Etiket: Beraatini

  • Çifte cinayetten beraatini istedi

    Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Akbıyık köyünde meydana gelen çifte cinayetin sanığı ilk kez hakim karşısına çıktı.

    9 Temmuz 2017 tarihinde Akbıyık köyünde tarla meselesi yüzünden köy muhtarı 63 yaşındaki Fahrettin Yiğit ile 41 yaşındaki Hasan Taşdemir arasında tartışma çıktı. Köy meydanındaki tartışmanın ardından evine gidip silahla geri dönen Hasan Taşdemir, kahvehane önünde oturan Fahrettin Yiğit’e ateş etti. Silahtan çıkan kurşunlar, muhtar Yiğit ile kahvehanede oturan 65 yaşındaki İsmail Tarım’a isabet etti. Fahrettin Yiğit olay yerinde, İsmail Tarım ise kaldırıldığı İnegöl Devlet Hastanesi’nde öldü. İki kişiyi öldüren Hasan Taşdemir yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Taşdemir, İnegöl Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün hakim karşısına çıktı. Hasan Taşdemir, “Olay günü tarladan kahveye gidip arkadaşlarımla çay içtim. Bende tekrar mısır tarlasına gidecektim ki Fahrettin gelerek, bana hakaret etti. Daha sonra silahımı da alıp tarlaya gitmek üzereyken Fahrettin ağza alınmayacak sözler söylemeye başladı. Ayaklarına doğru ateş ettim. Yanında bulunan İsmail Tarım’ı görmedim. İlk ateşimden sonra bana doğru gelmeye devam etti. Ateş etmeye devam ettim. Bana çok yakınlaşmıştı. Olay yerinde Fahrettin’in elinde silah görmedim. Beraatimi istiyorum” dedi.

    Maktul Fahrettin Yiğit’in eşi Şahinaz Yiğit, oğulları Ferdi Yiğit ve Mustafa Yiğit ile kızı Sevgi B., sanıktan şikayetçi olduklarını belirttiler. Üç şahidin de dinlenmesinin ardından “kasten adam” öldürme suçundan yargılanan Hasan Taşdemir’in tutukluluk halinin devamına, duruşmanın 10 Temmuz 2018 tarihine ertelenmesine karar verildi.

  • Uludağ’daki kızak faciasında savcı annenin beraatını talep etti

    Uludağ’da 7 yaşındaki kız çocuğunun hayatını kaybettiği kızak kazasıyla ilgili davada 15 yıla kadar hapsi istenen annenin savcı beraatını talep etti.

    Olay, 25 Ocak 2015 Pazar günü Uludağ’da meydana geldi. Bir kamu kurumunda memur olan Ceyda U. (35), kızları Zeynep (13) ve Elif (7) ile birlikte sömestr tatilinde Uludağ’a geldi. İsmail T.’ye (40) ait kızak kiralama yerine giden Ceyda U., personel olarak çalışan Bahadır G.’den (36) kızak kiraladı. Anne, kızları ile birlikte 250 metre uzunluğundaki Bülent T.’ye (58) ait pistte kızak yaparken kontrolünü kaybetti. Zeynep kızaktan düşerken, anne Ceyda ile Elif U. 5 metre yüksekliğindeki dere yatağına yuvarlandı. Kafasını kayaya çarpan küçük kız Çekirge Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Olayın ardından kusurlu bulunan anne Ceyda U. hakkında ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan 2 ile 15 yıl, diğer şüpheliler Bülent T., Bahadır G. ve İsmail T. hakkında ise ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme’ suçlarından 2 ila 18 yıl arası hapis cezası talebiyle 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

    İlk duruşmadaki ifadelerini tekrarlayan Bahadır G., “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde İsmail T.’nin kızak ve motor kiralama iş yerinde eleman olarak çalışıyordum. Olay günü Karayolları çalışma yapmıştı. Bizim pist bozuk olduğu için kızak kiraya veremiyorduk. Sanık Ceyda U., gelip benden kızak kiralamak istedi. Ben de pistin bozuk olması sebebiyle kiralık kızak veremeyeceğimi söyledim. Bana, çocukların hevesini kırma, bize yardımcı ol dedi. Ben de vicdan yaptım. Başkasına kızak vermediğim halde, Ceyda’ya 20 lira karşılığında kızak verdim. Kazanın nasıl ve nerede olduğunu bilmiyorum” dedi.

    “Çığlık atarak yardım istediğimi hatırlıyorum”

    Anne Ceyda U. ise, bilirkişi raporundaki ifadesinde şunları söyledi:

    “Küçük kızak bulamadığım için normal bir kızak kiralamak istedim. O da bana kazanın olduğu yeri göstererek, ’Bu alan bizim bölgemiz, burada kaymak zorundasınız’ dedi. 20 lira karşılığında kızağı kiraladım ve memuriyet kimliğimi verdim. Daha sonra ben ve iki kızım kızağı binerek aşağı doğru kamaya başladık. Bizim gibi o bölgede kayan çok insan vardı. Kızağın hızı artınca ben kontrolümü kaybetmeye başladım. Orada bulunan birkaç kişiye çarptım. Bunun üzerine büyük kızım kızaktan düştü ve yuvarlandı. Etrafta tabela ve file yoktu. İleride bir tümsek olduğunu gördüm. Tümseğe geldiğimizde duramadım ve 3-4 metre aşağıdaki dere yatağına düştük. Düştüğümüz yerde kaya parçaları vardı. Kızımın durumu çok iyi değildi. Sonra çığlık atarak yardım istediğimi hatırlıyorum. Bu kazanın yaşanmasında ihmali olan kişi ve kurumlardan şikayetçiyim”.

    Olay yerinde yapılan keşfin ardından cumhuriyet savcısı, anne Ceyda U., Bülent T. ve İsmail T.’nin beraatlarını talep etti. Savcı, Bahadır G.’nin ise 15 yıla kadar hapsini talep etti. Dava karara bağlanmak üzere ileri bir tarihe ertelendi.

  • Figen Yüksekdağ beraatini istedi

    HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın, Mersin’de yaptığı bir konuşmada “Terör örgütü propagandası yapma” ve “Milleti ve TBMM’yi aşağılama” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. SEGBİS aracılığıyla ifade veren Yüksekdağ, beraatini istedi.

    Yüksekdağ, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, terör soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmaya, Yüksekdağ’ın avukatları ile HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım ve MYK üyesi Asiye Kolçak da katıldı. Yüksekdağ, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, “Bugün siyaset yapmamdan dolayı yargılanıyorum. Siyasetçi konuşan kişilerdir. Bizim böyle yargılanmamız seçme ve seçilme hakkının ihlalidir. Bir siyasetçi siyaset yapıyor diye yargılanması demokrasiye ait bir şey değildir. Yargı, yasamanın baskısı altındadır. Yargı tüm dünyada bağımsız ve hakem görevini üstlenmelidir. Ancak bu sayede doğru kararlar verebilir. Siyaset sözle, konuşarak yapılır. Bu sözler bazen karşınızdakine iyi gelebilir, bazen kötü gelebilir ancak bunun sonucu bu olmamalıdır. Böyle bir davaya ne ben ne de yargı muhatap olmamalıydı. Biz nerede olursak olalım çalışmaya devam edeceğiz. Bu bir siyasi yargılamadır. Siyaset yaptığım için yargılanmam yanlıştır. Milletvekili tutuklu olarak cezalandırılmaz. Milletvekiline cezayı halk keser. ’Benim vekaletimi yanlış taşıdın, söylediğin sözler yanlıştı’ der ve bize oy vermez. En güzel ceza budur. Bu süreçten önce herkes gitmemizi, kaçmamızı bekledi ancak kaçmadık. Bu ülke bizim. Hiçbir yere gitmeyeceğiz. Ben konuşmalarımın arkasındayım. Benim konuşmamda terörü övücü, milleti aşağılayıcı ve şiddetle ilgili bir şey yoktur. Konuşmamda suç unsuru olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden beraat kararının verilmesini istiyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti, birleştirilen iki davanın duruşmasına 28 Şubat 2017 tarihinde devam edilmesine karar verdi.

    HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında, 13 Mart 2016 tarihinde HDP Mersin İl örgütünün 1. Olağanüstü Kongresi’nde yapmış olduğu konuşmasında, “Terör örgütü propagandası yaptığı” suçlamasıyla Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yine aynı konuşmadan dolayı 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından “Milleti ve TBMM’yi aşağılama” suçlamasıyla dava açılmıştı.

    Mahkeme heyeti bir önceki duruşmada, iki davayı birleştirerek tek dosya haline getirmişti.

  • 8 Köpeği Zehirlemekle Suçlanan Sanık Beraatini İstedi

    İzmir Ege Üniversitesi kampüsü içerisinde, sekiz köpeği zehirlediği iddiası ile hakkında dava açılan ve yargılanan mühendis beraatini istedi. Mahkeme heyeti, görüntülerin bilirkişi tarafından incelenmesine karar vererek davayı erteledi.

    İzmir Ege Üniversitesi Kampüsü içerisinde, 8 köpeği zehirlediği iddiası ile hakkında dava açılan mühendis L.S.’nin yargılanmasına başlandı. İzmir Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan L.S., ’Haksız yere sahipli hayvanı öldürme, işe yaramayacak hale getirme, değerini düşürme ve mala zarar verme’ suçundan hakim karşısına çıktı. Yapılan ilk duruşmada hakkındaki iddiaları kabul etmeyen L.S., beraatini isteyerek hakkındaki iddiaları yalanlandı. L.S., sabah ve öğle yemeğinden artan yiyecekleri çöp bidonlarına atmak istediğini ancak kenarına düştüğünü belirterek “Artık olmayan yemekleri kapıyı açıp orada bulunan bir köpeğe verdim. Ben köpekleri zehirlemedim. Zehirlememe de bir neden yok; beraatimi istiyorum” dedi. Davaya katılan şikayetçiler ile avukatları Güleç Akkan, Hatice Betül Harmanşah, Zübeyde Sema Ermiş ve Görgem Özbecerikli ile hayvanseverler, köpekleri zehirlediği kamera kayıtları ile tespit edildiği iddia edilen sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

    L.S.’nin avukatı Ömür Kabak ise tutuksuz yargılanan müvekkilini savunarak, “Köpekler sahipsizdir. Bu konuda Bornova Kaymakamlığı müvekkilime sahipsiz köpek olduklarından dolayı 12 bin 24 lira idari para cezası kesti. Biz buna itiraz ettik. Köpekleri müvekkilim öldürmedi” dedi.

    Köpekleri zehirlenen Coşkun Harmanşah ise şikayetçi olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Sahibi olduğum iki köpeğim olay günü zehirlendi. Otopside tarım ilacı ile zehirlendiği ortaya çıktı. Şikayetçiyim.”

    OLAY NASIL YAŞANDI?

    Olay, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi otoparkında 14 Mayıs 2015 tarihinde meydana geldi. İki köpek, öğrenciler tarafından ölü bulundu. Aynı gün kampüsün değişik yerlerinde bir çok köpek zehirlendiği ve 8 köpeğin öldüğü ortaya çıktı. Güvenlik kamera kayıtları izlenerek, iddialara göre L.S.’nin kimliğine ulaşıldı. Zehirlenen köpeklerin sahipleri Coşkun Harmanşah, Özlem Değirmenci ve Mübin Sıtkı Ulusoy ile Kimsesiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği, olayın ardından suç duyurusunda bulundu.