Etiket: Beklentisi

  • Gülde 8 Bin Ton Rekolte Beklentisi

    ISPARTA (İHA) – Gülbirlik Genel Müdürü Hasan Çelik, gülde 2016 yılında 8 bin ton civarında rekolte bekledikleri söyledi. Çelik, gül çiçeğinde kilo başına devletten destek verilmesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına resmi olarak başvuru yapıldığını belirtti.

    Dünya gül üretiminin yüzde 65’ini tek başına karşılayan Isparta’da Mayıs ayının ilk haftasında başlayacak olan 2016 yılı gül çiçeği sezonuna hazır olduklarını dile getiren Çelik, hasat döneminin yaklaşık 45-50 gün süreceğini belirtti.

    Hava şartlarının uygun gitmesi halinde 7 bin 500- 8 bin ton civarında rekolte beklediklerini ifade eden Çelik, “2016 yılı gül çiçeği sezonunun bu yıl Mayıs ayı ilk haftasında başlamasını bekliyoruz. Tesis ve fabrikalarımız Nisan ayı içerisinde sezon için hazır hale getirilmiştir. Yaklaşık 45-50 gün gül çiçeği hasat dönemi sürmektedir. Bu hasat süresi iklim şartlarına göre değişebilir. Bu yıl Isparta’da hava şartlarının uygun gitmesi halinde 7 bin 500 – 8 bin ton civarında bir rekolte bekliyoruz. Geçen yılki don hadisesinden dolayı yaşanan rekoltede düşüşün şu ana kadar iklim şartlarının uygun gitmesinden dolayı etkisinin olmayacağını düşünüyoruz. Sezon süresince yaklaşık 40-45 alım merkezinde gül çiçeği alınacak olup, yaklaşık 100-150 civarında geçici işçi istihdam edilecektir. 2016 yılı gül çiçeği sezonunun üreticilerimize ve ortaklarımıza hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyorum” dedi.

  • TZOB’dan, Fındıkta Müdahale Alımı Beklentisi

    Türkiye Ziraat Odalar Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, devletin fındıkta müdahale alımı yapması gerektiğini belirterek, “14 TL’ye fındığını satmayan üretici 9 TL’ye fındığını satmak istemiyor. Bu anlamda üretici dik duruyor, pazara fındık indirmiyor. Bu durum karşısında bizim hala TMO’nun fındık alımıyla ilgili ısrarımız devam ediyor ve devam edecek” dedi.

    Ordu’da serbest piyasada 8.75 TL seviyelerine inen fındık fiyatları üreticiyi tedirgin etmeye devam ediyor. Fiyat düşüşleri karşısında fındığını satmamak için direnen üreticiler devletin müdahale alımı yapmasını talep ediyor.

    Geçtiğimiz günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in katılımıyla Trabzon’da gerçekleşen toplantıda alınan kararları ve fındıkta yaşanan fiyat düşüşünü değerlendiren Türkiye Ziraat Odalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fiyat düşüşleri karşısında devletin müdahale alımı yapması gerektiğini söyledi.

    “FINDIKTA YAŞANAN DÜŞÜŞ BİZİ VE ÜRETİCİLERİMİZİ ŞOK ETTİ”

    Trabzon’da gerçekleşen toplantıda kamuoyu ve üreticinin beklentisinin Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) müdahale alımı yapması olduğunu ancak bu kararın çıkmadığını ifade eden Soydan, “Trabzon’da yapılan toplantının ardından kamuoyunun tek beklentisi özellikle TMO’nun fındıkta müdahale alımı yapmasındaki açıklamalarıydı ama olmadı. Alınan kararların bir gün sonra fındık fiyatlarına nasıl yansıyacağına baktık ve ilk pazartesi günü fındık fiyatları 9.30’dan bir anda 50 kuruşluk bir düşüşle 8.70-8.75 seviyelerine geriledi. Bu düşüş gerçekten bizi ve üreticilerimizi şok etti. Bu durum sonrası serbest piyasanın bu durumda üreticilere zarar verdiğini, üreticileri mağdur ettiğini görüyoruz” diye konuştu.

    “DEVLETİN MUHAKKAK MÜDAHALE ALIMI YAPMASI GEREKİYOR”

    Üreticinin zarar etmemek için direndiğini, fiyatların artması için devletin müdahale alımı yapması gerektiğinin altını çizen Soydan, “Devletin yani TMO’nun muhakkak müdahale yapması, alım yapması gerekiyor. Fiyatlar aşağıya inmeye devam ediyor. Bu fiyatlar karşısında üretici gerçekten ne yapacağını bilmiyor. 14 TL’ye fındığını satmayan üretici 9 TL’ye fındığını satmak istemiyor. Bu anlamda üretici dik duruyor, pazara fındık indirmiyor. Bu durum karşısında bizim hala TMO’nun fındık alımıyla ilgili ısrarımız devam ediyor ve devam edecek” şeklinde konuştu.

  • Otogaza İndirim Beklentisi

    Son zamanlarda brent petrol fiyatlarının düşmesiyle, akaryakıt fiyatlarında da indirimler devam ediyor. Ancak otogaza gelen indirim, benzin ve motorinin gerisinde kaldı.

    BRC Türkiye temsilcisi 2A Mühendislik A.Ş. yetkilisi Emre Deler, konuyla ilgili değerlendirmesinde, ‘’16.02.2015 tarihinde 4.35 TL olan benzinin litre fiyatı bugün itibariyle 4.01 TL’dir. Bu da bir yılda yaklaşık yüzde 8’lik bir indirim uygulanmış demektir. Ancak 16.02.2015 tarihinde 2,24 TL olan otogazın litre fiyatı ise bugün itibariyle 2,39 TL’dir. Bu da son bir yılda yüzde 5’lik bir zam demektir. Bu durumda benzine indirim yapılırken otogaza zam yapıldığını görüyoruz. Bu anlaşılır gibi değil. Müşterilerimizin yoğun şekilde indirim beklentileri var. En az yüzde 10 yani 20-25 kuruşluk bir indirim bekliyoruz. Ayrıca hem ekonomik hem de daha çevreci bir yakıt kullanarak gelecekte de yaşanabilir bir dünya için herkesi otogaz kullanmaya davet ediyoruz” dedi.

    “OTOGAZ İLE YÜZDE 40 TASARRUF SAĞLANIYOR”

    Emre Deler, “Benzine göre daha temiz bir yakıt olan otogaz, motorun daha sessiz çalışmasını sağlar ve ömrünü uzatır. En önemli özelliği ise benzine göre ucuz oluşu ve yaklaşık yüzde 40 tasarruf sağlaması. Örnek vermek gerekirse ortalama bir aracın 400 TL ile gideceği bin km’lik yolu, LPG’li bir araç yüzde 40 tasarrufla yaklaşık 240 TL’ye gidebilir” diye konuştu.

    Güvenilir markaların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan BRC’ nin Türkiye temsilcisi 2A Mühendislik A.Ş. yetkilisi Emre Deler, araçların her 10.000 km veya 6 ayda bir periyodik bakımlarının da yapılması gerektiğini hatırlattı.

  • İzmirli İş Adamlarının Yeni Yıldan Beklentisi Büyük

    2015 yılı iki seçim, terörden ekonomiye ve dış politikaya kadar pek çok farklı alanda karmaşık sorunlarla dolu bir yıl olarak tarih sahnesinde yerini alırken; tüm sektör temsilcileri 2016 yılının birikmiş sorunları çözüme kavuşturacak ve talebin hızla artmasını sağlayacak bir yıl olması yönünde beklentilerini dile getirdi.

    Ekonominin ülke genelindeki lokomotif sektörü inşaatta bu süreçte en dikkatle izlenmesi gereken sektörlerin başında geliyor. İş dünyası, 2016’dan çok şey bekliyor.

    “2016’DA DURGUNLUK KALKACAK”

    Gözde Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op.Dr. Kenan Kalı, 2015 yılının durağan bir yıl olduğunu belirterek “2016 yılında durgunluğun kalkmasını ve ekonominin yeniden canlanmasını bekliyoruz. 2015, ekonomik açıdan sıkışmış bir yıldı. Seçimlerin ardından ülkemiz beklediği istikrar ortamına kavuştu. 2016’da piyasaların açılacağını ve taleplerin daha fazla karşılanacağını düşünüyorum. 2016 yılının iyi bir yıl olmasını diliyorum. 2016’da komşumuzda süren yangının da sönmesiyle birlikte Türkiye tutulamaz güzel bir ülke olacak. Bunun yanı sıra; ekonomimizi etkileyen dış politikaların ve ülkeler arası yaşanan bazı sorunların mantık çerçevesinde çözülmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

    “2016, İZMİR’DE YENİDEN YAPILANMA YILI OLSUN”

    Müteahhitler Federasyonu (Müfed) Başkanı İnşaat Mühendisi Necip Nasır da, 2016 yılında İzmir’in gerek alt yapı gerek üst yapı anlamındaki eksiklerinin tamamlanmasının ve marka kent kimliğine yakışan projelerin yaşama geçirilmesinin öncelikli hedefler arasında olmasını istedi.

    MÜFED olarak, kentsel dönüşüm, ada bazlı kent planlamasının yapılması, depreme dayanıklı bina ve çevreci bir şehir düzenlemesi konularına yıllardır dikkat çekmek için çalıştıklarını belirten Nasır, şöyle konuştu: “İzmir’deki bazı yatırımlar, açılan dava sonucunda yarım kalıyor, kentin yarınlarının kurulması için mutlaka yeni adımların atılması gerekiyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Binali Yıldırım’ın, İzmir’in iki yakasını buluşturacak Körfez Tüp Geçit Projesi bu bağlamda kentimize değer katacaktır.”

    “YENİ YILDAN UMUTLUYUZ”

    Tanyer İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer de, inşaat sektörünün 2015 yılında genel anlamda istenen ölçüde büyüyemediğini söyledi.

    Türkiye’nin ekonomideki ivmesinin hızlanması gerektiğini anlatan Tanyer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İş dünyası olarak 2016 yılından umutluyuz. Gerek iç gerek dış politikada yaşanan dalgalanmalar piyasayı doğrudan etkiliyor. Yakalanan istikrar ortamının sürdürülmesi için hükümete büyük görev düşüyor. İnşaat sektörü Türkiye’nin parlayan yıldızıdır. Türkiye’nin de bu noktada çağdaş konutlara ve kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Hükümetten istikrarla birlikte kredi faizleri ve normal faizlerin düşmesini bekliyoruz. 2016 yılında inşaat sektörü daha aktif olacak ve yatırımcılar da hareketlenecektir.”

    “SAĞLIK SEKTÖRÜNDE YATIRIM DEVAM ETMELİ”

    Kaşkaloğlu Göz Hastanesi kurucusu Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu da, sağlığın her insan için vazgeçilmez olduğunu belirtti.

    Sağlık problemi olan kişinin yaşamındaki diğer konuların ikinci planda kaldığını anlatan Kaşkaloğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sağlık sektöründe devlet yatırımları kadar özel sektörün de yatırım yapması gerekiyor. Hem yerli, hem de yabancı hastalar için İzmir, sağlık turizmi açısından çok uygun bir lokasyon durumunda. 2016 yılında sağlık yatırımları, mutlaka artarak sürmeli. Doktor kadar yeni hemşire, hasta bakıcı ve sağlık personelinin de yetiştirilmesi ve eğitimi çok önemli.”

    “SAĞLIK TURİZMİNDE GERÇEK POTANSİYELİMİZİ ORTAYA ÇIKARMALIYIZ”

    Ege Özel Hastaneler Derneği Başkanı Nuri Nasır, sağlık turizminde hedef pazarın Avrupa ülkeleri vatandaşlarından oluştuğunu anlatarak şöyle konuştu:

    “1 milyon sağlık turizmi hastası, 23 milyon turist kadar döviz kazandırıyor. İzmir, sağlık turizminde gerçek potansiyelinin çok altında. Turizm konusunda deneyimli bir ülke olarak sağlık turizminde de ülkemize gelir getirmememiz için hiçbir neden yok. Türkiye’ye sağlık turizmi konusunda 2010 yılında 100 bin kişi gelirken, bu rakam 2013 yılında 300 bine ulaştı ve 2 buçuk milyar dolarlık döviz girdisi sağlandı. 2023 yılında bu hedef, 20 milyar dolar olarak belirlendi. Türkiye’nin istikrarlı gidişinin de bu konuda önemli katkısı olduğunu düşünüyorum. 2016’nın, bu alanda atılım ve yatırımların hız kazandığı bir yıl olacağını düşünüyorum.

    EGEBETA YÖNETİM KURULU BAŞKANI GAFUR ALİŞER:

    “2015’İN RÜZGARI 2016’I YI DA ETKİLEYEBİLİR”

    EGEBETAYönetim Kurulu Başkanı Gafur Alişer, “2015, ekonomik anlamda zor bir yıldı. Seçimlerin ve Rusya krizinin bunda etkisi büyük. Hem dünya hem de Türkiye açısından statükoyu koruyalım, ayakta duralım mantığı hakimdi. İş dünyası bu anlamda kabuğuna çekildi. İkinci seçim ve yaşanan belirsizlikler de bu süreci uzattı. 2015 yılının son çeyreği bu şekilde kayboldu” dedi.

    Rusya krizinin enteresan bir şekilde çok hızlı geliştiğini belirten Alişer, şunları söyledi: “Bu bilgilerin ışığında 2016 yılı muhteşem geçecek deme lüksümüz yok. Türkiye, doğru duruş sergilerse; krizi fırsata çevirerek yeni pazarlara yönelebilirse kendi durumunu artıya çevirebilir. İş dünyası da bu rüzgardan olumlu etkilenir.”

    “2016’DA HEM FIRSAT HEM RİSKLER VAR”

    Günaydın Group Yönetim Kurulu üyesi Erol Günaydın da, “2016 yılında Türkiye’de büyüme trendi hakim olacak. Ocak, Şubat ve Mart aylarında durgunluk yaşanacak. Çünkü personel maliyetlerindeki artış ve bu artışın hazmedilmesi süreci var önümüzde. Mart ayıyla birlikte tekrar hareketlenme bekliyorum” dedi.

    İran kapısının açılmasının lojistik sektörü açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirten Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Orta Doğu krizinin çözülme ihtimali söz konusu. 2015 yılının ardından lojistik sektörünün büyümesi öngörüsündeyiz. Sektör şu anda var olan dinamikleriyle yetersiz. Yeni yatırım yapılmalı. İşçilik maliyetleri arttığı için bütün maliyetler buna paralel artacak. Fiyatların yeniden ayarlanması gerekiyor. Ülke açısından, ekonomik anlamda risklerle birlikte fırsatlar var. Ne iyimser ne de karamsar konuşmak tam doğru değil. Bununla birlikte 2016 yılının 2015’ten daha olumlu geçeceğine inanıyorum.”

  • “Kriz Beklentisi Piyasanın İşleyişini Bozuyor”

    2015 yılını değerlendiren ve 2016 öngörülerini açıklayan İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Önel, piyasada olumsuz beklentilere umut bağlayanların reel ekonomiye ciddi zararlar verdiğini söyledi. Tüccarın 2016 yılından umutlu olduğunu belirten Önel, Avrupa Birliği sürecinin piyasalara olumlu yansıyacağını söyledi.

    2015 yılını zorluklarla geride bırakmak üzere olan tüccarların, 2016 yılına umutlu girdiğini ve 2015 yılında dünya genelinde özellikle de gelişmekte olan ülkelerin piyasaları için zor olacağının baştan belli olduğunu hatırlatan İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Önel, Türkiye’nin de içinde bulunduğu kırılgan ekonomilerin zor bir dönem geçirdiğini söyledi.

    Önel “Amerika Merkez Bankası’nın (FED) genişletici para politikasından vazgeçeceği ve euro bölgesinde yaşanan durgunluk emtia piyasalarında yaşanmaya başlayan aşağı yönlü ivmeden belliydi. Dünya genelinde yaşanan buhran özellikle bazı ülkeler için risk oluşturuyordu. Kırılgan beşli diye tabir edilen, ülkemizin de içinde bulunduğu ekonomiler zor dönemlerden geçti.

    Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’de büyüme rakamlarının aşağı yönlü gelmesi ve talebin azalması, dış ticareti genel anlamda olumsuz etkiledi. Yunanistan krizi ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler de piyasanın tuzu biberi oldu. Yaşanan bu olumsuz gelişmeler tüm dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de reel anlamda etkiledi” dedi.

    Özellikle jeopolitik olarak komşularla yaşanan gelişmelerin dış ticareti ve temelde ihracatı vurduğuna dikkat çeken İlker Önel, seçim belirsizliği ve kriz senaryosu yazanların olumsuz beklentilerinin piyasada zaman zaman dalgalanmalar yaşanmasına neden olduğunu ifade etti.

    “TÜRK EKONOMİSİNİN GÜCÜNÜ GÖRDÜK”

    Gelinen noktada bazı makroekonomik gelişmelerin negatif yansımış olabileceğini belirten Önel, “Diğer ülkeler ile karşılaştırıldığımızda ekonomimiz, iki seçim yaşamamıza rağmen sıkı maliye ve para politikaları sayesinde güçlü ve beklenenden daha iyi olduğu ortaya çıktı. İlk üç çeyrekte büyüme rakamlarımız hep beklentilerin üzerinde geldi. Sanayi ve imalat sektöründeki belirsizlikler ortadan kalkınca piyasa gelişmeleri olumlu algıladı, cari açığımız düştü ve bütçemiz fazla vermeye başladı. Her şeye rağmen ihracatımız 150 milyar dolara yaklaşacak. Ar-Ge harcamalarımızın artması ve yerli otomobil üretimi olumlu gelişmeler olarak karşımızda duruyor.

    Dolayısıyla şunu unutmamlayız, piyasada olumsuz beklentilere umut bağlayanlar bizim gibi gerçekten piyasanın bütün zorluklarını yaşayan reel ekonomiye bilerek veya bilmeyerek ciddi zararlar veriyor” diye konuştu.

    İyi niyetli olmayan kişiler de ‘kriz var’ söylemlerinin arkasına saklanarak piyasanın işleyişini bozduğunu ve aynı zamanda piyasayı oluşturan bankaların yersiz paniklemesine neden olduğunu vurgulayan Önel, bunun sonucunda da gerçekten iyi niyetli esnaf ve tüccar piyasanın sanal dalgalanmasından olumsuz etkilendiğini söyledi.

    2016 yılının özellikle Fed’in faizleri arttıracağı ve paranın da gelişmekte olan ülkelerden güvenli limanlara kaçacağı bir yıl olabileceğini söyleyen İlker Önel, 2016 yılından umutlu olduklarını ifade etti. 2016 yılı beklentileriyle ilgili de konuşan Önel “Emtia piyasalarında özellikle de petrolde hafif de olsa yukarı yönlü bir çıkış beklentimiz var. Diğer taraftan; tarım ürünleri ve metal piyasasında özellikle de Çin’de gelecek talebe bağlı olarak bugünkü seviyelerden daha yukarı yönlü bir hareket olabilir.

    Bir yandan tek parti iktidarının rahatlığının piyasalara güven ve moral verecek olması, diğer yandan Avrupa Birliği’nde yeni fasılların açılması piyasalara olumlu yansıyacaktır” dedi.