Etiket: Bekliyorlar

  • Özışık “Ortadoğu’da bizi bekliyorlar”

    AK Parti Kaynaşlı Gençlik Kolları tarafından ilçede bir ilke imza atılarak gazeteci yazar Süleyman Özışık söyleşisi düzenlendi. Özışık, Kudüs’ün önemi ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü hakkında konuştu.

    Gazeteci –yazar Süleyman Özışık Kaynaşlılılarla biraraya gelerek Kudüs ve Türkiye’nin önemini anlattı. Kaynaşlı Halk Eğitim Merkezinde gerçekleştirilen konferansa AK Parti Düzce İl Başkan Yardımcıları Gökhan Sarıgül, Mustafa Gösterişli, Kaynaşlı İlçe Başkanı Saim Özkan, Belediye Başkanı Erol Bayraktar, il ve ilçe Kadın ve Gençlik Kolları Başkanları, Meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

    AK Parti Kaynaşlı Gençlik Kolları tarafından düzenlenen konferansta konuşan gazeteci-yazar Süleyman Özışık, “ Zulmün arşa dayandığı yerin adı Gazze’dir. Siz evinizden çıktığınızda başka bir ülkenin askeri tarafından aranıyor musunuz? Hayır. Kudüs işte böyle bir yer. İsrailli biri bir evin kapısını çaldığında ses gelmezse bu ev benim diyebiliyor. Dolayısıyla Kudüs’ün böyle bir anti demokratik ve zulüm dolu bir hali var” dedi.

    Mescid-i Aksa’nın kapısının yatsı namazından sonra kapandığına dikkat çeken Özışık, “ Mescid-i Aksa’nın kapısı sadece 15 Temmuz akşamı açılarak Türkiye için dua edildi. Mazlumların bize ihtiyacı var dediğimizde işte bundan bahsediyoruz. Ortadoğu’da, Kudüs’te Abdülhamit Han, Hz. Ömer ve Selahattin Eyyübi’nin dokunulmazlığı vardır. Bunlar korkularından dolayı, Recep Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlığı ise saygıdan dolayıdır” dedi.

    Gazeteci-Yazar Süleyman Özışık, Kudüs’te özellikle Türklere karşı İsrailin korku içinde olduğunu ve Flistinlilerin de saygı duyduğunu belirterek yaşadığı olayı aktardı. Cuma namazı sonrasında Mescid-i Aksa’nın önünde çay içtiğini kaydeden Özışık, “ 6-7 İsraili meydana gelerek yere bir örtü atıp namazımızla dalga geçmeye çalıştı. Ardından da içeri girmek istediler. Ancak cami önündeki İsrail askerleri onlara izin vermediler. Çünkü içerideki Türkler var dedi. Biz olmasak ayakkabılarıyla içeri girecekler ve Peygamberimize saygısızlık yapacaklardı. Sırf Türk olduğu için o saygısızlık yapılmadı. Bizi beklediklerini unutmayın” şeklinde konuştu.

    Sınır ötesi operasyonlara da değinen Özışık, Türkiye’nin son 20 yılda yaşadığı gelişim ile artık ABD, Avrupa ülkelerine kafa tutabildiğini kaydetti. Osmanlı ruhun fes takmak olmadığını da söyleyen Özışık, “ Türk bayrağının sancak görevi gördüğünü unutmayın. Sadece Tunus’ta 15 Temmuz akşamı 20 bin kişi Türk bayrakları protesto yaptı. Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi başka bir ülkede münferit olarak olsa bir daha ayağa kalkamazdı. Dolayısıyla bizim ülkemizi ne bölebilirler ne de çökertebilirler” diye konuştu.

    Konferansın sonunda gazeteci-yazar Süleyman Özışık’a hediye takdim edildi.

  • (Özel haber) 51 gündür çocuklarının ’anne-baba’ demesini bekliyorlar

    Kocaeli’de 51 gün önce bir otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan 7 yaşındaki Muhammet Yusuf, yaşam savaşı veriyor. Gözyaşları içinde çocuklarının ’anne ve baba’ demesini bekleyen ailesi, 51 gündür yoğun bakımın kapısında bekliyor.

    Özlem ve Halil Usanmaz çiftinin 7 yaşındaki oğulları Muhammet Yusuf’a Kocaeli’nin Darıca ilçesinde yoldan karşıdan karşıya geçmek isterken hızla gelen bir otomobil çarptı. Ağır yaralanan Muhammmet Yusuf Usanmaz, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Doktorların ’yaşamaz’ dediği Muhammet, hayata tutunarak 17 günlük yaşam savaşını kazandı. Ancak ardından geçen günler Muhammet ve ailesi için hiç kolay olmadı. Sadece gözlerini açan, ancak hiç tepki vermeyen Muhammet’i anne ve babası yoğun bakım ünitesinde, gözyaşları içinde seviyor. Muhammet Yusuf’u zor bir tedavi süreci beklerken, inşaat işçisi baba ve ev hanımı annesinin tek dilekleri ise çocuklarının iyileşerek tekrar ayağa kalkması.

    “Baba yüreği dayanmıyor”

    “Yaklaşık 50 gündür çocuğumu kucağıma alamadım, baba deyişini duyamadım” diyen Halil Usanmaz, “Gözünü açıp bize bakmasıyla yetiniyoruz. İlk 15 gün doktorlar Muhammed’in öleceğini söylediler, hiç umut vermediler. Ama yaşatan Allah yaşattı, çok şükür. Tek dileğim bunu yapanların karşılığını bulacağıdır. Çocuğuma çarpıp kaçan şahıs dışarıda hala. Tabii bir baba yüreği dayanmıyor. Ben 15 gün dışarıda, yoğun bakımın önünde sedyede yattım, 24 saat hiç ayrılmadım oradan 15 gün boyunca. Artık psikolojim bozuldu. Çünkü ölen insanlar götürülürken koşup bakmak zorunda kaldım, oğlumu mu götürüyorlar diye” dedi.

    “’Baba’ deyişini duyamıyorum”

    Yaşadıkları zorlu süreçte maddi ve manevi olarak ağır bir şekilde etkilendiklerini ifade eden Halil Usanmaz, “Ben Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuyu duyduğu zaman el atacağına inanıyorum. Çok kötü mağdur olduk. Benim maddi durumum belli. Ben inşaatlarda çalışarak geçimimi sağlıyorum. Ama bu durumda ne yapacağımı bilmiyorum. Çocuğum bitkisel hayatta gibi duruyor. Doktorlar ileri göremiyor, ne tepki vereceğini bilemiyorlar. Her ne kadar içime atsam da benim içim parçalanıyor. Bir ‘baba’ deyişini duyamıyorum. Gece gündüz, çalıştım. Boğazlarından helal lokma geçirmek için hep koşturdum. Ama Cenabı Hak, bizi böyle bir şey ile karşılaştırdı. Allah bu şerrin altından hakkıyla kalkmayı nasip etsin bize” diye konuştu.

    “Tek dileğim, çocuğumu iyi bir doktora götürüp tekrar ayağa kalkmasını sağlamak”

    Tek dileklerinin çocuklarının tekrar ayağa kalkması olduğunu söyleyen Halil Usanmaz, “Ben aç kalsam da hiç önemli değil. Ben 15 gün boyunca yemek yiyemedim. Yoğun bakım kapısından ayrılamadım. Ben kendim ve eşim için hiç kimseden bir kuruş para talep etmiyorum. Tek dileğim, şu yedi yaşındaki çocuğumu iyi bir doktora götürüp tekrar ayağa kalkmasını sağlamak, Muhammed’in ummedine katmaktır. Benim başka hiçbir dileğim yok Allah’tan. Ben devlet büyüklerimizin sırtını dönüp göz yummayacaklarını çok iyi biliyorum” ifadelerine yer verdi.

    “Bir anne, bir baba bunu nasıl kaldırır”

    Çocuğuna çarparak olay yerinden kaçan şahsın ve ailesinin hiçbir şey olmamış gibi davranmalarının kendilerini daha da üzdüğünü dile getiren baba Usanmaz, “Ben de araç kullanıyorum. Yoldan geçerken bir kedi, bir hayvana bile çarpsam vicdan azabı çekerim. Benim çocuğum onca gündür burada ölümle pençeleşirken bir gün arayıp sormadı. Bir gün çıksın annesi gelsin, babası gelsin. Bizim büyüklerimize saygısızlık edecek halimiz yok, el kaldıracak halimiz de yok. Bir hayvana bile çarpsa hayvan hakları dernekleri pankartları alıp sokaklara çıkar, o da candır. Burada da benim 7 yaşına kadar baktığım çocuğum var, bir gün arayıp sormadılar. Onun da çocuğu olacakmış. Bir anne, bir baba bunu nasıl kaldırır, vicdanları nasıl el verecek ve yataklarına girip nasıl huzurlu uyuyacaklar. Ben bir insan olarak anlamıyorum” şeklinde konuştu.

    “Bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir insanlık”

    Oğluna arabanın çapma anını ve sonrasında yaşadıkları zorlukları anlatan anne Özlem Usanmaz, “Hastaydı okula göndermedim, sağlık ocağına götürdüm. Konuşa konuşa, sohbet ede ede giderken, hadi karşıya geçiyoruz, dedim. Fakat, dalgındım ben o esnada. Kızımın puseti ile karşıya geçerken oğlumun olmadığını fark edince bir irkilmeyle arkama döndüm. Önümüzden iki araç geçiyordu o sırada. ‘Çocuğa geçme’ diye el işareti yaptım. O an gelen arabanın süratini fark ettim. Elimi kaldırmasıyla çarpması bir oldu. Çarpınca ben hemen oğlumun üzerine kapandım, dua ettim Allah’a. Gözlerini kapattı o an. Karşıdan gelen bir abi hemen aracının kapısını açtı, bize hastaneye gitmemizde yardımcı oldu. Küçük kızımı orada bıraktım. Birinin derdine düşüp birini bıraktım. Aracın plakasını alıp, karakola giderek şikayetçi olduk. Çocuğuma çarpan adam adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış. Nezaretten çıktıktan bir saat sonra sosyal medya hesabından hanımı ile fotoğraf paylaşmış. Bir ay sonra hanımı ile çok mutlu, pozlar verebiliyor. Bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir insanlık” dedi.

    “Benim çocuğum kışın gelmesini çok istiyordu, kış geldi ama hala oğlum kalkmıyor”

    Yaklaşık 50 gündür çocuklarını yoğun bakım camının arasında sevdiklerini ifade eden Anne Usanmaz, “Benim çocuğum 23 gün komada kaldı, 50 gündür de burada yatıyor. Hala durumu, akıbeti ne olacak belli değil. Sadece gözlerini açıyor. Bana anne demesini özledim. Benim çocuğum kışın gelmesini çok istiyordu. Kış geldi ama hala oğlum kalkmıyor, kar yağacak oğlum hala yatakta. Bu çok zor bir şey. Tarif edilemez bu duygu, Allah kimseye vermesin. Karşı tarafın da vicdanını ben Allah’a bıraktım. Vicdan olsa bizi orada bırakmazdı. Arardı, ’Haksızım ya da haklıyım, bilerek ya da bilmeyerek böyle bir suçu işledim” derdi, ama hiçbir şekilde umursamadı. Ya bir hayvana vurduğunuzda dahi vicdanınız sızlar. Onda o vicdan yoktu” şeklinde konuştu.

    “Artık ağlamaktan gözyaşlarımız kurudu”

    Muhammet’in kız kardeşinin de zeka geriliği ve epilepsi hastalığı ile mücadele ettiğini ifade eden anne Usanmaz, “Bizim ağlamadığımız saat mi var. Her gün her saat, her vakit ağlıyoruz. Artık ağlamaktan gözyaşlarımız kurudu. Benim dışarıda 10 aylık bir bebeğim mağdur, benim 9 yaşındaki epilepsi hastası çocuğum mağdur, yatakta yatan çocuğum mağdur. Hız limitinin 30 olması gereken fabrika çıkış kapısı, okul yönü olmasına rağmen adam 100-120 kilometre sürat ile gidiyor. Frene bile basmıyor, korna bile çalmıyor. Bu kadar duyarsızlığın olmaması bir yana, arayıp sormaması da ayrı bir yana” ifadelerine yer verdi.

    “Hastamız uzun süredir oksijensiz kaldığı için sağlık durumu istediğimiz düzeyde değil”

    Muhammet Yusuf Usanmaz’ın sağlık durumu hakkında bilgi veren Doç. Dr. Mustafa Güneş, “Çocuk yoğun bakımımızda. Hasta yaklaşık 51 gündür ciddi manada tedavi almaktadır. Hasta şu anda beyin kanamasının ve oksijensiz kalmadan dolayı sık sık nöbetleri olmaktadır. Bu manada da gerekli tedbirler alınmaktadır. Hastamızın şu andaki durumunu soracak olursanız; hastamız pek dediğimiz karın duvarından mideye bir tüp konularak beslenme yoluna gidilmiştir. Hastamız uzun süredir oksijensiz kaldığı için sağlık durumu istediğimiz düzeyde değil. Hastamız muhtemelen bu süreçten sonra eve gönderilecektir. Palyatif tedavi uygulanacaktır” açıklamasında bulundu.

    “Hekimlerimiz canı gönülden destek vermişlerdir”

    Olaya biraz da sosyal açılardan bakmak gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Güneş “Bir anne olarak, bir baba olarak bakmak, onların duygularını yaşayarak konuşmak gerek. Empati yapmak gerekiyor. Gerçekten kolay bir şey değil. Siz canınız, ciğeriniz saydığınız çocuğunuzu her gün pencerenin arkasından seyrediyorsunuz. O duyguları yaşıyorsunuz, sıkıntıları yaşıyorsunuz. Allah sabırlar versin. Bu manada bizim çocuk servisindeki hekimlerimiz, özellikle yoğun bakımdan sorumlu hekimimiz Kezban Hanım, çocuk için canı gönülden destek vermiştir. Aslında buradaki hekimlerimiz o çocuğa dokunurken bir şefkatle, kendi öz çocuğuymuş gibi yaklaşıyor. Çocuğu için ne yapması gerekiyorsa veya bir yeğenine, bir yakınına ne yapması gerekiyorsa o ciddiyetle, o şuurla, o duygularla bu çocuğumuza da tedavisini uygulamıştır” dedi.

    Muhammet’in hastaneden taburcu olması durumunda ise evde yine makineye bağlı olarak yaşama ihtimalinin olduğunu ifade eden doktorlar bu konuda aileye destek verilmesi gerektiğini de belirtti. Taburcu olmasının ardından bir çok masraf ile karşı karşıya kalacak aile kendilerine uzatılacak bir yardım elini bekliyor.

  • Muşlular Başbakan Yıldırım’ı bekliyorlar

    MUŞ (İHA) – Muşlular, iki saat öncesinden miting alanını doldurarak Başbakan Binali Yıldırım’ı beklemeye başladı.

    Başbakan Binali Yıldırım, Bingöl’deki mitinginden sonra Muş’ta da 15.30’da Belediye Meydanı’nda halka hitap edecek. Muşlular, ellerinde Türk bayrakları ile meydanı doldururken, güvenlik güçleri tarafından da sıkı şekilde arama noktaları oluşturuldu.

    “Koalisyonlara son vermek için aydınlık yarınlar ve güçlü bir Türkiye için kararımız evet”, “İstikrar ve geleceğimize yeni anayasa ve yeni Türkiye’de biz de varız demek için kararımız evet” diye pankartlar açan Muşlular, coşkulu bir şekilde Başbakan Binali Yıldırım’ı bekliyorlar.

  • Yeni yasanın çıkmasını, babalarının yolunu dört gözle bekliyorlar

    2005 yılında 14 yaşında olan Esma Bayramiç ile evlenen Alpay Bayramiç (28) hakkında küçük yaşta evlilikten açılan davada 2012 yılında karar çıkmış, Bayramiç 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Esma Bayramiç ve 3 çocuğu, yeni yasanın çıkmasını ve babalarının özgürlüğüne kavuşmasını dört gözle bekliyor. Daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşen anne Esra Bayramiç, “Bu yasa bizim gibiler için uygulansın. Gerçek suçlular içeride yatsın” dedi.

    Çanakkale’nin Biga ilçesinde yaşayan Esma Bayramiç, 2005 yılında 15 yaşındayken kendisinden 3 yaş büyük olan Alpay Bayramiç’e aşık oldu. Genç çift, aileleriyle konuşarak evlenmek istediklerini söyledi. Alpay Bayramiç’in ailesi Esma’yı istemeye gitti. Genç kızın ailesi, yaşı küçük olduğu için evliliğe izin vermedi ancak Esma sevdiği gence kaçtı. Alpay Bayramiç, yaşı küçük olduğu için resmi nikah kıyamadığı Esma’yla dini nikahla evlendi. Bir süre sonra hamile kalan Esma, doğum için hastaneye gitti. Yaşı küçük olduğu için doktor durumu polise bildirdi. Alpay Bayramiç hakkında işlem başlatıldı. 15 yaşında anne olan Esma, yaşı dolar dolmaz Alpay ile resmi nikah kıydı. Aradan geçen yıllar içinde çiftin 2 çocuğu daha oldu. 3 çocukla mutlu bir birliktelikleri olan çift, haklarında açılan kamu davasının sonuçlanmasıyla şaşkına döndü. Mahkeme, Alpay Bayramiç’e 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Yapılan itiraza rağmen Yargıtay da cezayı onayladı. Genç adam, cezaevine girdi.

    2015 yılında düzenlenen 14 Mart Romanlar Günü töreni için Çanakkale’ye gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ÇTSO’da Romanlara hitap etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması esnasında ayağa kalkan Esma Bayramiç, “Sayın Cumhurbaşkanım. Ben de Roman’ım. Hem de has Roman’ım. Bizim erkeklerimiz erken yaşta evlenir. Ben de eşimle erken yaşta evlendim. Ancak eşim bu nedenle cezaevine konuldu. 3 çocuğumla ortada kaldım” demişti. Esma’yı ve 3 çocuğunu yanına çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin valisi Ahmet Çınar’a konuyla ilgilenmesi için talimat vermişti. Ardından Efkan, Hamza ve Nurcan adlı 3 çocuk sahneye çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elini öptü.

    Yeni yasa umut ışığı oldu

    Meclise gelen yeni düzenleme, Esma ve 3 çocuğu için de umut ışığı oldu. Yeni düzenlemeyi desteklediğini söyleyen Esma Bayramiç, “Benim nikahım var. Severek evlendim. Hiç kimsenin zoru altında kalmadım. Ben artık eşimin bu durumdan kurtulmasını istiyorum. Zor durumdayım, çocuklarım zor durumda. Eşimin kendisi de zor durumda. Suçsuz yere yattığı için psikolojisi bozuk. Artık çıkmasını istiyorum” dedi.

    Bu yasanın, gerçek suçlular için değil de kendi durumunda olanlar için uygulanması gerektiğini de söyleyen Bayramiç, “Benim durumumda olanlar için bu yasanın onaylanmasını istiyorum. Ama tabi ki gerçek suçlu olanlar yatsın. Onların çıkarılmasına hiçbir zaman razı değilim. Ama bizim gibi olanlar, severek, kaçarak evlenenler, nikahı olanlar, çoluğu çocuğu olanların çıkarılmasını istiyorum. Buradan devlet büyüklerine sesleniyorum” diye konuştu.

  • Başbakan’ın ’Körfez Projesi’ne ilk kazmayı vurmak için işaret bekliyorlar

    İnciraltı toprak sahipleri, Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir’in iki yakasını birleştiren projesi olan ’İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin 2017 yılında başlayacak olmasını sevinçle karşıladı. Toprak sahipleri ilk kazmayı vurmak için Başbakan Yıldırım’dan işaret bekliyor.

    İzmir’in iki yakasını birleştirecek olan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı döneminde İzmir için hazırladığı mega projelerden olan İzmir Körfez Geçiş Projesi için ilk kazmayı İnciraltı 2. Nesil Toprak Sahipleri 1 Ocak 2017’de vurmak istiyor.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın son İzmir ziyaretinde, 2017 yılında yeni bir süreçle İzmir’in ekonomik anlamda İstanbul’dan sonra Türkiye ikinciliğini yakalayacağını müjdelemesini önemli gördüklerini dile getiren İnciraltı 2. Nesli Toprak Sahipleri Platformu Başkanı Tayfun Karabulut, “İkinci kez EXPO adayı olup dünyanın tanıdığı, şehrin içerisinde, havalimanına 22 kilometre uzaklıkta, altında termal kaynağı olan, bir tarafı orman diğer tarafı deniz, marinası bulunan İzmir Körfez Geçiş Projesi ‘İzkaray’ ile taçlanacak toprağın sahipleri olarak, ‘Yıldırım’ düzeyinde teşviklerle, İzmir’in istihdamına ve ekonomisine faydalı olacak her projenin ve planın yanında olacağız. Gökdelen veya yüksek katlı bina arsalarının daha kazançlı olacağı düşüncesi, İnciraltı’na uygulanacak hem değerli hem de çevreci ve İzmir ekonomisinin sıçrama yapacağı planla değişecek, ülkemize örnek model olacaktır” diye konuştu.

    Ülke ekonomisine büyük katkı

    İnciraltı’nda kent ormanı dışında kalan 5 milyon metrekare alanın çevreye duyarlı ve sağlık turizmine yönelik planlamasının ülke ekonomisine büyük katkı sunacağını ifade eden Karabulut, “Tek isteğimiz Anayasal haklarımızın korunarak, doğru bir yaklaşımla sadece bize değil İzmir’imize de faydalı olacak bir planın hayata geçirilmesidir. İnciraltı konusuna ve İzmir’e hakim olan Başbakanımızı Sayın Binali Yıldırım’ın uzlaşmacı yapısı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu’nun çözüm iradesi ile planlama sürecinin bu yıl sonuna kadar çözüleceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    İlk kazma 1 Ocak 2017’de

    İnciraltı’na İzmir ekonomisine kazandırılması hakkında AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın kendilerinin dinleyip çözüm için Başkan Kocaoğlu ile bir araya gelerek uzlaşma zemini arama çabalarından dolayı, memnun olduklarını ve kendisine teşekkür ettiklerini dile getiren Karabulut, şöyle devam etti:

    “Biz İzmirliler hizmette sabırsızız. İnciraltı toprak sahipleri olarak da ayrıca sabır taşımızın çatlamaya başladığında, İzkaray İnciraltı Şantiyesi’nin ilk kazmasını 1 Ocak 2017’de vurmak, bitiş tarihini de ‘Yıldırım’ istiyoruz. Bunun için İzmirli Başbakanımız Binali Yıldırım’dan işaret bekliyoruz. Bugün ilk kazmayı vurmak için İnciraltı Toprak Sahipleri hazır, İzmir hazır. Gözümüz, kulağımız İzmirli Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’dadır.”