Etiket: belirlenmesi

  • Bilecik’te CHP’nin adayının belirlenmesi için temayül yapıldı

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin Bilecik Belediye Başkan adayının belirleneceği eğilim yoklaması sona ererken, sandığa giden 598 üyenin 347’sinin oyunu alan Semih Şahin, Bilecik Belediye Başkan adayı oldu.

    Bilecik’te CHP, 31 Mart 2019 günü yapılması planlanan mahalli idareler seçimleri Bilecik Belediye Başkanlığı için adayı belirlemek için sandık başına gitti. CHP Bilecik İl Başkanlığı binasında gerçekleşen eğilim yoklamasına Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili aynı zamanda MYK üyesi Orhan Sarıbal, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, il, merkez ilçe, ilçe başkanları ile üyeler katıldı. 931 üyeden 598’inin sandığa gittiği eğitlim yoklamasında aday adayı olan Hüseyin Korkman, İsmail Cinoğlu, Seyfi Özgen ve Semih Şahin yarıştı. Açılan sandıkları sonucu İsmail Cinoğlu 35, Hüseyin Korkman 57, Seyfi Özgen ise 121 oy alırken, oy kullanan 598 üyenin 347’sinin oyunu alan Semih Şahin Bilecik Belediye Başkan adayı oldu.

    Öte yandan seçim sonrası açıklama yapan CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, 31 Mart günü yapılacak Mahalli idareler seçimleri Bilecik Belediye Başkanlığı için adaylarının Semih Şahin olduğunu belirterek, her zaman kendisinin yanında olacakları söyledi.

  • Düzce Üniversitesi’nde risk evreninin belirlenmesi çalıştayı düzenlendi

    Düzce Üniversitesi İç Denetim birimi tarafından düzenlenen “Risk Evreninin Belirlenmesi Çalıştayı” akademik ve idari personellerin katılımıyla Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç, risk kavramının güncel bir kavram olduğunu belirterek her kurumun faaliyet alanına göre çeşitli riskler barındırdığını ifade etti. Son yıllarda kalite konusunda birçok çalışma yapıldığını dile getiren Prof. Dr. İlhan Genç, Yükseköğretim Kurulu’nun da konuyla ilgili kanun çıkardığını ve üniversitelerin kanuni yükümlülük altına girdiğini sözlerine ekledi.

    Düzce Üniversitesi’nin nitelikli çalışmaları sürdürmek istediğini söyleyen Prof. Dr. Genç, “Riskleri önceden bilimsel tahminlerle belirleyip çözümlerine odaklanmak zorundayız. Birimlerde sorun çıkmadan bu riskleri görebilmeliyiz. Risklerin yönetilmesiyle kalite çıtasını daha yukarılara taşıyabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Açılış konuşmasının sonrasında İç Denetçi Ali Kasım Arkın, risk evreninin belirlenmesiyle ilgili detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda; riskin tanımı, risk değerlendirmesinin nasıl yapılması gerektiği, risk yönetimi ve kurumsal risk yönetimi gibi konularda faydalı bilgiler paylaşan Ali Kasım Arkın, iç kontrol, öz değerlendirme, iç denetim ve süreç yönetimi konularında da bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

    Çalıştayın son bölümünde ise Düzce Üniversitesi’nin akademik ve idari personelleriyle birlikte risk evreninin belirlenmesine yönelik örnek bir uygulama yürüten Ali Kasım Arkın, her birimin bu uygulamayı gerçekleştireceğini ve böylelikle risklerin tespit edilerek bu risklerin kontrolü için strateji geliştirileceğini ifade etti.

  • İpek: “Ekspertiz raporlarında eksik değer belirlenmesi iş ve finans dünyası önünde engeldir”

    Mersin Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin İpek, ekspertiz raporlarında eksik değer belirlenmesinin, iş ve finans dünyası önündeki en büyük engel olduğunu belirtti.

    İpek, yaptığı yazılı açıklamada, iş dünyasının sık sık dile getirdiği sorunlardan biri olan ekspertiz raporlarının eksik değer belirlemesini değerlendirdi. Raporlarda belirlenen değerin, iş insanlarının işlerini geliştirmelerinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirten İpek, “Devletimiz iş dünyasına kefil olmak yerine, güncel olmayan yanlış ekspertiz raporları probleminin en kısa zamanda düzeltilmesini sağlamalıdır” dedi.

    Hatalı ekspertiz raporlarının, büyümek isteyen işletmelerin önünde bir set olduğunu kaydeden İpek, “İş insanlarının gerek işlerini geliştirmek gerekse yatırım yapmak amacıyla bankalarla yaptıkları kredi görüşmelerinde en büyük sorun, ekspertiz raporlarının gerçeğin altında değer belirlemesidir. Geçmiş dönemlerde gerçek değerinin çok üzerinde gösterilen ve suiistimal edilen yanlış ekspertiz raporları olduğu gibi günümüzde de güncel değerinin çok altında olan ekspertiz raporları iş insanlarına büyük zorluklar çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

    “Eksperler, sorumluluk almamak için düşük değer belirliyorlar”

    Ekspertiz raporlarında yapılan hatadan dolayı alınmak istenen gayrimenkulün değeri ile bankanın verdiği kredi arasında milyonlarca lira fark olduğuna dikkat çeken İpek, şunları kaydetti: “Gayrimenkulün değerinin belirlenerek söz konusu raporun bankaya sunulmasından sonra banka, tespit edilen değerin yüzde 75’ine kadar kredi verir. Ama değeri 10 milyon lira olan gayrimenkulün, ekspertiz raporlarında 5 milyon lira gösterilmesi sonucunda bankanın verdiği kredi 3 milyon 750 bin liraya düşüyor. İhtiyacınız olan miktar ile bankanın verdiği miktar arasında milyonlarca lira fark oluyor. Bu da iş ve finans dünyasının önündeki en büyük engellerden biri haline geliyor.”

    “Eksper sorunu çözülmeli”

    Ekspertiz raporları problemini daha önce dile getirmelerine rağmen bir sonuç alamadıklarını vurgulayan İpek, “Değerleme uzmanları sorumluluk almamak için değerleri olduğundan daha düşük yazıyorlar. İş dünyasının bu problemini Adana Sanayi Odası’nda yapılan 7 bankanın genel müdürünün katılmış olduğu ‘Ekonomi İstişare Toplantısı’nda dile getirmemize rağmen halihazırda bir çözüme ulaşılmış değil. Devletimiz tarafından geliştirilen Kredi Garanti Fonu (KGF) gibi ticaretin geliştirilmesi ve kolaylaştırılmasını sağlayacak bazı düzenlemeler yapıldığından piyasa bir miktar rahatlamıştır. Ancak devletimiz iş dünyasına kefil olmak yerine, güncel olmayan yanlış ekspertiz raporlarının en kısa zamanda düzeltilmesini sağlamalıdır. İş insanlarının 10 milyon lira değerindeki bir gayrimenkule 3 milyon 750 bin lira kredi kullanabilmesi, ekspertiz raporlarının gündeme gelmesi gerektiğinin en büyük göstergesidir. Bankacılık sektörünün içinde bulunan eksper probleminin en kısa sürede çözülmesini umuyoruz” dedi.

  • Küçük Umut’un katilinin belirlenmesi için 112 aranma saatine bakılacak

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle ölen 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasına devam edildi. SanIğın cep telefonu sinyalinin olay yerine yakın olmadığı raporu gelirken, olay saatinin tam tespiti için 112 Acil Servis hattının aranma saatine bakılmasına karar verildi.

    Yargıtay 1. Ceza Dairesi, İzmir’in Karabağlar ilçesinde 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşunla hayatını kaybeden 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasında müebbet hapis cezası alan sanık Can Kayı’nın tahliyesine karar vermişti. Kararın ardından İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dördüncü duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanık Can Kayı, sanığın avukatı Seyit Ahmet Akyüz, ölen Umut Ceylan’ın ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Emine Şentüfekçi katıldı. Mahkemeye gelen raporda, şüpheli Can Kayı’nın kullandığı telefon sinyallerinin olay yerine yakın olmadığı belirtildi. Ceylan ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz, baz istasyonunun kapsama alanının geniş olduğunu belirterek, “Olay saatinde baz istasyonundan sanığın telefonu sinyal vermediği için sanığın nerede olduğu tam olarak tespit edilememiştir. Bu nedenle olayı sanığın gerçekleştirmediği yönündeki iddiayı kanıtlayacak nitelikte değildir” dedi. Avukat Yavuz, sanık hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep etti.

    Sanık avukatı Seyit Ahmet Akyüz ise olayın tam olarak saat kaçta gerçekleştiğinin tespit edilemediğini ifade ederek, “Bilirkişi maktulün hastaneye ulaştırıldığı saati esas alarak rapor düzenlemiştir. 112 Acil Servis’in arandığı saat araştırılarak buna göre sanığın bulunduğu yerden meydana geldiği yere ne kadar sürede ulaşıp ulaşmayacağının tespiti gerekir” dedi. Avukat Akyüz, bilirkişi sanığın bulunduğu yerden olay yerine 29 dakikada gidebileceğini belirtmişse de bu hesaplamanın trafik yoğunluğunun olmadığı bir zamana göre hesaplandığını ifade ederek, kendi hesaplamalarına göre en az ulaşma süresinin 40 dakika olduğunu ileri sürdü.

    Ambulansın istenme saatine bakılacak

    Duruşma savcısı, maktulün vurulduğu anın tespiti açısından İl Sağlık Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 112 Acil Servis hattının aranma saatinin, ayrıca olay yerine ambulans gönderilip gönderilmediğinin sorulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Servis Birimine yazı yazılarak maktulün hastaneye götürülmesi için acil servisten talepte bulunulma saatinin bildirilmesine, ayrıca talepte bulunduktan sonra Umut Ceylan’ın hastaneye götürülmesi için ambulansın yönlendirilip yönlendirilmediği, yönlendirilmişse hangi ambulansın yönlendirildiğinin tespitine karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    Rastgele açılan ateş sonucu 27 Ağustos 2012 tarihinde Karabağlar ilçesinde bir parkta beline kurşun isabet etmesiyle ağır yaralanan 6 yaşındaki Umut Ceylan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Yapılan balistik incelemede çocuğun ölümüne neden olan kurşunun olayın ardından başka bir suç kapsamında tutuklanarak cezaevine konulan, ’uyuşturucu kullanma, yaralama, hırsızlık’ gibi çeşitli suçlardan kaydı bulunan Can Kayı’dan ele geçirilen silahtan atıldığı belirlenmişti. Sanık Can Kayı, yargılama sürecinde bu suçtan tahliye edilmiş ancak başka bir suçtan cezası olduğu için cezaevinden çıkamamıştı. 4 yıl önce son görülen duruşmada mahkeme heyeti, sanık Can Kayı’yı ’çocuğu ya da beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi öldürmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına mahkum emişti. Ardından ceza, olası kasıt sebebiyle ömür boyu hapse çevrilmişti. Karar, mahkeme heyeti tarafından oy çokluğuyla alınmıştı. Cumhuriyet Savcısı Fatih Genç ile sanığın avukatı Ersin Gülsoy, Seyit Ahmet Akyüz, kararın temyizi için Yargıtay’a başvurmuştu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Can Kayı’yı Umut Ceylan’ı öldürme davasında tahliye etmiş, ancak sanık başka suçtan hükümlü olduğu için tahliye edilmemişti. Kayı, hükümlü olduğu Aydın E Tipi Cezaevinden de geçtiğimiz günlerde yattığı cezasını tamamlayıp tahliye olmuştu.

  • Kervansaray’ın geleceğinin belirlenmesi için toplantı yapıldı

    Kuşadası Belediyesi, işletmesini aldığı Tarihi Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nı Kuşadası turizmine kazandırmak için çalışmalara başladı.

    Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı Kervansaray’ın doğru şekilde işletilmesi için Kuşadası’nda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundu.

    Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı’nın davetiyle Erkan Yücel Sahnesi’nde düzenlenen toplantıya Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Ayşe Şerifoğlu, Belediye Meclis Üyeleri Zekeriya Tünk, Faik Alp, Fevziye Tekeroğlu, Nurettin Öztürk, Canan İnanç, Ferah Sürekçi, Hakan Turhan, Canan Güler, Hayati Atlı, Ahmet Candan, Kuşadası Ticaret Odası Başkanı Serdar Akdoğan, Kuşadası Kent Konseyi Başkanı İsmail Tezgel, Aydın Rehberler Odası Başkanı İsa Levent Gürçavdı, Kuşadası Setur Marina Müdürü Çağlar Altuntaş, Kuşadası Otelciler ve Yatırımcılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Esen, Kuşadası Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Halit Şakar, Kuşadası Şoförler ve Otomobilceler Odası Başkanı Hüsnü Öten katıldı.

    Toplantıda konuşan Belediye Başkanı Kayalı, Tarihi Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nı Kuşadası turizmine kazandırmak için çalışmalara bir an önce başlayacaklarını belirterek, önümüzdeki hafta Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yer tespitinin yapılacağını söyledi. Anıtlar Kurulu’na yapılacak başvurunun ardından Kervansaray’ın ışıklandırması ve peyzaj düzenlemesinin yapılması için harekete geçeceklerini ifade eden Kayalı, kruvaziyer yolcuları için Güvercinada, Kaleiçi, Kervansaray güzergahını kapsayan yürüyüş turları ile bölgenin kültürel turizm açısından önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini söyledi. Kayalı “Kuşadası Belediyesi olarak ilçemizin en önemli tarihsel mekanlarından olan Kervansaray’a kamu adına sahip çıkmak zorundaydık. Çalışmalarımızı da bu doğrultuda sürdüreceğiz” dedi.

    Başkan Kayalı’nın ardından söz alan STK temsilcileri, Kervansaray’ın içerisinde bir kafeterya ve Kuşadası’na özgü hediyelik ürünlerin satışının yapılabileceği alanların da bulunduğu bir müze olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Toplantı sonunda katılımcı sivil toplum kuruluşu temsilcileri “Kervansaray Gönüllüleri” ismiyle bir platform oluşturulmasına ve fikir alışverişlerinin bu platform aracılığıyla sürdürülmesine karar verdi.