Etiket: Belirledik”

  • TCMB Başkanı Uysal: “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirledik”

    TCMB Başkanı Uysal: “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirledik”

    Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirlerken, finansal istikrara yönelik olarak zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati araçları da etkin bir şekilde kullanacak; yapısal politika alanlarındaki analizlerle kamuoyunda farkındalık oluşturma misyonumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin bugün yapılan olan aylık olağan toplantısı ‘Nitelikli ve Sürdürülebilir Üretim Ekonomisi İçin Finansal Politikaların ve Fiyat İstikrarının Önemi’ ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal konuk olarak katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Uysal, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak reel sektörü daha iyi anlama ve bu yönde iletişimi güçlendirme konusuna verdiğimiz önemi daha önce çeşitli platformlarda ifade etmiştim. Bu toplantıyı, bahsettiğim çerçevenin hayata geçirilmesi yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyorum” dedi.

    Cari işlemler dengesinin 2018 yılının ikinci çeyreğinde başlayan dengelenme süreciyle birlikte hızla iyileştiğini ve uzun yıllar sonra ilk kez bu yılın Haziran ayında yıllık olarak fazla verdiğini söyleyen Uysal, “Cari dengedeki iyileşme üçüncü çeyrekte de devam etmiş ve Eylül ayı itibarıyla yıllık yaklaşık 6 milyar dolar fazlaya ulaşılmıştır. Böylece, 2018 yılı ikinci çeyreğinde milli gelire oran olarak yüzde 6,5 düzeyinde açık veren cari işlemler dengesinin, 2019 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık yüzde 1 oranında fazlaya ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu noktada hatırlatmak isterim ki cari işlemler dengesi tarihimizin en derin krizlerinden birini takiben en son 2002 yılının Kasım ayında yıllık olarak fazla vermiş ve o dönemden 2019 yılının Haziran ayına kadar kesintisiz olarak açık vermiştir. Bu açıdan bakıldığında cari dengedeki mevcut düzeltmeyi getiren dinamiklerin önceki dönemlerle kıyaslanması ve farklılıkların tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

    Türkiye üzerine yapılan akademik çalışmaların ithalatın reel gelir ve reel kurdaki değişimler tarafından anlamlı bir düzeyde açıklanabildiğini göstermekte olduğunu belirten Uysal, “Söz konusu çalışmalar ithalatın gelir esnekliğinin göreli fiyatlara göre daha yüksek olduğuna işaret etmekte. Bu çerçevede, iç talepte 2018 yılı ikinci çeyreğinden itibaren görülen yavaşlamanın ithalatı belirgin ölçüde sınırladığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte ithalat ile milli gelir arasındaki ilişkinin son dönemde belirgin bir biçimde zayıfladığını da gözlemliyoruz. Bu gelişmede reel kurdaki uzun süreli uyarlamanın ve firmaların üretim yapısındaki değişimin etkili olduğunu değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, ilerleyen dönemde iktisadi faaliyetin kademeli olarak toparlanacağı bir konjonktürde göreli fiyatların sınırlayıcı etkisi nedeniyle büyümenin cari denge üzerindeki etkisinin nispeten daha az olmasını bekleyebiliriz.

    Cari açıktaki düzelmede göz ardı edilmemesi gereken diğer bir faktör ham petrol ve emtia fiyatlarındaki gelişmelerdir. Türkiye’nin üretim ve ihracat yapısında enerji ve emtia kaynaklı ithal girdi bileşeninin yüksek olması nedeniyle, başta petrol ve metal olmak üzere uluslararası fiyatlardaki aşırı hareketler ithalatta talep koşullarından bağımsız dalgalanmalar oluşturabilmektedir. Örneğin, son enflasyon raporumuzda yer verdiğimiz bir kutu çalışmasında da değindiğimiz üzere, 2014 yılının sonlarından itibaren petrol fiyatlarında gözlenen belirgin düşüşün cari açığı önemli ölçüde sınırladığını söyleyebiliriz. Benzer şekilde 2018 yılında ortalama 71 dolar olan Brent petrol fiyatının küresel büyümedeki yavaşlamaya bağlı olarak daha ılımlı düzeylerde seyrettiği bir konjonktürde, geçtiğimiz yıl 43 milyar dolar olan enerji ithalatımızın bu yıl daha sınırlı kalması kuvvetle muhtemel görünüyor” dedi.

    “Reel sektörü finansal risk yönetimi ve krediye erişim konularında desteklemeye devam edeceğiz”

    Son yıllarda ihracat reeskont kredilerinde limitlerin artırılmasına, kredi kapsamının genişletilmesine ve kullanım kolaylığı sağlanmasına yönelik bir takım düzenlemeler yaptıklarından bahseden Uysal, “Önümüzdeki dönemde Türk lirası cinsi varlıkların riskten korunmasına ve fiyatlanmasına yönelik yürütmekte olduğumuz finansal mimari çalışmalarımızın yanı sıra zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati araçları da etkin bir şekilde kullanarak reel sektörü finansal risk yönetimi ve krediye erişim konularında desteklemeye devam edeceğiz. Sahip olduğumuz araç seti çerçevesinde bu alanlarda gereken düzenlemeleri her zaman ivedilikle hayata geçiriyor olmakla birlikte, cari dengedeki iyileşmenin kalıcı olmasını sağlamak için bu politikaların yapısal adımlarla desteklenmesi kritik önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

    Başkan Uysal, dış pazarlardaki yavaşlamaya, ticaret savaşlarına ve jeopolitik risklere rağmen reel sektörün güçlü bir ihracat performansıyla ekonomideki dengelenmeye önemli katkı sunduğunu belirterek, “Ürün ve pazar çeşitliliğinde sağlanan başarının ihracat performansında kritik rol oynadığını değerlendiriyoruz. Bu süreçte, geleneksel ihracatçı sektörlerimize ek olarak başta savunma sanayi, kimya, mobilya ve inşaat yan sanayi sektörlerinde olmak üzere firmalarımız yeni pazarlarda önemli başarı elde ettiler. Yeni pazarlara açılmak ihracat kompozisyonumuzun çeşitlenip derinleşmesine katkıda bulunuyor. Savunma sanayi, tekstil, makine-teçhizat, fabrikasyon metal, ilaç, kimya ve enerji gibi sektörlerde son yıllarda üretimin yerli içeriğinde önemli artışlar olduğunu izlemekle birlikte bu alanda gidilecek daha çok yol olduğunun farkındayız. Kuşku yok ki üretimin ithal girdi oranını azaltma konusunda atılacak politika adımları, ekonominin dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilmesine önemli katkı sunacak” diye konuştu.

    “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirledik”

    Uysal son olarak şunları kaydetti: “Geçmiş konuşmalarımda da vurguladığım üzere fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme birbirini tamamlayan unsurlardır. Verimlilik kaynaklı büyüme fiyat istikrarına katkı sağlarken, fiyat istikrarı öngörülebilirliği artırarak ve uzun vadeli faiz oranlarını düşürerek potansiyel büyümeyi desteklemektedir. Geçmiş deneyimlerimiz göstermiştir ki fiyat istikrarına ulaşılabilmesi ve ekonominin dengeli, sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilebilmesi için cari dengenin makul düzeylerde korunabilmesi kritik önem arz etmektedir. Konuşmamın bu bölümüne kadar özetlediğim konjonktürel unsurlar ve yapısal politika adımları büyümenin daha sağlıklı bir zeminde sürdürülebilmesi konusunda para politikası ve diğer politika yapıcılar nezdinde yüksek bir farkındalığa ve somut çabaların varlığına işaret etmektedir. Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirlerken, finansal istikrara yönelik olarak zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati araçları da etkin bir şekilde kullanacak; yapısal politika alanlarındaki analizlerle kamuoyunda farkındalık oluşturma misyonumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Bunu yaparken, Merkez Bankası ve reel sektör arasındaki iletişim köprüsünü daha da güçlendirerek beklentilerinizi ve önerilerinizi ilgili kamu kurumlarıyla paylaşmayı sürdüreceğimizi belirtmek isterim.”

    Bahçıvan: “Üretim odaklı bir ekonomi anlayışı hakim kılınmalıdır”

    Toplantıda konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, dünya toplumlarının daha fazla refah, adalet ve öngörülebilir gelecek istediğinin altını çizerek “Bunun için de nitelikli ve sürdürülebilir büyümenin sağlanmasının gerektiğini biliyoruz. Geleceğe ilişkin endişeleri azaltmak, kaygıların yerine umutları yeşertmek için üretim odaklı bir ekonomi anlayışı hakim kılınmalıdır” dedi.

    “Ekonominin refah üreten, istihdam oluşturan verimlilik artışı sağlayan asli unsuru üretim; dolayısıyla sanayidir” diyen Bahçıvan, “Üretim ekonomisine hak ettiği yeri yeniden kazandırmak için birinci koşul finans ayağının sağlam olmasıdır. Bunun yolu ise finans ile reel sektörün uyum içinde iş birliğini esas alan bir sanayi ve üretim ekosistemini oluşturulmasından geçiyor” diye konuştu.

    Erdal Bahçıvan, reel sektör odaklı üretimi, büyümeyi ve istihdamı gözeten yeni bir modelin kurgulanmasının geleceği kaybetmemenin tek seçenek olduğunun altını çizdi.

  • Bakan Pakdemirli: “Fındığın Türkiye’ye katkısını, 3 milyar dolar olarak belirledik”

    Bakan Pakdemirli: “Fındığın Türkiye’ye katkısını, 3 milyar dolar olarak belirledik”

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındığın Türkiye’ye olan katkısını arttırmayı hedeflediklerini belirterek, “Orta vadede fındığın Türkiye’ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve proje hayata geçireceğiz. Tabii bunu daha da ileriye taşıyıp, bu fiyatların da üstüne çıkmamız söz konusu.” dedi.

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ordu’da bir otelde düzenlenen ‘Ulusal Fındık Çalıştayı’na katıldı. 2 gün süren çalıştayın kapanış programında konuşan Bakan Pakdemirli, ilk olarak 25 Nisan tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklanacak olan Milli Birlik Projesi’nden bahsetti. Bakan Pakdemirli, “Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz.” diye konuştu.

    “Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı ne isterse bizim için emirdir”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler ile birlikte yıllarca çalıştıklarına da dikkat çeken Bakan Pakdemirli, “Karadeniz benim için hep özel oldu. Tarımın içerisinden gelen bir insan ve fındığı küçüklükten gelen birisi olarak fındığa sahip çıkmamız gerekiyor. Bir de madem Ordu’dayız, Sayın Bakanımız ile biz 6 yıl yan yana aynı masada dirsek çürüttük, görev yaptık. Onun için Ordu’dan ve Sayın Bakanımızdan gelecek bir istek kendisinden gelecek bütün istek bizim için emirdir. Sadece fındık değil, bütün konularda yardımcı olacağız. İyi bir devlet adamı olarak iyi bir siyasetçi olarak Ordu’ya çok başarılı işler yapacağından eminim. Bakanlığımız, değerli başkanımızın emrindedir.” şeklinde konuştu.

    “Fındıkta yüzden fazla ülkeye ihracatımız var, 250 bin ton fındık ihraç ediliyor”

    “Fındığın ana vatanı Türkiye, 600 yıldır da ihraç ediyoruz. Hem tarımı hem sanayisi, hem de ticareti olarak çok ciddi katkıları olan bir ürün.” diyen Bakan Pakdemirli, konuşmasına şöyle devam etti: “Fındık Karadenizlileri baba ocağına bağlayan bir ürün. Hasat döneminde Karadenizli burada buluşuyor. 500 bin ailenin ekmek yediği 700 bin hektar alanda dikili olan fındığı, en iyi kalite olarak biz üretiyoruz. Sadece ekonomik değil, sosyolojik olarak da değerlendirmemiz gerekiyor. Dünyadaki fındık alanlarının yüzde 75’i bizim. Aşağı yukarı yüzde 70’ini de biz üretiyoruz. 100’den fazla ülkeye ihracatımız var, toplamda da ortalama 250 bin ton fındık ihraç ediyoruz.”

    “Dünyanın en kaliteli fındığı bizde, o yüzden fındık fiyatını Türkiye’nin belirlemesi lazım”

    Dünyanın en iyi kaliteli fındığının Türkiye’de üretildiğine de dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Biz buradaki fiyatı mutlaka Türkiye olarak bizim yapıyor olmamız lazım. Fındığın fiyatının ötesini konuşuyor olmamız lazım. Bugününü, yarını ve öbür gününü konuşmamız lazım. 10 sene, 20 sene hatta 50 sene sonrasını konuşmamız lazım. Eğer fındıkta rekabetçi isek, 50 sene sonrada rekabetçi kalmanın yollarını bulmamız lazım.” şeklinde konuştu.

    Fiskobirlik açıklaması

    Bakan Pakdemirli, TMO olarak bugüne kadar çiftçi ve üreticilere her zaman destek olduklarını ifade ederek, “Bizim istediğimiz, TMO’ya gerek kalmadan, Fiskobirlik burada regülasyon görevi görsün. Bazı şartlar yüzünden Fiskobirlik bu görevini yerine getiremiyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın bize verdiği güç ile Fiskobirlik’e can suyu verdik. İnşallah Fiskobirlik de bundan sonra iyi değerlendirecek, bunun sonraki adımı Fiskobirlik’in artık piyasada regüle edebilmesidir. Olmadı biz TMO olarak her zaman oradayız.” diye konuştu.

    “Fındığın Türkiye’ye katkısını, 3 milyar dolar olarak belirledik”

    Yapılan çalıştayın bir milat olduğuna inandıklarını ifade eden ve Türkiye fındığının marka değerinin daha da artacağını işaret eden Bakan Pakdemirli, “İnşallah sürdürülebilir bir şekilde üreticimizle bu işle ilgili ‘acaba seneye kaça satarım’ düşüncesi olmayacak şekilde uzun vadeli bir fiyat ortamını döviz bazında oturtabilirsek, üreticimiz de memnun olur diye düşünüyorum. İnşallah orta vadede bu işin Türkiye’ye yıllık katkısını 3 milyar dolara çıkartmayı hedefledik. İnşallah orta vadede fındığın Türkiye’ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve proje hayata geçireceğiz. Tabi bunu daha da ileriye, taşıyıp, bu fiyatların da üstüne çıkmamız söz konusu. Minimum 3 milyarlık plan ve projeyi hayata geçireceğiz ve üstüne çıkacağız.” ifadelerine yer verdi.

    Çalıştaya, Ordu Valisi Seddar Yavuz, Giresun Valisi Harun Sarıfakıoğulları, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, AK Parti Ordu ve Giresun Millletvekilleri, TMO Genel Müdürü Ahmet Gülda, çok sayıda davetli ve ilgililer katıldı.

  • Ulupınar, “Yol Haritamızı Belirledik”

    Ak Parti Zonguldak Milletvekilleri Hüseyin Özbakır, Faruk Çaturoğlu ve Özcan Ulupınar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Zonguldak’ın sorunlarını masaya yatırdı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yeminin ardından görevlerine başlayan AK Parti Zonguldak Milletvekilleri çalışmalara başladı. Önceki gün Ankara’da İl Başkanı Zeki Tosun ve İlçe başkanlarıyla değerlendirme toplantısı yapan Milletvekilleri Hüseyin Özbakır, Faruk Çaturoğlu ve Özcan Ulupınar, sorunları masaya yatırdı.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Ak Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, şunları söyledi: “Zonguldak’ın sorunlarını yakından biliyoruz. Bu doğrultuda milletvekillerimiz Hüseyin Özbakır ve Faruk Çaturoğlu ile beraber İl ve ilçe başkanlarımızla değerlendirme toplantısı yaptık. Yeni dönemde Zonguldak için neler yapabiliriz, sorunları nasıl giderebiliriz konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Yapılacak hizmetler konusunda yol haritasını belirledik. Zonguldak’ımızın sorunlarını çözmeye, taleplerimizi Ankara’ya taşımaya devam edeceğiz.”