Etiket: beslenme

  • Beslenme Ve Diyet Uzmanı Merve Ateş, YGS’ye Girecek Öğrencileri Uyardı

    Hafta sonu yapılacak olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na (YGS) girecek olan öğrencileri beslenme konusunda uyaran Özel Medikar Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Ateş sınav öncesi öğrencilerin şeker yiyerek yanlış yaptıklarını, balık, fındık, ceviz ve badem yemelerini ve güzel bir kahvaltı yapmalarını tavsiye etti.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Ateş, üniversite adaylarının heyecanla beklediği YGS’ye sayılı günler kala adayların doğru ve sağlıklı beslenmesine dikkat çekerek, “Sınavlarda başarınızı etkileyecek hiçbir besinin tek başına mucizevi etkisinin olmadığı bilinmeli, sağlıklı ve başarılı olmak için yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uyulması gerektiği unutulmamalıdır. Öncelikle doğru bilinen fakat çok yanlış olan bir bilgiyi düzeltmekle başlayalım. Sınavlardan önce şeker yemek genel olarak herkesin yaptığı büyük bir yanlıştır. Şeker zihninizi dinç tutmaz aksine tatlı yedikten sonra kan şekeriniz hızla düşer ve zihniniz bulanır” dedi.

    “BESLENME ALIŞKANLIĞINIZI DEĞİŞTİRMEYİN”

    Sınav gününe sayılı günler kala farklı ya da içeriği bilinmeyen besinler denenmemesi gerektiğini de anlatan Ateş, “Bu dönemde beslenme alışkanlıkları değiştirilmeden devam edilmeli ve uyku düzenine dikkat edilmelidir. Sınava hazırlanan öğrencilerin o hafta 2-3 kez balık tüketmesi önemlidir. Omega-3 açısından zengin gıdalarla beslenmek; hem öğrenmeyi kolaylaştırır hem de hafızayı güçlendirir. Balık dışında omega-3 açısından zengin olan ceviz, fındık ve badem ara öğünlerde ve kahvaltıda tercih edilebilir. Sınav öncesindeki hafta kafein alımı azaltılmalıdır. Yüksek kafein alımı öğrencilerde odaklanma sorunu yaşatmaktadır. Bu yüzden günde 2 fincandan fazla kahve tüketilmemelidir. Onun yerine rahatlatıcı bitki çayları tüketilebilir. Papatya, rezene, adaçayı gibi antioksidan içeriği de olan çaylardan tüketilebilir. Böylece sıvı alımı da arttırılmış olur” diye konuştu.

    CUMARTESİ GÜNÜNE DİKKAT

    Sınavdan bir gün öncesine dikkat çeken Ateş, “Sınav öncesindeki akşam yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Hafif bir akşam yemeği uykudan 4 saat önce tüketilmiş olmalıdır. Ağır yiyecekler uyku kalitesini bozar ve sınav esnasında odaklanmayı azaltabilir. Ayrıca son ara öğün olarak uykudan 2 saat önce taze meyve ve ceviz tercih edilebilir. Kaliteli bir uyku için sınav öncesindeki gün kalitesiz besinlerden uzak durulması gerekir. Kahvaltı yapmak, güne sağlıklı başlamanın en önemli kuralıdır. Kahvaltı yapan öğrencilerin öğrenme, okuduğunu anlama ve başarı oranları kahvaltı yapmayanlara göre daha yüksektir. Haşlanmış yumurta, beyaz peynir, ceviz ve tam buğday ekmeği ile yapılan kahvaltı sınav sabahı için idealdir. Sınav sabahı kahvaltıdaki sıvı alımı çay ya da kahveden değil 1 bardak sütten karşılanmış olursa tansiyon ve şeker dengelenir böylece odaklanma arttırılabilir. Süt, protein içeriği sayesinde midenin geç boşalımını sağlar ve acıkmayı geciktirir. Bu sayede sınav esnasında öğrencilerin dikkati dağılmaz ve sınava odaklanabilir” dedi.

  • Dr. Demir’den YGS Öncesi Beslenme Tavsiyeleri

    Bartın Halk Sağlığı Müdürü Doktor Ahmet Demir, YGS sınavları öncesi adaylara beslenme uyarısında bulundu.

    Öğrencilerin sınav öncesi ve sınav sabahı yoğun stres içinde olduklarını söyleyen Doktor Demir, “Stres ve heyecan ise insan vücudunun enerji tüketimini artırmaktadır. Sınavlarda hiçbir besin başarıyı tek başına, mucizevi bir şekilde etkilemez. Tüm öğrencilerimizin, özellikle bu günlerde beslenme kurallarına uymaları oldukça önemlidir” dedi.

    Sınav öncesi ve sınav esnası beslenme önerileri sıralayan Demir, şöyle konuştu: “Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanılmalı ve sınav günü mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Gece boyu açlıktan sonra, vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için acil olarak enerjiye gereksinim duyduğundan, kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat daha çabuk dağılmakta, baş ağrısı ve yorgunluk oluşmaktadır. Yeterli enerji ve besin öğelerini sağlayan bir sabah kahvaltısında; içecek olarak süt, taze sıkılmış meyve suyu, peynir, yumurta, birkaç dilim ekmek, pekmez-tahin, zeytin, domates, yeşilbiber, salatalık, maydanoz veya meyve gibi dört besin grubunda yer alan besinlerden oluşan bir menü bulunmalıdır. Ders çalışırken, şeker ve şekerli besinler, cips, kuruyemiş, gazlı içecekler gibi besinler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları, taze meyve ve sebzelere ve kuru meyvelerin tercih edilmesi önemlidir. Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmektedir. Sınavdan bir gün önce kuru baklagiller gibi gaz yapıcı besinler, lif ve yağ içeriği yüksek besinlerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır. Halk arasında şeker ve şekerli besinlerin dikkati ve algılamayı artırdığına yönelik yanlış inanışlar bulunmaktadır. Oysa karbonhidrattan zengin bu besinler tam tersi gevşemeye neden olmaktadır. Bu nedenle sınav öncesi ve sınav esnasında şeker, şekerleme gibi basit şekerlerin yerine, kuru üzüm, erik, kuru incir ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve sebze gibi besinler tercih edilmelidir. Fırında veya ızgara olarak hazırlanmış balık, tavuk, et, yumurta, fındık, fıstık ve ceviz tüketilmelidir. Bu besinler protein içerikleri nedeniyle uyanık kalma ve enerjinin tamamen kullanılmasını sağlar, içerdiği yağ asitleri beyin hücrelerinin çalışmasında önemli rol oynar.

    Sınav esnasında susamaya neden olacak yağlı ve tuzlu besinlerden kaçınılmalı, sınavda su tüketiminin yanı sıra, taze sıkılmış meyve suyu tüketmenin, hem sıvı ihtiyacını karşılayacağı, hem de konsantrasyonu artıracağı unutulmamalıdır. Kafein içeren yiyecekler adrenalinin serbest kalmasına böylece stres düzeyinin artmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle günlük kahve tüketimin en fazla 2 fincan kahve, çay ile sınırlandırılması önemlidir.”

  • Beslenme, Spor Ve Uyku Düzeni De Boy Uzamasında Etkili

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, boy uzamasının genel olarak genetik unsurlarla birlikte düşünülmekte olduğunu fakat genetik unsurların dışında beslenme alışkanlıkları, spor, uyku düzeni, ağır iş-yapıp yapmama gibi birçok çevresel faktörlerin de boy uzamasını etkilediğini belirtti.

    Gebze Medical Park Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, sağlıklı kemiklere sahip olmak, uzun boylu olmak isteyenlerin birincil dikkat etmesi gereken hususlardan olduğunu ifade ederek, “Kemiklerin gelişip yenilenebilmesi, sağlıklı olması için de bazı minerallere ihtiyacı vardır. Bu minerallerden en önemlileri kalsiyum ve fosfordur. 11-24 yaş arasındaki dönem fosfor ve kalsiyum ihtiyacının en fazla olduğu dönemdir. Diğer bir etken ise D vitaminidir. D vitamin de kemik gelişimi için önemli bir faktördür. D vitamini sayesinde mineraller etkin bir şekilde emilir. D vitamini en çok yumurta sarısında, karaciğerde, balık yağında bulunur. Ama temel kaynağı güneş ışınlarıdır ve deride güneş ışığının etkisiyle de meydana gelir. Günde en az 15-30 dk. arasında güneş ışınlarından faydalanmak gerekir. Uzun bir boya sahip olmak içinse tek başına beslenmek veya egzersiz yapmak sizi bir sonuca götürmez. Egzersizin yanı sıra boy uzaması için gerekli olan besin desteklerini de mutlaka kullanmalıyız. Özellikle besin konusunda daha duyarlı olarak buna başlayabilirsiniz” diye konuştu.

    En uygun beslenme tarzının ise sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması olduğunu kaydeden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, şöyle konuştu:

    “Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosforlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekir. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli minerallerdir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir. Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Ancak kemik gelişimini daha tamamlamamış boyu kısa bireylerin ise bazı besinleri daha fazla tüketmeleri gerekiyor. Süt: Gün boyunca 2 su bardağı süt içilmesi boy uzamasını desteklemesinin yanı sıra çocuğunuzun kemik yapısının da güçlenmesini sağlıyor. Sütün boy uzamasını daha fazla desteklemesi için ise gece yatmadan içilmesi gerekir. Çünkü bu saatte içilen süt, büyüme hormonunun salgılanmasına da destek verir. Süt Ürünleri: İçerisinde kalsiyum bulunan bu grupta yoğurt, ayran ve peynir bulunur. Özellikle yoğurt, çocuğunuzun sebze yemeği tüketirken bile tabağında mutlaka bulunmalıdır. Peynir tüketmeyen çocuklarda peynir tüketimini sağlamak için ise peynirli börek veya poğaça hazırlayabilirsiniz.

    Brokoli: Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve vücudun korunmasında başrol oynayan brokoli, çocuğunuzun boyunun uzamasını sağlayan önemli bir sebzedir. Çocuklar tarafından çok sevilmese de belirli sıklıklarla tüketilmesi önerilir.

    Kuru Meyveler: Kuru meyvelerde iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu sebeple boy uzamasını sağlar. Ara öğün olarak veya süt ile birlikte tatlı ihtiyacını gidermek için çocuğunuza verebilirsiniz. Kuru meyvelerin tüketim miktarı önemlidir. Çünkü fazla tüketilirse, kilo sorununa da neden olabilirler. Gün içerisinde 4-5 kuru kayısı, 2 kuru incir, 1 avuç siyah kuru üzüm seçeneklerinden birinin tercih edilmesi yeterli olacaktır.

    Susam: En yüksek kalsiyum içeren besin olması nedeni ile çocukların beslenmesinde önemli olan susam tohumunun 100 gr da 1160 mg kalsiyum bulunmaktadır fakat yağ içeriğinin yüksek olması nedeni ile porsiyon miktarına dikkat edilerek tüketilmesi gerekir. Çocuklarınıza bazı günler ekmek yerine simit verebilirsiniz.

    Soya Fasulyesi: Soya fasulyesi kalsiyum içeriği zengin olan besinlerdendir. Genellikle ülkemizde salata olarak tüketilir. Çocukların boyunun uzamasına katkısı olacak bu besini sizde yemeklerinizde kullanabilirsiniz.”

  • Sınav Stresinden Kurtulmak İçin Doğru Beslenme Şart

    Sınav dönemlerinde öğrencilerde özellikle yanlış ve düzensiz beslenmeden kaynaklanan sorunlar baş gösterirken, uzmanlar bu dönemde doğru beslenmenin önemine dikkat çekiyor.

    Zirve Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sema Erge, sınava hazırlanan öğrencilerin beslenmeyle hem büyüme hem de beyin ve sinir sistemi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Sınava hazırlık döneminde yoğun strese bağlı yeme bozuklukları, kilo kaybı ya da aşırı kilo alma gibi sorunlar görülebilmektedir. Bu yüzden sınav öncesi ve sınav günü yeterli ve dengeli beslenme büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte stres ve mutsuzluk ön planda olduğu için, bu duygu durumu öğrenciyi karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin tüketimine iter. Stresin azalmasına yardımcı olması bakımından balık, ceviz, fındık gibi antioksidanların tüketilmesi son derece önemlidir” dedi.

    “SABAH KAHVALTISI ÇOK ÖNEMLİ”

    Öğrencilerin büyük bir kısmının günün en önemli öğünü olan sabah kahvaltısını genellikle ihmal ettiğini söyleyen Erge, “Yapılan bilimsel çalışmaların neticesine bakacak olursak özellikle sınav sabahları yeterli ve dengeli kahvaltı yapmanın gerekli besin öğelerini ve enerjiyi sağlaması nedeniyle sınavdaki başarı oranını arttırdığı söylenebilir. Özellikle bir su bardağı taze sıkılmış elma suyu ve bir adet yumurta stres, ağrı ve yorgunluk şikayetlerini engellemesi ile birlikte beyin fonksiyonlarını düzenlemesi nedeniyle sınav günü kahvaltıda tercih edilebilir. Aynı zamanda kahvaltı yapmayan öğrencilerin yoğun şekilde yorgunluk, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon kaybı yaşayabildiği görülmektedir” dedi.

    “YAĞ ORANI YÜKSEK BESİNLERDEN UZAK DURULMALI”

    Başarıyı olumsuz etkileyen unsurların önemli bir kısmının yanlış beslenmeden kaynaklandığını vurgulayan Erge, kızartma gibi aşırı yağ içeren besinlerin, birden fazla gıdanın karışımından oluşan yemeklerin ve ağır soslu yemeklerin mümkün olduğunca bu dönemlerde tercih edilmemesi gerektiğini belirtti. Fakılı bu dönemlerde özellikle hafif, yağsız besinlerle birlikte konsantrasyonu arttırması sebebiyle hafızayı güçlendiren ve omega-3 kaynağı balığın tüketilmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

    “SINAV DÖNEMLERİNDE DIŞARIDA YEMEK YENMEMELİ”

    Erge, sınav dönemleri yapılan en büyük yanlışlardan biri de dışarıdan yemek söylemek yada bizzat gidip dışarıda yemek yeme olduğunu belirtti. Bu durumun besin zehirlenmesi riskini son derece yükselttiğini vurgulayan Erge, özellikle sınavdan 1 gün önce bu durumdan kaçınılmasının çok önemli olduğunu söyledi. Erge, “Dışarıda yemek yenmemelidir, yenilmesi zorunlu ise çabuk bozulabilecek gıdalardan sakınılmalı, açıkta satılan gıdalar tüketilmemelidir. Aynı zamanda yeni tatları denemek için sınav dönemleri tercih edilmemeli” diyerek uyarılarını sürdürdü.

  • Kula Anaokulu Beslenme Dostu Okul Seçildi

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü Beslenme Dostu Okullar Projesi kapsamında Manisa genelinde başvuru yapan 66 okulda yapılan denetimler sonucunda başarılı olan okullara sertifikaları Manisa Öğretmenevi’nde düzenlenen törenle verildi. Yapılan değerlendirmede 9 okul başarılı bulundu. Kula Anaokulu yapılan denetimde başarılı bulunarak sertifika almaya hak kazandı.

    Beslenme Dostu Okul seçilen Kula Anaokulu Müdürü Sedat Karakaya, “Bakanlığımızın yürüttüğü Beslenme Dostu Okullar Projesini önemsiyoruz. Okul personelimizi, öğrencilerimizi ve velilerimizi bilgilendirerek bu proje doğrultusunda çalışmalar yaptık. Öğrencilerimizin boy ve kilolarını düzenli bir şekilde takip ederek, vücut kitle indekslerini hesapladık. Mutfağımızda sağlığa uygun yiyecekler tüketilmesine dikkat ettik.” dedi.

    Kula İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Etem Dağlı ise, “Beslenme, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan öğeleri vücuduna alıp kullanılabilmesidir. Sağlığın korunmasında ve hastalıkların önlenmesinde yeterli ve dengeli beslenme temeldir. Yetersiz ve dengesiz beslenme vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklara neden olacağından yeterli ve dengeli beslenme sağlığın temelidir diyebiliriz. Yetersiz ve dengesiz beslenen bir kişinin vücudu mikroplara karşı dayanıklı değildir. Dolayısıyla bu gibi kimseler kolay hasta olurlar ve hastalıkları ağır seyreder. Bu yüzden ağlıklı nesiller yetiştirmek hepimizin görevidir.Projede emeği geçen okul personeline, okul aile birliği üyelerine,öğrencilerimize ve velilerimize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.