Etiket: beslenme

  • Hava Değişimlerinde Beslenme Düzenine Dikkat

    Denizli Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uz. Dr. Sema Ertürk, mevsimsel hava değişimlerinin birçok hastalığı beraberinde getirdiğini ve bu hastalıklardan korunmak için de beslenme düzenine özen gösterilmesinin önemli olduğunu söyledi.

    Havada yaşanan ani değişimlerin bağışıklık sistemini zayıflattığını ve soğuk havalarla birlikte hastalıkların oranında önemli derecede artışlar yaşandığını söyleyen İç Hastalıkları Uz. Dr. Sema Ertürk, “Havada yaşanan ısı değişikliği ile birlikte soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, alt ve üst solunum yolu hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kalp ve akciğer hastalıkları gibi mevcut hastalıkların görülme sıklığı artar” dedi.

    ‘SOĞUK HAVALARDA BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GÜÇLENDİRİLMELİ’

    İç Hastalıkları Uz. Dr. Sema Ertürk soğuk havalarla birlikte bağışıklık sistemini güçlendirmek için A,B,C,D ve E vitaminleri ile bazı minerallerin vücuda alınması gerektiğini açıkladı. Ertürk, “Bağışıklık sisteminin güçlü olmasında yeterli ve dengeli beslenme önemlidir. Vücudu zararlı maddelere karşı koruyan ve bakterilere karşı savaşan C vitaminin tüketilmesi soğuk havalarda çok önemlidir. Özelikle portakal, limon, greyfurt, mandalina gibi C vitamin oranı yüksek olan meyveler vücudun direncinin artmasını sağlar. Ayrıca vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlayacak antioksidanlara da ihtiyaç vardır. Süt, yoğurt, yumurta, patates, kabak, havuç, ıspanak gibi A vitamini özelliği olan yiyeceklerin tüketilmesi gerekir. E vitamini özelliği bulunan mısır, yeşil yapraklı sebzeler, bitkisel sıvı yağlar da bağışıklık sisteminin artmasına yardımcı olacaktır” dedi.

    Hastalıklardan korunmak için doktor tavsiyesi olmadan hastaların antibiyotik, ağrı kesici, vitamin ve mineral tabletlerini kullandığını ve bu durumun yanlış olduğunu anlatan İç Hastalıkları Uz. Dr. Sema Ertürk şunları söyledi: “ Düzenli ve dengeli beslenme ile bireylerin dışarıdan ilaç olarak vitamin haplarına ihtiyacı kalmayacaktır. Düzenli beslenmeyle alınan besinlerde vücudun ihtiyacı olan tüm vitamin ve minerallerin alınabileceği ayrıca tabletlerin bilinçsiz kullanılmasının böbrek taşı, baş ağrısı, kansızlık, bulantı gibi hastalıkları beraberinde getireceği unutulmamalıdır.’’

  • Çocuk Beslenme Ve Metabolizma Bilim Dalı Özel Tariflerle Yeni Yılı Kutladı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) “fenilketonüri” hastası çocuklar, yeni yıl etkinliğinde bir araya geldi.

    ESOGÜ Tıp Fakültesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sultan Aydoğdu ve Diyetisyen Anıl Çiğdem Uygur’un düzenlediği yeni yıl kutlama etkinliğinde hasta çocuklar ve aileleri bir araya geldi.

    ESOGÜ Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği Toplantı Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte, düşük proteinli ürünlerle beslenen fenilketonüri hastası çocuklar için özel olarak hazırlanan sunumlarla bir yandan yeni yıl kutlanırken, diğer yandan da hasta yakınlarına düşük fenialaninli diyet tarifleri hakkında bilgiler verildi. Diyet ürünlerin tadımını gerçekleştiren ailelerin birbirleri ve hekimler ile bilgi alışverişinde bulunduğu toplantıda ayrıca, ailelere “Kış Mevsimi için Düşük Fenialaninli Tarifler” isimli kitapçık dağıtıldı.

  • Beslenme Ve Diyet Uzmanı Dilara Yıldız, Aşırı Tuz Kullanımı Noktasında Uyardı

    Tuzun dengeli kullanılması gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara Yıldız, aşırı tuz kullanımının birçok hastalığa davetiye çıkardığını belirterek, “Özellikle çocuklarınız için aldığınız yiyecekler konusunda daha hassas olmanızda yarar var. Tuzsuz yemeye küçük yaşlarda alıştırmak en doğru olanı” dedi.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara Yıldız, tuz tüketimine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Tuzun içerdiği mineraller açısından vücudun normal işlevini yerine getirebilmesi için gerekli olduğunu ifade eden Yıldız, su tutulumu, antiseptik olması, kas ve sinirlerin çalışması için yeterli miktarda tuz tüketilmesi gerektiğini aktardı. Yıldız, “Bu miktar günlük 4-6 gram yani yaklaşık 1 çay kaşığı ölçüsündedir. Ancak yapılan araştırmalar, ülkemizde kişi başına düşen günlük tuz tüketiminin 18 gram olduğunu göstererek dünyanın en çok tuz tüketen ülkeleri arasında yer aldığımızı kanıtlıyor. Çoğumuz daha yemeğin, çorbanın, ayranın, salatanın tadına bile bakmadan tuz ilave ediyoruz. Aslında tuzun içeriğindeki mineraller besinlerin bileşiminde doğal olarak bulunduğundan fazladan tuz ilave etmemize gerek bile yok. Ancak damak tadımıza hitap etmesi açısından daha fazla tuz kullanımı yapılan yanlışlardan biri. Özellikle hazır gıdalarda yüksek oranda tuz bulunur. Bunlar ne yazık ki tat olarak tercih edilen, sevilen gıdalardır çoğu zaman. Bu gıdaları her yerde bulmak mümkün ve fiyatları da genellikle kolay alınabilir aralıkta” diye konuştu.

    “TUZ KONUSUNDA ÖLÇÜYÜ AYARLAMAK LAZIM”

    Abur cubur olarak adlandırılan gıdalara dikkat çeken Diyet Uzmanı Dilara Yıldız, cips, kraker çeşitleri, tuzlu kuruyemişler, patlamış mısır, bisküviler, tuzlu pastaların bu kategori arasında yer aldığını kaydetti. Özellikle uzun kış gecelerinde atıştırmalık olarak tüketilen bu gıdaların sağlığı olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Yıldız, yüksek tansiyona, şişkinliğe, kalp damar hastalıklarına sebebiyet verdiğini söyledi. Yıldız, “Vücudumuz için oldukça elzem olan kalsiyumun idrar ile dışarı atılmasına yol açarak kemiklerdeki kalsiyumu azaltıyor. Bunun sonucunda kemik erimesi, kemik kırılmaları gibi olumsuz durumlar ortaya çıkıyor. Bu nedenle hazır gıdalar satın alınırken içeriğindeki yüksek tuz oranı göz önünde bulundurularak bilinçli davranılmalıdır. Özellikle çocuklarınız için aldığınız yiyecekler konusunda daha hassas olmanızda yarar var. Tuzsuz yemeye küçük yaşlarda alıştırmak en doğru olanıdır. Ayrıca çocuklarda olduğu gibi hamile ve emziren kadınların da bu konuda dikkatli olması gerekir. Çok tuzlu besin tüketimi anne ve bebeğin sağlığını ciddi anlamda tehdit eder. Gebelikte tansiyonun yükselmesine, bacaklarda şişmelere yol açar. Ayaklarda ödem oluşur ve annenin yaşam kalitesini düşürür. Böbrek, karaciğer, kalp hastaları da tuz tüketimine dikkat etmesi gereken gruplar arasında yer alır. Aslında çalışarak veya sporla aşırı terleyerek mineral kaybı yaşayanlar ve tiroit bezinin çalışmasında problem olan kişiler hariç herkesin tuz konusunda ölçüyü ayarlaması lazım. Böylelikle ilerleyen zamanlarda oluşabilecek sağlık problemlerinin önüne geçmiş olacaksınız” ifadelerini kullandı.

    BU ÖNERİLERE DİKKAT!

    Aşırı tuz tüketiminden mutlaka uzak durulması gerektiğini vurgulayan Dilara Yıldız, çok tuzlu peynir, zeytin, salamura, ketçap gibi hazır soslar, abur cuburlar, soda gibi gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğini belirtti. Yıldız, “Maden sularının sodyum içeriği düşük olanları tercih edilmelidir. Yiyecek ve içeceklere tadına bakmadan tuz ilavesi yapılmamalıdır. Bol su içilmeli. Tuzlu gıdalar yerine sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır. Tuz yerine dereotu, kekik, nane, fesleğen, maydanoz, sarımsak tercih edilmeli. Kısacası az tuzlu yemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz” şeklinde konuştu.

  • Özel Hayat Hastanesi, Sağlıklı Beslenme Ve Obeziteye Dikkat Çekiyor

    Bursa Özel Hayat Hastanesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Yaşam Merkezi işbirliğiyle kadınlara yönelik olarak ‘Sağlıklı Beslenme ve Obezite’ semineri düzenledi.

    Özel Hayat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği Diyetisyen Dilara Süngü Bulut’un sunumunda hazırlanan seminer, Yavuzselim Mahallesi’ndeki Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ait Sosyal Yaşam Merkezi’nde çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleşti. Sağlıklı Beslenme ve Obezite semineri kapsamında katılımcılar için birçok sunum hazırlayan Diyetisyen Dilara Süngü Bulut, sunumlarında ağırlıklı olarak; beslenme, enerji dengesi, vücut tipleri, beden algısı, egzersiz ve günlük aktiviteler ile yanlış zayıflama diyetleri konularına yer verdi.

    Gün boyu tüketilen yiyecek ve içeceklerin insana enerji sağladığını söyleyen Diyetisyen Bulut, bu enerjinin tam olarak harcanmaması durumunda şişmanlığın görülebileceğinin altını çizdi. İnsanların, özendirici reklamlara maruz kalması, fazla hareket etmemesi ve büyüyen yemek porsiyonları nedeniyle şişmanladığını ifade eden Bulut, içinde bulunduğumuz kış mevsiminde artan vitamin ve mineral gereksinimlerini de sebze ve meyveler ile karşılamak gerektiğini belirtti. Haftada 3 gün en az 45 dakikalık bir sürenin aktif olarak geçirilmesi gerektiğini söyleyen Bulut, “Bu süreyi yürüme, koşma, aerobik, bisiklete binme, yüzme, ip atlama, oyun oynama, pilates ve yoga gibi aktivitelerle değerlendirebilirsiniz. Televizyon karşısında günde 1 saatten fazla zaman geçirmemelisiniz. Televizyon izlerken 1 saat örgü örmeniz 100 kalori harcamanıza yardımcı olmaktadır. Ayrıca sinirli, huysuz bir yapıya sahipseniz bunu önlemek için B vitamini tüketimine özen göstermelisiniz” dedi.

    Yanlış diyet programlarının insanı sağlığından edebileceğini belirten Bulut, “Televizyon ile özellikle internet üzerinden birçok sözde zayıflama diyetleri haberleri ya da reklamlarını görmekteyiz. Bunlara inanan ve umut bağlayan binlerce insan sağlık sorunlarıyla boğuşur hale geldi. Diyetler kişiye özeldir ve belirli bir diyet programı herkeste aynı işlevi göstermez. Bunun için doktor kontrolünde gerekli testlerin uygulanması kişiye özel ve sadece o kişinin uygulayacağı bir diyet listesi yapılmalıdır. Yanlış diyet uygulamaları sizi sağlığınızdan edeceği gibi daha fazla kilo almanıza da neden olacaktır” diye konuştu.

    Seminerin sonunda Özel Hayat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği Diyetisyen Dilara Süngü Bulut, sağlıklı beslenme ve şişmanlık hakkında merak edilen soruları cevaplandırarak, katılımcılarla bire bir ilgilenmeyi ihmal etmedi.

  • Beslenme Ve Diyetetik Uzmanı Nurten Gündüz: Zihnini Yönet, Hayatını Yön Ver

    Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından düzenlenen Dumlupınar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleştirilen ’Zihnini yönet, hayatına yön ver’ konulu seminere konuşmacı olarak Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Nurten Gündüz, konuşmacı olarak katıldı.

    İnsan beyninin çok büyük bir hafızaya sahip olduğunu söyleyen Gündüz, “Beyin biz farkında olmadan bir çok şeyi bilinç altına yerleştirir. Zamanı gelince bunları olumlu veya olumsuz yönde kullanır. Böylece bilinç altımız düşünce ve davranışlarımıza yön vermiş olur. İlk önce bilinç altımızı kontrol ederek kendimizi iyi tanıyarak sağlıklı düşüncelerle doğruyu bulabiliriz.”

    Hastalıklarda da böyle olduğunu belirten Gündüz, hastalıklarda beyin ve düşünce gücünün önemli etkisi olduğunu belirterek, “İnsanın kendisini nasıl hissettiği çok önemlidir. Bir İnsan kendisini iyi hissettiği sürece direnci daha güçlü durumda olacaktır. Fakat tam tersi kendini kötü hisseden ve devamlı hasta olarak kabul eden kişilerin hastalıklara karşı dirençleri düşük olacaktır” diye konuştu.

    Öğrencilere örnekler verilerek yapılan seminerde sınavlarda ki başarısızlığında beyin ve düşünce gücünün olumlu olarak kullanıldığında başarıya dönüşeceğini ifade eden Gündüz, “Bu konuda öncelikle herkesin mutlaka bir hedefinin olması gerektiğini, yeteneklerinizi ve var olan potansiyelimizi tam anlamıyla kullanmanız, hayatta başarılı olmanız açısından çok önemli olduğunu, benzer şekilde mevcut durumumuzu yani zayıf noktalarınızı bilmemiz, hayatınızda yaşadığınız problemleri en aza indirecektir” ifadelerini kullandı.(EFE)