Etiket: Beslenmek

  • Karaer; “Sorunlardan beslenmek yerine, çözüm üretiyoruz”

    Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer, Sağlık-Sen’in sorunlardan beslenmek yerine çözüm üreterek sendikacılık yaptığını belirtti.

    Sağlık-Sen’in sağlık ve sosyal hizmet politikalarına katkı yapmak, bu alandaki sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin sunulması amacıyla Sağlık-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi’ni (SASAM) kurulduğunu anımsatan Sağlık-Sen Şube Başkaı Baki Karaer, “Sorun odaklı değil, çözüm odaklı sendikacılık yapıyoruz. Sağlık ce sosyal hizmet iş kolunda görev yapan üyelerimizi dinliyor, talepleri Sağlık-Sen Genel Merkezimize taşıyoruz. SASAM ekibimizin de katkısıyla sorunların çözümüne yönelik çalıştaylar düzenliyor ve çözüm önerilerimizi ortaya koyuyoruz. Bizim başarımızın sırrı, teşkilatımızla bir ve beraber olmamız, sorunlardan beslenmek yerine çözüm üretmemizdir” dedi.

    “TTB’nin tek sesliliği bitecek”

    İsmindeki “Türk” kelimesinin çıkarılması gündemde olan Tabipler Birliği’nin STK kisvesine sığınıp hekimler adına konuşmasının yanlış olduğunu savunan Karaer, “Tabipler Birliği’nin ismindeki Türk ifadesi kaldırılacak ve bu örgütün hekimlerimizden aldığı zorunlu aidat soygunu son bulacak. Bu örgüt Türkiye’nin terörle mücadele sürecinde hep terörün yanında yer almıştır. Ne zaman terörle mücadele başlasa, bunların aklına doktor oldukları ve yaşatma duygusu geliyor. Kızılay’daki, Merasim Sokak’taki patlamada vatandaşlarımız can verirken, güvenlik güçlerimiz şehit edilirken bu yaşatma duygusu hiç mi aklınıza gelmedi. Biz, bunların ne olduğunu, kimin ağzıyla konuştuklarını çok iyi biliyoruz” diye konuştu.

    “Sağlık Çalışanlarımız Destan Yazıyor”

    TSK’nın Suriye’de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’na da değinen Karaer, “Ülke sevgisi, ona hizmetle ölçülür. Ülke için canını vermekten daha büyük sevgi mi olur? Ülkesi ve milleti için can veren şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ailelerine, silah arkadaşlarına ve milletimize sabır ve baş sağlığı diliyorum. Bu uğurda gazi olan Mehmetçiklerimize acil şifalar diliyor, minnet ve şükranlarımı iletiyorum. Bu hayati mücadeleye gözünü kırpmadan katılan sağlık çalışanlarımıza sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bölgede görev yapan sağlık çalışanlarımız destan yazmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Baş Danışmanlarından İhsan Şener: “Hayırcıların krizlerden beslenmek gibi bir özellikleri var”

    Denizli’de, ‘Varlık fonu ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ konferansı düzenlendi. Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Baş Danışmanlarından İhsan Şener, ‘hayır’ cephesinin krizlerden beslenmek gibi bir özelliğe sahip olduğunu, krizin olmadığı bir Türkiye’de onların siyaset yapmasına ihtiyaç kalmayacağını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Baş Danışmanlarından İhsan Şener ve Öz Finans-İş Sendikası Genel Başkanı Ahmet Eroğlu, düzenlenen ‘Varlık fonu ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ konferansa katıldı. Bir otelde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı İhsan Şener, AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Öz Finans-İş Sendikası Genel Başkan Ahmet Eroğlu ve sendika üyeleri katıldı.

    Programda Başkan Gürlesin ve Subaşıoğlu ile Milletvekili Şahin Tin birer konuşma gerçekleştirdi.

    Daha sonra konuşan Öz Finans-İş Genel Başkanı Ahmet Eroğlu, varlık fonunun öneminden söz etti. Eroğlu, “Ülkenin istikrar problemi en fazla bankacıları ilgilendirir. İstikrar olmazsa, bankacılar hiçbir şey yapamaz. Önce bir istikrarın olması lazım, istikrarın da bir merkezden kaynaklanması lazım. Eğer evinizde istikrar yoksa, evinizde huzur yoksa evinizde bereket de yoktur. ülkenizde istikrar yoksa, ülkenizde huzur yoksa ülkenizde de bereket yoktur. o zaman ülkenin siyaseti de ülkenin değişikliği de bizi ilgilendiriyor. Gündem 16 Nisan referandumu olduğunda dışarıdan bazı arkadaşlar diyor ki, size ne siyasetten, bankacıları niye ilgileandiriyor, sizleri niye ilgilendiriyor. Dinleyelim ve bilelim, bize ne anlatılacak, bize ne doğru anlatılıyor, ne yanlış anlatılıyor çünkü herkes bir şey anlatıyor” diye konuştu.

    Son olarak konuşan Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı İhsan Şener, “Milletin iradesiyle iktidar şansı bulamayan siyasi oluşumlar, aslında krizlerin neticesinde, olağan üstü hallerde, yani darbe sonrasında iktidarı ele geçiriyorlar. Bu anayasa bu süreçleri sonlandırıyor, bunun için karşı çıkıyorlar. Bu işin özeti budur. Yoksa 18 yaşındaki gencin seçme iradesine başvuruyorsa, seçilme hakkının ona iade edilmesini herkes teslim eder. Yani buna kimse hayır demez” şeklinde konuştu.

    Anayasanın oylanacağı referandum hakkında çok yanlış propagandanın yapıldığını kaydeden Şener, “Eğer bir sistemin açıkları varsa, uluslar arası müdahalelere açık varsa ya da üzerinde oyun oynamaya müsait alanları varsa, bir devletin birinci vazifesi bu müdahale alanlarını kapatmaktır. Bu müdahale alanları da aslında ‘vesayet’ diye adlandırdığımız şeydir. Bazen herkes tarafından etkileri görülebilen ama bazen etkilerini görülmeyen süreçler yaşıyoruz. Bu vesayet alanlarını yok edip, iradenin tamamını millete tevdi etme sürecedir” ifadelerini kullandı.

    Parlamenter sisteminin 1931 yılında Mustafa Kemal ile İsmet İnönü ile arasında bile sorunlar oluşturduğunu belirten Şener, iktidar şansı bulamayan siyasilerin krizden beslendiğini ileri sürdü.

    “Hayır cephesi krizden besleniyor”

    Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu krizlerden yapısal olarak çıkma zarureti var. Peki bunda niçin ısrar ediyorlar, bu krizde ‘hayır’ diyen cephenin bunu bildiğini açıkça biliyoruz. Peki neden buna karşı çıkıyorlar, tek karış çıkma sebepleri var. Krizlerden beslenmek gibi bir özellikleri var. Eğer kriz çıkmazsa, Türkiye’de onların siyaset yapmasına ihtiyaç kalmayacak. Krizden beslenmek istiyorlar. Kamuoyunda anayasa maddeleri üzerinden açıkça tartışmak yerine, semboller ve ideolojiler üzerinden tartışarak, bunun içinden çıkılmaz hale getiren bir yapı izliyoruz.”

  • Meme kanseri riskini azaltmak için dengeli beslenmek şart

    Meme kanseri, kadınlarda görülen kanser türleri arasında birinci sırada yer alıyor. Uzmanlar, meme kanseri riskinin azaltılabilmesi için sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekiyor.

    İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. İndrani Kalkan meme kanseri konusunda beslenme alışkanlıklarının son derece önemli olduğunu belirtti. Kalkan, fiziksel hareketsizliğin ve aşırı alkol tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığını vurgulayarak “Obezite, fiziksel aktivite eksikliği, uzun süreli ve fazla alkol tüketimi meme kanseri riskini arttırırken kurubaklagil, tam tahıllı ürünler, yeşil çay, sebze, ılımlı düzeyde meyve tüketimi koruyucu etkiler sunabiliyor, Özellikle değişik bitkilerde bulunan ve fitokimyasallar olarak bilinen bazı ögelerin DNA hasarına karşı koruyucu olduğu ve bazı kanser yolaklarını bloke ettiği biliniyor” dedi.

    “Omega-3 içeren besinler meme kanseri riskini azaltıyor”

    Meme kanserinden korunmak için tam ve dengeli beslenmenin altını çizen İAÜ Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. İndrani Kalkan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Et, süt, tahıl, meyve ve sebze grubundan yeterli miktarda alınmalıdır. Lif açısından zengin, glisemik indeksi düşük paketlenmemiş besinler tüketilmelidir. Yağ açısından zengin bir diyetin, kandaki östrojen düzeyini arttırarak obezite ile etkileşimi sonucu, başta postmenopozal olmak üzere meme kanseri riskini arttırdığı biliniyor. Ancak Omega-3 yağ asidi ile yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar, özellikle sardalya, uskumru, somon gibi yağlı balıklarda bulunan (EPA) ve (DHA) gibi Omega-3 içeren uzun zincirli yağ asitlerinin meme kanseri riskini azalttığını söyleyebiliriz.”

    “Kemoterapi tedavisinde iştahsızlığa karşı öğünler arttırılmalı”

    Meme kanseri hastalarında kemoterapi tedavisi sırasında iştah azalması görüldüğünü ve bu problemin önüne geçilebilmesi için alınması gereken önlemleri sıralayan Yrd. Doç. Dr. Kalkan “Mide bulantısı gibi bir durumla karşılaşıldığında, öğünler 3 büyük ana öğün yerine 5-6 küçük öğün olarak tercih edilebilir. Katı yiyecek istemiyorsanız smoothie, çorba tarzı sulu yemekler tercih edilmeli. Yapabiliyorsanız; iştahınızı arttıracak aktiviteler yapın; kısa bir yürüyüş gibi, yine besinlerin açık havada tüketilmesi yemek kokularından kaynaklanan bulantıların engellenmesinde yardımcı olacaktır. Kabızlık problemi olan hastalar ise yüksek lifli besinler tercih etmeye çalışmalı. Kemoterapi alımı sırasında ise hastalar genellikle sindirimi zor olduğu için kurubaklagil tüketemezler. Bu dönemde sebze çorbaları daha çok yardımcı olabilir. İshal gibi durumlarda lif, sebze -meyve porsiyonları azaltılmalı, bozulan bağırsak florasının yeniden düzenlenmesi için uygun görülen durumlarda probiyotik takviyesi ya da probiyotikten zengin besinler tercih edilebilir” şeklinde konuştu.

  • Doğru beslenmek sağlıklı yaşam sunuyor

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, doğru beslenmenin sağlıklı yaşam sunduğunu söyledi.

    Sağlıklı beslenmenin diyetin en önemli göstergesi olduğunu anlatan Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Kaliteli yaşam için doğru beslenme alışkanlıklarını uygulamak gerekir. Diyetine dikkat eden kişi tüm gün tükettiklerine dikkat eden kişi olmalıdır. Diyet yapanlar sabah kahvaltısını mutlaka yapılmalı ve öğünlerini takip etmelidirler” diye konuştu.

    Sabah kahvaltısında vitamin ve mineral açısından en önemli ilk besin kaynaklarının çiğ sebze ve meyveler olduğunu kaydeden Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Herkese enerji verir ve direnç, konsantrasyon sağlar. Yemek yerken yanında mutlaka bir sıvı alınacaksa ’’Su’’ ilk tercih olmalıdır. Sağlıklı ara öğünler, yemek vaktiniz geldiğinde aşırı aç olmanızı engellediği gibi yağ yakıcı metabolizmanızın da hızlanmasını sağlar.Ara öğünlerde yoğurt,1 porsiyon kuruyemiş,tarçınlı süt,1/4 simit,yarım paket kepekli meyveli bisküvi,yarım muz, 2 adet grissini ya da 1 porsiyon meyve tüketebilirsiniz.Öğlen ve akşam yemeklerinde de bol yeşillikli salata,ızgara tavuk/balık/et,yarım porsiyon yağsız kavrulmuş sebze yemeği,sebze çorbası gibi besinlere sofranızda yer verebilirsiniz. Sağlıklı beslenme tarzı olan diyetin faydalarından bazıları şunlardır;depresyonla savaşır,yaşam kalitesini iyileştirir, metabolik sendrom yüzde 80 yok olur,bir çok hastalığa karşı korur ve ölüm riskini azaltır.Fazla kilolarınızdan öncelikle yaşam kalitenizin yükselmesi için kurtulmalısınız” diye konuştu.

  • Ramazanda Sağlıklı Beslenmek Mümkün

    Birçok kişinin oruç tutarak geçirdikleri ramazan ayı, bireylerin beslenme düzenlerinin değişmesi nedeni ile kimi zaman sağlıklarını da etkileyebilmekte. Yaz aylarının başına denk gelen uzun ramazan günlerinde açlık ve özellikle susuzlukla birlikte oruç tutan kişilerin zorlanabileceğini belirten Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Akgül, bunun sonucunda günlük hayatın ve çalışma performansının etkilenebileceğini belirterek sağlıklı bir ramazan için önerilerde bulundu.

    SAHURU ATLAMAYIN

    Bireylerin ramazan ayı boyunca yeterli ve dengeli beslenerek sağlıklarını koruyabilmesi mümkün. Ancak ramazan ayının en önemli öğünü olan sahurun atlanmaması çok önemli. Yatmadan önce mükellef bir sofraya oturmak yerine sahurda bol su tüketmek ve hafif bir kahvaltı yapmak hem gün içerinde sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de uzun sürek tok kalmaya yardımcı oluyor.

    SAHURDA TOK TUTAN SAĞLIKLI ALTERNATİFLER

    Sahur için sağlıklı ve tok tutan alternatifler öneren Dyt. Akgül, “Peynir, zeytin, tam tahıl ekmekleri, yumurta, tahin-pekmez, domates, salatalık, yeşillik, fındık, ceviz, badem, süt, yulaf ezmesi, meyve, kabuklu kuruyemiş ile tarçın karışımı ve tam buğday ekmeği ile hazırlanmış tosttan dilediğinizi aşırıya kaçmadan tüketebilirsiniz” diyor.

    BOL MİKTARDA SIVI TÜKETİN

    Yetersiz sıvı tüketimi yorgunluk hissi, halsizlik, tansiyon düşmesi, hazımsızlık ve mide rahatsızlıklarına neden oluyor.Bu nedenle iftar ve sahur arasında bol miktarda su tüketilmesi çok önemli. Bu miktar günlük olarak 2-2 buçuk litre olarak önerilmekte. Yine iftar ve sahur arasında fazla tüketilen çay ve kahve gibi kafein içeren içeceklerin ise vücudun sıvı ihtiyacını daha da artırdığından fazla tüketimi önerilmiyor.

    İFTARI MÜMKÜNSE ÇORBA İLE YAPIN

    “İftarınızı su, hurma veya zeytin ile açtıktan sonra uzun süre boş kalan midenizi rahatsız etmemek için 1 kase çorba ile yemeğe başlamak ve yaklaşık 15-20 dk. sonra ana yemeğe geçmek en sağlıklı yoldur” diyen Dyt. Akgül, ana yemeklerde de rahat sindirilebilecek yemeklerin tercih edilmesi gerektiğini söylüyor ve iyi iftar alternatifi olarak şu yiyecekleri öneriyor: salatalar, fırınlanmış, ızgara veya haşlama şeklinde hazırlanmış et, tavuk, balık yemekleri, tam tahıllı ekmekler, az miktarda bulgur pilavı ya da onun yerine tam buğday makarnası, yoğurt, ayran veya cacık.

    İFTAR SONRASI AĞIR TATLILARDAN UZAK DURUN

    İftar sonrası ikram edilen şerbetli ve hamur tatlıları yerine haftada 1-2 kere sütlü tatlı veya dondurma tüketilmeli. Ancak vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral ve lif ihtiyacının karşılanması için ilk tercih taze meyveler olmalı.

    ARA ÖĞÜN YAPMAYI İHMAL ETMEYİN

    İftar ve sahur arasında mutlaka ara öğün olmalı.Taze meyve, fındık, ceviz, badem, taze ve kuru meyveler ile hazırlanmış kompostolar, süt ve sütlü tatlılar ara öğünler için rahatlıkla tercih edilebilecek yiyeceklerin başında geliyor.

    BU BESİNLERDEN SAHURDA DA İFTARDA DA UZAK DURUN

    Sahur ve iftarda çok tuzlu, yağlı ve şekerli gıdalardan kaçınılması gerekiyor. Sahurda tüketilen ağır yağlı ve tuzlu gıdalar daha hızlı susamaya ve gün çerisinde rahatsızlığa neden olabiliyor. Fazla şeker tüketimi ise gün içerisinde kan şekerinin düşmesine ve daha hızlı acıkmaya yol açabiliyor. Bu nedenle genellikle her iki öğünde de tam tahıl ürünleri ile çok tuzlu olmayan gıdalar tüketilmesi gerekiyor.

    RAHATSIZLIĞI OLANLAR ORUÇ ÖNCESİ HEKİME DANIŞMALI

    Düzenli ilaç kullanması gereken ve kronik hastalığı olan bireylerin, hamileler ile emziren annelerin, diyabet hastaları; özellikle insülin kullanan ve kan şekeri ile ilgili sağlık sorunu yaşayan bireylerin ve büyüme çağındaki çocukların günlük enerji ihtiyaçlarının doğru karşılanarak gelişimlerinin etkilenmemesi için oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka bir hekime danışmalarını tavsiye eden Dyt. Gizem Akgül, “Ayrıca böbrek hastalarının veya diyalize giren hastaların uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlaması sağlıkları üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Bu nedenle, günlük enerji ve sıvı ihtiyaçlarının yeterli ve doğru zamanlarda karşılanabilmesi için bu hastaların da oruca başlamadan hekimlerine danışmaları öneriyoruz” diyor.

    SİNDİRİM ŞİKAYETİ OLANLAR DİKKAT!

    Sindirim sistemi rahatsızlığı yaşayan bireylerin uzun süren açlık sonrası yemek tüketimi ile mide ve bağırsaklarında sıkıntılar yaşayabileceklerine dikkat çeken Dyt. Akgül, “Ramazan ayı boyunca iftar sofralarında yer bulan yağlı yemekler, pilav, hamur işleri, kızartmalar ve şerbetli tatlılar aşırı tüketilmekte, bunun yanı sıra sebze-meyve ve sıvı tüketimi ise azalabiliyor. Bu nedenle, uzun süren açlık ve susuzluk sonrası bireylerin metabolizma hızları yavaşlamışken bu tür gıdaların tüketimi ile beraber kilo aldıkları ve vücutlarındaki yağ oranın da arttığı görülebiliyor” diyor. Dyt. Akgül, yatmadan önce yenilen sahurdan sonra sindirim problemi yaşamamak için yiyeceklerin iyice çiğnenmesini ve porsiyonların küçük tutulmasını söylerken iftar sonrasında ise hafif egzersizler yapılmasını öneriyor.