Etiket: Beklentinin

  • Çandır: “Enflasyon beklentinin altında”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Nisan ayı rakamlarını değerlendirdi. Nisan ayında tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 1.69, yıllık yüzde 19.50 arttığını belirten Çandır, artışın beklentinin altında gerçekleştiğine dikkat çekti.

    TUİK Nisan ayı yurtiçi üretici fiyatları (Yİ_ÜFE) enflasyonunu aylık yüzde 2.98 ve yıllık yüzde 30.12 olarak ilan ettiğini belirten Çandır, “Son 14 yılın rekoru olan yüzde 46.15’lik 2018 Eylül enflasyonundan bu yana gittikçe azalma eğilimi bu ayda da devam etmiştir. Ancak son 14 yılın Nisan ayları yurtiçi ÜFE değerlerine baktığımızda bugün açıklanan yüzde 2.98’lik enflasyon, 2008 Nisan’ından sonraki en yüksek yurtiçi ÜFE olmuştur. Yıllık üretici enflasyonunda bir düşme eğilimi söz konusu iken aylık veriler hala yüksek seyretmektedir. Bu durum önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonu için tetikleyici etki yapma riskini bünyesinde barındırmaktadır” uyarısında bulundu.

    Enerji, Üfe’deki düşüşün frenleyicisi

    Ana sanayi grupları itibariyle en fazla dikkat çeken kalemin aylık yüzde 5.29’luk fiyat artışı ile enerji grubunun olduğunu kaydeden BAGEV Başkanı Çandır, 2018 Nisan ayındaki artışın 2.92 olduğuna dikkat çekti. Çandır, kamunun kontrolünde olan ve üretimde ciddi bir öneme sahip olan enerji grubundaki fiyat artışlarının yüksek seyretmesinin ÜFE’de düşüşü frenlediğini vurguladı.

    Çekirdek enflasyonun aylık yüzde 1.56 ve yıllık yüzde 16.30 olarak ilan edildiğini belirten Çandır, Ekim ayından bu yana düşme eğiliminde olan aylık çekirdek enflasyonun son 6 aydan sonra ilk kez ciddi oranda yükseldiğine dikkat çekti. Çandır, çekirdek enflasyonun, enflasyonun seyrindeki etkisini belirtti.

    “Çok altında kalmış olması dikkat çekicidir”

    BAGEV Başkanı Ali Çandır, Burdur, Isparta, Antalya illerini kapsayan Batı Akdeniz’te TÜFE’nin aylıkta yüzde 1,45 ile ülke enflasyonunun çok altında olduğunu, yıllıkta ise yüzde 19,50 ile ülke ortalaması düzeyinde gerçekleştiğini bildirdi. Batı Akdeniz’in Nisan ayı enflasyonunun 26 bölge içerisinde aylık olarak en düşük 10. sırada ve yıllık olarak ise en düşük 5. sırada yer aldığını belirten Çandır, “Nisan ortalamalarına göre rekor seviyede olan turizm hareketliliğine rağmen ilan edilen bu bölgesel enflasyonun ülke ortalamasının çok altında kalmış olması dikkat çekicidir” dedi.

    Çandır, turizm hareketliliğinin ortalama üzerinde seyrettiği dönemlerde Batı Akdeniz’in enflasyonunun ülke ortalamasının üzerinde seyrettiğini anımsatırken, “Yaşadığımız bu tersine ilişkinin birçok açıklaması olabilir. Ancak tek bir aylık gerçekleşme yerine önümüzdeki birkaç aylık gerçekleşmenin karakterine bakarak söz konusu nedenleri irdelemek daha doğru olacaktır” dedi.

    “Ciddi risk faktörleri oluşturacaktır”

    Önümüzdeki dönem enflasyonda beklenen düşüşün çok kolay olmayacağını kaydeden Başkan Ali Çandır, faiz oranlarında beklenen indirimler konusunda da zorlanacağımızı belirtti. Çandır, “Faiz oranların düşmesindeki bu zorluklar ekonomik büyümemiz için de ciddi risk faktörleri oluşturacaktır. Dövizdeki olası hareketlilik dışında olan bu beklentiler, yaşanabilecek ilave döviz hareketlenmeleriyle daha da bozulacaktır. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın ilave sıkılaştırma politikalarına yeniden dönme zorunluluğu söz konusu olabilecektir. İş dünyasının, bu beklentileri göz ardı etmeden çalışmalarını sürdürmelerinde fayda vardır” değerlendirmesinde bulundu.

  • ATB Başkanı Çandır: “Enflasyon yılın ilk ayında beklentinin üzerinde”

    Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    Tüketici enflasyonunun (TÜFE) Türkiye ortalamasında yüzde 2.46, üretici enflasyonunda (Yİ_ÜFE) ise yüzde 3.98 olduğunu kaydeden Ali Çandır, “2017 yılının ilk ayında enflasyon beklentilerin çok üzerinde gerçekleşti. Bu rakamlar, 2003 yılından beri görülen açık ara en yüksek enflasyonlardır. Bu artışların talep ağırlıklı olmaktan çok maliyet ağırlıklı olması, bizleri çok daha dikkatli olmaya sevk etmektedir. Özellikle döviz fiyatlarındaki artışlar, önce üretici fiyatlarını daha sonra da tüketici fiyatlarını baskı altına alacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

    Batı Akdeniz’de daha yüksek

    Tüketici enflasyonunun Antalya, Burdur, Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz’de yüzde 2.51 rakamıyla ülke ortalamasının üzerinde gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, üretici enflasyonunun ise ülke ortalaması olan yüzde 3.98 ile aynı oranda olduğunu kaydetti. Çandır, tüketici enflasyonundaki yüksekliğin talepten değil, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden kaynaklandığını vurguladı.

    Merkez Bankası fiyat istikrarına odaklanmalı

    Yıllık enflasyonun henüz rekorluk seviyede olmadığını, önümüzdeki aylar için gerekli önlemlerin alınmasıyla enflasyonda istenmeyen rakamların önüne geçilebileceğini söyleyen Çandır, “TÜFE Türkiye ortalamasında yüzde 9.22, bölgemizde yüzde 9.68 ve ÜFE’de de yüzde 13.69 olan yıllık enflasyonlar, karşılaştığımız en yüksek değerler değildir. Yani eğer önümüzdeki aylar için gerekli önlemler alınabilirse, enflasyonda en kötüleri yaşamak zorunda kalmayabiliriz. Özellikle Merkez Bankamızın birincil görevi olan fiyat istikrarını sağlama görevine odaklanması, zaten talep yetersizliği içerisinde olan piyasanın bir de fiyat artışları baskısıyla karşı karşıya kalması yükünü hafifletici etki yaratacaktır” ifadelerini kaydetti.

    Yaş meyve sebzenin enflasyonu düşük

    TÜİK’in ocak ayından itibaren tarım ve gıdanın sepetteki ağırlığını yüzde 23’ten yüzde 21’e düşürürken, özel kapsamlı enflasyon göstergelerini değiştirerek yeni göstergeler eklediğini belirten Başkan Çandır, “İlan edilen tüm enflasyon rakamları bu değişikliklere göre yapıldı. Ocak ayı, tarımsal açıdan mevsim etkisinin ağırlıklı yaşandığı bir aydır. Bu yüzden özellikle yaş sebze, meyvede bir dalgalanma yaşanır. Nitekim ocak ayında yüzde 34’lük bir artış ilan edilmiştir. Ancak yaş sebze meyvenin yıllık enflasyonu yüzde 12 ve 12 aylık ortalamalara göre ise yüzde 2.92 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yani uzun dönemli bir analizde yaş sebze meyvenin enflasyonu hala çok düşüktür. Dolayısıyla tek bir noktaya bakıp genelleme yapmak yanıltıcı olabilmektedir” dedi.

    2 haneli enflasyon uyarısı

    Çandır, geçtiğimiz yılın enflasyon rakamlarını da değerlendirdi. 2016’nın Şubat, Mart, Ağustos aylarında negatif enflasyon ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu yıl eğer o aylarda negatif enflasyonlar yani fiyat düşüşleri beklemiyorsak, o takdirde önümüzdeki aydan itibaren iki haneli enflasyonları görmeye başlayacağız demektir” uyarısında bulundu. Çandır, “Diğer 8 ayın beşinde yüzde 1’den küçük, üçünde ise yüzde 1’den büyük enflasyon rakamları ilan edilmiş. Bu yıl benzer bir enflasyon serisi yakalayamazsak çift haneye demir atmış bir enflasyon yılı olma riski taşımaktayız. Tetikleyici etkisi bakımından üretici fiyatları enflasyonunda da geçen yılın aynı aylarında ciddi düşük enflasyonlar söz konusu olmuştur. Bu da enflasyonda yükseliş riskini artıran bir durum olarak karşımızda durmaktadır” dedi.

  • Merkelin Teklifleri Beklentinin Altında

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Merkel’in Türkiye ziyareti üzerinden BM’nin tutumu, AB ile Türkiye ilişkileri ve Türkiye’nin Suriye politikasına dair önemli açıklamalarda bulundu. Erhan, Merkel’in tekliflerinin beklentinin altında olduğunu söyledi.

    5 yılı aşkın süredir devam eden Suriye iç savaşıyla beraber dünya kamuoyunun gündeminden düşmeyen göç sorunu, gelinen noktada Avrupa’nın merkezine kadar sıçradı. Çoğunlukla Türkiye ve Ürdün’e göç eden Suriyeli sığınmacıların rotayı Avrupa’ya çevirmesi, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in yolunun aniden Türkiye’ye düşmesine neden oldu. Merkel’in ziyareti üzerinden Birleşmiş Milletler’in (BM) tutumu, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkileri ve Türkiye’nin Suriye politikasına dair önemli açıklamalarda bulunan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Merkel’in tekliflerinin Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak düzeyde olmadığını söyledi. Merkel’in Türkiye ziyaretini Avrupa Birliği’ni temsilen gerçekleştirdiğini belirten Çağrı Erhan, uluslararası toplumun Suriyeli mülteciler konusunda son 2 aylık gelişmelere kadar herhangi bir farkındalığa sahip olmadıklarını ifade etti.

    “BM VE AB’NİN KATKISI YOK DENECEK KADAR AZ”

    Büyük güçlerin birbiriyle çıkar çatışması yaşadığı konularda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin etkisiz kaldığına dikkat çeken Erhan, “BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, göçmenlerin durumlarını iyileştirmek ve göç etmelerine sebep olan şartları ortadan kaldırmak için çalışıyor. Fakat komiserlik, büyük güçlerin birbiriyle çıkar çatışması yaşadığı konularda etkisiz kalıyor ve sadece mültecilerin kamplardaki hayat şartlarının iyileştirilmesi için katkı sağlayabiliyorlar. Ancak gelinen noktada BM, Suriye kökenli mültecilerin yoğunluklu olarak bulunduğu Ürdün ve Türkiye’deki kamplardaki hayat şartlarını düzeltmek için de gerekli yardımı yapmıyor. Türkiye’nin bugüne kadar kabul ettiği mülteci sayısı resmi rakamlara göre 2 milyon, öz kaynaklarından yaptığı yardım ise 7 milyar dolar. BM ve AB’nin katkısı yok denecek kadar az” dedi.

    SURİYELİLER AVRUPA’YA GİDİNCE…

    Uluslararası toplumun Suriyeli mülteciler konusunda son 2 aylık gelişmelere kadar bir farkındalığa sahip olmadığını söyleyen Çağrı Erhan, “Suriyeli mülteciler, son 2 aydır Türkiye üzerinden çeşitli Avrupa ülkelerine gitmeye başladıktan sonra Avrupalı liderler bu konuda acil toplantılar yapmaya başladı. Bu doğrultuda Angela Merkel de Türkiye’yi ziyaret etti. Merkel, Almanya Başbakanı sıfatıyla değil, Avrupa Birliği’ni temsilen geldi ve Türkiye’ye birtakım teklifler getirdi. Ancak bu teklifler, kesinlikle Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak düzeyde değil” diye konuştu.

    GARP KURNAZLIĞI!

    “Vize muafiyetini getireceklerini, müzakerelerde 6 yeni faslı açacaklarını ve 3 milyar avro yardım yapacaklarını söylediler” diyen Çağrı Erhan, Merkel’in Türkiye’ye sunduğu teklifleri ‘Garp Kurnazlığı’ olarak nitelendirdi. Prof. Dr. Erhan, “‘Avrupa’daki mültecilerin bir bölümünü geri alırsanız vize muafiyetini getiririz’ diyorlar fakat bu ikisinin birbiriyle hiç ilgisi yok. Bu tamamen Garp Kurnazlığı’dır. Açmayı teklif ettikleri fasılların, zaten bugüne kadar çoktan açılması gerekiyordu. Son olarak teklif ettikleri 3 milyar avroluk rakamın iki katından fazlasını Türkiye bugüne kadar zaten harcadı. Bundan sonra harcanacak rakam da katlanarak artacak. Bir tarafta Türkiye tek başına 7 milyar dolar para harcarken diğer tarafta 28 ülke bir araya gelip 3 milyar avro para öneriyorlar. Burada bir insafsızlık sözkonusu” dedi.

    “SADECE MÜLTECİ MESELESİ KONUŞULMALI”

    Türkiye ile Avrupa Birliği arasında müzakere sürecine hiç girmeden sadece mülteci meselesinin konuşulması gerektiğini söyleyen Çağrı Erhan, “Suriye’deki kriz çözülürse ve barış ortamı sağlanırsa mülteci sorunu da kısa sürede çözülür. Ama kanayan yara devam ettiği müddetçe bu sorun da artarak devam edecek” dedi.

    SURİYE POLİTİKASINI İNCE AYAR

    Türkiye’nin Suriye politikasına ince bir ayar vermesi gerektiğini belirten Çağrı Erhan, “Türkiye, 6 aylık bir süre için Esad’ın iktidarda kalmasına ‘evet’ demeye başladı. Türkiye hali hazırda çıkan durumu fırsata çevirme imkanına sahip. 5 yıl önce Türkiye’nin takındığı tavırda var olan şartlar şu an mevcut değil. Türkiye, Suriye politikasını belirlerken Rusya diye bir aktör yoktu ancak şu an Suriye denklemine Rusya aktörü eklendi. Bu durumda Türkiye, ‘Yeni koşullar çerçevesinde Suriye politikama ince bir ayar veriyorum. Bugüne kadar ki pozisyonumu ilkesel bazda korumakla birlikte kendi sınırlarımı korumaya yönelik, mülteci sayımızı azaltmaya ve koşullarını düzeltmeye dönük bir politika takip edeceğim. Suriye’de bu kadar aktif bir siyaset izlemeyeceğim’ diyebilir. Çünkü bu Türkiye’nin Rusya ile karşı karşıya kalmasına da sebep oluyor” dedi.