Etiket: Beri

  • AK Parti’li Özdağ: “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır”

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” dedi.

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Türkiye’de faaliyet gösteren cemaatlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Cemaatlerin asla siyasallaşmaması gerektiğini söyleyen Özdağ, “Cemaatler olacaktır. Ancak cemaatler siyasallaşmayacaktır. Tarikatlar olacaktır. Tarikatlar de cemaatleşmeyecektir. Türkiye’de hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir ekol devlet olmayacaktır. Devlete sahip olmakla, devleti sahiplenmek veya devleti korumak ayrı şeylerdir. Türkiye’de her ideolojinin, her fikri yapının iktidar olma imkanı vardır. Bunun yolu meşruiyetten ayrılmadan seçimlerle, sandıkla gelmektir” dedi.

    “1969’dan itibaren darbe yapmak için kodlanmış”

    FETÖ’nün ilk kurulduğu yıllardan itibaren darbe yapmak amacıyla kodlandığını söyleyen Özdağ, “Bu yapının kısım ve katmanlara ayrıldığını görüyoruz. Daha öncesinden de vardı. Bu yapı 1969 yılından itibaren ilerde bir ihtilal yapacak, bir darbe yapacak şekilde kodlanmış ve bu kodlanmayla beraber de bu işin içerisine girmiş bu zihniyetle, bu hayalle, ’ileride ihtilal yapacağız’ diye terör örgütüne dolaylı veya dolaysız destek olanlar var. Ta ki 15 Temmuz’a kadar. Belki hala daha. Ama bu yapıya dini heyecanla, dini hassasiyetleriyle, yardımseverlik duygusuyla ve sosyolojik olarak bir yere yaslanmak, bir yere dayanabilmek, dayanışma ruhunu canlandırma amacıyla buraya girenler vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemiş olduğu gibi bunun alt kısmı ibadet, ortası ticaret ve bu ticaretin bir kısmı samimi ticaret, bir kısmı ise ihanet ticareti. Yani darbeye giden yolda, darbeye giden yolun taşlarını döşeyen, parasını döşeyen, kadrosunu döşeyen insanlar var. O nedenle burada yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle, ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” diye konuştu.

    Yargının bu noktada hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Yargı iki noktada çok hassas olmak mecburiyetindedir. Bunu yaptığınız takdirde de hukuk devleti kazanır. Türkiye kazanır” dedi.

    FETÖ yapısına dini duygularla girenlerin olduğunu ve FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu anlayanların bu yapıdan uzaklaştığını belirten Özdağ, “Bir yandan da bu yapının içerisinde şu veya bu saikle yani Allah diyerek, peygamber diyerek girenler, vatan diyerek, dini severlik diyerek girenler, daha sonra deccal çıktığında, daha sonra şeytan çıktığında, daha sonra bu yapının hiç iyiliksever bir yapı olmadığını, sadece egemen güçlerin kirli emellerine alet olma noktasında kendilerini kullandığını görenler ayrılmaya başladılar. Ama onlara da bir çağrım var. İbadet saikiyle girenler veya dini hassasiyetlerle bu yapının içinde olanlar, bu yapının içerisindeki terörist yapıyı bildikleri kadar anlatmak mecburiyetindeler. Çünkü Türkiye çok büyük bir badire atlattı. Hala daha yurt dışında bu insanlar Türkiye’nin aleyhine çalışma yapıyorlar. Bu yapıyı desteklemek akılsızlıktır. Bu yapıyı desteklemek aynı zamanda bir noktada ferasetsizliktir. Bu yapıyı desteklemek demokrasiye, cumhuriyete, devlete, millet iradesine aynı zamanda ihanettir, çok ciddi şekilde ket vurmaktır. Buna karşı da dikkatli olmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

    “Yargının hassas tartmasında fayda var”

    FETÖ yargılanmalarında yargı mensuplarının hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Burada özellikle yargı mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin çok hassas bir şekilde doğru tartmasında fayda vardır. Artık 15 Temmuzlar bir daha olmasın. İkinci FETÖ’ler çıkmasın. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıralım. Bir yandan Allah nasip ederse hukuku adaletle taçlandıralım. Bir yandan da devletimizi liyakatle, ehliyetle buluşturarak ay-yıldızlı bayrağı hür, Ezan-ı Muhammed’i hür olarak okunmasını ve özgür bir ülke olarak gelecek kuşaklara taşınmasını temenni ediyorum. Bunu yapabilecek bir Türkiye var. Bunu yapacak siyasi irade partilerdir. Bunu yapacak irade siyasi partiler olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunu yapacak olan 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şerefli vatandaşlarıdır. Akıllarımızı hiçbir kimseye ipotek etmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İslam hür aklı emreder. İslam itikatta birlik ister. Cumhuriyet de fikirlerin çarpışmasını ister. Farklı fikirlerin bir arada yaşaması sanatının adı demokrasidir. Biz farklı fikirlerimizle bir arada yaşayacağız” dedi.

  • Kaynak: “G20 zirvesinde gelinen nokta Erdoğan’ın 6 yıldan beri söylediği noktadır”

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Afrin bölgesinden Türkiye’ye taciz atışları yapıldığını belirterek, “Bu atışları yapanlar ve bunların arkasındaki o maşayı kullananlar bilmelidirler ki Türkiye asla bunlara müsamaha ile bakamaz. Türkiye, hak edene cezasını verir. Türkiye’nin sınırları her birimizin namusudur ve o sınırları asla çiğnetmeyiz” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Kaynak, Türkoğlu Belediyesi tarafından 2’ncisi düzenlenen Uluslararası Avasım Türk Oyunları Festivali’ne katıldı. Festivalde konuşan Kaynak, PYD’nin yönetimindeki Afrin bölgesinden Türkiye’ye yönelik yapılan taciz atışlarını hatırlattı. Kaynak, “Afrin bölgesinden ülkemize taciz atışları yapılıyor. Bu atışları yapanlar ve bunların arkasındaki o maşayı kullananlar bilmelidirler ki Türkiye asla bunlara müsamaha ile bakamaz. Türkiye, hak edene cezasını verir. Türkiye’nin sınırları her birimizin namusudur ve o sınırları asla çiğnetmeyiz” diye konuştu.

    Suriye’de yaşanan olayların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkardığını ifade eden Kaynak, şöyle devam etti:

    “6 yıldan beri tepelerine yağan bombalardan dolayı Suriyeli kardeşlerimiz için hep Cumhurbaşkanımız güvenli bölgeler önerisinde bulundu. Uçuşa yasak bölge olsun, güvenli bölge olsun ve buraya asla hain eller değmesin. Bakın Almanya’da G20 zirvesinde gelinen nokta bizim liderimizin 6 yıldan beri söylediği noktadır. Çünkü ortada somut bir örneği var. Kendi içindeki hainlerden temizlendikten sonra bizim o kahraman ordumuz Fırat Kalkanı bölgesinde 2 bin kilometreden fazla bir alanı DEAŞ terör örgütünden, PKK terör örgütünden ve rejim teröründen kurtarmıştır. Şimdi o bölgede 100 bine yakın Suriyeli kardeşimiz o güvenli bölgeye, kendi vatanlarına dönmüşlerdir. Ve aynen bizim şu anda hasat yaptığımız gibi bu sene oradaki kardeşlerimiz kendi arazilerinden kendi mahsullerini almışlardır ve normal hayata geçmeye başlamışlardır. O bölgede sadece 67 bin çocuk, 67 bin yavru kendi okullarında bu sene eğitim görmeye devam etmişlerdir. O sebeple Afrin’den Türkiye’ye doğru taciz atışı atanlara bir kez daha buradan sesleniyorum. Herkes aklını başına almalıdır. Biz, ne ülkemize yönelik yapılan tacizleri cevapsız bırakırız, ne de bir masumu, bir mağduru kendi haline bırakırız. Bizim millet olma, bize Türk milleti olma vasfını veren bunlardır çünkü. Bizim için mesele sadece Türkiye’mizin içi değil, mesele sadece komşularımız değil, bizim meselemiz insanlık meselesidir. Bakın bu sene yapılan açıklamalara göre dünyadaki insani yardımlar için ABD’nin yaptığı harcama 6 milyar 300 milyon dolar. Türkiye’mizin yaptığı harcama da 6 milyar 200 milyon dolar. O, üzerine güneş batmayan imparatorluk, İngiltere’nin yaptığı harcama da 3 milyar dolar. Eğer herkes, bütün ülkeler milli gelirlerinden bizim kadar pay ayırsalar şunu bilmelisiniz ki hiçbir çocuk açlıktan ölmezdi.”

  • Kadir Gecesi’nden beri kayıp

    Trabzon’un Ortahisar ilçesinde oturan 19 yaşındaki Afganistan uyruklu Najıbe Sadeqian’dan ailesi 13 gündür haber alamıyor.

    Afganistan’dan 10 ay önce eşi Mohmadresa Aemadi ile Trabzon’a gelen 19 yaşındaki Najibe Sadeqian, geçtiğimiz Ramazan ayının 27. gecesi olan Kadir Gecesi’nde Erdoğdu mahallesindeki evinden hava almak için dışarıya çıktı. Bir süre sonra eve geri gelmeyince şüphelenen Mohmadresa, dışarıya çıkarak eşini aramaya başladı. Komşularına da giderek eşini soran Mohmadresa bir sonuç alamayınca Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu. Yanına eşya ve nüfus cüzdanını almadığı öğrenilen Afganlı genç kadın aradan geçen 13 güne rağmen bulunamadı.

    Eşinin dışarıya normal kıyafeti ve ayağındaki terliğiyle çıktığını belirten 25 yaşındaki Mohmadresa Aemadi, “Eşim Ramazan’ın 27. gecesinde kayboldu. Her zaman dışarı çıkıyordu. Komşulara gidip baktım ama yoktular. 10 ay önce Türkiye’ye gelmiştik. Yanına para ve nüfus cüzdanını almamış. Polise giderek eşimin kaybolduğunu söyledim ama şuana kadar herhangi bir şeye rastlanmadı. Kaçırıldığından şüpheleniyorum” ifadelerini kullandı.

  • 10 yaşından beri baba mesleğini devam ettiriyor

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ayakkabıcılar çarşısında babasından kalan küçük bir dükkanda 17 yıldır bozulan dikiş makinelerine hayat veren 27 yaşındaki Abdurrahman Kurt, babadan kalma mesleğini devam ettiriyor.

    Gelişen teknoloji ve fabrikasyon giyeceklere rağmen dikiş makineleri halen birçok ev ve dikiş atölyelerinin vazgeçilmezi durumda. Bir zamanlar gelinlerin çeyizlerinin vazgeçilmezi olan dikiş makineleri eskiye göre kullanımı az olsa da halen birçok evde bulunuyor.

    10 yaşındayken babasının yanında çırak olarak işe başlayan Abdurrahman Kurt, 17 yıldır baba mesleğini devam ettirmeye çalışıyor. Mesleğini devam ettirmek istediğini ama çırak bulamadığını belirten Kurt, “Yeni nesle bu mesleği aktarmak istiyorum. Bundan birkaç yıl öncesine kadar yaklaşık 20 tane dikiş makinesi tamircisi vardı ama şimdi benle beraber 3-4 kişi kalmış durumda, böyle giderse biz de kapatmak zorunda kalacağız” dedi

    Dikiş makinelerine olan rağbetin azalmasıyla beraber yöresel ve geleneksel elbiselere de rağbetin azaldığına dikkat çeken Kurt, “Eskiden her ailedeki genç kızlar dikiş ve nakış yapmasını iyi bilirdi ve bu aileler kendi evlerinde kendi zevklerine, kültürüne ve geleneğine uygun elbiseler dikerlerdi ama maalesef şimdi ki hanımların büyük bölümü dikiş ve nakış yapmasını bilmediğinden ya da merakları kalmadığından mağaza elbiselerine yönelmiş durumdalar, bundan dolayı eskiden dikiş makineleriyle dikilen o rengarenk geleneklerimizi yansıtan elbiseler de kaybolmaya doğru gidiyor, şuanda evlerde dikiş makinelerini kullananların çoğu bu makineleri elbise yapımı için değil, yırtık, sökükler için kullanıyor” dedi

  • 6 çocuk annesi, 21 Eylül’den beri kayıp

    Kastamonu’da 6 çocuk annesi kadından, 21 Eylül’den beri haber alınamıyor.

    Edinilen bilgiye göre, Cide’ye bağlı Günebakan köyünde ikamet eden 6 çocuk annesi Sema Vural (44), 21 Eylül Çarşamba günü rahatsızlığı nedeniyle özel araçla Cide Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Burada tedavi altına alınan Sema Vural, hastaneden taburcu olduktan sonra köyüne bir daha geri dönmedi. Sema Vural, ailesi tarafından her yerde aranıyor.

    Sema Vural’ın eşi Osman Vural, eşinin hastalığı nedeniyle köy muhtarıyla birlikte Cide ilçesine hastaneye gittiğini ve tedavisinin ardından bir yakının yanında kalacağını belirterek, geri dönmediğini söyledi. Osman Vural, eşinin hayati tehlikesinden şüphe ettiklerini ifade ederek, “Eşim 21 Eylül’den beridir kayıp. Her yerde aradık fakat kendisinden bir haber alamadık. 2’si evli 6 çocuğumuz var” dedi.