Etiket: Benzetme

  • Milletvekili Tayyar’dan yeni sistemdeki meclis ve cumhurbaşkanına ilginç benzetme

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, yeni sistemde cumhurbaşkanı ve meclisin birbirini seçime götürme hakkını Soğuk Savaş dönemindeki Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’ne benzetti.

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, referandum çalışmaları kapsamında Gaziantep’te Halıcılar Sarayı esnafıyla toplantıda bir araya geldi. Esnafa yeni sistemle ilgili bilgiler veren Tayyar, cumhurbaşkanı ve meclisin birbirlerini seçime götürme yetkisinin Soğuk Savaş dönemindeki Sovyetler Birliği ve Amerika’ya benzediğini söyledi. Tayyar, “Soğuk Savaş döneminde her iki devletin de nükleer silahları vardı birbirlerine karşı bir denge olarak, ama hiçbir zaman birbirlerine karşı kullanmadılar. Yeni anayasada da meclis ve cumhurbaşkanının seçime götürme yetkileri birbirlerine karşı bir dengedir” dedi.

    Bir daha darbeler yaşanmaması için bazı adımlar attıklarını belirten Tayyar, “Bunlardan biri askeri liseleri kapattık. Çünkü bu liselerde o çocuklara öğretilen kendisini geleceğin genelkurmayı değil, cumhurbaşkanı olarak görmesine yönelik eğitimler veriliyor. Bu liselerde siviller aşağılayıcı bir unsur olarak gösteriliyor. Onlara göre sivillerin kafası çalışmaz. Ülke kötüye gittiğinde müdahale eder ve ülkeyi yönetiriz mantığı mevcut” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Malkoç’tan 1982 Anayasası’na İlginç Benzetme

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, 1982 Anayasası’na “Kışla Nizamnamesi” ve “Hilkat garibesi” benzetmelerinde bulundu.

    Atakum Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi’ konulu konferansa katılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, değerlendirmelerde bulundu. Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde gerçekleşen konferans ilk olarak ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça’nın açılış konuşması ile başladı. Daha sonra söz alan Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, yeni Anayasa ve başkanlık sisteminin Türkiye için önemini vurguladı.

    “HEDEF, DÜNYADAKİ İLK 10 EKONOMİ ARASINDA GİRMEK”

    Konuşmasına Türkiye’nin hedefleri ile başlayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, “Dünyanın en kritik ve en kıymetli coğrafyasındayız. Bu coğrafyada ya büyürsün güçlü olursun ya da bizden önceki topluluklar gibi göçer gideriz. Bugün Türkiye çok kritik bir eşikte. Cumhuriyetimizin 100. yılına doğru giderken dünya milletleri arasındaki yarışta arzu ettiğimiz düzeye gelmemiz gerekiyor. 2023 hedeflerimiz var. Temel olarak şunu söylüyoruz: Cumhurbaşkanımız bunu 2011 yılında açıkladı. Hedefimiz Cumhuriyetin 100. yılında dünyanın ilk 10 ekonomisine girmektir” dedi.

    “GENELKURMAY BAŞKANI ANAYASA YAPMAYA ÇALIŞIRSA ‘KIŞLA NİZAMNAMESİ’NE DÖNER”

    Anayasa’yı eleştiren Şeref Malkoç, “Şimdiki Anayasamız 1982 Anayasa’sıdır. Bunu Kenan Evren ve arkadaşları yaptı. Kenan Evren dönemin Genelkurmay Başkanıdır. Evren, oturmuş arkadaşlarıyla, kuvvet komutanlarıyla demiş ki, ‘Bu demokrasiye son verelim, yönetimi biz kendi elimize alalım.’ Yani askeri darbe yapmışlar. İlk yaptıkları iş Meclis’i kapatmak, siyasi partileri feshetmek, sendikaları ve toplumun her kesimini susturmak olmuş. Önde gelen siyasi liderleri de hapislere koydular. O dönemde 1 milyon insan cezaevlerinden ve işkencelerden geçti. Böyle bir ortamda Kenan Evren ‘Anayasa yapacağım’ dedi. Herkesin ağzını bağlayıp konuşanları hapse koyduktan sonra ne anayasası yapacaksınız? Sonra da ortaya böyle ‘hilkat garibesi’ çıktı. Bu Anayasa’nın meşrutiyet açısından sıkıntısı vardır. 2.’si de darbe Anayasası’dır. Askerlik önemli bir meslektir. Ülkemize bir saldırı olsa bizleri askerler koruyacaktır. Ama anayasa işi bambaşka bir şeydir. Genelkurmay Başkanı anayasa yapmaya çalışırsa aynı böyle ‘Kışla Nizamnamesi’ne döner. Bizim eleştirimiz bu. Değiştirsek de olmuyor. Bacağını ayrı ameliyat yap, koluna ameliyat yap, beynine ameliyat yap, estetik ameliyatı yap, olmuyor. Onun için Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde yeni Anayasa’yı yapmamız lazım, yapacağız inşallah” diye konuştu.

    “BİZİM TARTIŞTIĞIMIZ KONU REJİM DEĞİL SİSTEMDİR”

    İsteklerinin rejim değişikliği değil sistem değişikliği olduğunun altını çizen Malkoç, “Bizim devlet biçiminden yana sorunumuz yok. Yeni anayasada devlet biçiminin üniter devlet biçimi olacağını Cumhurbaşkanımız da bizler de anlatıyoruz. Hala itiraz edip, anlamayanlar var. Bizim tartıştığımız konu rejim değil, sistemdir. Hangi hükümet sistemi olacak? Bu anayasa ile parlamenter sistem koymuşlar ama buda parlamenter sisteme uymuyor. Parlamenter sistemin oluşumu bellidir. Parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanının yetkileri de sınırlıdır. Parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanları semboliktir, ağırlıklı olan başbakandır. Bu Anayasa var olduğu müddetçe Türkiye’de sistemi değiştiremezsek, hükümet sistemi olarak parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçemezsek kişi başı milli gelirimizin 10 bin doların üstüne çıkarmamamız çok zor” şeklinde konuştu.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ GELDİĞİNDE SANKİ ÜLKE BÖLÜNECEKMİŞ GİBİ BİR KORKU YAŞANIYOR”

    Başkanlık sisteminin vatandaşlar üzerinde korku oluşturduğunu ı belirten Samsun Valisi İbrahim Şahin, şöyle konuştu:

    “Başkanlık sistemi geldiğinde sanki ülke bölünecekmiş gibi bir korku yaşanıyor. Fransa şu an yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor ve tam başkanlık sistemini de alttan alta Fransa’da tartışılıyor. Yani Fransa bölünmek mi istiyor da başkanlık sistemini talep ediyor. Bizi hep bölünmekle bir şekilde korkutuyorlar. Muhalefetin de olduğu tek başına iktidara gelen partilerinde olduğu dönemlerde sorunlar yaşadığını son dönemde gördük. Cumhurbaşkanının halkın oylarıyla gelmesi kanaatimce bilfiil başkanlık sistemini aslında Türkiye’de oturdu. Yüzde 50 civarında bir oyla gelen aynı parti kökenli bir partinin genel başkanı zaman zaman küçük te olsa anlaşmazlıklar yaşadılar. Eğer biz 2023’e biraz daha hızlı koşacaksak rafine olması, adının konması, eğer başkanlık sistemini halk benimser ve bu şekilde oylama yapar ve çoğunluk oyları bunu seçerse bu değişiklikle beraber belki biz bir sistem değişikliğini taşıyacağız. Bunun adı kanaatimce ülkenin daha hızlı adımlarla 2023’ü yakalayacaktır diye düşünüyorum.”

    “YENİ ANAYASANIN SONUÇLANMASI GEREKİYOR”

    Yeni Anayasa ve başkanlık sisteminin bir an önce hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Yeni Anayasa’nın ve başkanlık sisteminin tartışma götürmez bir şekilde önümüzdeki günlerde sonuçlandırılması gerektiğine inanıyorum. Bundan 7-8 sene önce Arap baharı söylenseydi inanmazdık. Ama geçtiğimiz 10 yılda sınırlar değişmeye başladı. Devlet yönetimleri altüst olmaya başladı. Böylesine bir coğrafyada bizim 1980’de hazırlanmış bir Anayasamız var. Daha sonra yapılan değişiklikler var ama olayın bütününde Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verecek bir Anayasa olmadığını, sokakta bir insana da sorsa bize hak verir” ifadelerini kullandı.

    Konferansa ayrıca ilçe kaymakamları, İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, mülki erkan ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Konferans, konuşmalarında arından yapılan soru-cevap kısmının arından hediye takdimi ile sonlandı.

  • Eski Meclis Başkanı Çiçek’ten Yeni Anayasa Tartışmalarına İlginç Benzetme

    Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek, Yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili “Biz şoförü tartıştık, arabanın kendisini değil. Bugün geldiğimiz nokta da Türkiye bu arabayla devam edemez” değerlendirmesini yaptı.

    Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek, TGRT Haber televizyonun canlı yayınında İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın konuğu oldu. Ekonomi ve siyasetin şeffaf olması gerektiğine dikkat çeken Çiçek, “Nerde ne oluyor, kim kiminle beraber, nasıl yapıyor bunun açıkça biliniyor olması lazım. Bir defa küçük partiler ve onlar üzerinden kayıt dışında olup da siyasete müdahale eden unsurların hiç birisi tek başına bir partinin iş başına gelmesini istemez. AK Parti rahatsızlığı da bundan doğuyor. Diğer partiler olursa, geçmiş koalisyonlarda neden, nasıl istifade ettikleri açıkça ortada. Onlar koalisyonlardan yana olurlar, ‘benim işi bu geliyor, benim şirketime bu şartlarda büyük olur, ben buralardan daha fazla pay alırım’ diye açıkça söyleyemezler, yani kendileri için biçtikleri elbiseyi Türkiye’ye giydirmeye çalışırlar. Bu kesimler hiçbir zaman başkanlık sistemini istemez. Hepsi parlamenter sistemlerden yanadır. Küçük partiler, ideolojik partiler ve sol partiler Türkiye’de başkanlık sistemini istemez” diye konuştu.

    “KALİTELİ BİR DEMOKRASİ, ŞEFFAF BİR DEMOKRASİDİR”

    Türkiye’de bir Kur-an’da olan din var, bir de onun dışında onun bunun oluşturduğu din olduğunu ifade eden Çiçek, “Teröre kadar giden bir din anlayışı çıkmaya başladı. Bunların finansmanı nereden temin ediliyor, nasıl temin ediyorlar. Şu hizmeti yapacağım diye toplumdan para toplanıyor. Ondan sonra da tutuyorsunuz, emniyet teşkilatından, hakime varıncaya kadar yapmaman gereken işlerin içerisine giriyorsan bu kayıt dışı siyasete giriyor. Trilyonlara hükmeden yapılar var, Türkiye’de bunlar yazıldı çizildi. Bunların hepsinin şeffaf hale gelmesi lazım. Kaliteli bir demokrasi, şeffaf bir demokrasidir” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin öncelikli konusunun anayasa olduğuna vurgu yapan Çiçek, anayasanın Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermediğini kaydetti.

    Çiçek, gerek anayasa konusu gerekse başka konularla ilgili bilgiye dayalı tartışmalar yapılmadığını belirterek, “Bilgiye dayalı bir tartışma Türkiye’de yapılmıyor. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi, parlamenter sistem, bunu üçü de belirli kriterleri taşıma kaydıyla demokratik sistemlerdir. Demokrasi adına bir endişe var ise o zaman bu nitelikler başkanlık sisteminde de olabilir, İngiltere, Almanya’da dünyanın, AB’nin çoğu da parlamenter sistemle yönetiliyor. Kimse Almanya’da ki sistem demokratik değildir diyemez. Başkanlık sistemini kabul ettin, Amerika’da olduğu gibi alacaksın veya parlamenter sitemi aldın bunun 5’i İngiltere’den aldın gibi durumlar yok. Her ülke kendine göre de sistemlerden birisini uyarlar” dedi.

    “BİZ ŞOFÖRÜ TARTIŞTIK, ARABANIN KENDİSİNİ DEĞİL”

    1987’den bu yana sistem tartışmaları yaşandığını kaydeden Çiçek, “Türkiye’nin temel eksikliği şurada; başkanlık sistemini ilk defa gündeme getiren rahmetli Özal’dır. Biz hiçbir konuyu bilgi temelli tartışmıyoruz. Burada da araba yani sitemin kendisini değil, şoförü tartıştık. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık, parlamenter sistem. Diyelim ki 3 tane araba, bunun hangisinin motor gücü fazladır, elektronik donanımı iyidir. Bunları tartışmak yerine, direksiyonda oturacak olan kim getirdi bunu gündeme Özal, vay diktatörlük. Kim getirdi Demirel, halbuki sistemler tartışılsaydı şimdi birbirimizi anlamak daha kolay olurdu. Biz şoförü tartıştık, arabanın kendisini değil. Bugün halen yapılanda odur” şeklinde konuştu.

    Yeni anayasa için birçok çalışma yapıldığını kaydeden Çiçek, “Meclis açıldıktan sonra Başbakan parti liderleriyle konuşacak, bu iş ne kadar mümkündür, değildir. Buna bakmak gerekecektir” dedi. Çiçek, meclisin kendi iradesiyle yeni bir anayasa yapması gerektiğini ifade ederek, “Bunun şartları var mı yok mu? Sadece temenni etmek yetmiyor. Herkesin bu işe bakması lazım. 21 aylık çalışmada bir mesafe kaydedildi, birikimi var Türkiye’nin, şimdi bunun üzerinden mümkün olup olmayacak ona bir bakmak gerekecek” şeklinde konuştu.

    Çiçek, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Türkiye’de yaşanan sorunların önemli bir kaynağı bugün ki anayasadır. Bu anayasa günümüz şartlarına uymuyor. Bugün geldiğimiz nokta da Türkiye bu arabayla devam edemez. Arıza çıkarır, şoför ne kadar kabiliyetli olursa arabanın motor gücü yükü taşıyamıyorsa, lastikleri kış şatlarına uygun değilse, iki de bir tekliyorsa siz devlet hizmetlerinde medeniyet yarışında geri kalırsınız. Arabayı sağa çekip, aksayan yerlerini gidermeniz gerekir. Araba iyi olur şoför kötü olursa, o zaman da yeteri kadar ehliyeti yoksa o da bir başka sıkıntıdır. Bu anayasa problem çıkarıyor. Türkiye bir an evvel bu anayasa meselesini çözmek mecburiyetindedir. Bu AK Parti’nin meselesi değil, bu hepimizin meselesidir. “

  • Fatma Şahin’den Seçim Zaferine İlginç Benzetme

    AK Parti’nin seçimden yüzde 49 oranla tek başına iktidar olmasından sonra seçim zaferi için ilginç bir benzetme yapan Fatma Şahin, “7 haziran Uhud, 1 Kasım ise bizim Hendek Savaşı’mızdır” dedi.

    Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer, seçim koordinasyon merkezinde bulunan bilgisayardan seçimi takip etti. Seçim sonuçlarının AK Parti iktidarını göstermeye başlamasının ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de Seçim Koordinasyon Merkezi’ne gelerek, Uzer’i milletvekilliği için tebrik etti.

    Şahin, yaptığı değerlendirmede ise seçim zaferi için ilginç bir benzetmede bulundu. Şahin, Hz. Muhammed (sav) döneminde yapılan Uhud Savaşı’nı 7 haziran seçimlerine, Hendek Savaşı’nı ise 1 Kasım seçimlerine benzetti. Şahin, “Kadınlar gençler her birimiz tek vücut olduk. O ilk günkü aşkla yola çıktığımızda 7 Haziran’da yaşadığımız aslında bir Uhud’du. 7 haziran Uhud, 1 Kasım ise bizim Hendek Savaşı’mızdır. Uhud Savaşı’nda nasıl ders alındıysa, Hendek Savaşı yaşandıysa, 1 Kasım bizim Hendek Savaşı’mızdır. Bu şehrin yüzde 61’i Türkiye’nin yüzde 70’inden çok daha önemli. Bölgenin sigortasıyız. Bütün İslam coğrafyasının şu anda baş aktörüyüz. Birileri her gün korku siyaseti yaptı. Her gün bir bomba patlayacak diye, bir milletvekili daha fazla çıkaralım diye milleti korkuttular. Ama sandıkta millet onlara gerekli dersi verdi. Bu millet beni korkutma çalış kardeşim dedi” şeklinde konuştu.

    Şahin’in tebriği için teşekkür eden Milletvekili Uzer ise sahadaki atmosferi anketlerde göremediklerini ve bu nedenle üzüldüklerini belirtti. Uzer, “Bu seçim zaferi Gaziantep’in zaferi, ülkemizin zaferi, inananların zaferi Allah hepinizden razı olsun. Çalıştık, gayret bizden takdir Allah’tandır. Ama bizi üzen bir şey vardı. Sahada bu alkışı görüyorduk, 2011 havasını görüyorduk, ama sahadaki bu havanın anketlere yansımadığını görüyorduk buda bizi üzüyordu. Ama sessizlik de vardı, bir tehlikeli sessizlik. Bu da partimizin lehinde olacağını ve bir patlama yaşanacağını kendi aramızda konuşuyorduk. Bir olursak beraber olursak kardeşliğimizi pekiştirirsek netice kendiliğinden geliyor. Bu başarı ekip çalışması yapmanın bir başarısıdır. Hiçbir başarı tesadüf değildir. Muhakkak onun içinde alın teri vardır, emek vardır. Bu seçim bizim çocuklarımızın torunlarımızın seçimi dedik millet bizim bu çığlıklarımızı duydu. Ben bu halka teşekkür ediyorum” dedi.

    Uzer, gecenin ilerleyen saatlere kadar zafer sevincine ortak olanlarla görüşürken, kendisini kutlayanların tebriklerini kabul etti.