Etiket: Berger

  • Bakan Karaismailoğlu AB Delegasyon Başkanı Berger ile görüştü

    Bakan Karaismailoğlu AB Delegasyon Başkanı Berger ile görüştü

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger ile görüştü. Toplantıda AB-Türkiye arasındaki ilişkiler masaya yatırıldı.

    Görüşmede, Türkiye-Avrupa Birliği sınırlarında malların karşılıklı gidiş gelişinin yeni tip korona virüs (Covid-19) salgınından etkilenmemesi üzerine gerekli adımların atılması konusu gündeme gelirken, kısıtlayıcı önlemlerin Türkiye ve AB arasındaki uzun vadeli etkilerinin çok büyük olmamasının sağlanması gerektiğine işaret edildi. Görüşmede, AB’nin üçüncü ülkelere yönelik seyahat kısıtlamasını kaldırma noktasında da ve Türkiye’ye yönelik kısıtlamanın da kaldırılması hususunda görüş alışverişinde bulunuldu. Bakan Karaismailoğlu, Türkiye’nin salgın dönemini çok başarılı bir şekilde yönettiğine işaret ederek, gerek salgının başlangıç zamanında, gerekse normalleşme döneminde alınan önlemler ile sürecin üstesinden başarıyla gelmeye çalıştıklarını anlattı.

    Büyükelçi Berger de, ulaştırma alanında Avrupa Birliği ile örnek bir işbirliği gerçekleştirildiğini ve projelerin artarak devam edileceği mesajını verdi.

  • Berger ve beraberindeki heyet Laodikeia Antik Kenti’ni gezdi

    Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger öncülüğündeki heyet Denizli’nin Pamukkale ilçesindeki Laodikeia Antik Kenti’ni gezdi.

    AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, Ankara’daki AB ülkelerinin büyükelçileri ve eşleri ile diplomatik temaslarda bulunmak üzere dün geldiği Denizli’de programına bugün de devam etti. Berger ve beraberindeki heyet önce teleferikle Bağbaşı Yaylası’na çıktı ardından Laodikeia Antik Kenti’ni ziyaret etti. Heyete burada kazı ekibi eşlik ederek rehberlik yaptı.

    Berger ve beraberindeki heyet Hıristiyanlar’ın kutsal kitabı İncil’de de adı geçen 7 kutsal kiliseden birisi olan Laodikeia Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan kiliseye ise adeta hayran kaldı. Ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Berger, kilisenin renovasyonunu özellikle yerinde görmek istediklerinden dolayı bu ziyareti gerçekleştirdiklerini ifade etti. Berger, “Burayı ve kiliseyi özellikle görmek istedik çünkü burası aslında kültürel mirasın nasıl korunacağı, daha sonrasında halk nasıl açılıp ve turizm açısından bir cazibe noktası haline getirilebileceğine iyi bir örnek. Biliyorsunuz inanç turizmi var ve bu kilise İncil’de de bahsi geçen bir kilise olduğu için turizm açısında cazibe merkezi olacağını ve çok fazla turist çekeceğini düşünüyorum. Yani bir kilise nasıl renove edilir? Sonrasında halka açılır ve turist çeker bunu göstermesi açısından önemli bir örnek. Aynı zamanda hem kazı ekibine, belediye başkanına hem de valiye bugün burayı gezmemizi mümkün kıldıkları için teşekkür etmek isterim” diye konuştu.

    “İncil’de bahsi geçen 7 kiliseden bir tanesi”

    Berger, bir gazetecinin “Resmi bir açılış yok ama gelen insanlar (Hristiyanlar) ibadetlerini yapıyor. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?” sorusunu da yanıtlayarak şunları söyledi:

    “Daha önce de söylediğim gibi bu İncil’de bahsi geçen 7 kiliseden bir tanesi. Dolayısı ile oldukça güçlü bir cazibe noktası diye düşünüyorum. Çünkü ilk kiliselerden bir tanesi. Özellikle inanç turizmi için gelenlere önemli bir yer olduğunu düşünüyorum. Ama bunun yanı sıra da özellikle çok önemli bir kültürel miras alanı. Yanı nasıl yapıldığı? Kilisenin motifine ve mozaiklere bakacak olursanız hem inanç turizmine gelenler hem de kültürel miras olarak önemli bir yer.”

  • Büyükelçi Berger: “Türkiye’yi Avrupa Birliğinin partneri olarak düşünüyoruz”

    ‘II. Uluslararası Kapadokya Kültürel İmece Festivali’ne konuk olarak katılan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, Türkiye AB ilişkilerine dair yaptığı değerlendirmede, “Biz Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne üye olmak için aday bir ülke olarak değerlendiriyoruz. Fakat bunun ötesinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne bir anahtar, bir partner olarak düşünüyoruz” dedi.

    Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi tarafından Kapadokya’dan ve Anadolu’nun farklı şehirlerinden, 45 sanatçı ve ressamla işbirliği içinde yerel yönetimlerin desteğiyle düzenlenen ‘II. Kapadokya Kültürel İmece Festivali’ Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezinde devam etti. Burada yapılan etkinliğe AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger ve eşi Marilena Berger, NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ertan Özensel, Rektör Danışmanı Öğr. Gör. Abdulkadir Binici, Genel Sekreter Nihat Çavuşoğlu, sanatçı, ressam katılımcılar, öğrenciler ve davetliler katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan etkinliğin açılış sunumunu yapan NEVÜ Türk Halkbilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Adem Öger, imecenin Anadolu kültüründeki önemine değindi. Öger, “Anadolu kültüründe dayanışma, yardımlaşma ve paylaşmanın en güzel örneklerinden birini oluşturan imece günümüzde de varlığını devam ettirmekte. İmece, Kapadokya bölgesinde hasat döneminde, halı ve kilim dokumada, evlerin yapımında, su kanallarının temizlenmesinde kısaca hayatın her aşamasında yöre insanının vazgeçilmesi olan bir gelenektir. Bu önemli geleneğe dikkat çekmek ve devamlılığını sağlamak adına düzenlenen bu festivalin bölgemiz ve ülkemiz için bir farkındalık oluşturmasını ümit etmekteyiz” diye konuştu.

    Festivale konuşan Türkiye ve Avrupa Birliği’nin ve dünyanın önemli iki aktörü olduğunu belirten NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, bu önemli iki aktörün tam da dünyada bir krizin yaşandığı bu dönemde birlikteliğe kuvvetle ihtiyacın olduğunun altını çizdi. Bağlı, “Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde malum 1960’larda Avrupa Birliğine girme için girişimlerde bulundu. Bu zaman zaman çeşitli biçimlerde sekteye uğradı. Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler özellikle askeri darbelerle büyük sekteye uğradı. Avrupa Birliğinin Türkiye’den istediği temel iki kriter vardı ve biz bu kriterleri hakkıyla yerine getirdik. Ben bir sosyoloji hocası olarak toplumların farklı kültürlerden etkilenerek nasıl bir gelecek vizyonu kurduklarına inanan ve bilen birisiyim. Bir krizle karşılaştığınızda kendi bilgi kuramlarınızın, kendi düşünce dünyanızın size yeni bir dünya penceresi açması mümkün değildir. Ancak başka bir bilgi kuramından, başka bir dünyadan esinlenerek, yardım alarak kendinize yeni bir kapı aralayabilirsiniz, yeni bir vizyon ortaya koyabilirsiniz. Bunun içindir ki Avrupa Birliği üyeliği bizim için bir gerekliliktir ve Avrupa Birliği için de bir gerekliliktir. Bizdeki modernleşme, kalkınma ve ekonomik büyüme alanı ve demokrasi insan hakları alanındaki sorunlar Avrupa Birliği üyeliğinin kazanımlarıyla aşılabilir. Aynı şekilde Avrupa Birliğinin de sahip olduğu çifte standartlar, sahip olduğu bir takım kendi içerisindeki milliyetçi akımlar, sahip olduğu kendi içerisindeki bir takım sosyal sorunlara bizim üyeliğimizde ve bizim kültürümüzün sahip olduğu düşünceden esinlenerek kendine yeni bir yol edinebilir, değiştirebilir. Biz Türkiye ve Avrupa Birliği olarak bu dünyanın iki aktörüyüz. Bu önemli iki aktörün tam da dünyada bir krizin yaşandığı bir dönemde birlikteliğe kuvvetle ihtiyacı vardır” dedi.

    Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimine de değinen Rektör Bağlı, “15 Temmuz Darbe girişiminde Türkiye halkı demokrasinden yana tavrını aldı, canını ortaya koydu. Ama Avrupa Birliği, daha çok Türkiye’deki demokrasiyi arzu eden insanlardan yana değil, bir terör örgütünden yana tavrını aldı. Bu bizi de derinden yaradı. Avrupa Birliği ile ilgili ciddi anlamda aklımızda bazı kuşkular oluştu. İnanıyor ve umuyorum ki bizler Avrupa Birliği ile oturup bu konuları oturup aşabiliriz ve aşmamız da gerekiyor. Türkiye’nin ve Avrupa Birliğinin bir gelecek aktörü olabilmesi ve insanlığa ortak değerler üretebilmesi için bu birliktelik olmazsa olmazdır. Dolayısıyla Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin güçlenerek devam etmesinden yanayız. Türkiye’nin özellikle 15 yıldır bu konudaki göstermiş olduğu çabayı Avrupa Birliği’nin takdir etmesini ve görmesini bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

    Avrupa Birliği olarak Türkiye’ye büyük önem verdiklerini belirten AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger ise, “Yaklaşık 2 senedir Türkiye’deyim değişik şehirler gezme fırsatı buldum. Bu iki senede anladım ki, Türkiye’de seyahat etmek aynı zamanda bu ülkenin zengin tarihine ve kültürüne de uğramak, farklı kesimden insanlarla buluşmak ve bu ülkenin sosyal- kültürel yaşamının yanı sıra adetlerini de öğrenmek demekmiş. Ayrıca imece geleneğini de öğrendim. Bir toplum veya bir toplumun bireyi için bölge insanının birlikte çalışması ve özellikle Anadolu’nun köylerinde gözlemlenebilir bir gelenek bu ve bunun bir parçası olmaktan büyük zevk duyuyorum. Adını üniversiteye vermiş olan ve aynı zamanda ‘gönüllerin sultanı’ olarak bilinen Türk-İslam Alimi Hacı Bektaş-ı Veli ‘Bir olalım, diri olalım, iri olalım’ demiştir. Bence bu buluşmalar birleşmemize, büyümemize ve daha iyi olmamıza yardım ediyor. Bu aynı zamanda Avrupa Birliğinin de ilkesidir. Farklılıklarımızla çalışalım, yaşayalım ve yaşamlarımızı zenginleştirelim. Avrupa Birliği 2018 yılını ‘Avrupa Kültürel Miras Yılı’ ilan etti ve sloganımız ‘Geçmişin gelecekle buluştuğu yerdir’. Bu itibarla imece geçmişten gelen bir gelenektir, manevi kültürel bir mirastır ve gelecek için ortak çalışma hususunda müthiş bir kavramdır. Bugün Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri hakkında birkaç kelime etmek isterim. Fakat ilk olarak Avrupa Birliğinin Avrupa’daki ve Türkiye’deki gençleri birleştirmek için vazgeçilmez aracı olan Erasmuş programına değinmek istiyorum. Mutlulukla öğrendim ki Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi de Erasmuş programında yer almakta ve 69 farklı ülkeyle anlaşmalar imzalamış. Avrupa Birliği’nin en başarılı programlarından biri olan Erasmuş 30 yıldır genç insanlara imkanlar tanımakta ve onların sosyal ve kültürlerarası olmak üzere hayati yeteneklerini geliştirebilmek ve onları faydalı vatandaşlar olmayı teşvik eden bir programdır. Geçtiğimiz sene Erasmuş’un tüm Avrupa’da ve Türkiye’de 30. Yılını kutladık. 2014-2020 yılları arasında yürürlükte olan şu anki Erasmuş programının bütçesi 14.7 milyar Euro’dur ve 4 milyondan fazla gence yurt dışında okuması, eğitim alması, iş deneyimi kazanması ve gönüllü hizmetler vermesi için kaynak sağlamaktadır. Türk öğrenciler ilk defa 2004 yılında Erasmuş programına katıldı o zamandan 2015 yılına kadar yaklaşık yarım milyon Türk vatandaşı Erasmuş programından yararlandı. Türkiye’ye ayrılan 830 milyon Euro’yu aştı. Dahası bu programların desteği ile Türkiye’ye gelen Avrupa Birliği vatandaşlarımızın sayısı da 55 milyonu aşmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği’nin tüm üye ülkelerdeki 500 milyon vatandaşımız tarafından benimsenmiş olan değerler üzerine kurulmuş olduğunun altını çizmek isterim. İniş çıkışlarına rağmen Avrupa Birliği’nin ulus devletlerin barışçıl ilişkiler yürütebilmesi adına en iyi program olduğuna yürekten inanıyorum. Bu değerler birliğidir ve demokrasi ve Pazar ekonomisi gibi iki güçlü sütuna bağlıdır” diye konuştu.

    Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerine dair açıklamalarda bulunan Berger, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türkiye, çok değerli bir ülkedir. İşleyen istikrarlı liberal demokrasisi, sürdürülebilir ekonomik istikrarı Avrupa Birliği açısından büyük öneme sahiptir. Şunu belirtirim ki biz Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne üye olmak için aday bir ülke olarak değerlendiriyoruz. Fakat bunun ötesinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne bir anahtar, bir partner olarak düşünüyoruz. Rektörümüzün de belirttiği gibi aramızdaki ilişkiler biraz sekteye uğradı. Fakat terör konusunda her zaman Türkiye’nin yanındayız. PKK ve DAEŞ Türk ve Avrupa Birliği için terörist organizasyonlardır. 15 Temmuz olaylarında FETÖ’nün darbe yapma girişimine de kötü değerlendirmeler yaptık. Bu 2016 yazının nasıl bir kötü deneyim olduğunu anlıyoruz. Hem Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye, hem de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne ihtiyacı olduğu konusunda Rektörümüze tamamen katılıyorum. Haritaya da zaten baktığımızda birbirimize ne kadar, nasıl ihtiyacımız olduğu oldukça açık. Beraber ürettiğimiz ortak tarihimizden de bu anlaşılabilir. Tabii kültürel değişimlerden bahsetmemize bile gerek. Avrupa’da çalışan milyonlarca Türk yine Avrupa Birliği vatandaşı Türkiye’de çalışıyor. Biz de çeşitlilikten yanayız ve biz de çeşitlilik istiyoruz. Rektörümüzün de belirttiği gibi kültürel paylaşımlar çok önemli ve bu açıdan bu tür toplantıların, bu tür birlikteliklerin fazlalaşması çok faydalı olur. Türkiye hükümeti son zamanlarda Avrupa Birliği’ne katılma kararlılığını güçlendirdi. Bu sebeple Türkiye’nin bu konuda kararlı adımlar atmasını umuyoruz ve bu konudaki görevimizi ve yardımımızı devam ettirmeye, mümkün olursa arttırmaya hazırız. Son zamanlarda değişimler hakkında yorumlar yapmak ve değerlendirmek üzere 4 bakanın bir araya gelmesi. Bunun amacı hem Türkiye ve Avrupa Birliğini birbirine yakınlaştırmak hem de yasama sürecini birbirine bağlamak. Türkiye ve Avrupa arasındaki en önemlisi de yargı konusunda bir araya gelindi. Biz de bu yaklaşımı destekliyoruz.”

    Konuşmaların ve katılımcı ressamlara teşekkür belgelerinin takdimi ile devam eden etkinlik, 42 şehirden sanatçının eserlerinin yer aldığı ‘Kültürel İmece Karma Resim Sergisi’nin açılışının gerçekleştirilmesi ve gezilmesi ile son buldu.

  • AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Berger: “Türkiye’deki gazeteciler dünyaya ders verdi”

    AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, “Türkiye’deki gazetecilerin yaptığı haberler, mültecilerin durumlarını anlama konusunda çok etkili oldu. Sizler mülteciler konusunda dünyaya ders verdiniz ve yaptığınız haberlerle dayanışma oluşturdunuz. Bu konuda üzerinizdeki sorumluluk devam ediyor” dedi.

    Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Mülteci Destek Derneği (MUDEM) iş birliğiyle düzenlenen ve AB’nin fonladığı, “Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları 2018” başladı. Sempozyumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, daha iyi bir gelecek için insanların başka ülkelere göç etmesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirterek, “Herkes geçmişte bir şekilde göç etmiştir. Benim babamın ailesi 500 yıl boyunca aynı yerde yaşamış hiçbir yere gitmemiş. Eşimin ailesi ise Doğu Akdeniz’den mülteci olarak gelmiş. Hepimizin ailelerinde göç hikayeleri var. Geçmişinizde mutlaka bir yerden bir yere göç etmiş birileri vardır. Şunu anlamalıyız ki göçmenlik durumu ömür boyu sürmüyor. Ülkeler, kendilerine sığınan göçmen ve mültecilere geçici olarak yardımcı oluyor. Günümüzde Türkiye bu konuda çok iyi bir misafirperverlik örneği sergiliyor. Dünyada mültecilerin Türkiye’den daha iyi ağırlandığı bir yer bilmiyorum” diye konuştu.

    Berger, mültecilerin hukuki statüsünü belirlemek için BM tarafından 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin ve 1967’de Mültecilerin Statüsü’ne İlişkin Protokol’ün imzalandığını ve bu sözleşmelerde devletlerin sorumluluklarına da değinildiğini anımsattı. Son yıllarda yaşanan göç dalgalarının ve Balkan Savaşı’nın Avrupa ülkelerine birçok ders verdiğini dile getiren Berger, “Şunu anlamalıyız ki göçmenlik durumu ömür boyu sürmüyor. Ülkeler, kendilerine sığınan göçmen ve mültecilere geçici olarak yardımcı oluyor. Günümüzde Türkiye bu konuda çok iyi bir misafirperverlik örneği sergiliyor. Dünyada mültecilerin Türkiye’den daha iyi ağırlandığı bir yer bilmiyorum. Gazeteciler mülteciler konusunda çok büyük sorumluluklara sahip. Yapılan haberler toplumları ve politika üretenleri etkiliyor. Türkiye’deki gazetecilerin yaptığı haberler, mültecilerin durumlarını anlama konusunda çok etkili oldu. Sizler mülteciler konusunda dünyaya ders verdiniz ve yaptığınız haberlerle dayanışma oluşturdunuz. Bu konuda üzerinizdeki sorumluluk devam ediyor. Aslında rakamlara indirgediğimiz şey insan. İnsanlar ülkelerinden zorunlu sebeplerden dolayı ayrılmak zorunda kalıyor. Bugün, bütün mültecilerin birer hikayesi var. Suriye’den, Filistin’den ayrılmış insanlar ülkelerine geri dönmek istiyorlar. Çocuklarını okula yollayamıyorlar. Bu hikayeleri de aktarmak siz gazetecilerin sorumluluğunda. Umarım bu buluşma, bu farkındalığı oluşturmada etkili olacaktır” dedi.

  • AB Elçisi Berger, Büyükada Rum Ortodoks Yetimhanesi’ni ziyaret etti

    AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, Avrupa’nın ’Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras Alanı’ndan biri olarak seçilen Büyükada Rum Ortodoks Yetimhanesi’ni ziyaret etti.

    AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger ve eşi Marilena Georgiadou-Berger iki günlük bir ziyaret için Adalar’a geldi. Dün akşam Büyükada’da Aya Yorgi Kilisesi ziyaret eden Büyükelçi Berger ve beraberindeki heyet, kısa bir sohbet gerçekleştirmesinin ardından bugün Avrupa’nın tehlike altındaki 7 kültürel miras alanından biri olarak seçilen Büyükada Rum Ortodoks Yetimhanesi’ni ziyaret etti.

    “Buradaki kültürel zenginlikten gerçekten etkilendik”

    Yetimhane önünde açıklama yapan Büyükelçi Berger, “2018 Avrupa’da Kültürel Miras’ın yılı. Dolayısıyla ben de bu vesileyle Türkiye’nin çeşitli yerlerinde kültürel miras noktalarını ziyaret ediyorum. Büyükada’ya da ilk defa geliyorum. Buradaki kültürel zenginlikten gerçekten etkilendik. Sivil toplumun çok güçlü olduğunu gördük. Onlar da bu kültürel zenginliği canlı tutmaya çalışıyorlar. Bugün çok önemli bir yerdeyiz. Avrupa Bizim Derneği tarafından ’7 En Çok Tehlike Altında Olan Yer’ programına dahil edilen yetimhanedeyiz. Umuyorum ki burası restore edilerek Türkiye’nin diğer önemli kültürel miras alanlarına eklenebilir” dedi.

    “Burayla ilgili neler yapılabileceği ondan sonra değerlendirilebilir”

    Büyükelçi sözlerine şöyle devam etti: “Gerçekten Türkiye’de yakın zamanda restore edilmiş oldukça büyüleyici, etkileyici yerler gözlemledim ve bu yerleri aktif tutmaya çalışan çok güçlü bir sivil toplum yapısı var. Kendilerine başarılar diliyorum. Elimizden gelen desteği verebilecek miyiz, bunun için çalışıyoruz. Ziyaretin ardından burayla ilgili bir yuvarlak masa toplantımız olacak. Planları detaylı dinleyeceğiz. Burayla ilgili neler yapılabileceği ondan sonra değerlendirilebilir”.

    Ziyaretini ’Avrupa Kültürel Miras Yılı’ etkinlikleri kapsamında gerçekleştiren Büyükelçi Berger, Belediye Başkanı Atilla Aytaç ile birlikte Büyükada’nın tarihini yerlerine de ziyaretlerde bulundu. Adalar Belediye Başkanı Atilla Aytaç ise ziyaretten memnun kaldıklarını, buranın kurtarılması gerektiğini belirterek gerekli desteği beklediklerini söyledi.

    AB Delegasyonu Başkanı Berger’in ziyareti Büyükada’da Rum Ortodoks Yetimhanesi’yle ilgili yapılan yuvarlak masa toplantısı ile devam etti.