Etiket: beslenme

  • Emziren annelere beslenme önerileri

    Diyetisyen Güler Mercan Yılmaz, emzirmenin, bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en uygun beslenme yöntemi olduğunu söyledi. Yılmaz, emzirmenin önemine değinerek, “Anne ile bebeğin sağlığı üzerinde biyolojik ve psikolojik birçok etkiye sahiptir” dedi.

    Edirne İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi diyetisyenlerinden Güler Mercan Yılmaz’ın emziren anneler için beslenme önerilerinde bulundu.

    Diyetisyen Güler Mercan Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, “Annenin emzirme sırasındaki enerji ve besin öğesi ihtiyacı normal bir bireye göre daha fazladır. Annenin depolarını dengede tutması ve anne sütünün kalitesi bu dönemdeki beslenme ile yakından ilişkilidir. Sütü ile bebeğin ihtiyacını tamamen karşılayan bir anne, günde ortalama 700-800 ml. süt üretir. Bunun için günde 750-800 kcal ek kalori gereklidir. Bunun 500 kcal’si besinlerle alınırken, 250 kcal’si gebelikte kazanılan depolardan karşılanır. Bu, annenin gebelik öncesi ağırlığına dönmesini kolaylaştırır. Ancak emziren annenin özellikle ilk 3 ay kesinlikle zayıflama diyeti uygulamaması gerekmektedir” dedi.

    Diyetisyen Yılmaz, anne sütünün önemi ile ilgili konuşmasında, “Özel bir besin olan anne sütünün, annenin süt vermeye engel bir sağlık sorunu yoksa bebeğin gelişimi takip edilerek en az 6 ay tek başına; 2 yaşına kadar da ek besinlerle birlikte mutlaka verilmesi önerilmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Diyarbakır’da ‘Buzağılarda Bakım Beslenme ve Buzağı Hastalıkları’ konferansı

    Diyarbakır’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Dicle Üniversitesi işbirliğiyle “Buzağılarda Bakım Beslenme ve Buzağı Hastalıkları” konferansı düzenlendi.

    Büyükşehir öğretmenevinde gerçekleşen konferansa Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dekanı Muzaffer Aydın Ketani, Uludağ Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Batmaz ve Doç. Dr. Hıdır Gençoğlu ve Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinden Doç. Dr. Hasan İçen ile akademisyenler ve üreticiler katıldı.

    Açılışta konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mustafa Ertan Atalar, Diyarbakır’ın tarım ve hayvancılık potansiyeli olarak Türkiye’deki en önemli illerden biri olduğunu belirterek, “Tarımsal ve hayvansal gelirin toplamı 2016 yılı sonu itibariyle 5,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Diyarbakır’da 2003 ile 2016 yılları arasında tarımsal destekler kapsamında ödediğimiz toplam destek yaklaşık 3,8 milyar TL’dir. Yıllık 400 milyon TL civarında bir destekleme ödemesi gerçekleştirmekteyiz. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı açısından Türkiye’de önemli bir yere sahibiz. Yine burada büyükbaş hayvanlarda 437 bin rakamı ile Türkiye’de ilk 6 ilin arasında yer almaktayız. Küçükbaş hayvan varlığımız 1 milyon 443 bin rakamına ulaştı. Bakanlığımız tarafından yapılan aşılama ve güncelleme çalışmaları neticesinde 10 gün sonra yeni veriler elde edeceğiz ve açıkladığımız rakamların üzerinde bir rakam elde edeceğiz. 17 bin 945 manda sayısı ile Türkiye’de en fazla mandası olan ikinci iliz. Diyarbakır’da hayvancılığın ve tarımın gelişmesi için tarım dayalı sanayi tesis edilmesi noktasında 352 tane tesis meydana getirilmiştir. Türkiye’de üretilen yaş kozanın yüzde 45’i Diyarbakır’dadır ve Türkiye’de 1 numaradır. En fazla üretim yapılan yer burası. Sezonuna göre değişmekle beraber üretim yıllık 50 tonu buluyor. Türkiye’de tek ipek ipliği üreten fabrika ilçemizde meydana getirilmiştir ve 1000 aileye iş imkanı sağlanmıştır. Buzağılar doğduktan sonra buzağılara yapılması gereken iş ve işlemlerle ilgili değerli hocalarımız çok önemli bilgiler verecek. Bizim bildiğimiz şeylerin dışında bilgiler de verecekler. Besicinin en büyük karı buzağıdır. Bizim bunu yaşatmamız gerekiyor. Biz il müdürlüğü olarak 2 ay önce çalışmalarımızı başlattık. Bu çalışmalar sonucu ortalama ölümleri daha aşağılara indirdiğimiz zaman toplantımızın amacına ulaşacağını düşünüyorum” dedi.

    “Üniversite olarak sadece öğrenci yetiştirme algısını yıkmak zorundayız”

    Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dekanı Muzaffer Aydın Ketani, üniversite olarak sadece öğrenci yetiştirme algısını yıkmak zorunda olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Aynı zamanda paydaşlarımızın sorunlarına nasıl çözümler bulabiliriz, bunun için uğraşmalıyız. Sizler bizim paydaşlarımız, ortaklarımızsınız. ‘Buzağılar yaşasın ülkemiz kazansın’ sloganıyla böyle bir konferansın düzenlenmesinde katkısı olan sayın valim ve il müdürüme teşekkürlerimi sunarım. Bizler bir şekilde üniversiteden çıkmalıyız. Her zaman böyle üniversitede oturup aynı dersi anlatmanın yanında çiftçilerimizi de mutlak surette görmek ve onların sorunlarına da yanıt bulmak zorundayız. Silvan projesinde istihdam edilecek 300 bin kişinin eğitimini Veterinerlik Fakültesi ve Ziraat Fakültesi olarak borç edindik. Gerekli hassasiyeti göstereceğiz. Yaklaşık olarak 500 bin civarında büyükbaş hayvanımız var. Yıllık süt üretimimiz 400 bin ton ancak sütün litresi 1 lira civarında ama biz bu sütü marketten aldığımız zaman 3 TL civarında. Arada kim kazanıyor. Üretici mi kazanıyor? Hayır. Bunu ambalajlayan, paketleyen kişi kazanıyor. Maalesef Diyarbakır bölgemizde bunu işleyecek düzgün bir kurum yok. Hayvan sayısının çokluğu ve üretimin çokluğundan bahsederken biz kaliteyi ve markalaşmayı da beraber getirmeliyiz. Bunu göz ardı etmememiz gerekir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba ‘ithal ete karşıyız’ sloganını sürekli dile getiriyor. Kendi üretimimizi yapmak zorundayız. Kendi hayvanımızı ıslah etmek zorundayız. Bu bölgedeki ıslah sonucunda verimi ancak arttırabiliriz. Avrupa ülkeleri tarım ve hayvancılığı asla göz ardı etmiyorlar. İngiltere’ye, Hollanda’ya bir et ya da et ürünü sokma şansınız maalesef yok. Kendi üretimlerini kendileri yapıyorlar. Buzağıların yaşaması için bir proje hazırlığı içerisindeyiz. Dicle Üniversitesi’nde bir hayvan hastanemizin bulunmaması en büyük eksikliklerimizden birisi. Çiftçilerimiz de bunlardan yakınıyorlar. Kalkınma Bakanlığı’na Temmuz 2017’de 15 milyon TL’lik bir hayvan hastanesi ve tropikal araştırma laboratuvarı adı altında bir projeyi sunduk. İnşallah projemiz desteklenir ve üreticimizi dışarıya bağımlılıktan kurtaracağız. Üniversitemizin kapısı üreticilerimize 7 gün 24 saat açık. Üreticilerimiz bir proje hazırlarken bizi rahatsız etsin. Nasıl yapabilirim diye gelsinler. Ondan sonra bu işte pardon deme şansımız olmuyor. Çocuğu nasıl düşünürsek buzağılarımızı da o şekilde düşünmemiz lazım” diye konuştu.

  • Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nun 8’incisi için geri sayım başladı

    Dünyada gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz etmek amacıyla kurulan Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı (BCFN), 4-5 Aralık 2017 tarihlerinde Milano’da Hangar Bicocca’da düzenlenen etkinliğe ev sahipliği yapacak. Bu yıl 8’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nda, gıda konusunda sürdürülebilir kalkınma hedefleri, beslenme konusunda bugün ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunlar ele alınacak.

    Bu yıl 8’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu için geri sayım başladı. Gıda, beslenme, tarım konusunda dünyanın dört bir yanından gıda uzmanları, bilim insanları, fikir önderleri, aktivistler, şirket temsilcileri ile genç yetenekler, 4-5 Aralık tarihinde gıda konusunda sürdürülebilir kalkınma hedefleri, beslenme konusunda bugün ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunlar için bir araya gelecekler.

    Dünyada açlıkla mücadele aktivisti Bob Geldof, mavi ekonominin kurucularından Gunter Pauli, Papa Francis’e ilham veren yazar ve ekonomist Jeffrey Sachs’ın yanı sıra dünyaca ünlü uzmanlar iki gün boyunca gıdaya odaklanarak, beslenme sistemimizdeki paradokslara çözüm arayacak. Organizasyon kapsamında yiyeceklerin rolü, biyoçeşitliliği koruma ve sürdürülebilir kalkınma açısından gıda sistemi ile iyi yemek yeme alışkanlıkları ile dengeli beslenme düzeni Guido Barilla ve Slow Food’un babası olarak görülen Carlo Petrini ile tartışılacak.

    İtalya’da düzenlenecek organizasyon ile Birleşmiş Milletler’in 2030 gündeminde belirlenen ’Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine’ ulaşmak için bilimsel verilerle en iyi uygulamaların paylaşılması, insanların ve gezegenin sağlığına saygı gösteren gıda modellerinin inşa edilmesi amaçlanıyor. Gıda tüketimi, açlık, gıdaya erişim ve obezite ile ilgili paradoksa dikkat çekilecek bu yılki BCFN Forum ile ilgili olarak BCFN Başkan Yardımcısı Luca Virginio şöyle konuştu; “815 milyon insan ya da başka bir deyişle dünya nüfusunun yüzde 11’i açlıkla mücadele ediyor. 2015 yılında bu rakam 777 milyonken, 2016 yılında 38 milyon artış gösterdi. Fazla kilolu veya obez insan sayısı hala yüksek olmakla birlikte, dünya genelinde üretilen yiyeceklerin üçte biri sofralara ulaşamadan atılıyor. Bu nedenle, BM’nin 2030 gündeminde belirtilen sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmek istiyorsak, gıda modellerimizi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Geleceğimiz üzerinde daha az ağırlığı olması için her gün tabağımıza koyduğumuz yemeklerle başlayarak somut tedbirler almalıyız. Zira yiyecek tercihlerimiz hem kendi sağlığımız hem de gezegenimiz için çok önemli”.

    Dünyada açlıkla mücadele aktivisti Bob Geldof 8’incisi gerçekleştirilecek BCFN Forum ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Kısa süre sonra İtalya’da Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı ile birlikte olmayı merakla bekliyorum. Yaptıkları çalışmalar hakkında çok iyi şeyler duydum. Ancak böyle kurumların çalışmaları sayesinde insanlığın gelecekte karşılaşacağı sorunları aşma şansımız olacak”.

    İklim değişikliği, göç ve gıda araştırması

    Dünyada açlık, iklim değişikliği ve göçlerin akışı arasındaki bağlantılara dair önemli veriler BCFN Forum’da açıklanacak. BCFN ve Lucio Caracciolo liderliğinde kurulan MacroGeo şirketinin gerçekleştirdiği araştırmaya göre gıdalardaki güvensizliğin her yüzdesel artışında göç, yüzde 1,9 artıyor. Bu veriden hareketle gıda ve gıda sistemlerine ilişkin kaynakları, göç akışlarını ve rotalarını analiz eden BCFN ve MacroGeo, Avrupa-Akdeniz bölgesinde göç ve gıda konusunda yaptıkları detaylı araştırmayı paylaşacak.

    Gıda sürdürülebilirlik endeksinin kapsamı genişletildi

    The Economist Intelligence Unit (EIU) iş birliği ile gerçekleştirilen ve ilki geçtiğimiz yıl yayımlandıktan sonra büyük ses getiren ’Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi’nin 2017 verileri açıklanacak. BCFN Vakfı ve Ekonomist Intelligence Unit (EIU), yiyeceklerin lezzetin ötesinde ’gerçekten iyi’ olduğu ülkeleri belirlemek amacıyla Gıda Sürdürülebilirlik Endeksinin yeni edisyonunu sunacaklar. Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi, yiyecekler açısından dünyanın en sürdürülebilir ülkelerini küresel ölçekte belirliyor. Dünya nüfusunun üçte ikisini ve gayrisafi küresel hasılanın yüzde 87’sini temsil eden 25 ülkedeki gıda ve beslenme sürdürülebilirliğini belirleyen 2016 endeksinin yeni edisyonu, İspanya, Fas, Yunanistan, Portekiz, Tunus, Lübnan, Ürdün, İsveç ve Macaristan olmak üzere 9 ülkeyi daha kapsayacak şekilde genişletildi. Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi için kullanılan metodoloji çeşitli yeni göstergeler eklenerek daha rafine hale getirildi ve güçlendirildi.

    Gıda sürdürülebilirilği medya ödüllerine 72 ülkeden başvuru

    BCFN ile Thomson Reuters Vakfı’nın geleceğimizi tehdit eden gıda ve beslenme konusuna ışık tutmak için başlattığı ’Gıda Sürdürülebilirliği Medya Ödülleri’ne 72 ülkeden 500 fotoğraf, video ve makale ile başvuru gerçekleşti. Küresel gıda sisteminin üç ikilemi olan ’Açlık ve Obezite’, ’Gıda ve Yakıt’, ’İsraf ve Açlıktan Ölüm’ konularına ışık tutmak, bu konuları ele almanın yollarını bulmak ve kamuoyunun dikkatini çekmek için başlatılan yarışmanın kazananları BCFN Forum’da açıklanacak.

    Genç araştırmacıların en iyi projeleri ödüllendirilecek

    İlki 2012 yılında yapılan ve dünyanın farklı ülkelerinden tarımsal gıda sisteminin sürdürülebilirliğini somut bir biçimde teşvik eden araştırma projelerinin değerlendirildiği BCFN YES yarışmasının bu yılki kazananları da BCFN Forum 2017’de açıklanacak. 35 yaşından genç doktora öğrencilerine ve doktora sonrası araştırma yapan akademisyenlere açık olan BCFN YES!’e bu yıl beş kıtadaki 43 ülkeden başvuran 135 proje, her biri 20 bin euro değerinde 3 teşvik ödülü için yarıştı.

  • Çocuklara doğru beslenme

    DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, hamburger, cips, çikolata, unlu, katkı maddeli ve şekerli yiyeceklerin bağırsakları etkileyerek, faydalı mikropların (mikrobiyotanın) kaybedilmesine, zararlı mikropların üremesine ve çocukların bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına neden olduğunu anlattı.

    Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ve Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalları tarafından “Çocuklarda Sağlıklı Beslenme, Güçlü Bağışıklık” konulu bir konferans düzenlendi.

    Düzce Üniversitesi Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Kültür Merkezi İstiklal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk ile Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu bağışıklık sistemini koruma ve sağlıklı beslenme konularında çocukları bilinçlendirdiler.

    İlkokul 1-2-3’üncü sınıf öğrencileri ile diyabetli çocukların katıldığı programın ilk sunumunu gerçekleştiren Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, çocuklarda sağlıklı beslenmenin önemine değinerek, çocukların doğru beslenmesinin bağışıklık sistemlerini güçlendirdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Öztürk, hamburger, cips, çikolata, unlu, katkı maddeli ve şekerli yiyeceklerin bağırsakları etkileyerek, faydalı mikropların (mikrobiyotanın) kaybedilmesine, zararlı mikropların üremesine ve çocukların bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına neden olduğunu anlattı. Mikrobiyotanın dengesinin bozulmasının, otoimmun hastalıklara, allerjiye, obeziteye, psikiyatrik hastalıklara, diyabete, kalp-damar hastalıklarına ve nörolojik hastalıklara yol açtığını da vurguladı.

    “Sabah kahvaltısı bağışıklık sisteminin gelişimi için önemli“

    Programın diğer konuşmacısı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu ise sabah kahvaltısını evde yapmanın çocukların bağışıklık sisteminin gelişimi için son derece önemli olduğunu ifade ederek protein değeri yüksek ürünlerin tüketilmesi tavsiyesinde bulundu. Okul kantinlerinde doymuş yağlarla yapılan yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Arslanoğlu, poğaça, kraker gibi kızartılmış ürünlerin de çocukların sağlığına zarar verdiğini söyleyerek beslenme konusundaki doğru seçenekleri anlattı.

    Gerçekleştirilen sunumların ardından Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin Prof. Dr. Öztürk önderliğinde hazırladığı müzikal oyun sergilendi. Büyük beğeni alan gösteri, çocukların eğlenerek öğrenmelerine katkı sağladı.

    Program sonunda çocuklara yönelik yapılan bu etkinliklerin devam edeceğini belirten Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, Düzce’deki bütün okullara ulaşarak çocuklara doğru beslenmeyi daha küçük yaşlarda aşılamak istediklerini ifade etti.

  • OSMEK’ten sağlıklı beslenme kursu

    Osmangazi Belediyesi bünyesindeki OSMEK, açacağı sağlıklı beslenme kursu ile kursiyerlerine günümüzün en önemli hastalıklarından biri haline gelen obeziteyle mücadeleyi öğretecek.

    Sağlıklı beslenme kursu ile sağlıklı ve mutlu fertlerin sayısının artmasını hedeflediklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Sağlıklı beslenme kursu ile beslenme ilkeleri, enerji ihtiyacı ve günlük enerji hesaplamaları, sağlıklı hayat ve gıdalar, öğün planlama, metabolizma, beslenme sorunları, menü planlama ile ilgili bilgi ve becerisine sahip kişiler yetiştireceğiz. Bu kurs ile kursiyerlerimize doğru beslenme alışkanlığı kazandırarak, temel beslenme bilgileriyle sağlıklı olmalarını hedefliyoruz” diye konuştu.

    Sağlıklı beslenme kursu, 184 saat bir eğitim sürecini kapsarken, müfredatında beslenmeye dair her şeyi barındırıyor. OSMEK sağlıklı beslenme kursu eğitmeni Deniz Çevik, kurs boyunca sağlıklı yaşamın nasıl olması gerektiğini ve doğru beslenmeyi öğreteceklerini anlattı. Eğitim boyunca ihtiyaç duyan kursiyerlerin kilo vermelerine de destek olunacağını belirten Çevik, “Zayıflamak, ulaşacağımız sonuçlardan sadece bir tanesi. Hayat tarzı, beslenme, uyku düzeni, spor düzeni, içtiğiniz su, kahve her şey değişiyor. Ben çok diyet yaptım. 12 -15 kilo verdim. Bitiyor o diyet. Bitince başa dönüyorsunuz. Tekrar alıyorsunuz. Ama bunu kalıcı hale getirdiğinizde bir şey değişmiyor. Zaten diyet değil bu, yan etkisi kilo vermek. Zaten sağlıklı yaşadığınız zaman zayıf oluyorsunuz. Kilolu olmak sağlıksız olmak demek. Yaşlanmak hastalıktır. Alkali yaşadığınız sürece yaşlanmıyorsunuz” dedi.