Etiket: Beslenmesinde

  • Yaz beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenler

    Diyetisyen Pelin Altunsoy, kilo vermek isteyenlerin yemeklerden aşırı kısıtlayarak kilo vermeye çalışsa da aslında metabolizmalarını yavaşlattıklarını unutmamaları gerektiğini ifade ederek, “Sağlıklı beslenme önerileri yaz içinde geçerlidir. Günde 3 ana, 3 ara öğün olacak şekilde beslenmek çok önemli” dedi.

    Altunsoy, kilo kontrolünü elde tutmak için öncelikle güne kahvaltı yaparak başlanması gerektiğini belirterek, “Protein kaynağı sayesinde de tok tutucu özelliğe sahip olan yumurta mutlaka tercih edilmelidir. Yanında ise yarım yağlı peynir, zeytin, domates, salatalık, yeşillik, tam buğday veya tam tahıllı ekmek ile sofranızı renklendirin. Reçel, marmelat, bal gibi tatlı yiyecekleri tüketmemeye özen gösterin” diye konuştu.

    Sağlıklı ara öğünlerin kilo verimine yardımcı olurken, gazlı ve şekerli içeceklerin kilo alımına sebep olmasının yanında aynı zamanda asidin, mideyi genişletme etkisinin bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Kendinizin hazırlayacağı meyveli süt, meyveli yoğurt, ayran, kefir, light limonata ile meyve salatası, kuru meyve ve yağlı tohumlar (ceviz, fındık veya badem) hem tok tutacak hem kan şekerinizi dengeleyecek hem de metabolizmayı hızlandıracaktır. Şeker ihtiyacınızı şerbetli, yağlı, kızartılmış tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyve salatası, sade dondurma veya buzlu meyveler şeklinde tercih ediniz. Fakat yaz döneminde artış gösteren meyveler aşırı tüketiliyor, lifli olması yanı sıra şeker olduğu unutulmamalı ve mutlaka sınırlandırılmalıdır.

    Havaların ısınması ile birlikte vücuttaki sıvı ve mineral kaybı dolayısıyla ödem (şişlik) oluşuyor. Bol su, az tuz, bol yeşillik, lifli gıdalar tüketerek, basit karbonhidratlı (beyaz un, şeker gibi) tüketmeyerek ve hareket yaparak vücudunuzdaki ödemden arınmanız mümkün. Aynı zamanda suyunuza koyacağınız çubuk tarçın, karanfil, nane ve meyveler vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olacaktır. Ödem oluşumunu ve kilo alımını engellemek için alkol alımı sınırlandırılmalıdır. Gün içerisinde 2-3 fincan sade yeşil çay tüketmeniz hem metabolizmayı hızlandırır hem de ödemi atmayı destekler. Özellikle yaz sıcaklarında 2.5-3 litre su tüketmeyi de ihmal etmeyin.

    Öğle yemeği hafif olacak şekilde; zeytinyağlı sebze yemekleri, peynirli, tavuklu veya ton balıklı salata ile sindiriminizin rahat olması sağlanmalı. Tabi yanında yoğurt, ayran, cacık ve mevsimsel salatayı ihmal etmeyerek. Eğer yemeğin yanında bulgur pilavı, makarna veya patates var ise ekmek tüketmeyin.

    Akşam yemeklerinde ise et, tavuk, balık gibi protein içeriği yüksek olan besinleri tercih edebilirsiniz. Yanında yoğurdu, salatası ve ekmeği olacak şekilde. Mümkün olduğu kadar işlenmiş et ürünlerinden (salam, sucuk, sosis) uzak durun. Kavurma, kızartmadan ziyade düşük yağlı haşlama, buğulama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini uygulayacak şekilde tüketim sağlayın. Yatmadan 2-3 saat önce ise beslenmeyi mutlaka bitirin. Çünkü yenilip yatıldığında metabolizma yavaşlayacağından, yedikleriniz yağa dönüşecektir.

    Günde en az 30 dakika olacak şekilde yürüyüş, yüzme gibi aktiviteniz olsun. Yazı rahat geçirmek için sağlıklı beslenme, bol su, düzenli uyku ve hareketi yaşam biçimi haline getirilmeli.”

  • Çocukların Beslenmesinde Altın Öğütler

    Medical Park Gaziantep Hastanesinde görev yapan Uzm. Klinik Psikolog Elçin Külahçıoğlu, iştahsız, yemek reddeden ve yemek seçen çocuklar ile ilgili sorunlar ve çözüm önerileri hakkında ailelere önemli bilgiler verdi.

    Ev içerisinde yapılabilecek bazı olumlu düzenlemeleri ile çözüm bulunabileceğini belirten Uzm. Klinik Psikolog Elçin Külahçıoğlu, “Evde düzeni oturtun. Nasıl ki düzenli çalışma hayatı sizin vücudunuzu belli saatlerde acıkmaya koşullandırıyorsa, çocuğunuz için de düzenli yaşam ve belli saatlerde beslenme düzeni, bu duruma alışmasını kolaylaştıracaktır. Belli saatlerde sofranın kurulup sonra kaldırılmasını sağlayın. Porsiyonları ona uygun düzenleyin. Önüne koyduğunuz yemek miktarı çocuğunuzun yiyebileceği kadar olsun, fazlasını koyup bitiremeyince onu ve sizi saran başarısızlık hissini bu şekilde engellemiş olursunuz. Beraber masaya oturun, yemek yesin ya da yemeği reddetsin, beraber masaya oturma alışkanlığı geliştirmeye çalışın. Çocuğunuz ve sizin önünüzde aynı yemekten olmasında fayda vardır. Sadece onun sevdiği yiyecekleri ona özel yapmak, dengeli beslenme açısından gerekli diğer besinleri deneyip alışmasını engelleyecektir.? Yemek için marketten alışveriş yapma, evde hazırlama ve masaya koyma sürecine onu dahil edip, ufak görevler vererek ilgisini çekmeye çalışın. Yemek saatinde yemeği reddeden çocuğunuza istediği anda istediği besini vermeniz, düzen oturtma sürecini zorlaştıracak ve çaresizlik hissinizi arttıracaktır. Ona sadece bir sonraki yemek-ara öğün saatini beklemesi gerektiğini ifade edin ve bu ifadenize tutumlu davranışlar sergilemeye özen gösterin.Bu konuyla ilgili zorlandığını düşünen ebevenylerin bir uzmanla görüşerek yardım almasında fayda olacaktır” dedi.

    Çocuklarda özellikle 18. aylarda başlayan yemeği reddetme süreçi, sıklıkla 2-5 yaş arası çocuklarda rastlanan bir durum olarak değerlendiren Külahçıoğlu ” Öncelikle her rahatsızlıkta olduğu gibi durumun psikolojik etmenlerini değerlendirmeden önce altında yatan herhangi bir fizyolojik neden olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Çocuğunuzun birden bire iştahının kesildiğini fark ettiğinizde herhangi bir enfeksiyon durumu, kansızlık, kabızlık problemi yaşayan çocuklarda iştahsızlık bir belirti olabildiğinden, doktorunuzla görüşerek sağlık kontrollerini yaptırmanızda fayda vardır. Bu gibi durumlar haricinde yemede aşırı seçicilik, isteksizlik ve yemeğe karşı ilgi azlığı, çocuklarda yeme reddi olarak tanımlanan ve davranışsal müdahalelerle kolaylaştırılması hedeflenen bir süreçtir” şeklinde konuştu.

    “BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN “

    Yeme reddini çoğu çocuğun geçtiği normal bir süreç olarak değerlendiren Külahçıoğlu” Yeme düzeni oturtmak öğrenilen bir davranıştır. Yeni tatlara karşı ön yargılı ve çekimser davranmak, çocukların kendisini zehirlenmeye karşı korumaya aldığı ilkel bir tepkidir. Bu durum oldukça normal ve doğal kabul edilir. Yemek yemenin bir düzen içerisinde, belli bir süre sınırlaması olan bir davranış olduğunu öğrenmek tıpkı tuvalet eğitimi, okula alışma süreci gibi öğrenilen bir davranıştır. Bu nedenle ısrarcı ve sabırsız davranmak yerine, ona ve kendinize zaman tanıyın. Bazı durumlarda istediğini yeme veya yemeyi reddetme davranışları, özellikle 2 yaş süreciyle gelişen ’ben’ kavramı içerisinde kendisini bir birey olarak gösterme ve kabullendirme sürecinin bir parçasıdır. Ev içerisinde çocuğu zorlamak, korkutmaya çalışmak, sürekli yemekle ilgili konuşmak ve diğer çocuklarla karşılaştırmalar yaparak utandırmak, benlik gelişimine zarar verebileceğinden ev içerisinde kaçınılması gereken davranışlardandır. Bu tür davranışlar içeren ebeveyn tutumları, yeme reddini arttırarak, bu doğal süreci ’inatlaşma sürecine dönüştürebilmektedir”diyerek uyarıda bulundu.

    ÇOCUK BESLEMEDE AİLENİN YAPTIĞI YANLIŞLAR

    “Çocukların yemeğe karşı tutumlarını ebeveynler ’kişiselleştirmekten’ kaçınmalıdırlar” diyen Külahçıoğlu, “Yani bir anne, çocuğunun yemeğe karşı tutumu kendisine karşı ya da söylediği söze karşı itiraz, başkaldırma ya da kendisini reddetme olarak yorumladığında daha öfkeli ve ısrarcı bir tutum sergileyebilir. Ailenin bu konuyla ilgili baskıcı tutumu çocuklarda başka davranış problemlerini de beraberinde getirir. Çünkü ebeveynin yeme konusundaki kaygısının artması ve bu durumun davranışlarına yansıması, çocuğun tepki olarak yemek reddini arttıracaktır. Ayrıca çocuğu korkutarak ya da tehditle yeme alışkanlığı kazandırmaya çalışmak en sık yapılan hatalardandır. Çocuğun korku gibi olumsuz duyguları yemekle bağdaştırmasına neden olacağından, yemekle ilgili kaçınmasını arttıracaktır. Yeme konusunda çok sert ya da ısrarcı davranmak ya da çok umursamaz davranmak yerine dengeli davranarak olduğundan fazla anlamlar yüklememeye ve inatlaşmamaya çalışmak, izlenmesi gereken en sağlıklı yoldur” diye konuştu.