekanizması artık iş göremez duruma geldiğinde biz ameliyatı planlamaktayız. Bademcik ameliyatları biraz daha çocuklara göre yavaş iyileşmekte, biraz ağrısı fazla olmakta. Destek tedavilerimiz biraz daha fazla olabilmekle birlikte genel olarak yüzde 95’in üzerinde hastalarımıza eskiye göre hayat konforunda çok ciddi iyileşmeler gözlemlenebiliyor. Çocuklarda ise geniz eti ve bademcik problemleri yine erişkinlere benzer şekilde yılda 3-5 defadan fazla olması son 2 yılda 6-7 defadan fazla ateşli bademcik iltihabının olması, ilaç tedavisine rağmen bu durumun devam etmesi, ameliyatı gündeme getirebilmekte. Genel olarak yine doğru tanı konulmuş ve doğru şekilde ameliyat edilmiş hastalarımızın hayat konforu, okul başarısı, sosyal durumu, psikolojileri daha iyi olabilmekte” ifadelerini kullandı.

  • Beta bakterisi kalp ve böbrek yetmezliğine yol açabiliyor

    Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem El, beta bakterisi nedeniyle çocuklarda boğaz enfeksiyonlarının sık görüldüğünü ancak bu bakterinin kalp ve böbrek yetmezliğine yol açabildiğini söyledi.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem El, aileleri özellikle uyararak, ateş, boğaz ağrısı, kırgınlık, eklem ağrıları gibi durumlarda hiç beklemeden mutlaka bir uzman hekime ve sağlık kuruluşuna başvurmalarını önerdiklerini vurguladı.

    Beta bakterisinin sadece bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına değil kalp yetmezliğine de yol açtığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Çiğdem El, hastalıkların en çok çocukluk yaş gruplarında görüldüğünü söyledi. Ailelere uyarılarda bulunan Çiğdem El, “Ateş, boğaz ağrısı, kırgınlık, eklem ağrıları gibi durumlarda hiç beklemeden mutlaka bir uzman hekime, sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz. Özellikle komşulardan alınan ilaçlar yada bilinçsizce kendilerinin bir ilaca ulaşıp özellikle antibiyotik grubu ilaçları danışmadan, hekime danışmadan kullanmamalarını öneriyoruz. Siterik bir hastalık diyoruz çünkü sadece boğazı tutmuyor. Sade bademciklerle sınırlı kalmıyor. Bazı hastalarda, bazı hassas hastalarda, çocuklarımızda eklemleri etkileyerek artrit tablolarına daha ileri istenmeyen bir durum olarak kalbi de tutabilmekte hatta kalp yetmezliğine kadar gidebilmekte. Bu durumda bu gibi şikayetler olduğunda hekime başvurulmalı. Hekim, aile ve çocuk olaraktan ekip olarak hastalığı yönetmeli, belirtilen süre zarfında, belirtilen süre içerisinde ifade edilen ilaçlar kullanılarak hasta takibe alınmalıdır” şeklinde konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Çiğdem El, 3 ya da 5 haftalık periyotlarda tekrarlanan yüksek ateşte hastanın acilen bir sağlık kuruluşuna getirilmesi gerektiğinin altını çizerek, bir vakadan örnek vererek şu bilgileri aktardı:

    “Örneğin bir hastamız bize ayak bileklerinde ve kalçalarına kadar olan bölgede milimetrik kırmızı döküntüler ile başvurdu. Bu tablo hemogşunler puprası dediğimiz bir tablo. Daha çok gastroenterit sistem enfeksiyonları, ishal, kusmalardan 1 ile 5 hafta sonrasında ya da üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonrasında gelişmekte. Bizim hastamızda da üst yolunum yolu enfeksiyonlarından sonra gelişen aslında beklediğimiz yaş grubunun dışına çıkmakla beraber 10’lu yaşlarda sonrasında gelen bir hastamız. Hemogşunler puprasında özellikle bizim için önemli olan böbreklerin tutulumu. Aynı zamanda mide bağırsak kısmında tutulumlar olmakta. Hastanın ematuri dediğimiz idrardan kan gelmesi, yine bağırsaktan kan gelmesi gibi tabloları takip ediyoruz. Böyle durumlarda özellikle düşmeyen ateş tekrarlayan üçer haftalık, beşer haftalık aralıklarla tekrarlayan bu tablolarla mutlaka hastalarımızın, ailelerin uzman hekime başvurmalarını öneriyoruz.”

    Çiğdem El, streptokok A grubu beta strepdokulara bağlı bakterinin yol açtığı durum nedeniyle MKÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne getirilen Osman Baki’nin beta bakterisinden dolayı zor günler geçirdiğini ve şu an sağlığına kavuştuğunu sözlerine ekledi.

    Bademcik şikayetiyle başladı, vücuduna yayıldı

    Çektiği sıkıntılı süreçten kurtulmanın mutluluğunu yaşayan Osman Baki ise şu ifadeleri kullandı:

    “Hastalığım bademciklerim şişti, şiştikten sonra iltihaplanmış. İlaçlardan 3 tane iğne eksik kullandığım için, sonra hastaneye başvurdum. Hastaneye başvurunca geldim bademciklerin iltihaplanmış dediler, ilaç yazdılar. Ondan sonra ilaçları kullandım. Kullandıkça faydası olmadı, ayaklarım şişmeye başladı, yürüyemez oldum. Yürüyemez olunca sürekli doktora başvurdum. Antakya Devlet Hastanesine gittim, oradan buraya sevk ettiler. Buraya yatırdılar. Kalp yetmezliği varmış. Bağırsak iltihabı kalbe vurmuş. İlk geldiğim zaman ayağımda şişlik vardı, yürüyemiyordum. Boynum da oynamıyordu. Tedavi görmeye başladım. Tedavi görünce hastalığım düzelmeye başladı, şu an iyiyim.”

  • Çocuklardaki Beta mikrobu, grip kadar sık görülüyor

    Beta mikrobunun çocuklarda grip kadar sık görülen bir hastalık olduğunu ve 5-15 yaş arsında daha fazla ortaya çıkan hastalığın, yutkunma güçlüğü, ateş ve ağız kokusu ile kendini gösterebildiği bildirildi.

    Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Kaan Kadıoğlu, beta mikrobunun bulaşma yolları ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda bir arada bulunan çocuklarda boğaz enfeksiyonunun sık görüldüğünü kaydeden Kadıoğlu, Beta mikrobuyla ilgili; “5-15 yaş arsında daha fazla ortaya çıkan hastalık, yutkunma güçlüğü, ateş ve ağız kokusu ile kendini gösterebiliyor” dedi.

    Bu belirtilere varsa dikkat edin

    Beta mikrobu diye bilinen mikroorganizma boğazda iltihaplanma yapan bir çeşit bakteri olduğunu belirten Kadıoğlu, “Boğaz ağrısı ve ateşi olan çocukların yaklaşık yüzde 10 – 15´inde A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı vardır. Boğazın ve bademciklerin iltihaplanmasıyla çocuğun yutkunması ve beslenmesi güçleşir, çocukta kötü ağız kokusu ve ateş olur. Bununla birlikte; titreme, vücut ağrısı ve iştahsızlık görülür. Ayrıca karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtiler de bulunabilir. Bakıldığında bademcikler ve boğazda kızarıklık, küçük dilde şişlik ve bademcikler üzerinde beyaz lekelenmeler görülür. Alt çene kemiğinin köşesinde ve boyunda lenf bezleri şişmiş olabilir” diye konuştu.

    Tedavi edilmeyen Beta mikrobu ciddi rahatsızlıklara neden olabilir

    Beta mikrobunun tedavi edilmemesi durumunda ciddi rahatsızlıklara neden olacağına vurgu yapan Dr. Kadıoğlu, şu bilgileri paylaştı: “Bazen, streptokok adı verilen bakteri iltihaplarında, mikropların salgıladığı toksinler deride yaygın kızarık bir döküntüye neden olur. Bu durumda oluşan hastalığa “kızıl” adı verilir ve genellikle boğaz iltihabının 2. gününden 6. gününe kadar sürer. Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilmiş bu iltihap türleri, nadiren ateşli romatizma adı verilen ve kalp romatizması ile eklem iltihaplarına yol açabildiği gibi; böbrek iltihabına, sinüzite, orta kulak iltihabına, zatürreye ve deri iltihaplarına da neden olabilir”

    Taşıyıcı çocukların tedavi olmasına gerek yok

    Kadıoğlu taşıyıcı olan çocukların tedavisi ile ilgili de şunları söyledi:

    “Beta mikrobu toplumun yaklaşık yüzde 15 ila yüzde 20’sinin boğazında herhangi bir şikayete sebep olmadan bulunur ve bu kişilere taşıyıcı denir. Özellikle farenjit geçiren kişiler tedaviye rağmen %20 oranında taşıyıcı olmaktadır. Taşıyıcıların boğazındaki bakteri iltihapları hastalık yapıcı değildir ve taşıyıcıların hastalığı bulaştırma riski yoktur. Aynı zamanda taşıyıcılarda akut eklem romatizması riski de çok düşüktür. Bu nedenle AGBHS taşıyıcısı çocukların tedavisi yapılmamaktadır.”

    Taşıyıcılar nasıl tespit edilir?

    “Taşıyıcıların tespiti, hastalığın önlenmesinde önemli bir adımdır. Taşıyıcılar okul ve kreşlerde çocukların ve personelin boğazlarından alınan örneklerle tespit edilir. Örnek; pamuklu çubuğun boğaz ve bademciklere sürülmesiyle alınır ve bu işlem ağrı ya da acı vermez. Salgın veya riskli durumlarda o aileden de örnek alınmalıdır. Örnekler uygun ortamlarda çoğaltılarak boğaz kültürü içinde beta mikrobu olup olmadığına bakılır. SWAB test adı verilen hızlı tanı yöntemleri, taşıyıcıların tespitinde güvenilir bir yöntem değildir fakat hızlı yanıt almada yol göstericidir”

    Bademciklerin alınması gerekebilir

    “Taşıyıcılar, depo penisilin iğnesi yapılarak veya ağızdan ilaç verilerek tedavi edilir. Tedavi sonrası boğaz kültürünün tekrarı önerilmektedir.Bir yılda yedi veya daha fazla bademcik atağı ya da iki yıl boyunca her yıl beş veya daha fazla atak görülen tekrarlayan bademcik iltihaplarında, bademcikte nedeni bilinemeyen ve sinsi seyreden iltihapların olması halinde ve beslenme ve solunum şikayetleri ortaya çıkarsa bademciklerin alınması gerekebilmektedir”

    Bazı nadir durumlarda taşıyıcıların tespiti ve tedavisi gerekli olduğunu söyleyen Kadıoğlu ’ Beta enfeksiyonu salgını varsa veya salgın riski varsa, Çocuk veya aileden biri romatizmal ateş geçiren varsa, çocuk veya ailede glomerulonefrit geçiren varsa, aile içinde bireylerin birbirlerine tekrar tekrar bulaştırması durumu varsa, enfeksiyon varsa, çocukta veya yakınlarında kızıl hastalığı görülmüşse dikkatli olunmalıdır.’ diye konuştu.

  • Beyaz Bademcik Beta Habercisi

    Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seda Özer, beyaz bademciğin beta habercisi olduğunu ifade ederek, “Beta mikrobu, üst solunum yolu enfeksiyonları yapan daha nadir olarak derideki yaralardan girerek, cilt enfeksiyonlarına yol açan bulaşıcı bir bakteridir” dedi.

    Kış mevsiminin gelmesi ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte daha kapalı ve kalabalık ortamlara girilmeye başlandığını, bu nedenle de bulaşıcı hastalıklara yakalanmanın kaçınılmaz olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seda Özer, “Özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen bu mikrop, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu.

    Beta mikrobunun, sıklıkla solunum yoluyla bulaştığını belirten Özer, “Beta mikrobu, üst solunum yolu enfeksiyonları yapan daha nadir olarak derideki yaralardan girerek, cilt enfeksiyonlarına yol açan bulaşıcı bir bakteridir. 3 yaşından küçük çocukların yanı sıra erişkinlerde de enfeksiyon çok nadir görülmektedir. En sık 5-15 yaş arası çocuklar etkilenir. Sebep olduğu enfeksiyonlar sıklıkla tonsillit (bademcik iltihabı) ve farenjittir. Kızıl hastalığı da beta mikrobundan kaynaklanır” ifadelerini kaydetti.

    BELİRTİLERE DİKKAT

    Beta tonsillitinde belirtilerin yüksek ateş, yutkunma güçlüğü, nezle, karın ağrısı, bulantı, çene altındaki bezelerde şişme boğaz ve baş ağrısı şeklinde sıralandığını sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Seda Özer, hastalıkta ciltte yaygın kırmızı bir döküntü eşlik ettiğini de belirterek, “Tanıda çoğu zaman dikkatli bir fizik muayene yeterliyken, bazı virüs enfeksiyonlarıyla karışabildiğinden, boğaz kültürü ya da hızlı antijen testi gibi tanı yöntemlerine başvurmak gerekebilir” dedi

    MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ

    Beta mikrobunun tedavi edilmediğinde, sinüzit, orta kulak iltihabı, boğazda apse, lenf bezi iltihabı, zatürre gibi erken dönem hastalıklarının görülebildiğinin altını çizen Uzm. Dr. Seda Özer, “Bunun yanı sıra, ilk belirtilerden haftalar sonra ortaya çıkan eklem romatizması, kalp romatizması, böbrek iltihabı hatta beta mikrobuyla ilişkili olduğu tahmin edilen bazı psikiyatrik bozukluklara kadar çok sayıda istenmeyen durumla sonuçlanabilir” açıklamasında bulundu.

    TEMASTAN KAÇININ

    Sıklıkla solunum yoluyla bulaşması nedeniyle beta mikrobu enfeksiyonu olduğu bilinen kişilerle temastan kaçınmanın tek korunma yolu olduğuna vurgu yapan Uzm. Dr. Özer, şu ifadeleri kaydetti:

    “Çocukların, kreş ve okul gibi kapalı alanda toplu olarak yaşamak zorunda kalması, bu korunmayı imkansız kılar. Bu durumda, belirtilere dikkat ederek, doktora zamanında gidilmesi ve uygun tedaviye başlanması çok önemlidir. Cilt enfeksiyonlarında, ciltteki açık bir yara ve kesiden temasla da mikrobun vücuda alınabileceği unutulmamalıdır.”

    Beta mikrobu tedavisinde ilk tercihin penisilin ya da amoksisilin grubu antibiyotikler olduğunu sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Özer, “Antibiyotik tedavisi sadece boğazı iyileştirmek için değil, istenmeyen ikincil durumların önüne geçilmesi için de şarttır. Tek doz penisilin enjeksiyonu ya da ağız yoluyla alınacak antibiyotiğin 10 güne tamamlanması gereklidir” dedi.