Etiket: Beklentileri

  • Tarım sektörünün yeni yıldan beklentileri

    Tarım sektörünün yeni yıldan beklentileri

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, zor bir yılı geride bırakıp, 2021’e girerken, geçtiğimiz yılda pandemi nedeniyle önemi daha da artan tarım sektörünün beklentilerini 25 madde halinde dile getirdi.

    Başkan Mutlu Doğru, konuya ilişkin açıklamasında, tarım sektörünün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerini ilgili merciler ve kamuoyunun görüşlerine sunarken, tarımın olmazsa olmaz sektör özelliğine bir kez daha vurgu yaptı. Doğru, “Pandemi sürecinde, güvenilir gıdaya sürekli ve spekülasyonlardan uzak, makul fiyatlarla ulaşımın sağlanması için ülkemizin başta stratejik tarım ürünlerinde kendi kendine yeter duruma gelebilme hedefi herkes tarafından benimsenmiştir” ifadelerine yer verdi.

    Türkiye’nin her dönemde bir numaralı gündem maddesi olan enflasyonla mücadele kapsamında, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatları yerine üretim maliyetlerini düşürücü önlemler alınması gerektiğini savunan Başkan Mutlu Doğru, pandemi sürecinde oluşturulan bilim kurulu benzeri bir kurulun da tarım sektörü için oluşturulmasını önerdi.

    Küresel ısınmanın etkisiyle iklim değişikliği ve tatlı su kaynaklarının azalma riskinin Türk tarımının önündeki en büyük ortak sorun olduğuna vurgu yapan Doğru, “Su kaynaklarımızın yüzde 70’inin kullanıldığı tarım sektöründe geleceğimizin emaneti suyumuzu tasarruflu kullanmaya yönelik teşvikler yapılmalı. Her türlü tarım desteği, sübvansiyonlu kredi ve tarım yatırım teşviklerinde suyu doğru tekniklerle ve tasarruflu kullanma ön koşul haline getirilmeli, su ve enerji tasarrufu sağlayacak yeraltı kapalı sistem basınçlı sulamaya geçilmeli” dedi.

    Tarım istatistikleri

    Tarım istatistiklerin önemine dikkati çeken Doğru, “Tarım ve Orman Bakanlığımız bünyesinde başlatılan ürün masalarının çalışmalarını takdirle takip etmekle beraber, doğru tarım istatistiklerine ulaşmak için gelişmiş ülkelerin tarım veri toplama metotları da incelenip, her türlü teknolojiyi devreye sokarak, Türk tarımında doğru verilere ulaşmalıyız. Ölçemezsek kontrol edemeyiz, kontrol edemezsek yönetemeyiz” diye konuştu.

    Ürün deseninin oluşturulmasına ilişkin olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ve ilgili bürokratların çiftçiyi temsil eden kuruluşlarla daha sık ve düzenli bir araya gelmesi çağrısında bulunan Doğru, şunları kaydetti:

    “Tarım sektöründe çalışan sürekli tarım işçileri ve işverenlerin arasındaki çalışma ve sosyal güvenlik şartlarının düzenlendiği Tarım İş Kanunu, günümüz şartlarına göre yeniden tartışılarak hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

    Meclis’te 2020 yılında kabul edilen yeni taklit ve tağşişle mücadele yasası, çiftçimizin ürettiği ürünleri gıda tebliğine uygun olarak üreterek mamul hale getiren dürüst sanayicimizin ve çiftçilerimizin hakkını ve emeğini koruyan, gıda sektöründe üretilen mamul ürünlerde haksız rekabetin önüne geçecek ve halk sağlığını da koruyacak önemli bir yasal düzenlemedir. Ancak bu yasanın tarım il teşkilatları ve hatta belediyelerimiz tarafından etkili ve adil olarak uygulanması ve sonuçlarının da Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından aylık olarak kamuoyu ile paylaşılmasını bekliyoruz.”

    Tarım desteklemeleri

    Tarım desteklerine ilişkin, tarımın içinden gelen çiftçiler ve temsilcileriyle görüşülerek etki analizlerinin yapılmasını isteyen Doğru, bu konudaki diğer beklentilerini şöyle dile getirdi:

    “Rekolteye, üretim maliyetine, çevre ve insan sağlığına, ürünün pazarlama gücüne ve çiftçi refahına katkıları ayrıntılarıyla tek tek ele alınarak, sadeleştirilmeli, gereksiz ve etkisiz olanlar kaldırılmalı, mevcut destekleme bütçesi daha etkili kullanılmalı. Tarım destekleri yılın başında açıklanarak ekim planlamasıyla ülkenin ihtiyacı olan ürünlerin ekimi teşvik edilmeli ve bir sonraki ürün tohum tarlaya düşmeden, çiftçinin üretim maliyetleri için nakit ihtiyacının en çok olduğu zamanda ödenmelidir. Tarım desteklerinden kesilen yüzde 2 ile 4 oranındaki stopaj vergisi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yapacağı görüşme ile kaldırılmalı ve desteklemeler çiftçilerimizin hesabına kesintisiz olarak ve bankanın açık olduğu hafta içi günlerde yatırılmalıdır.”

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Doğru, tarım kredilerine ilişkin beklentilerini dile getirirken, “Bu kredilerin daha da yaygınlaşarak belirlenen tarım politika ve yönlendirmelerin uygulamasında daha etkin kullanılması tarımın geleceği için yararlı olacaktır. Özellikle küçük çiftçimizin borç yapılandırma ihtiyacı artmıştır. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde takibe düşen borçların faizlerinin hazine tarafından ödenip, anaparanın 5 yıl vadeye bölünerek tahsil edilmesi, sadece ekonomik değil, köyde yaşayan ve kefaletle kredi kullanan küçük çiftçimiz için sosyal bir gereklilik haline gelmiştir.

    Tarım kredilerdeki geri dönüşlerde kamu ve özel bankalarda yaşanan sıkıntılar göz önüne alınarak, üretimin devamı için ödeme güçlüğü çeken çiftçimize, kredinin açıldığı faiz oranıyla yapılandırma imkanı getirilmeli, yeni açılacak tarım işletme kredilerinde BDDK’nın alacağı kararla, 6 ayda bir faiz ödenmesi şartıyla kapatma vadesi 24 aya çıkarılmalıdır” görüşüne yer verdi.

    Kredi teminatı

    Doğru, hayvancılık yapan çiftçilerin kredi teminatı olarak hayvan varlığını göstermesi BDDK tarafından da kabul görmesine rağmen, kamu ve özel bankalarımız bu uygulamadan kaçındığını, bunun da çözüm bekleyen sorunlar arasında bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Bunun yanı sıra Kooperatifçiliğin gelişmesi için Tarım Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ilgili sivil toplum kuruluşlarının da görüşünü alarak, ortak bir çalışmayla tarım kooperatiflerin kuruluş ve yönetimleriyle ilgili kanunu yeniden düzenlemeli ve yöneticilerine mutlaka tüm şahsi varlıklarıyla sorumluluk getirilmelidir.

    Tarım Kredi Kooperatiflerinin yönetim organizasyonu, kooperatif, bölge birliği, hizmet büroları, depoları ve iştirakleriyle yeniden yapılandırılarak işletme maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalı ve ortaklarına piyasa fiyatlarının altında girdi sağlamalı ve üretilen ürünlere katma değer yaratılmalıdır. Kooperatifçiliğin esas amacı budur.”

    TMO’dan beklentiler

    Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), piyasa düzenleyici görevi nedeniyle çiftçinin destekçisi, sanayici ve tüketicinin ise güvencesi olduğuna dikkati çeken Doğru, “TMO değişen piyasa şartları ve enflasyona göre açıkladığı müdahale alım fiyatını aylık olarak güncellemelidir. Aksi halde bu yıl olduğu gibi açıklanan buğday ve mısır fiyatı piyasanın altında kaldığından, gerekli alımı yapamayarak ithal etme durumunda kalabilmektedir. TMO, alım fiyatlarıyla birlikte aylık satış fiyatlarını da açıklamalı, sanayicinin önünü görerek piyasaya girmesini sağlamalıdır” dedi.

    Doğru, tarım ürünleri ihracatı için yeni pazarların önemine dikkati çekerek, “Cumhuriyetimizin 100. Yılında tarım ürün ihracatındaki hedeflere ulaşmak için İhraç ettiğimiz tarım ürünlerimizde tek pazara bağlılığı önlemek, yeni ve zengin pazar arayışına girmek, ihracatın artarak sürekli olması ve ürettiğimiz ürüne katma değer yaratılması önemli bir husustur. Bu konuda ihracatçılarımızın yeni pazarlara girmesinin önünü açacak ülkelerle alım protokolleri imzalanması, uzak mesafeler için gerekirse havayolu taşımasını da devreye sokarak navlun desteği verilmesi ihracatçımızın yeni pazarlarda rekabet gücünü arttıracaktır” görüşüne yer verdi.

    Yaş meyve üretiminde çok yıllık ürünlerin ekimi ve dikimi konusunda planlama eksikliğinin uzun vadede arz fazlalığına ve dolayısı ile değersiz ve hatta zararına üretime neden olduğuna dikkati çekerek, bu konuda envanter çalışması yapılarak, fazla ekimi olan ve yurt dışında rekabet şansı olmayan ürünlere destekleme kesilerek gereksiz yatırımın önüne geçilmesini önerdi.

    Çiğ süt fiyatları

    Doğru, 2020’de tarımın gündemindeki en önemli problem olan çiğ fiyatları konusundaki beklentilerini ise şöyle dile getirdi:

    “Çiğ süt fiyatlarının, açıklanan maliyetler dikkate alınmadan Gıda Komitesince belirlenip, Ulusal Süt Konseyine açıklatılması, konseyin vasfını yitirmiş olduğu anlamındadır. Serbest ekonomi şartlarıyla uyumsuz olan bu duruma açıklık getirilmeli, fiyat açıklanıyorsa Et Süt Kurumu tarafından açıklanan fiyatla çiğ süt alınarak süt tozu haline getirilmeli, fazlası ihraç edilerek piyasa düzenlenmelidir. Çiğ süt maliyeti hesaplanırken, dünyada kabul görmüş süt yem paritesine göre, dörder aylık dönemlerde en çok kullanılan yem hammaddelerinin borsa fiyatlarının baz alındığı bir formül üzerinde anlaşarak çiğ süt fiyatı belirleme bir sisteme bağlanmalı, toplama ve soğutma bedelleri ise yüzdesel olarak bu fiyata ilave edilmelidir. Çiğ süt destekleme prim miktarlarının belirlenerek aylık ödeme yapılacağının açıklanması üretici açısından olumlu bir gelişmedir.

    Süt Hayvancılığı ile uğraşan çiftçilerimizin üye oldukları birlik ve kooperatiflerin sayıca çok ve dağınık yapıda olması, sektöre zarar vermektedir. Damızlık sığır yetiştiren ve süt üreten bir çiftçinin üye olması gereken birlik tek bir çatı altında toplanarak tek seslilik sağlanmalı, birbirlerine adeta rakip hale gelen gereksiz birlik ve kooperatifler kapatılmalıdır.”

    Elektrik maliyeti

    Doğru, tarım amaçlı kullanılan elektrik birim fiyat tarifesinin, dağıtım şirketlerinin özelleşmesi ile diğer tarifelerden farksız hatta daha pahalı hale geldiğini belirterek, tarım ve hayvancılıkla ilgili elektrik faturalarının Ziraat Bankasında otomatik ödemeye alınması şartıyla hazine destekli sıfır faizli kredi ile aylık ödenerek, çiftçilerden yıl sonunda tahsil edilmesini önerdi.

    Başkan Mutlu Doğru, iklim değişikliğinin tarımın geleceği üzerindeki en büyük risk olduğuna vurgu yaparak, “Bu riskle mücadele ederken don gibi çiftçimize önemli zararlar veren doğa olaylarına karşı korunma amaçlı ülkemizde de üretimi başlayan dona karşı rüzgar pervanelerindeki yüzde 18 olan KDV oranlarının yüzde 8’e düşürülmesi bu makinaların alımında finansman maliyetini düşürecek ve yaygın kullanımına destek olacaktır” dedi.

    Doğru, açıklamasının son bölümünde, tarımın önemine bir kez daha vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Dünyada hücresel, dijital, dikey ve hassas tarım gibi konularla geleceğin tarımı tartışılıp, çevreyi koruyan, sağlıklı ve yüksek verimli tarım üretim modelleri dizayn edilmeye çalışılırken, ülkemizde yüzde 17 olan tarım nüfusumuzun milli gelirden aldığı yüzde 7 payla çiftçimizin ayakta kalması ve geçim derdine çare bulmayı konuşuyoruz. Ülkemizin yüksek tarım potansiyeli ve lojistik avantajlarıyla, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve hatta Uzakdoğu’nun tarım üretim merkezi haline gelmesi hayal değildir. İhtiyacımız olan stratejik ürünleri, dışarıya bağımlı olmadan, toprak, su ve iklim koşullarımıza göre en verimli şekilde üretmek için tarım politikalarımızı ve üretim önceliklerimizi, uzun vadeli, siyaset üzeri düşünerek belirlemeliyiz. Tarım kesiminin kronikleşen sorunlarına, güçlü bir siyasal iradeyle, radikal ve kalıcı çözümler getirilmeli, tarımda aynı sorunları konuşma kısır döngüsünden kurtulup, bizler de ülkemizde geleceğin tarımını dizayn etmeliyiz.”

  • HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: ”Asgari ücretteki artış önemli olmakla birlikte yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri karşılamamıştır”

    HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: ”Asgari ücretteki artış önemli olmakla birlikte yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri karşılamamıştır”

    HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 2021 yılı için net 2 bin 825 TL olarak belirlenen asgari ücretteki artışın önemli ancak yeterli olmadığını belirterek, “Gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek için kullanılması gereken temel bir sosyal politika aracı olan asgari ücretteki artış, önemli olmakla birlikte pandemi nedeniyle yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri karşılamamıştır” dedi.

    HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, açıklanan asgari ücretle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “2021 yılı için net 2.825,90 TL olarak belirlenen asgari ücretteki artış, enflasyonun üzerine denk gelen önemli ancak yeterli bir artış değildir. Gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek için kullanılması gereken temel bir sosyal politika aracı olan asgari ücretteki artış önemli olmakla birlikte, pandemi nedeniyle yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri ve asgari yaşam standardını karşılamaktan uzak kalmıştır” dedi.

    Arslan, asgari ücretin yaşam standardının ve gelir dağılımının önemli bir unsuru olduğunu, ücretlerin minimum düzeyini belirleme aracı olduğunu belirtti. Buna karşın Türkiye’de uygulanan asgari ücretin bir standart oluşturmaktan uzak bulunduğunu kaydeden Arslan, hükümetin çalışma hayatına yönelik aldığı önleme ve tedbirlere rağmen pandemi koşulları nedeniyle bazı sektörlerde çalışanların mağdur olduğu, iş ve gelir kaybı yaşadığı kritik bir süreç yaşandığını belirtti. Açlık ve yoksulluk araştırmalarında ortaya çıkan rakamlar dikkate alındığında yapılan artışın asgari ücretli bir ailenin yaşam şartlarının ne kadar zor olduğunu ortaya koyduğunun altını çizen Arslan, asgari ücret belirlenirken bu mağduriyetleri giderecek, çalışan ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşanmasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücret olmasının en büyük beklentileri olduğunu ifade etti. HAK- İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan açıklamasının devamında şunları belirtti:

    “HAK-İŞ olarak çalışanların yaklaşık yüzde 45’ini doğrudan ilgilendiren ve Türkiye’nin en büyük toplu iş sözleşmesi anlamına geldiğini düşündüğümüz asgari ücret konusunu iş birliği yapılması gereken konuların başında görüyor ve bunun gereğini yerine getirmek için de çalışıyoruz. İşçi kesimini temsilen komisyonda yer alan TÜRK-İŞ’in, HAK-İŞ ve DİSK’in görüşlerini de alarak işçi kesiminin tek ses olarak hareket etmesini çok önemsedik ve katkı verdik. 2021 yılı için geçerli olacak asgari ücret konusunda üç işçi konfederasyonu ortak açıklamada bulunarak, asgari ücretin ilkesel kriterlerini ve insan onuruna yaraşır bir seviyede belirlenmesi için talebimizi ilettik. Ancak gelinen noktada taleplerimizin tam olarak karşılanmadığını görüyoruz.”

    Asgari ücrete ilişkin başından beri dile getirdikleri taleplerini bir kez daha ifade etmek istediklerinin altını çizen Arslan, ”HAK-İŞ olarak asgari ücrete ilişkin başından beri dile getirdiğimiz taleplerimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Asgari ücret Asgari Geçim İndirimi (AGİ) hariç ve net olarak açıklanmalıdır. Asgari ücret belirlenirken yılsonunda gerçekleşen enflasyon oranları dikkate alınmalı ve bu oranın üzerine iyileştirme ve refah payı ilave edilmelidir. Konfederasyonumuz, gelir dağılımının adil bir şekilde gerçekleşmesine yönelik olarak bireylerin gelirlerine, harcamalarına ve servetlerine göre vergiye tabi tutulması konusundaki her türlü çalışmayı desteklemektedir. Bu çerçevede asgari ücretin üzerindeki vergi yükünün kaldırılmasını, ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmının vergiden muaf olmasını talep etmekteyiz. Açıklanan rakam, konfederasyonlar tarafından geçen yıl başlatılan ve bu yıl devam ettirilen sürecin toplumun refahını sağlamak ve çalışanların gelir düzeyini artırmak için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. İşçilerin beklentilerinin tam olarak karşılandığı bir asgari ücret hayırlı olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

  • Kilisli Esnafın seçilecek belediye başkanından beklentileri

    Kilis Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şevket Memiler, Şehrin bir vizyon kazanması, içerisinde bulunduğumuz sorunların çözüme kavuşması adına Kilis halkının en doğru kararı vereceğine olan inançlarının tam olduğunu söyledi.

    KESOB Başkanı Şevket Memiler, Yerel seçimler için belirlenen tarih yaklaşmakta ve partiler tarafından Belediye Başkan Adayları belirlenmeye başlandığını ifade ederek, “Yerel seçimler şehrin geleceği açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç ve Kilis gibi atılım bekleyen bir şehir için büyük önem arz etmektedir. Şehrimizin bir vizyon kazanması, içerisinde bulunduğumuz sorunların çözüme kavuşması adına Kilis halkının en doğru kararı vereceğine olan inancım tamdır. Kilis’de yaşayan bir Kilis sevdalısı ve esnafımızın temsil kurumu olan KESOB Başkanı olarak yeni belediye başkanımızdan bazı haklı beklentilerimiz bulunmaktadır.Öncelikli çözüm bekleyen sorunlar arasında ekonomik kalkınmanın olduğu aşikardır. Ekonomik kalkınmanın sağlanması ve hemen akabinde işsizlik sorununun üstüne gidilmesi ile şehrimizin nefes alması asıl mücadele sahamız olmalıdır. Daha yaşanabilir bir Kilis ortaya çıkması için modern bir şehir görünümüne kavuşmamız, Kilis halkının yaşam standartlarının yükseltilerek yeni nesillerin mutlu bir toplumda yetişmeleri ise en büyük beklentimizdir.Bu amaç için çalışacak bir Belediye Başkanını parti ayrımı gözetmeksizin desteklemeye hazırız. Partizanlığı bir tarafa bırakarak bu şehir için çalışan bir başkanla kol kola girmeye kararlıyız. Kilis’e hizmet etmek için yarışan tüm aday arkadaşlara şimdiden başarılar diliyor, kendileri ve şehrimiz için en hayırlı olacak ismin bu ipi göğüslemesini diliyorum” diye konuştu.

  • Öğrencilere iş adamları ve iş dünyasının beklentileri anlatıldı

    MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun, üniversite öğrencilerine iş adamlarının ve iş dünyasının gençlerden beklentilerini anlattı.

    Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Elazığ Şubesi ile Fırat Üniversitesi (FÜ) arasında imzalanan “Eğitim Araştırma ve Yayım Faaliyetleri İşbirliği” protokolü kapsamında Şube Başkanı Hasan Uzun seminer verdi. FÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerine yönelik verilen seminerde “İş Adamlarının ve İş Dünyasının Gençlerden Beklentileri” anlatıldı.

    Gençlerin, öğrencilerin şu andaki gündeminin bir yükseköğretim kurumuna yerleşmek olduğunu, son sınıflara geldiklerinde iş dünyasının nasıl bir üniversite mezunu beklediğinin öncelikli konu haline geldiğini belirten MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun,”Bu soruyu son sınıfa gelmeden daha işin başındayken kendinize sormanız doğru tercih yapmanızda etkili olacaktır. Öncelikle, nasıl bir mezun olursam, işverenler beni arar, hangi işte çalışırsam daha mutlu olurum, daha üretken verimli, başarılı nasıl olurum gibi soruları kendinize sormanız gerekli” dedi.

    İş adamları olarak gençlerden beklentilerini de aktaran Uzun,”Öncelikle çalışan ve gençlerin güzel ahlaklı olmalarını önemsiyoruz. Güvenilir, çalışkan, tecrübeli olmalarını, güçlü iletişim kurabilmelerini,bilmeye, öğrenmeye açık olmalarını,özgüveni yüksek hedeflerinin olmasını,kendini sürekli geliştirmeli ve kurumuna katkı sağlamalı,fırsat ve tehlikeleri görebilen tedbir alabilen,işini takip eden ve sonuçlandırabilen,çalışma isteği ve çalışma alışkanlığı olan,teorik bilgiyi pratiğe dökebilen ve var olan sistemi hiç sorgulamadan kabul edenleri değil, sistemin tıkanıklarını gören, her şeye rağmen yılmadan bunlarla savaşan, yeni sistemler geliştirebilen çalışanlar istemektedir”diye bilgi verdi.

    İş adamlarının bu özellikteki kişileri asla geri çevirmeyeceğine de vurgu yapan Uzun, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu öğrencilerinin, iş adamı olma potansiyellerinin çok yüksek olduğunu, kendilerini bir kurumda çalışan olmaktan çok iş adamı olma yolunda geliştirip adım atmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

  • Cari açık verisi öncesi piyasa beklentileri

    Piyasalar bugün açıklanacak Mayıs ayı cari açık verisine kilitlendi. Veri öncesi dolar güne 4,7180 liradan, euro ise 5,5350 liradan başladı.

    Piyasalar yurt içinde açıklanacak Mayıs ayına ilişkin cari açık verisine odaklandı. Pazartesi akşam saatlerinden itibaren yükseliş trendine geçen dolar güne TL karşısında 4,7180 liradan, euro ise 5,5350 seviyelerinde işlem almaya başladı. Ayrıca ABD’de açıklanacak Üretici Fiyat Endeksi verileri de fiyatlanmalarda rol oynayacak.

    BİST100 Endeksi

    Endeks dün 2,978 puan azalarak yüzde 3 değer kaybederken toplam işlem hacmi 11,7 milyar lira ile rekor düzeyde gerçekleşti. En çok değer kaybı bankacılık endeksinde yüzde 6,48, holding endeksi de yüzde 2,05 oldu. Tek kazandıran sektör yüzde 0,95 ile metal ana sanayi oldu. Endeks özellikle banka pay piyasalarında yoğunlaşan satışlar ve rekor düzeydeki işlem hacmiyle gün içinde 95.850 puana kadar geriledi.

    InvestAZ’ın piyasa değerlendirmesine göre endeksin yeniden hareketli ortalamaların altına gerilemesi ile düşüş trendinde fiyatlama sürüyor. Tepki alımlarında 97 bin – 98 bin – 99 bin 500 seviyeleri dirençler olarak takip edilirken düşüşlerin devamı halinde 95 bin 300 – 94 bin 500 – 93 bin seviyeleri gündeme gelebilir.

    Dolar kuru yükseliş yönlü kalmayı sürdürüyor

    Dolar/TL kuru, dün gün içinde 4.74 – 4.64 seviyeleri arasında hareket ederken günü 4.7050 seviyesinde tamamladı. Bugün yurt içinde cari hesap verisi, ABD’de ise OPEC Aylık Rapor ve Üretici Fiyat Endeksi verileri takip edilecek. Ticaret Savaşları Gelişmekte Olan ülkeleri baskılıyor. Hareketli ortalamaların üzerinde seyreden kurda yükselişlerde 4.70 – 4.75 – 4.80 seviyeleri gündeme gelebilir.

    Altın doların güçlenmesi ile zayıfladı

    Altın fiyatları, dün dolardaki güçlenme etkisiyle hafifçe geriledi. Bugün ticaret savaşlarına ilişkin yeni adımlar sonrasında güne sakin başlayan altın için ONS fiyatında bin 250 dolar seviyesi en önemli destek olarak takip edilebilir. Dört saatlik grafikte hareketli ortalamaların altında seyreden fiyatlamalar ile düşüşlerde bin 250 – bin 248 ve bin 245 (dolar) destekleri gündeme gelebilir. Dirençler bin 254 – bin 267 – bin 274 (dolar) seviyeleri olarak değerlendirilebilir.