Etiket: Bekleyişi

  • Dükkânlarını açan esnafın boş bekleyişi

    Dükkânlarını açan esnafın boş bekleyişi

    Bugün Korona virüs tedbirleri kapsamasında ülke genelinde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının 1’inci gününde, genellikle her yer kapalıyken, etrafında ikamet edenlere hizmet etmek amacıyla kepenklerini açan esnaf müşterisiz zaman geçiriyor.

    Ülke genelinde sokağa çıkma kısıtlaması dün akşam 21.00’dan itibaren başladı. Yasak süreci devam ederken, vatandaşlara hizmet etmek amacıyla yapılan paket servislerinin yanı sıra etrafındaki müşterilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için bazı esnaf grubu sabah 10.00 ila akşam 17.00’e kadar açık olacak. Ancak yasak sürecinde yeterli müşteri gelmeyeceğini değerlendiren esnafın çoğunluğu dükkânlarını açmadı. Diğer yandan kenar mahallerle birlikte Eskişehir çarşı merkezinde bulunan bazı esnaf günlük kazanç düşüncesiyle kepenklerini açtılar. Ama sabah 10.00’dan itibaren dükkanlarını açan esnaf, öğlene kadar henüz pek kimsenin gelmediği ifade ederek boş bekleyişte olduklarını ifade etti.

    “Müşteriye karşı sorumluğu hissederek açtık, ama kimse gelmedi”

    Eskişehir Taşbaşı’nda temel gıda ürünlerini satan Recai Polat ve dükkânında çalışan diğer 2 kişi ile toplam 3 kişi sabah 10.00’dan dükkânını açtı. Ancak henüz kimse gelmediği ifade eden ve böyle devam etmesi haline haftaya dükkanını açmamayı düşündüğünü anlatan Recai Polat, “Etrafta olan vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına sabah dükkanı açtık. Ama şuanda gelen giden yok. Daha önceki yasaklarda da bu şekilde açtığımızda tek tük gelen giden oluyordu. Bugün o da olmalı henüz. Neden açtık? İşte yıllardır müşterilere hizmet veriyoruz. Bundan bir sorumluluğumuz doğdu. Hiç kimse açmazsa onlar çok acil bir durumda nereye gideceklerini düşünerek açtık. Bunun yanı sıra lokantalarda paket servisi yapılıyor. Dolaysıyla onların bizden alacakları oluyor. Ama bu durum günün gelir gideri karşılar mı? Karşılamaz. Şuanda 3 kişi çalışıyoruz. Tabi ki harcamalarımız karşılanmayacaktır. Ama yine de müşteriler için durmak zorundayız. Ancak gün içinde hiç kimse gelmezse demek ki onların da ihtiyaçları yok. O zaman artık haftaya da açmayız” şeklinde konuştu.

    “8 kişi çalışıyoruz, gelen müşteri sayısı 9”

    Balıkçı Erkan Arslanbenzer de, toplam 8 çalışanı ile sabah tezgâhını açtığı belirtirken şimdiye kadar sadece 9 müşteri geldiği dile getirdi. Arslanbenzer, “Taze balıklarını paket servisiyle müşterilere ulaştığımız için, mecburen az da olsa açmak zorundayız. Yanında lokantalar var. Onlar da paket servisi yapıyorlar. Dolaysıyla onlardan da gelen siparişleri karşılamak zorundayız. Ayrıca sürekli gelen, arayıp sipariş veren müşterilerimiz var. Onlar aradığı zaman ‘kapalıyız’ diyemeyiz, bir kişi de gelse mecburen açacağız. Şimdiye kadar 9 kişi geldi. Ancak balık temizleme, paketleme, tezgâh başında falan toplam 8 çalışıyoruz. Giderimizi karşılanmayacak. Ama müşteri memnuniyeti için buradayız” diye anlattı.

    İş sevdası için dükkânını açtı

    2 Eylül Caddesi üzerinde baharat dükkânını bulunan İsmet Akküt, ise her gün gibi çalışma sevdası için dükkanını, açtığı ancak her hangi bir müşteri gelmediği ifade etti. İsmet Akküt, “Saat 10.00 gibi açtım. Daha gelen giden olmadı. Sattıklarımız temel baharat ürünleri. Lokantalar ve yanındaki vatandaşlar gelip alır diye bekliyorduk. Ama onlar da gelmedi henüz. Bir anlamda her gün açıyoruz. Dolaysıyla iş sevdası da var. Müşteri gelip boş gitmesin diye o da var. Bugün açtık ve saat 17.00’e kadar duracağız dükkânda. Ama bu şeklide devam etse haftaya açmayız” dedi.

    “Belki 17.00’den erken kapatıp gideceğiz”

    Helva satıcısı Ömer Koksal ise henüz müşteri gelmediğini, dükkânların kapanma saati olan saat 17.00’den önce kapatıp eve gitmeyi planlıyor. Ömer Koksal, “Saat sabah 10.00’da açtık. Daha henüz gelen giden yok. Saat da şuan öğlen oldu. Helva ve temel gıda ürünleri sattığımız için açtık. Zaten işler durgun. Ondan dolayı açtık, belki bugün satarız diye. Bizde paket servisi de olmadığı için her hangi bir satış olmadı. Haftaya ne yapacağımız konusunda ben çalışan olduğum için bir karar veremem, ama sanmıyorum açılacağını. Bugün de böyle beklemeyiz. Belki 17.00’den önce kapatıp evimize gideriz” diye belirtti.

  • Hastane ihmali iddiasıyla yaşam savaşı veren Ege’nin ailesinin umutlu bekleyişi sürüyor

    İzmir’in Torbalı ilçesinde göz ameliyatı olmak için gittiği hastanede oksijen yerine azot verildiği iddia edilen Ege Avcı’nın yaşam savaşı sürüyor. Acılı aile acil servisten bir dakika bile ayrılamazken, minik çocuğun iyileşmesi için umutlu bekleyiş sürüyor.

    İddiaya göre Ege Avcı (5), geçtiğimiz pazartesi günü şaşılık ameliyatı olmak için Torbalı Devlet Hastanesi’ne gitmiş, ameliyatta minik çocuğa oksijen yerine azot verilmişti. Ege Avcı, Ege Üniversitesi Hastanesine sevk edilirken, ailesi de çocuklarından gelecek güzel haberleri almak için acil servis ünitesinden bir dakika bile ayrılmıyor. Göz ameliyatında doktorların ameliyathaneden erken çıkmasıyla ters giden bir şeylerin olduğunu anladığını söyleyen anne İpek Yeşilçam, “Ameliyatın bir buçuk saat süreceğini söylemişlerdi. Yaklaşık 50 dakika sonra doktorlar üzgün bir şekilde ameliyathaneden çıktılar. Ben de ters giden bir şeylerin olduğunu anladım. Bize oğlumun ameliyatta kalbinin durduğunu ancak çalıştırdıklarını söylediler. Sonrasında çocuğum Ege Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi” dedi.

    Yaşanan olayın peşini bırakmayacaklarını belirten Karaçam, “Bu ihmalin peşindeyiz. Bugün benim çocuğumun başına gelmiş olabilir ama başka çocukların başına gelmesin. Gereken neyse yapılacak” diye konuştu.

    “Hastane ihmali kabul etti”

    Torbalı Devlet Hastanesi yetkililerinin kendilerine telefonla durumu ilettiğini söyleyen Yeşilçam, “İlk başta ne olduğunu anlamadık. Dün bizi telefonla arayıp olayın açığa çıktığını söylediler. Çocuğumun sağlıklı olduğunu ancak teknik bir arızadan kaynaklı sorunun olduğunu ilettiler. Torbalı Devlet Hastanesi Başhekimi, göz ameliyatını yapacak olan doktor ve hastane müdürü yanımıza geldi. Üzgün olduklarını ve ihmalin peşini bırakmayacaklarını söylediler. Oğluma anestezi sırasında oksijen yerine azot vermişler. Hastane ihmalini kabul ediyor. Azot ve oksijen kabloları ters bağlanmış. Sabah ilk ameliyat benim çocuğum olduğu için bize denk geldi. Başka bir ameliyat olsaydı başka birine denk gelecekti” ifadelerini kullandı.

    Yarın kritik gün

    Minik Ege’nin durumunun kritik olduğunu belirten acılı anne herkesten dua istedi ve ekledi:

    “Beyin oksijeniz kaldığı için ödem yapmış. İlk iki gün doktorlar çok umutlu konuşmadılar. Ödemden kaynaklı nöbetler geçiriyor. Bugün saat 15.00’e kadar hiç nöbet geçirmemiş ve bu olumlu bir gelişmeymiş. Yarın uyandırmayı deneyecekler. İnşallah yarın daha güzel haberler alırız. Anaokulundan arkadaşları da öğretmenlerine Ege’yi soruyormuş. Küçücük çocuklar bile Ege’ye dua ediyor. Herkesten dua bekliyoruz.”

    Ege Avcı’nın dedesi İlhan Avcı da olayın takipçisi olacaklarını belirtti. Acılı dede, “3 gündür burada yatıp burada kalkıyoruz. Yoğun bakımda olduğu için torunumu göremiyorum. Çocuğumuz yaşam savaşı veriyor. Ben 65 yaşından sonra dede oldum. Benim torunum herkesten değerli. İhmalde payı olan herkesten hesap soracağız” şeklinde konuştu.

  • İntihar eden dans şampiyonunun arkadaşlarının hüzünlü bekleyişi

    Adana’da bir dans programına katıldıktan sonra 4. kattan atlayarak intihar ettiği ileri sürülen dans şampiyonu Cem Demir’in cenazesini Bodrum’dan gelecek olan babasının alacağı öğrenildi. Gencin arkadaşları da Adli Tıp önünde beklemeye devam ediyor.

    Alınan bilgiye göre, saat 06.00 sıralarında Çukurova ilçesi Mahfesığmaz Mahallesi Damar Arıkoğlu Bulvarı’ndaki bir apartmanın 4’üncü katından beton zemine düşen ve daha sonra “Babama iyi bakın, hala ondan harçlık alarak yaşıyorum” diyerek intihar ettiği ortaya çıkan Türkiye Salsa Şampiyonası’nı 4 kez kazanan, ABD’deki Dünya Latin Dansları Şampiyonası’nda üçüncü olan Cem Demir’in Adana Adli Tıp Kurumundaki otopsisi tamamlandı. Demir’in arkadaşları Adli Tıp önünde hüzünlü bekleyişlerini sürdürüyor. Demir’in cenazesi, Bodrum’dan uçakla gelecek olan babasına teslim edilecek.

  • Makinesiz nefes alamayan İday’ın umutsuz bekleyişi

    Mersin’de yaşayan Ayşe ve İdris Ayaz çiftinin 14 aylık bebeği İday, görenleri duygulandırıyor. 4 aylıkken Spinal Müsküler Atrofi’nin (SMA) nadir görülen smard1 hastalığına yakalanan minik İday, makineye bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ayaz ailesi, Türkiye’de sadece 3 kişide bulunan hastalığın araştırılmasıyla ilgili yetkililerden yardım bekliyor.

    Mersin’in merkez Toroslar ilçesinde yaşayan Ayşe ve İdris Ayaz çiftinin, 2017 yılında İday isminde bir kız çocukları dünyaya geldi. Erken doğumla dünyaya gelen İday, 1 kilo 180 gram doğduğu için 64 gün kuvözde kaldı. Ardından kilosuna ve sağlığına kavuşan İday, kuvözden çıkartılarak eve getirildi. İlk aylarda hiçbir sorunu olmayan İday, 4 ayda SMA’nın nadir görülen smard1 hastalığına yakalandı. O günden beri kendi başına nefes alamayan İday, makineye bağlanarak, yaşam mücadelesi vermeye başladı. Minik İday’ın durumunu görenler duygulanırken, Ayaz ailesi kızlarının hastalığının araştırılmasıyla ilgili yetkililerden yardım bekliyor.

    “Türkiye’de İday ile birlikte 3 kişide bu denkte bir hastalık var”

    Kızının durumuyla ilgili İHA muhabirine konuşan anne Ayşe Ayaz, 2 yıldır evli olduğunu ve İday isimli bir kız çocuklarının olduğunu söyledi. Kızının smard1 hastası olduğunu kaydeden Ayaz, “Yani kızım kas hastası. Bu da dünyada çok nadir görülen bir hastalık. Kızım şu anda 1 yaşında. Kızımın hastalığı 4 aylıkken başladı. Ancak teşhisi yeni konuldu. Uzun bir süre Mersin’de hastanede yoğun bakımda yattık. Burada teşhisi bulunmayınca buradaki doktorumuzu bizi Ankara’ya Hacettepe Üniversitesi’ne yolladı. Orada 30 gün kaldık. Orada genetik testlerimiz yapıldı, tahlillerimiz yapıldı ve kızımızın ‘smard1’ kas hastası olduğu ortaya çıktı. Dünyada birçok kas hastası var ama İday’ınki çok nadir görülen bir kas hastası. SMA’nın çok ağır bir dalı ve çok nadir görülen bir tipi. Türkiye’de İday ile birlikte 3 kişide bu denkte bir hastalık var” diye konuştu.

    “Birkaç saat bile makineden ayrı kalması bizim için büyük bir mutluluk olur”

    Bu hastaların bakımlarının zor olduğunu kaydeden Ayaz, “Eve geldiğimizden beri rutin bakımları var. 3 saatte bir mama saatleri var. Her 3 saatte bir boğazının temizliği var. Ayrıca özel bakımları var. Böyle bir sürü bakımları var. Bizim devlet büyüklerimizden bir istediğimiz var. Kızımın ilacı, tedavisi yok diye eve yollandı. Biz eve yollanmak istemedik. Çünkü eve yollanması demek yani ölüme terk edilmesi gibi bir şey oldu bizim için. Çünkü İday’ın hastalığının tam olarak araştırılmasını istiyoruz. Birde bizim araştırmalarımıza göre İday gibi hastalarda diyafram felci oluyor ve o yüzden makineye bağlanıyor. Diyafram felçliğinde de diyafram pili takıyorlar ve İday gibi smard hastalığı olan bir çocuk bu pil sayesinde birkaç saat makineden ayrı kalabiliyor. Biz de aynı şekilde kızımıza diyafram pili takılmasını istiyorum. Bu pil de her yerde takılmıyormuş. Bu pili SGK karşılıyormuş ama hemen karşılamıyormuş. Bunun için destek bekliyoruz. İday’a diyafram pilinin takılmasını istiyorum. En azından komple makineden ayrılamazsa bile birkaç saat makineden ayrı kalması bile bizim için büyük bir mutluluk olur” ifadelerini kullandı.

    “Kızım bir dakika bile makineden ayrı kalsa nefesi kesiliyor”

    Baba İdris Ayaz ise kızlarının nadir görülen smard1 hastası olduğunu dile getirdi. Bu hastalığın araştırılmasını isteyen Ayaz, “Yetkililerden yardım bekliyoruz. Birde artık makinelerin parçalarına ve temizlik malzemelerine bütçemiz yetmiyor. Bununla ilgili de destek istiyoruz. Kızımız böyle olduğundan beridir çalışamıyorum. 2 kişi ancak bakabiliyoruz. Gece hiç uykumuz yok. Bir dakika bile kızım makineden ayrıldığında nefesi kesiliyor. Bundan dolayı da uyuyamıyoruz. Sürekli nöbetleşe nöbetleşe uyuyabiliyoruz. Bizim araştırmalarımıza göre Amerika’da şu anda bu hastalığın tedavisiyle ilgili bir çalışma yürütülüyormuş. İnşallah bulunur” dedi.

  • Angus yüklü geminin bekleyişi sürüyor

    Ekim ayı başında 5 bin 391 büyükbaş hayvanla İzmir Alsancak Limanı’na yanaşan ve yasal prosedürlerinin tamamlanamaması nedeniyle hayvanları indiremeden limandan ayrılarak İskenderun Körfezi’ne demir atan ’Julia Ak’ isimli gemi bekleyişini sürdürüyor.

    Brezilya’dan yola çıkan ve çeşitli ülkelerden ithal edilen 5 bin 391 büyükbaş hayvan taşıyan gemi, 2 Ekim’de İzmir Alsancak Limanı’na yanaştı. 106 metre uzunluğunda olan ’Julia AK’ isimli gemide, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Güney Amerika ülkelerinden ithal edilen angus cinsi sığırların olduğu belirtildi.

    Arsuz’un Konacık açıklarında demirleyen gemide hayvanların yem stokunun bitmesi üzerine yaklaşık 50 ton yem gemiye gönderildi. Hatay Valiliği ve İskenderun ilçe Kaymakamlığı koordinasyonunda, Sahil Güvenlik ekipleri tarafından da geminin takibi sürüyor.

    AK Parti Hatay Milletvekili Abdülkadir Özel, konuyla ilgili bakanlıkla yaptığı görüşmeler sonucunda, geminin İskenderun Körfezi’ne alınmayacağını ve hayvanların İskenderun Limanı’ndan tahliye edilmeyeceğini belirtti.