Etiket: belirsizlik

  • Prof. Dr. Cansızlar: “Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever”

    Prof. Dr. Cansızlar: “Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever”

    Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar, “Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever. Amerika’daki seçimler burada önemli bir kıstas. 3 Kasım’da gerçekleşecek seçimlerde Donald Trump kaybederse; altınla ilgili dalgalanmaların uzayacağı söylenebilir” dedi.

    Sermaye Piyasası Kurulu önceki başkanlarından olan Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar, Türkiye ekonomisinin son durumunu İhlas Haber Ajansı’na değerlendirdi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 3 Kasım Salı günü yapılması planlanan Başkanlık Seçimlerinden çıkacak sonucun; altın ve döviz piyasalarındaki hareketlenmeyi doğrudan etkileyeceğinin sinyallerini veren Prof. Dr. Cansızlar, dünyada yaşanan Covid-19 salgınının da piyasaları etkilediğine değindi.

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgınının oluşturduğu kaos ortamıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Cansızlar, “Son gelişmeler pek sürpriz değil. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pandemi dolayısıyla ortaya çıkan olumsuzluklar hissediliyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli dalgalanmalar oluyor. Bizim kendi ekonomik yapımıza özgü birtakım durumlar nedeniyle bu dalgalanmalar bizde daha fazla hissedilir hale geldi” ifadelerini kullandı.

    “Dövize ihtiyacı olan bir ülkeyiz”

    Dünya genelinde ekonomide yaşanan dalgalanmaların Türkiye’de daha fazla hissedilmesinin sebeplerini de açıklayan Cansızlar, “İzlenen ekonomi politikalarıyla ilgili birtakım değerlendirmeler var. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de parasal bollaşma söz konusu. Türkiye’de parasal bollaşma hem para basımı ve hem de faizlerin indirilerek kredi genişlemesi yoluyla oldu. Ancak bizim Türk Lirası (TL) rezerv para olmadığı için parasal genişlemenin üretimle desteklenmesi lazımdı. Ancak bollaşan para, üretimin artmasından ziyade daha çok altın, döviz ve borsaya yönelmeye başladı. Dış finansmana dolayısıyla dövize ihtiyacı olan bir ülkeyiz biz. Ekonomik yapı olarak, üretim yapısı olarak Türkiye ekonomisi ithalata ve dış finansmana bağımlı. Tasarruf düzeyi de yeterli değil” diye konuştu.

    “Yıllardır dünyada genel kabul görmüş ve denenmiş birtakım iktisat teorileri var”

    Türkiye’nin ihracatının yeterli seviyede olmadığını söyleyen Cansızlar, üretimin ithalata bağımlı olması nedeniyle ithalatın da çok fazla olduğunu hatırlatarak Türkiye’nin sürekli dış açık verdiğini ifade etti. Cansızlar, “Bu durum bizim kırılganlığımızı diğer ülkelere göre çok daha fazlalaştırıyor. Dünyada alınan tedbirlere paralel Türkiye de tedbirler almaya çalıştı. Ancak, çok farklı bir ekonomi politikası uygulamaya yöneldi. Yıllardır genel kabul görmüş ve denenmiş birtakım iktisat teorileri var. Buna örnek faizle enflasyon arasındaki ilişki. Burada görüş farklılığı olabilir, ama bizim gibi gelişmekte olan çoğu ülkelerde olduğu gibi faizin toplam üretim maliyeti içerisindeki payı ülkemizde Merkez Bankası’nın yaptığı araştırmalara göre ancak yüzde 15 – 20 gibi çok düşük bir seviyede bulunuyor. Burada bakılması gereken asıl mesele üretimin maliyetidir. Üretim maliyeti içinde yer alan tüm unsurlar -ki faiz bunlardan biridir- analiz edilmeden enflasyonu sadece faiz faktörüne bağlamamak gerekir. Üretimi petrol ve doğalgaz başta olmak üzere ithalata, yanısıra finansmanı da dışa bağlı bir ekonomide döviz kurunun yükselmesi, enflasyonun artmasına daha çok katkı yapar. Yapılan araştırmalarda döviz kurunda, sepet bazında yüzde 10 artış olduğunda, bu artış TÜFE’ye iki yıl içinde birikimli olarak 1.7 puanlık bir etki yapıyor. Üretimi ithalata ve finansmanı dışa bağımlı olmayan ülkelerde belki faiz enflasyonun en önemli belirleyicilerinden biri olabilir ama bu bizim gibi ekonomilerde maalesef fazla geçerli olamıyor. İthalata bağımlı olmak derken, ithalatın yarısına yakın bölümünü doğal gaz ve petrol karşılıyor. Geri kalan kısmını da aramalı, nihai mal gibi ürünler teşkil ediyor” şeklinde konuştu.

    “Faizden çekinmemek lazım”

    Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının döviz kuru olduğunu aktaran Cansızlar, hükümetin bu dönemde aldığı tedbirleri doğru bulduğunu sözlerine ekledi. Cansızlar, “Tamamen serbest dalgalı kur rejimi hiçbir yerde uygulanmaz. Müdahaleli bir kur rejimi olması lazım. Yönetilebilir dalgalı kur rejimidir bunun adı. Ancak,bu müdahalenin herkes tarafından bilinecek şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekir. Fakat siz dolaylı yollardan, kapalı kapılar ardından başka yöntemlerle dövizi baskılamaya çalışırsanız hem yabancı yatırımcılar hem de yerli tasarruf sahipleri nezdinde soru işaretlerine sebep olursunuz. Nitekim Türkiye son dönemde faizi biraz baskıladı. Bu piyasaya biraz canlılık getirdi. Üretimi artırmak adına bir şeyler yapılmaya çalışırken bu defa da mevcutların fiyatları arttı. Faiz düşük, enflasyon yüksek; dolayısıyla negatif yönlü bir reel faiz var. Vatandaş eline geçen parasal bollaşmanın verdiği rahatlıkla ya altına ya da dövize gitti. Politika faizini 8,25’te değil daha yüksek bir seviyeye çekmek lazım. Faizden çekinmemek lazım” ifadelerini kullandı.

    “Faiz oranlarının yüzde 13’ün üstünde olması lazım”

    Türkiye ekonomisinin potansiyeli olan güçlü bir ekonomi olduğuna değinen Cansızlar, “Yapmamız gereken reform paketini; kısa, orta ve uzun vade diye ayırarak iyi bir program yapmak lazım. Yoksa işin içinden çıkılamaz diye bir şey yok. Kısa vadede benim düşüncem; faiz oranını arttırmak. Piyasadaki faiz 12,9, siz kalkıp 8,25’lerde ısrar ederseniz olmaz. Doğasına aykırı durumun. Faiz oranlarının yüzde 13’ün üstünde olması lazım. Nitekim TCMB’nın faiz koridoruna geri dönüş sinyalleri vermeye başlaması olumludur. Ardından dışarıya karşı bir güven ortamı oluşturmak gerekiyor. Türkiye ekonomisi dış dünyaya entegre, parası konvertibil bir ekonomidir, dışarıya kapatmak doğru değil. Nitekim TL swap piyasası ile ilgili tedbirlerin gevşetilmesi olumludur. Kırılgan bir yapımız var bunu kabul edeceğiz. Katar dışında uluslararası piyasalardan fon elde etmeliyiz. Başta AB ve IMF olmak üzere uluslararası kuruluşlarla iyi ilişkiler yeni baştan kurularak güven kazanılması lazım. Güveni kaybetmek bir anda olur ama kazanmak zaman ister. IMF’den çekinmemeliyiz. Biz kurucu ortaklarındanız. Oradaki fonlar çok düşük faizli fonlar” diye konuştu.

    “Trump kaybederse altınla ilgili dalgalanmalar uzar”

    Altın fiyatlarının sürekli bir artış göstermesi üzerine de konuşan Cansızlar, ABD’de gerçekleşecek Başkanlık Seçimine dikkat çekti. Cansızlar, “Yatırımcılara somut bir öneri vermek mümkün değil. Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever. Kargaşa ortamlarında insanlar en güvenilir meta olan altına yönelir. Altının zaten arzı kısıtlıdır. Talep fazla olunca da yükseliyor. Bu ortam devam ettiği sürece altındaki yukarı yönlü dalgalanmaların devam edeceğini düşünüyorum. Ama hangi seviyeye kadar olacağını söylemem mümkün değil. Amerika’daki seçimler burada önemli bir kıstas. 3 Kasım’da gerçekleşecek seçimler Donald Trump lehine olumlu sonuçlanırsa gerginlik azalacak ve aşı da bulunursa ortam sakinleşir altın açısından. Diğer bir senaryoda Trump kaybederse; altınla ilgili dalgalanmaların uzayacağı söylenebilir” ifadelerini kullandı.

    “Sert tedbirler almakta yarar var”

    Her yönden potansiyeli yüksek Türkiye’nin ekonomik yönden daha güçlü bir seviyeye gelebilmesi için bir an evvel sert tedbirlerin alınması gerekliliğine değinen Cansızlar, “Euro ve Dolarla ilgili de piyasalarda dalgalanmalar var. Özellikle Euro konusuna baktığımızda; doların dış dünyada değeri düşüyor. Diğer dış paralar nezdinde Dolar değer kaybediyor. Dolar değer kaybedince insanlar Euro’ya yöneldiler. Doların sadece bizde birtakım kırılganlıklar nedeniyle fiyatı yukarı yönlü artmaya başladı. Hiçbir şey yapmadan bu şekilde devam edersek hem altın hem Euro hem de Doların fiyatının yükseleceğini tahmin ediyorum. Kararsızlık ve çekingenlik doğru değil. Sert tedbirler almakta yarar var. Aksi takdirde bu işin maliyeti giderek artar” dedi.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “Seçim sonrasında belirsizlik azalacak”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Politika setimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Seçim sonrasında belirsizlik azalacak. Reformlarla ülkemizin büyüme potansiyelini daha da artırıyoruz” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, politika setini güçlendirmeye devam ederek, reformlarla büyüme potansiyelini daha da artıracaklarını söyledi.

    Başbakan Yardımcısı Şimşek, seçim sonrasında belirsizliğin azalacağına vurgu yaparak, “Politika setimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Seçim sonrasında belirsizlik azalacak. Reformlarla ülkemizin büyüme potansiyelini daha da artırıyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Rus generale ait olduğu iddia edilen mezarın bulunduğu arsanın durumunda belirsizlik

    Ardahan’da geçtiğimiz Nisan ayında Rus General Vasiliy Geyman’a ait olduğu iddia edilen mezarın bulunduğu inşaat alanında belirsizlik sürüyor. Mezarın bulunduğu alanın sahibi Fahrettin Yılmaz, “Rusya gibi süper bir devlet nasıl oluyor da bugüne kadar kendi değerlerinden olan general ile ilgilenmiyor ve sahip çıkmıyor. Rus general 4 aydır Kars Müzesinde depoda bekletiliyor ve sahip çıkan yok” dedi.

    Güvenlik önlemlerinin kaldırılması ile birlikte kaçak kazı riskinin arttığını belirten Yılmaz, “İnşaat alanının etrafındaki polis şeridini kendimiz çektik. İnsanlar tarafından polis koruması altında olduğu bilinsin gibisinden biz bu şeritleri çektik. Şu anda ne koruması var ne de güvenliği var. Komşuların da duvarları yıkılmaya başladı. Bir an evvel burada ne yapılacak ise yapılsın. Biz istiyoruz ki anıt mı yapacaklar, alacaklar mı, kamulaştıracaklar mı, bize teslim mi edecekler. Ne yapacaklar ise bir an önce yapsınlar” diye konuştu.

    Mülkiyet sahibi Fahrettin Yılmaz, güvenlik önlemlerinin kaldırılması sonucunda burayı kendilerinin koruduklarını ifade ederek, “Buradan çıkan generali alıp götürdüler. Fakat şimdi onun devamındaki kalan yerin de kontrol altına alınarak kazı çalışmasının yapılıp netice alınmasını istiyoruz. Bu konuda devlet yetkililerimiz duyarsız kaldılar ve hiç kimse ilgilenmiyor. Buranın korumasını tek başımıza biz kendimiz aldık ve burayı biz koruyoruz. Bir an evvel işlerimizin yürümesi için buranın akıbetinin neticelendirilmesini bekliyoruz. Ama burası bu şekilde kalırsa ben bir vatandaş olarak mağdur oluyorum” dedi.

    Fahrettin Yılmaz, arsasında konut yaptırmak için inşaat kazısı esnasında çıkan ve Rus Generale ait olduğu iddia edilen tabutun çıktığı alanı yaklaşık 40 yıl önce yatırım amaçlı aldığını belirterek, “40 yıl önce bu arsayı aldım. Ama bu gibi konuların olacağından hiç haberimiz yoktu zamanında. Hemen yanı başında bir ev yaptırmıştık ve yaklaşık olarak 30 yıl kullandık. Şimdi de burada toplu konut yaptırmak için müteahhit ile anlaştık. Fakat kazılar yapılırken burada tarihi bir olay meydana geldi. Bu tarihi olayın da meydana gelişi tüm elimizde olan varlıklarımızı etkiledi. Şu anda hiçbir şey yapamıyoruz. Bu faaliyeti devam ettirmemiz için bizimle muhatap olan ilgili kurumlar da yok. Mağduriyetimizin giderilmesi için ilgili makamlardan ricamız bir an evvel bizi bu sıkıntıdan kurtulmamız için yardım etsinler. Her ne yapılacak ise bizim çıkarlarımız ve bize ait olan haklarımızın korunması karşılığında gereken ne ise o yapılsın” şeklinde konuştu.

    İnşaat alanının da risk altında olduğunu söyleyen Yılmaz, “Burada gördüğünüz istinat duvarı kendiliğinden göçtü ve buraya döküldü. Burada bu duvarın yıkıldığı anla bir canlı olsaydı zarar görecekti. İleriki günlerde de böyle kazaların olma ihtimali çok yüksek. Ben yurt dışında 40 sene çalıştım, bu mekanı aldım. Fedakarlıklarımı her şeyimi buraya bağladım. Ve burayı aldığımda burası imarlı bir arsaydı ama şimdi burada konut yapmak için teşebbüste bulunduk ve kazı yapılırken buradan bir Rus generalinin mezarı çıktı ve bu Rus generaline ait olduğu iddia edilen mezarın çıkması bize büyük zarar verdi. Bunun konumu ne olacak ve devletimizden ricamız mağduriyetimizin giderilmesidir. Bu mezar ile ilgili her ne olacak ise halledilmesi gerekir. Burası anıtlaşacaksa anıtlaştırsınlar, iki devlet arasındaki anlaşma ne ise anlaşsınlar. Biz de bu mağduriyetimizden kurtulalım ve rahata kavuşalım” dedi.

  • Hisarcıklıoğlu: “İnşallah 2017’de reel sektör için belirsizlik yerine umut hâkim olacak”

    TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, istihdam alanında önemli adımlar atıldığını ifade ederek, “Son 10 yıl itibariyle ülkemiz 7 milyon kişiye ilave istihdam sağlamış durumda. Demek ki ortalama her sene 700 bin kişi iş bulabiliyor. Hedefimiz, istihdam seferberliğiyle, bu kapasiteyi 2 katının üzerine çıkarmak” dedi.

    Oda ve borsalarda kurumsal kapasitenin artırılması ve üyelere sunulan hizmet kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla başlatılan “Akreditasyon Sistemi”ne yönelik 12’inci Dönem Akreditasyon Sertifika Töreni, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde (TOBB) gerçekleştirildi. Törene Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin yanı sıra TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu da katıldı.

    Törende açılış konuşması yapan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, 2017 yılında reel sektör için belirsizlik yerine umudun hakim olacağını işaret ederek, “TOBB olarak iş ve yatırım ortamını iyileştirmek üzere hükümetimizle paylaştığımız birçok konu hayata geçirildi. Tüm bu umut verici adımları, olumlu ve gelecek için umut verici görüyoruz. İnşallah 2017’de reel sektör için belirsizlik yerine umut hâkim olacak. Bu zor günlerde reel sektörün yanında olduğunu gösteren devletimize de teşekkür ediyoruz. Oda ve borsa camiası olarak, ülkemizin gücüne ve özel sektörümüzün dinamizmine yürekten inanıyoruz“ diye konuştu.

    “81 ildeki oda ve borsalarımız bu projede büyük bir inisiyatif üstlendi”

    Hisarcıklıoğlu, Nefes kredisi ile KOBİ’lerin yüksek faiz baskısından bir nebze olsun kurtulması ve nefes almasını istediklerini belirterek, konuşmasında şunları kaydetti:

    “Atılan tüm bu adımların ekonomiye yansıması için, üstümüze düşen her sorumluluğu yerine getirecek, daha çok çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Bunun ilk adımını, sıkıntılı günler geçiren KOBİ’lerimize, finansa ulaşma noktasında çok önemli bir projeyle attık. Nefes kredisi ile KOBİ’lerin, yüksek faiz baskısından bir nebze olsun kurtulmasını ve nefes almasını istedik. 81 ildeki oda ve borsalarımız bu projede büyük bir inisiyatif üstlendi. Onların da destekleriyle 5 milyar TL’lik taze kredi hacmine ulaştık.

    İkinci adımı da istihdam alanında atıyoruz. İstihdamı artırmak üzere bugüne kadar uygulanmış en büyük girişimi, hükümetimizle birlikte başlattık. Son 10 yıl itibariyle ülkemiz 7 milyon kişiye ilave istihdam sağlamış durumda.

    Demek ki ortalama her sene 700 bin kişi iş bulabiliyor. Hedefimiz, istihdam seferberliğiyle, bu kapasiteyi 2 katının üzerine çıkarmak.”

    “Bu millet varsa, bu ülke varsa, biz de varız”

    “Bugüne kadar istihdamda en önemli sıkıntılardan biri istihdam üzerinde vergi ve SGK primi gibi maddi yüklerdi” diyen Hisarcıklıoğlu, OECD hesaplarına göre Türkiye’de istihdam yükünün yüzde 38,3 olduğuna dikkat çekerek, “Bir işverenin brüt ücret maliyetinin yüzde 38’ini vergi ve prim yükleri oluşturuyor. Bu noktada hükümetimiz devrim niteliğinde tarihi bir karar alarak yeni istihdamda bu yükü sıfırlıyor. Yani işverenin istihdam maliyeti bir anda yüzde 38 azaltılmış oluyor. Bu kapsamda sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde bu kampanya başlatıldı. TOBB olarak 81 İldeki Odalarımız ve Borsalarımız kanalıyla tüm işletmelerimize bu kampanyaya katılın çağrısında bulunduk. İstihdam konusunda özel sektör şirketlerimize de buradan seslenmek istiyorum. Bizler ’İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturu ile yetişmiş bir milletiz. Ekonomide yaşanan sıkıntıları ancak birlikte durursak aşabiliriz. Çünkü bu millet varsa, bu ülke varsa, biz de varız.”

    “İnşallah istihdamda Türkiye dünya çapında ses getirecek bir başarıya imza atacak”

    TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu konuşmasında özel sektöre de seslenerek, “Türkiye’nin geleceğine sen de en az +1 istihdam sağla” çağrısında bulundu. Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Söz konusu olan sadece bir ekonomik veya sosyal olay değil. Aynı zamanda ülkemizin güvenliği ve istikrarı meselesidir. Nasıl ki 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında ülkemiz, milli bir mücadeleye giriştiyse, özel sektörümüz de 2017’de istihdam yarışı yapmalı. Şu an 81 ilde valilerimiz başkanlığında odalarımızda, Borsalarımızda ve OSB’lerde koordinasyon ve bilgilendirme toplantıları hızla başladı, devam ediyor. Yine bu çerçevede pek çok şirket ve iş örgütü şimdiden bu kampanyaya katılacaklarını ilan ettiler. Yıl sonunda istihdamı en çok artıran illeri, sektörleri ve şirketleri ödüllendireceğiz. İnşallah istihdamda Türkiye dünya çapında ses getirecek bir başarıya imza atacak ve istihdam sıkıntısı yaşayan pek çok ülke için rol model olacak. Türkiye çok büyük bir ülke. Bu zor günler de elbette geride kalacak.

    Burada esas olan bizim birlik ve beraberliğimizi sürdürmemiz ve kardeşliğimizi unutmamamız. Bizler TOBB camiası olarak şuna inanıyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir. Her sorunu aşacak güçtedir. Yeter ki, birliğimizi, istikrarımızı muhafaza edelim. Çünkü biz birlikte güçlüyüz. 2017’de enseyi karartmadan temkinli ama kararlı bir şekilde ilerlemeye devam edeceğiz.”

    Konuşmaların ardından akredite olan oda ve borsalara sertifikaları verildi.

  • Bakan Ağbal:”Siyasi belirsizlik yatırımcıyı etkiliyor”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, siyasi istikrarsızlığın yatırımcıyı etkilediğini belirterek,”Herkes yatırım yapmak için 16 Nisan’ı bekliyor. Dolayısıyla siyasi belirsizlik yatırımcıyı etkiliyor. 16 Nisan’da eğer ülke olarak ’evet’ dersek ki inşallah diyeceğiz. Türkiye’nin siyasi istikrarı uzun dönemde, kalıcı bir şekilde tesis edilmiş olacak” dedi.

    Bakan Ağbal, AK Parti Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısının ardından Sivas Valisi Davut Gül’ün ziyaret etti. Valilik şeref defterini imzalayan Bakan Ağbal, Vali Davut Gül’den Sivas’a yapılacak yatırımlar hakkında bilgi aldı. Vali Gül ziyaretin anısına Bakan Ağbal’a üzerinde Selçuklu motifi çiftbaşlı kartalın bulunduğu tablo hediye etti. Bakan Ağbal ziyaretin ardından Sivas Ticaret ve Sanayi Odasında düzenlenen ’Cazibe Merkezi Sivas Toplantısına’ katıldı. Ağbal burada yaptığı konuşmada,”16 Nisan, 15 Temmuz’dur. 16 Nisan’da sandığı giderken 15 Temmuz’u unutmayın. Son 14 yıldır demokraside bu kadar olağanüstü başarılar elde ettik. Türkiye içeride de, dışarıda da güvenilen bir ülke oldu. Ama geriye doğru 14 yıla bakın her birisini zorluklarla ve badirelerle buraya getirdik. Onun için diyoruz ki 16 Nisan’da önümüze konulan sandıkta ’evet’ veya ’hayır’ diyeceğimiz konu sadece basit ve teknik madde düzenlemeleri değil. Bu ülkenin bir kulvar daha yukarı çıkmasını sağlayacak bir değişiklik önerisidir. Kimse buradan demokrasi dışı bir çözüm çıkacağını iddia etmesin doğru değil. Kimse burada yasama organının zayıflayacağını iddia etmesin doğru değil. Kimse burada ipe, sapa gelmez böyle korku rüyaları üretmesin bunlar doğru değil. Peki doğru olan ne? Türkiye’nin önü açıktır. Ben yıllardır ekonominin içinde olan bir insanım. Bunu en iyi de siz bilirsiniz. Şimdi herkes oturdu. Herkes yatırım yapmak için 16 Nisan’ı bekliyor. Dolayısıyla siyasi belirsizlik yatırımcıyı etkiliyor. 16 Nisan’da eğer ülke olarak ’evet’ dersek ki inşallah diyeceğiz. Türkiye’nin siyasi istikrarı uzun dönemde, kalıcı bir şekilde tesis edilmiş olacak” dedi.

    “Yabancı yatırımcılar siyasi belirginlik istiyor”

    Yeni sistemin siyasi istikrarı kalıcı bir şekilde ürettiğini aktaran Ağbal,”Bütün yabancı yatırımcılarla oturuyoruz, konuşuyoruz. Her zaman yabancı yatırımcıların bize ileriye dönük sordukları soru veya tereddüt ettikleri konu siyasi bir belirginlik olacak mı olmayacak mı? Dolayısıyla 16 Nisan’da yapacağımız oylama aslında bir 1 Kasım’daki yaptığımız oylama gibi bir oylama. Biz burada siyaseten Türkiye’nin önünü açacağız. Siyasi belirsizlikleri ortadan kaldıracağız. Yepyeni bir sisteme geçeceğiz. Ondan sonra inşallah yeni sistemle birlikte Türkiye’de siyasi istikrar kalıcı bir şekilde tesis edilmiş olacak. Onun için 16 Nisan’da Referandum sürecinde tabi ki vatandaş haklı anayasa değişikliğinin getirdiği düzenlemeleri görmek istiyor, anlamak istiyor, bilmek istiyor bu talepler doğru. Bizde hükümet olarak bu konuda her türlü çalışmayı yapacağız. Ama meseleyi tek tek madde bazında hukuki bir mesele olarak görmeyin Türkiye’nin bir beka meseledir. 16 Nisan geldiğinde ’evet’ çıktığında göreceksin ki ondan sonra artık Türkiye’nin demokrasisi daha da güçlenecek. Hukuk devleti ileriye dönük çok daha güçlenecek. Özellikle ülkemiz üzerinde son üç yılda ortaya konulan oyunlar bir daha asla oynanamaz bir noktaya gelecek” diye konuştu.

    Toplantıya, Sivas Valisi Davut Gül, AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, Belediye Başkanvekili Erdal Karaca, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Yıldırım ve iş adamları katıldı.