Etiket: Besinler

  • Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevinç Sevinçer, grip, nezle, öksürük, burun akıntısı gibi sağlık problemlerinden korunmak, rahat bir şekilde atlatılması konusunda bağışıklık sistemini güçlendiren besinler hakkında bilgiler verdi.

    Büyük Anadolu Doğum Okulu Beslenme ve Diyet Umanı Sevinç Sevinçer, “Salgın hastalıklara yakalanmamak için siz de bağışıklık sisteminiz güçlendirin ve vücudunuzun mikroplara karşı daha dirençli olmasını sağlayın” diyerek uyarılarda bulundu.

    “Sıcak ve soğuk hava sirkülasyonu hasta ediyor”

    Beslenme ve Diyet Umanı Sevinç Sevinçer sözlerine şöyle devam etti: “Havaların soğuması mevsimsel olarak sıcak – soğuk hava sirkülasyonu insanları grip, nezle, öksürük, burun akıntısı, farenjit ve soğuk algınlığı gibi hastalıkları kapmasına yol açıyor. Salgın hastalıklara yakalanmamak için siz de bağışıklık sisteminiz güçlendirin ve vücudunuzun mikroplara karşı daha dirençli olmasını sağlayın. Peki, bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendireceğiz? Öncelikle her zaman olduğu gibi diyetisyenlerin ve sağlığına dikkat edenlerin altın kuralı olan; sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmek gerekmektedir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardım edecek proteini almaya, özellikle biyolojik değeri yüksek süt ve süt ürünleri, yumurta gibi kaliteli proteinleri tüketmeye dikkat etmelisiniz.”

    “Kış meyvelerinden faydalanın”

    Kış ayının belki de en güzel tarafının mevsim meyveleri olduğunu vurgulayan Sevinçer şu bilgileri verdi: “Kış meyvelerinin bolluğundan, C ve E vitamini deposu olmalarından ve antioksidan özelliklerinden faydalanmak gerekir. Bu nedenle özel bir durum yok ise günde 2-3 porsiyon meyve tüketmeye özen gösterin. Limon, portakal, mandalina, nar, greyfurt ve kivi C vitamininden; badem, fındık, ceviz ve fıstık ise E vitamininden zengin besinlerdir.

    Nar: Nar taneleri sağlığınıza önemli faydalar sunmaktadır. Nar, kan basıncını düşürme, iltihaplarla savaşma, ‘kötü’ LDL kolesterolün okside olması durumunu önleyerek kalp hastalıkları riskini azaltma özelliğiyle de bilinmektedir. Orta boy bir narın yarısı da (1 porsiyon meyve eşdeğeridir) günlük tavsiye edilen miktarın dörtte biri olan C vitamini ihtiyacını karşılamaktadır.

    Greyfurt: Greyfurt bağışıklığı güçlendirici C vitamini kaynağıdır. Yarım orta boy greyfurt (1 porsiyon meyve eşdeğeridir) günlük C ve A vitaminleri ihtiyacınızın bir kısmını karşılamaktadır. Greyfurt ilaçlarla etkileşime giren bir meyvedir. Bu yüzden kullandığınız ilaçla etkileşimi olup olmadığını doktorunuza sormanız gerekmektedir.

    Kivi: Kivi, portakaldan daha yüksek C vitaminine sahiptir. Bağışıklık sisteminizi güçlendirerek soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmanız için size yardımcı olacak çok iyi bir vitamin deposudur. Günde 1 adet kivi (1 porsiyon meyve eşdeğeridir) tüketmeniz C vitamini alımınız karşılar ve bağışıklığınızı güçlendirmeye yardımcı olur.”

    “A vitaminini eksik etmeyin”

    “Sebze ve meyvelerde çeşitlilik ve renk çok önemlidir. Bu yüzden beslenme ve uzmanları renklerin gücünü kullanmanızı ve renkli beslenmenizi önermektedir. Turuncu, kırmızı ve yeşil sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta-karoten de bağışıklık sistemini güçlendirir. Beta-karoten vücutta A vitaminine çevrilerek kullanılmaktadır. Patates, havuç, ıspanak, kabak, brokoli, marul, kayısı, kavun ve domates A vitamininden zengin besinlerdir.”

    “Bol bol su için”

    “Su bütün besinleri ve atıkları vücutta kan ve lenf sıvıları yoluyla taşıyan bir çözücüdür. Günde en az iki litre su içmek besinlerin hücrelerimize nüfuz etmesine, atıkların boşaltılmasına, bizi hasta eden bakterilerin ve virüslerin etkisiz hale gelmesine yardımcı olur. Organ ve kaslarınız en iyi şekilde çalışırsa bağışıklık sisteminiz de en iyi hale gelir.

    Uyku Düzeninize Dikkat Edin: Uyku düzenine dikkat etmelisiniz. Düzensiz ve az uyuyan kişilerin özellikle de çocukların vücut direnci zayıfladığı için hastalıklara yakalanması daha kolay olmaktadır. İnsan vücudu uyku sırasında dinlenir ancak bağışıklık sistemi hazırlık aşamasındadır. Uyku sırasında bağışıklık sistemini güçlendirir ve mikroplarla savaşmaya devam eder.”

    “Probiyotik tüketin”

    “Sağlıklı herkesin sindirim sisteminde doğal olarak bulunan ve vücudumuza dost olan bakterilerdir. Probiyotikler, sindirim sistemindeki dengeyi sağlarlar ve doğal bağışıklık sistemi koruyucusu olarak da hareket ederler. Zararlı bakterilerle savaşır, onların zararlı etkilerini engeller, vücudu enfeksiyonlara karşı korur, sindirim sistemi konforunu sağlarlar. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Yoğurt ve kefirde yoğun olarak bulunur. Bu probiyotik bakteriler besin olarak prebiyotikleri (pırasa, enginar, patlıcan, soğan ve sarımsakta bulunan karbonhidratları) kullanır. Bu açıdan beraber tüketildiklerinde daha iyi fayda gösterirler.”

  • Bazı besinler sigarayı bırakmaya yardımcı oluyor

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, süt içtikten sonra içilen sigaranın tadının kötü olması dolayısıyla, sigarayı bırakmakta yardımcı olduğunu belirtti.

    Gebze Medical Park Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, bazı besinlerin kilo almadan sigarayı bırakmaya yardımcı olacağını ifade ederek, “Canınız sigara içmek ister ve nikotine ihtiyaç duyarsanız patlıcan tüketerek içeriğindeki nikotin ile kendinizi rahatlatabilirsiniz” dedi.

    Hem sigarayı bırakıp hem de sağlıklı ve fit olmanın yolları hakkında bilgi veren Diyetisyen Küçük, “Sigarayı bırakmaya yardımcı olacak besinler; Muz, hem sigarayı bırakmaya hem de sigaranın etkilerini yok etmeye yardımcıdır. Domates suyu ve sigara beyinde aynı bölgeyi uyardığı için sigarayı bıraktığınız ilk bir ay boyunca bir çay bardağı domates suyu içerek kendinizi rahatlatabilirsiniz. Yapılan bir araştırmaya göre yirmi gün boyunca tüketilen iki yemek kaşığı yulaf lapası nikotin bağımlılığını azaltmaktadır. Bir bardak süt içerek kendinizi sigaradan soğutmak sizin elinizde çünkü süt içtikten sonra içilen sigaranın tadı kötü olup, istenilen tadı vermemektedir. Canınız sigara içmek ister ve nikotine ihtiyaç duyarsanız patlıcan tüketerek içeriğindeki nikotin ile kendinizi rahatlatabilirsiniz” diye konuştu.

    Kilo almadan sigarayı nasıl bırakabilirsiniz?

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, düşük kalorili atıştırmalıklarla ağzınızı meşgul etmenin kilo almadan sigarayı bırakmakta faydalı olduğunu kaydederek, “Sigarayı bırakan kişilerin belki de en çok zorlandığı taraf, vücutlarına aldıkları nikotinden çok el alışkanlığıdır. Bireyler sigaradan boşalan yeri, abur cuburlar ile doldurarak sigara ile aralarındaki fiziksel alışkanlığı doldurmaya çalışırlar. İşte kilo aldırıcı asıl faktör bu abur cubur tüketiminden kaynaklanmaktadır. Yeme ihtiyacını azaltmak ve oluşan boşluğu doldurmak için şekerleme, çikolata, cips, çekirdek gibi yüksek kalorili abur cuburlar yerine sakız, salatalık, taze ve kuru meyve, düşük kalorili atıştırmalıkları tercih edin. Özellikle kivi ve havuç suyu tüketerek nikotini vücudunuzdan atabilirsiniz. Yüksek lifli gıdalara yönelin. Sigara kullananlar genellikle sigara içtikten sonra bağırsaklarının aktif bir biçimde çalıştığını söylerler. Sigarayı bıraktıktan sonra kabızlık problemi yaşamaktan korkmayın! Tam tahıllı, çavdarlı, kepekli ürünleri ve sebze ve meyve tüketiminizi artırarak, gün içerisinde probiyotik yoğurt tercih ederek bağırsak problemlerine karşı önleminizi almış olursunuz” şeklinde konuştu.

    Gebze Medical Park Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Tabağınıza sağlıklı besinler seçin” önerisinde bulunarak şöyle konuştu:

    “Nikotinin tat alma duyularınızı etkilediğini biliyor musunuz? Sigarayı bıraktığınızda tükettiğinizin yiyeceklerin ve içeceklerin tadını daha iyi almaya başlar, iştahınızı kontrol etmekte zorlanırsınız. Bu nedenle bu süreçte kalorisi düşük, besin değeri yüksek olan gıdaları tercih edin. Sebzeler, süt ve ürünleri, lifli gıdalardan zengin, yağ, basit karbonhidrat, gazlı içecekler ve hazır meyve sularından uzak bir porsiyon seçimi yapınız. Bol bol su için. Yemeklerden önce ve yemek esnasında su tüketimi hem su kaybınızı engeller hem de sizi yüksek kalorilerden korur. Aynı zamanda iştahınızı kontrol altında tutmaya da yardımcıdır. Düzenli fiziksel aktivitede bulunun. Fiziksel aktivite kalorileri yakar ve hem nikotine hem de yemeğe odaklanmayı azaltır. Nikotinin vücudunuzdan uzaklaşması sebebiyle metabolik hızınız yavaşlayabilir. Bu duruma engel olmak için düzenli bir egzersiz programına başlayarak tedbir alabilirsiniz. Aynı zamanda düzenli fiziksel aktivite sigarayı bırakırken savaştığınız en büyük düşmanınız olan stresi azaltır. Akciğerlerinizi temizlemeye yardımcı olacak besinler; Sarımsak, alisin içeriği ile akciğerlerinizi temizlemeye yardımcı olur. Ebegümeci çayı, sigaranın etkilerini silip, aç karnına tüketildiğinde akciğerleri temizlemektedir. Yine zencefil ve tarçınla yapacağınız elma çayı ile akciğerlerinizi sigaranın etkilerinden temizleyebilirsiniz. Sabahları aç karnına üç-dört adet keçiboynuzu suda kaynatılarak, içilirse sigaranın etkilerini silmeye yardımcı olur.”

  • Mutluluk veren besinler

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, sağlıklı yaşlı olmanın sihirli noktasının doğru besinlerle akılcı bir beslenme planını oluşturup uygulamaktan geçtiğini söyledi.

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Sağlıklı yaşlı olmanın sihirli noktası, doğru besinlerle akılcı bir beslenme planını oluşturup uygulamaktır. Akılcı bir beslenme planı yapmak için ise tükettiğiniz besinlerin içerdikleri vitamin ve minerallerin yaşlılık sürecindeki etkilerini de bilmeniz yeterli” dedi.

    B 12 eksikliğinin yorgunluk, depresyon, unutkanlık gibi sorunların en büyük sebeplerinden birisi olduğunu anlatan Gebze Medical Park Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Kendimizi mutsuz hissettiğimiz an aklımıza ilk gelen şey çikolata oluyor halbuki çikolata dışında en doğal yol olan besinlerle mutluluğunuzu katlayabilirsiniz! Besinlerin bunu nasıl sağladığını anlamak için mutluluğumuzu arttıran mekanizmayı anlatmakla başlayalım. Beyin, besinler ve ruh halimiz arasındaki ilişkiyi kontrol eden en önemli kontrol merkezidir. Sinirler arasında hareket eden kimyasal maddeler olan nörotransmitter sayesinde ruh halimizin kontrolünü sağlamaktadır; bu nörotransmitter denilen kimyasalların ana kaynakları ise besinlerdir. Yiyeceklerdeki en hassas ve ruh halimizi etkileyen nörotransmitterler serotonin, noradrenalin ve dopamindir. Dopamin ve Noradrenalin; vücutta bunlar üretildiğinde; kişi daha hızlı düşünmeye ve tepki vermeye başlamanın yanında kişi kendini daha motive hissetmektedir. Bireyin reflekslerinin hızlanmasının yanında ruhsal olarak da enerjiklik kazanır. Seratonin; rahatlamayı ve sakinleşmeyi sağlayan kimyasaldır. Seratonin üretildiğinde, kişide, stres ve gerilim hissi azalır, kendini uykulu hissetme ve rehavet durumları gözlenir ve bireylerin tepki süreleri uzar.” diye konuştu.

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, antidepresan etkisi oluşturan sihirli besinler hakkında şu bilgileri verdi:

    “Safran: Safran, sindirim sistemini ve bağırsakları iyileştirme etkisi yaratır. Salata soslarına az miktar safran kullanmak sindirim sisteminin iyileşmesiyle bu bölgede oluşan nörotransmitterlerin salgısını arttırarak beyin kimyasını etkileyerek depresif duygularınızı bastırabilirsiniz.

    Muz: Muzun başkenti olan Anamur’lu bir birey olarak muzun mutluluk verdiğini keyifle söyleyebilirim. Muzda bulunan 5-Hidroksitriptofan (5 HTP ) vücutta serotonin oluşumunda rol oynayan önemli bir maddedir. 5 HTP, vücutta esansiyel aminoasit olan triptofandan serotonin ve melatonin hormonuna dönüştürülmek üzere üretilir. Serotoninin artması kaygılanma, endişe ve depresyon riskini azalttığını bildiğimize göre 1 adet muz tüketiminin mutluluğunuzu artması için yeterli bir sebeptir.

    Ay çekirdeği: Ay çekirdeğinin içerdiği fenilalanin amino asidini vücudun doğal antideprasanı olan norepinefrine çevirir. 1 avuç içi kadar ay çekirdeği içi yediğinizde yüzünüzde bir gülümseme belirtisinin hızla oluşacağını unutmayın.

    Somon: Somon hem ruh halini iyileştiren B12 vitamini hem de depresyonu önlemede yardımcı olan omega-3 yağ asidi içermektedir. Omega-3 beyindeki serotonin düzeyini yükseltmektedir. Haftada en az 2 kere en az 150 gram kadar somonu sofralarınızda bulundurarak mutluluğunuza mutluluk katın!

    Adaçayı: Sinirleri yatıştırmaktaki etkisi en yüksek çay olan adaçayı, beyinde nöronların aktivitelerinin artmasını sağlar. İçerdiği bol miktarda klorojenik asit beyinde mutluluk merkezlerini de etkilemektedir. Taze yapraklarını sıcak suda bekletin ve 1-2 limon dilimi ve sabah içtiğinizde mutlu olmamanız imkansız.

    D vitamini: D vitamini eksikliği vücudundaki serotonin seviyesini düşürmekte ve bu da kendini huzursuz ve mutsuz hissetmene sebep olmaktadır. Hazır güneş en güzel yüzünü göstermişken uygun saat dilimine de dikkat ederek güneş ışınlarından bol bol faydalanmayı unutmayın!

    Egzersiz: Yapılan birçok araştırma egzersizin serotonin salgılanmasını artırdığını göstermiştir. Fiziksel aktivitenin serotonini artırması iki yolla gerçekleşir. Birincisi, motor aktivitenin beynin gönderdiği serotonin üretimi sinyallerinin sıklığını artırmasıyla olmaktadır. İkinci olarak da, düzenli egzersiz serotoninin öncül maddesi olan triptofan salgısını artırmaktadır. Tam mekanizma henüz çözülememiş olsa da, aerobik egzersizin serotonin düzeylerini artırdığı açıktır.

    Bakla: Folik asidin ve B vitaminlerinin en yüksek kaynaklarından biri olan bakla sinir sistemi gelişimi ve kan hücre yapımında etkilidir. Yapılan birçok bilimsel çalışmada baklanın metabolizma hızını arttırdığı, dopamin düzeyini etkileyerek mutluluğu sağladığı, bağırsaklarda toksin atımını kolaylaştırdığı ve bağışıklık sistemini arttırdığı bildirilmiştir. Mutluluğunuza mutluluk katmak için şuan mevsimi olan bakla tüketimini arttırmayı unutmayın.”

  • Sağlıklı yaşlanmayı sağlayan besinler

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, sağlıklı yaşlı olmanın sihirli noktasının doğru besinlerle akılcı bir beslenme planını oluşturup uygulamaktan geçtiğini söyledi.

    Gebze Medical Park Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Sağlıklı yaşlı olmanın sihirli noktası, doğru besinlerle akılcı bir beslenme planını oluşturup uygulamaktır. Akılcı bir beslenme planı yapmak için ise tükettiğiniz besinlerin içerdikleri vitamin ve minerallerin yaşlılık sürecindeki etkilerini de bilmeniz yeterli” dedi.

    B12 tüketimine dikkat

    B 12 eksikliğinin yorgunluk, depresyon, unutkanlık gibi sorunların en büyük sebeplerinden birisi olduğunu anlatan Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “B12 eksikliği! Yaşlıların birçoğunda mide salgısında azalma ve midenin iç yüzeyini oluşturan dokuda tahribat gözlenmektedir, bu nedenle yaş ilerledikçe B12 eksikliği daha çok göze çarpar. B12’nin sinir sistemi üzerindeki etkilerini de düşünerek düzenli olarak B12 vitamini zengini besinler olan kırmızı et ve ürünleri, balık, yumurta sarısı, peynir ve süt tüketmeye özen gösterin” diye konuştu.

    Yaşlılığa karşı savunma için: C vitamini

    Yaşla birlikte C vitamini düzeylerinde düşüş gözlendiğini anlatan Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, daha sonra şunları söyledi:

    “C vitamini yaşa bağlı katarakt, kardiyovasküler hastalıklar, enfeksiyonlar ve kansere karşı koruyucu etki gösterir. Ancak besinleri hazırlama, pişirme ve saklama koşullarına dikkat etmediğiniz takdirde önemli miktarlarda C vitamini kaybı oluşabilir. En iyi C vitamini kaynakları sebze ve meyveler; özellikle turunçgiller, yeşil biber, maydanoz ve domatestir. Yaşlılığa karşı savunma için mutlaka her öğün C vitamini tüketmeyi unutmayınız.

    Yorulmamak için magnezyum

    Kas ve sinirlerde uyarı iletiminin önemli bir belirleyicisi olan magnezyum, kalsiyum ve potasyum dengesinin korunmasında da etkindir. Kandaki magnezyum düzeyi sinir ve kas hücreleri arasındaki sinyallerin geçişi için de gereklidir. Sindirim sistemindeki yaşa bağlı değişiklikler, emilim bozuklukları, aşırı su ve elektrolit kaybı, kötü beslenme özellikle işlenmiş besinlerin fazlaca tüketimi ve alkolizm magnezyum kaybını arttırır. Magnezyum yetersizliğinin başlıca belirtileri; baş dönmesi, kas yorgunluğu, huzursuzluk ve zihin işlevlerinde bozulmadır. En iyi kaynakları; tam buğday unu ile yapılan ekmekler, kurubaklagiller, süt ve ürünleri ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerdir.

    Bağışıklığınızı selenyumla güçlendirin

    Vücudumuzun antioksidan savunma sisteminde ve bağışıklık sisteminde rolü olan en iyi antioksidanlardan birisi selenyumdur. Tiroid hormonlarının birbirine dönüşmesini sağlayan bu mineralin yetersizliği, var olan tiroid hastalığınızın şiddetini arttırabilir. Selenyumun güçlü bir antioksidan ve tümör koruyucusu olduğunu unutmayın. Selenyumun en iyi kaynakları kırmızı et ve deniz ürünleridir.

    Kalbinizin dostu: Bakır

    Günlük diyetinde 1 miligramdan az bakır tüketen bireylerde plazma kolesterolünün yükseldiği, glikoz toleransının azaldığı ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin arttığı yapılan çalışmalarda belirtilmektedir. Kalp sağlığınızı korumak için diyetinizde yeterli miktarda bakır tüketmeyi unutmayın! En iyi bakır kaynakları; susam tohumu, fıstık, kurubaklagiller, balık, kakao, yumurta ve koyu yeşil yapraklı sebzelerdir.”

  • Bu Besinler Kilo Düşmanı

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, kilo vermek ve zayıflamanın çağımızın en yaygın sorunlarından biri olan obezite nedeniyle gündemdeki konular arasında ilk sıralarda yer aldığını söyledi.

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, kilo vermeye yardımcı besinleri şöyle sıraladı:

    “Yeşil çay: Özellikle Çin olmak üzere Uzak Doğu’da sağlıklı yaşam için bol miktarda tüketilen yeşil çayın vücudu incelttiği, selülitleri azalttığı ve vücut direncini artırdığı birçok kaynakta mevcuttur. Metabolizmayı hızlandırması ve böylelikle kilo verme hızının artmasını sağlamaktadır. Özellikle uzun dönem tüketilmesine dikkat edildiğinde ciltteki nem dengesinin sağlanmasında da etkilidir. Bağırsak hareketlerini düzenlemesi ve sindirimi rahatlatıcı özelliği vardır. Günlük 2-3 bardak tüketilmesi yeterlidir.

    Pancar: A,B,C ve P vitaminleri bakımından zengin olan kırmızı pancar, bileşiminde bulunan ve radyoaktif bir eleman olan rubidyumun sindirim üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Kırmızı pancarın içeriğinde fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko ve manganez de mevcuttur. Bu besin kan yapımına yardımcı olur ve beta karoten ve folat bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirir. Demir eksikliği olanlar için de kırmızı pancar önemli bir sebzedir. Pancardaki kalori oranı oldukça düşüktür ve yüksek oranda lif içerdiğinden daha fazla tokluk hissi verir. Bu da kilo almanıza sebep olabilen yiyeceklerden daha az tüketmenizi sağlar.

    Kaju: Kaju fıstığı, B1, E vitamini, magnezyum, potasyum, fosfor mineralleri açısından zengin bir besindir. Doğru miktarda tüketildiğinde kilo aldırır düşüncesinin aksine yağ yakımını hızlandırması ile kilo verdirici özelliğe sahiptir. Kaju içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde yağ yakımını hızlandırmaktadır. Metabolizmayı hızlandıran bu besin beyin ve sinir sistemi performansını da artırır.

    Enginar: Sebzelerin arasında bizim için altın besin diyebiliriz. Son yıllarda yapılan birçok çalışmada sayısız faydası olduğu anlaşılan enginar, özelikle anneler tarafından çocuklarına mutlaka yedirilmesi gereken, olmazsa olmaz bir sebze olarak algılanıyor. Hatta yılda bir kere 40 günlük enginar kürü yapanlara her geçen gün daha çok rastlanıyor. Enginarda bulunan ‘siyanik asit’ adlı madde kötü kolesterolü düşürüyor ve iyi kolesterolün salgılanmasını arttırıyor. Bu da kalp damar sağlığı için ilaç niteliğinde bir fayda demektir. Özellikle karaciğer yağlanması olan kişilerde düzenli tüketildiğinde hem kilo kaybına hemde yağ kaybını hızlandırdığı için olumlu sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

    Bezelye: Bu besin C vitamini, K vitamini, manganez, lif, folat ve tiamin çok iyi bir kaynağıdır. İçeriğinde ayrıca A vitamini, fosfor, B6 vitamini, protein, magnezyum, riboflovin (B2 vitamini), bakır, demir, çinko ve potasyum vardır. Bezelye yavaş sindirilen lifleri içerir ve doygunluk hissini artırır. Kabızlığı önler ve kalp damar sistemini korur. Kandaki kötü kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcıdır. Bezelye, günlük diyette yer alması gereken önemli bir besindir.

    Mango: İçerdiği vitaminler nedeniyle sinirler, cilt ve saçlar için çok yararlıdır. Mangopotasyum, lif ve kuvvetli bir anti-oksidan deposudur. A vitamini, C vitamini, E vitamini içerir. Kanı temizler, olgunlaşmış mango oldukça faydalıdır. Kan şekeri seviyesini sabit tutar. Tokluk hissini etkileyen leptini düzenler. Metabolizmayı hızlandıran mango aynı zamanda yağ yakımını da hızlandırır.”