Etiket: belediye

  • Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek:

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara Garı önünde meydana gelen terör saldırısıyla ilgili, “Bu hadisenin arkasında yüzde 1 trilyon PKK var. Olayı organize eden PKK’dır. DAEŞ’li diye ortaya çıkan kişiler de PKK tarafından oluşturulan çakma DAEŞ’in mensuplarıdır” dedi.

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Gündem Özel” programının canlı yayın konuğu oldu. Programda, İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Gökçek, yanında getirdiği belgelerle beraber gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Türkiye’deki DAEŞ’i “Çakma DAEŞ” olarak nitelendiren Gökçek, Ankara’daki bombalı saldırının arkasında PKK’nın olduğunu işaret ederek, “DAEŞ, bana göre Türkiye’deki olayların direkt faili değil. Ben, Türkiye’deki DAEŞ’i ‘Çakma DAEŞ’ olarak nitelendiriyorum. Bu olaylar oluyor, ölüm vakaları oluyor; bakıyorsunuz gerçek DAEŞ’ten ‘Biz bunu yaptık’ diye bir ses gelmiyor. Sadece, ‘Kim yaptıysa eline sağlık’ diyor. Bunların ikisi de terör örgütü olabilir ama birbirinin karşıtı olan örgütler. Bu hadisenin arkasında yüzde 1 trilyon PKK var. Olayı organize eden PKK’dır. DAEŞ’li diye ortaya çıkan kişiler de PKK tarafından oluşturulan çakma DAEŞ’in mensuplarıdır. Türkiye’de bir algı yönetimi yapıyorlar. ‘DAEŞ, Türkiye’de destekleniyor’ algısını oluşturmak istiyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu, ‘DAEŞ’i hükümet koruyup kolluyor’ diyor. Bunu, tamamen bir algı yönetimi yapmak için söylüyor. Aslında bu işin arkasında direkt olarak PKK var” ifadelerini kullandı.

    Bölücü terör örgütü PKK’nın, HDP’nin oylarını arttırmak için DAEŞ maskesi altında terör eylemleri gerçekleştirdiğini söyleyen Gökçek, “PKK geçen sefer bunu Diyarbakır’da yaptı ve Diyarbakır’da oyları yüzde 2 arttı. ‘Aynı şeyi burada da yapacağım, barajı rahatlıkla aşacağım’ diyor. Bütün mesele bu. Diyarbakır’da 5 Haziran’da bomba patladığında anketlerde yüzde 11’di. Seçimde yüzde 13.2 ile çıktı; 2 puan arttı oyları. Şimdi de aynı şekilde Ankara olayını kullanıp, oylarını 2-3 puan çıkartmak istiyorlar. Kalkıp da bizim gibi birisinin çıkıp bu olayı bir araya getireceği ve altında PKK olacağını ispat edeceğini kesinlikle düşünmediler” değerlendirmesinde bulundu.

    “PKK, MARJİNALLERİ BOMBALARLA TELEF EDİYOR”

    PKK’nın HDP’ye destek veren marjinal grupları kullandığını, gerektiğinde marjinal gruplara mensup gençlerin göz kırpmadan ölümlerine karar verdiğini dile getiren Gökçek, “Benim ortaya koyduğum delillerle, PKK’nın marjinal grupları bozuk para gibi harcadığı ortaya çıktı. Suruç olayının arkasında, Ankara olayının arkasında PKK’nın olduğu ortaya çıktı. Marjinal gruplarda da şu anda ses yok; kendi aralarında tartışmaya başladılar. Beni sevmiyorlar ama diyorlar ki, ‘Melih Gökçek’in söyledikleri doğru.’ PKK, marjinalleri bombalarla telef ediyor, arkasından da marjinallerin desteğini istiyor. Onlar, kullanıldıklarını ve kendilerine hiç değer verilmediğini çok yeni anladılar. Bütün deliller bu olayları PKK’nın yaptığını gösteriyor. Marjinaller, PKK’nın kendilerini kullandığının, öldürdüğünün farkında. Marjinal gruplar, desteğini çekmeyi düşünüyor ama bu marjinal grupların arkasında da beynelmilel güçler var. O beynelmilel güçler PKK’ya emir verirken, marjinal gruplara da emir veriyor. Ama ben inanıyorum ki; tabandaki marjinaller, bunu idrak edecek ve buna karşı isyan edecek” diye konuştu.

    İstanbul’da aynı kişinin hem Ülkücülerin mitinginde hem de HDP’nin mitinginde slogan attığı görüntüleri hatırlatan Gökçek, “Kıyafetini bile değiştirmemiş; kırmızı tişörtlü. Hem HDP mitinginde, hem MHP mitinginde. Bunu nasıl izah edebilirsiniz” dedi.

    ADANA VE MERSİN’DEKİ PATLAMALAR

    Gökçek, programda 18 Mayıs’ta Adana ve Mersin’deki patlamalara ilişkin fotoğrafları gösterdi. Patlamalardan sonra, HDP’li Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamalara değinen Gökçek, “Bu patlama olur olmaz, HDP Genel Başkan Eş Yardımcısı ve Adana 2. sıra Milletvekili Meral Danış Beştaş bir beyanat verdi: ’Parti mitinglerinin yapıldığı 2 ilde, aynı dakikalarda uğradıkları saldırının tesadüf olamayacağını, planlı bir saldırı karşısında bulunduklarını, bunun sorumlusunun hükümet olduğunu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun kışkırtıcılık yaptığını’ öne sürdü. Yine bir haber okuyorum: ‘Bugün Mersin’de miting yapacak olan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, patlamalara ilk tepkisini Twitter’dan gösterdi. Attığı twitlerde patlamalardan AK Parti’yi sorumlu tutan Demirtaş, şunları söyledi: ’Yaşanan patlamaların sorumluları, HDP’nin baraj altında kalması süper olur diyerek açıklama yapan AK Parti yöneticileridir. HDP’ye yapılan saldırıların tümü planlı ve programlı saldırılardır. Bu saldırılar, tek merkezden koordine edilen saldırılardır.’ Alttaki 2 cümleye ben de imza atıyorum. Kimin koordine ettiğini bütün belgeleriyle ispat edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “ÖNCE DHKP-C, SONRA EL KAİDE’Cİ, SONRA DA IŞİD’Cİ…”

    Mersin’de HDP binasına yönelik bombalı saldırıyı gerçekleştiren kişinin fotoğrafını gösteren Gökçek, şunları ifade etti:

    “Şu anda kaçtı; bu beyefendinin adı Savaş Yıldız. Kim bu Savaş Yıldız? 21 Haziran 2007’de gözaltına alınan DHKP-C’li Savaş Yıldız, savcılıkça serbest bırakıldı. Aynı yıl Ankara’da DHKP-C’ye bağlı Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin düzenlediği yürüyüşe katılan Yıldız, 16 Temmuz 2007’de tutuklandı. Bir süre hapis yattı, sonra çıktı. Yeniden 2014 yılında Van’da ortaya çıktı. El Kaide’ci olduğu ortaya çıkan Yıldız, hakim kararıyla serbest kaldı. DHKP-C’liydi, 7 yıl sonra El Kaide’ci oldu. DHKP-C’li Savaş Yıldız, Adana ve Mersin’deki bombalı saldırılarla yeniden ortaya çıktı. Yıldız, bu kez kendisine IŞİD’ci süsü verdi. Saldırılardan 2 ay önce sosyal medyada IŞİD’ciymiş gibi bir hesap açtı. Paralel yapıyla HDP de anlaşmış gibi; terörist IŞİD’ci diyerek hükümeti hedef gösterdi. Önce DHKP-C, sonra El Kaide’ci, sonra da IŞİD’ci; bunu kastediyorum. Demek ki neymiş; bu işin arkasında PKK varmış.”

    “GÜNEYDOĞU’DA POLİS VE ASKERİ LOJMANLARIN BULUNDUĞU BAZI YERLERDE HDP BİRİNCİ PARTİ OLARAK ÇIKIYOR”

    Güneydoğu’da ve Doğu’da polis teşkilatının içerisinde paralelcilerin olduğunu kaydeden Gökçek, bu paralelcilerin PKK’lıları himaye ettiklerini söyledi. Polis ve asker lojmanlarının bulunduğu bazı yerlerde HDP’nin seçimden birinci parti olarak çıktığını belirten Gökçek, “En çok üzüldüğüm nokta, Güneydoğu’da ve Doğu’da, pek çok yerde, polisin içerisinde paralelciler var ve bunları şu anda himaye ediyorlar. Aynı şekilde yargıda da şu anda bunları himaye edenler var. Normal şartlar içerisinde bu işin tahlili olsa, ülkesine, vatanına bağlı olan insanların benim yaptığım bu tahlili yapmamaları mümkün değil. Paralel yapının kendi varlığını devam ettirebilmesi için Türkiye’nin karışması lazım. Bu kadar polis ve asker şehit oldu. Bir de bakıyorsun ki; Güneydoğu’daki polis ve askeri lojmanlarda HDP birinci parti olarak çıkıyor. Bunu izah etmek mümkün mü? Ben buradan o polislere sesleniyorum; o ölenler sizin arkadaşınız. Tamam paralelci olmayabilir ama bu ülkenin evlatları. Düne kadar siz bunları kesmez bıçakla kesmeye hazırdınız, şimdi ne oldu? Şimdi arkadaşlarınız ölüyor, arkadaşlarınızın ölümleri karşısında bu adamları gizlemeye çalışıyorsunuz. Bu dünyada kendinizi kurtarsanız, öbür dünyada kurtarmanız mümkün değil” diye konuştu.

    “BU BOMBA ÖNCESİ HDP’NİN OYU 11’Dİ, 13’E ÇIKTI”

    Diyarbarkır’daki patlamanın HDP oylarını en az yüzde 2 artırdığını savunan Gökçek, “7 Haziran’da seçim vardı, 5 Haziran’da Diyarbakır’da bomba patladı. Bu bomba öncesi HDP’nin oyu 11’di, 13’e çıktı. Kasten bir itirafçı geldi, 18 Temmuz’da polise teslim oldu ve polise itiraflarda bulundu; PKK’lı. Şu ifadeleri verdi: ‘18 Temmuz günü Kars’ta kendi rızasıyla jandarmaya teslim olan itirafçı, 2 yıl boyunca örgütte yaşadıklarını anlattı. 7 Haziran seçimleri öncesinde Diyarbakır’da patlatılan bombanın örgüt tarafından yerleştirildiğini söyleyen itirafçı, bomba patlattıktan sonra örgüt, Artık seçimler garanti, bizim işimiz kolaylaştı diyerek sevindi dedi.’ Bunu itirafçı söylüyor. Devam ediyor, ‘PKK itirafçısı, örgütün 20 Temmuz’dan itibaren ses getirecek eylemler yapma kararı aldığını da anlattı. Diyarbakır mitinginde hayatını kaybedenler sebebiyle pişmanlık duyduğunu söyleyen itirafçı: ’Pişman oldum, bu sebeple güvenlik kuvvetlerine teslim olarak yardımcı olmak istedim’ diyor. Suruç ne zaman oldu? Ayın 21’inde Suruç bombası patladı. Söyledikleri birebir doğru. Peki Diyarbakır patlamasının faili kim; Orhan Gönder diye birisi. Annesi, Alevi bir ailenin kızı. Kadının babası Alevi dedesi, kendisi Kürt. Lise yıllarında İslami olarak en ufak bir davranışı ortada yok. Son 6 ay içerisinde saç, sakal bırakıyor, sonra da kendisini patlatıyor. Genel olarak akrabalarının büyük ekseriyeti HDP’li” değerlendirmelerinde bulundu.

    “PATLAMANIN GERÇEKLEŞTİĞİ HDP’Lİ BELEDİYEYE AİT KÜLTÜR MERKEZİNİN GÜVENLİK KAMERALARI O GÜN BOZUK”

    “Suruç olayında, bu işi PKK’nın yaptığına dair elimizde birçok belge var. Diyarbakır’da o kadar somut bilgi yok ama Suruç’la ilgili çok somut bilgiler var” diyen Gökçek, “Ezilenlerin Sosyalist Partisi diye bir parti var. Bu parti Figen Yüksekdağ’ın partisi. 300 tane partisine mensup sosyalist gençlik teşkilatı var. Bu 300 kişi Suruç’a geliyor. Polis, girerken bunları kontrol ediyor. Geriye kalan yerde, HDP’liler kesinlikle bunların kontrol edilmesini istemiyor. ‘Bunların basın toplantısında kontrolünü biz yapacağız’ diyor. Basın toplantısı yapılacak olan alanda bomba patlıyor. 31 tane sosyalist devrimci gençlik derneğinin elemanı burada ölüyor. Suruç Kaymakamı bakın ne diyor: ‘Suruç Kaymakamı Abdullah Çiftçi, patlamanın gerçekleştiği kültür merkezinde polisin bulunmaması HDP’nin talebiydi’ diyor. Olaydan 1 gün önce gelen gruptan 19 kişinin Kobani’ye geçmeleri ve basın açıklamasının Kobani sınırındaki Çaykara köyünde yapılması konusunda uzlaştıklarını söyleyen Kaymakam Çiftçi, olay günü bu planın birileri tarafından değiştirilmiş olduğunu ifade etti. ‘Grup, Suruç’a geldiğinde güvenlik güçleri tarafından ilçe girişinde arandılar. Gruptan 2 kişi aranmaları olduğu sebebiyle gözaltına alındı’ diyor kaymakam. ‘Patlamanın gerçekleştiği kültür merkezinde polisin bulunmaması HDP’nin talebiydi, orada toplananların tahrik olmaması için böyle bir istekte bulundular. Grubun güvenliğini biz sağlayacağız dediler’ diyor kaymakam bey. Patlamanın gerçekleştiği kültür merkezine ait güvenlik kameraları o gün bozuk, hiçbiri olayı almıyor; HDP’li belediyeye ait” ifadelerini kaydetti.

    ANKARA’DAKİ PATLAMA ÖNCESİNDE ATILAN TWİTLER

    Ankara’daki patlamadan önce Twitter’dan yapılan paylaşımlardan bahseden Gökçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “10 Ekim’de Ankara’da eylem oldu ve 102 kişi hayatını kaybetti. Olay olmadan 1 gün önce meşhur twitler atıldı. Ne diyor: ‘Ankara’da yapılacak eylemde IŞİD adı altında müdahil olabilir, bunu engellemenin yolu sol örgütlerin direkt müdahalesidir, PKK yok bu işte.’ Önceden niye söylüyorsun PKK’nın olmadığını, niye böyle bir ihtiyaç hissediyorsun? Devam ediyor; ‘IŞİD Ankara’da patlamasın.’ Devam ediyor; ‘Bomba Ankara’da patlayacak’ diyor. Bu evraklar ortaya çıkıyor. Daha sonra Demirtaş, hemen açıklama yapma ihtiyacı hissediyor. Söylemiş olduğu en önemli söz şu: Gazete haberinde diyor ki; ‘Gazeteciler tarafından 2 kişinin gözaltına alındığının hatırlatılması üzerine Selehattin Demirtaş şunları söyledi: Bırakın PKK’yla bağlantılı, birinin benim sosyal medya danışmanım olduğu iddia edildi. Söz konusu sosyal medya hesaplarının, adı geçenlerin AK Parti’yle alakası ispatlandı. Büyük bir AK Parti yanlısı trol hareketi medyada işliyor. Başbakan da bu ekibin içerisinde, çünkü kendisi trol yapıyor. Atılan 3 tane twit üzerinden mi soruşturmayı yürütüyorsunuz? Bunlar AK Parti’yle bağlantılı isimlerdir’ diyor. Demirtaş, Twitter’daki paylaşımlarla ilgili gözaltılar hakkında, ‘Şimdi o isimlerle ilgili soruşturma yürütülüyor. Ben çok ciddi olduğunu düşünmüyorum. Hiçbirinin bizimle ilgisi yok; tanımayız da tanımam da, şahsen de bilmem’ diyor. Sonunda da, ‘Bunların hepsi kamuoyunda AK Parti IŞİD’in işbirliğini, dayanışmasını saklama girişimidir’ diyor.”

    Gökçek, Demirtaş’la ilgili sözlerinin ardından, Ankara’daki patlamadan önce twit atan kullanıcının fotoğrafını gösterdi. Şahsın, HDP’nin 1. Olağanüstü Kongresi’nden bir fotoğrafını gösteren Gökçek, “Adamcağız tesadüfen kürsüye gelmiş. Görüyorsunuz; 1. Olağanüstü Kongre’de konuşma yapıyor. Bunlar fotomontaj değil. Zaten böyle bir şey olursa ertesi gün bas bas bağırırlar ‘fotomontaj’ diye. Aynı adamın mitingde de resmi var. Beyefendi HDP’nin adayı” yorumunda bulundu. Gökçek, daha sonra aynı şahsın milletvekili adaylık belgesini alırkenki fotoğrafını da gösterdi.

    “YİNE AK PARTİ’Yİ TEK BAŞINA İKTİDAR YAPMAZSANIZ, BU SEFER CEZAYI AK PARTİ’YE DEĞİL, KENDİNİZE VERİRSİNİZ”

    Gökçek, 7 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin tek başına iktidar olamamasını, seçmenin bir uyarısı olarak değerlendirdi. AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerinde de tek başına iktidar olamaması halinde ülke ekonomisinin bozulabileceğine dikkat çeken Gökçek, “Millet özellikle cebi konusunda son derece hassas. Bu seçimde vatandaş bize yüzde 41 oy verdi. Bize ‘Ben sizin yatırımlarınızdan memnunum, size güveniyorum ama biraz paraya ihtiyacım var. Vermem diyorsunuz; ben de size oy vermeyip sizi ikaz ederim’ dedi. Vatandaş bizim oyumuzu yüzde 41’e düşürdü ve 19 tane milletvekili eksik verdi. 19 milletvekili daha verse iktidar olacağız. ‘Bakın, aklınızı başınıza alın, ona göre benim karşıma gelin’ dedi. Biz de bundan dersimizi çıkardık. Hesap kitap yapıldı, yatırımların bir kısmından vazgeçildi ve vatandaşımızın cebine para verilmesi için Başbakanımızın açıkladığı birçok vaatlerimiz oldu, tatmin edici bir yere geldik. Geçen sefer, 12 ay 100’er TL verdik; 100 TL deyince insanların gözünde küçük kaldı. Kılıçdaroğlu, 2 maaş ikramiye vaat etti; 800 TL’den bin 600 TL ediyordu. Biz bin 200 verdik ama anlatamadık. Ama bu sefer net olarak rakamlar söylendi. Ben vatandaşa bir çağrıda bulunuyorum; Şimdi yine AK Parti’yi tek başına iktidar yapmazsanız, bu sefer cezayı AK Parti’ye değil, kendinize verirsiniz. Dolar aldı başını gitti, Euro aldı başını gitti, işsizlik konusunda ciddi sıkıntılar geliyor. Yarın bu memleket ekonomisi koalisyonlara kalırsa, devletin ekonomisi azalırsa, bu sefer maaş bile alamayacak duruma geleceksiniz. Allah korusun, AK Parti tek başına iktidara gelmesin, bir de bakacağız ki Dolar 4 TL mi olmuş, 5 TL mi olmuş, artık dışarının vicdanına kalmış. Kendinizi düşünün bu sefer mutlaka bizi iktidar yapın” şeklinde konuştu.

  • Samsun Canik Belediye – Hatay Büyükşehir Belediyesi Maçının Ardından

    Samsun Canik Belediye Başantrenörü Mehmet Can Öztürk, Hatay Büyükşehir Belediyesi maçı sonrasında, “Kendi evimizde oynayacağımız tüm maçları kazanmaya çalışacağız” dedi.

    Mağlubiyet sonrası basın toplantısında konuşan Samsun Canik Belediye Başantrenörü Mehmet Can Öztürk, “Zorlu bir lig oynadığımızı konuşmuştuk. İlk yarıya istediğimiz gibi sert başlayamadık. İkinci yarıya bakarsanız kazanan biziz ama ilk yarı yediğimiz 50 sayı bizi ikinci yarı biraz daha zorladı. Rakip inanılmaz bir yüzde ile oynadı. Özellikle Anna’nın ilk yarı 19 sayı atması onlara biraz direnç sağladı. Biz de onların aksine çok boş atışlar kaçırdık. İlk yarı onun için fark oldu. İkinci yarı oyuncularım iyi mücadele etti. Kendi evimizde oynayacağımız tüm maçları kazanmaya çalışacağız. Tüm takımlar inanılmaz yatırımlar yaptı. Biz de en kısa sürede toparlanıp bu mağlubiyeti telafi etmeye çalışacağız” dedi

    “SAHAMIZDA BİR DAHA MAÇ KAYBETMEK İSTEMİYORUZ”

    Basın toplantısında konuşan Samsun Canik Belediye sporcusu Burcu Çiğil, “Tabii ki kendi evimizdeki ilk maçımızı kazanmak istiyorduk. İlk yarı biraz kötü başladık. İkinci yarı biraz toparlamaya çalıştık ama yetmedi. Rakip takımı tebrik ediyorum. Biz de hatalarımızı görüp önümüzdeki maçlarda bu hataları yapmak istemiyoruz. Sahamızda bir daha maç kaybetmek istemiyoruz” diye konuştu

  • Osmangazi Belediye Başkanı Dündar Çorba Dağıttı

    Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Ulucami’de sabah namazını kıldıktan sonra, vatandaşlara çorba ikram etti.

    Klasik belediyecilik hizmetlerinin dışında sosyal belediyecilik alanındaki çalışmalara da büyük önem veren Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, sabah namazı sonrası vatandaşlara çorba dağıttı. Ulucami’de kıldığı sabah namazının ardından AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Ali Yılmaz ile birlikte kazanın başına geçen Dündar, vatandaşlara çorba ikramında bulundu.

    Vatandaşlarla birlikte sabah namazını eda ettikten sonra hep birlikte sıcak bir çorba içmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Dündar, “Halkımızla her zaman birlikte oluyoruz ve her zaman da olmaya devam edeceğiz. Bugün burada vatandaşlarımızla bir tas çorbamızı paylaştık. Aynı zamanda uzun uzun sohbetler ettik” dedi.

    Vatandaşlar da çorba ikramı için Başkan Dündar’a teşekkür ederek çalışmalarının başarılarını diledi.

  • (Düzeltme) Dünyanın Dört Bir Yanından Gelen 44 Belediye Başkanı Uluslararası Diyalog Konferansında Buluştu

    Dünyanın 10 farklı ülkesinden 44 belediye başkanı Uluslararası Diyalog Konferası’nda bir araya geldi. Yerel yönetim sorunlarını fikir birliğiyle en aza indirmek için düzenlenen konferansa, Filistin’den bir belediye başkanı İsrail ambargosu nedeniyle katılamayarak yazılı mesaj gönderdi.

    Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “2’nci Türk-Alman Kardeş Şehirler Uluslararası Diyalog Konferansı” Çin’den İngiltere’ye, Kenya’dan Almanya’ya, İran’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne dünyanın değişik ülkelerinden 44 belediye başkanını buluşturdu.

    Konferansa Maltepe’nin kardeş belediyeleri olan Almanya’nın Hamburg-Altona Belediyesi, Çin’in Taizhou, İran’ın Nur Belediyesi başta olmak üzere, Almanya’nın Münih, Köln, Düsseldorf, Erlangen, Ulm, Celle, Düren, Worms, Krefeld, Coburg, Darmstadt ve Mosbach; İran’ın Tahran, İsfahan, Tebriz ve Royan; Avusturya’nın Graz, Angola’nın başkenti Luanda’nın De Belas ve İngiltere’nin başkenti Londra’nın Enfield belediyeleri, Kenya’nın Mombasa Valisi, Türkiye’nin değişik illerinden belediye başkanları ve milletvekilleri katıldı.

    “SORUNLARI ÇÖZEBİLMEK İÇİN YEREL YÖNETİMLER BİR ARAYA GELMELİ”

    Konferansta ilk olarak Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç konuşma yaptı. Konferans sonrası soruları cevaplayan Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, “Bu toplantıların ana amacı, başta Avrupa’da baş göstermeye başlayan yabancı düşmanlığı, ırkçılık çatışması, göçmenlere yönelik ve Türklere karşı olan saldırılara karşı yerel yönetimlerin iş birliği yapması gerektiğini düşünerek böyle bir işbirliği yapma gereksinimini gerekli görüyoruz. Hem Fransa’da bir karikatür dergisine yapılan saldırıyı, hem de komşumuz Suriyeli göçmenlerimizin Avrupa’ya dayanması nedeniyle yerel yönetimlerin artık bir araya gelme zorunluluğunun doğduğunu gördüğümüz için bu konferansı düzenledik” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN GÜLEN YÜZÜNÜ GÖSTERMEK İSTİYORUZ”

    Maltepe’de yılda bir defa dünyanın çeşitli yerlerinden belediye başkanlarını davet ettiklerini belirten Başkan Kılıç, “Burada Türkiye’nin bir başka fotoğrafını anlatmaya çalışıyoruz. Biz yerel yönetimler olarak ülkede yaşanan sorunu sadece Ankara’daki Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza atmıyoruz , biz de sorumluyuz. Çünkü Türkiye’nin sorunu bizim üzerimizden de yapılabilir. Türkiye’de ki olumsuz olaylardan dolayı gündemi değiştirmek istiyoruz. Ama bu fotoğrafın birde öbür tarafı var yani Türkiye’de bir algı yaratmamız gerekiyor. Olaylar nedeniyle, turistlerin gelmemesi, yatırımların yapılamaması söz konusu, bu yüzden Türkiye’nin gülen fotoğrafının artık kamuyla paylaşmanın zamanı geldiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “ANKARA SALDIRISI ALMANYA’DAKİ VATANDAŞLARI DA HUZURSUZ ETTİ”

    Münih eski belediye başkanı, Maltepe Belediyesi Fahri Danışmanı Christian Ude Başkan Kılıç’ın ardından konuşma yaptı. Ude, tüm dünyadaki göçmen problemine değinerek Ankara’daki terör saldırısına ilişkinde açıklamalarda bulundu. Ude, “Son zamanlarda Avrupa’ya çok sayıda mülteci geldi. Bu bizi büyük zorluklarla baş başa bıraktı. Ayrıca Ankara’daki patlama Almanya’daki vatandaşları gerçekten huzursuz etti. Münih’te benzer nitelikte bir saldırı 1970 yılında Münih Olimpiyatları Katliamı ve October Fest’te  gerçekleşmişti. Kurbanların korunması ve olayların faillerin ortaya çıkarılması için her şey yapılmalı. Her halükarda halklar arasındaki ilişkiler büyük bir sınavdan geçiyor. Kardeş şehirlerin mevcudiyeti tek başına bir unsur değil. Bizim köprüler inşa etmemiz gerekiyor, aramıza bariyer koymamız değil. Diyalog ve işbirliğini geliştirmeliyiz. Kardeş kentler düzeyinde neler yapılabilir onu göstermek istiyoruz. Siz de bu konferanstan bir takım fikirler ediniyorsanız görevimizi yerine getiriyoruz demektir” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE AB’YE GİRSEYDİ SURİYE’DEKİ OLAYLAR YAŞANMAYACAKTI”

    Konferansta daha sonra söz alan Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Christian Ude’nin Avrupa’da yaşanan göçmen sorununa dikkat çekmesini eleştirdi. Başkan Yaşar, “Demokrasinin en güzel tarafı uzlaşı kültürü. Komşularımızda yıllardır yaşanan olayları hep birlikte görüyoruz. Münih eski belediye başkanı Suriye’de olan olaylardan Avrupa’ya göç olduğunu söyledi. Doğrudur. İnsanları vatanında yaşayamaz hale getirirseniz sonuç böyle olur. Ancak 2 buçuk milyon göçmene Türkiye de sahip çıkılıyor. Bir Avrupa ülkesi olmamıza rağmen Avrupa Birliği’ne halen giremedik. Maalesef Almanya da bizim çok iyi ithalat yaptığımız bir ülke. Buna rağmen Almanya’nın, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesine şiddetle karşı çıkmasını bir türlü anlamıyorum. Bugün Türkiye Avrupa Birliği’ne girmiş olsaydı belki de Suriye’deki olaylar yaşanmayacaktı. Göçmen sorunu da ortaya çıkmayacaktı” şeklinde konuştu.

    FİLİSTİN AL BİRAH BELEDİYE BAŞKANI İSRAİL AMBARGOSU NEDENİYLE KATILAMADI

    Filistin Al-Birah Belediye başkanı Famzi Abed, İsrail ambargosu nedeniyle konferansa katılamadı. Filistin Konsolosluğu Filistin İstanbul Birinci Müsteşarı Abdulkerim Alkhatib konferansa katılarak  Abed’in yazılı mesajını katılımcılara okudu. Abed yazılı mesajında, “Vatandaşlarıma uygulanan bu problemden dolayı gelemedim. Burada yaşananlar bütün sivil hayatı etkilemekte şu anda. Umuyorum ki konferansta Filistin’in mevcut durumu ve karşı karşıya olduğu problemler de değerlendirilecektir. Filistin’in bugün hiç olmadığı kadar dünyanın desteğine ihtiyacı var. Bu yapılan saldırılar İsrail kibrinden kaynaklanmaktadır” dedi.

    “FİLİSTİN’DEKİ ÇOCUKLARIN DA BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAYA HAKKI VAR”

    İsrail’in bu saldırılarına Avrupa’nın ve Birleşmiş Milletler’in karşılık vermediğini yazılı mesajında belirten Abed, “Filistin barış ve güvenlik kelimelerinin anlamını yitirdiği bir ülke haline düşmüştür Filistin. Topraklarımız seneler öncesinde kaybedildi. Çocuklar güvenli bir şekilde okullarına gidemiyor. Sürekli olarak tedirginler. Filistin’deki çocuklarının da barış içerisinde yaşamaya hakkı var. Filistin’deki gençlerin parlak bir gelecek hayal etmeye hakları var. Bu vahşi saldırıları durduralım. Çok geç olmadan harekete geçelim. Umuyoruz ki bu konferansta Filistin meselesi masaya yatırılacak ve tartışmaya açılacaktır” ifadelerini kullandı.

    BAŞKANLAR ORTAK ÇALIŞMA GRUPLARINDA FİKİR ALIŞVERİŞİ YAPTI

    Konuşmalar ve sunumların ardından, belediye başkanları ülkelerinin adları bulunan kartlarla toplu fotoğraf çektirdi. Katılımcılar öğle yemeği arasının ardından ortak çalışma grupları oluşturarak, pratiğe dökülmüş kardeş şehir örnekleri, kültürel çalışmalar, ülkeler arası kültür ve eğitim alanlarında işbirliği, ekonomik noktalarda ortak çalışma fırsatları, inançlar arası diyalog, yabancı düşmanlığı, ırkçlık ve radikalizm, uluslarası göç ve göçmenlik sorunu ile entegrasyondaki mevcut engeller konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulundu.

    Yarın öğle saatlerine kadar devam edecek olan konferansın ardından katılımcılar kardeş şehir protokolleri imzalayacaklar.

  • Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, 156 Dairelik Rezidans Temelini Attı

    Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, 156 dairelik Al-Yousifi Rezidans temelini attı.

    Yıldırım İlçesi Yunus Emre Mahallesinde inşa edilen 12 bin 800 metrekare alana 156 daire ve 3 bin metrekare alana ticarethane yapılması planlanan Al-Yousifi Rezidans projesinin temelini Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali tarafından atıldı. Edebali, kalkınmanın en temel sektörlerinden bir tanesi inşaat sektörü olduğunu söyledi. Başkan Edebali, “Söz Konusu Yıldırım olunca inşaat sektörü bizim için daha önemli. Çünkü Yıldırım ilçemizin fiziki dönüşümü inşaat sektörünün aracılığı ile olacak. Onun için bizde bulunduğumuz her ortamda hem kamu kurumlarımızın, hem Çevre Şehircilik Bakanlığımızın kaynaklarını Yıldırım ilçemize aktarmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    Yıldırım Belediyesi olarak fiziki alanlar oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Edebali, “Kent meydanları, kültür merkezleri, büyük spor kompleksleri ve bölgesel tematik parklar yapacağız ki sektörü hem hareketlendirsin hem dönüşümü daha kolaylaştırsın. Ama kentsel dönüşümü ağırlıklı yapacak olan sektör özel sektördür. İnşaat sektörü içinde 3 bin 600 iş kalemi bulunduran sektör bunun içinde taşımacısı, seramikçisi, parkecisi, elektrikçisi ve daha birçok sektör istifade edecektir. Yıldırım ilçesi olarak inşaat sektörüne herkesten daha fazla ihtiyacımız var. Marmara bölgemiz 1. Derece deprem bölgesi olması dolayısı ile biz inşaat sektörünü her anlamda destekliyoruz. Bu projemizin de Yıldırım’a hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ayrıca yabancı sermaye iştirakiyle yapılan bu proje ile buradan konut alacak dış ülke vatandaşlarının Türkiye’ye sermaye getirecek olmaları büyük bir başarıdır” dedi.